İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Ünlü alim M. Zahid Kevseri Düzce'de anılıyor

Yaşam
|

Yayınladığı eserlerle iim ve fkikir dünyasında önemli izler bırakan son dönem Osmanlı alimlerinden M. Zahid El-Kevseri, Düzce'de düzenlenen bir sempozyumla anılacak.

Yayınladığı eserlerle iim ve fkikir dünyasında önemli izler bırakan son dönem Osmanlı alimlerinden Muhammed Zâhid Kevserî, Düzce'de düzenlenen bir sempozyumla anılıyor.
 
Uluslararası Düzceli Muhammed Zâhid Kevserî Sempozyumu,  Düzce Gölkaya'da bulunan Efteni Termal Otel'de gerçekleştiriliyor. Açılış programı dün saat 09:30'da başladı.  İlk günkü oturumlarda, M. Zahid Kevseri'nin hayatı, eserleri ve ilmi kişiliği ile Kuran ve Hadis ilimlerine olan bakış açısı anlatıldı.
Bugünkü oturumlarda ise M. Zahid Kevseri'nin fıkıh, kelam ve tarih ilimleriyle olan ilişkisi ile Mezhepler Tarihi, Mezhep Merkezli Fıkhi Tartışmalar ve İslam düşüncesi ele alınıyor.. Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Düzce Valiliği ve Düzce Belediyesi'nin işbirliğiyle gerçekeştirilen sempozyumlarda, M. Zahid Kevseri'nin ilmi mirasını değişik açılardan gün ışığına çıkarmak ve uluslararası söhrete sahip bir Osmanlı aliminin penceresinden İslam dünyasının içinde buunduğu fikir ve düşünce ortamını anlama çabalarına katkıda bulunmak amaçlanıyor.

MUHAMMED ZÂHİD EL-KEVSERÎ HAZRETLERİ

Hakyol Vakfı Düzce Şubesi, Düzce Konuralp Derneği ve İLKSAV’ın 9-10 Aralık 1995 tarihinde Düzce’de düzenlediği “Muhammed Zâhid El-Kevserî; Hayatı-Eserleri-Tesirleri Sempozyumu’un açılışında ve kapanışında Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan (Rh.A.) Hocaefendi’nin yaptıkları konuşmalardan derlenen bölümünü istifadenize sunuyoruz.

Düzce
’de yetişmiş büyük bir alim olan, Gümüşhanevi Dergahı hülefasından Muhammed Zâhid El Kevserî hazretleri hakkında (9-10 Aralık 1995) bir sempozyum tertip eyledik. Düzce halkı son derece etkilendi, içlerinden yetişmiş ve yakın geçmişte yurtiçi ve yurtdışında her biri ayrı bir kıymet olan büyük âlimler yetiştirmiş, nice değerli eserler ermiş, nice yanlışlıkları ilmi makaleleriyle düzeltmiş bu mümtaz şahsiyeti daha yakından tanımaktan ziyadesiyle memnun ve mesrur oldu. Düzceliler bundan sonra bu konuda daha kadirşinas olmaya azmetti. (M. Zâhid El Kevserî, Hayatı-Eserleri-Tesirleri; Takriz, Sayfa 8, Seha Neşriyat, 1996)
….

Zâhid el-Kevserî Sempozyumu, Düzce için çok büyük önem arz eden bir kültür çalışmasıdır. Zâhid el-Kevserî hazretleri, günümüzde dahi müzakere ve münakaşa edilen pek çok meselede kalemiyle İslam Dini’ne, İslam imanına, tasavvufa, fıkha çok büyük hizmetler etmiştir. Gitmiş olduğu diyarlarda ileri sürülen yanlış, hatalı görüşleri kalemiyle düzelterek çok güzel makaleler yazarak dikkati çekmiştir. Bütün tevazuuna rağmen ilmiyle yükselmiştir, Allah (cc) tarafından yükseltilmiştir. (a.g.e., Sempozyum Açılış Konuşması, sayfa 9)

….

Muhammed Zâhid hazretlerinin büyük beyne’l-mineli’l-müslimin bir şahsiyet olması çok önemlidir. Bu hamasi, hissi, sübjektif bir değerlendirme değildir. Zâhid el-Kevserî hazretleri gerçek ve hakiki bir ilim adamıdır. Böyle hakiki ilim adamlarını imam hatip okullarındaki öğrencilerin ve hocaların, ilahiyat fakültelerinde görev yapan kimselerin tanıması lazım. Hakiki ilim adamı kolay yetişmez, her yerde kolay bulunmaz. Zâhid el-Kevserî bir ilim adamında bulunması gereken bütün vasıflara sahip; araştırıyor, kütüphanelerde çalışıyor, neşredilmemiş bile olsa yazma halindeki nadir kitapları karıştırıyor, herkesin duymadığı kaynakları okuyor, araştırmacı bir zihniyete sahip. Bu çok önemli bir vasıftır. Kaynaklara hakim. Nerede neyi bulacağını bilen bir insan. Bugün İslam kültürünün genişliği ve büyüklüğü dolayısıyla herkes kendi konusunda bile kaynaklara hakim değildir.

M. Zâhid el-Kevserî hazretlerinin taassupsuz bir anlayışı vardır; meseleyi anıyor, mukabil delilleri inceliyor, sonuca varıyor. Sağlam bir akıl ve muhakemesi var. Sağlam bir ilim usulüne sahip. Çok kuvvetli bir lisan meziyeti var. Ana lisanı başka, yetiştiği lisan başka, yazı yazdığı lisan başka…

Bugün dahi üzerinde münakaşa edilen ince konularda derinden incelemelerde bulunmuş ve delilleriyle, şahitleriyle sonuca varmış, kendisini ispatlamış bir ilim adamıdır.

Hakiki, sulandırılmamış bir icazet sistemiyle icazetlendirilmiştir. İlmi de aynı ciddiyette icazet vererek talebelerine intikal ettirmiştir. Bugün dünya çapında şöhrete sahip olan, eser yazan, kendisini bulunduğu ülkede kabul ettirmiş Kevseri’den icazetli ilim adamları vardır. Zaten, Kevseri’nin şöhretini İslam ülkelerine yayan da onlardır. Çünkü 300 kadar insana icazet vermiş, onlar da memleketlerine gidince o ilimleri neşretmişlerdir.

M. Zahid el-Kevseri’nin şahsiyeti, fikirleri, eserleri üzerinde master tezleri yapılması, doktora tezleri yapılması onun nasıl bir ilim adamı olduğunu gösteren en büyük ölçüdür.

Hakkında birçok üniversitede; Türkiye, Mısır, Ürdün, Pakistan’da master ve doktora tezleri yapılması M. Zâhid el-Kevserî’nin nasıl büyük bir şahsiyet olduğunu gösteren bir delildir.

Pek ciddi eserler vermiştir. Bu eserlerin Türkçeye kazandırılması ve üzerinde ayrıca tezlerin yapılması lazımdır.

Çok yönlü bir âlimdir. Hem zahiri ilimlere hem batinî ilimlere aşinadır. Hem tasavvufu, hem fıkhı biliyor. Bunun kıymetini tasavvufla, fıkıhla, İslami ilimlerle meşgul olan insanlar anlar. Hem sufî, hem fakih; bu çok önemlidir. Bazı sufilerde fıkıh bulunmaz, o zaman tasavvuf yolu zındıklığa kayar. Bazı fakihlerde tasavvufi hal bulunmaz, o da aykırı ve aşırı bir uçtur, eksikliktir, öğrendiği ilmi hazmetmemiş olmak demektir. İkisini toplamak çok büyük haslettir. Bunu yapana muhakkık, zülcenaheyn (iki kanatlı) derler. İşte Kevseri hazretleri böyle bir insandır.

Çok ciddi bir ilm-i kelâm âlimidir. Akîde konusunu inceler. Çok önemli bir konudur. Kevseri hazretleri fikirleri muteber bir kelamcıdır. Makaleleri ile bunu ispat etmiştir.

Çok ciddi bir fakihtir. Fıkıhsız İslami ilimler olma, tasavvuf da olmaz.

Çok büyük bir hadis âlimidir. Tasavvufta hadis çok önemlidir. Bizim yolumuzun Gümüşhaneli Hocamız’dan gelen ve Kevseri hazretlerinin de bağlı olduğu tasavvufi ekolümüzün ana yapısı şeriata sarılmak, sünneti seniyye yolunda yürümektir. Bu çok önemli bir vasıftır. Zâhid el-Kevseri, Gümüşhanevi Tekkemizin bir mensubu, dervişi, âlimi olarak hadis ilmine vukufu dolayısıyla da bizim bu yönümüzü vurgulamıştır.

Kevseri hazretleri hakkıyla bir müfessirdir, tarihçidir, kültür tarihçisidir. Kültürümüzün pek çok meselesiyle ilgilenmiştir.

Biz bu sempozyumla Düzce’de büyük bir âlimi yâd etmiş olduk. Kevserî hazretlerini Düzceli kardeşlerimize duyurmaya çalıştık. Burada belediyeye büyük bir hizmet düştüğüne inanıyorum. Düzce’de yapılması gereken hizmetlerden birisi Zâhid el-Kevserî hazretlerinin köyüne yapılacak olanıdır. Oradaki caminin anında medresesi varken, o medrese yok edilmiştir. O medresenin Zâhid el-Kevserî Medresesi diye yeniden yapılması lazım.

Belediye ayrıca bir ana caddeye Zâhid el-Kevseri’nin ismini vermelidir.

Bir külliye yapılması lazımdır. Mutlaka bir kütüphane tesis edilmelidir. Zâhid el-Kevseri’nin kendi eserlerinin ve başka dini eserlerin de bulunması lazımdır. Eserlerinin neşredilmesi gerekir.

Zâhid el-Kevserî’nin eserlerini okumak milletimize bir boyun borcudur.

Hatırasına saygı göstermek gerekir.

Allah kabrini pür nûr, rûhunu şâd eylesin.

(a.g.e., Sempozyumun Kapanış Konuşması, sayfa 15-28)

DÜZCELİ MUHAMMED ZAHİD KEVSERİ KİMDİR?
Son dönem Osmanlı âlimlerinden olan M. Zâhİd Kevserî 1863 yılında Kafkasya'dan göç ederek Düzce'ye yerleşen bir aileye mensuptur. İlmiye sınıfına müntesip olan babası Hacı Hasan Efendi kendi ismiyle anılan köyün (bugünkü Çalıcuma) kurucusudur. Kevserî 1879 yılında bu köyde doğmuş, İlk öğrenimini babasından almış, ibtidâiye ve Rüşdiye tahsilini Düzce'de tamamlamıştır. Yüksek öğrenimini 1893 yılında geldiği İstanbul'da değişik medrese ve ders halkalarında 1904 yılında tamamlamış, iki yıl kadar sonra müderrislik İmtihanını vererek ders-i âm sıfatıyla Fâtih Câmü'nde ders vermeye başlamıştır.

1913 yılında İstanbul Müderrisliği unvanını almış, bu arada medreselerin ıslahı için kurulan bîr komisyonda etkin rol oynamıştır. Yeni tanzim edilen medreselerde hocalığa başlamış, 1914 tarihinden sonra kendi isteği üzerine Kastamonu'da yeni kurulmakta olan bir medreseye tayin edilmiştir ve bir süre bu görevde kalmıştır.
Yaklaşık üç yıl sonra I9!7'de İstanbul'a dönmüş, kısa bir süre Dâruşşafaka'da dersler vermiş, daha sonra Medresetü'l-Mütehassisîn'de hocalık görevine atanmıştır ve bu İkinci görevine istinaden medreselerin idaresinden sorumlu bulunan Şeyhülislâmlık Ders Vekâleti Meclisi üyeliğine getirilmiştir. Daha sonra bir süre Şeyhülislâm Ders Vekili sıfatıyla, anılan meclisin başkanlığını yürütmüştür. Azlini müteakip 1922 yılına değin Ders Vekâ-eti Meclisi üyeliği ve Medresetü'l-Mütehassİsîn hocalığı görevlerini sürdürmüştür. Bu tarihte Türkiye'den ayrılmış ve Mısır'a gitmiştir. 1923 ve 1928 yıllarında İki kez Şam'a gitmiş ve birer yılı aşkın bir süre burada kalmıştır.
Kahire'ye yerleşmesinde burada bulunan ilmi atmosferin canlılığı önemli bir etken olmuştur. İkinci Şam dönüşünden bir yıl sonra Mısır Devlet Arşivleri'inde (Dâru'l-Mahfûzâti'l-Mısriyye) mütercim olarak göreve başlamıştır.
Kevserî Kahire'de bulunduğu süre İçerisinde 1952 yılında vefatına dek ilim dünyasıyla sıkı bîr ilişki içerisinde olmuş, birçok öğrenci yetiştirmiş, yayınladığı eserlerle İlim ve fikir çevrelerinde önemli bir etki icra etmiştir. İrili ufaklı pek çok kitapçık ve makaleleri yanında çok sayıda nadîde eserin tahkik ve yayınlanması aracılığıyla ilim dünyasına önemli katkılarda bulunmuştur. Geleneksel İslâmî ilimlerin hemen her alanına gösterdiği İlgi ve vukûfiyeti, eleştirel bakış açısı, görüşlerini paylaşan veya muhalif olan, dönemin İleri gelen pek çok ilim adamı tarafından teslim edilmiş oları Zâhid Kevserî'nin ilim dünyasıyla olan münasebeti oldukça geniş bir coğrafyayı içine alır.Kevserî'nin düşünceleri kaleme aldığı çok sayıda eser ve ileri gelen Öğrencileri sayesinde yayılmış ve ilmi değerini hala korumaktadır. Eserlerine yapılan atıflar, düşüncelerini konu alan çok sayıdaki makale, yüksek lisans ve doktora tezleri bunu açıkça göstermektedir.
Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nin Düzce Belediyesi'nin işbirliğiyle tertip ettiği bu ilmi toplantı M. Zâhid Kevserî'nin ilmi mirasını değişik açılardan gün ışığına çıkarmayı; konunun Kevserî'nin yetiştiği sosyokültürel ortam, çalkantılı biyografisi, İlmî kariyeri, kurmuş olduğu ilişkiler ağı ve etkileri bakımından ele alınması yoluyla, uluslar arası şöhrete sahip bir son dönem Osmanlı âliminin portresi penceresinden geçen yüzyılın ilk yarısında İslam Dünyasının içinde bulunduğu fikir ve düşünce ortamını anlama çabalarına akademik bir katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.
AKRA FM
AKRA