Günümüzde gıda üzerine pek çok farkındalık çalışması yapılıyor. Bu da bizleri, aslında her gün iç içe olduğumuz gıdaya yeniden bakmaya davet ediyor.
Alışveriş yapmak ve yemek yemek bir rutine dönüşmüşken, bu alışkanlıkları bir adım geri çekilip değerlendirmek gerektiğini fark ettik. İşte tam da bu nedenle, kendi gıda alışkanlıklarımızı gözden geçirmek ve küçük notlar almak istedik.
Yeme-içme alışkanlıklarımız; yaşadığımız ülke, kültürümüz, alışveriş yaptığımız yerler, yaşam düzenimiz ve hatta ruh hâlimiz gibi pek çok faktörden etkileniyor. Elbette hepsini aynı anda kontrol etmek mümkün değil. Ancak alışkanlıklarımızı sorgularken bu etkenleri göz önünde bulundurmak, bize önemli bir farkındalık kazandırabilir.
Gıda Neden Çöpe Gidiyor?
Bu konuda David Evans’ın kitabında geçen bir bölüm oldukça dikkat çekici. Evans, gıdanın çöpe gidiş sürecini farklı bir açıdan ele alıyor. Ona göre biz gıdayı doğrudan çöpe atmıyoruz. Önce onu “fazlalık” olarak görüyor, ardından kullanılamaz hâle geldiğinde vicdanımızı rahatlatacak bir gerekçeyle çöpe gönderiyoruz.
Çünkü çöpe atmak bizi rahatsız ediyor…
Ama dolapta çürüyen bir ürün de aynı şekilde huzursuz ediyor.
Böylece suç, fazla alışveriş yapan bizlerde değil; “artık sağlığa zararlı” hâle gelen gıdada oluyor. Ne kadar tanıdık bir durum, değil mi?
Hepimiz Üzülüyoruz… Ama İsraf Devam Ediyor
Gıda israfına hepimiz üzülüyoruz. Peki o zaman tonlarca gıda nasıl oluyor da çöpe gidiyor?
Belki de cevap, her gün evimizde fark etmeden yaptığımız küçük tercihlerde saklıdır. Artan yemekler, unutulan sebzeler, “sonra kullanırım” diye rafa kaldırılan ürünler…
İşte bu yüzden gıda alışkanlıklarımızı gözden geçirmek büyük bir fark oluşturabilir.
![]()
Gıda İsrafını Azaltmak İçin Küçük Ama Etkili Öneriler
Gıdanın serüvenini öğrenin
Bir domatesin soframıza gelmesi, sadece birkaç gün değil; aylar süren bir emeğin sonucudur. Tohumdan fidana, çiçekten meyveye… Ortalama üç ay süren bu yolculuğu düşündüğümüzde, çöpe giden her ürün aslında bir çiftçinin emeğinin de ziyan olması demektir.
Tarihi var diye hemen vazgeçmeyin
Son tüketim tarihi yaklaşan ya da görüntüsü biraz değişen her ürün mutlaka çöpe gitmek zorunda değildir. Elbette bozulmuş gıdalar tüketilmemelidir; ancak “tarihi geçti” ile “tüketilemez” kavramlarını ayırt etmek çok önemlidir.
Alışveriş listesi hazırlayın
Plansız yapılan alışveriş, gereksiz ürünleri de beraberinde getirir. Tüketilemeyen her ürünün son durağı ise genellikle çöp olur. Küçük bir alışveriş listesi, hem bütçenizi hem de mutfağınızı korur.
Yemek planı yapın
Hafta içinde ne pişireceğinizi kabaca bilmek, ihtiyacınız kadar alışveriş yapmanızı sağlar. Ayrıca “Bugün ne yesek?” sorusunu da ortadan kaldırır.
Saklama koşullarını öğrenin
Her ürün buzdolabında saklanmaya uygun değildir. Patates, soğan, domates gibi birçok gıda, yanlış saklandığında daha hızlı bozulur. Doğru saklama yöntemleri, gıdanın ömrünü uzatır.
Son Söz
Gıda ile kurduğumuz ilişki, sadece mutfakta bitmiyor. Bu ilişki; emeğe saygı, doğaya karşı sorumluluk ve tüketim bilinciyle doğrudan bağlantılı.
Alışkanlıklarımızı yeniden düşünmek, büyük değişimlerin ilk adımı olabilir. Belki dünyayı tek başımıza kurtaramayız ama kendi mutfağımızda israfı azaltabiliriz.
Ve bazen en büyük dönüşümler, en küçük adımlarla başlar.