11.02.1992 - Ecdadımızın İslama Girişi

11.02.1992 - Ecdadımızın İslama Girişi
Bizim ecdadımız Müslümanlığı; sosyal ve coğrafî şartlar dolayısıyla tesadüfen karşılaştıkları bir inanca girmek tarzında, benimsemediler. Peki nasıl? O zaman mevcut bütün inançları tanıyıp, tadıp tercih ederek girdiler. Bir kere Tibet'i Dalaylamalar'ı, Brahmanizm'i, Budizm'i biliyorlardı. Çin'de hakimiyet sürmüşlerdi; onların inançlarına vakıflardı. Şamanizm, atalarından kalma bir din olarak malumlarıydı.
Hazar denizinin, Kara Denizin kuzeyinde Hıristiyanlığı görmüşlerdi. Hodeskus-homanikus gibi çok eski devirlerden kalma Hıristiyanlık metinleri elimizde. Bir kısım kabileler, hıristiyan olmuş. Hatta şimdi Gagavuzlar onlardan kalıntı diye gazetelerde bahis konusu ediliyorlar.
Hazar Türkleri Yahudiliğe girmişler; yahudileri görmüşler, tanımışlar, tâbî olmuşlar.
Bunların hepsini denedikten sonra, devletler milletler yöneten bir makul yönetici kadro olarak İslâm'ı beğenmişler, İslâm'ı seçmişlerdir. Çünkü hayata en iyi intibak eden din İslâm; toplumun içindeki insanların, birbirleri ile olan münasebetlerini ,en iyi düzenleyen din İslâm; toplumun yapısı olan aileleri ve ailelerin temel taşı olan fertleri bedenen sıhhatli yapan İslâm, rûhen güçlü ve kuvvetli yapan İslâm, askerlik mesleğini bir mübarek ve mukaddes meslek haline getiren İslâm; nöbeti bir ibadet haline getiren İslâm. Allah yolunda başkalarının sınırlarının arkasında huzur içinde yaşaması için, canından geçmeyi bir ideal olarak insanlara aşılayan, İslâm. Bunları hangi dinde bulacaksınız? Bulamazsınız ki! Bizim ecdadımız, büyüklerimiz, bu dini sosyal birtakım hadiselerin sürüklemesi sonunda, rüzgarın önünde yaprak misali, "Eh ne yapalım, bizim de kısmetimiz buymuş. Bu inanç da bizim olsun." diye seçmediler. Her zaman yoklama ve irdeleme, kontrol ve tenkit süzgeçleri, mantık ve muhakemeleri çalıştı. İslâm'a daha çok âşık olarak sımsıkı bağlandılar.
11.02.1992 -
Efendimizin Geleceği Biliniyordu
05.06.1988 -
Atalarımızın İslamı Seçişi
