İnsanın Dünyaya Gönderilişi - 19.09.1991

İnsanın Dünyaya Gönderilişi - 19.09.1991
Rabbü'l-âlemîn lütf u kereminden Âdemoğlu yeryüzüne gönderildiği zamandan beri onlara doğru yolu gösterecek insanlar da göndermiş. Musa aleyhisselam, miraç'ta, mâneviyat aleminde, bizim gözlerimizin göremediği, gönüllerimizin nüfuz edemediği âlemde, karşısına geldiği zaman atalarımızın atası olan Âdem aleyhisselam'a Musa aleyhisselam demiş ki;
"Sensin değil mi, o yasak ağaçtan yiyip de bizi cennetten çıkartan sen değil misin?" diye sitem edecek olmuş. Hani;
Ve lâ tekrabâ hâzihi'ş-şecerate fe-tekûnâ mine'z-zâlimîne. "Yâ Âdem, yâ Havva! Şu ağaca yaklaşmayın, o zaman günahkâr olursunuz, zalim olursunuz."
Fe-ekelâ minhâ fe-bedet lehümâ sev'âtühümâ ve tafikâ yahsifâni aleyhimâ min veraki'l-cenneti. Dinlemediler, o ağaçtan yediler, ondan sonra cennetten çıkarıldılar. Musa aleyhisselam cennetten çıktığına üzülüyor, demiş ki;
"Sen değil misin bizi cennetten böyle söz dinlemeyip de âsi olup da [çıkartan?]"
Ve asâ âdemü rabbehû fe-ğavâ. Yani Kur'ân-ı Kerîm, "Âdem isyan etti, söz dinlemedi, çıktı." diyor. Âdem aleyhisselam demiş ki;
"Sen beni takdir kaleminin yazdığı yazıdan, mürekkebi kurumuş olan yazıdan dolayı mı ayıplamaya kalkıyorsun be oğulcuğum? Kader öyle yazmış! Kader öyle yazmış, ondan dolayı mı beni ayıplamaya kalkıyorsun?"
Allah'ın takdiri bu! Yeryüzü insan nesliyle şereflenecek. O neslin içinden Muhammed-i Mustafâ gelecek!.. Evvelü mâ halakallahu nûru muhammed. Sallallahu aleyhi ve sellem. "İlk yarattığı Muhammed-i Mustafâ'nın nuru." Bîsetinde muahhar, hâtemü'l-enbiyâ ama hılkatinde mukaddem, yaradılışı evvel. Hz. Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in yaradılışı mukaddem, gelişi sonradan.
Âdet budur, en sonra gelir bezm-i ekâbir.
Âdet de böyledir zaten, meclise en büyükler en sonra gelir. En sonra gelir! Hâtemu'l-enbiyâ olmasından ne gam, nuru evvel yaratıldı.
Ne demek nuru evvel yaratıldı?
Evvelü mâ halakallahu nûru muhammed. Peygamber Efendimiz rivayet eylemiş, nûrî buyuruyor. "Evvela benim nurumu yaratmış Allah."
Ne demek?
Rabbü'l-âlemîn murad eylemiş, bilinmek istemiş, kullar kendisini bilsin istemiş, hem de zorlansın, çeşitli tehlikelerin arasından uğraşsın da bulsun istemiş.
Yoksa ona hiç âsi olmadan ibadet eden mahlukâtı yok mu?
Sayısız mahlukâtı var. Melekleri var; hiç Allah'a âsi olmazlar, ne emredildiyse onu yaparlar. Nefis yok, nefis diye bir şey verilmemiş kendilerine. Bize nefsi veren de Allah celle celâlühû. Şeytanı bizim karşımıza hasım diken de Allah celle celâlühû...
İnne'ş-şeytâne le-küm adüvvün fe't-tehizûhü adüvvâ. "Şeytan sizin düşmanınızdır, ben onu size düşman yarattım." Fe't-tehizûhü adüvvâ. "Siz de onun düşman olduğunu bilin, aklınızı başınıza toplayın." diye bize tekrar ihtar eden, ihbar eden de Allahu Teâlâ hazretleri.
Neden?
Kul zorlansın, çırpınsın, çabalasın, Rabbü'l-âlemîn'i alnının teriyle bulsun da Allahu Teâlâ hazretleri o zaman seviyor.
İnsanın Yaradanını
Bulması - 19.09.1991
Allahı Bilmek
- 18.07.1997
Diğer Kayıtlar
| Çal | Başlık | Tarih | Süre | Paylaş |
|---|---|---|---|---|
| Allahı Bilmek - 18.07.1997 27.10.20252 dk 26 sn | 27.10.2025 | 2 dk 26 sn | ||
| İnsanın Yaradanını Bulması - 19.09.1991 27.10.20251 dk 55 sn | 27.10.2025 | 1 dk 55 sn | ||
| Vazifemiz - 19.09.1991 27.10.20252 dk 21 sn | 27.10.2025 | 2 dk 21 sn | ||
| Yaratılış amacımız - 19.09.1991 27.10.20253 dk 49 sn | 27.10.2025 | 3 dk 49 sn |
