Beraat Gecesi'ni Değerlendirmek - 22.11.1999

Beraat Gecesi'ni Değerlendirmek - 22.11.1999
İzâ kânet leyletü'n-nısfi min Şa'bân. "Şaban'ın yarısı gecesi olunca." Bu Berat gecesi. Fe-kûmû leyletehâ. "Ayağa kalkıp –'uykudan kalkıp abdest alıp namaz kılmak' demek- namaz kılın." Uyku uyumayın, kalkın namazla, niyazla geceyi ihyâ edin, gecesinde namaz kılın. Ve sûmû nehârehâ. "Gündüzünde de oruç tutun." Akşamleyin ezanla beraber Şaban'ın ondördünü bitiriyorsunuz, onbeşi ezanla beraber akşam ezanıyla başladı. Akşam ezanının farzına durduğunuz zaman on beşindesiniz, on beşinin gecesini geçiriyorsunuz. Ertesi günün sabah namazından sonra ortalık ışıdığı zaman, aydın olduğu zaman, gündüz olduğu zaman da gündüzü oluyor.
Bunları, bu izahı niçin veriyorum?
Ve sûmû nehârehâ. "Gündüzünde de oruç tutun." diyor.
"Önce gecesini ihyâ edin; namaz kılın, dua edin, zikir yapın, geceyi ihyâ edin. Ondan sonra da gündüzünde oruç tutun." diyor.
Demek ki Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem yarın da oruç tutmanızı tavsiye buyuruyor. Çünkü Cenâb-ı Hak, dua eden kimsenin oruçlu olmasını seviyor, ibadetlerini kabul ediyor. Başka hadîs-i şerîflerden bunu biliyoruz.
Fe-inna'llâhe yenzilü. "Çünkü Allahu Teâlâ hazretleri iner." Li-ğurûbi'ş-şemsi. "Güneşin batmasıyla beraber ufuktan iner."
Nereye?
İlâ semâi'd-dünyâ. "Dünyanın semasına."
Burada, rivayette "semâ" elif lam'sız gelmiş:
"Cenâb-ı Hak, dünyanın semasına iner, kullarına yakınlaşır."
Rahmetiyle, lütfuyla, keremiyle her zaman onlarla beraber, kullarıyla beraber olduğu halde...
Ve hüve meaküm eyne mâ küntüm.
Fe eyne mâ tüvellû fe-semme vechu'llâh. "Yönünüzü nereye dönseniz Cenâb-ı Hakk'ın zât-ı pâki oradadır. Her yerde hazır ve nâzırdır." diyoruz.
Fe-yekûl. "Buyurur ki." Ela müstağfirûn fe-ağfire lehû. "Yok mu benden mağfiret dileyen bir kul ki onu afv u mağfiret edeyim?"
Kalkıp Peygamber Efendimiz'in tavsiye ettiği şekilde abdest alıp geceyi ihyâ eden kimse de boynunu bükmüş namaz kılıyor, tesbih çekiyor, hamd ediyor, senâ ediyor, tevhid ediyor, dua ediyor, niyaz ediyor, yalvarıyor, yakarıyor.
"Yok mu benden mağfiret isteyen?"
İşte var.
Fe-ağfire lehû. "Onu mağfiret edeyim."
Cenâb-ı Hakk'ın mağfiretine mazhar oluyor.
E lâ mübtelen fe-üâfiyehû. "Yok mu bir hasta olan, bir derde giriftar olan, müptela olan ki onu âfiyete kavuşturayım?"
O da; "Yâ Rabbi! Benim bu hastalığımı, derdimi gider." deyince, Allah ona sıhhat âfiyet verecek.
E lâ müsterzikun fe-erzukahû.
Ne demek?
"Yok mu benden bir rızık isteyen ki onu rızka kavuşturayım."
E lâ kezâ, e lâ kezâ. "Yok mu şunu isteyen, yok mu bu talebi olan?" diye, Cenâb-ı Hak semâ-ı dünyâ'dan, dünyadaki kullarına lütuf buyurur, seslenir.
Kullar ilâhî bir hitap ile muhatap oluyorlar ama uyuyanlar...
Hattâ yatlüa'l-fecr. "Fecr-i sâdık tulû edinceye kadar, imsak kesilinceye kadar, sabah vakti girinceye kadar..."
Beraat Gecesinin
Tarihi Mahiyeti -
Beraat Gecesi
Meleklerin Bayramıdır -
