İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

26.07.1996 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimiz

26.07.1996 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimiz
Cuma Sohbetleri

26.07.1996 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimiz

02.12.2019
57 dk 46 sn

Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri,

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühû.

Elhamdülillah bu akşam mübarek gecelerimizden biri. Peygamber sallallahu aleyhi ve selem Efendimiz hazretlerinin dünyaya teşrif eylediği günün sene-i devriyesi, Mevlid Kandili dediğimiz mübarek gece.

İnsanoğlunun mânevî pek çok değerleri var. Bu değerlerden bir tanesi de tarih şuurudur. İnsanoğlu hafıza sahibi bir yüksek mahlûk, Allah'ın yüce yaratığı olarak eskiyi, mâziyi hafızasında muhafaza edebiliyor. O da, Cenâb-ı Mevlâ'nın kudretinin, hikmetinin ayrı bir nişanesi. Nice nice bilgiler insanın hafızasında canlı kalıyor. İnsanoğlu bu hafızasındaki bilgileri zihninde evirip çevirip değerlendiriyor. Onlar üzerinde tefekkür ediyor. İşte bu gece de, yani Rebîülevvel ayının 11'ini 12'sine bağlayan gece.

Arabî aylardan Rebîülevvel ayının 12. gecesi diyoruz, çünkü İslâm takvimi mantığına göre güneş battıktan sonra o gün başlar. Güneşin batmasıyla eski bir gün biter yeni bir gün başlamış olur. İşte güneş battığı zaman 11 bitti, ondan sonra 12'sinin vakti başladı çalışmaya. Biz bu vakitlerin geçiş zamanını, tam mesâinin ortasında tarih değişmesin diye şimdi gece yarısına atmışız. O zaman da insanın faaliyetleri durmuyor. Artık, aslında gelişmiş, çağdaş insanın gecesi gündüzü harıl harıl çalışmalarla, faaliyetlerle geçiyor.

Evet, 11 Rebîülevvel'i 12 Rebîülevvel'e bağlayan 571 milâdî yılının, Nisan ayının 20'sinde Peygamber sallallahu aleyhi ve selem Efendimiz dünyaya gelmişler, dünyaya şeref vermişler; Allah'ın rahmeti tecelli eylemiş. Peygamber sallallahu aleyhi ve selem Efendimiz'in dünyaya gelişi bizleri sürûra, sevince gark eden muhteşem bir nimet-i ilahî, ikram-ı ilahî.

Eski ümmetler de, eğer peygamberlerinin doğum tarihlerini biliyorlarsa onunla sevinmişlerdir; haklıdırlar!.. Çünkü peygamberlerin hepsini Allahu Teâlâ hazretleri o devrin insanı hakkı bulsun, Cenâb-ı Mevlâ'ya güzel kul olsun diye kendisi göndermiş. Hepsi Allah'ın elçileri, Allah tarafında gönderilmiş mübarek insanlar. Mesela ehl-i İncil de; ehl-i kitap olan nasrânîler de İsa aleyhisselamın dünyaya teşriflerini kendi zamanlama sistemlerinin, usullerinin başlangıcı yapmışlar, milât demişler. Milâttan önce, milâttan sonra diye bütün zamanları ona göre kıyaslamaya böylece devam etmişler. Bizim Peygamberimiz'in doğmasından şu kadar zaman önce şu olmuş; bizim Peygamber Efendimiz'den şu kadar sonra bu olmuş diye peygamberleri hep akıllarında.

Tabii, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed-i Mustafâ Efendimiz hakkındaki düşüncelerimiz ile hıristiyanların Hz. İsa hakkındaki düşüncelerinde büyük farklılık var. Biz Peygamber sallallahu aleyhi ve selem Efendimiz'in Allah'ın kulu ve resûlü olduğunu altını çize çize beyan ediyoruz, cihana bildiriyoruz. Çünkü Peygamber Efendimiz böyle bildirilmesini istemiş. Çünkü insanlar kendilerine Allah tarafından gönderilmiş olan bu mübarek elçileri bazen iyi takdir edememişler, zamanında ona iyi ümmetlik yapamamışlar; bazen de onun âhirete irtihalinden sonra onun hakkındaki düşüncelerinde yanılmışlar.

Hıristiyanların yanılması, Hz. İbrahim'i, Hz. Musa'yı, İsmail aleyhisselamı tanıdıkları, bir çok peygamber ismi İncil'de geçtiği halde; o peygamberlerden birisi olan ve kendilerine gönderilmiş olan Hz. İsa'yı tanımayıp, doğru karar veremeyip de Hz. İsa da Allah'ın gönderdiği bir peygamberdir deseler, Allah'ın razı olacağı bir söz söylemiş olacaklar. Gerçeği söylemiş olacaklar. Kuldur, Allah'ın elçisidir, Allah bize Hz. İsa'yı İncil'i bize öğretsin, dinimizi öğretsin diye göndermiştir. O da Allah'ın peygamberlerinden bir peygamberdir. Biz, bu peygamberlik müessesesini bilen bir ümmetiz. Ehl-i kitabız; bizden, Hz. İsa'dan önce dünyaya gelmiş birçok peygamberin ismi mukaddes kitabımızda zaten geçiyor: Âdem aleyhisselam, Nuh aleyhisselam, İbrahim aleyhisselam vesaire diye anlamalarını normal yörüngesine oturtmaları lazımdı. Onlar böyle demediler; Hz. İsa'ya ulûhiyet isnat ettiler.

Yani ne demek?

Hz. İsa'ya Tanrı dediler, Tanrının oğlu Tanrı dediler, hâşâ sümme hâşâ. Beşerdir; ama yanıldılar. Annesine de Tanrı doğuran dediler.

Ona da mı tanrı dediler?

Bir kısmı tanrı dedi, bir kısmı tanrı değil ama tanrı doğuran dediler; saçma sapan şeyler… Rûhu'l-Kudüs, Hz. İsa, baba Allah hâşâ sümme hâşâ; onlar dediği için korka korka söylüyorum. İşte ekânîm-i selâse, tirinite, teslis dediğimiz yanlış inançlara saplandılar. Hz. İsa Allah'ın mübarek, tertemiz, pembe yüzlü, alnı böyle boncuk boncuk terli, uzun saçlı, güzel bir kulu, peygamberi. Biz bunu doğru olarak biliyoruz, onları da doğrultmaya çalışıyoruz. Biz çalışmıyoruz; peygamberleri gönderen, âlemlerin Rabbi Allah, kulların, hıristiyanların yanıldığını bildiği için; onların yanılmalarını düzeltmek üzere Kur'ân-ı Kerîm'de emir buyurmuş;

"Ey hıristiyanlar! Bırakın yanlış yolu. Bizimle sizin aranızda temelde aynı olan Allah'ın birliğine gelin, Allah'ın birliğini kabule gelin. Tevhid akîdesine gelin, teslisi, tirinite'yi bırakın; İsa aleyhisselam Allah'ın oğlu değildir." diye âyet-i kerîmelerde nasihatler, ihtarlar var. Kendilerini düzeltmeleri için Allah'ın Kur'ân-ı Kerîm'de kendilerine haberi var, beyânı var. Okur dinlerlerse Hz. İsa da memnun olur. Çünkü Hz. İsa bana tapının demedi, Allah'ın emrettiklerini onlara söyledi.

Hıristiyanlar Hz. İsa'yı, peygamberliğini tam anlayamadan, mahiyetini tam bilemeden seviyorlar. Biz de seviyoruz; biz de çocuklarımıza bazen Musa, bazen İsa adını koyuyoruz, seviyoruz. Tabii severiz, çünkü Allah'ın gönderdiği mübarek, gerçekten yüksek insanlar olduklarından; zaten insan ister istemez, tabii olarak sever, âşık olur. Fakat biz de, İslâm terbiyesinde bütün peygamberlere karşı sonsuz bir muhabbet olduğundan Hz. İsa aleyhisselamı da seviyoruz.

Pekâlâ, onun doğumuna milât deniliyor. Pekâlâ, onlar da hürmet ediyorlar peygamberlerine. Belki içlerinde peygamber olarak da tanıyan da vardır. Yanılanlar da düzeltirler.

Görüyoruz ki hıristiyanlarda da kendi peygamberlerinin doğum gününe bir muazzam bağlılık, sevgi ve saygı var. Biz de Peygamber-i zîşânımız'ın dünyaya teşrifinden, teşrifinin zamanından fevkalâde duygulanıyoruz ve onun her sene zamanı geldiği zaman çeşit çeşit sevgi tezahürleriyle Resûlullah Efendimiz'in dünyaya teşriflerini kutluyoruz. Mevlid kandilini canlı bir tarzda, ibadetlerle camilerde, evlerde güzel bir şekilde geçirmeye çalışıyoruz.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir bahar gününde dünyaya gelmiş; takvimler biribirlerine dönüştürüldüğü zaman 20 Nisan'a rastlıyor. Rebîülevvel ayında dünyaya gelmiş. Enteresandır, ilginçtir; rebî' kelimesi Arapça'da ilkbahar mânasına gelir. Yani Peygamber Efendimiz ilkbaharda dünyaya gelmiş. Rebîülevvel ayı da aylardan birisidir. O da ilkbahara her zaman rastlamaz, döner. Bazen bakarsınız yaza, bazen güze, bazen kışa rastlayabilir ama o zaman ikisi birden denk gelmiş.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz yetiştiği mıntıkada çok iyi bilinen, çok sayılan, çok sevilen, muhteşem, mübarek, mukaddes bir aileden gelmiş olan bir kimse. Dedeleri de geriye doğru saygın kimseler; saygı sevgi duyulan, sevilen sayılan, Mekke'nin eşrâfı, yöneticileri olan kimseler.

Bir hadîs-i şerîfini okuyarak, Peygamber Efendimiz'in mübarek sözleriyle kendisinin soyu hakkında kendi ifadelerini hadîs-i şerîfinden takip etmiş olalım. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

Enes radıyallahu anh'ten İbni Asâkir'in ve Deylemî'nin, Beyhâkî'nin Delâil'inde, Hâkim'in Tarih'inde rivayet ettiğine göre:

Ene Muhammedü'b-nü Abdillah. "Ben Abdullah'ın oğlu Muhammed'im." Peygamber Efendimiz'in babasının adı Abdullah, annesinin adı Âmine idi. Bizde hanım ismi olarak Âmine değil de, Mevlid'den herkes bilir. "Âmine hatun Muhammed ânesi." diye bilirler ama, Emine denmiş. Emine de Arapça'da bir mânâ verir; "güvenilen hanım" mânasına gelir. Emin, Emine. O da olur ama Peygamber Efendimiz'in annesinin adı a'sı uzun Âmine, babası Abdullah idi. Efendimiz kendi soyunu şöyle geriye doğru bildiriyor:

Ene Muhammedü'b-nü Abdillah. "Abdullah'ın oğlu Muhammed'im." Devam ediyor soyuna; Abdullah kimin oğlu, onun babası kim, onun babası kim? Böyle geriye doğru babasını, dedesini söylüyor; dedesinin babası, dedesinin dedesi... geriye doğru isimleri sayıyor.

Ene Muhammedü'b-nü Abdillahi'b-ni Abdilmuttalib. Demek ki dedesinin ismi Abdülmuttalib b. Haşim. Onun da babası, Peygamber Efendimiz'in büyük dedesi Hâşim. Onun için Peygamber Efendimiz'in Kureyş kabilesi içinde grubuna Benî Hâşim, "Hâşimoğulları" derler.

Şimdi Ürdün devletinin başkanı Hâşim soyundan geldiği için el-Memleketü'l-Ürdiniyyeti'l-Hâşimiyye diyorlar. "Hâşimî sülalesinden gelen bir şahıs tarafından hükmedilen, yürütülen, hükümeti sürdürülen memleket" manasında.

İbni Abdimenaf, İbni Kusayy, İbni Kilâb, İbni Mürre. Buradaki ibni kelimesi şunun oğlu demek. Yani İbni Mürre mesela Mürre'nin oğlu demek oluyor. İbni Ka'b, İbni Lüeyy, İbni Galip, İbni Fihr, İbni Mâlik, İbni'n-Nadr, İbni Kinâne, İbni Huzeyme, İbni Müdrike, İbni İlyâs, İbni Mudar, İbni Nizâr…

Buraya kadar dedelerinin isimlerini sayıyor.

Araplarda soy bilgisi çok önemliydi. Araplarda okuma yazma az olduğundan soylarını çok iyi ezberlerler, ezberlerinde tutarlar ve sayarlardı.

Bizim bugün çağdaş toplumumuzda bir kimseye baban kim desen söylerler, dedem kim desen söyler, dedenin babası, dedenin dedesi dediğiniz zaman bir noktada yorulur söyleyemez. Ama Araplar soylarını ezberlerinde tutmaya çok dikkat ederlerdi. O soy bilme ilmine -yani kim kimin oğludur, kim kimin akrabasıdır, buna da- çok önem verirlerdi. Buna ilm-i ensâb derlerdi. Ensâb, nesebler demek; yani insanların neseblerini, haseplerini, kimin kimin oğlu olduğunu, kimin kiminle akraba olduğunu bildiren bilgiler topluluğu.

Mesela sevgili büyüğümüz Ebû Bekr-i Sıddîk radıyallahu anh ensâb ilminde çok bilgili bir kimse imiş. Kendisinin dedesini bilmek bir tarafa; ayrıca başka insanlar da kimlerdendir, kim kiminle akrabadır, kimin nasıl çocukları olmuş da kabileler nasıl grup grup bölünmüşler çok iyi bilirdi.

Bu arada bu kadar dedesinin ismini geriye doğru Peygamber Efendimiz ifade buyurmuşlar, saymışlar, onların hepsini biliyoruz. Bir şeyi daha söyleyelim;

Peygamber Efendimiz'in sallallahu aleyhi ve sellem annesi Hz. Âmine'nin de soyu bir noktada Peygamber Efendimiz'in babasının soyu ile birleşiyor, yukarıdaki dedelerinde. Peygamber Efendimiz'in mübarek vâlideyni, anne baba böylece aynı soydan gelmiş kimseler olmuş oluyorlar.

Efendimiz kendisini anlatmaya devam ediyor. Peygamber Efendimiz sohbete oturdu mu dakikalar, saatler unutulurdu sabaha kadar etrafında ashâb-ı kirâm Efendimiz'i can [kulağı] ile dinlerlerdi. Nasıl dinlediklerini tasvir hoşuma gidiyor. Buyruluyor ki rivayetlerde;

Peygamber Efendimiz'i dinlerken, dinleyenler sanki başlarının üstüne bir ürkek kuş konmuş da "Aman kıpırdamayayım! Kıpırdarsam kuş uçar kaçar." Kaçmasın diye böyle başını kıpırdatmadan, o tarzda Resûlullah Efendimiz'i meclisinde hayran hayran dinleyerek, seyrederek, konuşmasına kendilerini tam olarak verirlerdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e bazen sorarlardı:

"Yâ Resûlallah! Kendin hakkında bilgi ver bize. Sen nasıl bir mübarek kimsesin, nerelerden gelmesin? Dünya hakkında bilgi veriyorsun, âhiret hakkında, kıyamet hakkında bilgi veriyorsun, Allahu Teâlâ hazretleri hakkında bizi öğretiyorsun, eğitiyorsun, yetiştiriyorsun, ibadetler hakkında bilgi veriyorsun; kendinden de biraz bahsetsene Yâ Resûlallah?" dedikleri olurdu. O zaman da Efendimiz kendisinin nesebi, hasebi çok meşhur biliniyor ama herkes bilsin diye hakikatleri ifade ederdi.

Bir kere şunu çok kesin olarak sevgili dinleyiciler biliyoruz. Peygamber Efendimiz o kadar güvenilen bir insandı ki daha peygamber olmadan önce şöhret kazanmıştı: Muhammed el-Emin, Muhammed-i Emin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in emin sıfatı vardı.

Ne demek?

Kendisine emniyet edilebilen, güvenilebilen insan.

Peki, bu emniyet sadece sözde mi kalmış?

Hayır! Peygamber Efendimiz'e herkes emanetlerini getirir, bırakırlardı. Aman bir kese altınım var, bunu başka yere bırakamıyorum, bu sizin yanınızda kalsın yâ Muhammed, yâ Muhammed el-Emin, yâ Ebe'l-Kâsım! O zaman Peygamber olmadan önce yâ Resûlallah demiyorlardı herhalde, tahminime göre böyle bir hitapta bulunuyorlardı. İsmini de söylemezler de Araplar, asaletli kimselere filancanın babası diye, bir evladının ismiyle isimlendirip söylerlerdi. Peygamber Efendimiz de Kâsım'ın babası olduğu için Ebe'l-Kâsım diye künyelenmişti. Yâ Ebe'l-Kasım! Şu altın kesem senin yanında mahfuz kalsın, ben Şam'a gideceğim, ya dönerim ya dönemem vesaire. Kıymetli şeylerini Peygamber Efendimiz'e emanet ederlerdi; emin kimseydi, soylu kimseydi. Mekke'yi idare eden ailedendi. Asâleti biliniyordu eski devirlerden, İbrahim aleyhisselam'ın soyundan, İsmail aleyhisselam'ın neslinden geldiğini biliyorlardı. Sordular, dedelerini bu kadar saydı. Devamını buyurdu Peygamber Efendimiz:

Ve meftereka'n-nâsu firkateyni illâ ce'aleniya'llâhu fî-hayrihimâ. İnsanlar tarihin akışı içinde kabileler olarak büyüyorlar, nüfus artıyor, ayrılıyorlar. Birisi bir başka tarafa yerleşiyor, ötekisi bir başka tarafa göç ediyor. İki kabile oluyor. İşte, "İnsanlar ikiye ayrıldıkları zaman Allah beni daima en hayırlısı tarafından eyledi." Yani geriye doğru hangi kabileye mensupsa Peygamber Efendimiz, [o daha] hayırlı. O kabilenin akraba kabileleri vardır ama Efendimiz'in kabilesi en hayırlı kabile. Öyle... Peygamber Efendimiz'in soyunu en hayırlısına sevk etmiş Allahu Teâlâ hazretleri celle celâlüh ve amme nevâlühü. Her şeyi hikmetli olan Mevlâ'mız. Hiçbir kimsenin, bir zerre kadar tereddüdü kalmayacak kadar şerefli.

Fe-uhrictü min-beyni ebeveyye. "Ben anne ve babalarımın, dede ve ninelerimin, ecdâd-u ceddâtımın arasından, bir soylu aileden çıkartıldım, dünyaya getirildim."

Fe-lem yusibnî şey'ün min-ahdil câhiliye. "Cahiliye zamanından hiçbir şey bana isabet etmedi." "Hiçbir şey bana isabet etmedi." diyor ama ne olduğunu söylemiyor, "şey" diyor.

Ne demek istiyor?

Cahiliye devrinde her zaman nikâh yoktu, insanlar keyfine göre bazen zina ediyorlardı. Hırsızlık yapıyorlardı, o kabileye saldırıp onun koyunlarını, develerini çalıyorlardı vesaire. Peygamber Efendimiz'in kabilesine, ailesine ne soy bakımından ne de davranış bakımından kötü şeyler isabet etmemiş. Ağır başlı, soylu bir aile, eşraf... kavmin şereflileri. Herkese iyilik yapan, fakirleri gözeten, keselerinin ağzını açıp etrafa iyilik yapan insanlar.

Hatta Hâşim ne demek?

Hâşim kelime mânası olarak, ekmeği parçalayıp parçalayıp, kabın içine koyup, et suyuyla ikram [yapana derler.] Tabii o da güzel bir ikram. Böyle et suyuna insan kuru ekmeği [doğradığı] zaman hoş lezzetli bir şey olur. Böyle böyle fakirleri doyururlarmış, ziyafetler çekerlermiş.

Cahiliyle zamanının kötü âdetlerinden, ananelerinden veya kötü işlerinden, fiillerinden hiçbir şey bana isabet etmedi. Öyle günah, kötülük olacak şeyleri benim soyuma mensup insanlara Allah yaptırmamış. Babadan dedeye geriye doğru hep soylu, eşraftan, ağırbaşlı, herkesin hürmet ettiği kimseler. Hakikaten tarih kitabından biliyoruz, Peygamber Efendimiz'in dedelerine-dedesine Kureyş'in nasıl hürmet ettiğini, nasıl sözünü dinlediklerini biliyoruz.

Ve haractü min nikâhin ve lem ahruc min sifâhin. Nikâh "evlenmek", sifâh "zina" demek. "Ben daima evlilik sonucu nikâhlanmış iki eş arasından, onların meşrû evlâdı olarak dünyaya gelmiş insanların devamıyım ve benden geriye doğru dedelerimin içinde zinadan gelmiş hiçbir kimse yoktur." Yani benim ecdâdım daima evlilik yoluyla, kanunî meşru yolla gelmiş olan soylu ailelerin evlatları olmuşlardır.

Min-ledün Âdeme. Yani "Âdem aleyhisselamdan", Hattenteheytü ilâ ebî ve ümmî. "Anne ve babama iş gelip varıp sonuçlanıncaya kadar." Âdem aleyhisselamdan ebeveynime kadar hep böyle nikâhla evlenerek, meşru bir yolla dünyaya gelmiş insanlardır benim ecdâdım. Ben böyle soylu bir ailedenim.

Fe-ene hayruküm nefsen. "İşte bu sebeple Allah beni böyle takdir buyurmuş..." Habîbullah! Allah'ın en sevgili kulu, soyunda da küçük bir zerre miktarı bir tereddüt ve leke yok. Hayruküm nefsen. "Can olarak, kişi olarak sizin en hayırlınızım." Ve hayruküm eben. "Ve âbâ, ecdat, baba olarak da sizin en hayırlınızım ve en soylu ailedenim."

Evet, geriye doğru Peygamber Efendimiz'in soyu İsmail aleyhisselam vasıtası ile İbrahim aleyhisselama giderdi. İbrahim aleyhisselam da Allah'ın halîli; Halîlullah. Peygamber Efendimiz Habîbullah, Halîlullah; herşeydir de Peygamber Efendimiz'in şöhreti Habîbullah, "Allah'ın sevgili kulu." Dedesi, çok eski büyük dedesi İbrahim aleyhisselam da Halîlullah. Halil; "Çok samimi arkadaş" demek. Halîlullah. "Allah'ın arkadaşı, samimi, sırdaş dostu" mânasına. O sıfatı almış bir mübarek insan. Putlara tapmamış, putlara tapmayı reddetmiş, putları kırmış, putlarla mücadele etmiş bir insan.

Evet, Peygamber Efendimiz işte böyle mübarek bir aileden... Dedeleri tertemiz; Hz. Âdem'e kadar insanoğullarının en soylularına bağlı. Peygamber Efendimiz'in şeceresi böyle güzel, pırıl pırıl nurânî bir şecere.

[Peygamberimiz] Mekke'de dünyaya geldi.

"Senin peygamberinin ismi ne?" diyorum.

Bazısı doğru söylüyor, bazısı da bilemiyor. Bu da annelerinin babalarının kusuru, toplum olarak bizim kusurumuz; dinimizi öğretemiyoruz, insanın bilmesi lazım peygamberini. Bazen de soruyorum:

"Peygamber Efendimiz nerede doğdu, nerede vefat etti, nerede yatıyor?" diye.

Biliyorlar Mekke'de doğduğunu, evet Mekke-i Mükerreme'de dünyaya geldi.

Nerede dünyaya geldi? Yerini düşünelim:

Hacca gidenler göz önüne getirsin. Hani Mescid-i Haram'ın bir köşesinde Safâ Tepesi var. Mescid-i Haram'ın içine bağlanmış durumda şu anda. Direklerin arasından geçtiğiniz zaman aynı mekânın bir köşesi gibi Safâ Tepesi var, yüksekçe bir yer. Düz bir yol halinde 400 küsur metre öbür tarafa doğru meyilli, inişli çıkışlı bir yol. Öbür tarafı da Merve Tepesi. Safa ile Merve. İşte bu Safa Tepesi'nde Merve'ye döndüğümüz zaman sağ tarafta, hemen oraya yakın bir yerde, Peygamber Efendimiz Benî Hâşim Yurdu denilen -dedesinin mıntıkası, arazisinin olduğu yerlermiş- yerde dünyaya geldi. Evi muhafaza ediliyor. Evinin mıntıkası tabii... Evinin ilk hali keşke bir zerresine dokunulmadan korunsaydı! Evinin olduğu yerde şimdi bir kütüphane mevcut. Orada, Mekke'de dünyaya geldi.

Peki, "Peygamber Efendimiz nerede medfun, kabri nerede bulunuyor?" diye sorduğumuz zaman bu sefer bu soruya yalan yanlış cevaplar veriliyor.

Peygamber Efendimiz Medîne-i Münevvere'de medfun. Mekke'de doğdu, Medine'ye hicret etti. Medîne-i Münevvere'de vefat etti, kabr-i şerîfi Medîne-i Münevvere'de.

Kabrinin, vefat ettiği yerin bitişiğinde, Peygamber Efendimiz kendi hayatında mescidini yaptırmıştı: Mescid-i Nebevî'si. O zamanın ölçülerine göre küçük bir mescit idi. Şimdi o ilk alana göre kaç 100 misli büyüdü. Peygamber Efendimiz'in kabri o mescidin içinde kaldı, sol tarafta.

Kendi mescidinin sol tarafında kapısı vardı. Peygamber Efendimiz o kapıdan mescide girerdi. O kapının öbür tarafı kendisinin eviydi. Hz. Âişe validemizin odasında vefat etti, oraya defnedildi. Orası şimdi Peygamber Efendimiz'in mescidinin içinde. Üstünde de bir kubbe var; ucu sivri, uzaktan baktığınız zaman görünüşü miğfer gibi. Savaşçıların başına giydikleri miğferin orta yeri yüksek oluyor. Belki tarih kitaplarında görmüşsünüzdür. Öyle bir kubbe var ve rengi yeşil. Arapça'da yeşil ahdar, veya hadrâ kelimesiyle ifade edilir: el-Kubbetü'l-hadrâu. Yani, yeşil renkli türbenin gösterdiği mekânın altında Peygamber Efendimiz'in kabr-i saadetleri.

Hacca gidenler Mekke'de hac vazifelerini yapınca, Medine'ye gelip Peygamber Efendimiz'in kabr-i şerîfini de ziyaret buyuruyorlar. Çünkü "Peygamber Efendimiz'in kabrini ziyaret etmek, hayatında kendisini ziyaret etmek gibi sevaplı" güzel bir şey.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i sevmek dinimizin temeli. İmanımızın temeli de Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in Peygamber olduğunu ifade etmek.

Eşhedü en lâ ilâhe illallah diyoruz. "Şehadet ederim ki, şahit olurum ki, şüphesiz bilirim bildiririm ki Allah'tan başka tanrı yoktur, tek tanrıdır Allah, onun şeriki ve benzeri yoktur." Eşhedü en lâ ilâhe illallah diyoruz, imanımızın bir bölümünü ifade etmiş oluyoruz.

Ve eşhedü enne muhammeden abduhû ve resûluhû. "Yine şehadet ederim ki Muhammed de O'nun bize gönderdiği mübarek resulüdür, elçisidir, ama kuludur." diyoruz.

"Ama kuludur" diye niye söylüyoruz?

İnsanlar yanılıp şaşırıp da peygamberlerini tanrı edinip tapınmasınlar, sapıtmasınlar, Allah'ın sevmediği bir bâtıl inanca düşmesinler diye bunu özellikle Peygamber Efendimiz üstüne bastıra bastıra söylemiş olduğundan biz de söylüyoruz. Kulu... Peygamber Efendimiz Allah'ın kulu ama müstesna kulu, Allah'ın bir kulu ama en sevgili kulu. Hani, "Yakut da bir taştır ama..." diyor bir Arap şâiri. Yakut da kırmızı renkli bir taştır. Yüzüğün üstünde yüzüğün taşı yakut. Yakut da bir taştır ama öbür taşlardan çok farklı...

Yakut ne kadar kıymetli bir taş! Sokaktaki taşlar ne kadar olağan bir taş! Peygamber Efendimiz de bir beşer ama o ne kadar üstün bir beşer! Öteki insanlar nasıl olağan bir insan ama Peygamber Efendimiz ne kadar mübarek, ne kadar şerefli, ne kadar olağanüstü bir insan! Tarif edilemez, kıyas kabul etmez. Fevkalâde, tarifsiz derecede, mukayese edilemeyecek kadar yüksek bir şahsiyet.

İmam Bûsîrî hazretlerinin Peygamber Efendimiz hakkında yazdığı Kasîde-i Bür'e'si var. Orada diyor ki;

Da' medde'athü'n-nasârâ fî-nebiyyihimi. vahküm bimâ şi'te vahdekimi. "Hıristiyanların kendi peygamberi hakkında yanılıp da söylediği sözü bir tarafa bırak, öyle deme, tanrıdır deme. Ama ne kadar medih cümlesi söyleyebilirsen Resûlullah hakkında hepsine şâyestedir, layıktır, o kadar yüksektir." diye söylemiş oluyor.

Peygamber Efendimiz'in kendisini anlattığı başka hadîs-i şerîfler de var. Onlardan da bir iki tanesini sizlere aktarmak istiyorum. Çünkü Resûlullah'ı kendisinden tanımanın tadı mutlaka başka türlü olur. Bir de, bir dua var benim hoşuma gider. Onu hatırıma getirdi benim kendi sözüm:

Lâ uhsî senâen aleyke ente kemâ esneyte alâ nefsike. "Yâ Rabbi! Ben seni layıkıyla methedemem, sen kendini nasıl tavsif etmişsen sen öylesin!" buyurmuş Peygamber Efendimiz. Biz Allah'ı tarif edemeyiz; O kendisi nasıl tarif ederse, isabetli tarif odur. En güzel söz odur. Biz Allah'ı bilemeyiz, Allah bildirirse biliriz.

Biz Resûlullah'ı ne kadar anlatmaya çalışsak, kelimeler kendi duygularımızı bile anlatmaya yetmez. Zaman yetmez, sözler yetersiz kalır. Ama Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in o eşsiz, engin güzel ahlakını, o müstesna tevazu ile nasıl kendisini anlattığını dinlemek, tabii onun tadı başka...

Câbir radıyallahu anh'ten İbni Asâkir ve Dârimî'nin -Sünen-i Dârimî'yi biliyorsunuz; hadis alimi bu.- naklettiğine göre Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;

Ene kâidü'l-mürselîn ve lâ fahra. "Ben peygamberlerin serveriyim, komutanıyım, başkanıyım; övünme yok." Allah beni böyle bir makama oturtmuş, Makâm-ı Mahmûd'u bana ihsan etmiş, bütün peygamberler benim mâiyetimde, arkamda.

Ve ene hâtemü'n-nebiyyin ve lâ fahra. "Ben peygamberlerin sonuncusuyum, onu en son mühürleyip bir seriyi tamamlayan en sonuncuyum. Peygamberlerin hâtemiyim, övünme yok."

Ve ene evvelü şâfi'in ve müşeffa'in ve lâ fahra. "Ben de kendisine Allah tarafından âhirette ilk defa şefaat hakkı verilecek, şefaatçiliği kabul edilecek, o makam kendisine ihsan edilecek kimseyim; övünmek yok ama gerçek budur." diye bildiriyor.

Peygamber Efendimiz mütevazı idi ama Allah'ın kendisine, "Bildir Ey Resûlüm!" dediği şeyleri bildirmesi gerektiğinden bildiriyor. Kendisi tanınsın diye bildiriyor, arada da ve lâ fahr, övünmek yok diye ifade ediyor.

Burada bir sahih hadîs-i şerîfi size nakletmek istiyorum; Peygamber sallallahu aleyhi ve selllem Efendimiz buyurmuş ki;

Vellezî nefsî bi-yedihî. "Canım elinde olan, beni yaratan, yaşatan, dilerse hayatıma son verecek, öldürecek olan, canım elinde olan Allah'a, nefsim elinde olan Allah'a yemin olsun ki..."

Lâ yü'minu ehadüküm. "Sizden biriniz hakiki mü'min olamaz, tam inanmış sayılamaz."

Hattâ ekûne ehabbe ileyhi min vâlidihî ve veledihî ve'n-nâsi ecmaîne. "Ben ona, o mü'mine babasından da, evladından da, bütün diğer insanlardan da daha sevgili olmadıkça mü'min olamaz."

Bir mü'min Resûlullah'ı tanıyacak, kemâlâtını, kerâmâtını, ikrâmâtını; evsâfının, cemâlinin yüceliğini bilecek, tanıyacak resûlunü; sevecek, âşık olacak, muhibb-i resûl, Resûlullah'ın muhibbi olacak. Resûlullah'ın aşkı, sevgisi kalbine yerleşecek. O aşk ile benzi sarı, gözü yaşlı bir âşık-ı sâdık olacak; [ancak] o zaman hakîki mü'min olur.

Süleyman Çelebi'nin Mevlid'inin dua bölümünde bir beyti vardır:

Gözü yaşı hakkı içün âşıkların

Bağrı başı hakkı içün sâdıkların.

İşte o âşıkların gözyaşları çok kıymetli oluyor. Aşktan, sevgiden dökülen gözyaşları çok yüksek duyguları ifade eden inci gibi, pırlanta gibi gözyaşları oluyor. Dua ederken de Süleyman Çelebi onu ölçü olarak koymuş önümüze. Allah'a yalvarırken diyor ki;

Yâ Rabbi! Sana şu âşık-ı sâdık kulların divanına durup ibadet ediyorlar. Seni, Resûlullah'ı sevenler, âşık-ı sâdık mü'minler var ya! Hani gözyaşı döküyorlar ya seni zikrederken, Resûlune salât ü selâm getirirlerken! O gözyaşının ne kadar kıymetli olduğunu Peygamber Efendimiz hadîs-i şerîflerinde bildirmiş ya! İşte o gözyaşının hürmeti için, onun hakkına benim dualarımı kabul et diyor. Öyledir, o gözyaşları gerçekten çok kıymetlidir.

Evet, Peygamber Efendimiz'in "övünmek yok" diye bildirdiği bir başka hadîs-i şerîfi de nakletmek istiyorum. Bu hadîs-i şerîf Ebû Saîd hazretlerinden radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş, Tirmizî, Ahmed b. Hanbel ve İbn Mâce tarafından nakledilmiştir. Tirmizî "hasen hadistir" buyurmuş.

Ene seyyid-ü veled-i âdem. Veya vüldi âdem. olabilir. Bu kelimenin birkaç okunuş imkânı var. "Ben âdemoğullarının seyyidiyim."

Seyyid ne demek?

Soylu, asil, efendi demek. "Ben âdemoğullarının en soylusu, en asâletlisi, efendisiyim." diyor.

Evet, Peygamber Efendimiz nerede?

Yevme'l-kıyâmeti. "Kıyamette âdemoğullarının seyyidiyim." Peygamber Efendimiz, "En yükseği, efendisi, başkanı, en yüksek derecelisiyim." diyor. Evet, Peygamber Efendimiz bütün insanların seyyididir. Bütün insanların değil peygamberlerin de seyididir:

Seyyidü'l-evveline ve'l-ahırîn, seyyidü'l-enbiyâi ve'l-mürselîn. "Kıyamet gününde Allah'ın sevgili kullarının da hepsinin başındadır."

Ve lâ fahr. "Övünmek yok." Burada da ve lâ fahr diyor. Böyle bir şeyi Allah bana vermiş diye böbürlenecek, kendini beğenecek bir duruma düşecek bir insan değilim. Övünmek yok, tevazu içinde Allah bana bu makamı vermiş. Tebliğ ediyorum, bilin diye bildiriyorum. Çünkü mü'minin Resûlullah'ın kıymetini bilmesi lazım.

Ve bi-yedî livâü'l-hamdi, ve lâ fahra. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; "Ahirette elime livâü'l-hamd verilecek." Elimde livâü'l-hamd olacak.

Ne demek?

"Hamd sancağı" demek. Yani Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in tanınması, işareti, remzi olarak elinde Hamd sancağı olacak. Livâü'l-hamd. Hamd sancağı. Ve bu öyle bir sancak ki, devam ediyor:

Ve mâ min-nebiyyin yevme izin âdeme fe-men sivâhu illâ tahte livaî. Mahşer gününde, öyle bir mekanda o zaman öyle olacak ki o gün Âdem aleyhisselam ve ondan sonraki bütün peygamberler... Yani, Adem aleyhisselamdan beriye doğru zaman ilerledikçe, insanların muhtelif bölgelerdeki toplumlarına Allah tarafından gönderilmiş bütün peygamberler... Adları bilinenler, bilinmeyenler, tarihin sayfalarında olanlar, Allah'ın bildiği de kulların bilmediği binlerce, yüz binlerce peygamber... Âdem aleyhisselam ve ötekilerin hepsi... "Hiçbir peygamber yoktur ki o gün benim bu Hamd sancağımın, bayrağımın altında, livâü'l-hamdimin altında olmasın. Hepsi orada olacak!" Âdem aleyhisselam da Peygamber Efendimiz'in sancağının altında olacak. Âdem aleyhisselamdan sonra yaşamış, gelmiş geçmiş bütün peygamberler de onun sancağının altında olacak.

İhtişamı bir düşünün! Peygamber Efendimiz'in Hamd sancağı yücelerde sallanıyor, onun altında 124 bin peygamber, evliyaullah, salihler, şehitler, Allah'ın sevgili kulları, peygamberler ve sevgili kullarının hepsi Peygamber Efendimiz'in livâü'l-hamdi altında olacak. Sancak Peygamber Efendimiz'in elinde! Ne kadar heyecanlandırıcı bir manzara olduğunu anlamaya çalışın, tüyleriniz diken diken olsun.

Şu mübarek kandil gününde Allah'tan niyazımız, bizi de Rabbimiz o livâü'l-hamd altında, Peygamberimiz Hamd sancağı altında haşreylesin; peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle, salih kullarla beraber biz de orada olalım! O sancağın dışında âsîlerin, mücrimlerin ayrıldığı; öbür taraftaki kâfirlerin, müşriklerin, münafıkların, âsîlerin, mücrimlerin gruplarında olmayalım! Bu Hamd sancağının altında Allah bizi mahşer günü haşreylesin!

Peygamber Efendimiz, "O sancak benim elimde olacak, ama övünmek yok." diyor.

Allah'ın takdiri bu, Allah'ın ona verdiği bir nimet. Bir nimet verildi mi Allah'a şükredilir, hamdedilir. Yoksa o nimet eline geldi diye başkalarına eza cefa verici kibir, gurur, ücup, kendini beğenmek, övünmek, böbürlenmek gibi şeyler güzel ahlakta, İslâm ahlakında yoktur.

Peygamber Efendimiz'e Allah her türlü güzellikleri vermiş, Efendimiz de en çok şükreden kul durumunda. Fakat övünüp, kibirlenip, kibirli davranıp kimseyi ezmemiş. Fukara çağırdığı zaman fukaranın sofrasına gitmiş, miskinlerle oturmuş kalkmış, tevazuyu tercih etmiş, yokluğu varlığa tercih etmiş. Cebrail aleyhisselam önüne elpençe divan durup da: "Allah beni sana gönderdi yâ Resûlallah! Dilersen şu karşıdaki dağları altın yapacak." dediği zaman onu kabul etmemiş. Tevazu içinde yaşamış.

Peygamber aleyhisselam Efendimiz'in eline para geçmemiş mi?

Çok, çok imkânlar geçmiş ama bir gün bekletmeden onları yoksullara, fakirlere hemen dağıtırmış. Evinde bir şey biriktirmeyi sevmezmiş, hazine etmeyi, depo etmeyi, saklamayı, ihtişamı sevmezmiş. Tevazu içinde, hurma lifinden yapılmış sert bir yatakta yatarmış, mütevazıâne giyinirmiş; Allah'ın en sevgili kulu olduğu, Allah'ın kendisine en yüksek makamı verdiği halde.

Devam edelim Efendimiz'in kendisini anlatan hadîs-i şerîfine:

Ve ene evvelü men tenşekku anhü'l-ardu ve lâ fahra. "İlk defa yeryüzünün, toprağın yarılıp üzerinden açılacağı kişi ben olacağım ama övünmek yok."

Bu ne demek?

Herkes ölüp de kabre konuluyor ya, ba'su ba'del mevt, ölümden sonra dirilme zamanında kabirler açılacak da insanlar kabirlerinden kalkıp mahşer yerinde toplanmayacaklar mı; toplanacaklar. İşte o kabirlerin, ilk kabri açılıp da mahşer yerine ilk gelen kimse Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz olacak. Kendisi bunu böyle bildiriyor. Topraktan, kabrinden kalkıp da mahşer yerine ilk gelecek kendisi olacak.

Ve ene evvelü şâfi'in ve evvelü müşeffe'in ve lâ fahra. "Ben ilk şefaatçi olacağım orada..."

Müşeffe' ne demek?

Şefaat hakkı kendisine verilmiş, şefaat etmesine müsaade olunmuş, şefaati kabul olunmuş insan demek.

Herkes şefaatçılık yapmak ister. Temsilen anlatalım: Kalkar, valinin, müdürün, komutanın karşısına gidip de, işte rica ediyorum şu şahsa şöyle yapın böyle yapın, der ama kabul ederler mi?

Bazen derler ki, çekil kenara sen bu işe karışma, kabul etmiyoruz, ona ben yapacağımı yapacağım, derler.

Peygamber Efendimiz şâfi, şefaatçi ve şefaati Allah tarafından kabul edilen; peki seni şefaatçi kabul ettim, buyur dilediğine şefaat et, diye şefaatçiliğine müsaade olunan şâfi' Peygamber Efendimiz. Şâfi' ayın iledir. Şâfi' ayın ile olunca şefaat eden demek. Şâfî, i ile olursa uzun i ile, ye ile yazılır. Şâfî. sonunda i olursa, ayın olmazsa o zaman şifa veren demek.

Allah Şâfî'dir, insanlara şifa veriyor. Buradaki kelime o Şâfî değil, bu Şâfi' ayın ile, şefa'at kelimesinden geliyor. Peygamber Efendimiz'in şefaati var.

Müjdeler olsun hepinize, Allah bizi Peygamber Efendimiz'in şefaatine erdirsin.

Peygamber Efendimiz ümmetine şefaat edecek. Mahşer yerinde müteaddit şefaatleri var. Din kitapları onları uzun uzun anlatıyor. Müteaddit yerlerde, mevkilerde, zamanlarda Peygamber Efendimiz Rabbimiz'in divanında ilerleyecek, huzûr-u Rabbi'l-İzzet'te secdeye kapanıp şefaat edecek, kulların arzuhallerini arz edecek. Arzuhalcisi olacak. Allahu Teâlâ hazretlerine ricada, duada, niyazda bulunacak. Allahu Teâlâ hazretleri onun şefaatini kabul edecek. Onun şefaatini kabul edip, isteklerini yerine getirecek. Kullar hakkında şefaatini kabul edip, kulları bağışlayacak.

Allahu Teâlâ hazretleri cümlemizi Peygamber Efendimiz'in şefaatine erenlerden, kurtulan bahtiyar kullarından eylesin. Afv u mağfiret olunanlardan eylesin.

Tabii Peygamber Efendimiz yine ve lâ fahra buyuruyor. Övünmek yok. "Övünmek için söylenmiş bir söz değil bu" diye Peygamber Efendimiz bunu böylece beyan buyurmuş.

Allahu Teâlâ hazretleri bizi Peygamber Efendimiz'in şefaatine erdirsin!

Yine Câbir radıyallahu anh'ten Deylemî'nin bir başka rivayetini de okuyarak sözümü [bitireyim.] Tabii Mevlîd-i Nebî hakkında günlerce, aylarca, yıllarca konuşulur Peygamber Efendimiz'in evsâfı, güzellikleri bitmez. Onun hakkındaki bilgileri bitiremeyiz söyleye söyleye. Bir hadîs-i şerîfini daha söyleyeyim:

Ene eşrefünnasi haseben velâ fahr.

Bu hadis benim size okuduğum ve lâ fahr geçen hadîs-i şerîflerin üçüncüsü oluyor.

"Ben soyca insanların en şereflisiyim." Ve lâ fahra. Soyunun nasıl şerefli olduğunu ilk hadîs-i şerîfte size anlatmıştım. Hz. Âdem'den itibaren nikâhla, en asil insanların evlenmesiyle doğmuş olan kişilerden gelmiş Peygamber Efendimiz. Soyu böylece çok şerefli.

Ve ekremü'n-nâsi kadren ve lâ fahr. "İnsanların da kıymet bakımından en kıymetlisi, en soylusuyum, övünmek yok."

İnsanın bazen soyu güzel olur da kendisi o soya layık bir insan olmaz. İnsan kendisi layık olmazsa soyunun asaleti para etmez. Bir insanı, efendim ameli;

Men lem yüsri' bi-hî ameluhû lem yüsri' nesebuhû. "Ameli insana bir derece kazandırmazsa, ilerletmezse soyu, sopu, asâleti kazandırmaz."

Kendisi kötü ise babasının iyiliği kâr etmez. Misal, Nuh aleyhisselamın oğlu. Kur'ân-ı Kerîm'de Allahu Teâlâ hazretleri bildiriyor. Nuh aleyhisselamın oğlu babasına iman getirmemiş. Babasının nasihatlerini dinlememiş.

"Evladım gel, tufan olacak, benim gemiye aldığım kimselerle beraber sen de gir!" deyince;

"Hayır! Ben girmiyorum, bir dağa tırmanırım, selden kendimi korurum." diye inkâr etmiş, itiraz etmiş, reddetmiş Nuh aleyhisselamın babasının [davetini.] O sırada bir sel dalgası gelip almış, yuvarlamış götürmüş, boğulmuş. Şimdi Peygamber oğlu ama, soyu temiz kendisi temiz değil fayda vermemiş; cehennemlik olacak. Allahu Teâlâ hazretleri, "O senin ehlinden de değil." diyor.

İnnehû leyse min ehlike. "O senin ailenden de sayılmaz." diyor.

Demek ki peygamberin şânına layık evlatlık yapmayınca, Allah tarafından silinip atılıyor. Şimdi insanın soyu güzel olur, kendisi güzel olmazsa kıymeti yok.

Ene eşrefünnasi haseben velâ fahr. "Ben soyca insanların en şereflisiyim, övünmek yok." Ama bu vaziyet böyle... Ve ekremü'n-nâsi kadren. "İnsanların da kıymet bakımından en soylusu, en kıymetlisiyim şahsen." Yani, soyu da güzel, şahsı da güzel, adı da güzel, kendi de güzel Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve âlihî ve selleme teslîmen kesîrâ. Ve lâ fahr. "Övünmüyorum, övünmek için söylemiyorum." Allah emrettiği, siz sorduğunuz için söylüyorum. İş budur, diye bildiriyor.

Eyyühe'n-nas! Arkasından da kendisinin böyle olduğunu söyleyip hemen nasihate geçiyor. "Ey insanlar!" diye hitaba geçiyor. Ey insanlar!

Men etânâ eteynâhu. "Kim bize gelirse, biz de ona gideriz." İyiliğe iyilikle mukabele. Ve men ekremenâ ekremnâhu. "Kim bize ikramda bulunursa biz de ona ikram ederiz." Ve men kâtebenâ kâtebnâhu. "Kim bizimle oturup bir anlaşma yaparsa, yazışırsa, biz de o yazışmaya uygun hareketi yaparız."

Bu kâtebe bir de kölelerin efendisiyle anlaşma yaparak, bu anlaşmayı yazıya geçirerek kölelikten kurtulma mânasına da kullanılan bir kelime. Yani, "Kim, bizden birisi bir tarafta esir olmuş da savaşta onun kurtulması için anlaşma yapmaya razı olmuşsa, biz de onun bize esir düşmüş olan insanıyla anlaşma yaparız, göndeririz." O bizimkini salıverirse biz de onu salarız. O bizimkinin köleliliğini kaldırırsa, biz de onunkini kaldırırız mânasına da gelebilir.

Ve men şeyyea' mevtânâ şeyye'nâ mevtâhu. "Kim bizim cenazemize gelir, bizi teselli eder, cenazemizi teşyi' eder, kabre gömülme merasiminde bulunursa; biz de onun cenazesine gideriz." Ve men kâme bi-hakkınâ kumnâ bi-hakkıhî. "Kim bizim hakkımıza hukukumuza saygı gösterirse, riayet ederse biz de onun hakkına saygı gösteririz." diyor.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem yanına yanaşan, iyilik elini uzatan herkese iyilik elini uzatırdı, aksilik çıkartmazdı, reddetmezdi, her güzel davranışı güzel davranış ile karşılardı.

Eyyühe'n-nas! Devam ediyor nasihatine; Câlisü'n-nâse alâ kadri ahsabihim. "İnsanlarla soyları derecesine göre oturup kalkın." Meclislerinizi ona göre ayarlayın, sözünüzü ona göre söyleyin, [buna] riayet edin, hürmet edin, oturuşunuza kalkışınıza dikkat edin.

Ve hâlitu'n-nâse alâ kadri edyânihim. "Ve insanların dindarlıklarına göre onlarla ahbaplığınızı yakınlaştırın."

Bu da Peygamber Efendimiz'in çok önemli bir nasihati. İnsanlar soylu ise soyluluğuna uygun bir muamele yapılması lazım. Peygamber Efendimiz soyu çok şahane, çok şerefli; o halde Arabın da Peygamber Efendimiz'e, o zamandaki insanlarının o soyluluğunu anlayıp hürmet etmesi gerekir. Bizim de zamanımızda, etrafımızda böyle hatırlı, itibarlı, bir kavmin önderi insan olduğu zaman ona hasebine, nesebine uygun bir tarzda muamele etmemiz lazım. Ama,

Ve hâlitu'n-nâse alâ kadri edyânihim. İnsanlarla beraber olmak, düşüp kalkmak, karışmak, samimiyet kurmak ve iç içe olmak.

Hangi şartla?

Dindarlık şartı ile olacak.

Dikkat edin, herkes ile ahbaplık edin demiyor. Dindarlığı yüksek, vasıflı, iyi olan; -kaliteli diyecektim döndüm dikkat ediyorsanız. Çünkü yabancı kelime kullanmamaya artık dikkat ediyoruz. Bayrak açtık. - insanların dindarlığının vasfı ne kadar yüksek ise onlarla o kadar dostluk edin. Dindar, namuslu, edepli, ahlaklı, Allah'tan korkan insanlarla samimiyet kurun, onlarla beraber olun, onlarla karışın, düşüp kalkın diye bir tavsiye. Bu çok önemli, bu insanı kurtarır. Yanlış insanlarla arkadaşlık yapan mahvolur. İyi insanlarla arkadaşlık yapan kurtulur. Bu nasihati unutmayalım.

Ve enzilu'n-nâse alâ kadri müruvvâtihim. "Ve insanlara mürüvvetleri nispetinde muamele edin." Ne kadar mürüvvetli iseler siz de misafirperverliğinizi ona göre yapın. Siz onların memleketine, kavmine, kabilesine gittiğiniz zaman size nasıl güzel muamele etmişlerse siz de onlar geldiği zaman öyle yapın.

Ve dârü'n-nâse bi-ukûlihim. "Ve insanları akıllarınızı kullanarak müdârât ediniz, dirayetle idare ediniz." Aklınızı kullanın! İnsanlara muamelenizi akıllıca yapın, basîretli hareket edin, herkesi dost etmeye, doğru yola çekmeye çalışın. Aklınızı kullanın! İnsanların zararından kendinizi böylece korursunuz. Aklınızı kullanın! İnsanları hayırlı yola böyle sevk edersiniz; diyerek Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz çok şümullü, çok derin anlamlı güzel bir nasihatle bu hadîs-i şerîfini bitirmiş oluyor.

Allahu Teâlâ hazretleri hepinizden razı olsun, hepimizi sevdiği kulları zümresine dâhil eylesin.

Sevdiği kul olmanın yolu Peygamber Efendimiz'e ittibâ etmektir. Âyet böyle bildiriyor:

Kul in küntüm tühibbûnellâhe fe-ttebi'ûnî yuhbibkümullâhu. âyet-i kerîmesi çok önemli bir hakikati bize bildiriyor. Eğer Allah'ı seviyorsa bir insan Resûlullah'a tâbi olacak ve Allah'ın sevgili kulu olma derecesine varmanın yolu Resûlullah'a uymaktan, Allah'a ulaşmanın yolu Resûlullah'a sımsıkı sarılmaktan geçiyor. Onun için Allahu Teâlâ hazretleri bizi Peygamber Efendimiz'in sünnet-i seniyyesine sımsıkı sarılanlardan eylesin.

Peygamber Efendimiz'in sünnet-i seniyyesi, ehâdîs-i şerîfesi çok güzel. Okuyun derya gibi, uçsuz bucaksız bir umman gibi ve dalın o deryaya, onun içinde nice inciler, mercanlar var göreceksiniz, ne kadar tatlı bir âlem olduğunu anlayacaksınız. Resûlullah Efendimiz'in yolundan gideceğiz. Onun istediği bir müslüman olacağız. Resûlune has ümmet olacağız.

Allah bizi Resûlune has ümmet eylesin. Böylece kendisine has kul olabilmeyi nasip eylesin. Ömrümüzü, dünyamızı, zamanımızı, hayatımızı, imkânımızı, paramızı, pulumuzu, mesleğimizi, çalışmalarımızı Allah'ın rızasına uygun istikamette yapmayı nasip eylesin. Ömrümüzü Ümmet-i Muhammed'e ve bütün insanlara fâideli geçirmeyi nasip eylesin. Şu kandil gecesi hürmetine bizim kusurlarımızı affeylesin. Allah cümlemizi Tertemiz, pırıl pırıl, içi dışı nurlu, kalbi tertemiz, feyizli, mübarek, nurlu kullar eylesin. Nice nice nice mübarek gecelere, kandillere erişmeyi nasip eylesin. Peygamber Efendimiz'in sünnetini şu asırda ihyâ eyleyip şehit sevapları kazanmış olmayı nasip eylesin.

Ahirete bir gün göçeceğiz, kabrimizi cennet bahçesi eylesin. Kabirden bir gün kalkacağız, bizi Peygamber Efendimiz'in livâü'l-hamdi altında peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle, sâlihlerle haşreylesin. Bir gün nasip olur cennete girersek bir yerimiz olacak. Allahu Teâlâ hazretleri bizi Firdevs-i Â'lâ'da [meskûn eylesin.]

Firdevs-i A'lâ cennetin en güzel yeri, en yüksek kısmı, en âlâ, en orta yeri.

Firdevs-i A'lâ'da Peygamber Efendimiz'e komşu eylesin, Peygamber Efendimiz'in komşusu olmak, cemalini dâimî görmek, sohbetinde dâimî olmayı nasip eylesin.

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
13.10.2000 - Allah İçin Sevmek, Kızmak, Pazarda Tesbihin Sevabı, Kış Müminin Baharıdır
26.12.202531 dk 25 sn
08.12.2000 - Ramazan, Sıcak Günlerde Oruç, Tevhidi Yaymak
14.03.202531 dk 1 sn
12.12.1997 - Şabanın Ortası, Peygamber Efendimizin Sıfatları, Cehennem
30.01.202630 dk 47 sn
05.09.1997 - Yardımlaşmak, Tasavvufun Çeşitli Yolları
17.01.202532 dk 56 sn
31.12.1999 - Ramazan, İlmin Önemi, Takva, Mümin Kardeşini Sevindirmek
24.11.202343 dk 20 sn
29.12.1995 - Rasulullahın Rüyası, Seher Vakti, Teheccüd, Hz. Ebubekir, Rüya Tabiri, Hz. Aişenin Rüyası
24.11.202328 dk 49 sn
29.09.1995 - Dört Çeşit Göz Hakkında Bilgiler
02.10.202628 dk 39 sn
28.10.1994 - Nefsini Küçültmek, Mütevazı Olmak, Malını Hayra Vermek, Sözünü Tutmak, Müslümanın Özellikleri
14.11.202530 dk
27.07.1996 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Soyu, Peygamber Özellikleri Ve Ona Tabi Olmak
14.09.202447 dk 8 sn
26.05.1995 - Hicri Yıl Geliyor, Muharrem Oruçları, Aşurede Olan Olaylar, Yılı Oruçla Kapatıp Oruçla Açmak
12.06.202621 dk 56 sn
25.09.1998 - İlimle Meşgul Olmak, Dini Ögrenmek, Fakih Olmak
24.11.202325 dk 49 sn
24.10.1997 - Meleklerin Dua Ettiği Üç Zümre, Alim, Cömert, Zalim, Aşikare, Günahkar, Bidatçi
24.11.202318 dk 28 sn
23.08.1996 - İçkinin Kötülüğü, İlim Öğrenmek, Genç Yaşta Kuran Öğrenmek, Hadis Öğrenmek
24.11.202342 dk 36 sn
22.11.1996 - Miraçtan Önce, Helal Kazanç, Ailenin İhtiyaçlarını Görmek
24.11.202342 dk 7 sn
22.07.1994 - Cemaat Sevabı, Nefsi Yenmek, Tasavvuf, Allah'ın Emirlerine Uymak, Nefs Terbiyesi, Kulluk
24.11.202328 dk 53 sn
21.05.1999 - Önce Allahın Kitabını Öğrenmek, Kuranın Öğrenilmesi, Fetih Haftası
24.11.202352 dk 2 sn
20.02.1998 - Ramazan Sonrası Dikkat Edilecek Hususlar
11.04.202524 dk 43 sn
19.01.2001 - Dua Edenin Eli Boş Kalmaz, Allah Verdiği Nimeti Görmek İster, Peygamber Efendimizin Merhameti
24.11.202331 dk 41 sn
18.12.1998 - Şabanın Son Günleri, Oruç İle İlgili Hadisler, Ramazan Geliyor
24.11.202329 dk 23 sn
15.02.1996 - Kadir Gecesi
24.11.202328 dk 10 sn
10.04.1998 - Kurban Bayramı 4. Gün, Mekkeden Ayrılmadan Veda Tavafı, Haccın Muhteşemliği
24.11.202333 dk 15 sn
10.02.1995 - İlk On Gün, Ramazan
24.11.202342 dk 9 sn
09.08.1996 - Doğanın Korunmasına Verilen Önem, Ateş, Peygamberimizin Fakihliği, Salatu Selam Getirmek, Selamın Önemi
24.11.202334 dk 39 sn
09.05.1997 - 1 Muharrem 1418, Hicri Yılbaşı, Hicri Yıl İlk Günü
16.06.202630 dk 24 sn
08.01.1999 - Kadir Gecesinin Önemi
13.03.202630 dk 13 sn
07.04.2000 - Hicri yıl
24.11.202334 dk 45 sn
04.04.1997 - Zilhicce ve Hac Yaklaşıyor, Evi İbadetle Şenlendirmek, Ecdadın Mirasına Ve Kültürümüze Sahip Çıkmak, Küçük Yaşta Eğitim
08.05.202627 dk 26 sn
03.04.1998 - Hac Günleri, Zilhiccenin İlk Günü, Arife, Hicret, Günahlardan Uzak Durmak, Kurban Bayram öncesi
24.11.202335 dk 47 sn
18.02.2000 - Kuranın Önemi, Kuran Öğrenmenin Önemi
02.08.202431 dk
27.12.1996 - Şaban Ayı, Oruç ve Allahın Rızasını Gözetmek
07.02.202523 dk 26 sn
13.02.1998 - İnanç Özgürlüğü, Tercihler, Ümmetten Bozulmayacak Olanlar, İçkinin İçilmesi ve Sunulması, Allah
10.02.202320 dk 21 sn
21.07.1995 - Sabır ve Şükür, Kurana İtaat Mükafatları, Cennete Dört Vesile
13.09.202225 dk 30 sn
24.11.2000 - Orucun Faziletleri ve İncelikleri
06.02.202624 dk 35 sn
13.12.1996 - Şaban Ayı, Sünnet Yolu, Dünyayı Terketmek, Ramazana Hazırlık, Salavat
31.01.202535 dk 31 sn
13.08.1999 - Gazilerin Önemi, Müslümanın Güçlü Olması,Tefekkür
01.02.202244 dk 27 sn
10.09.1999 - Allah Yolunda Yürümek, İlimsiz Fetva Vermek
01.02.202251 dk 8 sn
09.07.1999 - Kurtuluş İslamda, Peygamber Efendimizin Şefaati, Salih İnsanların Azalması, İlim
01.02.202251 dk 17 sn
08.10.1999 - Medinenin Önemi,Tarihi, Sadaka, Tevhidin Önemi
01.02.202253 dk 50 sn
07.05.1999 - Oruç, Namaz, Gusül, İlmihal Bilgisi
01.02.202233 dk 27 sn
09.12.1994 - Recep, Şaban ve Ramazanın Önemi, Tevbede Acele Etmek, İnancın Doğru Olması
03.01.202530 dk 19 sn
27.01.1995 - Dünyanın Faniliği, Kabir Hayatı, Asi Olmamak, İbadet ve Taat Etmek, Şükredici Olmak
09.10.202633 dk 23 sn
19.12.1996 - Şaban Ayındayız, Allahın Lütfuna, Kaderine, Rızka Rıza
23.01.202621 dk 23 sn
28.11.1997 - İmanı Korumak, Müslümanın Hali, Recep Ayının Son Günleri
16.01.202635 dk 29 sn
06.12.1996 - Tevbe Etmek, Gönlü Allah ile Olmak, Ramazana Hazırlık
05.03.202133 dk 49 sn
24.11.1995 - Recep Ayına Girerken Dua, Recebin ve Üç Ayların İçerisindeki Kandil Geceleri
12.01.202421 dk 21 sn
07.10.1994 - Müminlerin Güzel Özellikleri, Emin Olmak, Ahir Zaman
31.10.202529 dk 10 sn
22.05.1998 - Dilin Önemi, Haktan Yana Olmak, Uzun Ömürlü Müminin Değeri
25.12.202031 dk 33 sn
17.02.1999 - Müslümanlara Yardım, Dua
18.12.202037 dk 41 sn
20.10.2000 - Dünya ve Ahiret İçin Çalışmak, Hastanın Duası
20.11.202013 dk 6 sn
01.12.2000 - Ramazanda Verilen Beş Şey, Orucun Faziletleri
31.03.202330 dk 14 sn
01.03.1996 - Ramazan Sonrası Şevval
04.04.202536 dk 9 sn
31.12.1997 - Ramazanın İlk Günleri
08.05.202036 dk 8 sn
26.12.1997 - Ramazan Öncesi Yapılması Gerekenler
01.04.202235 dk 10 sn
24.12.1998 - Oruçlunun Duası
08.05.202030 dk 31 sn
24.02.1995 - Ramazandan Sonra Halimizi Muhafaza Etmek
08.05.202027 dk 42 sn
24.01.1997 - Allah Rızası, Ramazandan Sonraki Halimiz, Ayet el-Kürsi, Keramet
08.05.202038 dk 42 sn
22.12.2000 - İlmin Önemi, Kadir Gecesi Temennileri
08.05.202043 dk 54 sn
22.01.1999 - Ramazandan Sonra, Şevval Orucu, Kurban Arifesi, Nafile Oruçlar
03.04.202644 dk
21.02.1997 - İnsanların Hayırlısı, Ramazanda Zekat, Ayet-el Kürsi
12.09.202540 dk 15 sn
20.02.1998 - Ramazan Sonrası Dikkat Edilecek Şeyler
28.04.202328 dk 12 sn
17.03.1994 - Ramazan Bayramı Sonrası, Zikir, Şükür, Eş Seçiminin Önemi, Arkadaş
27.03.202625 dk 4 sn
16.01.1998 - Ramazanda İtikafa Girmenin Sevabı
06.03.202625 dk 28 sn
11.02.1994 - Ramazanın Fazileti
21.02.202525 dk 17 sn
10.12.1999 - Ramazan, Orucun Mükafatı, Orucun Sevabını Götürecek Olanlar
08.05.202035 dk 59 sn
10.01.1997 - Ramazanın İlk Günü, Ramazanda Sevaplar, Tavsiyeler
08.05.202029 dk 58 sn
09.02.1996 - Ramazanda Mukabele, Zekat
08.05.202026 dk 19 sn
09.01.1998 - Ramazan Gufran Ayıdır, Kuran Ayıdır
08.05.202033 dk 24 sn
03.01.1997 - Ramazan Ayetleri
13.02.202627 dk 17 sn
02.02.1996 - Ramazanın İlk Haftası
08.05.202027 dk 53 sn
02.01.1998 - Ramazanın Faziletleri, Teravih, Kadir Gecesi
22.03.202433 dk 17 sn
12.03.1999 - İtikafın Sevabı, Allahı Zikretmek, Çocuklar Arasında Adalet, Miras, Koca ve Anne Hakkı
22.04.202233 dk 3 sn
31.01.1997 - Aşrul Evahir, Ramazanın Son On Günü, Kadir Gecesini Değerlendirmek
03.12.201935 dk 24 sn
03.02.1995 - Ramazanın İlk Haftası, Ramazanı Değerlendirmek
20.02.202624 dk 6 sn
07.02.1997 - Ramazanın Son Cuması ve Bayram, Niyetin Önemi, Allah Yolunda Para Harcamak
28.03.202535 dk 46 sn
07.01.2000 - Ramazanın Son Günleri, Veda
02.12.201924 dk 43 sn
06.02.1998 - Kulun Vazifesi, Kuranın Anlaşılması, Ramazandaki İyi Halin Devam Etmesi
02.12.201945 dk 8 sn
13.11.1998 - Miraç Kandili
02.12.201931 dk 52 sn
14.11.1997 - Mehmed Zahid Kotku, Gerçek Akıllı İnsan, Nefsi Terbiye Etmek, Evliyaların Anılması
03.09.202130 dk 45 sn
06.12.1996 - Şaban, Miraç Kandili Öncesi, Ramazana Hazırlık
09.01.202634 dk 12 sn
05.07.1998 - Mevlid Kandili Sohbeti
02.12.201943 dk 52 sn
05.01.1996 - Berat Kandili, Günahları Affedilmeyecek Kişiler, Berat Gecesinde Yapılması Gerekenler
23.02.202428 dk 39 sn
19.01.1996 - Berat Kandili, Ramazana Yaklaşırken Dikkat Edilecekler
25.03.202133 dk 57 sn
15.12.2000 - Kadir Gecesi, Şehitler, Sıddıklar, Tervaih
02.12.201931 dk 6 sn
15.10.1999 - Dua, Salavat, Doğru Söz Söylemek, Sıla-i Rahim
02.12.201932 dk 5 sn
15.01.1999 - Kadir Gecesi Geçti, Ramazanda Zekat ve Fitre Vermek
02.12.201927 dk 5 sn
02.06.1995 - Hicri Yıl ve Aşure Günü Orucu, Hicri Yıl Girdi
19.06.202632 dk 52 sn
01.05.1998 - Hicri Yılbaşı, Oruç Tutmak, Müslümanlara Düşen Toplumsal Görevler
06.08.202127 dk 29 sn
26.05.1995 - Hicri Yıl Geliyor, Aşurede Olan Olaylar, Hicri Yılda Oruç Tutmak
14.07.202325 dk 40 sn
17.05.1996 - Yarın Hicri Yıl, Hilali Gözlemlemek, Müslümanlara Düşen Vazifeler
29.07.202234 dk 36 sn
16.05.1997 - Muharrem, Aşure Günün Önemi, Orucunun Fazileti, Muharremde Neler Yapılmalı
04.07.202528 dk 9 sn
14.04.2000 - Aşure Gününde Oruç, Alışveriş Yapmak
28.08.202025 dk 54 sn
04.04.1997 - Hac Yaklaşıyor, Kültürümüze Sahip Çıkmak, İyi Niyet
16.06.202328 dk 37 sn
03.06.1994 - Hac Sonrası, İnanç, İmanın Özelliği
23.07.202122 dk 4 sn
02.04.1999 - Hacdan Dönüşler, Lebbeyk Demek, İlim Öğrenmek, Eşe ve Çocuğa İkram Sadakadır
13.06.202530 dk 25 sn
27.05.1994 - Haccın Önemi, Alimin Abide Üstünlüğü, Cumanın Faziletleri
02.12.201920 dk 25 sn
26.04.1996 - Hac Hadisleri, Zekat, Hacıların Duası, Arefe Orucu
22.05.202633 dk 39 sn
26.03.1999 - Zilhiccenin 10 Günü, Arefe ve Aşure Orucu, Bayram Günü
07.06.202420 dk 31 sn
25.04.1997 - Haccın Muhteşemliği, Hacdan Sonra, Şehit Mertebeleri
02.12.201936 dk 39 sn
19.03.1999 - Zilhiccenin 10 Günü
15.05.202622 dk 50 sn
18.07.1997 - Hac, Müslümanlar, Tefekkür
02.12.201946 dk 7 sn
17.04.1998 - Haccın Önemi, Ziyaret Edilecek Mescitler, Toplumsal Durumlar
31.05.202429 dk 54 sn
17.03.2000 - Kurban Bayramı, Bayram Gecelerinin İhyası
02.12.201930 dk 1 sn
13.03.1998 - Kurban ve Arife Orucu, Cemaatle Namaz, Nafile Oruçlar
30.05.202533 dk 55 sn
12.04.1996 - Hacda Sabırlı Olmak, İyi Niyetin Kıymeti
02.12.201932 dk 5 sn
12.02.1999 - Oruç Tutmak, Her Sene Hacca Gitmek
02.12.201946 dk 39 sn
11.04.1997 - Mescid-i Haram Ziyareti, Seher Vakti İbadet
16.07.202136 dk 35 sn
29.05.1998 - İstanbul
02.12.201941 dk 53 sn
11.06.1999 - İstanbul'un Fethinden Sonra, Romanın Fethi, Subanallah Demek, Deccal
02.12.201945 dk 45 sn
17.01.1997 - Evliyaların Önemi
02.12.201936 dk 47 sn
30.01.1998 - Ramazan Bayramı, Ramazandan Sonra İbadetlere Devam Etmek
20.03.202632 dk 59 sn
29.12.2000 - Ramazan Bayramı, Ramazan Sonrası Durum, Alimlerin Önemi
12.04.202439 dk
23.02.1996 - Ramazan Bayramının Son Günü
02.12.201937 dk 56 sn
18.04.1997 - Kurban Bayramı, Salatu Selam, Ziyaret Etmek, Sadaka Vermek
29.05.202629 dk 26 sn
26.01.2001 - Kabir, Kıyamet Alametleri, Müslümanca Yaşamak
02.12.201936 dk 41 sn
19.01.2001 - Allahın Sevdiği Haller, Hakla İyi Geçinmek
05.05.202332 dk 49 sn
05.01.2001 - Gerçek İman ve Tezahürleri, İman ve Namaz , Allah Sevgisi
29.11.202436 dk 49 sn
02.02.2001 - Ahiretin Hayrı, Dünyanın Geçiciliği, Peygamber Efendimiz
07.08.202642 dk 43 sn
30.06.2000 - Sabır ve Takva, Allah
02.12.201926 dk 6 sn
28.07.2000 - Allah'ın Sevdiği ve Kızdığı İşler,Tevbekâr Genç Günahkar Yaşlı,Cuma Gününde Yapılacaklar
02.12.201930 dk 54 sn
28.04.2000 - Hasta Ziyareti, Belalara Sabır, Rıza, Müslümana Yardım
02.12.201937 dk 42 sn
28.01.2000 - Gaziye Yardım Etmek, Mescid Yapmak, Müslümana Yardım Etmek
02.12.201927 dk 50 sn
27.10.2000 - Kardeşini Kendisine Tercih Etmek, Haksız Kazanç, Ölümden İbret Alın
02.12.201930 dk 43 sn
26.05.2000 - İlim ve Alimin Önemi, Alimin Vefatı
02.12.201936 dk 29 sn
25.08.2000 - Fitne Zamanında Güzel Kulluk, Sünnete Sarılmanın Karşılığı
09.05.202529 dk 18 sn
25.02.2000 - Allah Bir Kavmin Hayrını İsterse Alimleri Çogaltır, İyi ve Kötü Kavimler, Misafirin Önemi
02.12.201922 dk 31 sn
21.07.2000 - Salih Amellere Koşmak, Gece Karanlığı Gibi Fitneler Olması
02.12.201925 dk 39 sn
21.04.2000 - Nefse Uymak, Allah Rızası İçin Öfkelenmek, Allah Rızası İçin Yaşamak
02.12.201943 dk 7 sn
21.01.2000 - Gaziye Yardımcı Olmak, Şehide Mükafat
02.12.201930 dk 33 sn
20.07.2000 - Fitne Zamanı Hayırlı Amellere Sarılmak, Toplum Ahlakı, Sadaka, Zekat, Buğz Etmek
02.12.201928 dk 58 sn
19.05.2000 - Peygamber Efendimizin Saçını Ağartan Sûreler, Şehidler
02.12.201924 dk 55 sn
18.08.2000 - İyiliği Hor Görmemek, İmanın Tadı, Munakasa, Cennet, Cehennem
02.12.201918 dk 9 sn
17.11.2000 - Allahı Zikretmek, Ölümü Düşünmek
17.11.202335 dk 33 sn
14.07.2000 - Anne Babasının İhtiyacını Görmek, Allah İçin Sevmek, Zahidin Özellikleri
02.12.201940 dk 58 sn
14.01.2000 - Deccal, Kehf Sûresi, Hz.İsâ
02.12.201932 dk 45 sn
12.05.2000 - Emanet, Doğruluk, Komşu, Sadaka, Vakıf, Lanetleme, İçki
02.12.201927 dk 2 sn
11.08.2000 - İnsanı Cennete Götüren Ameller, Selam, Gece Namazı, İyi Geçim, Sıla-i Rahim, İlim Öğrenmek, Takva
02.12.201945 dk 51 sn
11.02.2000 - Bela, Hasta Ziyareti, Musibete Uğrayan Kimse, Müslümanın Yardımına Koşmak
02.12.201927 dk 46 sn
10.11.2000 - Cömertlik, Allah Rızası İçin Şehit Olmak
02.12.201934 dk 53 sn
09.06.2000 - Peygamber Efendimizin Soyu, Asaleti, Son Peygamberliği, Makam-ı Mahmud
13.09.202443 dk 7 sn
07.07.2000 - Aktarırken Yalnış Aktarmak, Allahın Gazabı
02.12.201925 dk 32 sn
07.04.2000 - Kalplerin Pası, Veli Kullar, Riya, Pazartesi ve Perşembenin Fazileti
02.12.201929 dk 33 sn
06.10.2000 - Dinini Öğrenmek, Ahir Zamanda Belâların Gelmesi, Dinden Çıkan Alim
02.12.201933 dk 38 sn
04.08.2000 - Zenginlerin Hali, Fakirin Hakkı, Kötü Alimler
02.12.201928 dk 26 sn
04.02.2000 - Hakkı Söylemek, Alimlerin Susması, Mümine Belaların Gelmesi
02.12.201925 dk 39 sn
03.11.2000 - Kimseye Yük Olmamak, Zikrin Kıymetli Olduğu Zamanlar, Kuran-ı Kerim
22.11.202429 dk 24 sn
03.03.2000 - Salavat, Müminler, Cennet, Yahudiler
02.12.201929 dk 6 sn
02.06.2000 - Tefekkür, Amel Niyet ve Sünnete Uygunluk
02.12.201936 dk 21 sn
01.09.2000 - Günahkar Uyarma, Yöneticilerin Veballeri, Ölümden Sonra Pişmanlık
02.12.201927 dk 34 sn
01.10.1999 - Namaz Vaktinde Nida Eden Melek, Sabır Göstermek
02.12.201941 dk 18 sn
30.04.1999 - Müslümanın Temiz Olması, Melekler, Hocaya ve Öğrenciye Saygı
02.12.201939 dk 22 sn
29.10.1999 - Peygamber Efendimizi Görmek İstemek, Allah Sevgisi ve Merhamet, İslamı Yaymak, Sadaka ve Dua, Cennet Ehli
02.12.201924 dk 39 sn
29.01.1999 - Allahın Rızasını Gözetmek, Müslüman Akıllı Olmalı, İslama Hizmet
08.12.202337 dk 57 sn
28.05.1999 - İslamın Küfre Galip Gelmesi, Zaferler, İslamın Yayılması Yeni Fetihler
02.12.201930 dk 16 sn
26.11.1999 - Büyük Konuşmak, İnşallah Demek, Edep, Yasin Suresi
07.07.202340 dk 39 sn
26.02.1999 - Allahın Sevdiği Davranışlar, Namazı Kabul Olanlar, Kulluğu Güzel Yapmak
02.12.201955 dk 31 sn
25.06.1999 - Bidatçiye Hürmet, İdarecilerin Vasıfları, Merhamet Etmek
02.12.201931 dk 43 sn
24.09.1999 - Mazlumun Duası, Günahlar, Kötü Arkadaş
02.12.201937 dk 8 sn
23.07.1999 - Mağfiret İstemek, Tevbe, İman Kıymeti, Allah
02.12.201934 dk 34 sn
23.04.1999 - Kurana Bağlılık, Sadaka, Yardımlaşma, Anne Babayı Hoşnut Etmek, Birlik ve Beraberlik
30.08.202434 dk 44 sn
22.10.1999 - Ölüm Sonrası
02.12.201940 dk
20.08.1999 - Zikirin Faydaları, Tatil,Kuran Kursu, Fakih Olmak
02.12.201934 dk 14 sn
19.11.1999 - Kabir Ehline Yapılacaklar, Ahde Vefa, Haramdan Sadaka Vermek, Tevbe Etmek
25.07.202529 dk 41 sn
18.06.1999 - Şehit Olmak, Ayetel Kürsi ve İhlas Suresinin Faziletleri
02.12.201935 dk 14 sn
17.09.1999 - Adaletli Hükmetmek, Amel-i Salihada Acele Etmek, Deccal
02.12.201926 dk 35 sn
16.07.1999 - Allah ve Resulune İtaat, Yöneticiler, Zikir Ehli
02.12.201945 dk 18 sn
14.05.1999 - Adaletli Olmak, Cehennem, Çocuk ve Eş İmtihanımız, Adaletli Olmak
02.12.201934 dk 31 sn
06.08.1999 - Gaziye Yardımcı Olmak, Müslümana Yardımcı Olmak
02.12.201932 dk 33 sn
04.06.1999 - İlim Talep Etmek, İlmin Sadakası, Ganimet Malı
02.12.201938 dk 53 sn
03.09.1999 - Zikirin Faydası, Abdest, Fakih Olmak
02.12.201942 dk 6 sn
02.07.1999 - Peygamber Efendimizine İman, İslam Olmak, Hicret
15.08.202532 dk 12 sn
27.02.1998 - Müslüman Kardeşine Yardım Etmek
04.06.202124 dk 30 sn
26.06.1998 - Helal Kazanç, İhtiyacını Görmek, Darlıktan Sonra Kurtuluş, İkram Etmek
26.06.202633 dk 37 sn
20.11.1998 - Ahir Zaman Haramdan Mal Kazanmak, Müslümanın Arıya Benzemesi
02.12.201928 dk 5 sn
20.03.1998 - Cennet Ehline İkramlar ve Alimin Önemi, Allahu Teala
22.10.202120 dk 44 sn
19.06.1998 - Dünyanın Kıymetsizliği, Afiyet İstemek, Zikir
02.12.201942 dk 59 sn
15.05.1998 - Belaların Gelmesi ve Sebebleri, Lailaheillallah Demek, Kardeşinin İhtiyaçlarını Görmek
02.12.201947 dk 19 sn
13.02.1998 - İnanç Özgürlüğü, Tercihler, Ümmetten Bozulmayacak Olanlar, İçkinin İçilmesi ve Sunulması
02.12.201939 dk 22 sn
12.06.1998 - Toplum Hayatının Önemi
28.06.202441 dk 23 sn
11.12.1998 - Mescid Yaptırmak, Meleklerin Girmedikleri Evler, Ömürün Kıymeti
02.12.201933 dk 51 sn
08.05.1998 - Hesap Yapmak, Dünya Müslümanları, Batıl Din, Doğru İnanç, Çanakkale Savaşı
02.12.201927 dk 14 sn
07.08.1998 - Müslümanların İşleriyle İlgilenmek, Edepsiz Olanlar, Tevbe Etmek
02.12.201942 dk 10 sn
06.11.1998 - Helal Kazanç, Doğru Arkadaş Edinmek, Sağlam Dostluklar, Sünnete Sarılmak
10.11.202339 dk 14 sn
06.03.1998 - Cuma Namazının Önemi, Diğer Ülkelerdeki Rahatlık
02.12.201925 dk 32 sn
05.06.1998 - Estagfirullah, Zikir, Musibetler Karşısındaki Haller
05.11.202138 dk 29 sn
04.12.1998 - Erhamerrahimin Demek, Vefat Haberi Almak, Azrail
02.12.201926 dk 57 sn
03.07.1998 - Allah Sevgisi, Peygamber Efendimizin Doğumu, Salavat Getirmek, Ümmete Hizmet Etmek
05.09.202528 dk 16 sn
31.10.1997 - Tüm İnsanlığa Merhamet, Cömertlik, Cesurluk, Huysuzluk ve Cimrilik
26.09.202527 dk 44 sn
29.08.1997 - Cehennemde Cennette Ebedi Kalmak, İslam
02.12.201941 dk
28.03.1997 - Faiz, Zina
02.12.201929 dk 46 sn
28.02.1997 - Peygamber Efendimize İtaat, Kuran-ı Kerim Okumak, Cennet, Cehennem, Allah
19.09.202534 dk 20 sn
27.06.1997 - Musibetin Sebepleri, Zekatın Önemi, Allah Bir Topluma Gazap Etmişse Bunun İşaretleri
02.12.201945 dk 11 sn
26.09.1997 - Allahın Sevmedikleri, Sevgide ve Buğzda Aşırıya Kaçmak, Mal, Eş ve Evlatla İmtihan, Kalpler Allahın Elinde
02.12.201945 dk 46 sn
25.07.1997 - Mümin Kardeşe Sevgiyle Bakmak, Evde Namaz, Kuranı Anlamak, Sabretmek
03.10.202518 dk 13 sn
23.05.1997 - Gıybet, İftira, Dedikodu, Müslümanın Heybeti
02.12.201929 dk 52 sn
22.08.1997 - Mücahit, Hurafeler, Sıla-ı Rahim Yapmak, Emirlerin, Yöneticilerin Veballeri
02.12.201943 dk 13 sn
21.11.1997 - Zulmetmek, Affetmek, Hidayet, Hamdetmek
02.12.201937 dk 34 sn
21.03.1997 - Amil ile Abid Arasındaki Fark, Tövbe, Zikir
02.12.201931 dk 59 sn
20.06.1997 - Hz. Ali, Kulluk, Dünyaya Rağbet Etmek, Ahiret, Cehennem
02.12.201932 dk 57 sn
19.12.1997 - Doğru İnanç, Allaha İtaat, Rasulullahın Namazı, Nimetlere Şükür, Dünya Müslümanlarını Unutmamak
02.12.201927 dk 2 sn
19.09.1997 - Dili Tutmak, Susulacak ve Konuşulacak Yerler, İlim ile Amil Olmak, Zamanın Kıymetini Bilmek
02.12.201949 dk 54 sn
17.10.1997 - Tevhidin Faziletleri, Doğru İnanç, Temizlik, Müslüman Kardeşine İyilik Etmek
03.07.202628 dk 25 sn
15.08.1997 - Peygamber Efendimiz Özellikleri, Ahlakı, Şefaati, Hanımlarına Davranışı
28.08.202631 dk 52 sn
14.03.1997 - Cahillik, Akıl Zenginliği, Tefekkür, Cennete Giremeyecek Kişiler
02.12.201945 dk 32 sn
14.02.1997 - Aile Eğitimi, Hicret Etmek
02.12.201936 dk 29 sn
12.09.1997 - Anne Babaya İtaat, Allah ve Peygambere İtaat, Allah
02.12.201948 dk 33 sn
11.07.1997- Hayırlı Yardımcılar, İdarecilerin Sorumlulukları, İyi Niyet
02.12.201927 dk 41 sn
10.10.1997 - Amerikadaki İnanç, Tevhid İnancı, Ölümden Sonra Dirilmek
02.12.201934 dk 49 sn
08.08.1997 - Merhamet, Acıma, Emri Maruf Nehyi Münker
02.12.201939 dk 24 sn
07.11.1997 - Bildiğini Uygulamamak, Alimin Önemi, Peygamber Efendimizin Kıyafet Tavsiyleri
02.12.201924 dk 53 sn
07.03.1997 - Alim Olmak, Kabenin Anahtarı, Eman Vermek, Tevbe Etmek
02.12.201930 dk 50 sn
05.12.1997 - Hayat Gayesi, İsraf, Namazın Önemi, Mekke
01.12.202327 dk 31 sn
03.10.1997 - Muhabbet, Hediyeleşme, Misvak, Tevbe, İyi İnsan Olmak
30.10.202626 dk 28 sn
02.05.1997 - Muharreme Yaklaşıyoruz, Alimlerin Çeşitleri ve Kıymeti, Alim Olmaya Çalışmak
02.12.201932 dk 23 sn
01.08.1997 - Müslümanların Sıkıntılarıyla İlgilenmek, Allaha, Rasulüne, İmama, Müslümanlara Samimiyet
02.12.201940 dk 22 sn
01.03.1997 - Alimlerin Önemi ve Üstünlükleri, Çeşitleri
04.08.202333 dk 37 sn
02.08.1996 - Salih Kimseleri Anmak, Sıkıntılar İçin Estağfirullah, Kin Tutmak, Kıskançlık, İbadeti İsteksiz Yapmak
24.07.202627 dk 40 sn
01.11.1996 - Tevbe Etmek, Allah İçin Sevmek, Sevginin Gerekliliği
05.12.202533 dk 13 sn
31.05.1996 - Müslüman Kardeşine Yardım Etmek, Borçluya Mühlet Tanımak, İstiğfar Etmek, La Havle ve La Kuvvete
01.08.202541 dk 41 sn
30.08.1996 - İstihare, İstişare Yapmak, Yolculuk, Tevbe Duası
02.12.201944 dk 35 sn
29.03.1996 - Peygamber Efendimizin Şemaili, Merhameti, Adetleri
02.12.201937 dk 48 sn
28.06.1996 - Allahın Cömert Olması, Alimin Önemi, Cömertliğin Çeşitleri
02.12.201926 dk 56 sn
27.09.1996 - Toplumu Düzeltmek, Azap, Umumi Gelir, Günah İşleyenleri İkaz Etmek
02.12.201937 dk 52 sn
25.10.1996 - İçi Temizlemek, Ahiret İçin Hazırlanmak
08.08.202547 dk 40 sn
23.08.1996 - İlim Öğrenmek, Affedilmek, Genç Kuran Öğrenmek, Hadis Öğrenmek
02.12.201942 dk 20 sn
22.11.1996 - Ticaret, Helal-Haram Kazanç, İlim Talep Etmenin Niyeti, Komşuluk
02.12.201940 dk 39 sn
21.06.1996 - Salavatın Faziletleri, Mütevazi Olmak, Cematin Önemi, Avlanmanın Sakıncaları
02.12.201928 dk 12 sn
19.07.1996 - Özgürlük Anlayışı, Eşler Arası İletişim, Muhabbet, Anne Babanın Çocuguna Bakması
07.08.202032 dk 2 sn
19.04.1996 - Haccın Faziletleri, Hacının Şefaati
01.05.202629 dk 10 sn
18.10.1996 - Kadın ve Erkekte Kıyafet Ölçüsü, İlimin Önemi, Hastalığın Sevabı
02.12.201947 dk 24 sn
16.08.1996 - Gıybet, Tartışmaya Girmemek, Çok Konuşmamak, Helal Kazanç
24.04.202642 dk 48 sn
15.11.1996 - Recep Ayının Faziletleri, Kuran Okumak, Kalp ve Dil Temizliği
19.12.202527 dk 54 sn
14.06.1996 - İlim Öğrenmek, Hoca ve Talebe
02.12.201923 dk 58 sn
12.07.1996 - Komşuluk Hakkı, Güzel Ahlak, Akıllı İnsan
02.05.202530 dk 3 sn
12.01.1996 - Dünya Kaygısının Nelere Sebep Verdiği, Ahireti Düşünmek
19.07.202428 dk 44 sn
11.10.1996 - İftira Atmak, Evlenmek, Abdestin Fazileti
10.04.202632 dk 41 sn
10.05.1996 - Ahlakı Güzelleştirmek, Evlenmek, Hamileliğin ve Çocuk Büyütmenin Sevabı, Nikah
02.12.201932 dk 23 sn
08.11.1996 - Kabenin O Zamanki İnşaatı, Kabe-i Muazzama
02.12.201928 dk 15 sn
08.03.1996 - Salavat Getirmek, 20 Kişiye Selam Vermek, Ezanı Tekrar Etmek, Cemaate Devam Etmek
25.04.202525 dk 44 sn
07.06.1996 - Peygamber Efendimizin Zühd Sahibi Olması, Rüşvet, Dünyayı Sevmek
17.04.202636 dk 40 sn
06.09.1996 - Hamdetmek, Estagfirullah, Laileheilallah Demek, Allahın Kula Kızmasıyla Kulda Değişen Haller
05.06.202633 dk 41 sn
05.07.1996 - Rahman, Rahim ve Hay Olması, Ellerin Açılıp Dua Edilmesi
02.12.201937 dk 21 sn
04.10.1996 - Mümin Kardeşini Sevindirme, Cennetteki Arazileri İbadetle Mamur Hala Getirme
02.12.201932 dk 10 sn
29.12.1995 - Rüyaların Önemi, Rüyaların Hakikati
02.12.201928 dk 42 sn
27.10.1995 - Zikrin Faydaları, Toplumda İyiliği Yaymak, Topluma Karşı Görevler, Kardeşi Sevindirmek
25.09.202620 dk 52 sn
25.08.1995 - Akra, İlahi Ente Maksudi ve Ridaike Matlubi, Müslümanların Genel Durumu
02.12.201928 dk 53 sn
24.03.1995 - Mazluma Yardım, Müslüman Kardeşliği, Yardım Etmek, Dertlenmek
18.06.202135 dk 11 sn
22.12.1995 - Allahın Kudreti, İslamın Güzelliği
28.11.202534 dk 50 sn
20.01.1995 - Hayır İşlemek, Hayra Vesile Olmak, Şerden Sakınmak
18.09.202635 dk 28 sn
18.08.1995 - Peygamber Efendimizin Şefaati, Merhameti, Paylaşımcı Olmak, Aile Sevgisinin Önemi
02.12.201929 dk 25 sn
17.11.1995 - Allaha ve Resulune Yakın Olmak
02.12.201929 dk 12 sn
16.06.1995 - Okul Yaz Tatilini İyi Değerlendirmek
02.12.201923 dk 2 sn
15.12.1995 - Allaha ve Peygamberimize Kendimizi Sevdirmek, Emanete Riayet
14.08.202632 dk 30 sn
14.04.1995 - Kötü Huyun Ameli Bozması, Hased
02.12.201932 dk 16 sn
13.10.1995 - Karadeniz Gezisi, Cenneti İsteyip Ona Göre Çalışma Yapmak
02.12.201921 dk 19 sn
13.01.1995 - Gönlün Önemi ve Gönül Kırmamaya Dikkat Etmek
04.09.202631 dk 11 sn
10.11.1995 - Mümin Kulların Kaza ve Kader Karşısındaki Tavırları, Mümin Kulların Özellikleri
11.09.202635 dk 54 sn
08.12.1995 - Şaka, Mizah Ölçüsü, Kendisi İçin İstediğini Kardeşi için İstemek
02.12.201934 dk 51 sn
01.12.1995 - Borç Vermenin Sevabı, Sadaka ve Zekatın Önemi
27.02.202631 dk 31 sn
30.12.1994 - Gıybet, Haramlardan Sakınma, İlmiyle Amel Etmek ve Dünyaya Tamah Etmemek
11.10.202423 dk 2 sn
29.04.1994 - İyilik ve Kötülükte Niyetin Önemi, Nefisle Mücadele
02.01.202628 dk 26 sn
26.08.1994 - Allahın Rızasını Kazanmak, Hayırlarda Yarışmak, Nefsi Dizginlemek
31.07.202631 dk 56 sn
25.03.1994 - İlimin Önemi, İlimin Mükafatı, Bahar Ayına Giriyoruz
02.12.201923 dk 35 sn
21.10.1994 - Ölümü Hatırlamak, İbret Almak, Nasihat, Başkasının Ayıbına Bakmamak
07.11.202528 dk 7 sn
19.08.1994 - Peygamber Efendimizin Doğumu ve Vefatı
30.09.202223 dk 35 sn
17.06.1994 - Tatili Değerlendirme
18.07.202519 dk 43 sn
16.12.1994 - Kanaatkar Olmak, Söylenenle Yapılanın Bir Olması, Sadaka Vermek
17.10.202522 dk 26 sn
14.10.1994 - Marifetullah, Arif Olmanın Özellikleri
02.12.201927 dk 40 sn
11.11.1994 - Ahir Zamanda Cahillik, Emri Maruf, Sünnete ve Kurana Sarılmak
02.12.201928 dk 57 sn
10.06.1994 - Allahtan Korkmak, Zenginlik, Adalet, Cimrilik, Kendini Beğenme, Nefsine Uyma, Yemek Yedirme, Selam Verme
23.10.202629 dk 9 sn
08.08.1995 - Peygamber Efendimizin Doğumu, Son Peygamber Oluşu, Peygamberlerden Üstünlüğü
21.08.202640 dk 6 sn
07.04.1995 - Allah Güzeldir Güzeli Sever, Cemalullah, Allah Nimeti Üstünde Görmek İster, Kibir
31.12.202129 dk 20 sn
06.04.1995 - Sabır, Doğru Yol, Mescitleri Doldurmak, Allah İçin Arkadaşlık Yapmak, Seherde İbadet Etmek
16.10.202633 dk 17 sn
03.11.1995 - Yalnızlığın Yararları
05.11.201929 dk 23 sn
06.05.1994 - Rızkın Kesilmesi, Tövbe Etmek, Seher Vaktinde İbadet
21.11.202532 dk 15 sn
05.08.1994 - Allahtan İstemek, Cennet, Her İşte Allahın Rızasını Düşünmek, Cehennemden Korkmak
25.10.201927 dk 16 sn
04.11.1994 - Sahih Kaynakların Önemi, Sahte Din Alimlerine Dikkat, Hak Yolda Olmak Hakkı Söylemek
17.07.202627 dk 35 sn
02.09.1994 - Kalbin Paslanması, Ölümü Düşünmek, Kuran-ı Kerim Okumak
24.10.202526 dk 18 sn
01.07.1994 - Belalara Sabır ve Şükür, 4 Şeyden Sakınmak, Kuran-ı Kerim
08.11.202437 dk 34 sn
31.03.1993 - Günah İşleyeni Engellememek, İyi İşlere Vesile Olmak
12.12.202535 dk 22 sn
24.12.1993 - İlmin ve Alimin Önemi ve İbadetin Anlamı, Yeryüzünün Işıkları, Varisleri
25.10.201928 dk 58 sn
12.11.1993 - Cuma Gününün Faziletleri, Temizlenmek, Camiye Erken Gitmek, Cuma Günü Salavat-ı Şerife Getirmek
25.10.202437 dk 43 sn
09.12.1993 - Hamd Etmek, Allaha Tam Teslimiyet ve İrfan Gözü ile Bakmak
10.07.202624 dk 45 sn
AKRA