İlke ve Değerlerinden Ödün Vermeden
Özgür Yayın Platformu Olarak Kalsın Diye
İmsak05:45 Güneş07:10 Öğle12:55 İkindi15:58 Akşam18:29 Yatsı19:48
Hava - Yağmurlu 18°C Nem %88
Türkçe
10 Rebi'ül-evvel 1443 16 Ekim 2021 Cumartesi
Giriş Yap

Ergenlik döneminde doğru beslenme modeli

Özel Haber
Özel Haber
21.09.2021    |

Okul çocukluğu ve ergenlik dönemi çocukların bireysel kararlarının öne çıktığı, fiziksel, psikolojik ve sosyal olgunluğa erişmenin tamamlandığı bir dönemdir. Büyüme ve gelişme, ergenlerde hızlanma gösterir ve bu dönemin sonunda erişkin hayattaki ölçüm değerlerine ulaşılır. Ergenlik dönemde büyüme ve gelişmenin hızlanması bu dönemdeki beslenme gereksinimlerini etkiler.

Temelde insanın besin gereksinimleri ömrü boyunca olmasına rağmen, ihtiyaç duyulan besin maddelerinin miktarı ve besin tüketimi yaşa göre değişim göstermekte. Fizyolojik ve psikososyal özellikler bu değişimin ve görülebilecek beslenme sorunlarının belirleyicileri. 

Herkes için gerekli olan sağlıklı, yeterli, dengeli ve düzenli beslenme ileriki hayatlarındaki sağlıklı beslenme davranışları bu dönemlerdeki davranış ve alışkanlıklarına bağlı şekilleneceğinden özellikle de çocuklar ve ergenler için önemlidir.

Okul Çocukluğu Döneminde (7-12 Yaş arası) Beslenme

Bu dönemde büyüme ergenlik dönemdeki hızlı büyümeye hazırlık için yavaşlayabilir. Bu dönemde okul yemeği, süt, fındık, kuru üzüm gibi besin maddeleri verilmesi, beslenme eğitimi gibi uygulamalarla okul çocuklarının yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenmeleri oluşturulmaya çalışılmalı.

Beslenme gereksinimleri: Bu dönem enerji ihtiyacı 2000-2200 kcal/gün, protein ihtiyacı ise 28-46 gram arasındadır. Bu dönemde mineral ihtiyaçları, özellikle de demir ve çinko ihtiyaçları da artar. Okul dönemi çocuklarının en önemli sorunlarından biri hazır ve atıştırma tipi beslenme. Hazır gıda, atıştırma alışkanlığı ve meyve tüketim yetersizliği çocuklarda obezite riskini artırıyor. 

Bu dönemde çocuğunun beslenme sorunlarının başlıca nedenleri;

- Besin ihtiyacına yönelik bilgisizlik, 

- düzensiz ve doğru olmayan beslenme, 

- yemeklerin hazırlanması, pişirilmesi ve saklanmasında yanlış uygulamalardır. 

Bu dönem sık görülen beslenme sorunları;

- Anemi, 

- obezite veya zayıflık,

- vitamin yetersizlikleri ve

- diş çürümeleridir.

Ülkemizde yuva ve okul çocuklarının beslenme verileri incelendiğinde yüksek oranda vitamin ve mineral eksikliği söz konusu, özellikle de çinko eksikliğinin büyümeyi olumsuz etkilediği görülüyor.

Adolesan Dönemde ( 13 - 19 yaş ) Beslenme

10-19 yaş grubu olarak tanımlanan ergenlik dönemi, büyüme ve gelişmenin en hızlı olduğu, hızlı boy ve kilo artışının, fiziksel ve psikolojik değişimlerin hızlı yaşandığı bir dönem. Bu dönemde fiziksel ve psikolojik değişiklikler yalnız besin gereksinimlerini değil besin seçimi ve alımını da değiştirmekte.

Ergenler sık sık dışarıda ve ayak üstü hızlı atıştırmalarla yemek yerler ve arkadaş çevrelerinden daha çok etkilenerek işlenmiş gıda, kolalı içecek, şeker ve tuzdan zengin olan fast-food (ayakta hızla yenilen hamburger, pizza, kola v.b. ) gibi zararlı besinleri daha fazla tüketir ve daha fazla öğün atlarlar. 

Ergenlerin yeme alışkanlıkları üzerine yapılan çalışmalar, fast-food tüketimini eleştirme eğiliminde. Fast-food gıdaların, A ve С vitaminleri gibi bazı besin maddeleri eksik olabilir, yağ ve karbonhidratların aşırı tüketilmesi meydana gelebilir. Beslenme gereksinimleri ergenlik dönemde büyüme ve gelişmenin hızlanmasına bağlı olarak vücudun enerji ve protein ile birlikte vitamin ve minerallere olan ihtiyacı artar. Bu dönem günlük enerji ihtiyacı fiziksel aktivite ile ilgilidir. Ergenlik dönemdeki genç, sporla uğraşıyor veya hareketli ise enerji ihtiyacı daha fazladır. 

Ergenlik erkekler ile kızlar arasındaki fizyolojik farklılıklar nedeniyle, 9 yaş ve üstündeki besin gereksinimleri cinsiyete göre değişiklik gösteriyor. 

Bu yaşlar itibarıyla enerji ihtiyacı, protein gereksinimleri artıyor. Ayrıca, kemik kütlesinin %45’i ergenlik dönemde oluştuğundan, bu dönemde kalsiyum alımı çok önemli. Kızlar için kemik mineralizasyonu bir endişe kaynağıdır, çünkü genç kızlar çoğunlukla kalsiyum bakımından zengin gıdaları daha az tüketirler. Bu dönemde yeterli kalsiyum alınamaması ileri dönemde osteoporoz için risk oluşturur. Osteoporozun yalnızca yaşlılıkta görülen bir hastalık olmadığı göz önünde bulundurularak kalsiyumdan zengin gıdaların tüketilmesi gerekir. 

 2011’de yapılan bir çalışma sonucunda; öğrencilerin beden kitle indeks değerlerine göre %74.8’inin normal, %20’sinin zayıf ve %5.2’sinin hafif şişman olduğu ve %53.5’inin kahvaltıyı, %35.7’sinin öğle ve %10.8’inin akşam yemeğini atladığı belirlenmiş. Bir sonraki yıl yapılan başka bir çalışmada ise ergenlerin %63.9’unun günde en az bir öğün atladığı ve %23.3’ünün sağlıklı beslenme davranışına sahip olduğu görülmüş. 

Ergenlik dönemi beslenme sorunları ilerki yaşlarda hastalıklara zemin hazırlayabilir

Ergenlik dönemde beslenme sorunları ergenlik dönemdeki çeşitli fiziksel, psikolojik ve davranışsal değişiklikler beslenme alışkanlıklarını etkileyerek beslenme sorunları oluşturabilir ve bu sorunlar uzun dönemde yetişkin sağlığında da sorunlar oluşturabilir. Bu dönemde beslenme şekli ve içeriği ergenin yaşam şekli ve koşullarıyla şekillenmektedir. 

Yeme bozukluklarının en çok görüldüğü zaman orta ergenlik dönemidir (13-15 yaş). Yeme bozuklukları kadınlarda daha sık görülür. Özellikle genç kızlar ve genç kadınların yeme bozuklukları açısından daha büyük risk altında olma nedeni bu dönemde vücut şekilleri, ağırlıkları ve diyetleri ile meşgul olmalarıdır. Yemek yeme bozuklukları, beslenme ile ilgili davranışlarda ciddi bozuklukları içerir. 

Beslenme şeklinin ve yeme bozukluklarının oluşmasında birincil faktörler, kişisel beslenme seçimleri (davranışlar, özsaygı ve açlığın oluşması, ağırlık kontrolü ile şekillenir) ailenin beslenme biçimi ve anne babanın beslenme modeli; ikincil faktörler ise aile, arkadaşlar ve diğer yakın çevrenin algısı, medya ve toplum olarak gruplanıyor.

Kültürel etkiler ve değişen bir sosyal ve kültürel çevre de bu duruma katkıda bulunuyor.  Ayrıca ergenlik dönemde görülebilen kaygı ve depresyon da bir yeme bozukluğu ile ilişkili olabilir.