Kur’ân-ı Kerîm, Peygamber Efendimiz (SAS.) aracılığıyla indirildiği günden itibaren her devre ve her insanın bizzat kendisine hitap eden Allah’ın kelamıdır.
Kur’an’ı en güzel tanımlayan, ne demek olduğunu anlatan, özelliklerini belirten de şüphesiz bizzat kendisidir.
Kur’ân-ı Kerîm’de, “Kur’ân, Furkān, Kitâb, Zikr, Hadîs, Ahsenu’l-hadîs, Nûr, Rûh” isimleriyle geçmektedir. “Mushaf, Hûdâ, Hakîm, Tenzil, Kelâmullah, Vahy” gibi çeşitli isimler ve sıfatlarla kullanılagelmiştir.
Kur’an-ı Kerim’de “Kitâb” ismi, Kur’an’ı tarif ederken onlarca defa anılmıştır. “Toplanan, yazılan, bir araya getirilen” anlamında “Kitâb” ismiyle “toplanan, okunan, bir araya getirilen” anlamına gelen “Kur’an” isminin sıkça yer alması onun hem okunan hem yazılan bir ilahi bildiri olduğuna işaret etmektedir.
O Allah’ın sözü olduğunda hiç şüphe bulunmayan, Allah’ın emirlerine uygun yaşamak ve aykırı davranmaktan sakınmak isteyenlere doğru yolu gösteren ve öğreten bir “Kitap”tır. Her türlü kişisel ve toplumsal karanlıklardan aydınlığa; eşsiz galip ve övgüye layık olan Allah’ın yoluna çıkmak üzere; her şey için bir açıklama, bir doğru yol rehberi, bir rahmet ve Müslümanlara bir müjde olarak indirilmiş bir “Kitap”tır.
O Kitab’ın ayetleri, hikmet sahibi, her şeyden haberi olan Allah tarafından sağlamlaştırılmış, her şey onda açıklanmıştır. (Hûd, 11/2)
“Anılan, hatırlanan, öğüt” anlamına gelen “Zikr” kelimesi Kur’an-ı Kerim’in yüce isimlerindendir. Allah (CC.) “Muhakkak ki o zikri (Kur’an’ı) biz indirdik biz; şüphesiz onun koruyucusu da ancak biziz.” (Hicr, 15/ 9) buyurmaktadır.
“Hakkı batıldan, doğruyu eğriden, iyiyi kötüden ayıran” anlamında “Furkân” kelimesi de Kur’an’ın yüce isimlerindendir.
Allah’ın sözü için söz anlamında "Hadîs" ismi de bir ayette yer almış, Hadîs’in alemlerin Rabbinden indirildiği vurgulanmıştır.
Kur’an-ı Kerim’in yüce isimlerinden “sözün en güzeli” anlamına gelen “ahsenu’l-hadîs” de yer alır. Allah, sözün en güzelini uyum ve ahenkte, müjde ve tehdit, rahmet ve azap, cennet ve cehennem gibi karşılıklı ifadeli bir kitap olarak indirmiştir.
Rablerinden korkanların, âyetleri dinlemekten dolayı tenleri ürpermekte, bedenleri ve kalpleri Allah’ın zikri için yumuşamaktadır. (Zümer, 39/23)
“Aydınlık ve aydınlatan” anlamına gelen ‘‘Nûr’’ kelimesi; “hak ve doğru yol”, “iman”, “öğüt”, “anlayış” anlamlarında pek çok ayeti kerimede yer alır. Ayrıca “nur kaynağı” veya “nurlandıran, her şeyi aydınlatan” anlamında kimi ayeti kerimede Allahu Teala’yı, Peygamber Efendimiz (SAS)’i, yahut İslam’ı tanımlamak üzere kullanılmıştır. “Nûr”, aynı zamanda Kur’an-ı Kerim’in yüce isimlerinden biridir. Yaptıklarımızdan hakkıyla haberi olan Allah’a, Resûlü’ne ve indirdiği o Nûr’a yani Kur’an’a inanmak kurtuluş reçetesidir.
“Geniş ve ferahlık verici olan” anlamına gelen “Rûh” kelimesi, Kur’ân-ı Kerîm’de yirmi bir yerde geçer. “Canlıların hayatını sağlayan, Cebrâil (AS) (rûhu’l-kuds, er-rûhu’l-emîn), büyük bir melek, rahmet, emir, üflemekle meydana gelen, hayat” anlamlarında da kullanılmıştır. “Rûh” kelimesi “kalplere can veren” anlamında Kur’an-ı Kerim’i tanımlayan yüce isimler arasında yer alır. Allah’ın emrinden olarak kalplere can veren bir rûh, Kur’an indirilmiştir.
Kur’an-ı Kerim’de anılan yüce isimleri haricinde onu tamamen ya da ayet ayet tanımlamak üzere çeşitli ilim ve mana büyükleri tarafından kullanılan isim ve sıfatlar da vardır.
Kur’an Allah sözüdür, kelâmdır; doğru yola eriştiren Hadi ve Hüdâ’dır. Hem doğru yol yani es-sırâtü’l-müstakīmdir hem rahmet ve şifadır. Yücedir; alîdir, değerlidir, azîzdir. Sözleri hikmettir, hakîmdir, mübarektir. Allah katından indirilmiş, tenzîldir, vahydir. Arapçadır, Arabîdir. Müjdeleyendir, beşîrdir hem büşrâdır, hem uyarıcıdır nezirdir, hem açıklayıcıdır, beyandır. Zengin anlamlarıyla ve sadece okunuşuyla bile; okuyan, uygulayan, inanan herkesin gönlüne devadır.
© İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.