İlke ve Değerlerinden Ödün Vermeden
Özgür Yayın Platformu Olarak Kalsın Diye
İmsak06:43 Güneş08:10 Öğle13:22 İkindi16:01 Akşam18:26 Yatsı19:49
Hava - Hava durumuYağmurlu 9°C Nem %76
Türkçe
12 Recep 1444 3 Şubat 2023 Cuma
Giriş Yap

Mikroplastikleri önlemenin pratik yolları

Özel Haber
Özel Haber
14.10.2022    |

Mikroplastikler artık her yerdeler!

Son yıllarda çevre kirliliğinin önde gelen kaynaklarından biri, sağlığımız açısından bir tehdit unsuru olarak plastik atıklar çok daha fazla gündeme geliyor.

Öyle ki plastik atıkların sonucu olarak ortaya çıkan mikroplastiklere insan elinin değmediği düşünülen doğal adalarda, yabani deniz canlılarında, poşet bitki çaylarında, insan hücrelerinde ve kanında rastlanır oldu.

Geçtiğimiz hafta açıklanan bir araştırma sonucu, anne sütünde bile mikroplastikler bulunduğunu ortaya koydu ve dikkatleri üzerine çekti.

Bu dosyamızda doğada bozunması binlerce yıl sürebilen mikroplastikleri daha yakından tanıyıp çevre ve insan sağlığı üzerine etkilerini değerlendirerek daha az plastik atığı üretmenin yollarına göz atacağız…

Mikroplastik nedir?

Mikroplastikler, çapı beş milimetreden daha küçük, 1 mikrometreden daha büyük plastik parçacıklardır. Birbirine bağlı karbon ve hidrojen atomlarının oluşturduğu sentetik polimer zincirleridir. Birincil mikroplastikler ve ikincil mikroplastikler olmak üzere ikiye ayrılırlar.  

Birincil mikroplastikler, kozmetik gibi ticari kullanım için tasarlanmış mikroboncuklar, giyim sektöründe kullanılan simler, balık ağları ve diğer tekstil ürünlerinden parçalanarak dökülen mikrofiber lifler gibi küçük parçacıklar.

İkincil mikroplastikler ise plastik torbalar, su şişeleri gibi daha büyük plastik parçaların bozunmasından kaynaklanan mikro parçacıklardan oluşuyor. Bitkisel ürünler, kağıt pipetler, bambu lifler gibi doğal malzemeler, hatta ölü deniz canlıları bile karbon ve azot döngüsü gibi doğal süreçler içinde parçalanıp bir başka doğal maddeye dönüşürken plastiklerin bozunması yüzlerce hatta binlerce yıl sürebiliyor.

Plastik atıklar hakkında farkındalık oluşturmak üzere geliştirilen bir projede dünyanın farklı yerlerinde denizlerden kıyıya vuran onlarca yıllık plastik kutular, kat ettikleri mesafeye rağmen hala ilk günkü gibi sağlam halde bir sanal müzede sergileniyor.

Mikroplastik nerelerde bulunuyor?

Günlük hayatımızın birer parçası olan “tüketim malları” içinde nereye baksak bir plastikle karşılaşabiliriz. Damacanalı içme suyu ve yanında hediye gelen pet şişeler, taze meyve sebzeleri taşıdığımız market poşetleri, yediğimiz ambalajlı gıda ürünleri, peluş ve plastik oyuncaklar, elimizden düşürmediğimiz telefonlar, içtiğimiz ilaçlar, tenimize değen sentetik kıyafetler, oturma grupları ve halılar, her gün kullandığımız kişisel hijyen ve ev temizliği malzemeleri…

Mikroplastikleri bir kumsalda çok renkli küçük plastik parçalar halinde görebilmemiz de mümkün. Okyanuslardaki mikroplastikler genellikle deniz hayvanları tarafından yutulmakta ve kimi zaman ölümcül etkilere yol açmakta. Kimi zaman deniz taşımacılığı, balıkçılık, tekstil faaliyetleri, kimi zamansa arıtılmamış çöplerin fırtınalar ve su akıntılarıyla taşınmasıyla dünyanın belli bölgelerinde mikroplastikler birikiyor.

Tek kullanımlık plastikler çevredeki ikincil plastiklerin ana kaynağını oluşturuyor. Planktonlardan balinalara kadar deniz canlılarında, deniz ürünlerinde, hatta içme suyunda bile mikroplastikler bulunuyor. Ne yazık ki standart atık su arıtma tesisleri mikroplastikleri arıtmada yeterince etkin değil.

Bazı ürünlerin üretim süreçleri aşamasında, bazılarında ise paketlemede kullanılan ambalajlardan dolayı ve ürünün tüketimi esnasında, bazılarında ise elde edildiği kaynaktan gıdalara mikroplastik kirliliğinin geçmesi söz konusu.

Gün geçmiyor ki yeni bir araştırma sonucu yeni bir gıda maddesinde yahut vücudumuzun başka bir yerinde; örneğin poşet bitki çaylarında, sofra tuzunda, inek sütünde, insan hücrelerinde, kanında, hatta anne sütünde mikroplastik tespit edilmesin.

Anne sütünde de mikroplastik!

İtalya’da yapılan bir araştırmanın oldukça şaşırtıcı sonuçları geçtiğimiz hafta yayınlandı. Yeni doğum yapmış sağlıklı 34 anneden alınan süt örneklerinin yüzde 75'inde mikroplastik tespit edildi. Elbette anne sütü bebekler için en sağlıklı ve mucizevi gıda. Yeni doğmuş bebeklerin hassas vücutlarının bu kimyasal maddelere nasıl tepki vereceği büyük merak ve endişe uyandırıyor.

Bilim insanları, söz konusu annelerin plastik paketli hijyen ürünlerini kullandıkları ve plastik paketli gıda, içecek ve deniz ürünü tükettikleri bilgisini veriyor. Ancak anne sütlerinde bulunan mikroplastiklerle arasında direk bağ bulunup bulunmadığı bilinmiyor, diğer çevresel yollarla maruz kalınmış olma ihtimali de değerlendiriliyor.

Uzmanlar özellikle hamilelik döneminde ve genel olarak hayatın tüm dönemlerinde plastikleri azaltmayı tavsiye ediyor.

Mikroplastikler neden zararlı?

Plastikler petrol türevi maddelerden üretiliyor; petrol türevi aktif madde içeriyor; dolayısıyla hem üretilirken hem kullanılırken insana, çevreye ve doğal kaynaklara olumsuz etkileri bulunuyor. Mikroplastikler biyolojik olarak parçalanamıyor. Doğaya bir kez karıştıktan sonra birikerek kalıcı hale geliyor ve bulundukları çevreye zarar veriyorlar.

2018 yılı itibarıyla, deniz ve tatlı su ekosistemlerinde 114’ten fazla canlı türünde mikroplastik bulundu. Yengeç ve çeşitli omurgasız deniz hayvanlarının sindirim yollarında ve dokularında da tespit edildi. Uluslararası araştırma raporlarına göre Türkiye’deki deniz canlılarından kefalin yüzde 64.8’inde, barbunun yüzde 63’ünde, mırmırın yüzde 34.3’ünde, tekirin yüzde 32.8’inde, istavritin yüzde 26.7’sinde bulunmakta. Bu da tüm balıkların yüzde 44.3’ünde mikroplastik bulunduğu anlamına geliyor.

Balıklar ve kuşlar muhtemelen plastik parçaları yiyecek zannettiği için su yüzeyindeki mikroplastikleri yutuyor. Mikroplastikler, besin döngüsü içinde tüketilen gıdalar yoluyla insana da ulaşıyor. Yapılan araştırmalarda insan kanından sonra akciğerde de mikroplastikler bulundu. Mikroplastiklerin solunduğunda sağlık üzerindeki hangi etkileri olduğu tam olarak bilinmese de bulgular endişe verici.

Vücudumuza giren en büyük mikroplastik kaynağı ise şişelenmiş su.

Ayrıca pek çok plastik madde doğal hormonların işleyişini değiştirebilen, pek çok kronik ve metabolik hastalığa yol açarak etkisi nesiller boyu sürebilen endokrin bozucu kimyasallar arasında sayılıyor.

Maruz kalma şekli, dozu ve süresine bağlı olarak bir araya geldiğinde endokrin bozucu işlev üstlenen plastiklere şu örnekler verilebilir:

* Paketlenmiş ve işlenmiş gıda ambalajlarında kullanılan BPA ve PVC gibi sentetik plastikleştirici ve reçineler;

* Pet şişelerde ftalat ve BPA; streç filmde PVC, fırın pişirme torbalarında polietilenterefitalat (PET);

* Plastik saklama kaplarında, tencere gibi mutfak eşyalarında, metal konserve kutularının iç tabakalarında; televizyon, telefon gibi elektronik eşyalarda; halı, koltuk, perde gibi ev eşyalarında; oyuncaklar, kozmetikler, kişisel temizlik ürünleri, ev temizlik ürünleri ve plastik borularda fitalatlar, perflorokimyasallar, PVC, BPA, paraben ve PAH;

* Tekstil ürünlerinde fitalatlar, BPA, PAH, yanma önleyici kaplama malzemesi PCB.

Atılabilecek adımlar neler?

Mikroplastikleri azaltmak için en makul seçenek plastik atıkları azaltmak. Buna tek kullanımlık plastiklerden kaçınmakla başlayabiliriz.

· Alışveriş yaparken plastik poşet kullanmak yerine kumaş çanta, file veya sırt çantası kullanabiliriz.

· Kese, cam kavanoz gibi sürdürülebilir ambalaj malzemelerini alışveriş esnasında çantamızda taşıyabiliriz.

· Plastik ambalajlı gıda ürünlerini mümkün olduğunca azaltabilir, ihtiyaçlarımızı yöresel pazarlardan yerel ve geleneksel üreticilerden mevsimlik ya da senelik temin edebiliriz.

· Tek kullanımlık plastik pipetler yerine yeniden kullanılabilir metal, cam veya bambu pipetler tercih edebiliriz.

· Tek kullanımlık plastik su şişelerini hayatımızdan çıkarıp yerlerine yeniden doldurulabilir cam su şişesi veya çelik matara edinebiliriz.

· Buzdolabı poşeti ve streç film gibi tek kullanımlık plastikler yerine cam saklama kapları ve bal mumu kumaş gibi çevre dostu seçenekleri yerleştirebiliriz.