Hz. Peygamber (SAS), fertlerin eğitimine, çocuk ve gençlerin terbiyesine son derece önem vermiştir. Allah'ın Elçisi, bu eğitimi gelişigüzel bir biçimde yapmamış; gençlik psikolojisini dikkate alan son derece önemli metotlar uygulamıştır. O, uyguladığı bu metotlar sayesinde insani değerlerin büyük ölçüde yok olduğu bir toplumu, bütün zorlukları aşarak insanlığın imrendiği bir millet hâline getirmiştir.
Toplumu fertler oluşturmaktadır. Ferdin sağlıklı bir eğitimden geçmesi ve buna bağlı olarak eğitimin amacına uygun hâle gelmesi, toplumun huzur ve ahengi için şarttır. Bundan dolayı Hz. Peygamber (SAS), fertlerin eğitimine, bunlar arasında da çocuk ve gençlerin terbiyesine büyük önem vermiştir.
Allah'ın Resûlü, gençleri eğitirken onların yaşlarını, anlayış seviyelerini, psikolojik durumlarını, temayüllerini ve karakterlerini dikkate almıştır. Onun gençlerin eğitimiyle ilgili kullandığı metotları ana hatlarıyla dört başlıkta toplamak mümkündür:
- Gençlerin duygularına hitap etmesi
- Gençleri utandırmaktan sakınması
- Gençlere yumuşak ve müsamahalı davranması
- Soru sorarak gençlerin ilgisini çekmesi

1. Gençlerin Duygularına Hitap Etmesi
Hz. Peygamber (SAS), eğitime tabi tutacağı insanların içinde bulundukları durumu daima göz önünde bulundurmuş, öğrenmeyi verimli bir şekilde sağlayan sosyal ve psikolojik şartları her zaman dikkate almıştır. Bu sebeple kendisine farklı kişiler tarafından, farklı zaman ve mekânlarda “En faziletli amel hangisidir?” diye sorulduğunda, muhatabının içinde bulunduğu şartlara göre farklı cevaplar vermiştir. Bazen “Vaktinde kılınan namaz” diye cevap vermiş, kimi zaman da amellerin en faziletlisinin “Allah'a iman ve Allah yolunda cihat” olduğunu söylemiştir.
Nitekim O, bu konuda:
“Biz peygamberler, insanlarla zekâ seviyelerine uygun olarak konuşmakla emir olunduk.” buyurmuştur.
Hz. Peygamber (SAS), insanların anlayış kapasitelerini de dikkate almış, yanlış değerlendirebilecekleri bazı bilgilerin henüz kendilerine açıklanmamasını istemiştir. Çünkü kişilerin seviyelerinin, bunları doğru yorumlayacak düzeye henüz gelmediğini düşünmüştür.
Hicret sırasında on yedi yaşında bulunan Muaz b. Cebel (RA)'in naklettiğine göre Hz. Peygamber (SAS) şöyle buyurmuştur:
“Allah'tan başka bir ilah olmadığına, Muhammed'in Allah'ın Rasûlü olduğuna kalpten inanan herkese Allah cehennemi haram kılmıştır.”
Bunun üzerine Muaz:
“Ya Rasûlallah! Bunu insanlara haber vereyim mi?” diye sormuş, Hz. Peygamber de:
“Vermesen daha iyi olur. Çünkü o zaman buna güvenirler.” diye karşılık vermiştir.
Gençlerin eğitiminde de onların anlayış kapasitelerini dikkate alan Hz. Peygamber, temayüllerine ve karakterlerine uygun metotlarla onlara yaklaşmıştır. Bazen dua ederek onların duygu ve hissiyatlarına hitap etmiş, kimi zaman da övgüyle gururlarını okşamıştır. Abdullah b. Abbas (RA) için:
“Allah'ım, onu dinde fakih kıl ve ona tevili öğret.” diye dua ederek onun duygu ve hissiyatına hitap etmiştir.
Genç Ebû Musa el-Eşarî'ye ise:
“Ey Musa! Sana Davud ailesinin sesi gibi güzel bir ses verilmiştir.” diyerek onun gururunu okşamıştır.
Genç Enes b. Malik (RA)'ten rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (SAS):
“Yaşından dolayı ihtiyar bir kişiye ikramda bulunan gence, Allah, yaşlandığında kendisine ikramda bulunan kimseler lütfeder.” buyurmuştur.
Hz. Peygamber (SAS) bu sözüyle gençleri adeta yaşlılar diyarına götürmüş, onların da bir gün yaşlanacağını ve ikrama muhtaç olacağını hatırlatarak gençlerin duygu dünyasına hitap etmiştir.
2. Gençleri Utandırmaktan Sakınması
Hz. Peygamber (SAS), muhataplarını eğitirken onları kırıcı davranışlara maruz bırakmamış, kaba sözler sarf etmemiş ve hatalarını yüzlerine vurarak onları utandırmamıştır. Kendisi muhataplarına kötü sözler söylemediği gibi, etrafındakilere de bu tür davranışlardan uzak durmalarını emretmiştir.
Hataları düzeltme konusunda Allah Resûlü'nün ne kadar seviyeli ve nazik davrandığını Muaviye b. Hakem'in yaşadığı hadise açıkça göstermektedir.
Muaviye, Hz. Peygamber (SAS)'in arkasında namaz kılarken aksıran bir adama “Yerhamukellah” diyerek karşılık vermişti. Çünkü namaz kılarken konuşulmayacağını bilmiyordu. Yanındakiler Muaviye'ye bakmaya başladılar. Muaviye (RA) onlara:
“Size ne oluyor ki bana bakıp duruyorsunuz?” deyince, bu defa yanındakiler onu ikaz etmek için ellerini dizlerine vurmaya başladılar. Muaviye onların kendisini susturmak istediklerini anlayınca sustu.
Sonrasını Muaviye b. Hakem şöyle anlatmaktadır:
“Anam babam Rasûlullah'a feda olsun. O'nun kadar güzel öğreten bir öğretmen hiçbir zaman görmedim. Vallahi O, namazı kılınca beni ne dövdü ne de azarladı. Sadece namazda dünya kelamı konuşulmayacağını, ancak tesbih, tekbir yapılarak Kur'ân okunabileceğini söyledi.”
Hz. Peygamber (SAS), inanç ve prensiplerine ters düşen hareketler yapan gençlere bile kaba davranmamış, onları utandıracak tarzda tenkit etmemiş, hatalarını uygun biçimde ifade etmiştir.
3. Gençlere Yumuşak ve Müsamahalı Davranması
Hz. Peygamber (SAS), insanlık için bir merhamet abidesidir. İnsanlığın sahip olması gereken bütün erdemleri şahsında taşıyan Allah'ın Resûlü, bir şey öğreteceği veya ikazda bulunacağı zaman önce karşısındakinin gönlünü kazanır, ardından söyleyeceklerini söylerdi.
Kur'ân-ı Kerim'de:
“Eğer sen kaba, katı yürekli olsaydın, kuşkusuz etrafından dağılıp giderlerdi.” buyurularak bu gerçek ortaya konmuştur.
Yumuşak huyluluk anlamına gelen hilm sıfatına sahip olan Allah Elçisi, en kızılacak durumlarda bile soğukkanlılığını korumuş, karşısındaki muhatabı ikna ederek, onu sinirlendirmeden bilgilendirme yoluna gitmiştir. Bizzat kendisi de öğretirken azarlamamayı öğütlemiştir.
Allah Rasûlü'nün sahip olduğu hoşgörüyü ve gençlere gösterdiği yumuşaklık ve müsamahayı daha iyi anlayabilmek için, O'na gençlik hayatı boyunca on yıl aralıksız hizmet etmiş olan Enes b. Malik'in sözlerine kulak vermek yeterlidir.
Enes (RA) şöyle demektedir:
“On yıl Hz. Peygamber'e hizmet ettim. Bana bir defa bile ‘öf' demedi. Yaptığım bir şey için, ‘Niye bunu yaptın?' diyerek azarlamadı. O, ahlak bakımından insanların en mükemmeliydi.”
Bu sözler, Efendimiz'in eğitim anlayışındaki merhamet, sabır ve nezaketin en yakın şahitlerinden biri tarafından nasıl görüldüğünü ortaya koymaktadır.
4. Soru Sorarak Gençlerin İlgisini Çekmesi
Hz. Peygamber (SAS)'in gençlerin eğitiminde kullandığı önemli metotlardan biri de soru sormaktır. O, doğrudan bilgi vermek yerine zaman zaman sorular yönelterek muhatabının dikkatini çekmiş, düşünmesini sağlamış ve doğru sonuca kendisinin ulaşmasına yardımcı olmuştur.
Allah Rasûlü, Hz. Ali (RA)'ye sıkıntı esnasında ne diyeceğini öğretirken de önce soru sorarak onun dikkatini çekmiştir:
“Ey Ali! Çıkmaza düştüğünde söylemen gereken kelimeleri sana öğreteyim mi?” demiştir.
Ardından bu kelimelerin ne olduğunu açıklamış ve:
“Bismillahirrahmanirrahim, velâ Havle velâ Kuvvete İllâ Billâhi'l-Aliyyi'l-Azîm dersen, Allah sana gelecek olan belalardan dilediğini bu kelime sebebiyle önler.” buyurmuştur.
Hz. Peygamber (SAS)'in bu eğitim metodu, gençlerin yalnızca dinlemelerini değil, düşünmelerini ve öğrendikleri bilgiyi kendi zihinlerinde anlamlandırmalarını sağlamıştır.
Gençlerin Eğitiminde Peygamberî Metot
Hz. Peygamber'in gençlere yönelik eğitim anlayışına bakıldığında, onun yalnızca ne öğretileceğine değil, nasıl öğretileceğine de büyük önem verdiği görülmektedir. Gençlerin duygularına hitap etmiş, onları utandırmaktan kaçınmış, hatalarını kırmadan düzeltmiş, yumuşak ve müsamahalı davranmış, soru sorarak dikkatlerini toplamış ve onların kendi düşünceleriyle doğruyu bulmalarına imkân tanımıştır.
Bu metotlar sayesinde gençleri dışlamadan, kırmadan ve baskı altında bırakmadan eğiten Allah Resûlü (SAS), onların gönüllerine ulaşmış ve onları toplumun önemli şahsiyetleri hâline getirmiştir. Onun gençlerin eğitimindeki bu yaklaşımı, bugün de gençlerin anlaşılması, eğitilmesi ve topluma kazandırılması açısından önemli bir örneklik taşımaktadır.