Doğumlarının Hicri 91. yıl dönümlerinde yâd edilen Gönül Dostumuz, Mürebbi'miz Mahmud Es’ad Coşan'ın, Dostluk - Kardeşlikte İletişim konularını anlattığı metninin bir bölümünü istifadenize sunuyoruz.
Muhterem M. Es’ad Coşan Hocaefendi’nin belki de kendisi ile, üslubu ile, hayatı anlama ve yaşama biçimi ile en uyumlu, onunla neredeyse bütünleşmiş olan sözü, aslında sadece insanlar arasında değil bütün varlıklarla iletişim ve ilişki içinde olmanın anahtarı gibidir:
“Sevmek çok güzel, çok tatlı, çok faydalı bir duygudur; dermansızı ihya kılar, huzursuzu, müsterih ve bahtiyar eder. İnsana iksir gibi, vitamin gibi yarar. Muazzam bir gayret ve şevk verir, içini enerji doldurur, zor şartlara sabır ve tahammül ettirir. Azmi artırır, gayeye varmada sebatkâr eyler. Hayatta her işinde üstün başarılı olmasını sağlar.”
Sevgi olmadan ne bir dost ile ne bir hasım ile ne de herhangi bir yaratılmış ile bağ kurmanın ihtimali yoktur. İnsanımızın damarlarında kan gibi dolaşan tasavvuf erbabını çiçeklerle konuşturan o sevgidir, dağlarda dolaştıran, cümle cihana ve yaratılmışa dost-ahbab-yaran kılan o sevgidir. Hocaefendi’nin daimi surette dile getirdiği sevgi bir kabiliyettir ve geliştirilmeye müsaittir. Sevme kabiliyeti geliştirilmeli dostluk yaygınlaştırılmalıdır. Bu bağı kuvvetlendirebilmek ise ancak güzel huyla mümkündür:
“Malum olsun ki dostluk iyi huyun, ayrılık ve geçimsizlik ise kötü huyun meyvesidir. İyi huy sevmeyi, anlaşmayı, uyuşmayı gerektirir. Kötü huy ise kızma, hased ve sırt çevirme hâsıl eder. Tıpkı ağaç iyi olunca mahsulün de iyi ve tatlı olması gibi… Dostluğun kaynağı, kökü durumunda olan güzel huyun, İslâm dini nazarındaki üstünlüğü ise kimsenin meçhulü değildir. Dostluk, hayatın en tatlı en güzel en olumlu işidir. Kişiler dostlukla mutlu olur, başarı dostlukla sağlanır, İslâm dostlukla gelişir, iman dostlukla pekişir, hayırlar dostlukla yapılır. Sevgi, dostluk ve kardeşlik bize Kur’ân-ı Kerîm’in emridir. Müslümanlar birbirlerini sevip dost olduğu zaman galip, mansur, müeyyed ve muzaffer olacaklardır.”
“Bir iltifatlı cümle, nice nice ihtilaflı konuyu tatlıya bağlar; gerginliği giderir, kavgayı önler.” diyen M. Es’ad Coşan Hocamıza göre hakkaniyetten ve adaletten uzak tutumlar gibi dik dik, kaba ve kaırıcı söylenmiş birkaç doğru söz bile karşısındakine batar, kalp kırar, hatta yuva yıkar. O sebeple doğruyu söylerken bile uygun bir üslup kullanmak gerekir. Çoluk çocuğa, arkadaş ve dostlara, komşu veya akrabaya hitaben söylenen sözlerin üslubuna da son derece riayet edilmelidir. Aksi halde insanlar etrafından dağılıverir de o kimsedeki hayrı da alır götürür:
“Hadîs-i şerîflere göre: “Kelime-i tayyibe (hoş, güzel söz) sadaka yerine geçer, sahibine sevap da kazandırır.” Mü’min tatlı dilli, güleç yüzlü, geçimli, olumlu kimsedir; kendisi başkalarına sokulmayan, başkalarını da yanına yanaştırmayan, ülfeti sohbeti bilmeyen kulda hiç bir hayır yoktur.”
M. Es’ad Coşan Hocaefendi “Sükût ve tefekkürün büyük bir ibadet olduğunu hiç unutmayınız.” der ve hayır yani doğruyu, hakikati, üslup ve ifadelere dikkat ederek konuşmanın, bu yapılamıyorsa da susmanın erdemine daima işaret eder. Çünkü susmak da bir iletişim aracıdır ve bazen konuşmaktan çok daha önemli mesajlar içerir:
“Yerine göre susmasını bilmek, güzel konuşmayı bilmek kadar önemlidir. Elbette büyüğe, hocaya, eşe çatır çatır karşılık verilmez. Unutulmamalı ki sükût bazen en beliğ ve fasih ifade yerine geçebilir. İşe yaramaz, karın doyurmaz, boş, malayâni sözleri söylemekten daha evladır. Söz bazen savaşı keser, bazen başı kestirir; fevkalade önemli, ciddi ve veballidir. Ya hayr söylemeli ya da susmalıyız. Çünkü yerine göre sükût da bir ibadettir. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): “Sükûtu tefekkür, bakması ibret olan ve sahifesinde çok istiğfar bulunan kimse kurtuldu, felah buldu.” buyuruyor. Demek ki çok kere ‘ibadet niyetiyle’ sükût etmeli, derin tefekkürlere dalmalı, etrafımıza dikkat ve ibretle bakmalı, olaylardan ibret almalı, âhireti düşünerek kendimizi kontrol etmeli; hesaba çekmeli, hata ve günahlarımıza gözyaşları dökmeli, pişman olmalı, tevbe etmeli, Allah’tan affımızı, bağışlanmamızı dilemeliyiz.”
Müslümanları İslam’ı temsil eden birer sembol olarak gören M. Es’ad Coşan Hazretleri ifadenin yanında davranışların da intizam içinde olmasını öğütlemiştir. Ona göre her inançlı kişi tebessümüne, davranışına, hareketlerine dikkat etmeli ve bilmelidir ki inancıyla vekıyafetiyle bir iddiayı gütmektedir ki o da İslam’dır. Müslümanın bizzat kendisi bir iletişim aracıdır. Müslüman bir ifade ve ses sahibidir. Bütün bu aracılarla mümin kişi herkese Müslüman’ın nasıl olması gerektiğini gösteren, anlatan, ifade eden, ulaştıran ve temsil eden kişidir:
“Bugün ülke içinde ve dışında, İslâm’ı yaymanın, geliştirmenin, sevdirmenin, korumanın, ana metodu iyilik, sabır, sevgi ve merhamettir; sertlik, inat, kavga ve savaş değil! İyi bir müslüman, şeksiz şüphesiz sağlam bir iman sahibi, âhirette kazanmayı düşünen, fedakâr, sabırlı, merhametli, affedici, sevgi ve saygı dolu, iyi ahlâklı, geçimli, tatlı dilli, güleçyüzlü, hayırsever bir kimsedir. Böyle olduğunu herkese göstermelidir. Sevgili Peygamber Efendimiz (sallallahualeyhivesellem): “Kimseye sokulmayan, kimseyle geçinemeyen, ülfetetmeyen, kendisiyle ülfet ve ahbaplık edilemeyen kimsede hiçbir hayır yoktur.” buyuruyor.
Bugün her müslüman haline, görünümüne, giyimine, davranışına, sözüne, işine çok dikkat etmeli, ihtimam ve itina göstermeli, kötü bir intiba uyandırmaktan şiddetle kaçınmalı ki uzaktan ona bakanlar ona kızıp, ondan nefret edip İslâm’dan da uzaklaşmasınlar. Her müslüman başkalarına İslâm’ı tanıtmaya, sevdirmeye çalışmalı; bunun için de kendisini iyi birörnek, imrenilen, beğenilen bir şahsiyet haline getirmeye olağanüstü bir gayret göstermelidir.
M. Es’ad Coşan ihtilafların yol açtığı münakaşaların ilişkileri yaralayan, zayıflatan özelliklerinden de bahseder. Bu duruma yol açan sebebin bir iletişim hatası olan yanlış anlamadan veya belki de hiç dinlememekten veya dinlese bile anlayamamaktan kaynaklandığını söyler. Çaresine ise şu sözlerle değinir:
“İnsanlar arasındaki çekişme ve ihtilafların bir kısmı sırf yanlış anlamadan doğar. Onun için siz de kendinizi zaman zaman kontrol ediniz; doğru sandığınız, peşinden gittiğiniz fikirlerin, bilgilerin aslını, kaynağını araştırınız. Yerleşmiş huylarınızı, şahsi kanaatlerinizi körü körüne savunmayınız. Kişi fikrî münakaşa ve münazaraya, tenkide veya kendini savunmaya nefsânî sebeplerle, kibir, ucub ve benlikle değil, ilâhî ve samimi duygularla girmeli; gerçeği bulmayı ve ona uymayı isteyerek tenkit ederken bile hakaretçi ve kırıcı olmamalıdır.“
M. Es’ad Coşan Hocaefendi, insan kazanmaya, gönül almaya çok dikkat edilmesi gerektiğini ifade eder. Kalp kazanmak, arkadaş edinmek ve her gün arkadaşlarını biraz daha artırmanın kuvvetli bir iletişim becerisi ile mümkün kılınan birer salih amel olduğunu söyler. Adres defterini hergün yeni bir isimle genişletmeyi önerirken, aradaki bağları daha da kuvvetli kılmak ve sürdürmek için de ziyaretleşmenin öneminden bahseder. Bütün bunların sadece ve sırf Allah’ın rızasını kazanmak için yapılması gerektiğinin de altını çizer.
Birbirini dinleyen, anlayan, dinlemek ve anlamak isteyen, kalbinde Allah rızası taşıyan, niyeti ise hayır olan insanların birlik ve dirlik içinde yaşaması bir mucize olmayacaktır. Aralarında sevgi, anlayış bağı bulunan insanların iletişim halinde olmaları kaçınılmaz, iletişim kurabilen insanların da iletişim nesnesi ile gün sevgi ve saygıyı geliştirmeleri kaçınılmaz olur.
M. Es’ad Coşan Hocaefendi hem iman, hem ahlâk, hem şahsiyet, hem karakter bakımından sağlam bireylerin yetişmesi için hayatı boyunca çaba sarfetmiş ve nice hayırlı nesillerin bugüne ulaşmasını sağlamıştır. Bütün gayret ve emekleri için hepimizin üzerinde kendisine ödenecek haklar vardır. Allah kendisinden razı olsun, kalanlara da onun hedeflerine ulaşmış bireyler olmayı nasip etsin.
Kendisini sevgi ve özlemle yad ediyoruz.
© İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.