İlke ve Değerlerinden Ödün Vermeden
Özgür Yayın Platformu Olarak Kalsın Diye
İkindi16:53 Akşam19:55 Yatsı21:23 İmsak04:37 Güneş06:11 İşrak06:56 Öğle13:08
Hava - Hava durumuAçık 16°C Nem %58
Türkçe
3 Zilka'de 1447 20 Nisan 2026 Pazartesi
3 Zilka'de 1447
İMSAK GÜNEŞ İŞRAK ÖĞLE İKİNDİ AKŞAM YATSI
04:37 06:11 06:56 13:08 16:53 19:55 21:23
Giriş Yap

056.Bakara (116 - 117) Allah’a Oğul İsnad Edenler

Tefsir Sohbetleri

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.

Allah'ın selâmı rahmeti bereketi üzerinize olsun. Cenâb-ı Hak dünya ve âhirette hayırlarına cümlemizi erdirsin.

Tefsir sohbeti derslerimizde, Bakara sûre-i şerîfesinin 116 ve 117. âyetlerine vâsıl olduk elhamdülillah. 116 ve 117. âyetleri okuyorum:

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Ve kâlü't-tehazellâhü veleden sübhânehû bel lehû mâ fi's-semâvâti ve'l-ardı küllün lehû kânitûne.

Bedî'u's-semâvâti ve'l-ardı ve izâ kadâ emran fe-innemâ yekûlü lehû kün fe-yekûnü.

Sadakallahülazim.

Bugünkü konuşmamız, sohbetimiz bu iki âyet-i kerîmenin üzerinde. Cenâb-ı Hak Teâlâ ve Tekaddes hazretleri buyuruyor ki;

Ve kâlû. "Dediler." Çoğul sigasıyla, birileri dediler.

Ne dediler?

İttehazellâhü veleden. "Allah oğul edindi." Allah'ın oğlu var dediler. Sübhânehû. "Allahu Teâlâ hazretleri bu acayip, yanlış, kafirâne, müşrikâne sözden münezzehtir, berîdir, uzaktır, yücedir." Yanlış! Yok böyle bir şey! Fesübhanallah!

Bel lehû mâ fi's-semâvâti ve'l-ardı. "Aksine semalarda ve yerde ne kadar varlık varsa, hepsi O'nun yarattığı yaratıklardır." Hepsi O'nun malıdır, mülküdür, kuludur. Küllün lehû kânitûne. "Hepsi, bütün varlıklar ona mutîdirler, itaatkârdırlar, ibadet edicidirler, ne derse ona tâbidirler." Onun hükmündedirler, onun emrindedirler.

117. âyet-i kerîme;

Bedî'u's-semâvâti ve'l-ardı. "Göklerin ve yeryüzünün mübdi'idir, yaratıcısıdır." Allahu Teâlâ hazretleri emsalsiz yaratıcısıdır, yoktan var edicisidir. Ve izâ kadâ emran. "Bir işe hükmettiği zaman, Cenâb-ı Hak Teâlâ bir şeyin olmasına karar verdiği zaman." Fe-innemâ yekûlü lehû. "O işin [olması için] başka bir şey değil sadece ona buyurur ki." Kün. "Ol." Fe-yekûnü. "O ol dediği şey de O'nun muradı üzerine oluverir."

Allahu Teâlâ hazretleri bu iki âyet-i kerîmede [böyle] buyuruyor.

Bu âyet-i kerîmeler, bu asırda yaşayan insanlar için son derece önemli bir konuyu içeriyorlar, ihtiva ediyorlar.

Ve kâlü ittehazellâhü veleden.

Tabii kâlû ile ittihaze'nin ilk elifi vasl elif olduğundan bağlanarak, ve kâlü't-tehazellâhü veleden. [diye okumamız lazım.] "Allah oğul edindi, Allah'ın oğlu var dediler…"

Kim bu diyenler?

Bir kere nasraniler, yani hıristiyanlar maalesef dediler ki, "İsa Allah'ın oğludur." Onların sözü, bir bu…

Başka?

Yahudiler de Üzeyiri'bnullah. "Üzeyir Allah'ın oğludur." dediler. Onlar da buna benzer yanlış inançlara saplandılar.

Başka?

Mekke'nin müşrikleri, Arabistan'ın İslâm'dan önceki cahiliye itikadına batmış olan kafirleri, kavimleri de melekleri Allah'ın kızları olarak düşünüyürlardı, "Melekler Allah'ın kızlarıdır." diyorlardı. Veled 'evlad, çocuk' demek; kız ve erkeğe şâmil…

Demek ki hıristiyanlar Hz. İsa'ya "Allah'ın oğlu" dediler, yanlış; onu reddediyor âyet-i kerîme; Yahudiler "Üzeyir Allah'ın oğludur. Ezberinden Tevrat'ı yazdı, olağanüstü şeyler gösterdi, hafızası kuvvetlidir." dediler. Olsun, hafızası kuvvetli insanlar var. Onlar iki; bir de [müşrikler] "Melekler Allah'ın kızlarıdır." dediler. Bunların hepsine bu ret âyet-i kerîmesi… Onların bâtıl itikatlarını reddeden bu âyet-i kerîme hepsine hitap ediyor, hepsinin haksızlığını beyan ediyor.

Böyle dediler, Allah'ın oğlu var, evladı var dediler. Evlat kelimesi Arapça'da çoğul ama biz Türkçe'de tekil olarak kullanırız. Karşımızdaki bir tek oğlumuza "Evladım gürültü yapma, uslu otur." deriz. Yani çocuğum mânasına, halbuki evlat çoğuldur. Biz yanlış olarak çoğulu da tekil olarak kullanıyoruz. O manasıyla Allah'ın evladı var dediler. Yani Türkçe'de "evlat" deyince kız erkek hepsine şamil oluyor, "velet" deyince biraz daha küfür mânası oluyor. Türkçe'nin inceliklerini de nazar-ı dikkate alarak tercüme etmek, meal vermek gerekirse, "Allah'ın evladı var, Allah evlat edindi." dediler.

Sübhânehû.

Sübhânehû cümlesi mef'ulu mutlakın, mastarın mef'ulune izafesi şekliyle olan şeklidir. Yani üsebbihu sübhanallah demek. Hû zamiri Allah'a gidiyor, yani "Allahu Teâlâ hazretlerini tesbih eylerim. Sübhanallah, sübhanallah, sübhanallah... derim. Hâşâ, sümme hâşâ, hiç böyle şey olur mu! Ne kadar şaşılacak, ne kadar acayip, ne kadar yanlış ne kadar ters söz!" mânasına, "Cenâb-ı Hak bu söylenen âdî, çirkin, yalan, yanlış, eğri sözlerin çok yücesi, üstünde, ötesindedir, yoktur böyle bir şey!" demektir.

Sübhânehû. "Allahu Teâlâ hazretleri böyle bir durumdan, evlat edinmiş olmaktan münezzehtir."

Bel, Arapça'da bazı yerlerde "bilakis" mânasına gelir, burada bilakis mânasına… Bazı yerlerde "yahut" mânasına gelir, ama burada aksini ifade ediyor.

[Bel.] "Öyle değil aksine, bilakis." Lehû mâ fi's-semâvâti ve'l-ardı. "Göklerde, yerde..." İnsanoğlu havaya baktığı zaman gökleri görüyor, alta baktığı zaman ayağının altında yeryüzü var… "Göklerde ve yeryüzünde ne kadar varlık varsa..." Küçük büyük, görünen görünmeyen, hissî, hissedilebilen, hissedilemeyen, aklî, ne kadar varlık varsa, hepsi O'nun yaratığıdır, O'nundur diyor kısaca. Lehû. "O'nundur." O'nun malıdır, mülkiyetidir, O'nun elindedir; her şeyin mülkü, tasarrufu Cenâb-ı Hak'tadır, hepsi O'nundur.

Küllün lehû kânitûne. "Bütün yaratıklar, canlısı, cansızı hepsi O'na mutî haldedir, itaatkârdır." Hepsi O'na münkâddır. Ne derse, başkası olmaz onu yapacak, iş O'nun dediğinin olmasına gider.

Düşünelim ki, kâinâtı inceliyoruz, uzaya füze gönderiyoruz, aya insan gönderdik, oradan bazı kaya parçaları numuneler aldık, dünyaya getirdik, insanoğlu bunları başardı. Bu uçsuz bucaksız kâinat hakkında bilgisi eskilerden daha fazla; yıldızları biliyoruz, güneş sisteminin kâinâttaki yerinin ne kadar küçük olduğunu... hepsini biliyoruz. Şimdi bu yüce, büyük, muazzam kâinâtın var oluşunun, varlığı hakkında insanlar, fizikçiler, alimler düşünüyorlar…

Allahu Teâlâ hazretlerinin oğlu var demek hiç yirminci yüzyılın ilmine, irfanına, bilimsel seviyesine yakışır mı? Biyoloji ilmine yakışır mı? Biyoloji hayat, biyo hayat, loji ilim; hayat ilmi. Canlılar ilmine yakışır mı?

Bir kere bir canlı niye tenasül ediyor? Niye çoğalıyor, çoğalması neden?

Nesli devam etsin diye.

Bir kere Cenâb-ı Hakk'ın şerîki, nazîri yok, Hıristiyanlara göre de bir sürü Hz. İsa, torun İsa, torununun torunu İsa... tenasül yok ki! Orada bile yok. Varlıklar cinslerini devam ettirmek için tenahküh ve tenâsüh ediyorlar, yani çoğalsın diye birleşip nesil üretiyorlar. Cenâb-ı Hak yerin göğün hâlıkı; O'nun birleşmesi, onun evladı olması son derece saçma, son derece yanlış, son derece akıl mantık, ilim irfan dışı bir şey. Ama yirminci yüzyılda dünyadaki insanların sayımları yapıldığı zaman çok büyük çoğunluğu hâlâ bu itikadın üzerinde ve hâlâ bu sözler söyleniyor ve hâlâ bu itikada göre insanlar ömürlerini geçiriyor, dünyalarını, âhiretlerini mahvediyor, kendilerini cehennemin odunu yapıyorlar, çok korkunç sözler söylüyorlar.

Bu husus, yani bunun yanlışlığı, bütün peygamberler tarafından ifade edilmiştir. Hz. Âdem, ilk insan, yahudiler de kabul ediyor, hıristiyanlar da kabul ediyor, inanıyorlar, Hz. Âdem hakkında bizim gibi inançları var. Peki o zaman Hz. İsa yoktu, Hz. Âdem vardı. Hz. Âdem aleyhisselam'dan sonra öbür peygamberleri düşünelim; Nuh aleyhisselam, İbrahim aleyhisselam, onları da biliyorlar, onları da kabul ediyorlar, Nuh tufanını biliyorlar. O zaman da Hz. İsa yoktu, Hz. İsa'ya tapınmak yoktu, haça tapınmak yoktu… Hıristiyanların bugünkü şeylerinin hiçbirisi yoktu. Binaenaleyh, oradan bile gerisi olmamasından, kâinâtın başlangıcından sonuna kadar devam eden bir kalıcı, sağlam itikat olmadığı kesin olarak çıkıyor ortaya. Buradan da çıkıyor.

Sonra Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretleri[nin] evladı olacak [denilse,] evladı olacağı zaman nasıl evlat olması olacak?

Allahu Teâlâ hazretleri evlat edinmedi, çünkü eşi yok… Ve lem tekün lehû sâhibetün. "Eşi, evlenmesi, vesairesi yok." ki oradan bir evlat hâsıl olsun. Başka varlıklar eşleniyorlar, tenâküh oluyor; eşlenme, evlenme oluyor; evlenmeden tenâsül oluyor. Neslin devamı, bekası için Cenâb-ı Hak varlıkları yeryüzünde dilediği kadar devam ettirmek için böyle bir kurala bağlamış. Biribirleriyle birleşmek suretiyle nesillere sahip olmak; yahut da başka türlü çoğalmalar da var. Bir hücre ikiye bölünüyor, o da tekrar bölünüyor, mitoz çoğalma, amitoz çoğalma, bunlar kitapların yazdığı şeyler.

Cenâb-ı Hak ikiye bölünse, ondan sonra o ikiye bölünse, o ikiye bölünse, böyle bir şey mi? Kabul ediyorlar mı?

Hayır o da yok.

Eşi mi var? Eşi varsa bu taraftaki Cenâb-ı Hak ise o eşi ne? Eşi insansa Cenâb-ı Hak insanla nasıl oluyor?

Yani nereden baksan bu itikadın bilimsel akılla, mantıkla akılsal bir yönü yok.

Ve bütün dinler Allah'ın birliğini, lâ ilâhe illallah, yerin göğün hâlıkı, sahibi olduğunu bildirme amacını taşımışlardır. Peygamberlerin hepsinin söylediği budur. İbrahim aleyhisselam'ın, Nuh aleyhisselam'ın kavimleri ile mücadelesi buydu; Musa aleyhisselam'ın firavunla mücadelesi buydu. Birisi kalkıp, bir insan, Firavun, "Ben tanrıyım, Mısır'ın tanrısıyım." dedi diye Musa aleyhisselam mücadele etti. Bunlar gayet kesin...

Bütün bunlara rağmen, "O değil ama bu!" demek yakışır mı?

Hiç yakışmayan bir şey. Yirminci yüzyılda artık bunun bitmesi lazım. Onun için, "2000 yılı, Tevhid Yılı olacak, 2000 yılı ile başlayacak olan 3. bin yıl, Tevhid Binyılı, Tevhid Yüzyılı olacak. Bu yanlış inançlar bitecek." diye sizi bu konuda çalışmaya teşvik ediyoruz.

Başka âyet-i kerîmelerde de bu, çok kuvvetle, çok ısrarla bu yanlışlığın düzeltilmesi Cenâb-ı Hak tarafından beyan edilmiştir. Şimdi o âyetleri ve hadîs-i şerîfleri okuyacağım. Cenâb-ı Hak buyuruyor ki;

Ennâ yekûnü lehû veledün. "Nasıl O'nun evlat edinmesi olsun, evlâdı olsun ki!" Ve lem tekün lehû sâhibetün. "O'nun eşi olmadı ki, Cenâb-ı Hak'ın eşi, zevcesi, hanımı olmadı ki evladı olsun!" Ve halaka külle şey'in. "O her şeyi yarattı." Ve hüve bi-külli şey'in alîm. "Her şeyi hakkıyla bilicidir.

Ve kâlu't-tehaze'r-rahmânu veleden. Le-kad ci'tüm şey'en idden. Tekâdü's-semâvâtü yetefattarne minhü ve tenşakku'l-ardu ve tehhırü'l-cibâlü hedden. En de'av li'r-rahmâni veleden. Ve mâ yenbeğî li'r-rahmâni en yettehıze veleden. İn küllü men fi's-semâvâti ve'l-ardı illâ âti'r-rahmâni abden. Le-kad ahsâhüm ve addehüm adden. Ve küllühüm âtîhi yevme'l kıyâmeti ferden.

Meryem sûresinin 88. âyeti ve devamı âyetler. Burada çok şiddetli bir şekilde, hiddetli ve şiddetli bir şekilde Cenâb-ı Hak bu hususun yanlışlığını beyan buyuruyor. Mealini kısaca verelim.

Ve kâlu't-tehaze'r-rahmânu veleden. "Bu insanların bir kısmı, saydığımız yahudiler, hıristiyanlar, müşrikler, Rahman evlat edindi." dediler. "Ey böyle diyenler!" Le-kad ci'tüm şey'en idden. "Siz çok çirkin bir söz söylediniz." Şey'en idden. "Çok çirkin, çok büyük zulüm, çok müthiş, çok korkunç bir söz." Öyle bir söz söylediniz diye Cenâb-ı Hakk'ın onları hitabı, onlara öyle buyuruyor;

"Öyle bir çirkin söz söylediniz ki!" Tekâdü's-semâvâtü yetefattarne minhü. "Bu sözün çirkinliğinden, korkunçluğundan, müthişliğinden, Allah'ın rızasına aykırılığından; Allah'ın gazabını, azabını çekmesinin düşüncesinden neredeyse semalar, yarılacak." Ve tenşakku'l-ardu. "Yeryüzü çatlayacak." O kadar, o kadar çirkin bir söz! Ve tehhırü'l-cibâlü hedden. "Ve dağlar parça parça parçalanıp yerlere düşecek."

Öyle bir söz, küçük bir söz değil, basit bir söz değil, çok korkunç bir söz.

Ve mâ yenbeğî li'r-rahmâni en yettehıze veleden. "Niye gereksin Rahman'a evlat edinmek? Ne gerek var ki? Ne sebep var? Ne ihtiyaç var? Niçin? Hiç öyle bir şey gerekmez, gerekmesi de yok." Ve mâ yenbeğî. "Rahman için evlat var demelerine gerek de yok, sebep de yok."

Yeryüzündeki ve göklerdeki her şey ancak Cenâb-ı Hakk'ın kuludur, O'na kul olarak huzuruna gelecekler; hepsini Cenâb-ı Hak biliyor, hepinin sayısını biliyor, hepsinin hâline âşina ve hepsinin durumlarını âhirette hesaba çekecek.

Bu hususta başka âyet-i kerîmeler;

Kul hüvallahü ehad allâhüssamed lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehû küfüven ehad. İhlâs sûresi. Çok sevaplı, çok önemli hakikatleri bildirdiği için, sevabı sülüs-ü kur'ân kadar, üçte bir Kur'an kadar okuyucusuna, okuyanına sevap kazandıran bir sûre.

Kul. "De ki." Hüve. "O." Allahu. "Allah'tır." Ehadün. "Bir tektir."

Hiçbir yönden şerîki nazîri yoktur. Hiçbir şekilde başka birilerine de benzemez, bir tektir, biricik tektir. Bütün mahlûkâtın ihtiyacını gideren, dilediğini veren; hayatiyetini, devamını sağlayan, bütün ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarının karşılandığı dergahın sahibi olan Allah'tır.

Lem yelid. "Kendisi evlat dünyaya getirmedi, doğurmadı." Ve lem yûled. "Kendisi dünyaya başka birisi tarafından getirilmiş, bir anne baba tarafından dünyaya getirilmiş de değildir." Ve lem yekün lehû küfüven ehad. "Hiçbir varlık da O'na eş ve denk olamaz."

Çünkü O yaratandır, her şeye kâdirdir, her şeyi bilir; öteki mahlûkât da hiçbir şeye kâdir değildir, Allah'ın verdiği imkanlar kadar biraz hareket eder, ama ondan sonra Allahü Teâlâ hazretleri dilediği zaman yığılır kalır, yok olur gider. Onun için çok önemli olan bu hususu aklımıza en kuvvetli şekilde yerleştirmeliyiz, gönlümüzün semasına nakşetmeliyiz. Lâ ilâhe illallah tüm gönlümüzü, içimizi doldurmalı ve Allah'ın birliğini çok kuvvetli öğrenmeliyiz.

Tasavvufun yani gerçek tasavvufun amacı da Allah'ın birliğinin en derin manasıyla, yani dudaklarda, kafada değil de gönlün derinliklerine kadar, insanın iliklerine, tüm vücudunun zerrelerine işlemesini sağlamaktır. O inanca öyle sahip olacak ki insan, ölümün sıkıntıları bastırdığı zaman bile, her türlü ızdırap içinde bile, her hücresi lâ ilâhe illallah diyecek. Hiçbir olay, hiçbir basınç, hiçbir zorluk, hiçbir üzüntü, hiçbir hastalık, tehlike o inancı bastırmayacak gibi içine, lâ ilâhe illallah'ın işlenmesi. Onun için bazı sufiler kendilerine "nakşî" diyorlar. Yani o lâ ilâhe illallah'ı içine iyice nakş etmek; yani kitabeye nakş etmek gibi, asırlar boyu hiç bozulmayacak şekilde sağlam şekilde böyle kitabeler yazılıyor; onun gibi nakşetmek çok önemli.

Bu hususta âyet-i kerîmeler çok, hadîs-i şerîflere geçelim.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş, Tirmizî'nin rivayet etmiş olduğu bir hadîs-i kutsîyi bu münasebetle size nakledeyim.

Yekûllullahu teâlâ. "Allahu Teâlâ hazretleri buyuruyor ki." diyor Peygamber Efendimiz. Hadîs-i kutsî, Allah'ın bildirdiğini, söylediğini, buyurduğunu bize naklediyor.

Cenâb-ı Mevlâ'mız ne buyuruyor?

Kezzebeni'bnü âdeme ve mâ yenbeği lehû en yukezzi benî ve şetemenî ve mâ yenbeğî lehû en yeştümenî fe-emmâ iyyâye fe-kavlühû len yuîdenî kemâ bedeenî ve leyse evvelü'l-halki bi-ehvene aleyye min iâdetihî ve emmâ şetmuhû iyyâye fe-kavlühû ittehazellâhu veleden ve enallahu'l-ehadü's-samed

Sadaka Resûlullah.

Bu mühim, muazzam hadisin manasını verelim. Peygamber Efendimiz bildirsin diye Allahu Teâlâ hazretleri buyurmuş ki, Peygamber Efendimiz de bize bildirmiş ki;

Kezzebenî ibnü âdeme. "Hz. Âdem'in evlatları olan şu insanlar, âdemoğlu, insanoğlu, beni yalanladı." Yani yapamazsın, yalan söylüyorsun, yanlış gibi itiraz etti, yalanladı. Ve mâ yenbeği lehû en yukezzibenî. "Halbuki bir kula, âdemoğluna beni yalanlamak, bana karşı çıkmak, inanmamak yakışmazdı." Ve şetemenî. "Ve bana bir de küfretti, ağır söz söyledi."

Mâ yenbeğî lehû en yeştümenî. "Halbuki âdemoğluna, kul olmak hasebiyle yaradanı olan ben Mevlâ'sına böyle ağır söz söylemek, küfretmek, ağız bozmak, hiç yakışmazdı, yapmamalıydı." Fe-emmâ tekzîbühû iyyâye. "Beni yalanlaması, yalan söylüyorsun, doğru değil, olmaz böyle şey diye itiraz etmesi hususu; o nedir?"

Fe-kavlühû len yuîdenî kemâ bedeenî. "Allah insanları âhirette insanları tekrar diriltmeyecek, Allah beni ilk önce yarattığı gibi öldükten sonra tekrar yaratmayacak, toprak olacağım, öldükten sonra dirilmek yok diye, öldükten sonra dirilmeyi inkâr etmesi."

Allah dirilteceğim buyuruyor, olacak buyuruyor, öldükten sonra insanlar dirilecek buyuruyor, ve'l-ba'sü ba'de'l-mevti hakkun ama bazıları da çıkıyor, olmaz böyle bir şey, kemiği eline alıyor, ukala olarak, müşrik olarak Peygamber Efendimiz'in karşısına dikiliyor; kemiği eliyle, parmaklarıyla ufalıyor, diyor ki;

"Bu kemik böyle ramîm, kum parçaları gibi ufacık ufacık ufalanmış, çürümüş hâle gelmişken bunu mu Allah tekrar diriltecek?"

Evet. Kul yuhyîhellezî enşeehâ evvele merrah. "Bunu ilk yaratan Mevlâ yine diriltecek." Ve hüve bi-külli halkın alîm. "Her tür yaratmaya O hakkıyla vâkıftır, kâdirdir, her çeşit yaratmayı bilir."

Yani yoktan da yaratır, var olan varlıklardan da başka bir varlık yaratır, birleştirir, çıkartır, büyütür; bir tohumdan ağacı meydana getirir, yoktan da yaratır, böyle de yaratır. Öldükten sonra da, her şey remîm olduktan sonra, toz, kum gibi olduktan sonra da yine yaratır.

Bi-külli halkın alîm. "Her çeşit yaratmaya kâdirdir." buyuruyor.

Bir kere bu olmaz demesi, âhirete inanmaması, öldükten sonra dirilmeye inanmaması, "Ben olacak diyorum, sanki bana yalan söylüyorsun demiş gibidir diyor…

Bu âhirete inanmamak çok korkunç bir yanlışlık, çok büyük bir küstahlık oluyor. Cenâb-ı Hak dirilteceğim diyor. Hem dirilteceğim hem hesap soracağım, mahkeme-i kübrâda size bu dünyada yaptıklarınızın hesabını soracağım diyor… Kesin! Âhiret var, mahkeme-i kübrâ var, öldükten sonra dirilecek insanlar, hesaba çekilecek. Hepsi yazılıyor, bu dünyadaki icraat, faaliyet, iyilikler, kötülükler, hepsi yazılıyor, âhirette hepsinin hesabı olacak. Zerre kadar hayrın mükafatı, zerre kadar şerrin cezası olacak. Bunlar kesin, İslâm bildiriyor bunları.

Peki öteki dinler?

Öteki dinlerde bu inançlar aslında vardı ama sonra saptırılmış, tevil edilmiş… Tevil, çok korkunç bir mekanizma. Tevil tevil, çığrından çıkartıyorlar. Bazıları diyorlar ki;

"Cennet de cehennem de bu dünyada."

Yalan yanlış, o da Allah'ı yalanlamak gibi bir ters söz. Hayır, bu dünyadan sonda, bu hayattan sonra, öldükten sonra dirilecek, cennet ve cehennem orada, ebedî saadet orada, ebediyen azap görmek de orada. Tabii olmadık bir şeyi, ilerde olacak bir şeyi, burada hayır diyorlar, inkâr ediyorlar. "Bu Cenâb-ı Hakk'ı tekzib demektir, yalanlamak demektir. Bunu yapmaması lazımdı." buyuruyor Cenâb-ı Hak. Çok mühim bir hadîs-i şerîf.

Ve emmâ şetmühû iyyâye. "Bana küfretmesi, ağız bozması."

Şemete ne demek?

Ağzına galiz sözler alarak karşı tarafa hakaretamiz laflar yağdırmak demek.

Böyle şetmesi, o nedir?

Fe-kavluhû ittehazellâhu veleden. "Allah evlat edindi demesidir."

Falanca Allah'ın oğludur, filanca Allah'ın oğludur, şu varlıklar Allah'ın kızlarıdır. İşte bu da sövmektir.

Şeteme'nin Türkçe'si sövmektir. Bu Allah'a sövmektir.

"Allah'ın oğlu var."

Bu sövmektir. Allah celle celâlühû böyle buyuruyor. Bunun derhal bırakılması lazım.

Peki yani bunu hıristiyanların içinde anlayanları yok mu?

Anlayanları da var, üniteryanları var, yani Allah'ın birliğini anlamış olanları var ama tarihin verdiği alışkanlıklar akıp gidiyor, devam ediyor. O akıntının içinden kendisini çekip de gerçeği Allah'ın istediği şekilde, "Tamam böyle yâ Rabbi!" deyip kabul edenler kurtuluyor, etmeyenler helâk oluyor.

İşte Allah evlat edindi demek, Allah'a sövmektir.

Ve enallahu. Allahu Teâlâ hazretleri buyuruyor ki böyle bir şey yapmamaları gerekirdi. "Ben Allah'ım." el-Ehad. "Bir tek Allah'ım." Yani oğul, kız, hanım, baba, vesairesi olmayan; şerîki, nazîri olmayan Allah'ım, Ehad'im, Samed'im. Yani her türlü varlık varlığını benden alıyor, ihtiyacını benden karşılıyor, ben sağlıyorum; ben olmasam, ben veremesem o şeyi yok olacaklar.

"Ben Samed'im." Lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehû küfüven ehadün. "Doğurmayan, doğmayan, eşi benzeri olmayan, hiçbir şeyin ona denk olamadığı Samed olan, Ehad olan Allah'ım ben. Öyle evlat edindi demek bana sövmek demektir." buyuruyor.

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Küllün lehû kânitûne. "Bütün yaratıklar yani yerdeki, gökteki bütün varlıklar."

Yerde ne var?

Bütün çeşitleriyle madenler, canlılar, bitkiler, böcekler, mikroplar.

Gökte ne var?

İşte bilmem oksijen, azot, bunların molekülleri, moleküllerin elektronları, vesaireleri, ne varsa hepsi: Küllün lehû kânitûne.

Kânitûne, ism-i fâil sigasının çoğuludur. Kanate, kunût tı ile değil te ile. Tı ile olursa mâna değişir. Kanata, tı ile olursa "ümit kesmek" mânasına gelir. Kanate olursa te ile, bu "itaat" demektir.

Küllü harfin mine'l-kur'âni yüzkeru fî'hi'l-kunût. Kunût kelimesi geçen her âyette bu kelime." Fe-hüve't-tâ'atü. "Allah'a itaat etmek, mutî olmak, âsi olmamak, karşı gelmemek, buyruğunu yapmak, aynen istediği şekilde hareket etmek." demek.

Allahu Teâlâ hazretleri, bedî'u's-semâvâti ve'l-ardı.

Bedî, faîl vezninde mübdi' demek, yani if'alin sıfatı böyle geliyor, faîl vezninde geliyor. Ebde'a, yubdi'u, ibdaen. "Bir şeyi, herhangi bir varlığı halk etmek" demek ama alâ ğayri misâlin sebekat. "Daha önce ortada olan bir modele, bir misale bakarak değil, ilk olarak halk etmek" demek. Yani ressam çiçekleri karşısına alıyor, ona bakarak bir çiçek resmi, bir vazo resmi yapıyor, bu değil… Misali, emsali, örneği, numunesi, modeli olmadan, daha evveli olmadan bir şeyi ilk defa yapmak, ortaya çıkarmak demek. Cenâb-ı Hak hâlıktır, yani yeri göğü halk etmiştir, ama bazı varlıkları evveli olmadan, modeli olmadan, mübdî'dir. Ebde'a-yubdi'u-ibda', öyle halk etmiştir. Semaları ve yeri mübdî'dir, yoktan var etmiştir, benzeri olmayan bir nizamı koymuştur.

Şu yeryüzünün işleyişine bakın, şu mevsimlere bakın, şu geceye gündüze bakın, şu yağmurların gökten yağışına bakın, şu yerden otların bitişine bakın; otların, ağaçların köklerinden suyu almasını düşünün, onun köklenmesini düşünün, yapraklanmasını düşünün; yaprağın suyu aldıktan sonda bir kimya fabrikası, bir kimya laboratuarı gibi çalıştığını, meyvelerin tatlarını meydana getirdiğini, ağacın büyüyen öbür taraflarının malzemesini hazırladığını düşünün; şu eşsiz kâinâtın, emsalsiz güzelliklerinin ve bu her bir varlığın ve bütünün işleyişindeki ustalığın, sanatın, mükemmelliğin hayranı olmamak mümkün değil. Her şey o kadar, o kadar güzel ki; hatta bir sivrisineğin kanadı ne kadar güzel! Bir sivrisineğin küçüklüğüne rağmen o aklı neresinde! Bir mikrobun koca bir insanı alt edip yıkması, öldürmesi ne kadar ilginç bir olay!

Nereye baksan her şey hayret edilip, hayran kalınacak… İşte yeri göğü böyle yaratan; emsalsiz, modelsiz, örneksiz, eşsiz olarak, kendisi bularak, ortaya koyarak yaratan Cenâb-ı Allah'tır.

Ve izâ kadâ emran.

Emr Arapça'da başlıca iki mânaya geliyor; bir, "buyruk" demek, bunun çoğulu evâmir geliyor, evâmir-i ilâhiye, ilahî buyruklar…

Emr. "Emrediyorum, şunu şöyle yap, ben buyuruyorum, şunu böyle yap." Arapça'da emir bir bu mânaya gelir, bir de bundan ayrı bir mânası var, 'iş, husus' demek. Bunun çoğulu da umûr gelir, yani 'işler, hususlar'; umûr-u dîniyye 'dinî işler, hususlar'; umûr-u dünyeviyye, 'dünyevî işler'.

Burada emran, ve izâ kadâ emran. "Bir işin, bir hususun olmasına hükmettiği zaman."

Cenâb-ı Hak, dilediği zaman, diliyor, bu böyle olsun diye ilahî iradesiyle karar veriyor…

Olmasını istediği zaman nasıl oldurur o şeyi?

Fe-innemâ. "Onun için zor değildir. Sadece..."

İnnemâ. Edât-ı tahsîstir, yani başka bir şeye hacet yok; yardıma, desteğe, şerîke, ortağa ihtiyacı yok. Yekûlü lehû. "Ona buyurur ki." Kün. "Ol ey o şey!" der, fe-yekûnü. "O şey de olur." Yani kün demesiyle, kâne-yekûnü'den kün emirdir. "Ol demesiyle o şey olur."

Ol dedi bir kerre var oldu cihan,

Olma derse mahvolur ol dem heman.

"Olma" derse veyahut "yok ol" derse yok olur, "defol" derse defolur, "müslüman ol" derse müslüman olur. Cümle cihan halkları, dilese, "müslüman olun" dese, hepsi müslüman olur.

Neden?

Delilleri gösterir, esbâbını ihsan eder, dilerse müslüman eder.

İmtihan ediyor! Herkesi serbest bırakıyor; kendisi seçecek, kararını verecek... Es'ad Coşan'ı radyoda konuşturuyor, ötekisini kulağıyla dinlettiriyor, kararı kendisi verecek, dilese şey yapar… Aklını kullanacak, kendisini zorlayacak, menfaati bir kenara bırakacak, Allah'ın rızasını düşünecek;

"Ben Allah'ı sövmeyeyim, Allah'ın kızdığı işi yapmayayım, hak yola geleyim, doğruyu bulayım." diyecek.

Hz. İsa mı dedi beni evlat edinin diye?

Hâşâ, sümme hâşâ.

Geçtiğimiz, izah ettiğimiz tefsir derslerinde de zaman zaman söyledik, ileride de gelecek. Allahu Teâlâ hazretleri Hz. İsa'ya, "Seni tanrı edinsinler, insanlara söyle." demedi, Allah şirki emretmedi. Hz. İsa da insanlara; "Beni tanrı edinin. Benim çarmıha gerilmiş şeklimi yapın, karşıma geçin bana tapın." demedi.

Çünkü peygamberlerin hepsi Allah'a ibadet etmeye çağırmışlardır. Hz. İsa da aynı şeye çağırmıştır. Romalıları putperestlikten kurtarmaya çalışmıştır. Romalılar heykel yapmakta çok usta idiler. Çeşit çeşit heykeller yapıyorlardı. Roma'nın ve Yunan'ın eski dinleri, çeşitli tanrıları düşünüyorlardı, heykellerini yapıyorlardı ve onlara tapıyorlardı. Apollo mabedi, güneş mabedi, aşk tanrısı, harp tanrısı... bir sürü efsane, saçma, hikâye ve masal. Onların hepsinin yanlış olduğunu anlatmaya geldi Hz. İsa… Bir şeye daha geldi, benden sonra âhir zaman peygamberi Muhammed-i Mustafâ gelecek, evsafı şu olacak, ümmeti şöyle olacak, şu hususları anlatacaklar diye ana özelliklerini bildirmeye geldi. Müjdelemeye geldi.

Onun için İncil kelimesinin aslı evangelos veya İncil, bu kelime "müjde" demek.

Hz. İsa aleyhisselam neyi müjdeledi?

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Muhammed-i Mustafâ, Ebulkasım, Muhammed b. Abdillah b. Abdülmuttalib'in, âhir zaman peygamberinin geleceğini, geldiği zaman kendisine bağlı insanların, kendisini seven insanların, o gelen âhir zaman peygamberine tâbi olmalarını öğütledi.

Ne dedi?

Yâ benî isrâile innî rasûlullahi ileyküm. "Ey çevremdeki İsrailoğulları!"

Çünkü Hz. İsa yahudilerin sonuncu peygamberiydi. Yahudiler kabul etmiyor, itiraz ediyor ama o diyarda, o kavme gelmiş bir peygamberdi. "Ey beni İsrail!" dedi. Yâ benî isrâile. "Ey İsrail oğulları!" İnnî rasûlullahi ileyküm. "Ben size Allah'ın gönderdiği elçisiyim, peygamberim." Musaddikan limâ beyne yedeyye mine't-tevrâti. "Tevrat'ta Musa aleyhisselam'ın sizlere bildirdiği ilahî gerçekleri, hakikatleri, hükümleri tasdik ediciyim, onları inkâr etmiyorum." Hz. Musa, Allah'ın benim gibi bir peygamberidir. Onun getirdiği kitap Tevrat Allah'ın vahyidir, onları tasdik ediciyim. Ve mübeşşiren bi-rasûlin ye'tî min ba'dî. "Benden sonra da gelecek olan bir mübarek peygamberin müjdecisiyim."

Eskileri tasdikçisi, yeninin müjdecisiyim.

Ye'tî min ba'dî. "O peygamber benden sonra gelecek." İsmühû ahmed. "İsmi Ahmed olacak." diye, [onların] "Paraklit" dedikleri [peygamberimizi müjdeledi.]

İncilin aslı yok, tercümeleri var… Bu yüzden nice piskopos, nice papaz, nice hıristiyan müslüman olmuş, müslüman olduktan sonra kitaplar yazmışlar…

Mesela benim profesörlükte incelediğim ve fakülteye sunduğum çalışmam da: İbrâhim-i Müteferrika. Müteferrika, "sarayda teknik işleri yapma" mesleği demek. İbrâhim-i Müteferrika, aslında "sarayın teknisyeni" demek. Müteferrikalıktan daha yüksek mevkilere çıkmış, çünkü matbaa vesaire gibi çok büyük hizmetler yapmış, matbaada ilk önce Osmanlı'da çok mühim eserler neşretmiş, her birisi çok kıymetli.

Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın…

İbrâhim-i Müteferrika kimdi?

Bir kitap yazdı, Risâle-i İslamiyye diye.

Kimdi İbrâhim-i Müteferrika?

Romanya'nın Kolojvar şehrinden doğma, Romanyalı, papazlık tahsili yapmış bir hıristiyan idi. Papaz olmuştu, sonradan incili inceleyince, eski kitapları inceleyince, İslâm'ın hak din olduğunu anladı, müslüman oldu, Romanya'dan İslâm diyarına geldi, sarayın hizmetine girdi, İslâm halifelerinin hizmetine girdi… Ve müslümanların dünyayı tanımaları için, yükselmeleri için, ilerlemeleri için çeşitli güzel çalışmalar yaptı; yani çağına göre çok ileri çalışmalar yaptı. Kendi isteği ile geldi, sonra bir de kitap yazdı: Risâle-i İslamiyye.

Risâle-i İslamiyye nedir?

Kendisinin niçin Hıristiyanlığı bırakıp da müslüman olduğunu yazdığı, anlattığı, kendi eliyle yazdığı eseri…

Ben onun için, bu eser çok önemli diye bu eserin Türkçe'sini neşrettim, yayınlandı. Ama başkaları bunu saklamak için, hatta İbrâhim-i Müteferrika'nın hayatını Belleten'de filan yazmış olan papazlar bu gerçeği saklamak için, "İslâm üzerine bir kitap yazmıştır." deyip geçiştiriyorlardı, saklıyorlardı.

Neden?

Papazın müslüman olmasından korktukları için. Kendilerinin yanlışlığını o kitapta söylüyor diye, Hıristiyanlığın yolunun yanlış olduğunu söylüyor diye saptırıyor, gerçeği anlatmıyor. Ben o gerçeği ortaya çıkarttım, o kitabı neşrettim.

Risâle-i İslamiyye nedir?

Bir papazın, papaz olarak yetişmiş bir kimsenin incelemesinin sonunda müslüman olmasının sebeplerini anlatan, İncil'de ve Hıristiyanlıkta, âhir zaman peygamberine tâbi olmayı anlatan âyetleri topladığı bir kitap. Çok önemli! Ben okumanızı tavsiye ederim. Ben çok önemli olduğu için neşrettim. Okumanızı tavsiye ederim.

Ayrıca benim çok beğendiğim bir başka eser var, Abdülmesih isminde bir büyük hıristiyan alimi.

Abdülmesih ne demek?

İsa'nın kulu demek. İsa'yı tanrı olarak kabul ediyordu ilk başta, Hıristiyanlık devresinde, Abdülmesih, Mesih'in yani Jesus, İsa'nın kulu diyordu. Abdullah demiyor da, Abdülmesih, İsa'nın kulu diyordu. Ama iki tane doktora yaptı, Cambridge doktora yaptı, Roma'da doktora yaptı, çeşitli Hıristiyanlık konularında derinleşti, Vatikan'a gitti, İran'da bulundu, üniversitelerde hocalık yaptı, inceledi, inceledi, ondan sonra [müslüman oldu.] Kendisi çok dil biliyordu; Yunanca, Latince, Arapça, Farsça, Türkçe, İngilizce, İtalyanca, Fransızca... herşeyi [hepsini] biliyordu. Çok büyük bir alim, çok sevdiğim bir kimse.

İncil ve Salîb üzerine bir kitap yazdı, bu kitap eski harflerle de basıldı. Önce ismini değiştirdi, Abdulmesih ismini bıraktı, Abdülehad Davud ismini aldı. Yani bir tek olan Allah'ın kulu. Yani Hz. İsa'nın Allah'ın oğlu olmadığını anlayınca Abdulmesih'i bıraktı, Abdülehad, bir olan Allah'ın kulu ismini aldı. İsmi çok güzel, ismi önemli, yani imanının gösteriyor. Ondan sonra da o güzel kitabını yazdı. Birkaç kitabı var, hepsi güzel. Bence, Türkiye'deki kardeşlerimin bunları inceleyip neşretmesi lazım. Bizim neşretmemiz lazım, hıristiyanlar ortadan kaldırmaya çalışır, kabahatleri ortaya çıkmasın diye, bizim neşretmemiz lazım ki; bir alim papazın, iki defa doktora yapmış, çok büyük bilgisi olan bir kimsenin orada ne kadar güzel bilgiler verdiğini, nasıl İncil'deki âyetlerin İslâm'ın hak din olduğunu gösterdiğini, Muhammed aleyhisselam'ın Allah'ın peygamberi olduğunu gösterdiğini oradan anlasınlar. O kitapları da okumanızı, eğer yeni harflerle baskısı yoksa, kalmamışsa yeniden basılmasını kardeşlerime tavsiye ediyorum.

Bir de çok yayılmış güzel bir eser var. Abdullah et-Tercüman'ın, Tuhfetü'l-erîb fi'r-reddi alâ ehli's-salîb. Yani Ehl-i Salîbe Reddiye mahiyetinde bir eser bu. 14-15. yüzyılda yazılmış, yazan bir Mayorkalı papaz. Çok büyük bir papaz, bu da Anselmo Turmeda isminde bir papaz. İlerlemiş, yükselmiş, papazlıkta mütehassıs olmuş, ondan sonra müslüman olmuş. Tunus Beyi'nin hizmetine girmiş ve orada Hıristiyanlığın yanlışlığını, İslâm'ın doğruluğunu ve neden böyle olduğunu, delilleriyle bu kitapta belirtmiş, bu kitabı da Arapça basmışlar. İlk önce rahmetli Mehmed Zihni Efendi, -şu Nimet-i İslâm'ın yazarı, çok zevk sahibi bir insan- güzel, önemli bir eser olduğu için onu Osmanlıca'ya tercüme etmiş, neşretmişti. Sonra Bedir Yayınevi neşretti. Papaz Anselmo adını değiştirdi Abdullah adını aldı. Abdullah, Allah'ın kulu adını aldı. Tunus'ta tercümanlık yaptığı için Abdullah et-Tercüman diye tanınıyor, lakabı bu. Tuhfetü'l-Erîb kitabı, Hıristiyanlığa Reddiye diye Türkçe'ye çevirdiler. O kitabın da okunmasını rica ederim.

Benim bu neşrettiğim İbrâhim-i Müteferrika isimli kitabın da başında, tarih boyunca bu gerçekleri görüp de müslüman olmuş, kardinaller, papazlar, piskoposlar hıristiyanlardan bir liste var. Tabii bunlar çok daha fazladır. Günümüzde de müslüman olanlar, çok önemli kişiler var. Biliyorsunuz, Profesör Moris Bükey gibi, sonra büyük filozof Roger Garaudy gibi, bazı amerikan senatörler gibi dünyanın her yerinde artık müslümanlar var.

Artık bu gerçeğin ortaya çıkması lazım. 

Allahu Teâlâ hazretleri sevdiği, razı olduğu dine bağlı eylesin, sevmediği inançlardan korusun.

Tabii biz onlara hakkı anlatmaya çalışıyoruz, onlar da hıristiyan yapmaya çalışıyorlar, müslüman çocuklarını kandırmaya çalışıyorlar. Kandırmak için de usulleri önce müslümanı Müslümanlıktan soğutacak, dinsizleştirecek, terbiyesizleştirecek, inançsızlaştıracak; ondan sonra, bu geçiş devresinden sonra ham, bir şey bilmeyen, boş malzemeyi Hıristiyanlaştıracak. Çünkü müslüman iken onu hıristiyan yapamayacağını; Kur'an varken, hadîs-i şerîf varken kandıramayacağını bildiği için değiştirecek. Bu yapılmıştır, yazılmıştır da bunlar. Eski İslâm mecmualarında bunları teklif etmiş olan misyonerlerin yazıları, kaynakları vardır.

Yapılmıştır, Türkiye'de bazıları da kandırılmıştır, müslüman evlatlarının bazılarının maalesef ayağı kaymıştır.

Allah şaşıranları doğru yola hidayet eylesin. Gerçeği görmeyi nasip eylesin, hakkı hak olarak görüp ona uymayı, batılı bâtıl olarak görüp ondan korunmayı nasip eylesin. Hakka hizmet etmeyi nasip eylesin, rızasını kazanmayı nasip eylesin, huzuruna sevdiği, razı olduğu kul olarak varmayı nasip eylesin.

İnne'd-dîne indellahi'l-İslâm. "Allah'ın indinde geçerli din İslâm'dır." Hakîki, kâmil, has müslüman olarak huzuruna varmayı;

Ve men yebteği ğayra'l-islâmi dînen fe-len yukbele minhü. "İslâm'dan başka din edinenlerin, dindarlıklarının, ibadetlerinin kabul olunmayacağı" da âyet-i kerîmelerde beyan ediliyor.

Makbul ibadetler yapıp, ömrü hayırlı geçirip, huzuruna sevdiği kul olarak varıp, sevdiği kullarla beraber cennetiyle, cemaliyle, müşerref eylesin…

Candan temennimiz budur, canla başla da çalışmamız bu uğurda olmalı. Çünkü iyi insanlar kötü insanlar kadar gayretli olmayınca kötülük dünyaya hakim oluyor; üşvet, hırsızlık… kan gövdeyi götürüyor, zulum bütün cihanı sarıyor, yangın her tarafı mahvediyor.

Allahu Teâlâ hazretleri hepinize İslâm'a güzel hizmetler etmeyi nasip eylesin.

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.

Diğer Kayıtlar
Başlık Eklenme Tarihi Paylaş Oku Ekle Süre Beğen
playlist play 001.Kur an-ı Kerim in Faziletleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 34 playlist like
playlist play 002.Kur an-ı Kerim Tefsirine Giriş 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 003.Besmele Hakkında 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 004.Euzü Besmele 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 28 playlist like
playlist play 005.Fatiha (1 - 2) Hamd ve Senâ 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 006.Fatiha (3) Allah Rahmân ve Rahîm dir 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 40 playlist like
playlist play 007.Fatiha (4) Hesap ve Cezâ Gününün Sahibi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 45 playlist like
playlist play 008.Fatiha (5 - 7) Kulun Rabbinden İstedikleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 53 playlist like
playlist play 009.Bakara Suresine Giriş 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 31 playlist like
playlist play 010.Bakara (1) Hurûf-u Mukattaa 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 30 playlist like
playlist play 011.Bakara (2) Kur an-ı Kerim Hidâyettir 05.11.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 012.Bakara (3) Müttakîlerin Vasıfları 05.11.2019 playlist oku playlist ekle 48 playlist like
playlist play 013.Bakara (4 - 5) Ehl-i Kitaptan Müslüman Olanlar 05.11.2019 playlist oku playlist ekle 45 playlist like
playlist play 014.Bakara (6 - 7) Bile Bile Hakkı İnkâr Edenlerin Durumu 05.11.2019 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 015.Bakara (8 - 10) Münafıkların Halleri 05.11.2019 playlist oku playlist ekle 33 playlist like
playlist play 016.Bakara (11 - 13) Münafıkların Fesad Çıkartmaları 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 017.Bakara (14 - 22) Münafıkların Şaşkınlıkları 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 49 playlist like
playlist play 018.Bakara (23 - 24) Kur’an-ı Kerim’in Emsalsiz Oluşu 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 57 playlist like
playlist play 019.Bakara (25) İman Eden ve Salih Amel İşleyenler 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 39 playlist like
playlist play 020.Bakara (26 - 27) Kur’an-ı Kerim’deki Misaller 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 56 playlist like
playlist play 021.Bakara (28 - 29) Allah’ı Nasıl İnkâr Edersiniz? 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 022.Bakara (30) İnsanın Yaratılması ve Melekler 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 023.Bakara (31 - 33) Adem As’ın Meleklerden Üstün Kılınması 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 36 playlist like
playlist play 024.Bakara (34) Şeytanın Hz. Adem’e Secde Etmemesi 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 28 playlist like
playlist play 025.Bakara (35 - 36) Adem As’ın Cennete Girmesi ve Çıkması 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 35 playlist like
playlist play 026.Bakara (37 - 39) Hz. Adem’in Tevbesinin Kabul Edilmesi 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 32 playlist like
playlist play 027.Bakara (40 - 43) Ey İsrâiloğulları 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 51 playlist like
playlist play 028.Bakara (44 - 46) Bildiği ile Amel Etmemek 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 52 playlist like
playlist play 029.Bakara (47 - 48) Öyle Bir Günden Sakının Ki... 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 41 playlist like
playlist play 030.Bakara (49 - 50) İsrâiloğulları’nın Firavun’un Zulmünden Kurtarılması 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 49 playlist like
playlist play 031.Bakara (51 - 54) Tur-u Sinâ’da Mûsâ As’a Kitap Verilmesi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 58 playlist like
playlist play 032.Bakara (55 - 57) İsrâiloğulları’nın “Allah’ı Görmedikçe İnanmayız!” Demeleri... 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 033.Bakara (58 - 60) İsrailoğulları’nın Bir Şehre Girmeleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 39 playlist like
playlist play 034.Bakara (61) İsrailoğulları’nın Çeşitli Yiyecekler İstemeleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 42 playlist like
playlist play 035.Bakara (62) İman Edenlere Mükafatlar 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 55 playlist like
playlist play 036.Bakara (63 - 66) Allah’a Karşı Gelmekten Sakının! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 45 playlist like
playlist play 037.Bakara (67 - 73) İsrâiloğulları’na Bir Sığır Kesmelerinin Emredilmesi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 45 playlist like
playlist play 038.Bakara (74 - 77) İsrailoğulları’nın Kalplerinin Taştan Katı Olması 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 48 playlist like
playlist play 039.Bakara (78 - 82) Tevrat’ı Değiştirenlere Veyl Olsun! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 040.Bakara (83) İsrâiloğulları’na Verilen Görevler 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 55 playlist like
playlist play 041.Bakara (84 - 86) Kitabın Bir Kısmına İnanmıyor Musunuz? 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 38 playlist like
playlist play 042.Bakara (87 - 88) Yahudilerin Peygamberlere Karşı Gelmeleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 40 playlist like
playlist play 043.Bakara (89) Bekledikleri Peygamberi İnkâr Etmeleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 38 playlist like
playlist play 044.Bakara (90) Yahudilerin Küfrü Tercih Etmeleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 42 playlist like
playlist play 045.Bakara (91 - 96) Yalnız Bize İndirilene İnanırız Demeleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 47 playlist like
playlist play 046.Bakara (97 - 98) Yahudilerin Cebrâil As’a Düşmanlığı 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 047.Bakara (99 - 101) Fâsıklar İman Etmezler 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 33 playlist like
playlist play 048.Bakara (101 - 103) Yahudilerin Şeytana ve Sihre Uymaları 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 45 playlist like
playlist play 049.Bakara (104 - 105) Yahudilerin Müslümanlarla Alay Etmeleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 43 playlist like
playlist play 050.Bakara (106 - 107) Bazı Ayetlerin Neshedilmesi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 44 playlist like
playlist play 051.Bakara (108) Yahudilerin Peygamber Sas’den İstekleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 33 playlist like
playlist play 052.Bakara (109 - 110) Ehl-i Kitabın Müslümanları Küfre Döndermek İstemesi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 42 playlist like
playlist play 053.Bakara (111 - 112) Ancak Mü’minler Cennete Girecek 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 32 playlist like
playlist play 054.Bakara (113) Yahudilerle Necran Heyetinin Tartışmaları 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 49 playlist like
playlist play 055.Bakara (114 - 115) Mescidlerde Allah’ın Zikrine Engel Olmak 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 51 playlist like
playlist play 057.Bakara (118 - 119) Bilmeyenlerin Allah Bizimle Konuşsa Demeleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 40 playlist like
playlist play 058.Bakara (120 - 121) Yahudilere ve Hristiyanlara Tâbî Olmak 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 059.Bakara (122 - 123) İsrâiloğulları’na Verilen Nimetler 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 31 playlist like
playlist play 060.Bakara (124) İbrâhim As’ın İmtihan Edilmesi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 54 playlist like
playlist play 061.Bakara (125) Kâbe’nin Şerefi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 42 playlist like
playlist play 062.Bakara (126) İbrâhim As’ın Mekke İçin Duası 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 44 playlist like
playlist play 063.Bakara (127 - 128) İbrâhim As ve İsmâil As’ın Kâbe’yi Yapmaları 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 37 playlist like
playlist play 064.Bakara (129) Yâ Rabbi, Onlara İçlerinden Bir Peygamber Gönder! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 065.Bakara (130 - 132) İbrâhim As’ın Dininden Yüz Çevirenler 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 54 playlist like
playlist play 066 Bakara (133 - 134) Ya’kub As’ın Oğullarına Vasiyeti 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 35 playlist like
playlist play 067.Bakara (135) İbrâhim As’ın Dinine Gelin! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 39 playlist like
playlist play 068.Bakara (136 - 138) İslâm Bütün İnsanları Kucaklar 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 33 playlist like
playlist play 069.Bakara (139 - 141) Doğru Yol Rasûlüllah’ın Yolu 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 24 playlist like
playlist play 070.Bakara (142) Allah Dilediğine Hidayet Eder 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 37 playlist like
playlist play 071.Bakara (143) Ümmet-i Muhammed’in Şerefi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 49 playlist like
playlist play 072.Bakara (144 - 147) Kıblenin Kâbe’ye Çevrilmesi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 37 playlist like
playlist play 073.Bakara (148 - 150) Yüzünüzü Mescid-i Haram’a Çevirin! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 32 playlist like
playlist play 074.Bakara (151 - 152) Beni Zikredin, Ben de Sizi Zikredeyim! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 40 playlist like
playlist play 075.Bakara (153 - 154) Sabır ve Namazla Allah’tan Yardım İsteyin! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 31 playlist like
playlist play 076.Bakara (155 - 157) Belâlara Sabretmenin Karşılığı 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 47 playlist like
playlist play 077.Bakara (158) Safâ ile Merve 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 078.Bakara (159 - 162) Hakkı Söylememek, Susmak 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 079.Bakara (163 - 164) Allah’ın Varlığı ve Birliği 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 47 playlist like
playlist play 080.Bakara (165 - 167) Mü’minlerin Allah Sevgisi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 45 playlist like
playlist play 081.Bakara (168 - 171) Şeytanın Peşinden Gitmeyin 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 51 playlist like
playlist play 082.Bakara (172 - 173) Helâl ve Haram Rızıklar 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 39 playlist like
playlist play 083.Bakara (174 - 176) Ayetleri Saklayanların Cezası 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 27 playlist like
playlist play 084.Bakara (177) Asıl İyilik 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 61 playlist like
playlist play 085.Bakara (178 - 179) Kim Haddi Aşarsa... 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 29 playlist like
playlist play 086.Bakara (180 - 182) Vasiyet Etmek 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 37 playlist like
playlist play 087.Bakara (183 - 184) Orucun Farz Kılınması 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 40 playlist like
playlist play 088.Bakara (185) Ramazan Orucu 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 089.Bakara (186) Allah-u Teàlâ Duaları Kabul Eder 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 55 playlist like
playlist play 090.Bakara (187) Oruçla İlgili Hükümler 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 66 playlist like
playlist play 091.Bakara (188) Haksızlıkla Başkasının Malını Yemeyin! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 44 playlist like
playlist play 092.Bakara (189) Ay’ın Durumları 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 33 playlist like
playlist play 093.Bakara (190 - 192) Allah Aşırılığa Sapanları Sevmez 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 094.Bakara (193 - 195) Kendi Ellerinizle Kendinizi Tehlikeye Atmayın 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 55 playlist like
playlist play 095.Bakara (196) Haccı ve Umreyi Tamamlayın! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 57 playlist like
playlist play 096.Bakara (197) Haccın İncelikleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 39 playlist like
playlist play 097.Bakara (198 - 199) Hacda Ticaret ve Zikir 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 44 playlist like
playlist play 098.Bakara (200 - 202) Dünyada da, Ahirette de İyilik 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 43 playlist like
playlist play 099.Bakara (204 - 207) Münafıkları İyi Tanıyın! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 48 playlist like
playlist play 100.Bakara (208 - 210) Topluca İslâm’a Girin! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 41 playlist like
playlist play 101.Bakara (210 - 212) Dünya Hayatı ve Kâfirler 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 45 playlist like
playlist play 102.Bakara (213) Ümmet-i Muhammed ve Diğer Ümmetler 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 54 playlist like
playlist play 103.Bakara (214) Belâlar ve Allah’ın Yardımı 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 40 playlist like
playlist play 104.Bakara (215 - 216) Allah Yolunda Harcamak 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 42 playlist like
playlist play 105.Bakara (217 - 218) Fitne Katilden Daha Kötüdür 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 33 playlist like
playlist play 106.Bakara (219-220) İçki ve Kumar 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 32 playlist like
playlist play 107.Bakara (221) Müşriklerle Evlenmeyin! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 38 playlist like
playlist play 108.Bakara (222 - 223) 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 47 playlist like
playlist play Ali İmran (92) Furkan (74) İnfak, Gıpta Edilecek Kimseler, Sadaka Vermek 19.03.2025 playlist oku playlist ekle 14 playlist like
playlist play Ali İmran 98 - 101 - Hristiyanların Allahın Ayetlerine Tutumları 05.02.2025 playlist oku playlist ekle 28 playlist like
playlist play Bakara (104) Rahman (1- 4) Kuranı Öğrenmek, Kıymet Bilmek 05.02.2025 playlist oku playlist ekle 19 playlist like
playlist play Bakara (146) Hicr (2 -3) Doğru İnancın Önemi 05.02.2025 playlist oku playlist ekle 19 playlist like
playlist play Hac (73 - 76) Mü’minun (14) İnsanın Yaratılışı Süreci 05.02.2025 playlist oku playlist ekle 37 playlist like
playlist play İnsan (1 - 31) Dünya Sevgisi 05.02.2025 playlist oku playlist ekle 25 playlist like
playlist play Rahman (5 -13) Her Şeyin Dengeli Olması ve Her Varlığın Secde Etmesi 05.02.2025 playlist oku playlist ekle 25 playlist like
playlist play Tekvir (1-14) Kıyamet Günü Alametleri, Mahşer Anı, Pişmanlıklar 05.02.2025 playlist oku playlist ekle 31 playlist like
Kabe
Canlı Yayın
Şuan Canlı Yayın
Hadisler Deryası
AKRA CANLI
 / 
Canlı Yayın close icon
AKRA CANLI
Hadisler Deryası
Hadisler Deryası Add Icon volume up
 / 
Canlı Yayın
fast rewind
fast forward
Playlist
Bu özelliği kullanabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir
  
Fikrini Paylaş
TAAHHÜTNAME

Hazırlamış olduğum ve sitenize gönderdiğim/ teslim ettiğim, tamamen orjinal ve bana ait olan, projemin/görüntü veya kaydımın, AKRA MEDİA tarafından kendisine ait kablolu/karasal/uydu, şifreli/şifresiz, free/paralı TV, video, DVD, VCD,VHS ,radyo, kaset, sinema ve sair mevcut yada ortaya çıkacak her türlü İşaret, ses ve /veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı ve tüm internet siteleri ve sosyal medya platformlarında yayınlamasına, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, işleme hakkı ve temsil hakkının kullanılmasına süresiz olarak müsaade ediyorum.

Projemin/görüntü veya kaydımın, bant, CD, VCD, DVD, GSM, MP3 Player, dijital kayıt vb. tüm yollarla kayıt, çoğaltma ve dağıtım haklarını, bilişim veya iletişim ortamında görüntülenmesini, iletilmesini, okunmasını, izlenmesini, dinlenmesini vb. interaktif veya normal CD, VCD, DVD, GSM, MP3 Player vb. şekilde basılarak veya ses kayıtlarının metin haline getirilip kitap olarak piyasaya sunulmasını sağlayacak her türlü materyal üzerine kaydı ile çoğaltılması, kullanılması, işlenmesi, yeniden ve genişletilmiş şekilde sesli, yazılı ya da görüntülü yayın haklarını, bu suretle de çoğaltılarak kullanılması, dağıtılması, pazarlanması vb. fikri, mali ve manevi haklarımın tamamını, programda gerekli görülen değişiklikleri yapma haklarımı bila bedel olacak şekilde, AKRA.MEDİA sitesine ve bu site'nin yetkilisi ve sahiplerine devir ve temlik ettiğimi, beyan, kabul ve taahhüt ederim.

Şehir Seçin
Close