İlke ve Değerlerinden Ödün Vermeden
Özgür Yayın Platformu Olarak Kalsın Diye
Öğle13:08 İkindi16:53 Akşam19:55 Yatsı21:23 İmsak04:37 Güneş06:11 İşrak06:56
Hava - Hava durumuAçık 11°C Nem %76
Türkçe
3 Zilka'de 1447 20 Nisan 2026 Pazartesi
3 Zilka'de 1447
İMSAK GÜNEŞ İŞRAK ÖĞLE İKİNDİ AKŞAM YATSI
04:37 06:11 06:56 13:08 16:53 19:55 21:23
Giriş Yap

061.Bakara (125) Kâbe’nin Şerefi

Tefsir Sohbetleri

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû.

Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi, ihsanı, ikramı üzerinize olsun. Cenâb-ı Hak nimetlerini üzerinizde dâim eylesin.

Bakara sûre-i şerîfesinin 125. âyet-i kerîmesini size okumak istiyorum.

Bu âyet-i kerîmeyi okuyorum.

Bismillâhirrahmânirrahim.

Ve iz ce'alne'l-beyte mesâbeten li'n-nâsi ve emnâ ve't-tehizû min mekâmi İbrâhîme musallen ve ahidnâ ilâ İbrâhîme ve İsmâîle en tahhira beytiye littâ'ifîne ve'l-âkîfine ve'r-rukke'i's-sücûd.

Bu âyet-i kerîmede, daha önceki âyet-i kerîmede de aynı edat vardı, bundan sonraki âyet-i kerîmelerde de yine devam edecek. Bu edat iz edatı. "Hani hatırla, bir zamanlar şöyle olmuştu, o olayı hatırlatıyorum, hatırla, bil" mânasına gelen bir edat. Bu 125. âyet-i kerîme yine onunla başlıyor.

Ve iz ce'alne'l-beyte mesâbeten li'n-nâsi ve emnâ. "Hani biz kılmıştık, Ben Azîmüşşân, Alemlerin Rabbi, Mevlâ'nız, Yaratıcınız, Rabbiniz kılmıştım." Azamet sigasıyla, "biz kılmıştık" diye buyuruyor, Vâhidü Ehadü Ferdü's-Samed olduğunu biliyoruz.

el-Beyte. Bu el-beyt elif lam'lı, marife olarak, "o mâlum ev" demek. O mâlum evden kasıt, Beytullah, bizim el-Ka'betü'l-Müşerrefe diye isimlendirdiğimiz kıblegâhımız, üstüne altın yaldızlarla ayetler, diğer ilgili ibareler yazılıp Kâbe-i Müşerrefe'nin taş binası üstüne örtülüyor.

Kapısı bugün altından, köşesinde Hacerü'l-Esved var, dört köşeli bir yapı. Bir tarafında da şöyle yarım daire şeklinde hatim veya Hicr-i İsmâîl denilen bir kısım var. Bu yarım daire, Kâbe'nin binasına, köşelerine bitişik değil, aralarında şöyle bir kulaç kadar mesafe var. Bir tarafından iç kısma girilip öbür tarafına çıkılabiliyor.

O hatim kısmı, Kâbe'nin içinden sayılıyor. Bu el-Beyt denilince, Beytullah denilince veyahut bu bina, dört köşe, bir köşesinde Hacerü'l Esved olan bina… Bu Beytullah, "Allah'ın evi" mânası var. İzafetsiz olarak kullanılınca, "Allah'ın evi" denmeyip de "o mâlum ev" mânasına, o zaman "bilinen, mâlum, meşhur ev" mânasına el-beyt deniliyor. Arapça'da bu el bilinen şeylerin başına getirilen, harf-i tarif. "Bilinmişliği gösteren edat" demek.

"Biz Kâbe-i Müşerrefe'yi kılmıştık." "Ben Rabbiniz kılmıştım" demek. Bu "biz" ifadesinin niye geldiğini de çeşitli zamanlarda anlatmıştım.

Kâbe-i Müşerrefe'yi ne kılmıştı?

Mesâbeten li'n-nâsi. "İnsanlar için bir mesabe kılmıştık." Peltek se ile… O mesabe'nin ne anlama geldiği üzerindeki rivayetleri size nakledeceğim:

Sâbe, yesûbu mastarından mesâbeten, sevap kelimesi de aynı kökten peltek se ile. İki ana mânası var onu söyleyeceğim:

"Kâbe'yi insanların mesabe yeri yapmıştık." Ve emnâ "Ve Kâbe'yi güvenilir bir mekân yapmıştık." Ve't-tehizû min mekâmi İbrâhîme musallâ. "Ve sizler de İbrahim'in makamını namazgâh edinin…"

Âyet-i kerîmenin ortası burası, henüz sonuna gelmedi. Ama biz ilk önce âyet-i kerîmeyi tamamlayalım daha güzeli. Ondan sonra kelimeleri daha geniş izah edeceğiz.

Ve ahidnâ ilâ İbrâhîme ve İsmâîle. "Te'kiden, tekrar tekrar bir antlaşma, ahd-ı misâk olarak böyle yapacaksınız, tamam mı? diye ahdederek emretmiştik ki…" En tahhira. "Siz ikiniz temizleyin." Beytiye "Bu benim beytimi, evimi, Kâbe'mi." Li't-tâifîn. "Tavaf edenler için…" Ve'l âkifîn "Orada itikâf edenler için" Ve'r-rükke'. "Rükû edenler için." E's-sucûd. "secde edenler için." Ve'r-rükke'i's-sucûd. "Ey Ümmet-i Muhammed! Rükû, secde edenler için burayı temizleyin demiştim, bunu hatırlayın, bu olayı bilin." Benim tarafımdan böyle, şerefli bir mekân kılındığını bilin.

Mesâbeten kelimesinin bir anlamı, yesûbûne ileyhi "ona giderler" mânasına, "her yerden dönüp ona gidiyorlar." Sevab'ın böyle bir "dönme" mânası var.

İnsanın işlediği bir ibadetten dolayı da sevap alması ne demek?

Onun menfaatini, zahmetinden hâsıl olan, ihlasından hâsıl olan, menfaatinin kişiye dönmesinden dolayı sevabı diyoruz. "Bu yapıldı, oldu bitti, bunun bize faydası ne, bize geleni ne" mânasına.

Mesâbeten li'n-nâs. "İnsanlar için bir mesabe kıldık." Burayı, insanlar için böyle dönüp dönüp geldikleri bir yer, her yerden yönelip geldikleri bir yer…" Yesûbûne ileyhi mine'l-büldân küllehâ ve ye'tînehû diye Arapça'sını böyle söylemişler. "Çeşitli beldelerden ona gidiyorlar, her yerden oraya dönüyorlar." "Her yerde yaşayan müslüman kişilerin dönüp geldiği bir yer kıldık." mânasına; bir mâna bu…

Bir mânası da; "İnsanlar için bir mesâbet kıldık, tatmin olmuyorlar, doymuyorlar, doyumsuz bir zevk, lezzet, güzellik; bir daha gidiyorlar, doyamadan veda ediyorlar, tekrar gidiyorlar, tekrar gidiyorlar, tekrar gidiyorlar…"

Lâ yaktûne minhu vatârat yetûnehû sümme yerci'ûne ilâ ehlihim sümme yûedûne ileyhi. Daha doyamadan hac bitiyor, umre bitiyor. Ondan sonra yine arzu duyuyorlar, yine gidiyorlar. İnsanların aşk ile şevk ile gittikleri bir yer. "Tekrar tekrar, ziyaret ettikleri bir yer kıldık" mânasına geliyor.

Bir de sevap manasıyla alacak olursak; "Sevap kazanma yeri" ism-i mekân sigası olarak, "Kâbe-i Müşerrefe'yi, bu Beytullâh-ı Muazzama'yı Cenâb-ı Hak orası ziyaret edildiği zaman, ziyaret edenlere büyük sevaplar veriyor, çok büyük ecirler veriyor. Haccın çok büyük sevabı var, işte bir "sevap kazanma yeri" mânasına da olabilir.

Sevap mânasından alınırsa, ism-i mekân sigası olarak; "sevap kazanma yeri" kıldık. "Dönüp dönüp gelinen bir yer" mânasına olursa, işte "insanların doyamayıp, bir ziyaretten sonra tekrar ziyaret ettiği, tekrar ziyaret ettiği, ziyaretine doyulamayan bir yer kıldık" mânası gibi bir anlam çıkıyor. Bir de; "Her beldeden insanların yönlerini ona çevirip, her beldeden gelip toplandıkları bir yer" mânası…

Hâsılı, Cenâb-ı Hak o yeri mübarek kılmış, şerefli kılmış, yeryüzünün en mübarek, en şerefli yeri kılmış, her yerden insanlar aşk ile şevk ile geliyorlar, doyamadan tekrar geliyorlar, doyamıyorlar tekrar geliyorlar ve büyük sevaplar alıyorlar. Bütün mânaların hepsi uygun düşer bu makama, bu mekana… Böyle bir yer.

İşte buranın böyle yapılması Allah'ın bir lütfu. -O belde ahalisine- bunu hatırlayın, bak Cenâb-ı Hak size bu beldenizi böyle şerefli bir belde kılmış, şükrünü edin, itaat edin, onun emrini tutun diye…

Bu hatırlatma neden oluyor, hatırlatmalar niçin olur?

Hatırlatılan kişiler, hitap edilen kişiler, hatırlatılan şeyin önemini anlasınlar, ona göre hareket etsinler diye.

Ve emnâ. "Bir de emniyet yeri."

Evet Kâbe-i Müşerrefe bir de emniyet yeriydi, Kâbe-i Müşerrefe'ye sığınan insanlar dokunulmaz oluyordu. Kimse onlara -kan davası, alacağı, daha başka bir hıncı, kini bile olsa- dokunamazdı. Orası bir emniyet yeri oluyordu. İnsanlar Kâbe'ye, hacca, ziyarete geldikleri zaman, yolları kesilip yağmalanıyordu, esir alınmıyordu.

Halbuki başka zamanlarda, başka aylarda, hac olmayan zamanlarda, böyle bir şey yok. Her kabile, hangi kabileyi zayıf görüyorsa ona saldırabiliyor ve ahalisini esir alıp satabiliyor, mallarını yağmalayabiliyor ama hiç kimse orayı ziyaret edene saldırmıyordu.

Kâbe-i Müşerrefe'nin kadrini, kıymetini, hürmetini, şerefini biliyorlar, oraya gidene dokunamıyorlardı. Tabi bu da tecrübeyle kazandıkları bir durum, çünkü aksine hareket ettikleri zaman başlarına bir cezanın, bir belanın, bir te'dibin geldiğini çok defa tattıkları için öyle yapmıyorlardı. Etrafında, harem mıntıkasında edepsizlik yapmıyorlardı.

Ve't-tehizû min mekâmi İbrâhîme musallâ. "İşte bu güzel yeri siz de bir musalla kılın, Makâm-ı İbrâhim'den bir musalla edinin."

Bu ve't-tehizû "edinmek" mânasında, "bir şeyi, bir şey edinmek" mânasına iki mef'ul alan bir fiil. Bir bizim okuduğumuz Kur'ân-ı Kerîm'deki harekesi ve't-tehizû diye, hı harfinin harekesi esre, bu "emir" demek.

Mademki Cenâb-ı Hak burayı sevap kazanma yeri, tekrar tekrar ziyaret edilen, bütün ahalinin müslümanların, dünyanın neresinde olursa olsun, yönelip geldiği bir ziyaretgâh kılmış, "Siz de orayı bir namazgâh edinin" mânasına müminlere hitap.

Bu âyet-i kerîmenin bu kelimesini ve't-tehazû okuyan kıraat alimleri de var. Cenâb-ı Hak bu binayı mübarek, müşerref bir bina kılınca insanlar da orayı, "Makâm-ı İbrâhim'i musalla edindiler, namazgâh edindiler" mânasına mâzi sigasıyla bu rivayet de var. Bunu da bilelim.

Makâm-ı İbrâhim nedir?

Biz, "Makâm-ı İbrâhim'i namazgâh edindiler" diyoruz ama namazgâhı da yeni nesil, beni dinleyenlerin içindeki gençler bilmezler, onu [açıklayalım.] İbrahim'in bu yerini namaz kılınan bir yer edinin diye Allah emretmiş. Veya o devirden itibaren insanlar, edinmişler. Emir değil de mâzi sigasıyla olursa…

Makâm-ı İbrâhim nedir?

Bunun üzerinde çeşitli, yorumlar var. Bir; Makâm-ı İbrâhim, -en kuvvetli yorum- Kâbe-i Müşerrefe'nin yakınında bulunan, bugünlerde, bizim bu çağımızda, devrimizde, ziyaret edenlerin Hacerü'l Esved"i geçtikten sonra, Kâbe tavaf ederken sollarında, sağ tarafta, camekandan -çok kalın camdan şeffaf- altından bir yapı… İskelet üzerinde içi görünsün diye camlar konulmuş… Orada ayak izli bir taş var, bunun adı Makâm-ı İbrâhim… İşte bu âyet-i kerîmeden dolayı onun arkasında da namaz kılmak çok sevap oluyor. Bir, orasıdır deniliyor. Bir rivayet bu… yani o mekân.

O mekân da, daha önceden Kâbe-i Müşerrefe'nin duvarına bitişik imiş. İbrahim aleyhisselam'ın bıraktığı zaman, Kâbe-i Müşerrefe'nin duvarına bitişik imiş. Şimdi arada yan yana duran on, on beş insanın geçeceği kadar genişlik var. Tavaf edenler arasından geçiyor… O zaman öyle değil, Kâbe'nin duvarında; ona bitişik durumdaymış. Bunu da kitaplar kaydediyorlar. Bu bitişik duvarı Ömer b. Hattab radıyallahu anh, Emîrü'l-mü'minîn olduğu zaman Kâbe'nin o kenarından bu kenara kaldırmış, arada bir mesafe o zaman meydana gelmiş. Bu hususta başka bilgiler de var.

Bir de İbn Abbas radıyallahu anh'ten yapılan rivayete göre, "Makâm-ı İbrâhim'i, ibadetgâh edinin, namaz kılma yeri edinin" sözünden, sadece orası değil, sadece o İbrahim aleyhisselam'ın ayak izlerinin olduğu yer değil; bütün harem-i şerîfin Makâm-ı İbrâhim olduğunu -İbrahim aleyhisselam'ın mekânı mânasına- rivayet etmişler. Öyle bir rivayet de var. Bundan şu çıkar ki "İbrahim'in makamını ibadet yeri edinin" deyince, sadece o daracık bir yer değil de, Kâbe-i Müşerrefe'nin etrafındaki bütün harem-i şerîf mıntıkasının öyle olduğunu ve oralarında namazgâh, namaz kılınan yer olabileceğini göstermesi bakımından önemli.

Hz. Ömer'in kenara çektirdiği bu taş, İbrahim aleyhisselam ile İsmail aleyhisselam Kâbe-i Müşerrefe'yi bina ederken, duvar yükseldikçe, İbrahim aleyhisselam bu Makâm-ı İbrahim denilen, taşın üzerine çıkar, aşağıdan da İsmail aleyhisselam Kâbe'nin binası için getirdiği yeni taşı babası İbrahim aleyhisselam'a verir… O da, o yukarda Makâm-ı İbrahim denilen taşın üzerinden, onu yerine yerleştirip duvarı dönerek biraz daha öteye, biraz daha öteye dönerek, döne döne; Kâbe'nin duvarını yapıkları taştır; deniliyor.

Bu cahiliye devrinde de İslâm gelmeden önceki devirde de öyle bilinen bir taştı. Tabi şimdi insanlar onun üzerine böyle elini sürüp yıpratmasınlar diye, çok kalın, bir billur cam tabaka kaplanmış, sadece görüyorsunuz ama elinizi süremiyorsunuz. Rivayetler "eskiden görünüyordu, insanlar ona ellerini sürerlerdi, öperlerdi…" diyor. O yüzden de bir hayli, üzerindeki belirgin izler görünmez bir hâle gelmiş, yıpranmış bir duruma gelmişti. Şimdi onun, için o yıpranma daha fazla devam etmesin diye üzeri cam kaplanmış oluyor.

İbn Kesîr tefsirinde; "Bu ümmetin yaptığı aşırılıklardan biri de burayı namazgâh edinin dedi, Hâlbuki elinizi sürün denmedi" diyor. Bu el sürme sonradan insanların kendilerinin çıkarttığı bir şey olmuş oluyor. Tekellüf olmuş oluyor, "emredilmeyen bir şeyi yapmak mânasına geldiğini" söylüyorlar.

Şimdi bu âyet-i kerîme ne zaman inmiş?

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, Haccetü'l-Vedâ, Veda Haccı'nı yaptığı zaman, Kâbe-i Müşerrefe'ye gelip tavaf ederken, bu Makâm-ı İbrahim'in yanına gelince -bahis konusu olan, bu İbrahim aleyhisselam'ın ayağıyla bastığı taşa gelince. - Ömer radıyallahu anh'ten çeşitli rivayetler var. Hz. Ömer radıyallahu anh demiş ki;

"Yâ Resûlallah bu, atamız, İbrahim dedemizin, makamı mı?"

Makam ne demek?

"Üzerine çıkıp durma yeri" demek, ism-i mekân oluyor. Kâme, yekûmu ayağa doğrulmak, ayakta durmak, makam da ism-i mekân, "ayakta durma yeri." Bu;

Yâ Resûlallah! Hazâ makâm-u Halîl-i Rabbinâ. "Bu Rabbimizin halili olan, Halîlü'r-Rahmân'ı olan İbrahim aleyhisselam'ın makamı mı?"

Peygamber Efendimiz; "Evet" buyurdu.

Çeşitli rivayetler var, ibarelerde biraz değişik, üç-dört rivayet buraya alınmış.

Efelâ nettehizu musallâ "Biz de burada o zaman namaz kılmayalım mı? Namaz kılma yeri edinmeyelim mi? Madem böyle aziz, kıymetli, değeri olan, anlamı olan bir taşmış deyince" biraz sonra böyle demiş.

Ve't-tehizû min mekâmi İbrâhîme musallâ. ayeti inmiş. "İbrahim aleyhisselam'ın o ayakta durma mahalli olan o şeyi namazgâh edinin." diye âyet-i kerîme inmiş.

Tefsir kitapları, beyan ediyorlar, ben de size nakledeyim:

Hz. Ömer radıyallahu anh, çok halis muhlis, çok zeki, çok akıllı bir insan… Peygamber Efendimiz'den sonra, Ebû Bekir es-Sıddîk Efendimiz, ondan sonra da Ömer el-Fâruk Efendimiz, emirü'l-mü'minîn oldu ve koca, büyüyen devleti çok güzel yönetti…

Şimdi bu diyor ki:

"Üç şeyi diledim, üç şeyi Cenâb-ı Hak dileğime uygun olarak, emretti, ihsan eyledi, inzal eyledi…"

Nedir o üç şey?

Birisi bu, İbrahim aleyhisselam'ın makamına geldikleri zaman oradaki duygulanmadan, madem burası bu kadar güzel bir yer, burada namaz kılsak, namaz kılma yeri edinsek deyince, Cenâb-ı Hak biraz sonra, Resûl ü Edîbi'ne vahiy hali geldi ve orada o haccı yaparken; Ve't-tehizû min mekâmi İbrâhîme musallâ âyet-i kerîmesi indi. Hz. Ömer radıyallahu anh'ın temennisi Cenâb-ı Hak tarafından âyet-i kerîme olarak Peygamber Efendimiz'e emredilmiş oldu. Tabi Cenâb-ı Hak'ın dileğine muvafık bir emir vermesi, bir muvafakat bu.

Hz. Ömer Efendimiz "üç şeyde Rabbim bana dileğime uygun emir buyurdu" demiş. İkincisi:

Demiş ki; "Yâ Resûlallah! Seni ziyaret eden insanların içinde mü'min-i kâmili var, halis muhlis mü'min olanı, daha böyle bu olgunluğa erişememiş olanlar var. Siz emretseniz de bu eşleriniz, mü'minlerin anneleri, -onların kadrini kıymetini bilen olur, bilemeyen olur- Onlar perde arkasında olsalar, herkesin gözü önüne çıkmasalar." deyince o zaman Cenâb-ı Hak âyet-i kerîme indirmiş. Hatta hanımlarından bazıları da demişler ki;

"Resûlullah bize vaaz edemez mi? Sen kalkıp vaaz vermeye geliyorsun. Ey hanımlar! böyle herkesin önüne çıkmayın diyorsun." deyince, o zaman âyet-i kerîme inmiş;

Asâ rabbuhû in tallakakünne en yubdilehu ezvâcen hayran min künne müslimâtin. diye bu âyet-i kerîme inmiş. O talebine uygun olarak "Hanımlar emrini tutmazlarsa Cenâb-ı Hak daha hayırlı zevceler verir." mânasına âyet-i kerîme inmiş. Hicap, onların perde arkasında gizlenme ve konuşmaları emredilmiş… Cenâb-ı Hak Hz. Ömer'in istediğini emretmiş oluyor, bu iki…

Bir üçüncüsü de; Münafıkların reisi, Abdullah b. Übey ölünce, onun namazını kılmak istedi. "Bu münafık kâfirin arkasında onun namazını mı kılacaksın?" diye onu istemedi. Peygamber Efendimiz biraz üzülmüş ama âyet-i kerîme inmiş, Allahu Teâlâ hazretleri böyle kimselerin namazını kılmamasını Peygamber Efendimiz'e emir buyurmuş.

Tusalli alâ ehadin minhum mâte ebeden velâ tekum alâ kabrihi. "O münafıklardan birisi ölürse; -müslüman görünüp de içi inanmamış olanlar- onların cenaze namazını asla kılma, kabrinin başında da durma" mânasına…

Böyle talepleri yerine getirilmiş oluyor. Hz. Ömer, talebine uygun âyet-i kerîmeler, üç yerde indiğine seviniyor. "Ben böyle temenni etmiştim de öyle oldu" diye. Demek ki buradaki Makâm-ı İbrâhim'in mânası o mâlum mekân ve orada namaz kılma yeri olmuş oluyor.

Musalla ne demek?

Bu kelime sallâ, yusallî, tasliye fiilinden ism-i mekân olmuş oluyor.

O ne demektir?

"Namaz kılma yeri, namazgâh, ibadet etme yeri" mânasına geliyor. Bir de salat kelimesi "namaz" mânasına geldiği gibi "dua etmek" mânasına geliyor. Zaten namaz da en mükemmel dua hüviyetinde ama duadan daha özel bir ibadet. El pençe divan durmak var, belli sureleri, belli ibareleri okumak var, rükûu, secdesi, selamları, rekatları var. Düz bir dua etmekten geniş, çok daha geniş, çok daha muazzam bir ibadet. Çok büyük bir zikir. Ama salat kelimesinin Arapça'da iki mânası var:

Bir; "dua" demek. "Sen bana bir dua et" dediğimiz zaman birbirimize yaptığımız kısa uzun her dua… "Dua" mânasına. Musalla "dua edilen yer" yani "insanların Cenâb-ı Hakk'a tazarru ve niyaz ettikleri yer" mânasına… veyahut ta mâruf [bilinen] namaz. Tavaf ediyorsun, tavafı bitirince Makâm-ı İbrahim'in orada iki rekât namaz kılıyorsun. Namaz kılma yeri… Ya "namaz kılma" mânasına ya da "dua yeri" mânasına… Ama ikisi de birbirine yakın tabii. İnce manaları biz söylüyoruz.

İbrahim aleyhisselam'ın o yerinde, o yerde, Makâm-ı İbrâhim'in olduğu yerde "namaz kılın" demek. Yahut "orada dua ediniz" demek.

Gerçekten de tavaf ettikten sonra öyle yapıyoruz. Peygamber Efendimiz de haccını yaparken, üç dönüşünde, hızlı hızlı döndüğü, remel eyledi, koşar gibi; dördünü de sakin tavaf eylediği, tamamladığı sırada âyet-i kerîme inince, orada namaz kıldı. Allahu Teâlâ hazretleri Hz. Ömer Efendimiz'in temennisine, arzusuna muvafık, uygun âyet-i kerîme emretmiş oldu.

Orada hem namaz kılınıyor, hem de el açılıyor, yana yakıla gözyaşlarıyla dualar ediliyor, çünkü güzel bir ibadet yapılıyor, mekân güzel, zaman güzel, şartlar elverişli, dua yeri. Onun için biz de şimdi bu âyet-i kerîmeye uygun olarak, tavafı yaptıktan sonra oralarda mümkünse namazı kılıp duamızı yapıyoruz.

Ama ilk mâna da "Makâm-ı İbrâhim bütün Harem-i Şerif'tir" mânası da doğru, orada yer yoksa, kalabalıksa, izdihamdan tavaf oralara kadar geliyorsa, oralarda insanlar dönüyorsa, orada namaz kılamadıysa ne olur?

Öbür tarafta kılar, Harem-i Şerîf'in neresinde kılsa orası Makâm-ı İbrâhim sayılır. O zaman o Makâm-ı İbrâhim'in ne olduğu meselesindeki birinci söz olmuş oluyor. Bütün Harem-i Şerîf, Makâm-ı İbrâhim olmuş oluyor. Orada nerede kılsa olur diyorlar. Fıkıh kitapları da aynen öyle söylüyorlar. Yani tavafı bitirdiği zaman iki rekât vacib tavaf namazını kılacak, nerede olsa kılar.

Ayet-i kerime burada bitmedi, âyet-i kerîmenin ortası;

Ve ahidnâ ilâ İbrâhîme ve İsmâîle. "Biz İbrahim'e ve İsmail'e ahd ettik, kuvvetli bir taahhüd altına girmelerini emrettik."

"Ne emrettik?"

"Emrettik ki" Tahhirâ. "Siz ikiniz temizleyin, beytimi, Beytullah'ımı temizleyin diye emrettik." Bu tahhira'nın çeşitli anlamları var.

Nereden temizleyecek?

"Putlardan temizleyin."

Mine'l-evzan. Tahhira beytiye li't-tâifîne ve'l-âkifin. "Bu Beytullah'ın içinde böyle putlar vs. olmasın." Veyahut burayı pisliklerden temizleyin, yalan sözlerden, orayı kirleten, o mülevves şeylerden temizleyin" mânasına; veyahut tahhirâ beytiye "evimi temizleyinin" mânası nedir?

"Lailaheillallah'la şirkten temizleyin, müşriklik emaresi kalmasın, mânevî bakımdan tertemiz olsun" mânasına… "Namaz kılarak, Allah'a ibadet ederek orayı temizleyin."

Çünkü bu insanlar, Peygamber gittikten sonra, ahirete göçtükten sonra, onların emirlerini tam anlayıp tam uygulayamıyorlar ve yanlış işler yapabiliyorlar. Her Peygamber sıkı sıkı öğrettiği halde, asırlar yıllar geçtikçe, o öğretilenler ağızdan ağza değişiyor, kulaktan kulağa değişiyor, yanlışlıklar ortaya çıkabiliyor. İşin aslı bir Allah'a ibadet etmek iken, sonradan nice nice bozuk inançlar çıkıyor, puta tapmalar çıkıyor; insanlara, aya güneşe, yıldıza, dağlara, taşlara, ağaçlara çeşitli varlıklara, yaratıklara, Allah'ın yarattığı şeylere tapınma çıkabiliyor. İşte onlardan temizleyin mânasına…

Li't-tâifîn. "Kimler için o beytullah hazır hâle getirilecek?"

Binayı yaptılar, Kâbe'yi yaptılar, bu bir hazırlık, kimler için?

Li't-tâifîn, tâif. Tı ile tavaf eden kişi demek. Tâifîn'de onun çoğulu, "Tavaf edenler için" bu mübarek Beytullah'ı yaptığı zaman, İbrahim aleyhisselam oğlu İsmail'le ana temellerinden, eski kalıntılarına uygun şekliyle bina ettiği zaman, Allahu Teâlâ hazretleri "cümle cihana ilan eyle ki, seslen, ezan oku ki burayı ziyaret etsinler, burası Allah'ın evidir, buraya haccı Allah size emretmiştir, burayı ziyarete gelin diye söyle" diye emretti.

Ve ezzin fi'n-nâsi bi'l-hacci ye'tûke ricâlen ve alâ külli dâmirin ye'tûne min külli feccin amîk.

İbrahim aleyhisselam'a bu evi, Beytullah'ı yaptırdıktan sonra Cenâb-ı Hakk, "İnsanlara seslen buraya hacca gelsinler" buyurdu, emretti, "Yâ Rabbi! Ben onlara sesimi nasıl duyurayım?" dediği kitaplarda rivayet ediliyor.

"Benim sesim nereye kadar duyulur?" Cenâb-ı Hak "Sen seslen, onun duyurulması bizden." buyurmuş. Hakikaten de İbrahim aleyhisselam o ekin bitmez tenha yerde evladını bıraktı, orası bir güzel mamur yer oldu. Binayı yaptı; Allah ziyareti, haccı emretti, ondan sonra orası asırlarca hep ziyaret olundu. Cenâb-ı Hak dileyince olmayacak gibi görünen şeyler oluyor.

Bu mübarek Beytullah'a gelenlerin burada yapacakları ibadetin şekli ne olacak, nasıl ibadet edecekler?

Gelenler, Kâbe-i Müşerrefe'nin etrafında dönecekler. Bu dönmenin adı tavaf… Yedi defa dönülecek, her bir dönüşüne bir şavt deniliyor. Yedi şavt, yedi dönüş işlemi tamam olunca, bir tavaf tamamlanmış oluyor. Yedi defa dönünce Kâbe'nin bir tavafı… Yedi tane dönüş bir paket halinde, yedi tane dönüş bir tavaf ediyor. O zaman Kâbe tavaf edilmiş oluyor.

Bu, Beytullah'a hürmetin şekli, hürmet-i izhâr etmenin şekil bu. Tavaf ederken dualar edilecek, Cenâb-ı Hak'ın zikr-u tesbîhi yapılacak, her türlü dualar yapılabiliyor. Hadîs-i şerîflerde ve hac ziyaret kitaplarında bunlar yazılı. Dua ederek ve ihramlı haliyle… Başka zamanlar ziyaret ettiyse ihram dışında, yine ayak çıplak bir vaziyette –orası mübarek bir yer olduğu için- tavaf ediliyor.

Li't-tâifîn. "Böyle tavaf edenler için burayı hazırla, hazırlayın, sen ve oğlun ikiniz hazırlayın." diye emretmiş.

Başka kimler için?

Ve'l-âkifîn. Âkifîn iki mânaya gelir. Bir, orada ikâmet edenler, tavaf edenler ve orada oturanlar için.

Mukimîne fîhi. "Bir de itikâf edenler…" İtikâf da "ibadet için bir yere girip bir müddet kalmak" mânasına…

Mesela Ramazan'ın son on gününde itikâf var. Camiye geliniyor, eve gidilmiyor artık, camiden çıkılmıyor. On gün, geceli gündüzlü ibadet ediliyor. İtikâf deniliyor. Bu kökten gelen âkif…

Mehmed Âkif Ersoy…

Âkif ne demek?

"İbadet eden, itikâf eden" mânasına. Âkifîne "âkifler için" oraya gelip, orada kalıp orada ibadetini devam ettirmek isteyenler için. Gelip, tavaf edip gidenler, kalıp orada itikâf edenler veyahut orada, o çevrede mukim, olanlar için. Mücâvir gibi. Mücâvir mânası gibi mânada var. Mûtekif mânası gibi bir mânada var.

Başka kimler için burası hazırlanacak, kimler gelebilir başka?

Bir tavaf edenler girebilir; bir itikâf edenler girebilir veyahut orada mukim olanlar girebilir.

Başka?

Rükka'; rüka'da fu'âl vezninde, ism-i fâilin çoğulu, bazen bu sigada, bu kalıpta gelir. Rükka', "râkîler" demek, rükû mastarından, ism-i fâil râkî gelir. Rükka' da, "râkiler, rükû edenler" demek. Sucûd'da yine aynı şeklide, "secde edenler" mânasına geliyor. Sacid tekili, sucûd çoğulu geliyor. Sucûd"un bir anlamı, buradaki gibi "secde edenler" demek. Bir de sucûd, kendisi fuûl vezninden, bu secede fiilinden mastar da olabilir. "Secde etmek" mânasına da gelebilir; ama burada ism-i fâilin çoğulu olduğu kesin.

Namazın içinde dizlerimize doğru bir eğiliyoruz, şöyle bir belimizi doğrultuyoruz, yatay hale getiriyoruz, buna rükû deniliyor, Subhâne rabbiye'l-azîm, Subhâne rabbiye'l-azîm Subhâne rabbiye'l-azîm, sonra kalkıyoruz… Semi'allâhu li-men hamideh, Rabbenâ ve leke'l hamd, Allahu Ekber. Secdeye gidiyoruz. Ona rükû deniyor, o duruşa, öyle rükû edenleri için.

Kitaplarımız, "rükû etmek, secde etmek daha öncekilerin bildiği bir şey değil" diyor. Bu rükû etmek, secde etmek, Peygamber Efendimiz'in emrettiği namazda var; daha önceki ümmetler bu rükûlu, sucûdlu namazı kılmayı, bilmiyorlardı, emrolunmuş değillerdi. Peygamber Efendimiz Mirac'a çıktı, meleklerin kimisinin böyle rükûda, kimisinin secde halinde Cenâb-ı Hak'a ibadet ettiğini gördü, ondan sonra bu rükûlu, sucudlu ibadet olan namaz emrolundu.

Bu âyet-i kerîmede anlatılan şey; İbrahim aleyhisselam'a, İsmail aleyhisselam'a, buraları tertemiz hazır hâle getirin diye emrolunuyor.

Kimler için?

Tavaf edenler için. Buraya gelip itikâf edenler, rükû ve secde edenler için. Demek ki, o zaman, orada olan bir şey değil bunlar, Cenâb-ı Hak bu iki peygamberine istikbali de bildiriyor… Siz burayı hazırlayın, tertemiz hâle getirin, güzel bir ibadethane hâline getirin, buraya tavaf eden insanlar gelecek, burada kalıp ibadete, yana yakıla, aşka ile şevk ile kendini veren insanlar gelecek. Burada âhir zaman peygamberi Muhammed-i Mustafâ ümmeti gelecek. Onların, işte o güzel şekilde Allahu Ekber diyerek rükûlu, secdeli namaz kılanları olacak, işte onlar için bu beyti böyle hazır hâle getirin diye Cenâb-ı Hak emretmiş oluyor.

Buranın şirkten, daha başka maddî kirlerden, eza cefa verecek, insanları tiksindirecek pisliklerden, putlardan temizlenmesini emretmiş oluyor.

Bunları, 125. âyet-i kerîmede, Resûl-u Edîbine vahyettiği bu âyet-i kerîme ile insanlara hatırlattı…

Bundan sonraki âyet-i kerîmelerde de -yine 26. âyet-i kerîme- iz edatıyla ilgili. "Hani şunu da hatırla" diyen… 27. âyet-i kerîme, yine iz ile…

Onları da yine inşaallah Cenâb-ı Hak sağlık âfiyet verirse önümüzdeki derslerimizde, konuşmalarımızda anlatacağız…

Bunlar böyle çok önemli konuları bize hatırlatan âyet-i kerîmeler olduğu için ancak bir sohbette bir tanesinin izahı ve o bir tanesiyle ilgili, alimlerimizin sözleri, rivayetleri söylenecek kadar vakit oluyor.

Allahu Teâlâ hazretleri Kur'ân-ı Kerîm'in zevkine hepimizi [erdirsin.] Cenâb-ı Hak, Kur'ân-ı Kerîm okumaktan, dinlemekten, öğrenmekten, derin manalarının inceliklerini anlamayı sevmekten yana hissemizi, kısmetimizi çoğaltsın. Onu severek okuyalım, aşk ile şevk ile anlayıp öğrenmeye gayret edelim. Derinliklerini, inceliklerini öğrenelim, kulluğumuzu da, öğrendiğimize göre güzel yapalım, Rabbimizin rızasını kazanalım, ibadetlerimiz, taatlerimiz, her şeyimiz, Efendimiz'in tarifine ve Kur'an'ın ahkâmını, Allah'ın rızasını kazanacak şekle uygun olsun.

Rabbimiz, tevfikini refik eylesin. Hakkı hak olarak görüp uymayı nasip eylesin. Âhir zamanın, deccalın fitnelerine kanıp, aldanıp, İslâm'ın güzelliklerinin farkına varmayıp gafletle yanlış yollara adım atmaktan, karanlık yerlere kaymaktan korusun. İmandan ayırmasın, şekke şüpheye, şirke, küfre, kaydırmasın. Evlatlarımızı, yakınlarımızı, sevdiklerimizi, mü'min-i kâmiller olarak yaşayıp huzuruna sevdiği razı olduğu kullar olarak varmayı, cennetiyle cemaliyle müşerref olmayı cümlemize nasip eylesin. Allah hepinizden razı olsun,

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû.

Diğer Kayıtlar
Başlık Eklenme Tarihi Paylaş Oku Ekle Süre Beğen
playlist play 001.Kur an-ı Kerim in Faziletleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 34 playlist like
playlist play 002.Kur an-ı Kerim Tefsirine Giriş 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 003.Besmele Hakkında 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 004.Euzü Besmele 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 28 playlist like
playlist play 005.Fatiha (1 - 2) Hamd ve Senâ 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 006.Fatiha (3) Allah Rahmân ve Rahîm dir 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 40 playlist like
playlist play 007.Fatiha (4) Hesap ve Cezâ Gününün Sahibi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 45 playlist like
playlist play 008.Fatiha (5 - 7) Kulun Rabbinden İstedikleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 53 playlist like
playlist play 009.Bakara Suresine Giriş 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 31 playlist like
playlist play 010.Bakara (1) Hurûf-u Mukattaa 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 30 playlist like
playlist play 011.Bakara (2) Kur an-ı Kerim Hidâyettir 05.11.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 012.Bakara (3) Müttakîlerin Vasıfları 05.11.2019 playlist oku playlist ekle 48 playlist like
playlist play 013.Bakara (4 - 5) Ehl-i Kitaptan Müslüman Olanlar 05.11.2019 playlist oku playlist ekle 45 playlist like
playlist play 014.Bakara (6 - 7) Bile Bile Hakkı İnkâr Edenlerin Durumu 05.11.2019 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 015.Bakara (8 - 10) Münafıkların Halleri 05.11.2019 playlist oku playlist ekle 33 playlist like
playlist play 016.Bakara (11 - 13) Münafıkların Fesad Çıkartmaları 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 017.Bakara (14 - 22) Münafıkların Şaşkınlıkları 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 49 playlist like
playlist play 018.Bakara (23 - 24) Kur’an-ı Kerim’in Emsalsiz Oluşu 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 57 playlist like
playlist play 019.Bakara (25) İman Eden ve Salih Amel İşleyenler 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 39 playlist like
playlist play 020.Bakara (26 - 27) Kur’an-ı Kerim’deki Misaller 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 56 playlist like
playlist play 021.Bakara (28 - 29) Allah’ı Nasıl İnkâr Edersiniz? 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 022.Bakara (30) İnsanın Yaratılması ve Melekler 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 023.Bakara (31 - 33) Adem As’ın Meleklerden Üstün Kılınması 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 36 playlist like
playlist play 024.Bakara (34) Şeytanın Hz. Adem’e Secde Etmemesi 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 28 playlist like
playlist play 025.Bakara (35 - 36) Adem As’ın Cennete Girmesi ve Çıkması 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 35 playlist like
playlist play 026.Bakara (37 - 39) Hz. Adem’in Tevbesinin Kabul Edilmesi 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 32 playlist like
playlist play 027.Bakara (40 - 43) Ey İsrâiloğulları 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 51 playlist like
playlist play 028.Bakara (44 - 46) Bildiği ile Amel Etmemek 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 52 playlist like
playlist play 029.Bakara (47 - 48) Öyle Bir Günden Sakının Ki... 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 41 playlist like
playlist play 030.Bakara (49 - 50) İsrâiloğulları’nın Firavun’un Zulmünden Kurtarılması 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 49 playlist like
playlist play 031.Bakara (51 - 54) Tur-u Sinâ’da Mûsâ As’a Kitap Verilmesi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 58 playlist like
playlist play 032.Bakara (55 - 57) İsrâiloğulları’nın “Allah’ı Görmedikçe İnanmayız!” Demeleri... 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 033.Bakara (58 - 60) İsrailoğulları’nın Bir Şehre Girmeleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 39 playlist like
playlist play 034.Bakara (61) İsrailoğulları’nın Çeşitli Yiyecekler İstemeleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 42 playlist like
playlist play 035.Bakara (62) İman Edenlere Mükafatlar 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 55 playlist like
playlist play 036.Bakara (63 - 66) Allah’a Karşı Gelmekten Sakının! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 45 playlist like
playlist play 037.Bakara (67 - 73) İsrâiloğulları’na Bir Sığır Kesmelerinin Emredilmesi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 45 playlist like
playlist play 038.Bakara (74 - 77) İsrailoğulları’nın Kalplerinin Taştan Katı Olması 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 48 playlist like
playlist play 039.Bakara (78 - 82) Tevrat’ı Değiştirenlere Veyl Olsun! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 040.Bakara (83) İsrâiloğulları’na Verilen Görevler 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 55 playlist like
playlist play 041.Bakara (84 - 86) Kitabın Bir Kısmına İnanmıyor Musunuz? 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 38 playlist like
playlist play 042.Bakara (87 - 88) Yahudilerin Peygamberlere Karşı Gelmeleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 40 playlist like
playlist play 043.Bakara (89) Bekledikleri Peygamberi İnkâr Etmeleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 38 playlist like
playlist play 044.Bakara (90) Yahudilerin Küfrü Tercih Etmeleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 42 playlist like
playlist play 045.Bakara (91 - 96) Yalnız Bize İndirilene İnanırız Demeleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 47 playlist like
playlist play 046.Bakara (97 - 98) Yahudilerin Cebrâil As’a Düşmanlığı 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 047.Bakara (99 - 101) Fâsıklar İman Etmezler 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 33 playlist like
playlist play 048.Bakara (101 - 103) Yahudilerin Şeytana ve Sihre Uymaları 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 45 playlist like
playlist play 049.Bakara (104 - 105) Yahudilerin Müslümanlarla Alay Etmeleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 43 playlist like
playlist play 050.Bakara (106 - 107) Bazı Ayetlerin Neshedilmesi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 44 playlist like
playlist play 051.Bakara (108) Yahudilerin Peygamber Sas’den İstekleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 33 playlist like
playlist play 052.Bakara (109 - 110) Ehl-i Kitabın Müslümanları Küfre Döndermek İstemesi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 42 playlist like
playlist play 053.Bakara (111 - 112) Ancak Mü’minler Cennete Girecek 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 32 playlist like
playlist play 054.Bakara (113) Yahudilerle Necran Heyetinin Tartışmaları 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 49 playlist like
playlist play 055.Bakara (114 - 115) Mescidlerde Allah’ın Zikrine Engel Olmak 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 51 playlist like
playlist play 056.Bakara (116 - 117) Allah’a Oğul İsnad Edenler 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 057.Bakara (118 - 119) Bilmeyenlerin Allah Bizimle Konuşsa Demeleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 40 playlist like
playlist play 058.Bakara (120 - 121) Yahudilere ve Hristiyanlara Tâbî Olmak 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 059.Bakara (122 - 123) İsrâiloğulları’na Verilen Nimetler 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 31 playlist like
playlist play 060.Bakara (124) İbrâhim As’ın İmtihan Edilmesi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 54 playlist like
playlist play 062.Bakara (126) İbrâhim As’ın Mekke İçin Duası 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 44 playlist like
playlist play 063.Bakara (127 - 128) İbrâhim As ve İsmâil As’ın Kâbe’yi Yapmaları 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 37 playlist like
playlist play 064.Bakara (129) Yâ Rabbi, Onlara İçlerinden Bir Peygamber Gönder! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 065.Bakara (130 - 132) İbrâhim As’ın Dininden Yüz Çevirenler 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 54 playlist like
playlist play 066 Bakara (133 - 134) Ya’kub As’ın Oğullarına Vasiyeti 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 35 playlist like
playlist play 067.Bakara (135) İbrâhim As’ın Dinine Gelin! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 39 playlist like
playlist play 068.Bakara (136 - 138) İslâm Bütün İnsanları Kucaklar 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 33 playlist like
playlist play 069.Bakara (139 - 141) Doğru Yol Rasûlüllah’ın Yolu 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 24 playlist like
playlist play 070.Bakara (142) Allah Dilediğine Hidayet Eder 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 37 playlist like
playlist play 071.Bakara (143) Ümmet-i Muhammed’in Şerefi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 49 playlist like
playlist play 072.Bakara (144 - 147) Kıblenin Kâbe’ye Çevrilmesi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 37 playlist like
playlist play 073.Bakara (148 - 150) Yüzünüzü Mescid-i Haram’a Çevirin! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 32 playlist like
playlist play 074.Bakara (151 - 152) Beni Zikredin, Ben de Sizi Zikredeyim! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 40 playlist like
playlist play 075.Bakara (153 - 154) Sabır ve Namazla Allah’tan Yardım İsteyin! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 31 playlist like
playlist play 076.Bakara (155 - 157) Belâlara Sabretmenin Karşılığı 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 47 playlist like
playlist play 077.Bakara (158) Safâ ile Merve 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 078.Bakara (159 - 162) Hakkı Söylememek, Susmak 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 079.Bakara (163 - 164) Allah’ın Varlığı ve Birliği 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 47 playlist like
playlist play 080.Bakara (165 - 167) Mü’minlerin Allah Sevgisi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 45 playlist like
playlist play 081.Bakara (168 - 171) Şeytanın Peşinden Gitmeyin 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 51 playlist like
playlist play 082.Bakara (172 - 173) Helâl ve Haram Rızıklar 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 39 playlist like
playlist play 083.Bakara (174 - 176) Ayetleri Saklayanların Cezası 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 27 playlist like
playlist play 084.Bakara (177) Asıl İyilik 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 61 playlist like
playlist play 085.Bakara (178 - 179) Kim Haddi Aşarsa... 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 29 playlist like
playlist play 086.Bakara (180 - 182) Vasiyet Etmek 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 37 playlist like
playlist play 087.Bakara (183 - 184) Orucun Farz Kılınması 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 40 playlist like
playlist play 088.Bakara (185) Ramazan Orucu 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 089.Bakara (186) Allah-u Teàlâ Duaları Kabul Eder 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 55 playlist like
playlist play 090.Bakara (187) Oruçla İlgili Hükümler 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 66 playlist like
playlist play 091.Bakara (188) Haksızlıkla Başkasının Malını Yemeyin! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 44 playlist like
playlist play 092.Bakara (189) Ay’ın Durumları 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 33 playlist like
playlist play 093.Bakara (190 - 192) Allah Aşırılığa Sapanları Sevmez 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 094.Bakara (193 - 195) Kendi Ellerinizle Kendinizi Tehlikeye Atmayın 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 55 playlist like
playlist play 095.Bakara (196) Haccı ve Umreyi Tamamlayın! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 57 playlist like
playlist play 096.Bakara (197) Haccın İncelikleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 39 playlist like
playlist play 097.Bakara (198 - 199) Hacda Ticaret ve Zikir 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 44 playlist like
playlist play 098.Bakara (200 - 202) Dünyada da, Ahirette de İyilik 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 43 playlist like
playlist play 099.Bakara (204 - 207) Münafıkları İyi Tanıyın! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 48 playlist like
playlist play 100.Bakara (208 - 210) Topluca İslâm’a Girin! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 41 playlist like
playlist play 101.Bakara (210 - 212) Dünya Hayatı ve Kâfirler 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 45 playlist like
playlist play 102.Bakara (213) Ümmet-i Muhammed ve Diğer Ümmetler 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 54 playlist like
playlist play 103.Bakara (214) Belâlar ve Allah’ın Yardımı 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 40 playlist like
playlist play 104.Bakara (215 - 216) Allah Yolunda Harcamak 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 42 playlist like
playlist play 105.Bakara (217 - 218) Fitne Katilden Daha Kötüdür 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 33 playlist like
playlist play 106.Bakara (219-220) İçki ve Kumar 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 32 playlist like
playlist play 107.Bakara (221) Müşriklerle Evlenmeyin! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 38 playlist like
playlist play 108.Bakara (222 - 223) 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 47 playlist like
playlist play Ali İmran (92) Furkan (74) İnfak, Gıpta Edilecek Kimseler, Sadaka Vermek 19.03.2025 playlist oku playlist ekle 14 playlist like
playlist play Ali İmran 98 - 101 - Hristiyanların Allahın Ayetlerine Tutumları 05.02.2025 playlist oku playlist ekle 28 playlist like
playlist play Bakara (104) Rahman (1- 4) Kuranı Öğrenmek, Kıymet Bilmek 05.02.2025 playlist oku playlist ekle 19 playlist like
playlist play Bakara (146) Hicr (2 -3) Doğru İnancın Önemi 05.02.2025 playlist oku playlist ekle 19 playlist like
playlist play Hac (73 - 76) Mü’minun (14) İnsanın Yaratılışı Süreci 05.02.2025 playlist oku playlist ekle 37 playlist like
playlist play İnsan (1 - 31) Dünya Sevgisi 05.02.2025 playlist oku playlist ekle 25 playlist like
playlist play Rahman (5 -13) Her Şeyin Dengeli Olması ve Her Varlığın Secde Etmesi 05.02.2025 playlist oku playlist ekle 25 playlist like
playlist play Tekvir (1-14) Kıyamet Günü Alametleri, Mahşer Anı, Pişmanlıklar 05.02.2025 playlist oku playlist ekle 31 playlist like
Kabe
Canlı Yayın
Şuan Canlı Yayın
Canlı Yayın
AKRA CANLI
 / 
Canlı Yayın close icon
AKRA CANLI
Canlı Yayın
Canlı Yayın Add Icon volume up
 / 
Canlı Yayın
fast rewind
fast forward
Playlist
Bu özelliği kullanabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir
  
Fikrini Paylaş
TAAHHÜTNAME

Hazırlamış olduğum ve sitenize gönderdiğim/ teslim ettiğim, tamamen orjinal ve bana ait olan, projemin/görüntü veya kaydımın, AKRA MEDİA tarafından kendisine ait kablolu/karasal/uydu, şifreli/şifresiz, free/paralı TV, video, DVD, VCD,VHS ,radyo, kaset, sinema ve sair mevcut yada ortaya çıkacak her türlü İşaret, ses ve /veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı ve tüm internet siteleri ve sosyal medya platformlarında yayınlamasına, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, işleme hakkı ve temsil hakkının kullanılmasına süresiz olarak müsaade ediyorum.

Projemin/görüntü veya kaydımın, bant, CD, VCD, DVD, GSM, MP3 Player, dijital kayıt vb. tüm yollarla kayıt, çoğaltma ve dağıtım haklarını, bilişim veya iletişim ortamında görüntülenmesini, iletilmesini, okunmasını, izlenmesini, dinlenmesini vb. interaktif veya normal CD, VCD, DVD, GSM, MP3 Player vb. şekilde basılarak veya ses kayıtlarının metin haline getirilip kitap olarak piyasaya sunulmasını sağlayacak her türlü materyal üzerine kaydı ile çoğaltılması, kullanılması, işlenmesi, yeniden ve genişletilmiş şekilde sesli, yazılı ya da görüntülü yayın haklarını, bu suretle de çoğaltılarak kullanılması, dağıtılması, pazarlanması vb. fikri, mali ve manevi haklarımın tamamını, programda gerekli görülen değişiklikleri yapma haklarımı bila bedel olacak şekilde, AKRA.MEDİA sitesine ve bu site'nin yetkilisi ve sahiplerine devir ve temlik ettiğimi, beyan, kabul ve taahhüt ederim.

Şehir Seçin
Close