İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

34.Ben Dervişim Diyene Bir Ün Edesim Gelir, Yunus Emre

34.Ben Dervişim Diyene Bir Ün Edesim Gelir, Yunus Emre
Sükunetin Sesi

34.Ben Dervişim Diyene Bir Ün Edesim Gelir, Yunus Emre

22.02.2021
16 dk 20 sn

Ben dervişim diyene 
Bir ün edesim gelir 
Seyirdüben sesine 
Varıp yetesim gelir 

Sırat kıldan incedir 
Kılıçtan keskincedir 
Varıp anın üstüne 
Evler yapasım gelir 

Altında Gayya vardır 
İçi nâr ile pürdür 
Varuben ol gölgede 
Biraz yatasım gelir 

O da gölgedir deyu
Tân eylemen hocalar 
Hatırınız hoş olsun 
Biraz yanasım gelir 

Ben günahımca yanam 
Rahmet suyunda yunam 
İki kanat takınam
Biraz uçasım gelir 

Andan Cennete varam 
Cennette huri görem 
Huri ile gılmanı
Bir bir koşasım gelir 

Derviş Yunus bu sözü 
Eğri büğrü söyleme 
Seni sigaya çeken
Bir Molla Kasım gelir    

-Nutk-u şerîf böyle. Ben dervişim diyene / Bir ün edesim gelir. İnsanlar dervişi merak ederler. Bir açıdan baktığımız zaman, dervişlik merak edilecek bir şeydir. Şöyle merak ederler; bu adam derviş oldu, bundan hemen bir takım fevkalâde ahvâl, bundan hemen eski huyların bırakılması yepyeni bir düzene geçiş. Bir önceki nutk-u şerîfte de söylemeye çalıştığımız gibi derviş kendini saklayan adamdır. İnsanlar da tecessüs huyu vardır. Mezmum bir hâl bu ama hep herkeste vardır. Bizde de var, merak ederiz. Etmeyeceksin. Herkes kendine bakacak, niye? çünkü son gün hesabı siz bizzat kendiniz vereceksiniz. Ahmet’e, Mehmet’e hesabı havale etmek diye bir şey yok. Bir restorana, lokantaya gidiyorsun, hesabı arkadaş ödüyor. Öyle bir şey yok son günde. Neyse Yunus da merak ediyor,  Ben dervişim diyene, esasında kendisine söylüyor onu yâni. Hani var ya “Bir ben vardır bende benden içeri”. ‘Ey Yunus’ içindeki ben söylüyor. ‘Sen, ben dervişim diyorsun, bir bakalım sen nasıl dervişsin’  

Merhum Topçu da bu ‘İsyan Ahlâkı’nda söyler. “İçinizdeki ben’in sesine kulak verin” der. O ben vicdanınız. O size bir şeyler söylüyor. Hakikati o ben söylüyor. Sizin dışınızdaki ben, vücudunuz, nefsiniz ve aklınız. Bir ben var içinizde kalbiniz, gönlünüz veya vicdanınız. İçiçe ben, enteresan insan yapısı. Mesela doğru olmayan bir hareket yaptığınız zaman bu nefsinizin hoşuna gider, rahat edersiniz, para sahibi olursunuz, imkân sahibi olursunuz. Ama vicdanınız sızlar, der ki; bunu kimsenin bilmesine de gerek yok ama siz bilirsiniz. Cenâb-ı Allah’a itikadı olan insan için Allah da bilir tabi. Olmayan için onun da vicdanı vardır. O vicdanının sesini bastırmaya çalışır, içindeki vicdanının sesini. Vicdanın sesi hiçbir zaman bastırılmaz. Vicdanının sesini bastırmaya çalışan insanın zulmü artar. Vicdanının sesini dinleyen insan aciz gibi görünür. Ama dünyanın madden hâkimi odur. Neden? çünkü siz dünyadan vazgeçtikçe özgürleşirsiniz. Dünyaya daldıkça güç kazanıyorum gibi olursunuz ama dünya sizi kendi maddi bağlarıyla esareti altına alır. Yunus da “Ey Yunus” diyor, “Ben dervişim diyen” esasında kendisi. Bir ün ediyor, sesleniyor. Gel bakalım sen nasıl bir dervişsin, seninle bir konuşalım. Hatta biraz daha ağır, kendine kalsa seni bir sigaya çekeyim, imtihana tabi tutayım, diyor Hz. Yunus. Kendisine söylüyor bunu. 

Seyirdüben sesine /  Varıp yetesim gelir, Evet Derviş Yunus, zâhir Yunus geldi. Diyor ki;  içindeki sırat kıldan incedir, sırat ne, sırat-ı müstakim? doğru yol. Kitabullah’ın ve sünnet-i Resûlullahın yolu ve ona ittiba eden erenlerin yolu. Kıldan ince, hakikat kıldan ince ve kılıçtan keskin.  Neden ? çünkü bu yolda binbir türlü mânia var. Bir önceki nutukta veya bir sonraki nutukta göreceğiz onu. Bu dünya bir tuzağa benzer, diyor. Çok sıkıntı var. Dolayısıyla sırat-ı müstakim, nasıl davranacağız, bunu biliyoruz ama nasıl davranacağız? kıldan ince, kılıçtan keskin. Sırat-ı müstakim kıldan ince. Tabi ki öbür taraftaki sıratta da aynı şey ama bu dünyada da sırat var doğru yol, hâl ve hakikatin yolu,  Kur’an ve sünnetin yolu. O tebliğ edilmiş ama doğruyu biliyorsunuz, gelin görün de yapın bakalım. Önce nefsiniz bırakmaz, sonra evlâd ü ıyâl. Merhamet var ya kalbinizde onlara karşı. O merhamet bazen adalet sınırını aşar, menfaat sınırına dayanır. Çok dikkat etmek lâzım. Evlâd ü ıyâl meselesinden. İyilik yapayım derken istemeye istemeye kötülük yapmış olursunuz. Sonra muhit bırakmaz, ‘Sen bu hâllere düşecek adam mıydın’ diye başlar. Hadise böyle, onun için sırat her zaman kıldan ince, kılıçtan keskin.                

Varıp anın üstüne / Evler yapasım gelir, Vicdan söylüyor bunu, yâni  bu imkânsız bir şey değil mi, kıldan ince kılıçtan keskin bir muhitte ev kurulur mu, maddi bakımdan kurulmaz. Ama mâna bakımından kurulur. Eğer siz sırat-ı müstakimi takip ediyorsanız, o yol üzerindeyseniz, sabitkademseniz. Buradaki evden maksat, Kur’anı ve sünneti hayata tatbik ettiğiniz zaman iç dünyanız mamur oluyor, gönlünüz mamur oluyor. İmar olmuş oluyor. Onu Yunus ‘ev’ le İfade ediyor. Neden? çünkü beyt ev demek. Beytullah Kâbe-i Muazzama aynı zamanda. ‘Çünkü bildim’ diyor bir başka nutk-u şerîf, müminin kalbinde beytullah var. Müminin kalbi Allah’ın evi. Allah’a ev lâzım mı? hayır Allah’a ev lâzım değil.  Ama şöyle o bir mecazi anlatım. Cenâb-ı Allah’ın nüzûl ettiği yer müminin kalbi. Biz insan olarak bir eve misafir, mükim oluyoruz değil mi. Evle bizim alâkamız var. Mükim olduğumuz yer, nüzûl ettiğimiz yer bir ev. Cenâb-ı Allah’ın feyzi, tecelliyatı da kalbe oluyor. Dolayısıyla kalp Beytullah, ‘Allah’ın beyti’ diyorlar. İşte siz sıratın üstüne ev yaptığınız zaman yâni, Kur’an ve sünnet istikametinde, evliyaullahın izinde yürüdüğünüz zaman kıldan ince kılıçtan keskin sırat üzerinde gönül kaşanenizi mamur etmiş hâle geliyorsunuz. Olay, hadise bu. Eğer böyle yapmazsanız, yapamıyorsanız eğer, Altında Gayya vardır, diyor. 

İçi nâr ile pürdür, ateş var altında, diyor.  Varuben ol gölgede / Biraz yatasım gelir, bunun kenarına not almışım, “niyet hayır, âkıbet hayır”. İnsan bazen niyet eder, yapamaz. Ama bizde İslam dünyasında, İslam medeniyetinde niyet esastır. Kötü niyet yok, dâima niyet hayır, âkıbet hayır. Niyetle nâr, nur olur. Ne gibi? şöyle; biz bir şeye hayra niyet ederiz, gayret ederiz ama dünya ahvâli içerisinde o iş bizim arzu ettiğimiz gibi tecelli etmez, bir sıkıntı zuhur eder. Ama niyet hayır ya, işte o niyetin hayır olması hâli de bize Allah’ın lûtf-u keremi o sıkıntıyı, o belayı, o gerilimi, o kâbusu hissettirmez. Zâhirde bakanlar derler ki; ‘yahu bu adamın başı dertten kurtulmuyor’.  O adam o derdi çeker ama onun dert olduğunu Allah hissettirmez. Bu ne oluyor o zaman işte nâr nur oluyor. Dolayısıyla o gayyanın ateşi, gölgelik hâline geliyor. Zâhir ehli bunu böyle görmez. Devam ederler, söylerler. O da diyor ki, ‘hatırınız hoş olsun, biraz da yanayım canım, çok da mühim değil’ diyor, ‘sizin de gönlünüz hoş olsun' diyor yâni Hz. Yunus. 

Ben günahımca yanam / Rahmet suyunda yunam / İki kanat takınam / Biraz uçasım gelir . İki kanat, bunların biri şeriat kanadıdır. Biri de tarikat kanadıdır. Biri zâhire hükmeder, çünkü hüküm zâhire göre. Öteki bâtına hükmeder. İnsan dediğimiz varlık zülcenaheyn iki kanatlıdır. İçimiz ve dışımız vardır. Şeriat dışa hükmeder. Hüküm zâhire göredir. Ama tarikat, zâhir evleviyetle yerine getirilecek. Ondan hiçbir taviz yok. Ama bâtın, iç dünyamız da mamur olacak. Ancak iki kanat takınırsam biraz uçabilirim, diyor. Yâni bu dünya nümayişinden, alayişinden, ezasından, cefasından ve zevkinden. Çünkü dünyevi zevkler, belki dünyevi ezalardan daha tehlikelidir azizim. Dünyevi zevkler sizi kendine bağlamak açısından dünyanın cefasından daha da tehlikeli olabilir. Bu dünyadaki masivadan, dünyadaki realiteden ancak bu iki kanatla kurtulabilirim. İki kanat olmadan kuş uçamayacağı gibi, insan da bu dünya üzerindeki hadiseden iki kanat olmadan uçamıyor. Biri şeriat biri tarikat. Tabi devamı da var, tarikatle beraber aşağıdan marifet ve hakikat geliyor.  

Andan Cennete varam / Cennette huri görem / Huri ile gılmanı / Bir bir koşasım gelir. 

Derviş Yunus bu sözü / Eğri büğrü söyleme, burada esrar var. Siz manevi bir halekaya dahil oldunuz. Ruhunuz, gönlünüz zâhir ehlinin tanımadığı. Zâhir ehli kendinizsiniz bu işin başında. Hayata bir gözle bakıyordunuz, sonra o göz muhafaza edildi. Bir başka gözle de bakmaya başladınız. Birinci göz; herkesin burada iki tane yüzünde yer alan rü’yeti ifade eden iki gözdü. Buradan gördükleriniz zihninizde bir anlam kazanıyordu ve siz ona göre davranıyordunuz. Bir ikinci göz daha var sizde; o da basiret gözü, Türkçesi kalp gözü, firaset gözü. Derviş Yunus, sen şimdi derviş oldun, içindeki ben söylüyor devam ediyor. Derviş oldun, her iki gözün de var. Zâhir gözüyle görüyorsun ama bâtın gözüyle gördüklerini değerlendiriyorsun. Zâhir gözü tek başına bir değerlendirme yaptı. Ama basiretle baktığın zaman, firasetle baktığın zaman zâhir gözünün değerlendirilmesinin üstünde, bundan çok daha farklı muhabbet boyasıyla boyanmış bir dünya çıkıyor karşına. Eskiden şöyle dediğine şimdi artık şöyle demiyorsun. Böyle dediğine, böyle demiyorsun, Ne diyorsun? ‘eyvallah’ diyorsun. 

Derviş Yunus bu sözü / Eğri büğrü söyleme  / Seni sigaya çeken  / Bir Molla Kasım gelir. O ne? herkesin bir Molla Kasım’ı vardır. Kul hiçbir zaman Molla Kasım’sız olamaz, olmaz. Yâni bir takım esrar size açıklandı, aşikâr oldu. O esrarı içinizde saklayacaksınız. Molla Kasım zâhir ilmi şeriattır. O her yerde söylenmez. Ancak ehline tevdi edilir. Neden? çünkü yanlış anlaşılır. Sûiistimâle sebep olur, istismara vesile olur. O size verilen bir emanettir. Malûmunuz şeriat umuma hitap eder, tarikat hususa hitap eder. Bir vaiz efendi, bir hatip efendi camide cemaate hitap ediyor. Umumi hakikatleri, doğruları söylüyor. Bir mürşid, müridiyle birebir meşgul olur. Onun kalbinin esrarına, mahremine girer. Girmezse mürşid olmaz o. Onun için eskiler buyurmuşlardır ki, ‘Mürid, mürşidle düşüp kalkmalıdır’. Ben çok seviyorum bu tabiri. Düşüp kalkmalıdır, her hâliyle onunla hemhâl olacak. Burada kesinlikle lâubalilik yok. Edep, birinci şart. 

Ehl-i diller arasında aradım kıldım taleb 
Her hüner makbûl imiş illâ edeb illâ edeb

Edep olmadan hiçbir hünerin makbuliyeti bahis mevzu değildir. Derviş Yunus da diyor ki; Derviş Yunus bu sözü / Eğri büğrü söyleme. Dikkat et, diyor. Gırtlak dokuz boğum, bir boğumu söylemek lâzım. Seni sigaya çeken  / Bir Molla Kasım gelir. Allah’tan ki o Molla Kasım var. O olmazsa hâlimiz harap. Eyvallah azizim. 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
33.Dolap Niçin İnilersin, Yunus Emre
06.05.202425 dk 3 sn
30.Allah Emrin Tutalım, Yunus Emre
06.01.202120 dk 50 sn
32.Aşk Bezirganı Sermaye Canı, Yunus Emre
06.01.202120 dk 7 sn
31.Bu Aklu Fikrile Mevla Bulunmaz, Yunus Emre
05.04.202110 dk 5 sn
27.Gir Semaya Zikrile Gel Yane Yane Hu Deyu, Niyazi Mısri
06.11.202314 dk 45 sn
26.Esma-i İlahiyede Bihad Hünerim Var, Niyazi Mısri
24.10.202222 dk 20 sn
29.Çün Sana Gönlüm Mübtela Düştü, Niyazi Mısri
05.02.202421 dk 48 sn
28.Derman Arardım Derdime, Niyazi Mısri
28.08.202330 dk 45 sn
25.Mevlam Ver Aşkını Bana, Seyyid Seyfullah
22.01.202423 dk 32 sn
24.Bağrımdaki Biten Başlar Muhammedin Aşkındandır, Seyyid Seyfullah
04.03.202421 dk 36 sn
23.Çalabım Bir Şar Yaratmış, Hacı Bayram Veli
21.08.202321 dk 32 sn
22.Noldu Bu Gönlüm, Hacı Bayram Veli
08.01.202426 dk 52 sn
16.Mevlam Sana Ersem Diye, Yunus Emre
15.01.202423 dk 37 sn
21.Gani Mevlam Nasib Etse Varsam Ağlayı Ağlayı, Yunus Emre
15.04.202414 dk 43 sn
20.Kabenin Yolları Bölük Bölüktür, Yunus Emre
19.02.202417 dk 57 sn
19.Gönül Hayran Olupdur Aşk Elinden, Yunus Emre
11.12.202316 dk 48 sn
18.Milki Bekadan Gelmişem, Yunus Emre
26.02.202423 dk 13 sn
17.Gelin Gidelim Efendim Allah Yoluna, Yunus Emre
20.11.202311 dk 45 sn
11.Evtad-ı Erbaa, Hacı Bayram-ı Veli, Şeyh Şaban-ı Veli
01.06.202028 dk 15 sn
10.Evtad-ı Erbaa, Mevlana Celaleddin-i Rumi, Hacı Bektaş Veli
01.06.202031 dk 39 sn
09.Aktab-ı Erbaa, Ahmed Bedevi, İbrahim Dussuki
01.06.202020 dk
15.Dağlar İle Taşlar İle, Yunus Emre
20.05.202415 dk 42 sn
14.Mail Oldum Bahçesinde Hurmaya, Yunus Emre
04.12.202314 dk 59 sn
13.Ah Nice Bir Uyursun, Yunus Emre
09.10.202318 dk 18 sn
12.Genel Olarak Mutasavvıf Şairler
01.06.202021 dk 36 sn
08.Aktab-ı Erbaa, Abdülkadir Geylani 2, Ahmed el Rufai
28.05.202024 dk 33 sn
07.Aktab-ı Erbaa, Abdülkadir Geylani
28.05.202017 dk 11 sn
06.Peygamber Efendimize Dayanan Tasavvufi Neşve 2, İlk Mutasavvıflar
28.05.202018 dk 16 sn
05.Peygamber Efendimize Dayanan Tasavvufi Neşve 1
28.05.202014 dk 54 sn
04.Peygamber Efendimiz ve O'na Yazılan Naat Örnekleri
27.05.202025 dk 25 sn
03.Dede Ömer Ruşeni ve Eşrefoğlu Manzumeleri
27.05.202021 dk 4 sn
02.Olanlar Şeyhi'nin Tasavvuf Manzumesi 2
27.05.202027 dk 48 sn
01.Genel Giriş, Olanlar Şeyhi'nin Tasavvuf Manzumesi
27.05.202029 dk 15 sn
AKRA