İlke ve Değerlerinden Ödün Vermeden
Özgür Yayın Platformu Olarak Kalsın Diye
İkindi16:11 Akşam18:49 Yatsı20:08 İmsak05:33 Güneş06:58 İşrak07:35 Öğle12:58
Hava - Hava durumuParçalı Bulutlu 20°C Nem %55
Türkçe
8 Rebi'ül-evvel 1444 4 Ekim 2022 Salı
Giriş Yap

Gül sadece bir çiçek mi?

Özel Haber
Özel Haber
27.03.2022    |

Kokusu, gıdası, şifası, rengi, dikeni, motifi, deseni, temsili ayrı ve kendine özgü anlamlar içeren gül, geleneksel ve modern tıpta, edebiyatta, sanatta, ilaç ve kozmetikte yüzyıllardır faydalar sağlıyor.

Gül, dikenli çalı veya sarmaşıklardan oluşan, bazı türleri hoş koku salan, çeşitli renklerde bir güzel çiçek. Gül kelimesi Farsça “çiçek” anlamına geliyor. 

Türkçe’de eskiden bugüne hem bütün çiçekleri, hem özel anlamıyla gül çiçeğini ifade etmek üzere kullanılıyor. Dünya genelinde yüzü aşkın yabani gül türünden yirmi beş tanesi Türkiye’de. Anadolu toprakları, Bereketli Hilal bölgesindeki kadim medeniyetler devrinden beri gül ağacının pek çok çeşidinin gen merkezi olma özelliği taşıyor.

Tarihten günümüze gül

Milat öncesi çivi yazılı tabletlerde suyundan ve kokusundan bahsedilen gül çeşitlerinin; Kırmızı gül, Frenk gülü, Okka gülü, Bohça gülü, Misk gülü, Isparta gülü gibi kokulu yabani Anadolu güllerinden biri olduğu düşünülüyor. Ayrıca ülkemizde Beyaz gül, Van gülü, Sadberk gülü, Katkatı gülü, Şam gülü, Kırmızı frenk gülü, Misk gülü gibi yabani gül türlerinden ekilme ve melezlenme yoluyla süs bitkisi olarak yetiştirilen, çiçeklerinden uçucu yağ elde edilen veya reçel yapılan kültür gülü çeşitleri de bulunmakta. 

Tarih boyunca gül, insanlara çeşitli suretlerde fayda sunuyor. Gül, geleneksel ve modern tıpta, edebiyatta, sanatta, ilaç ve kozmetikte yüzyıllardır kullanılıyor. Gülün kokusu, gıdası, şifası, rengi, dikeni, motifi, deseni, temsili ayrı ve kendine özgü anlamlar içeriyor. 

Çiçeklerin en güzeli gül, Âlemlerin Efendisi Peygamber Efendimiz (SAS)’e benzetiliyor, O’nun terinin gül gibi koktuğu rivayet ediliyor (Buhârî, Sahîh, “İsti'zan”; Müslim, Sahîh, “Fedâil”) 

Anadolu Kırmızı gülü, tomurcuklarıyla gölgede kurutularak, çayı ile dört mevsim gıda ve şifa sunuyor. Isparta gülü, Türkiye’de yabani olarak yetişen iki gülün doğal bir melezi. Osmanlı döneminde Edirne Gülü olduğu gibi günümüzde Isparta gülü işlenerek gül ürünleri elde ediliyor, dünya çapında ilgi gören ve pek çok araştırmaya konu olan, insanlara sağlık ve şifa, mutluluk ve neşe veren bir bitki olarak hizmet ediyor.

Kadim medeniyetlerde gül ve sağlık

Gülün kullanımına dair ilk yazılı bilgiler Sümer çivi yazılı tabletlerinde yer alıyor. Gül suyu az miktarda değerli bir şifa kaynağı olarak kullanılıyordu. Roma’da güllerin sulandırılmış sirkede bekletilmesiyle ilaç hazırlanıyor, tohumlarından hazırlanan merhem diş ağrısını kesici ve idrar söktürücü olarak kullanılıyordu.

Gülün göğüs ve mide rahatsızlıklarında dahili, cilt ve göz rahatsızlıklarında harici kullanımı söz konusuydu. Hem Roma hem Hint Tıbbında gülün zihni berraklaştırıcı, damar büzücü ve serinletici etkisinden söz ediliyor. Merhemler gül kokusuyla hazırlanıyor, taze gül yapraklarının şekerle dövülmesiyle hap yapılıyordu. Hipokrat gibi hekimler iltihap söken merhemlerini zeytinyağından bekletilen gül yaprakları ile hazırlıyordu.

Gülün tedavide kullanımına milat öncesi Anadolu Hitit, Antik Mısır ve Çin Medeniyetlerinde de rastlanıyor.

9. ila 15. yy arasında Müslüman âlimlerin eserlerinde sıklıkla gül suyu, reçeli ve yağının kullanımından bahsediliyor. Kındi, Dinaveri, Razi’nin eserlerinde sakinleştirici, ateş düşürücü; mide, karaciğer, ağız ve boğaz rahatsızlıklarında iyileştirici etkisine yer veriliyor. İbn Sina gül kokusunun kalp, beyin ve ruha etkilerini inceleyen ilk hekim; kalp çarpıntısına, kavrayışa ve hafızaya olumlu etkisinden bahsediyor. İbn Baytar gül buğusunun göze, zihin berraklığına ve kaygıya iyi geldiğini belirtiyor. Şirvanlı Mahmud ve İshak b Murad’a göre kurutulmuş gül tozu sürmek cilt rahatsızlıklarına iyi geliyor, ruhu da ferahlatıyor.

Kıymeti her dönemde takdir edilen gül ürünleri, devrin bilim ve teknik imkanlarıyla hazırlanıyordu.

Sümerler gülleri suda bekleterek gül kokulu suyu 0.2 g kadar düşük miktarda kullanıyordu.

Hipokrat zeytinyağında beklettiği gül çiçeklerinden merhem hazırlıyordu. Taze gül yapraklarının şekerle dövülmesiyle macun/hap yapılıyordu.

 Razi’nin suda damıtma sistemini ilk defa keşfetmesi ve damıtma imbiğinin geliştirilmesiyle taze güllerin suda kaynatıldığı, buharlaşıp yoğunlaşarak ayrı bir kapta toplandığı gül suyu kullanıldı.

Müslüman âlimler taze gül yapraklarının şeker veya balla kaynatılmasıyla elde edilen kıvamlı reçeli de, taze güllerin susam yağı veya zeytin yağı içinde güneşte bekletilmesiyle hazırlanan kokulu gül yağını da kullanmaya devam etti.

Kurutulmuş güllerin havanda dövülmesiyle hazırlanan gül tozunu da hakeza. İlerleyen yıllarda damıtma teknikleri geliştirilerek elde edilen uçucu gül yağına “gül ruhu” ismi verildi.

Gül ürünlerinin kadim kültürümüzde kullanımı

Yusuf Has Hacib'in saadet bilgisi anlamındaki “Kutadgu Bilig” eserinde 11. Yüzyıl Türk toplumlarında misafirlere gül suyuyla hazırlanan, yüzyıllardır mideye faydası bilinen- culab ve culengebin şuruplarının ikramından bahsediliyor. Aynı döneme ait Kaşgarlı Mahmud’un Türk dilinin ilk sözlüğü Dîvânü lugāti’t-Türk’e göre bakır gül suyu kabına Türkçe’de “kumgan” adı veriliyor. 13. Yy’da Suriye Mezzeh’te damıtılan gülün aktarıldığı bakır kaplara “kumkum” deniyor. İçinde gül suyu bulunan bakır ibriğe Isparta’da halen söz konusu asırlık kelime “kumgan” kullanılmakta.

Mevlana’nın Divan-ı Kebiri’nde gül suyu yapan esnafın şişesinden çıkan gül suyu tere benzetiliyor: “Uyan bir çare bul o tastan, o gülab-ger şişesinden, ter fışkırır gibi çık ve özgür ol.”

Fatih Sultan Mehmed Han’ın 1453 İstanbul’un fethinin ardından Ayasofya’yı gül suyu ile yıkattığı belirtiliyor.

İbn Batuta’nın Seyahatnamesi’nde 14. Yüzyıl Mardin Nusaybin’de hamamlardan çıkışta gül suyu sürünme adetinden bahsediliyor.

15. yy eseri Edirne Şifahanesinde gül suyu üç kurşun ocaktan oluşan gül fırınlarında öyle sık kaynatılıyor ki gider defteri ayrı tutuluyor.

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde 17. Yüzyıl İstanbul’unda 200 “attar”ın, “koku ve baharat satıcısının” içinde 41 kişinin gülsuyu satıcısı olarak görev yaptığı kaydediliyor.

Gül ve gül ürünlerinin sağlığa faydaları

Gül, eskiden olduğu gibi bugün de Anadolu irfanının tezahürü ile yaygın kullanım alanı buluyor. Gül çiçeğinin tomurcuk halindeyken toplanıp gölgede kurutulmasıyla elde edilen gül kurusu, ananevi damıtmayla elde edilen gül suyu, sanayi usulü damıtmayla elde edilen gül yağı, havanda ezilerek yahut zeytinyağında bekletilerek hazırlanan gül merhemi ve gül macunu kullanılan gül ürünlerinden. Gül suyu, zihin açıcı, hafızayı güçlendirici olarak ders çalışan çocuklara veriliyor. Gül macunu, mideyi rahatlatıcı, karaciğeri temizleyen bir ilaç işlevi üstleniyor. Gül çayı, ağız yaralarında, hazımsızlıkta içiliyor; boğaz ağrılarında gargara yapılıyor.

Gül kokusu, özel günlerde ikram edilerek sevgi ve muhabbet perçinleniyor. Gül suyu cildi besleyen etkisiyle ilerleyen yaşlarda kırışıklık giderici, bebeklerde pişik önleyici olarak kullanılıyor. Ayrıca hijyen sağlayan, antiseptik temizleyici olarak cilde uygulanıyor. Ameliyata girecek olan hastalara gül koklatılarak rahatlaması sağlanıyor. Gül, ruha esenlik, rahatlık, ferahlık veriyor; ruh halini değiştiriyor.

Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarında kırmızı gül çiçeği kurusundan birkaç dakika sıcak suda bekletme /demleme yoluyla yapılan çay, günde 2-3 kez içildiğinde aft gibi ağız yaralarında, hazımsızlıkta dahili, boğaz ağrılarında harici olarak kullanıldığında etkili oluyor.

Gül suyunun antiseptik özelliğinin kolonyadan daha güçlü olduğu araştırmalarda ortaya konuyor. Gülün enerjisini inceleyen uzmanlar, 300 küsur Herz ile en üstün enerjiye sahip çiçek olduğunu belirtiyor. Doğum öncesi gül koklamanın doğumu kolaylaştırdığı gibi bebeğin koku algısını da geliştirdiği aromaterapi alanında bilimsel araştırmalarla destekleniyor.

Kadim eserlerde yer alan gülün beyin ve kalp rahatsızlıkları için yararlı olduğu bilgisi günümüz bilimsel araştırmalarında mekanizmaları açıklanarak ortaya koyuluyor. Isparta gülü özütünün kalp ritmini ve kasılmasını artırdığı belirtiliyor. Isparta gülünün uçucu yağındaki ana bileşen olan feniletilalkol sayesinde, beyinde sinir hücrelerinin körelmesine yol açarak Alzheimer’ın oluşumunda pay sahibi olan bir enzim, gül kokusuyla etkisiz hale getirilebiliyor.

Keza gül tomurcuklarından elde edilen bir bileşenin başka bir enzim yoluyla kalp-damar fonksiyonlarına etki ettiği ortaya koyuluyor. Gül uçucu yağı özütlerinin epilepsi nöbetlerindeki sarsılmaları azaltan, formaldehit zehirlenmesini önleyen, bazı hastalıklarda ağrı hafifleten, duygu durumu bozuklukları ve depresyon üzerinde olumlu etkisini raporlayan başka makaleler de söz konusu.

Bilimsel çalışmalar gül yağı ve gül suyu koklamanın kişiye mutluluk ve güven duygusu getirdiğini, hafıza fonksiyonlarını güçlendirdiğini, duyguları uyarıcı etki gösterdiğini ve yeni etkilerinin keşfedilmekte olduğunu gösteriyor.

Günümüzde gül ürünleri

Ülkemiz aktarlarında halen satışa sunu­lan gül ürünleri arasında gül kurusu, gül yağı, gül esansı, gül macunu bulunuyor. Aktar kelimesi “ıtriye, kokulu bitki ve baharat satıcısı” anlamında Arapça “attar”dan geliyor. Gül çiçeği kurusu, Kırmızı Anadolu gülünün tomurcuk halindeyken toplanıp gölgede kurutulmasıyla elde ediliyor. Gül yağı, Isparta gülü, Şam gülü, Yağ gülü ismiyle bilinen türün taze çiçeklerinden su buharı damıtma ile elde edilen uçucu yağı ifade ediyor. Günümüzde Isparta-Burdur yöresinde yetiştiriciliği yapılan güllerden çoğunlukla gül yağı elde ediliyor.

Isparta gülü, Türkiye’de yabani olarak yetişen iki gülün doğal bir melezi. Dünyaca meşhur en kaliteli gül yağları, Isparta gülünün taze çiçeklerinden su damıtması ile elde ediliyor. Ülkemizde yetiştiriciliği yapılan güllerden elde edilen katma değerli ürünler arasında gül yağı, gül suyu, gül konkreti, gül absolüsü, gül reçeli, gül lokumu, gül sabunu, gül şurubu, kurutulmuş gül çiçekleri bulunuyor.

Gül ürünlerinin mevsimi Mayıs ortasından Haziran ortasına kadar sürüyor. Günümüzde yüksek kaliteli ve kısmen organik tarım koşullarında yılda 7000 ton gül damıtılarak 1600 kg gül yağı ve 2400 kg gül konkreti, 100 ton gül suyu üretiliyor. Böylelikle gülün kokusu Anadolu’dan dünyaya yayılıyor.­

 

© İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Kabe
Canlı Yayın
Şuan canlı Yayın
Canlı Yayın
AKRA CANLI
 / 
close icon close icon
AKRA CANLI
Canlı Yayın
Canlı Yayın Add Icon volume up
 / 
Canlı Yayın
fast rewind
fast forward
Playlist
Bu özelliği kullanabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir
  
Fikrini Paylaş
TAAHHÜTNAME

Hazırlamış olduğum ve sitenize gönderdiğim/ teslim ettiğim, tamamen orjinal ve bana ait olan, projemin/görüntü veya kaydımın, AKRA MEDİA tarafından kendisine ait kablolu/karasal/uydu, şifreli/şifresiz, free/paralı TV, video, DVD, VCD,VHS ,radyo, kaset, sinema ve sair mevcut yada ortaya çıkacak her türlü İşaret, ses ve /veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı ve tüm internet siteleri ve sosyal medya platformlarında yayınlamasına, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, işleme hakkı ve temsil hakkının kullanılmasına süresiz olarak müsaade ediyorum.

Projemin/görüntü veya kaydımın, bant, CD, VCD, DVD, GSM, MP3 Player, dijital kayıt vb. tüm yollarla kayıt, çoğaltma ve dağıtım haklarını, bilişim veya iletişim ortamında görüntülenmesini, iletilmesini, okunmasını, izlenmesini, dinlenmesini vb. interaktif veya normal CD, VCD, DVD, GSM, MP3 Player vb. şekilde basılarak veya ses kayıtlarının metin haline getirilip kitap olarak piyasaya sunulmasını sağlayacak her türlü materyal üzerine kaydı ile çoğaltılması, kullanılması, işlenmesi, yeniden ve genişletilmiş şekilde sesli, yazılı ya da görüntülü yayın haklarını, bu suretle de çoğaltılarak kullanılması, dağıtılması, pazarlanması vb. fikri, mali ve manevi haklarımın tamamını, programda gerekli görülen değişiklikleri yapma haklarımı bila bedel olacak şekilde, AKRA.MEDİA sitesine ve bu site'nin yetkilisi ve sahiplerine devir ve temlik ettiğimi, beyan, kabul ve taahhüt ederim.

Şehir Seçin
Close