Tevbe Etmek Zikir ve Allah Korkusu - 03.03.1996

Tevbe Etmek Zikir ve Allah Korkusu - 03.03.1996
İnne't-tevbete tağsilu'l-havbete ve inne'l-hasenâti yüzhibne's-seyyiâti ve izâ zekere'l-abdu rabbehû fi'r-rehâi encâhu fi'l-belâi ve zâlike bi-enne'llâhe teâlâ yekûlu: Lâ ecmau li-abdî ebeden emneyni ve lâ ecmeu lehû havfeyni in hüve eminenî fi'd-dünyâ hâfenî yevme ecmeu fîhi ibâdî ve in hüve hâfenî fi'd-dünyâ emmentühû yevme ecmeu fîhi ibâdî fî hazîrati'l-kudsi fe-yedûmu lehû emnühû ve lâ umhikuhû fî men umhıka.
Şeddad b. Evs hazretlerinden rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîfe geldik. Dikkatle dinleyelim.
Efendimiz buyuruyor ki;
İnne't-tevbete tağsilu'l-havbete.
Huben veya havbeten, "günah" demek. Tevbe de "dönüş" demek; "günahtan, haramdan, yalandan, yanlıştan, eğriden doğru yola dönüş, rücû ediş, Hakk'a yöneliş" demek.
"Tevbe günahı siler, yıkar, temizler."
Bir yıkmak var, bir yıkamak var. Tevbe günahı yıkar, yani temizler. Su dökülmüş de yıkanıyormuş gibi yıkar.
Ve inne'l-hasenâti. "Yapılan iyilikler." Yüzhibne's-seyyiâti. "Yapılmış eski günahları, kötülükleri götürür."
Adam iyilik yapınca o, günahını sildirir. Tevbe günahı yıkar, temizler. İyilikler kötülükleri giderir.
Ve izâ zekere'l-abdu rabbehû. "Kul Rabbi'ni zikrettiği zaman." Fi'r-rehâi. "Rahatlık, bolluk, zenginlik, imkânlarının çok olduğu, hoşluk zamanında kul Rabbini zikrederse..." Encâhu fi'l-belâi. "Allah onu beladan, yardımına yetişir, kurtarır."
"Sıkıntısı yokken, rahattayken, başı dertte değilken Allah'ı zikredeni, Allah bela zamanında kurtarır, imdadına yetişir."
Ve zâlike bi-enne'llâhe teâlâ yekûlu. "Çünkü Allahu Teâlâ hazretleri şöyle buyuruyor:"
Lâ ecmau li-abdî ebeden emneyni ve lâ ecmeu lehû havfeyni. "Ben bir kulumda iki güvenliliği, iki korkuyu bir araya getirmem."
"İki güvenli durumu, iki korkulu durumu aynı kulumun üzerinde bir araya getirmem, aynı kuluma vermem."
Ne demek?
İn hüve eminenî fi'd-dünyâ. "O dünyada eğer benden emin olursa, benden korkmazsa dünyadayken, 'Bir şey olmaz ya!' derse..." hâfenî yevme ecmeu fîhi ibâdî. "Kullarımı mahşer yerinde topladığım günde, o zaman benden korkar."
Bu dünyada korkmayanı, bu dünyada aldırmayanı, bu dünyada emniyet içinde hissedeni Allah âhirette korkutuyor, korkuya düşürüyor. Orada korkar. Yani burada emniyette olacak, orada da emniyette olacak yok. İki emniyet, güvenlilik bir arada olmuyor. Burada güveniyor da, aldırmıyor da rahat rehavet içinde oluyorsa âhirette korkacak.
Ve in hüve hâfenî fi'd-dünyâ. "Eğer bu hayattayken, bu dünyadayken kulum benden korkarsa, o zaman âhirette ona korku yok."
İki korku bir arada olmayacak.
"O zaman, kullarımı topladığım âhiret gününde onu ben emniyette kılarım. Dünyada korkanı, âhirette korku yok, emniyette kılarım."
Dünyada güvenip aldırmayanı, korkusuz yaşayanı âhirette korkutuyor. Yani zıt. İki korku olmuyor, iki emniyet olmuyor. Dünyada aldırmayıp emniyet içinde olanı âhirette emniyetten mahrum eder, korkutur. Dünyada korkanı âhirette korkutmaz, emniyetli kılar.
Fî hazîrati'l-kudsi fe-yedûmu lehû emnühû. "Kullarımı hazîne-i kudsîmde, huzur-u âlîmde topladığım zaman, o zaman dünyada benden korkanı orada korkutmam. Onun emniyeti, güvenliliği orada devam eder ve mahvettiğim insanlarla beraber onu orada azabıma uğratmam, mahvetmem."
Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Bu hadîs-i şerîften anladığımız:
Dünyada Allah'tan korkacağız, günahlara yanaşmayacağız. Pervasız, gamsız, tasasız, el-cahilü cesûrun dedikleri gibi, 'Bir şey olmaz ya!' diye pervasız olmayacağız. Allah'tan korkacağız. Çünkü hâlimizin ne olacağını, âhirette başımıza neler geleceğini bilmiyoruz. Günaha düşmekten korkacağız. Cehenneme ayağımızın kaymasından korkacağız. Allah'ın sevgisini kaybetmekten, Allah'ın gazabına uğramaktan korkacağız. Dikkat edeceğiz. Korkan insan tedbir alır, dikkat eder. "Âhirette başıma bir hal gelir!" diye bu dünyada korkacağız.
Allah korkan kullarını, dünyadayken tedbirini alan, korkuyla yaşayıp günahlara bulaşmayan kullarını âhirette rahata erdirecek. Bu dünyada aldırmayan âhirette korkar; hem de o korku buranın korkusuna benzemez! Âhiretin korkusu, âhirette korkulacak duruma düşmek çok fena!
Ne olacak? Peki günahı da varsa?..
Eğer tevbe ederse günahı silinir. Evvelce bir kötülük yapmışsa şimdi iyilik yapsın, o iyilik o kötülüğü giderir.
Ne yapacağız?
Çok tevbe edeceğiz.
Elimizden geldiğince çok iyilik yapmaya çalışacağız... O kadar çok iyilik yapılacak insan var ki, o kadar fakir var ki, o kadar yoksul var ki, o kadar dertli var ki, o kadar yardıma muhtaç insan var ki; etrafa baktığımız zaman insan başını kaşıyacak zaman bulamaz. Dullar var, yetimler var, kendi haklarını koruyamayan zavallılar var. Kimisinin ihtiyarladı diye malını gasp ediyorlar. Kimisine zayıf, koruyucusu yok diye çeşitli tazyikler yapıyorlar. Bir sürü zulüm, bir sürü üzüntü, bir sürü haksızlık etrafta...
Bunları kim düzeltecek?
Allah'ın mü'min kulları düzeltecek.
Haksızlığı, kötülüğü, zulmü kim düzeltecek?
İyi kullar düzeltecek.
İyi kullar kenara çekilirse...
"Filanca adam çok iyi bir kul."
Ne yapıyormuş? İyiliği neymiş?
"Hiç kimseye karışmaz. Karınca ezmez, kimseyle konuşmaz, evinden camiye, camiden evine..."
Olmadı! Müslümanlık böyle değil! Müslümanlık, çalışma dini!
Allahu Teâlâ hazretleri buyuruyor ki;
Ve en leyse li'l-insâni illâ mâ seâ. "Neye sa'y ederse, çalışırsa, insana ondan başka bir şey yok; çalıştığının karşılığı var."
Çalışacak. Âhiret için çalışmadan olmaz.
Dünyada iki paralık yevmiye için, iki paralık maaş için, iki paralık iki günlük hayat için millet nasıl çalışıyor? Sabahleyin nasıl kar yağarken otobüs duraklarında bekliyor, minibüslere tıklım tıklım girmeye çalışıyor, fabrikaya vaktinde yetişeğim diye... Nedir bu? Bir yevmiye, bir maaş... Bu telaşın sebebi ne?
Memurdan, müdürden korkmak.
Âhiretin önemi dünyadan az mı?
Dünya seksen yıllık; âhiret sonsuz, ebedî. Dünyada insan çalışacak, nihayet boğazına ya yeter ya yetmez bir maaş, bir yevmiye alacak. Âhirete çalışan insan cenneti kazanacak; cennetin içindeki sonsuz mutlulukları, sonsuz nimetleri kazanacak. Her gün ziyafet, her gün nimet, her gün lezzet, her gün güzellik... Allah bütün güzellikleri cennette toplamış. Bütün güzelliklere sahip olacak. Cehennemde de bütün kötülükler, çirkinlikler, korkulacak şeyler var. Korkulacak şeylerin hiçbirisi cennette yok.
Felâ havfun aleyhim ve lâ hüm yahzenûn.
O kaçar mı? Kaçırılır mı cennet?
Onun için, dünyaya bir çalışıyorsa insanın âhirete milyon çalışması lazım, milyar çalışması lazım! Halbuki öyle olmuyor. Aksine, insanoğulları olarak var gücümüzle dünyaya çalışıyoruz. Âhiret için çalışmayı nefsimiz çok görüyor. Bir namaz kılacak; o beş dakikalık namazı çok görüyor. Bir abdest almayı çok görüyor. Allah kırk tane veriyor; malının kırkta birini vermeyi çok görüyor. İnsanoğlu çok cimri, çok hesapsız, çok yanlış hesap yapıyor. İnsanoğlu kârını zararını bilmiyor. Asıl kâr âhirette, âhireti kazanmaya çalışmıyor; az kazançlı olan dünyanın peşinde koşuyor, âhiretini mahvediyor.
Bu akıl mı?
Değil!
E niye yapıyor insan bunu?
Ya imanının azlığından, ya aklının kıtlığından yapıyor.
"İmanım var, ben imansız değilim hocam."
Tamam, imanlıysan aklın kıt. Eğer "imanlıyım" diyorsan, yine böyle yapıyorsan, yanlış iş yapıyorsan senin aklın çalışmıyor arkadaş. Sen kafanı bir muayene ettir, senin kafan sakat. Demek ki kafanda bir bozukluk var, kârını zararını hesaplayamıyorsun. Hani öyle pazarcılar oluyor, malını satıyor, köylü dayı; parayı veriyorsun, aldığı paraya bakıyor, sattığı malın fiyatını içinden çıkartıp veremiyor, hesabı bilemiyor. Sen de köylü dayı gibi, cahil dayı gibi öyle misin? Gelmişsin bir şey satıyorsun, koltuğunun altına almışsın, tavuğu, hindiyi, çarşıda pazarda satacaksın; parayı bilmiyorsun, aldatılıyorsun. Olur mu öyle şey?
Müslüman zekidir, akıllıdır. Gerçek Müslümanlık akıl işidir, zekâ işidir. İman insanı akılla iyi istikamete götürür, cennetlik eder. Onun için, aklımızı kullanacağız. İyi hesap yapacağız; ölçeceğiz, biçeceğiz.
Netice itibariyle kâr ve zarar edecek olan sizsiniz. Kabak sizin başınıza patlayacak. Hesabı yanlış yaparsanız, doğru hesaplayamazsanız ne olacak?
Siz ziyana uğrayacaksınız, âhiretiniz mahvolacak.
Onun için hesabı güzel yapmak lazım, aziz ve sevgili kardeşlerim.
Ümmetimin En
Hayırlıları Tevbe Edenlerdir
Tevbede Aceleci
Olmak - 19.11.1999
Diğer Kayıtlar
| Çal | Başlık | Tarih | Süre | Paylaş |
|---|---|---|---|---|
| Allah Affedilen Günahı Tekrar Sormaz - 15.07.1984 20.10.20252 dk 8 sn | 20.10.2025 | 2 dk 8 sn | ||
| Allahın Kullarını Mağfiret Etmesi - 15.07.1984 20.10.20256 dk 20 sn | 20.10.2025 | 6 dk 20 sn | ||
| Günahın Cezasını Çekenin Günahı Silinir - 15.07.1984 20.10.20251 dk 44 sn | 20.10.2025 | 1 dk 44 sn | ||
| Hz Adem in Tevbesi - 20.02.1983 20.10.20257 dk 23 sn | 20.10.2025 | 7 dk 23 sn | ||
| İbadetler Günahlara Keffarettir - 11.08.1996 20.10.20254 dk 55 sn | 20.10.2025 | 4 dk 55 sn | ||
| İstiğfar Emandır - 14.11.1989 20.10.20251 dk 43 sn | 20.10.2025 | 1 dk 43 sn | ||
| Mağfiret Duası - 21.07.1985 20.10.20254 dk 7 sn | 20.10.2025 | 4 dk 7 sn | ||
| Mağfirete Sebep Olan Haller - 18.11.1984 20.10.20253 dk 31 sn | 20.10.2025 | 3 dk 31 sn | ||
| Sübhanallahi ve Bi Hamdihi ve Tevbe - 14.07.1985 20.10.20254 dk 36 sn | 20.10.2025 | 4 dk 36 sn | ||
| Tam Bir Abdest Mağfirete Erdirir - 02.12.1984 20.10.20251 dk 59 sn | 20.10.2025 | 1 dk 59 sn | ||
| Tevbede Aceleci Olmak - 19.11.1999 20.10.20253 dk 51 sn | 20.10.2025 | 3 dk 51 sn | ||
| Ümmetimin En Hayırlıları Tevbe Edenlerdir - 14.12.1997 20.10.20251 dk 37 sn | 20.10.2025 | 1 dk 37 sn |
