İlke ve Değerlerinden Ödün Vermeden
Özgür Yayın Platformu Olarak Kalsın Diye
İmsak04:35 Güneş06:09 Öğle13:08 İkindi16:54 Akşam19:56 Yatsı21:24
Hava - Hava durumuParçalı Bulutlu 13°C Nem %45
Türkçe
4 Zilka'de 1447 21 Nisan 2026 Salı
4 Zilka'de 1447
İMSAK GÜNEŞ İŞRAK ÖĞLE İKİNDİ AKŞAM YATSI
04:35 06:09 06:54 13:08 16:54 19:56 21:24
Giriş Yap

047.Bakara (99 - 101) Fâsıklar İman Etmezler

Tefsir Sohbetleri

Esselâmü aleyküm ve rahmetullàhi ve berekâtühû!

Allah'ın selami, rahmeti, bereketi, dünyada ve ahirette üzerinize olsun. Allah rahmetine, rızasına erdirsin; mükafatına mazhar eylesin. İki cihanda aziz ve bahtiyar olun. 

Bakara sûre-i şerîfesinin 99. 100. ve 101. âyetleri üzerinde bu akşamki sohbetimi yapmak istiyorum. Bakara sûresinin şimdiye kadarki âyet-i kerîmelerini dinlediniz.

Peygamber Efendimiz'in zamanında Medine'de yahudiler vardı. Yahudilerle ilgili birçok konu geçti. Onların hataları onlara hatırlatıldı. Onların içinde inananların ne kadar iyi, doğru bir iş yaptığını görmüş olduk. Âyet-i kerîmelerde haklı bir güzel davranış içinde oldukları ifade ediliyor. Bazılarının da ne kadar zıt duygular içinde çırpındıkları, ters duygular içine gark oldukları anlaşılıyor.

Bunların içinden, geçen hafta üzerinde sohbet yaptığımız âyet-i kerîmelerden öğrendik ki bazıları Allah'ın mübarek yüksek meleklerine dahi düşmanlık etmişler. Hayret edilecek bir şey! Cebrail Peygamber Efendimiz'e Kur'an'ı indirdi diye, haber veriyor diye ona düşmanlık etmişler. Tabii âyet-i kerîme "Allah'ın meleklerine düşmanlık edenlerin de Allah düşmanıdır!" diye bildirmişti.

99. âyet-i kerîmede buyuruyor ki;

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Ve lekad enzelnâ ileyke âyâtin beyyinâtin ve mâ yekfuru bihâ ille'l-fâsikûn.

Kad edatı -kaf ve dal ile- mâzi siygasının başına geldiği zaman kesinlik ifade eder.

"İndirdik." Kad enzelnâ. "Muhakkak ki, kesinlikle bir gerçek ki indirdik, muhakkak indirdik." mânasına geliyor.

Bir de bu mânayı daha da kuvvetlendirmek işin, çok âşikâr bir gerçek olduğunu beyan etmek için bu tekid etme edatı, tekid kuvvetlendirme edatı olan kad'ın başına le de geliyor. Bu da tekid lam'ıdır. O da kuvvetlendirici bir takıdır.

Lekad enzelnâ. "Muhakkak ve muhakkak ki, çok kesin, hiç itiraza mahal olmayan apaçık bir gerçek ki Biz indirdik..."

Tabii buradaki "Biz" sözü... Allahu Teâlâ hazretlerinin şerîki nazîri yoktur. Lâ ilâhe illallah İslâm dininin ve Kur'an'ın temelidir. Allahu lâ ilâhe illâ hû. "O'ndan başka ilah yoktur." pek çok âyet-i kerîmelerde çok kesin olarak açıkça beyan ediliyor. Ama "Biz" kullanıyor, nedendi?

Çünkü Arapça'da azamet siygası, azametli hitabet şekli, hitap eden kişi azamet, celal, büyüklük sahibi olunca Arapça'da bu siyga kullanılıyordu. Buna "azamet siygası" deniliyor. Yani çoğul siygası değil. "Biz indirdik." deyince birkaç kişi indirmiş gibi anlaşılmaması lazım. Arapça'ya mahsus bir özellik bu. Cenâb-ı Hakk; "Ben Azîmüşşân indirdim." buyuruyor.

Türkçe'de olsa "ben" demek azamet ifade eder. Hatta bir insan "Ben, ben!" dediği zaman biz biraz yadırgarız, korkarız da; "Bu adam çok benlik yapıyor, çok kibirleniyor." diye öyle söyleyenden ürpeririz, çekiniriz. Türkçe'de "biz" tevâzu[yu] gösteriyor, [ifade ediyor.] Boynunu büker; "Bu hizmeti âcizâne biz yaptık." der. Halbuki bir şahıs yapmıştır; "Allah bize nasip etti bu mektebin yapılmasını, bu caminin yapılmasını..." der. Tek bir kişi yaptırmıştır, bir adam kendi parasıyla yaptırmıştır; ama tevâzuen "biz" der. Ama Arapça'da aksine oluyor. Her dilin kendine göre mantığı var.

"Ben Azîmüşşân muhakkak ki indirdim."

İleyke. "Ey Resûlüm, Muhammed Mustafam! Ey Habîb-i Edîbim! Ey sevgili elçim! Ey mübarek Peygamberim! Peygamber olarak gönderdiğim sevgili kulum! Sana ben kesin bir şekilde, şüphe götürmez bir hakikat olarak sana indirdim."

Neler indirmiş?

Âyâtin beyyinâtin. "Apaçık, âşikâr, açıklayıcı, her türlü gizli gerçeği ortaya çıkartıcı âyetler sana indirdim." buyuruyor.

Âyâtin beyyinâtin, esreli gelmesi cem'i müennes sâlim siygası [olmasındandır], üstünlü şekli de olsa mansub da olsa böyle olduğundandır. Mef'ûlü bih'tir.

"İndirdim."

Neyi?

"Âyât-i beyyinât'ı ben kesin bir şekilde, şüphe götürmez bir şekilde, ey Resûlüm sana ben âlemlerin Rabbi indirdim." diye Cenâb-ı Hak buyuruyor.

Demek ki Kur'ân-ı Kerîm'in ve Kur'ân-ı Kerîm'deki âyetlerin ve Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e Allahu Teâlâ hazretlerinin lütfettiği mucizelerin, inanmayanlar, tereddütlü olanlar inansınlar diye Cenâb-ı Hakk'ın nasip ettiği bütün o mucizelerin hepsini kesin olarak Allah indirmiştir. Allahu Teâlâ hazretleri bu âyet-i kerîmede kesin olarak bunun şek şüphe götürmez bir şekilde böyle olduğunu ifade ediyor.

Tabii inanmayan insanlar, vahyi bilmeyen, Allah'ın varlığını, peygamberlik müessesesini tanımayan insanlar da var.

"Ben tanrı tanımazım" diyor.

Tanımazsan cahilliğinden tanımıyorsun. "Güneş yok" desen; görmüyorsan, gözün kapalıysa, körsen bu "güneş yok" demek değildir. Güneş var ama senin gözün kör demektir.

"Ben tanrı tanımıyorum. Peygamber[den] anlamam. Allah hiç kimseye bir şey göndermemiştir." diyen kâfirler var. Küfrün çeşitleri var. Kur'ân-ı Kerîm'de bunlar beyan edilmiş ve bunların cevapları verilmiş.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e bu âyetleri indiren Allahu Teâlâ hazretleridir. O kadar ki bazen Peygamber Efendimiz'i ikaz ediyor. Peygamber Efendimiz'in yapmaması gereken bir şeyi "Bir daha böyle yapma." diyor. O kadar kesin ki âyetleri, Kur'ân-ı Kerîm'i okuyan insan bunu bilir; hemen Cenâb-ı Hakk'ın vahyi olduğunu üslubundan anlar.

Âyet, çoğulu âyât geliyor. Tabii tekil olduğu zaman âyet kelimesinin sonundaki te yuvarlak te olduğundan âyeh diye durulur. Vakf olduğu zaman yuvarlak te'ler üzerinde durulduğu zaman he gibi okunur. Âyeh, âye denilir. Geçilirse, vasf edilirse söylenir. Çoğul olduğu zaman elif açık te ile yazıldığı zaman, âyât "âyetler" demek.

Bizim fakültede rahmetli, çok zarif, çelebi, alim, kibar, mü'min bir zât-ı muhterem olarak rahmetle anıyorum, mü'min, namazlı niyazlı Nihat Çetin Bey vardı; profesör, Hocamız, benim fakülteye geldiğim zaman asistandı. Ona sormuşlar, tabii o Arap Dili ve Edebiyatı bölümünün öğretim kadrosunda olduğu için... Yüksek öğretmen okulundan öğretmen olmuş arkadaşları sormuşlar, demişler:

"Nihatçığım, bu Divânü Lügâti't-Türk Kaşgarlı Mahmud'un eseri. Divan'ı anladık; tedvin edilmiş, bir araya toplanmış, birçok bilgiyi derleyip toplayıp içine alan eserlere divan deniliyor. Anladık. Lügâti't-Türk, niye buraya elif koymuş? Lügati't-Türk dememiş, 'Türk Lügati'nin Divanı' dememiş de Lügât demiş?"

O elifi, o uzun lügât okunuşunu anlayamamışlar da sormuşlar bizim rahmetli Nihat Bey'e... O da gülerek tatlı bir şekilde demiş ki;

"Bu çoğuldur. Lügat olursa, kısa olursa tekil. Ama Lügât olursa 'lügatlar' demek oluyor."

Burada da; âyâtin beyyinât, yani Cenâb-ı Hak peygamberine bir âyet değil, pek çok âyetler indirdi.

Beyyinât ne demek?

Onun da tekili beyyine; bir şeyin açıklığını sağlayan, ispatını sağlayan, bir gizli kalmış hususun, gerçeğin ortaya çıkmasını sağlayan şeye beyyine deniliyor. Onun için "delil" mânasına, "mahkemede sunulan belge" mânasına da kullanılıyor. "Belge" mânasına kullanılıyor.

Bu Allah'ın âyetleri her birisi birer belgedir, birer delildir. Neye delildir?

Allah'ın varlığına birliğine delildir. Muhammed-i Mustafâ'nın O'nun Resûlü olduğuna delildir. Birisinin kalkıp da onun peygamberliğini kabul etmemesi çok yanlıştır; çünkü çok açık.

Beyyine, "çok açık" ve "o konudaki gerçeği açıklayan belge" mânasına geliyor.

Allahu Teâlâ hazretleri böyle pek çok âyetler indirmiştir. Tabii nelerle ilgili?

Cenâb-ı Mevlâ'nın, âlemlerin Rabbinin özellikle yahudileri anlatan âyetlerin arasında böyle buyurması: "Ey yahudiler! Siz benim Habîb-i Edîbim Muhammed-i Mustafâmı kabul etmek istemiyorsunuz. Ama sizin kitabınızda geçiyor; 'Âhir zaman peygamberi gelecek!' diye. Sonra bu Muhammed Mustafâmın o âhir zaman peygamberi olduğuna dair birçok mucizeleri görüyorsunuz. [Onun] hayatı, hayatının her günü başından geçen her olay, sizinle konuşması, sizin sorularınızı cevaplandırması, hatta kalbinizde gizlediğiniz, kendi aranızda konuşup da sakladığınız şeyleri açıklaması, hatta sizin kitaplarınızda ve dinî bilgilerinizin arasında yer alıp da söylemediğiniz şeylerin hepsini kendisi bir ümmî peygamber olduğu halde, herhangi bir kimseden ders görmemiş olduğu halde, ümmîliği âşikâr olduğu halde en güzel şekilde, bütün müşkilleri halledecek şekilde anlatması; bunların hepsinden anlamanız lazım. İşte âhir zaman peygamberi bu. İşte söylüyor, her sözünden anlaşılıyor. Her cevabından anlaşılıyor. Sizin sakladığınız şeyleri, hatta kalbinizden geçirdiğiniz şeyleri söylemesinden anlaşılıyor. Ona indirilen âyet-i kerîmeler sizin Cebrail'e düşmanlık ettiğinizi, içinizden şöyle şöyle bozuk fikirler düşündüğünüzü açıklayıveriyor..." Bütün bunların hepsi birer belge. Onun peygamber olduğuna, Kur'an'ın Allah kelâmı olduğuna, bu gelen dinin İslâm dininin hak din olduğuna hepsi belge.

"Ey Resûlüm! İşte Biz sana -Ben sana- her şeyi açıklayan, kesin belge mahiyetinde âyetler indirdim."

Ayet, Arapça'da "alâmet" demek. Ayet, Kur'ân-ı Kerîm'de iki şekilde kullanılmıştır. Bir, Cenâb-ı Hakk'ın insanların inanmasına, imana gelmesine yarayacak gösterdiği olağanüstü olaylar; tabiat olayları, birtakım ibretli hadiseler, bir işin sonunda ortaya çıkan ibretli, herkesin "Tamam, bu böyledir." diye artık gerçeği kabul etmesine sebep olacak şeyler. Bunlara "mucizeler" diyoruz, âyât-ı kevniyye diyoruz, yani "dış âlemdeki âyetler" diyoruz. Bir de Kur'ân-ı Kerîm'in içindeki uzunlu kısalı cümleler veya paragraflar olabiliyor. Kur'ân-ı Kerîm parçaları[na], sûrelerin kendisinden teşekkül ettiği parçalara da âyet deniyor. Çünkü onlar da Allah'ın varlığını birliğini ve iman etmeye muhatap olan kimselere iman etmeyi sağlayacak belge mahiyetinde oluyor.

Kur'ân-ı Kerîm'de Cenâb-ı Hak "Kur'ân-ı Kerîm cümleleri de âyet." diye kendisi Âl-i İmrân sûresinin başında buyuruyor:

Hüve'llezi enzele aleyke'l-kitâbe minhu âyâtün muhkemâtün. "O'dur, O Rabbü'l-âlemîn'dir ey Resûlüm, senin üzerine âyetleri indiren. Kur'ân-ı Kerîm'i, bu kitabı indiren âlemlerin Rabbi'dir."

Minhu. "O kitabın bir kısmı." Âyâtün muhkematün. "Muhkem âyetlerdir."

Yani cümlelerin bir kısmı, Kur'an parçalarının, cümleciklerinin veya cümlelerinin veya cümle gruplarının; bunlar da âyet diye adlandırılıyor.

Sonra başka âyetlerde de, âyetlerin içinde de âyet kelimesi yine başkalarının imanına sebep olacak olaylar olarak, mucizeler olarak da kullanılıyor. Her iki mâna da Kur'ân-ı Kerîm'de var.

Her ikisi de burada olabilir. Peygamber Efendimiz'e mucizeleri de indiren, nasip eden Allah'tır, Kur'ân-ı Kerîm'i de indiren Allah'tır. Burada bunların hepsi onun peygamberliğine açık belgeler mahiyetindedir.

Etrafındaki insanların bunları görünce, asr-ı saadette Peygamber Efendimiz'i gören insanların, "Bu peygamber mi, değil mi?" diye düşünen insanların hepsinin; "Tamam, Peygambermiş!" diye kâni olması gerekir.

"Ben bunları indirdim sana ey Resûlüm; ama..."

Ve mâ yekfuru bihâ ille'l-fâsikûn. Bu âyetlere kimler karşı geliyor? Kimler inkâr ediyor? Kimler inanmıyor?

Fâsıklardan başkası değil. Ancak fâsıklar inkâr ediyorlar, imana gelmiyorlar.

Fâsık ne demek?

Fâsıkın ana mânası; "doğru yoldan sapmak, çıkmak" demek. "Emrin dairesinden çıkmak, emredilenin hududunu çiğneyip çıkmak" demek.

Kâne mine'l-cinni fe-fesaka an emri rabbihî. "Şeytan da cinlerden bir varlık idi. Allah'ın emrinin dairesinden çıktı. Yani Allah'a âsi oldu." mânasına...

Bunlar, bu açık âyetleri gördüğü halde imana gelmeyenler, kâfir kalanlar da kimlerdir?

Emredilenin hududunun dışına çıkan, raydan çıkan, yoldan çıkan kimselerden başkası değildir. Ancak yoldan raydan çıkmış insanlar bunlara kâfir olurlar. Yoksa yolda olsalar, Allah yolunda olsalar, Allah'ın rızası yolunda olsalar, cennet yolunda olsalar öyle yapmayacaklar; kabul edecekler, ağlayacaklar, secdeye kapanacaklar ve "Sen peygambersin! İnandık, tâbi olduk!" diyecekler.

Çünkü bazılarının böyle ağlayarak imana geldiğini biliyoruz. Peygamber Efendimiz'in peygamberliğini anlayıp, mucizelerini görüp, Kur'an'ı dinleyip, dinlerken gözlerinden şıpır şıpır yaşlar döken alimlerin de olduğunu biliyoruz.

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Ve izâ semiû mâ ünzile ile'r-rasûli terâ a'yünehüm tefîdu mine'd-dem'i mimmâ arafû mine'l-hak...

Bu âyet-i kerîmede bu ağlayanların güzel hâli tasvir ediliyor, bizlere bildiriliyor. İlâhî gerçekleri bildikleri için, din ne demektir, peygamber ne demektir, kutsal kitap ne demektir, Allah'ın vahyi ne demektir, melekler ne demektir, bunları bilen duygulu, insaflı, vicdanlı ehli kitap alimleri, yahudi hahamları, hıristiyan rahipleri bu âyetleri duydukları zaman o eski gerçekleri hatırlarlar, kendi kitaplarından, kendi peygamberlerinden bilirler ki; "Tamam, işte bu âyetleri getiren, Musa aleyhisselâm'a Tevrat'ı, İsa aleyhisselâm'a İncil'i getiren melektir. İşte bu din onun devamıdır, yenilenmesidir." diye anlayıp imana gelirler.

Ağlayıp, gözyaşı döküp;

Ve mâ lenâ lâ nu'minu billâhi ve mâ câenâ mine'l-hak. "Neden Allah'a inanmayalım? Niye Allah'ın bize gönderdiği âyetlere inanmayalım? Bu peygambere inanmayalım?

Ve natmau en yudhilenâ rabbüna mea'l-kavmi's-sâlihîn. "Ümit ederiz ki, arzu ederiz ki Rabbimiz bizi salihlerin arasına katar." diye gözyaşı döküp imana gelmişlerdir.

Ama bu çizgiden, insaf çizgisinden sapanlar, raydan çıkanlar, fâsıklar kâfir olmuşlardır; başkaları değil. Yoksa bunlar, âyâtin beyyinât; gerçekleri ifadeye, ispata yetecek beyyineler, [deliller] idi.

Bakara sûre-i şerîfesinin bundan sonraki 100. âyet-i kerîmesinde buyuruluyor ki;

Bismillâhirrahmânirrahîm.

E ve küllema âhedû ahden nebezehû ferîkun minhüm bel ekserühüm lâ yu'minûn.

Soru edatıyla başlıyor. E istifam edatıdır.

E ve küllemâ âhedû ahden.

Küllema.

Külle "hep", "tamamı" demek.

"Hep o zaman ki..."

Âhedû ahden. "Ahd ettikleri zaman, bir anlaşma yaptıkları zaman, bir söz verdikleri zaman..."

"O zaman ki ahd ettiler, bir ahdi kararlaştırdılar, söz verdiler..."

Nebezehû ferîkün minhüm. "Onlardan bir ferîk yani bir fırka, bir zümre onu arkaya mı attılar?"

Evet, tarihte böyle yaptılar ya... Musa aleyhisselam'la da sözleştikleri halde sözlerinde durmadılar. Musa aleyhisselâm'ın emrini de tam tutmadılar. Tevrat'ın ahkâmına da tam uymadılar.

Ferîk, faraka kökünen, "fırka" demek, yani "bir zümre" demek.

Bir zümre. Tabii mü'min olanları var. Zaten Cenâb-ı Hak iyileri istisna ediyor, methediyor; iyi olanları sevdiğini, takdir ettiğini Kur'ân-ı Kerîm'den biliyoruz.

Ama bir kısmı maalesef ahd ettikleri halde ahdini tarih boyunca hep bozdular. Burada mâzi siygasıyla [ifade ediliyor.]

"Hep o vakit ki ahid yaptılar, onların bir kısmı bu ahdi bozup arkalarına mı attı? Böyle mi oldu olay?"

Bel. "Hayır, böyle değil. Yani ahdinde durmamak değil..." Bel ekserühüm lâ yu'minûn. "Bir çokları inanmış değil."

Tevrat'a bile inanmış değil. Hakikî mânasıyla Musa aleyhisselâm'a bile inanmış değil. Tevrat'a bile inanmış değil. Çünkü inanan insan korkar. İnanan insan demin söylediğim âyetlerde belirtilenler gibi gözyaşları döker, Allah'tan korkar, Allah'ın rahmetini umar, azabından çekinir, âyât-ı beyyinâtı görünce, işitince imana gelir. Demek ki ekseriyetle bunların büyük çoğunluğu sadece ahdini bozmakla kalmıyor. Çünkü ahdi bozmak döneklik, sözünde zayıflık bir kusur, ahlâkî bir zaaf; ama bu ondan da öte! Aslında sadece ahdi bozmak durumunda değiller; ekseriyeti iman içine girmemiş, inanmış kimseler de değiller, inanacak kimseler de değiller.

İmansızlık aklî ve kalbî, dinî ve mânevî korkunç bir hastalık. İnanamıyor, inanmadığı için de menfaat hesabı yapıyor. Menfaat hesabı yapınca da dünyayı tercih ettiğinden, malı mülkü, mevkii makamı, itibarı, kurduğu sömürü düzeninin devamını istediğinden gerçeklere gözünü kapatıyor ve gerçeği kabul etmiyor, reddediyor, inkâr ediyor.

Burada okuduğumuz tefsir kitaplarında râviler böyle yapan

davranan kimselerden bazılarının isimlerini rivayet ediyorlar.

İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre, buyurmuş ki;

İbn Sûrya el-Katvinî isimli bir yahudi,

Kâle li-Resûlillah. Peygamber Efendimiz'e demiş ki;

-Bu âyetler neden iniyor, bir sebeb-i nüzûlü var.-

Yâ Muhammed! Mâ ci'tenâ bi şey'in na'rifuhû. "Ey Muhammed! Sen bize bildiğimiz bir şey getirmedin!" Ve ma enzela'llâhu aleyke min âyetin. "Sana Allah bir âyet indirmiş de değil." Fe-nettebiake. "Bir alâmet, bir belgen yok ki sana tâbi olalım." diye böyle bir laf söylediği için, itiraz ettiği için, inkârcılık yaptığı için, bunun üzerine bu âyet-i kerîme indi, diye bir rivayet var.

İsim bu: İbn Sûrya, sad ile; sad, vav, re, ye, elif. el-Katvinî; kaf, tı, vav, ye, nun, ye.

Bu isimde bir şahıs böyle inkâr etmiş. Peygamber Efendimiz'in getirdiğine; "Bir şey yok. Sen bizim anladığımız, bildiğimiz bir şey getirmedin, söylemedin. Bir âyet gelmedi ki, senin üzerine Allah bir belge indirmedi ki sana tâbi olalım." deyince bu cevap oluyor:

Ve lekad enzelnâ ileyke âyâtin beyyinâtin. "Ben senin üzerine kesin çok belgeler indirdim, muhakkak, şek şüphe yok!" diye, onun o sözünü iptal ediyor Cenâb-ı Hak.

Fe-kâle Mâlikü'bnü's-sayf. Bu da sad ile. Sayf oğlu Mâlik isimli bir yahudi de demiş ki;

Hîne buise Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem...

Ve zekerehüm mâ aheze aleyhim mine'l-misâki.

Peygamber Efendimiz kendisine Allah bildirince; "Allah sizinle şu ahdi yapmadı mı? 'Âhir zaman Peygamberi geldiği zaman ona tâbi olacaksınız.' diye ahit yapmamış mıydı? Kitabınızda bu ahit yok mu? Misak almamış mıydı? Sağlam söz almamış mıydı?" diye Tevrat'ta olan âyetleri hatırlatıp söyleyince; o zaman "Öyle bir şey yok!" diye inkâr edince bu ikinci âyet-i kerîme onu tekzib için, "Hayır, yalan söylüyorsun! Öyle değil!" mânasına...

"Bir ahit ahdettikleri zaman, söz verdikleri zaman o bir kısmı onu unutup arkalarına mı atacaklar?"

Bu sadece bir ahitten dönmek değil. Çoğu kâfir ve inanmamışlar ve inanmayacaklar. Bu lâ yu'minûn biraz da istikbale yönelik bir ifade oluyor. "Şu ana kadar inanmadılar. Bu ahlâkla bunların inanacakları yok, inanacak da değiller!" mânası var.

Demek ki bu gibi şahısların kendi kitaplarında olan ahitleri, misakları, âhir zaman Peygamberi ile ilgili hususları Peygamberimiz hatırlatınca inkâr ettiği için bu âyetler inmiş.

101. âyet-i kerîmeyi açıklamaya geçiyoruz:

Ve lemmâ câehüm resûlün min indillah. Lemmâ "o vakit ki" demek Arapça'da, zaman bildiren bir edat.

"O vakit ki..."

Câeküm. "Onlara geldi."

"Gelince" diye tercüme ediliyor. Ben önümdeki Türkçe bazı tercümelere, meâllere bakıyorum; gelince... "Gelince" siygası zaman göstermiyor. Gelince; ne zaman, şimdi mi, ileride mi, mâzide mi? Yani "gelince" sözü zaman kavramını taşımayan bir şekil. Onun içinَ lemmâ'yı "o vakit ki" diye tercüme edip mâzi olduğunu göstermek için;

"O vakit ki..." Câehüm resûlün min indillah. "Allah indinden onlara bir elçi geldi."

"O vakit ki onlara Allah indinden bir elçi geldi."

Musaddikun limâ meahüm. "Yanındakileri tasdik edici bir elçi..."

"O vakit ki geldi onlara..." Nebeze ferîkun mine'llezîne ûtü'l-kitâb... "Kendilerine evvelce peygamber gönderilip kitap indirilmiş kavimlerin fertlerinin bir kısmı attılar..."

Nebeze "attı" demek.

Neyi attılar?

Kitâballâhi. "Allah'ın kitabını attılar."

Nereye attılar?

Verâe zuhûrihim. "Sırtlarının arkasına attılar."

"Kendilerine kitap verilenlerin bir kısmı Allah'ın kitabını sırtlarının arkasına attılar."

Allah kendilerine peygamber gördermiş, kitap indirmiş. Musa aleyhisselâm'ı göndermiş, ona Tevrat'ı indirmiş. İşte bu yahudiler kendilerine kitap indirilmiş kavim. Ama onlar bu Allah'ın kitabını ne yaptılar?

Nebeze ferîkun mine'llezîne ûtü'l-kitâballâhi verâe zuhûrihim.

Bu ikinci kitâballah, nebeze'nin mef'ûlü bih'i oluyor.

Neyi attılar?

Allah'ın kitabını attılar.

Nereye attılar?

Verâe zuhûrihim. "Arkalarına attılar."

"Kitabı arkalarına atmak" ne demek?

Yani ahkâmını dinlemediler, kulak asmadılar. Önlerinde olsa, görseler, okusalar uyacaklar. Sırtlarından arka tarafa atmış gibi oldular. "Biz bu kitabın ahkâmına uymuyoruz, tanımıyoruz." demiş oldular. Yapıp, bitirip işlemiş oldukları cürümü anlatıyor; mâzi.

Musaddikun limâ meahüm. "Onların yanındaki bilgileri tasdik edici bir peygamber..."

Onların yanındaki bilgiler ne?

Tevrat'taki âhir zaman Peygamberi ile ilgili kendilerinin okuyup durduğu, hatta peygamber gelmeden önce Arap müşriklerine; -Daha önceki âyetlerde de anlatmıştık.- "Bir âhir zaman Peygamberi gelecek, biz o zaman şirki yok edeceğiz. Siz müşriksiniz, puta tapan kavimlersiniz, sizi tepeleyeceğiz!" demişlerdi.

Musaddikun limâ meahüm. "Kendi kitaplarındaki bilgileri tasdik edici, kendi peygamberlerinin peygamber olduğunu beyan edici, kendi kitaplarının Allah kitabı olduğunu beyan edici, kendi kitabının içindeki ahkâmı açıklayıcı ve orada zikri geçen kimse kendilerine bir peygamber olarak geldiği zaman, o vakit ki geldi..."

Onlar ne yaptılar?

Nebeze ferîkun mine'llezîne ûtü'l-kitab. "Kendilerine o Tevrat indirilmiş, kitap verilmiş o kavimden bir grup..." Kitâballâhi verâe zuhûrihim. "O Allah'ın kitabını savurup bir kenara attılar, sırtlarının arkasına attılar."

Allah'ın kitabını dinlemediler. Tevrat'a kulak asmadılar. Tevrat'ın içindeki ahd i misâka, emre uymadılar. "Âhir zaman Peygamberine uyun!" sözünü kabul etmediler, dinlemediler.

Ke-ennehüm lâ ya'lemûn. "Sanki bilmiyorlarmış gibi..."

"Halbuki biliyorlar. Kendi çocuklarını bilir gibi senin âhir zaman peygamberi olduğunu bildikleri halde bu işi yaptılar da Allah'ın emrine uymadılar!"

Ondan sonraki âyet-i kerîme geliyor, 102. âyet-i kerîme o uzun bir konuyu açtığı için, mâna oraya bağlı ama sohbetimize sağ olursak önümüzdeki hafta da devam edeceğiz.

Ve't-tebeû ma tetlü'ş-şeyâtinü alâ mülki Süleyman... Bu 102. âyet-i kerîme uzun...

Allah'ın kitabını sırtlarının arkasına attılar, bir kenara savurup attılar; Tevrat'ın ahkâmına uymadılar da neye uydular?

Ve't-tebeû. "Tâbi oldular." Mâ. "O şeye ki..." Tetlü'ş-şeyâtinü. "Şeytanların." Alâ mülki Süleyman. "Süleyman aleyhisselâm'ın mülkü aleyhine yaptıkları şeylere, kurdukları desîselere, laflara tâbi oldular."

Şeytanların Süleyman aleyhisselam'ın mülküne egemenliğine karşı bu hileleri oyunları neler, bu uzun bir bahis. Sihirle vesaire ile ilgili, Babil'le, Babil'deki iki melekle ilgili uzun bir âyet-i kerîme. Onu önümüzdeki hafta -inşaallah- sağ olursak anlatırız.

Ama bu yahudiler ne yaptılar?

Tevrat'ı bırakıp da şeytanların sihirlerine, Babil'deki eski kavimlerin karı kocayı birbirinden ayırmaya vesaireye yarayan, yarayacağını sandıkları, yaramayan ama öyle sandıkları büyülerle, sihirlerle uğraşmaya kalkıştılar. Ona tâbi oldular. Hakka tâbi olmadılar, Tevrat'a tâbi olmadılar, Kur'an'a, vahye tâbi olmadılar da büyüye, sihre kaydılar. Yani yanlış bir seçim, yanlış bir yol tutturdular, yanlış yola gittiler. Allah'ın rızasını kaybettiler, kahrına gazabına uğradılar. Bu dünya hayatının imtihanı bitti. Yaşadılar, öldüler, gittiler; âhirette tabii ebedî hüsrana uğradılar. Çünkü âlemlerin Rabbi kitabında öyle bildiriyor.

Şimdi devir, şu anda yaşayanlar için önemli olan, bu âyetlerden çıkarılacak dersler: O hatayı yapmamak. Allah'ın gönderdiği son peygamber, âhir zaman Peygamberi Muhammed-i Mustafâ'ya tâbi olmak. Ona indirdiği ilâhî kitaba, bir harfi bile değişmemiş olan Kur'ân-ı Kerîm'e sımsıkı sarılmak. Ona iman etmek, ona göre yaşamak.

Allahu Teâlâ hazretleri cümlemizi müslüman olarak yaşamaya muvaffak eylesin. Kur'ân-ı Kerîm'i anlayıp Kur'ân-ı Kerîm'e göre ömür sürmeye muvaffak eylesin. O âyât-ı beyyinât ile hak Peygamber olduğunu Cenâb-ı Hakk'ın gösterdiği o Peygamber-i Zişân'a en güzel tarzda ittibâ etmeyi nasip eylesin.

Tabii bu devirde de şeytanlar var. Bu devirde de onlar insanları azdırmak, şaşırtmak için çalışıyorlar. Her devirde imtihan bu; insanoğlunun imtihanı... Her devrin insanı ne yapacak?

Şeytanları dinlemeyecek. Aklını kullanacak. Şeytanlara aldanmayacak. Cenâb-ı Hakk'ın rızası yolunu vicdanının sesini dinleyerek seçecek ve mü'min olarak, Allah'ın sevdiği kul olarak, Allah'a itaat ederek, haramlardan günahlardan kaçarak, kötü huylardan sıyrılarak, iyi huylarla, güzel amellerle dünyadaki ömrünü sürecek, imtihanı kazanacak, Cenâb-ı Hakk'ın huzuruna sevdiği kul olarak varacak.

Cenâb-ı Hakk cümlemizi huzuruna sevdiği razı olduğu mü'min kullar olarak varanlardan eylesin. Kahrına gazabına uğratmasın. Cennetiyle cemâliyle ebediyyen taltif eylesin. Ebedî saadete nâil eylesin. İki cihanda aziz ve bahtiyar eylesin.

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekatühû!

Diğer Kayıtlar
Başlık Eklenme Tarihi Paylaş Oku Ekle Süre Beğen
playlist play 001.Kur an-ı Kerim in Faziletleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 34 playlist like
playlist play 002.Kur an-ı Kerim Tefsirine Giriş 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 003.Besmele Hakkında 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 004.Euzü Besmele 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 28 playlist like
playlist play 005.Fatiha (1 - 2) Hamd ve Senâ 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 006.Fatiha (3) Allah Rahmân ve Rahîm dir 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 40 playlist like
playlist play 007.Fatiha (4) Hesap ve Cezâ Gününün Sahibi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 45 playlist like
playlist play 008.Fatiha (5 - 7) Kulun Rabbinden İstedikleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 53 playlist like
playlist play 009.Bakara Suresine Giriş 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 31 playlist like
playlist play 010.Bakara (1) Hurûf-u Mukattaa 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 30 playlist like
playlist play 011.Bakara (2) Kur an-ı Kerim Hidâyettir 05.11.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 012.Bakara (3) Müttakîlerin Vasıfları 05.11.2019 playlist oku playlist ekle 48 playlist like
playlist play 013.Bakara (4 - 5) Ehl-i Kitaptan Müslüman Olanlar 05.11.2019 playlist oku playlist ekle 45 playlist like
playlist play 014.Bakara (6 - 7) Bile Bile Hakkı İnkâr Edenlerin Durumu 05.11.2019 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 015.Bakara (8 - 10) Münafıkların Halleri 05.11.2019 playlist oku playlist ekle 33 playlist like
playlist play 016.Bakara (11 - 13) Münafıkların Fesad Çıkartmaları 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 017.Bakara (14 - 22) Münafıkların Şaşkınlıkları 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 49 playlist like
playlist play 018.Bakara (23 - 24) Kur’an-ı Kerim’in Emsalsiz Oluşu 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 57 playlist like
playlist play 019.Bakara (25) İman Eden ve Salih Amel İşleyenler 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 39 playlist like
playlist play 020.Bakara (26 - 27) Kur’an-ı Kerim’deki Misaller 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 56 playlist like
playlist play 021.Bakara (28 - 29) Allah’ı Nasıl İnkâr Edersiniz? 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 022.Bakara (30) İnsanın Yaratılması ve Melekler 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 023.Bakara (31 - 33) Adem As’ın Meleklerden Üstün Kılınması 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 36 playlist like
playlist play 024.Bakara (34) Şeytanın Hz. Adem’e Secde Etmemesi 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 28 playlist like
playlist play 025.Bakara (35 - 36) Adem As’ın Cennete Girmesi ve Çıkması 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 35 playlist like
playlist play 026.Bakara (37 - 39) Hz. Adem’in Tevbesinin Kabul Edilmesi 16.04.2020 playlist oku playlist ekle 32 playlist like
playlist play 027.Bakara (40 - 43) Ey İsrâiloğulları 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 51 playlist like
playlist play 028.Bakara (44 - 46) Bildiği ile Amel Etmemek 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 52 playlist like
playlist play 029.Bakara (47 - 48) Öyle Bir Günden Sakının Ki... 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 41 playlist like
playlist play 030.Bakara (49 - 50) İsrâiloğulları’nın Firavun’un Zulmünden Kurtarılması 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 49 playlist like
playlist play 031.Bakara (51 - 54) Tur-u Sinâ’da Mûsâ As’a Kitap Verilmesi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 58 playlist like
playlist play 032.Bakara (55 - 57) İsrâiloğulları’nın “Allah’ı Görmedikçe İnanmayız!” Demeleri... 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 033.Bakara (58 - 60) İsrailoğulları’nın Bir Şehre Girmeleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 39 playlist like
playlist play 034.Bakara (61) İsrailoğulları’nın Çeşitli Yiyecekler İstemeleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 42 playlist like
playlist play 035.Bakara (62) İman Edenlere Mükafatlar 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 55 playlist like
playlist play 036.Bakara (63 - 66) Allah’a Karşı Gelmekten Sakının! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 45 playlist like
playlist play 037.Bakara (67 - 73) İsrâiloğulları’na Bir Sığır Kesmelerinin Emredilmesi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 45 playlist like
playlist play 038.Bakara (74 - 77) İsrailoğulları’nın Kalplerinin Taştan Katı Olması 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 48 playlist like
playlist play 039.Bakara (78 - 82) Tevrat’ı Değiştirenlere Veyl Olsun! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 040.Bakara (83) İsrâiloğulları’na Verilen Görevler 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 55 playlist like
playlist play 041.Bakara (84 - 86) Kitabın Bir Kısmına İnanmıyor Musunuz? 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 38 playlist like
playlist play 042.Bakara (87 - 88) Yahudilerin Peygamberlere Karşı Gelmeleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 40 playlist like
playlist play 043.Bakara (89) Bekledikleri Peygamberi İnkâr Etmeleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 38 playlist like
playlist play 044.Bakara (90) Yahudilerin Küfrü Tercih Etmeleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 42 playlist like
playlist play 045.Bakara (91 - 96) Yalnız Bize İndirilene İnanırız Demeleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 47 playlist like
playlist play 046.Bakara (97 - 98) Yahudilerin Cebrâil As’a Düşmanlığı 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 048.Bakara (101 - 103) Yahudilerin Şeytana ve Sihre Uymaları 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 45 playlist like
playlist play 049.Bakara (104 - 105) Yahudilerin Müslümanlarla Alay Etmeleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 43 playlist like
playlist play 050.Bakara (106 - 107) Bazı Ayetlerin Neshedilmesi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 44 playlist like
playlist play 051.Bakara (108) Yahudilerin Peygamber Sas’den İstekleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 33 playlist like
playlist play 052.Bakara (109 - 110) Ehl-i Kitabın Müslümanları Küfre Döndermek İstemesi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 42 playlist like
playlist play 053.Bakara (111 - 112) Ancak Mü’minler Cennete Girecek 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 32 playlist like
playlist play 054.Bakara (113) Yahudilerle Necran Heyetinin Tartışmaları 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 49 playlist like
playlist play 055.Bakara (114 - 115) Mescidlerde Allah’ın Zikrine Engel Olmak 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 51 playlist like
playlist play 056.Bakara (116 - 117) Allah’a Oğul İsnad Edenler 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 057.Bakara (118 - 119) Bilmeyenlerin Allah Bizimle Konuşsa Demeleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 40 playlist like
playlist play 058.Bakara (120 - 121) Yahudilere ve Hristiyanlara Tâbî Olmak 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 059.Bakara (122 - 123) İsrâiloğulları’na Verilen Nimetler 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 31 playlist like
playlist play 060.Bakara (124) İbrâhim As’ın İmtihan Edilmesi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 54 playlist like
playlist play 061.Bakara (125) Kâbe’nin Şerefi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 42 playlist like
playlist play 062.Bakara (126) İbrâhim As’ın Mekke İçin Duası 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 44 playlist like
playlist play 063.Bakara (127 - 128) İbrâhim As ve İsmâil As’ın Kâbe’yi Yapmaları 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 37 playlist like
playlist play 064.Bakara (129) Yâ Rabbi, Onlara İçlerinden Bir Peygamber Gönder! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 065.Bakara (130 - 132) İbrâhim As’ın Dininden Yüz Çevirenler 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 54 playlist like
playlist play 066 Bakara (133 - 134) Ya’kub As’ın Oğullarına Vasiyeti 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 35 playlist like
playlist play 067.Bakara (135) İbrâhim As’ın Dinine Gelin! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 39 playlist like
playlist play 068.Bakara (136 - 138) İslâm Bütün İnsanları Kucaklar 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 33 playlist like
playlist play 069.Bakara (139 - 141) Doğru Yol Rasûlüllah’ın Yolu 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 24 playlist like
playlist play 070.Bakara (142) Allah Dilediğine Hidayet Eder 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 37 playlist like
playlist play 071.Bakara (143) Ümmet-i Muhammed’in Şerefi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 49 playlist like
playlist play 072.Bakara (144 - 147) Kıblenin Kâbe’ye Çevrilmesi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 37 playlist like
playlist play 073.Bakara (148 - 150) Yüzünüzü Mescid-i Haram’a Çevirin! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 32 playlist like
playlist play 074.Bakara (151 - 152) Beni Zikredin, Ben de Sizi Zikredeyim! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 40 playlist like
playlist play 075.Bakara (153 - 154) Sabır ve Namazla Allah’tan Yardım İsteyin! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 31 playlist like
playlist play 076.Bakara (155 - 157) Belâlara Sabretmenin Karşılığı 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 47 playlist like
playlist play 077.Bakara (158) Safâ ile Merve 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 46 playlist like
playlist play 078.Bakara (159 - 162) Hakkı Söylememek, Susmak 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 079.Bakara (163 - 164) Allah’ın Varlığı ve Birliği 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 47 playlist like
playlist play 080.Bakara (165 - 167) Mü’minlerin Allah Sevgisi 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 45 playlist like
playlist play 081.Bakara (168 - 171) Şeytanın Peşinden Gitmeyin 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 51 playlist like
playlist play 082.Bakara (172 - 173) Helâl ve Haram Rızıklar 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 39 playlist like
playlist play 083.Bakara (174 - 176) Ayetleri Saklayanların Cezası 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 27 playlist like
playlist play 084.Bakara (177) Asıl İyilik 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 61 playlist like
playlist play 085.Bakara (178 - 179) Kim Haddi Aşarsa... 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 29 playlist like
playlist play 086.Bakara (180 - 182) Vasiyet Etmek 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 37 playlist like
playlist play 087.Bakara (183 - 184) Orucun Farz Kılınması 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 40 playlist like
playlist play 088.Bakara (185) Ramazan Orucu 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 089.Bakara (186) Allah-u Teàlâ Duaları Kabul Eder 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 55 playlist like
playlist play 090.Bakara (187) Oruçla İlgili Hükümler 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 66 playlist like
playlist play 091.Bakara (188) Haksızlıkla Başkasının Malını Yemeyin! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 44 playlist like
playlist play 092.Bakara (189) Ay’ın Durumları 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 33 playlist like
playlist play 093.Bakara (190 - 192) Allah Aşırılığa Sapanları Sevmez 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 50 playlist like
playlist play 094.Bakara (193 - 195) Kendi Ellerinizle Kendinizi Tehlikeye Atmayın 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 55 playlist like
playlist play 095.Bakara (196) Haccı ve Umreyi Tamamlayın! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 57 playlist like
playlist play 096.Bakara (197) Haccın İncelikleri 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 39 playlist like
playlist play 097.Bakara (198 - 199) Hacda Ticaret ve Zikir 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 44 playlist like
playlist play 098.Bakara (200 - 202) Dünyada da, Ahirette de İyilik 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 43 playlist like
playlist play 099.Bakara (204 - 207) Münafıkları İyi Tanıyın! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 48 playlist like
playlist play 100.Bakara (208 - 210) Topluca İslâm’a Girin! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 41 playlist like
playlist play 101.Bakara (210 - 212) Dünya Hayatı ve Kâfirler 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 45 playlist like
playlist play 102.Bakara (213) Ümmet-i Muhammed ve Diğer Ümmetler 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 54 playlist like
playlist play 103.Bakara (214) Belâlar ve Allah’ın Yardımı 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 40 playlist like
playlist play 104.Bakara (215 - 216) Allah Yolunda Harcamak 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 42 playlist like
playlist play 105.Bakara (217 - 218) Fitne Katilden Daha Kötüdür 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 33 playlist like
playlist play 106.Bakara (219-220) İçki ve Kumar 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 32 playlist like
playlist play 107.Bakara (221) Müşriklerle Evlenmeyin! 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 38 playlist like
playlist play 108.Bakara (222 - 223) 10.12.2019 playlist oku playlist ekle 47 playlist like
playlist play Ali İmran (92) Furkan (74) İnfak, Gıpta Edilecek Kimseler, Sadaka Vermek 19.03.2025 playlist oku playlist ekle 14 playlist like
playlist play Ali İmran 98 - 101 - Hristiyanların Allahın Ayetlerine Tutumları 05.02.2025 playlist oku playlist ekle 28 playlist like
playlist play Bakara (104) Rahman (1- 4) Kuranı Öğrenmek, Kıymet Bilmek 05.02.2025 playlist oku playlist ekle 19 playlist like
playlist play Bakara (146) Hicr (2 -3) Doğru İnancın Önemi 05.02.2025 playlist oku playlist ekle 19 playlist like
playlist play Hac (73 - 76) Mü’minun (14) İnsanın Yaratılışı Süreci 05.02.2025 playlist oku playlist ekle 37 playlist like
playlist play İnsan (1 - 31) Dünya Sevgisi 05.02.2025 playlist oku playlist ekle 25 playlist like
playlist play Rahman (5 -13) Her Şeyin Dengeli Olması ve Her Varlığın Secde Etmesi 05.02.2025 playlist oku playlist ekle 25 playlist like
playlist play Tekvir (1-14) Kıyamet Günü Alametleri, Mahşer Anı, Pişmanlıklar 05.02.2025 playlist oku playlist ekle 31 playlist like
Kabe
Canlı Yayın
Şuan Canlı Yayın
Cüz - Kur’an-ı Kerim Meali 2
AKRA CANLI
 / 
Canlı Yayın close icon
AKRA CANLI
Cüz - Kur’an-ı Kerim Meali 2
Cüz - Kur’an-ı Kerim Meali 2 Add Icon volume up
 / 
Canlı Yayın
fast rewind
fast forward
Playlist
Bu özelliği kullanabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir
  
Fikrini Paylaş
TAAHHÜTNAME

Hazırlamış olduğum ve sitenize gönderdiğim/ teslim ettiğim, tamamen orjinal ve bana ait olan, projemin/görüntü veya kaydımın, AKRA MEDİA tarafından kendisine ait kablolu/karasal/uydu, şifreli/şifresiz, free/paralı TV, video, DVD, VCD,VHS ,radyo, kaset, sinema ve sair mevcut yada ortaya çıkacak her türlü İşaret, ses ve /veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı ve tüm internet siteleri ve sosyal medya platformlarında yayınlamasına, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, işleme hakkı ve temsil hakkının kullanılmasına süresiz olarak müsaade ediyorum.

Projemin/görüntü veya kaydımın, bant, CD, VCD, DVD, GSM, MP3 Player, dijital kayıt vb. tüm yollarla kayıt, çoğaltma ve dağıtım haklarını, bilişim veya iletişim ortamında görüntülenmesini, iletilmesini, okunmasını, izlenmesini, dinlenmesini vb. interaktif veya normal CD, VCD, DVD, GSM, MP3 Player vb. şekilde basılarak veya ses kayıtlarının metin haline getirilip kitap olarak piyasaya sunulmasını sağlayacak her türlü materyal üzerine kaydı ile çoğaltılması, kullanılması, işlenmesi, yeniden ve genişletilmiş şekilde sesli, yazılı ya da görüntülü yayın haklarını, bu suretle de çoğaltılarak kullanılması, dağıtılması, pazarlanması vb. fikri, mali ve manevi haklarımın tamamını, programda gerekli görülen değişiklikleri yapma haklarımı bila bedel olacak şekilde, AKRA.MEDİA sitesine ve bu site'nin yetkilisi ve sahiplerine devir ve temlik ettiğimi, beyan, kabul ve taahhüt ederim.

Şehir Seçin
Close