İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

29.05.1987 - Ramazan Bayramı, Takva, İman, Ramazandan Sonraki Halimiz

29.05.1987 - Ramazan Bayramı, Takva, İman, Ramazandan Sonraki Halimiz
Özel Gün Ve Geceler

29.05.1987 - Ramazan Bayramı, Takva, İman, Ramazandan Sonraki Halimiz

04.06.2020
33 dk 52 sn

Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi, ihsanı, ikramı, in'amı cümlenizin üzerine olsun.

Ramazan ayının arkasından mübarek Fıtır bayramına bizi sıhhat, âfiyetle ibadet ve taati yolunda gücü yettiğince çalışarak eriştiren, ibadethanesinde toplayan Allahu Teâlâ hazretlerine hamd ü senâlar olsun. Eğer bize hidayet etmeseydi biz buraya gelemezdik, ibadetine muvaffak olamazdık, yolunda sebat gösteremezdik, hayırlı işler yapamazdık. Bize bahşettiği sonsuz nimetlerin en önde geleni şüphesiz ki yolunda hidayet üzere olmamızdır.

Bir bayramdır; Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri methetmiştir, Allahu Teâlâ hazretlerinin ikramının, ihsanının cûşa geldiği mübarek bir gündür. Araplar, "bayram" kelimesine iyd diyorlar, iyd, iydi'l-fıtr, iyd-i ethâ. Kurban bayramına iyd-i ethâ derler. Ramazan bayramına iydi'l-fıtr diyorlar. Bu kelime avdet kelimesi ile ilgili, oradan iştikak etmiş oradan çıkmış. Çünkü Müslümanlar, insanlar belirli zamanlarda bu günlerle tekrar tekrar karşılaşıyorlar. Her sene zaman dönüp dolaşıyor, yine oraya geliyor. Yine bir karşılaşılıyor, dönüyor, insan yine karşılaşıyor.

Yine dönüyor, yine karşılaşıyor ama bazı insanlar da karşılaşamıyor!

İlk ibreti herhalde buradan almamız lazım ki bu dünya hayatı hiçbir kula bâki değil! Allah'ın sevgili kulları da; büyük âsi, cebbâr, günahkâr, zalimler de [gidiyor]. Bu dünya kimseye kalmıyor, herkes burayı bırakıp gidiyor.

Mübarek bayramımız gününde geçen sene bu bayrama yetişip de bu arada hayatını terk etmiş, âhirete göçmüş olan ihvanımıza, kardeşlerimize, dostlarımıza, akrabamıza, cemaatimize, cemaatimize muntazaman devam etmiş olan gelmiş gitmiş olan kardeşlerimize, cümle mevtamıza Allah'tan rahmet ve mağfiret dileriz. Allahu Teâlâ hazretleri cümlesinin kabirlerini pürnûr eylesin, ruhlarını memnun ve mesrur eylesin. Biz dünyada Ramazan'ın arkasından bayram ettiğimiz gibi Rabbimiz de şu dualarımızla fazl u keremiyle büyük ikramlar ile ikram eyleyip onlara kabirlerinde bayram ettirsin.

İyd sözü; ikinci bir rivayet veya izah tarzına göre "bağış" ve "ihsan" kelimesi ile ilgili oluyor. Çünkü bir zenginin başkasına çıkartıp cömertliği cuşa gelerek verdiği şeylere avâid derler, câize derler. İkramların, hediyelerin, bağışların yapıldığı bir gün olmuş oluyor. Tabii bu bağışların bizce en önemlisi, en kıymetlisi Rabbimiz'in bize bağışıdır.

Allahu Teâlâ hazretleri geçtiğimiz gufran ayında, mübarek Ramazan ayında âcizane naçizane nice kusurlarla bilerek bilmeyerek zedeleyerek yaptığımız ibadetlerimizi kabul eylesin. Reddetmesin, yüzümüze çalmasın da onlara da fazl u kereminden gayp hazinelerinden sonsuz ikramlarla, caizelerle, hediyelerle, mukabele buyursun. Allahu Teâlâ hazretleri cümlemizi şu günde kendisinin ikramına, ihsanına, rahmetine erenlerden eylesin. Tabii o Rabbimiz'in bileceği bir şey; biz boynumuzu bükeriz, tevbe ve istiğfar ederiz, Rabbimiz'den rahmetini dileriz ama bizim kendi yapacağımız bir şey var:

Mademki bağış ve hediye günüymüş. Biz de o zaman çevremize gücümüzün yettiğince bağışımızı, ihsanımızı saçalım. Çoluğumuza çocuğumuza, akrabamıza yakınlarımıza komşularımıza elimizin yettiğine, gücümüzün yettiğine onu sevindirmek için neler yapmak gerekiyorsa onları yapmaya gayret edelim. Kesemizin ağzını açalım ki Allahu Teâlâ hazretleri;

Len tenâlü'l-birre hattâ tünfikû mimmâ tuhibbûn. "Canınız gibi sevdiğiniz, bağlandığınız, gönlünüzü çekmiş, aklınızı çelmiş olan, peşinden koşup durmuş olduğunuz çeşit çeşit maddî zenginlikler imkânlar… İşte onlardan vazgeçemedikçe onları hak yolda veremedikçe Allah için elinizden çıkartmayı göze alamadıkça birr ü takvâya nail olamazsınız."

İnsanın Müslümanlığının haslığı Allah yolunda yaptığı fedakârlığa bağlıdır ve ibret gözü ile dinimiz incelenirse Allahu Teâlâ hazretleri her şeye kâdir!

Velev şâe rabbüke le âmene men fi'l-ardı küllühüm cemiâ.

"Eğer Allahu Teâlâ hazretleri dileseydi yeryüzündeki insanların hepsi toptan eksiksiz iman ederdi!"

Kâfirin küfür içinde kalması mümkün mü?!..

Kâfirin küfrü kendisindendir.

Allahu Teâlâ hazretleri eğer isteseydi onun küfre mecali mi olurdu, inkâra mecali mi olurdu?..

Mümkün değil, o bile mümkün değil, hiçbir şey mümkün değil. Allahu Teâlâ hazretleri imtihan dünyası olarak serbest bırakmış, meşakkatleri müslümanların başına yağdırmış ki imandaki ihlâsı, salâbeti belli olsun.

Biz Allah'ın âciz kullarıyız, bizim büyük imtihanlara tahammülümüz yok. Biz o kadar aciziz ki pamuk ipliğiyle bağlıyız. Biz öyle büyük imtihanlara gelemeyiz, ama dinin ruhu içinde imtihan vardır, İslâm'ın mânasının mayasının içinde imtihan vardır. Fedakârlığı nispetinde insanın Müslümanlığı anlaşılacak, derecesi yükselecek, sevabı artacak.

"Hadi, namaza kalk bakalım…"

Talebeler bilirler. Talebe, arkadaşlarını yurtlarda uykuyu seven bir insanı sabah namazına kaldıracak: Dürtersin dürtersin uyanmaz. Başına gidersin gidersin uyanmaz… Uykuyu seviyor. Delikanlı, çocuk geç yatmış, uykusunu alamamış filan ama neticede uykuyu seviyor. Hadi kaldır bakalım. Üç defa beş defa gidersin, bir o tarafa döner bir o tarafa döner. Eğer karşısındakini biraz zayıf görürse bağırır:

"Çekil başımdan!"

Neden?

Uykudan vazgeçemiyor. Ama Allahu Teâlâ hazretleri uykuyu terk etmemizi emrediyor, uyku zamanında uykuyu terk etmemizi emrediyor. Rahat zamanında rahatı terk etmemizi emrediyor, bolluk zamanında yemememizi içmememizi emretti de yemedik içmedik. Sıcak da olsa soğuk da olsa ihtiyacımız da olsa hâlsizde düşsek gözümüz de kararsa Rabbimiz; "Yeme!" dedi.

"Başında çeşit çeşit yemekler var yesene…"

Yiyemez. Allah'tan korkan insan yiyemez çünkü Rabbimiz "Yeme!" dediği zaman yenmez.

"Hadi bakalım, cihat edin!" dediği zaman ortada ne mal kalıyor ne can kalıyor. O zaman da gitmemek olmaz.

el-Firâru yevme'z-zahfi.

Savaştan kaçmak, savaş esnasında düşmandan kaçmak veyahut cihada çağırıldığı zaman cihattan i'raz etmek, yüz döndürmek, geri kalmak da en büyük günahlardan biridir.

"Yâ Rabbi! Tam evimi yaptırmıştım, işimi yoluna koymuştum, maddî durumum da düzelmişti, keyfim de yerine gelmişti. Tam şu dünyadan kâm alacak bir durumdaydım. Sen cihadı emrettin, karşıma düşman çıktı…"

Gideceksin!

Can sevmek ile müyesser olmaz cânân

Ya bundan ümît ya tamaından kes

"Canı sevmekle sevilene ulaşılmaz, sevilenin rızasına ermek için ya candan geçeceksin ya da sevilenin rızasına ulaşmaktan ümidini kes!"

Olmaz, tembellikle, yatmakla olmaz. Para ister, fedakârlık ister; onu yapacaksın. Can ister, canı vereceksin. Çünkü can da senin değil ki! Sen canın emanetçisisin, canın emanetçisi olduğun için onu korumakla vazifelisin. Kendi kendine onu tahrip ettiğin zaman -Allah korusun- en büyük günaha girip cehenneme gidersin!

İntihar eden cehenneme gider.

Neden?

Allah'ın verdiği can emanetine hıyanet ettin, canını korumadın. Can senin değil!

Cânı cânân dilemiş vermemek olmaz ey dil

Allah, sahibi, emanetin sahibi; "Ver bakalım." dediği zaman vermemek olur mu?

O zaman verecek, imtihandır. Allahu Teâlâ hazretleri biz âciz, nâçiz, bîçare ve zayıf ümmetleri [imtihan eder].

Bizden büyükler, dedelerimiz, ecdadımız, büyüklerimiz, selef-i sâlihînimiz çok kuvvetli insanlardı. O mübareklerden bir tanesi rahle üzerinde sabırdan bahis açmış, vaaz ediyormuş da gelmiş ayağını akrep sokmuş. Sabırdan konuşurken ayağını gelmiş akrep sokmuş, gık dememiş. Dişini sıkmış, gözünden yaş damlamış ama gık dememiş.

"Aman, ayağınızı akrep soktu! Ses çıkartmadınız…" diyorlar. Diyor ki;

"Sabırdan bahsederken akrepten şikâyet etmekten Allah'tan utandım!" diyor. Onlar öyle insanlar.

Biz?!..

Biz onların arkasından gelmiş böyle insanlarız. Allahu Teâlâ hazretleri bizi onlara hayru'l-halef eylesin, o selef-i sâlihîne halef-i sâlih eylesin.

O hâlde biz de Allah celle celâlühü ve amme nevâlühû ve lâ ilâhe gayruhû hazretlerinin yolunda fedakârlık yapmayı öğreneceğiz.

Mademki Allahu Teâlâ hazretleri bayram gününde lütfunu, ihsanını, rahmetinin kapılarını açmış, deryâ-yı keremi cûşa gelmiş, müslümanları bağışlıyor, dünya ve âhiretin hayırlarını müslümanlara ihsan ediyor; o hâlde biz müslümanlar da;

Tehallekû bi-ahlâkillâh. "Allah'ın o güzel ahlâkı ile ahlâklanması lazım."

Müslümanların da Allahu Teâlâ hazretlerinin işaret ettiği tarzda olması lazım. Kesesini açacak, Allah yolunda fedakârlık yapacak. Bedenen koşturacak, malî bakımdan yardım yapacak. Müslümanları aziz edecek.

İslâm zaten aziz, müslümanlar zelil! Çalışmamışlar, müesseselerini kurmamışlar, asra intibak edememişler. Mehmet Akif'in şiirlerini alın, geçtiğimiz asrın İslâm mütefekkirlerinin konuşmalarını alın: hepsinin aklı fikri asrın ilmine müslümanların intibak etmesi! "Yahu âhiret de lazım ama şu dünyanın şu tekniğini de teknolojisini de öğrenin!" filan diye boyuna bunu söylemişler.

Bir asırdır, iki asırdır konuş konuş konuş; bu millete tesir etmemiş, hâlâ iptidai. Türkiye'yi demiyorum. İslâm sadece Türkiye'den ibaret değil ki! Birçok diyarlar var: Afrika var, Asya var, Hindistan, Pakistan, Endonezya, Malezya var… Her yerde müslümanlar zelil, her yerde mağdur, her yerde aldatılmış, ezilmiş, sömürülmüş, her yerde zulme uğratılmış! Tarih boyunca yaşadıkları ülkelerde nereye gitsen, çoğunluk oldukları ülkelerde bile- baskı altında! Azınlık olduğu ülkelerde zaten tozunu çıkartıyorlar. Halıya vurup da tozunu çıkartır gibi canını çıkartıyorlar.

Müslümanlar için bir rahat, bir tek rahat yol var: İslâm'dan vazgeçti mi, İslâm'dan ayrıldı mı rahat! Müslüman İslâm'dan vazgeçti mi rahat!

Şimdi her şey rahat! Bu zamane Müslümanlığı kolay ama Müslümanlar öyle bir hâlde ki!.. Yahu biz senden canını istemiyoruz, malının kökünü de istemiyoruz, gıdanın kesilmesini de istemiyoruz; şu fazlasından versene!

"Sen o fazlayı nereden gördün, ben onu götürüp bankaya saklayacaktım, geldin benim fazla malıma göz dikiyorsun. Paranın fazlasını nerden gördün?.."

Ne yapacaksın?

Karnın tok, evin var, imkânın yerinde; niye bunu Allah yolunda vermiyorsun?

Demek ki madem bayramda Allahu Teâlâ hazretlerinin ikramı, ihsanı cûşa geliyormuş, üstümüze saçılıyormuş, zengin fakir herkes istifade ediyormuş. Hepimiz de istiyoruz ki bize de isabet etsin!

"Ben zenginim." deyip de geri durmak isteyen var mı?

Herkes Allah'ın rahmetinden, fazlından, kereminden bol bol almak istiyor. O hâlde sen de cömert ol. Hem de gelip geçici yaz yağmuru gibi değil! Bu tarafa yağar öbür tarafa yağmaz. Şaldır şaldır biraz yağar. Ondan sonra bir geçer, yine yağmur yağdığı yağmadığı anlaşılmaz.

Devamlı ol, aşağıdaki toprağı besle, bitkiler büyüsün, ortalık yeşillensin, hayrını daimi yap! Ramazan'da müslüman ol, Ramazan'dan sonra müslümanları yakalayabilirsen aşk olsun! Hadi bakalım.

"Camiler sabaha kadar dolar taşardı, [cemaat] nerede?"

Koca camileri diyorum "Hocam, okullar tatil olunca hepsi yazlığa gidecekler. Okullar da tatil oldu, yoruldular. Yazlığa gidecekler. Orada denize girecekler. Deniz şifalıymış hocam doktorlar öyle söylüyor. Güneşin ultraviyole ışınları varmış, vücuda çok faydalıymış…"

Kömür gibi bir o tarafa bir o tarafa, ızgarada kebap yapar gibi vücutlar dönecek; vücut sıhhat kazanacak. Millet onu hiç kaçırmıyor!  Müslüman camide zor Müslüman.

Camide safı biraz aralık görünce “ben de şuraya sığayım. Kalabalık safı Allah sever, Peygamber Efendimiz tavsiye etmiş.” dediğin zaman bir sağdaki bir soldaki hışımla bakıyor ki eriyorsun.

Tamam, neme lazım en arka safta kılayım yeter ki bu kardeşim bana darılmasın diyorsun. E muhabbete ne oldu?

Müslüman camide bile müslüman değil! Zar zor müslüman! Anadan-babadan, dededen görme âdetleri zar zor yaparsa yapıyor. Tespihi çekiyoruz, duaları yapıyoruz vs.

Muhabbet yok! Caminin o cemaati ona dargın, bu cemaati buna dargın, müezzin imama dargın, iki tane üç tane imam varsa o imam o imama küskün, vaiz geldiği zaman selamlaşmaz… Müslümanlar caminin içinde böyle, dışarıda Müslümanlık yok!

Hâlbuki bir müslüman camide de müslümandır. Caminin kapısından çıktığı zaman İslâm'dan soyunulmaz ki! Bu, camideki imam cübbesi değil ki! Çıkart çengele as, insanın dışarıda imam olduğu belli olmaz. Başa takılan sarık ve kavuk değil ki dolaba koyduğun zaman kapıdan çıkarken cemaatten bir fert gibi anlaşılmasın!

Müslümanlık insanın kalbinde olacak, kalbinde olmazsa kıymeti yok, dilinde olsa kıymeti yok! Kalbinde olacak, insanın kalbine kökleşmiş, temellenmiş, yerleşmiş olacak. Kapıdan çıktığı zaman da Müslüman, ticarethanesine gittiği zaman da Müslüman, sokakta yürürken de Müslüman, otobüse bindiği zaman da Müslüman, ailesinin yanına vardığı zaman da Müslüman! Her işinde bir İslâm'ca olmak var bir de küfürce olmak var!

İki ihtimal:

Bir imanın mantığı var bir küfrün mantığı var. Bir menfaat kaygısı var bir iman endişesi var. Bir Allah'ın rızasını kazanma çalışması var bir de dünyanın sonu, ardı arkası gelmez kesilmez endişeleri, hesapları, kaygıları vs. var.

Allah bizim imanımızı hakiki iman eylesin.

Muhterem kardeşlerim!

Tirmizî'nin "hasen" hadîs-i şerîfi. Hadis alimleri incelemişler; "Bu hadîs-i şerîf sağlamdır." demişler. Başka hadîs-i şerîfler de var.

"Kim sabah namazından sonra oturur da Allahu Teâlâ hazretlerinin zikriyle, fikriyle meşgul olursa…"

Neden?

Vaktinin bir kısmını Rabbine tahsis etmeyi öğreniyor, Rabbiyle tanışmayı öğreniyor. Rabbimiz Kur'ân-ı Kerîm'de buyuruyor ki;

Ve nahnü akrabu ileyhi min habli'l-verîd. "Biz kullarımıza onların şah damarından bile daha yakınız."

İnsan bunun mânasını doğru düzgün düşündüğü zaman divane olur, ayağa dolaşır, ne yapacağını şaşırır!

Ve hüve meaküm eyne mâ küntüm.

"Ey kullar! Nerede olursanız olun, Allah sizin yanınızda!"

Nerede olursanız olun; sahilde, dağda, plajda, denizde, ovada, çarşıda, pazarda, dükkânda, insanların gördüğü yerde, görmediği yerde, her yerde… Allahu Teâlâ hazretleri hazır ve nâzır, görüyor.

Fe in lem tekün terâhü fe innehû yerâke. "Sen onu görmüyorsun o seni görüyor!"

Allahu Teâlâ hazretleri bize bu kadar yakın, sübhanallah! Biz de O'ndan fersah fersah uzak!

Ne bilmecedir ki ne acayip iştir ki Rabbimiz bize şah damarımızdan daha yakın, biz de ona Kaf dağından daha uzağız! Akıl almaz bir bilmece! O bize yakın, biz ondan uzağız.

Neden?

Tanımıyoruz ki! Tanışmıyoruz, düşünmüyoruz, bakmıyoruz ki!.. Dünya bizi aldatmış, tutturmuşuz bir yol, binmişiz bir alamete gidiyoruz kıyamete! Hepimizin işi bu! Sabah bir telaş.

Nereye, ne tarafa, hayrola?

"Memuriyete gidiyorum, mesai var, imza var. Geç kaldım mı maaş gider. Hocam, biz senin gibi aylak adam değiliz, maaş gider…"

"Peki, hadi bakalım. Sen nereye gidiyorsun?"

"Benim dükkânım var."

"Biraz ibadet etsen…"

"Hocam, bütün dükkâncılar açıyorlar. Ben geç açarsam müşterilerin hepsini onlar kaparlar, çoluk çocuk var evde para kazanacağız…"

O oraya gidiyor, herkes bir tarafa gidiyor.

Bir insanı, bir camiye biraz kapatsan baş başa yapayalnız kaldı mı ne yapacağını şaşırıyor! Sohbete alışmamış ki! Konuşmasını bilmiyor ki!

Senin ülfetten, sohbetten hiç nasibin yok mu, hiç ülfet, muhabbet bilmez misin, sohbet bilmez misin, muarefe bilmez misin?..

İşte insan onu öğrenmeli. Çünkü O bize yakın. Çünkü biz çalışırsak O'na yaklaşırız.

"Bir insan sabah namazından sonra oturursa Allah'ı zikrederse…"

Zikretmek ne demek?

Zikrin derece derece kademe kademe mertebeleri vardır. Kelime mânası "anmak, hatırlamak" demektir.

Rabbini zikrederse ne demek?

"Rabbini anarsa, yâdında tutarsa, hatırlarsa" demek.

Rabbini anmak, Rabbi hatırında olmak, Rabbinin kendisini gördüğünün idrakinde olmak, Rabbinin kendisine şah damarından daha yakın olduğunu bilmek, Rabbinin söylediği sözü duyduğunu, yaptığı işin hesabını ona vereceğini bilmek, bir gün kendisinin onun huzurunda bu dünyada işlediği her şeyden sorgu ve suale çekileceğini düşünmek… Mahkeme-i kübrâda; "Ey kulum! Sen bunu niye böyle yaptın, ey kulum niye böyle yaptın…" diye her şeyden sorgu açılacağını ve hepsine terleye terleye alnından boncuk boncuk terler şakaklarından aşağı döküle döküle çare bulmak cevap vermek zorunda olduğunu düşünmek!..

Allahu Teâlâ hazretleri o şuurda olmamızı istiyor. Müslümanların o şuurda olması lazım, alışmamışlar. O da olmayınca, o iman insanın içinde iyice yerleşmiş olmayınca o insan iyi insan olmuyor, iyi müslüman olmuyor. Onun için düşündüm taşındım:

Müslümanların toplu hâlde bulundukları yerlerde hallerine bakıyorum. Sübhanallah Peygamber Efendimiz'in sallallahu aleyhi sellem'in muvacehe-i saadetinde, şebeke-i saadetinin, türbesinin parmaklarının önünde kavga ediyor!

Kendine gel, kimin huzurundasın!

Adam farkında değil ki! Resûlullah Efendimiz'in karşısında kavga ediyor. Bari incirin çekirdeğini doldursa kavga ettiği şey!.. Beytullah'da kavga ediyor. Tavafta kavga ediyor. Tavaf namaz, namazdan daha kıymetli! Tavafta kavga ediyor.

Şuur yok! Anladım ki şuur olması lazım.

Şuur nasıl gelir?

Muhterem kardeşlerim!

Şuur insana ilm-i tasavvuf ile gelir.

Kimler? Müslümanlar.

Kimler? Arapça okumuşlar.

Kimler? Mektep medrese görmüşler.

Kimler? Arap diyarlarına gitmişler görmüşler.

Kimler? Kuran-ı Kerim’in ayetlerinden, ibaresinden anlayanlar.

Nasıl bucak bucak kaçıyorlar. Olmaz! Bu kalbin ahvalini ıslah etmeden olmaz!

Hz. Âdem aleyhisselam'ın iki tane oğlu Allahu Teâlâ hazretlerine kurban takdim ettiler:

Fe tukubbile min ehadihimâ ve lem yutekabbel mine'l-âhar.

Allah birisinden kurbanını kabul etti, ötekisininki kabul olmadı.

Neden?

İkisi de kurban takdim etti.

İnnemâ yetekabbelullâhu mine'l-müttekîn.

"Allah celle celâlüh amelleri ancak müttakî kullardan kabul eder, başkasından kabul etmez."

Boşuna uğraşma.

"Boşuna uğraşma, diyorsun hocam. Ben ibadetten mi kesileyim?.."

O da olmaz. Nereye kaçarsan kaç, nereye def olursan ol; Allah'tan nereye kaçacaksın?

Fe firrû ilallâhi. "Allah'tan Allah'a kaçacaksın!"

Eûzü bi-afvike min sehatike eûzü minke ileyke.

"Yâ Rabbi! Senden sana sığınırım. Senin azabından, ikâbından senin rahmetine sığınırım."

Allah'tan yine Allah'a sığınacağız.

"Yâ Rabbi! Bilirim ki okumuşum ki kahrın, gazabın, celalin var. Kahredersin, kavimleri kahretmişsin, helâk etmişsin. Dilersen beni de helâk edersin. Senin rahmetine sığınırım yâ Rabbi!"

Başka bir çare yoktur, kaçmakta bir fayda yoktur.

Nereye kaçacaksın?

Eyne'l-meferr. "Firar ne tarafa, ne tarafa kaçacaksın?"

Mülk, her taraf Allah'ın mülkü, nereye kaçacaksın? Cahil, nereye kaçıyorsun, Allah'tan ne diye kaçıyorsun?..

Utanmıyor musun; Allah'ın nimetlerini yiyorsun, yine ondan kaçıyorsun! Nimetini yeme, mülkünden çık!

"Mümkün değil!"

O zaman kul ol. Terbiyeni, edebini takın, o zaman verdiği nimetlere şükret!

Senin varlığın senden mi?

"Ne bileyim hocam, ben küçücük bir bebekken hiçbir şeyden haberim yokken nasıl dünyaya geldiysem gelmişim. Sonra kendimi bu hâlde buldum…"

Varlık senden değil.

Nimet?

Nimetler de senden değil. Verirse sevine sevine alıyorsun, vermediği zaman kıvrım kıvrım kıvranıyorsun; çare yok! Kimisi nimetleri bulmuyor da de ölüyor. Sana da vermese sen de ölürsün.

Nimet de senden değil varlık da senden değil!

Akıl?

Akıl da senden değil ve pamuk ipliğiyle bağlı! Rabbimiz birazcık rahmetini, tecellisini kısıverse aklın birazcık bir gitse o koca vücudun dağ gibi vücudun, pazıların, adalelerin, kilon, gücün kuvvetin beş para etmez! Seni seven yakınların, akraban, anan baban, kardeşlerin, evlatların seni gözyaşları içinde dört taraftan sararlar, ellerinden ayaklarından tutarlar, zincirlere vururlar.

Neden?

Aklı gitti. Ne yapacağı belli olmaz.

"Aman hocam, bu akıl sağlam dursun, kafanın etrafına sımsıkı bağlayalım…"

Etrafına sarık sarmakla akıl orada durmaz. Allah'ın bir lütfu, bir tecellisi; bir anda gitti mi vücut varlık, bilgi…

"Hocam, üç tane fakülte bitirmişti, ne âlim adamdı ama eskidendi. Allah bir cünun verdi, mecnun olarak dolaşıyor…"

Bir işe yaramaz!

Akıl senin değil, nimet senin değil, varlık senin değil, istikbal senin değil!

"Yarın ne yapacaksın?"

Ne bileyim, yarının sahibi Allah! Yarının sahibi de Allah bugünün sahibi de Allah, dünün sahibi de Allah! Lafı ne geveleyip duruyorsun:

Her şeyin sahibi Allah! Sen Allah'ın âciz naçiz bir kulusun. Karınca gibisin. Karıncadan biraz büyüksün ama dünyaya nispet edildiğin zaman yine küçüksün. Mikroptan biraz büyüksün ama arada bir fark yok. Sen de Allah'ın bir yaratığısın o da Allah'ın bir yaratığı. Bazen sivrisinek karşısında âciz kalıyorsun. Bazen bir küçücük mikrop karşısında âciz kalıyorsun.

Vücuda mikrop girmiş.

Nereden girdi kim bilir; ağızdan mı, burnundan mı… Koca dağ gibi adam devriliyor.

Mademki senin değil, o hâlde mülkün sahibine teslim ol! Edebi takın, edepsizliği bırak. Allahu Teâlâ hazretlerine kulluk etmeyi Ramazan'da öğrenmedin mi? Hiç kimse kimseye bakmıyor, görmedin mi? Camiler de kalabalık görmedin mi, nasıl namaz kılınıyor, görmedin mi nasıl Allah'a ibadet ediliyor, bazı şuurlu kullar Kur'an okurken nasıl ağlıyorlar, gözyaşı döküyorlar; görmedin mi? Nasıl yana yakıla Allah'a has halis ibadet eden insanlar var?..

İşte onu devam ettireceksin. Alıştığını bırakma, tuttuğunu kaçırma.

Çekmişsin, karşına bir balık gelmiş. Oltayı tam kaldırırken aman ne kadar güzel balık filan derken tekrar elinden kaçtı.

Olmaz.

Mademki Allahu Teâlâ hazretleri takvâ ehlinden kabul ediyormuş, o hâlde hepimizin takvâyı öğrenmemiz lazım mı?

Lazım. Çünkü takvâ ehlinden kabul ediyor, şartı o!

Üniversiteye girişin şartı nedir?

Lise diploması almış olmak.

Kıldığımız namazların, tuttuğumuz oruçların, verdiğimiz sadakaların, yaptığımız hayırların kabul olma şartı neymiş?

Takvâ, şartı takvâymış!

"Kabul edeceğim ama takvân var mı göster. Şahadetnameni çıkar, vesikanı ibraz et, takvân varsa şu namazını kabul edeceğim, şu orucunu kabul edeceğim, şu ibadetini kabul edeceğim. Seni lütfuma, ihsanıma erdireceğim."

Yâ eyyühellezîne âmenû kütibe aleykümü's-sıyâmu kemâ kütibe alellezîne min kabliküm. "Ey iman edenler, ey Allah'a inancı olanlar, ey böyle bocalamayıp da Allah'ın varlığını anlayıp da ona bağlanmış olan insanlar! Sizin üzerinize oruç farz kılındı, yazıldı. Vazife olarak, şerefli, şahane, nefis bir ibadet olarak sizin üstünüze boynunuza oruç yazıldı." Lealleküm tettekûn. "Ola ki oruç tutarsınız da [takvâyı öğrenirsiniz].

Bu bir ay içinde; bir değil, iki değil, üç, dört, beş değil; otuz gün çalışa çalışa mümarese yapa yapa ola ki takvâyı öğrenirsiniz.

Ey cemaat-i müslimîn!

Geçtiğimiz bir aylık Ramazan içinde takvâyı öğrendiniz mi?

İnnemâ yetekabbelüllâhu mine'l-müttekîn. "Allah sadece takvâ ehlinden kabul eder."

Takvâ ne demek?

Takvâ; "bir insanın sakınması, çekinmesi, titizlenmesi" demek.

Allah yaptığı işi düşüne taşına, sakına çekine yapan Allah'ın kahrından, azabından, mekrinden korkan [kulların ibadetini kabul eder].

Ve mekerû ve mekerallah.

Allah kulların münafıklığını edepsizliğini fâsıklığını ne yapar?

Bilir, görür. Onun edepsizliğinin durumuna göre ona muamele yapar. Zengin ve cebbar bir zalim o ceberutluğunu ve zalimliğini yaparken ilk başta ona sopanın ucunu göstermez. İlk başta sopa küt başına inse yola gelecek:

"Aman yâ Rabbi! Ben acizim, her şey senden!.."

Salıverir salıverir salıverir… O da sanır ki;

"Ben yeryüzünde her şeye kâdirim, her şeyi yaparım. Asarım, keserim…"

Sonra kafasına Allahu Teâlâ hazretlerinin hışmı bir iner, tuzla buz olur. Mühlet verir, fırsat verir, sonra müdafaaya mecal bırakmaz:

"Ben sana o kadar fırsat verdim!"

Muhterem kardeşlerim!

Firavunun kavminin hâlini Kur'ân-ı Kerîm'de okuyoruz. Rabbimiz'in rahmeti o kadar geniş ki hilmi, halimliği o kadar engin ki ben hayret ediyorum!

Musa aleyhisselam'ın kavmine azap pattadak mı gelmiş?

Hayır!

Ve lekad ehaznâ âle fir'avne bi's-sinîn.

Seneler senesi!

Bir kere ne olmuş?

Bir kere Allah Musa aleyhisselam'ı göndermiş:

"Harun aleyhisselam'la beraber git, Firavun'a git yaptığı işin doğru olmadığını anlat."

Gönderilen şahıs; "Ben tanrıyım, Mısır ahalisinin bana tapması lazım. Ben Mısır'ın ilahıyım!" diyor. Allahu Teâlâ hazretleri;

"Git ona nasihat et!" diyor.

Dilese kahreder. Bundan bize ders çıkıyor.

Muhterem kardeşlerim!

Biz Kur'ân-ı Kerîm âyetlerini paldır küldür okumayalım, mânasına nüfuz edelim. Sen de evlâdına müşfik davran, sen de komşuna müşfik davran!

Firavun tanrılık davasında bulunuyor da Allahu Teâlâ hazretleri Musa ve Harun aleyhisselam'ı onlara gönderdiği zaman buyuruyor ki;

Fe kû lâ lehû kavlen leyyinan. "Buna yumuşak yumuşak söyleyin!"

Allah; "Bre zalim, bre hain, bre Allah'tan korkmaz, utanmaz, alçak, edepsiz! Sen âciz bir kulken nasıl tanrılık iddiasında bulunursun, ben senin hakkından gelirim!.." deyin, demiyor.

Fe kû lâ lehû kavlen leyyinan. "Yumuşak söz söylesin." Leallehû yetezekkeru ev yahşâ. "Ola ki belki gerçekleri hatırlar!"

Çünkü iman insanın fıtratında vardır, mayasında vardır. Akıl, mantık, hilkat ve yaradılış insanı doğru yola götürmeye, sevk etmeye göre ayarlıdır. Belki gerçekleri hatırlar ve Allah'tan korkar:

"Ya ben ne ettim! şu dünya menfaati için Allah'ı darıltmaya değer mi, edepsizlikler yapmaya değer mi?.." diye tevbe etse azap olmayacak.

Rabbimiz Vedûd'dur, Rahîm'dir, Erhamu'r-râhimîn'dir. Kullarının doğru yola gelmesi için peygamberler göndermiştir, kitaplar, ârifler göndermiştir, nasihatler göndermiştir, insana dosttan düşmandan, oradan, buradan;

Senurîhüm âyâtinâ fi'l-âfâki ve fî enfüsihim. "Zahirî, batınî nice deliller gelir."

Allah her şahsa ayrı delil gönderir!

Sen sanki rüyalar görmedin mi?

Sen kendin kendini düşün! Hocalardan duyduğun lafları, sözleri, vaazları, nasihatleri bırak!

Allah sana sırf senin öz zat-ı şerîfin için sanki delil göndermedi mi?

Binlerce delil gönderdi. Binlerce ibretli hadiseyle karşılaştın: "İman doğruymuş." dedin de ondan sonra yine unutuyorsun! Çünkü insan rahata geldi mi unutur, sıkıntıya geldi mi Allah'ı anar; tabiatı bu. Bu alçak tabiattır!

Allah bizi alçak tabiatlardan kurtarsın, temiz tabiatlı müslümanlar eylesin. Halis müslüman, safî müslüman eylesin. Edîb, zarif müslüman, salih müslüman eylesin. Sevdiği kul eylesin.

Kendisi ihsan ediyor biz isyan ediyoruz. Ayıp yahu, çok ayıp! İnsan utanır. "Bu kadar da edepsizlik olmaz ki!" diye insan Allahu Teâlâ hazretlerine severek kulluk etmeli.

Severek kulluk etmeli!

Allah böyle mükâfatlara, ecirlere, sevaplara cümlemizi nail eylesin. Bizi has müslüman, daimî müslüman eylesin. Ateşböceği gibi bir yanıp bir sönenlerden eylemesin. Daima fener gibi sirac gibi her tarafı aydınlatıcı, devamlı nurlu eylesin, devamlı müslüman eylesin. Sevdiği işleri, amelleri yapmaya cümlemizi daima muvaffak eylesin. Zikrinde şükründe ve hüsn-ü ibadetinde bize tevfîkini refîk eylesin. Bizim üzerimizde sevmediği ne gibi hâl, ne gibi huy, ne gibi iş, ne gibi sıfat varsa bizi onlardan şu mübarek cuma sabahı, bayram sabahında pak eylesin. Bizi has, halis, safî müslüman eylesin. İmanımızı kavi eylesin. Sağlam kavi imandan sonra tereddüde, şekke, şüpheye asla düşürmesin. İman-ı kâmil ile bir abd-i sâlih olarak yaşayıp salih ameller [işlemeyi nasip etsin].

Sonunda bir gün gelip de biz de bir bayrama erişemeyeceğiz, o da muhakkak!

Cümlemize son nefesimizde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in cemalini göre göre cennetteki makamlarımızı seyrede ede dilimizde Kur'ân-ı Azimüşşan ve kelime-i şahâdet ve; Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlühû diye diye iman-ı kâmil ile can emanetini Azrail aleyhisselam'a güzel bir hâl üzere teslim etmeyi nasip eylesin. Secdelerde, namazlarda, oruçlu hâllerde, ibadethanelerinde ruhumuzu teslim etmeyi nasip eylesin. Kabrimizi cennet bahçeleri eylesin. Günahlarından dolayı kabri cehennem çukuru olanlardan eylemesin.

Kabirden kalktığımızda bizi şu camide şu bayram günü caminin içinde dışında avlusunda topladığı gibi Peygamber Efendimiz'in Livâü'l-hamd'i altında peygamberlerle, sıddîklarla, şehitlerle, salihlerle beraber haşr u cem eylesin.

İnsanların hesabı görüldüğü, sıkıntılara düştüğü, mahşer halkının diz çöküp korku ve titreştiği zamanda bizi korktuklarımızdan emin eyleyip Arş-ı Âlâ'nın gölgesinde gölgelenenlerden eylesin. Bi-gayri hisâb ve itâb ve ikâb cennetine duhul-u evvelîn ile dâhil olmayı nasip eylesin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in Havz-ı Kevser'i başında da bizi haşr u cem eylesin.

Bazı kullar günahlarından dolayı Havz-ı Kevser'e doğru gelip dururken melekler tarafından yoldan çevrilecekler, Rabbimiz bizi onlardan eylemesin. Efendimiz'in sevgisine, teveccühüne, iltifatına nail eylesin. Sünnet-i seniyyesine ittiba eyleyip Ümmet-i Muhammed'e hizmet eyleyip şehit sevapları kazanmayı nasip eylesin. Allahu Teâlâ hazretlerinin cemâlini müşahede eden has, halis, bahtiyar kulların arasına Rabbimiz bizi de ıslah eyleyip lütfuyla keremiyle dâhil eylesin.

Bi-hürmeti esmâihi'l-hüsnâ ve bi-hürmeti habîbihi'l-müctebâ Muhammedini'l-Mustafâ ve bi-hürmeti iydi'l-fıtr ve bi-hürmeti yevmi'l-cumua ve bi-hürmeti sâatilletî tüstecâbu fî hedaavâtü fî yevmi'l-cumua ve bi-hürmeti esrâr-ı sûreti'l-Fâtiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
16.04.1997 - Arafat Duası
26.05.202626 dk 16 sn
13.11 1995 - Mehmed Zahid Kotku Kabri Başında Dua
26.07.202512 dk 48 sn
28.05.1999 - Fatih Sultan Mehmed'in Kişiliği, Fetih Ruhu
28.11.202350 dk 52 sn
02.11.2000 - Ramazanın İlk Gecesinin Fazileti, Kadir Gecesi, İftar Ettirmek
28.11.202342 dk 46 sn
00.12.2000 - Orucun Önemi, Orucu Zedeleyen Şeyler, Oruçlunun Mükafatı
28.11.202322 dk 7 sn
29.12.1999 - Kul Hakkı, Deccal, Veda Haccı
28.11.202316 dk 24 sn
29.06.1985 - Bayram Kutlamaları, Ramazan Sonrası, Şevval Orucu
28.11.202332 dk 17 sn
29.05.1987 - Ramazandan Sonraki Halimiz
28.11.202358 dk 16 sn
28.12.1999 - İtikaf
28.11.202344 dk 11 sn
27.11.2000 - Ramazan Ayının Başı, Sahur Vakti, İbadet
28.11.202318 dk 20 sn
26.05.1995 - Aşure Günü, Nafile Oruçlar
05.07.202518 dk 7 sn
26.04.1990 - Ramazandan Sonra İbadetlere Dikkat, Mümin Kardeşine Memnun Etmek, Bayram, Ariflerin Özellikleri
20.03.202629 dk 12 sn
24.03.1993 - Ramazanda Kazanılan Mükafatlar, Aileye Verilen Önem, Ramazan Sonrası İbadetler
28.11.202331 dk 39 sn
22.11.1999 - Berat Kandili
02.02.202640 dk 4 sn
21.12.2000 - İtikaf, Çocuk Yetiştirme
28.11.202315 dk 25 sn
21.01.1990 - Peygamber Efendimizin Yemin Etmesi, Bayram Namazına Gitmesi, Hutbesi, Zemzemin Faziletleri, Ailenin Önemi
28.11.202323 dk 21 sn
20.06.1985 - Bayram Namazı Öncesi, Ramazandan Sonra, Şevval Orucu, İmanın Tadı, Ramazan Bayramı
28.11.202334 dk 4 sn
19.11.1989 - Mescidden Kalkarken Okunacak Dua, Peygamber Efendimizin Bayram Namazına Ailesini Getirmesi
28.11.202326 dk 55 sn
19.06.2000 - Kuran Kıraati
28.11.202316 dk 5 sn
18.04.1997 - Kurban Bayramı, Yardımlaşma, Hac Manzaraları
26.05.202630 dk 23 sn
17.12.2000 - Gece Namazı, Ramazandan Sonra Alışkanlıkların Devam Etmesi
28.11.202337 dk 27 sn
16.05.1997 - Muharrem, Aşure Gününün Önemi, Orucun Fazileti, Muharremde Neler Yapılmalı
28.11.202323 dk 24 sn
16.05.1997 - Aşure Günü
28.11.202328 dk 32 sn
16.01.1999 - Sabah Ve İkindi Namazlarının Önemi
28.11.202322 dk 14 sn
15.12.2000 - İtikaf Fazileti
28.11.202323 dk 7 sn
15.12.1999 - Müminin Güzelliği, Hikmet, Kardeşin İhtiyacını Görmek
28.11.202339 dk
15.07.1990 - Tevhid, Namaz, Zekat
28.11.202323 dk 11 sn
14.01.1999 - Kadir Gecesi
28.11.202339 dk 46 sn
13.12.2000 - Cennet Ve Oruç
28.11.202333 dk 34 sn
13.01.1999 - İslamda Kardeşlik
28.11.202335 dk 30 sn
11.01.1998 - Ramazandan Sonra Hali Muhafaza Etmek
28.11.202332 dk 53 sn
10.01.2001 - Güzel Ahlak Sahibi Olmak, Zikir
28.11.202323 dk 19 sn
07.12.2000 - Oruç Tutmak, İftar Ettirmek
28.11.202326 dk 29 sn
07.01.2000 - Ramazanın Son Günü
28.11.202331 dk 49 sn
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Peygamber Efendimiz
28.05.202627 dk 34 sn
05.07.1990 - Hac, Mazlumun Günahını Almak, Dürüst Olmak, Güvenilir Olmak, Sözünde Durmak
28.11.202316 dk 16 sn
05.04.1992 - Ramazandan Sonra, Ramazanın Mükafatı, Sünneti Seniyye
28.11.202340 dk 41 sn
05.04.1992 - Ramazandan Sonra, Ramazanın Mükafatı, Sünneti Seniyye, Ahmet Ziyaüddin Gümüşhanevi
28.11.202356 dk 20 sn
05.02.1992 - Güzel Ahlakın Önemi
28.11.202315 dk 26 sn
05.01.1998 - Ramazanda Takva Sahibi Olmak
28.11.202321 dk 56 sn
04.00.0000 - Allahın Seveceği Kullar
28.11.202343 dk 30 sn
03.12.2000 - Orucun Mükafatı, Oruç Adabı
28.11.202324 dk 7 sn
00.12.2000 - İftarı Suyla Açmak, Sahura Kalmak, Yalan Yere Yemin, Gıybet
28.11.202322 dk 34 sn
00.12.2000 - Cennetin Ramazan Ayında Süslenmesi
28.11.202335 dk 4 sn
00.00.2000 - Ramazanda Sahura Kalkmak, Hilalin Görünmesi
28.11.202314 dk 3 sn
00.00.2000 - Ramazan, İftar Ettirmek
28.11.202342 dk 4 sn
00.00.2000 - İftar Ettirmek, Oruçlunun Yanında Yemek
28.11.202316 dk 5 sn
00.00.1999 - Ramazan, Orucun Faydaları
28.11.202322 dk 2 sn
00.00.1999 - Güzel Ahlak, Münafığın Alametleri
28.11.202322 dk 13 sn
00.00.0000 - İyi Ve Kötü Huy, Toplum Ahlakı, Kullara İyilik, Kullara Kötülük
28.11.202328 dk 16 sn
26.12.2000 Ramazandan Sonrası, Allahın Adını Anarak Birşey İstemek, Münafığa Efendi Demek, İyilik
20.04.202324 dk 8 sn
27.07.1996 Peygamber Efendimizin Soyu, Peygamber Özellikleri
03.09.202547 dk 7 sn
Mahmud Esad Coşan Hocaefendinin Çeşitli Sohbetlerinden Mehmed Zahid Kotku
18.09.202029 dk 19 sn
25.10.1995 - M. Zahid Kotku Hocaefendinin Hayatı
04.06.202057 dk 9 sn
13.11.2000 - M. Zahid Kotku Hocaefendinin Özellikleri, Şemaili, Kerametleri
18.09.202028 dk 58 sn
13.11.1999 - Hak Din İslam, Sünnete Uygun Müslümanlık, Tasavvuf
04.06.202044 dk 25 sn
13.11.1994 - Alimlerin Önemi
15.07.202642 dk 34 sn
13.11.1993 - M.Zahid Kotku Hocaefendi Anma Programı
04.06.202031 dk 25 sn
13.11.1992 - M.Zahid Kotku Hocaefendi ve Teslimiyet
26.07.202539 dk 41 sn
06.11.1997 - Recebin Önemi, Tevbe Etmek, Regaip Kandili
25.12.202548 dk 16 sn
06.00.0000 - Receb, Şaban, Ramazan, Regaip Kandili, Recebin İlk Günü ve Cuma Gecesi
18.02.202143 dk 2 sn
28.09.2000 - Regaip Kandili, Receb Ayının Faziletleri
18.02.202129 dk 38 sn
14.09.1999 - Recebin İlk Cuma Gecesi
18.02.202147 dk 46 sn
13.03.1986 - Recep Ayı
25.12.202533 dk 57 sn
09.01.1992 - Recep Ayının Faziletleri, Üç aylar
18.02.202134 dk 13 sn
08.12.1994 - Regaib Kandili, Recebin Önemi, İlk Cuması
18.02.202138 dk 5 sn
25.12.1996 - Berat Kandilinin Önemi, Affedilemeyenler
25.03.202131 dk 47 sn
22.11.1999 - Berat Kandili, Duhan Suresi
06.03.202340 dk 4 sn
20.11.1988 - Berat Kandili, Sevap Kazanmak
25.03.202124 dk 33 sn
14.12.1997 - Berat Kandili, Affedilecek ve Edilmeyecek Olanlar
17.03.202238 dk 9 sn
11.03.1990 - Berat Kandilinin Önemi, İhyası ve Ramazana Hazırlık
25.03.202151 dk 41 sn
10.11.2000 - Berat Kandili
25.03.202160 dk 30 sn
10.11.2000 - Berat Kandili, Allahı Zikretmek, Tevbe Etmek
25.03.202128 dk 23 sn
04.05.1985 - Berat Kandilinin Faziletleri
25.03.202138 dk 45 sn
03.12.1998 - Berat Kandilinde Duaların Kabul Oluşu
25.03.202136 dk 53 sn
00.00.1987 - Berat Kandili, Berat Kandilini İdrak Etmek
17.03.202227 dk 37 sn
31.01.1992 - Mirac Kandilinde Oruç Tutmanın Sevabı
08.03.202118 dk 50 sn
28.04.1984 - Miraçta Peygamberimizin Yaşadıkları
08.03.202152 dk 33 sn
27.05.2000 - Mirac Gecesinde Görülenler, Faiz, Namaz
08.03.202119 dk 7 sn
26.11.1997 - Mirac Hadisesi
17.02.202337 dk 53 sn
24.10.2000 - Mirac, İsra Hadisesi, Kandili İdrak Etmek
08.03.202148 dk 26 sn
19.12.1995 - Mirac Hediyeleri
15.01.202652 dk 52 sn
19.01.1993 - Mirac Kandili
08.03.202151 dk 41 sn
15.02.1981 - Peygamberimizin İsra ve Mirac, Miraçta Gördükleri
08.03.202122 dk 2 sn
06.04.1986 - Mirac Kandilinin Önemi, İsra Hadisesi, Oruç ve Nefis Terbiyesi
06.02.202433 dk 50 sn
30.09.1990 - Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
26.09.202339 dk 52 sn
29.08.1993 - Peygamber Efendimiz, Mevlid Kandili
04.06.202035 dk 13 sn
19.09.1991 - Mevlid Kandili, Peygamberimizin Dünyaya Teşrifi
24.08.202637 dk 43 sn
15.07.1997 - Mevlid Kandili, Mekke
04.06.202058 dk 16 sn
14.11.1986 - Mevlid Kandili, Peygamberimizin Hadis Yolu Oluşu
04.06.202043 dk 32 sn
14.06.2000 - Mevlid Kandili
04.06.202018 dk 16 sn
10.10.1989 - Peygamber Sevgisi, Sünnete Uymak
04.06.202063 dk 22 sn
08.08.1995 - Mevlid Kandili
24.08.202642 dk 22 sn
25.01.1998 - Kadir Gecesi
04.06.202030 dk 36 sn
23.12.2000 - Kadir Gecesinin Önemi, Kuran-ı Kerim
04.06.202034 dk 23 sn
20.03.1993 - Kadir Gecesinin ve Ramazanın Önemi, Rahmetten Ümit Kesmemek
04.06.202041 dk 26 sn
15.06.1985 - Kadir Gecesi, Halis Niyet
04.06.202038 dk 20 sn
15.02.1996 - Kadir Gecesinin Ramazanın 27.Günü Olması
04.06.202028 dk 10 sn
14.01.1999 - Kadir Gecesinin İhyası
04.06.202040 dk 20 sn
07.07.1983 - Dua
04.06.202032 dk 20 sn
03.01.2000 - Kadir Gecesi
04.06.202050 dk 56 sn
29.05.1998 - Fetih
04.06.202050 dk 51 sn
29.05.1995 - Fatih ve Fetih Ruhu
04.06.202037 dk 2 sn
29.05.1990 - Vatan, Fatih ve Fetih
04.06.202045 dk 19 sn
28.05.1999 - Fatih Sultan Mehmet'in Çevresi,Fetih Ruhu
04.06.202047 dk 17 sn
21.01.1990 - Zemzemin Taşınması, Peygamber Efendimizin Özellikleri
04.06.202023 dk 21 sn
20.06.1985 - Bayram Kutlamaları, Ramazandaki Sevaplar, Ramazan Sonrası, Şevval Orucu
10.04.202431 dk 38 sn
09.02.1997 - Bayram Tebriği, Sadaka Vermek, Şevval Oruçları, Bayram Sonrası
31.03.202528 dk 16 sn
08.01.2000 - Bayram Tebriği, Bayramdan Sonra Oruç Tutmak
21.03.202621 dk 7 sn
06.05.1990 - Bayramda Def Çalınması, Cumaya Temiz Gitmek, Peygamber Sevgisi
04.06.202028 dk 26 sn
28.04.1996 - Kurban Bayramı, Kurban Kesmenin Fazileti
27.05.202626 dk 11 sn
18.04.1997 - Kurban Bayramı, Salatu Selam, Ziyaret Etmek, Sadaka Vermek
04.06.202027 dk 57 sn
17.04.1998 - Hac Sonrası, Büyük Mescitlerde İbadet, Avrupa Ülkeleri
02.08.202036 dk 52 sn
17.03.2000 - Kurban Bayramı, Kurban Kesmenin Fazileti
07.06.202525 dk 32 sn
05.04.1998 - Kurban Bayramı, Ziyaretleşme, Hediyeleşme
28.05.202623 dk 45 sn
01.07.1990 - Arefe Günü, Arafatta Dua, Hac, Kalb Temizliği
15.06.202430 dk 29 sn
AKRA