İlke ve Değerlerinden Ödün Vermeden
Özgür Yayın Platformu Olarak Kalsın Diye
Öğle12:58 İkindi16:11 Akşam18:49 Yatsı20:08 İmsak05:33 Güneş06:58 İşrak07:35
Hava - Hava durumuParçalı Bulutlu 20°C Nem %52
Türkçe
8 Rebi'ül-evvel 1444 4 Ekim 2022 Salı
Giriş Yap

Doğal şifa kaynakları

Özel Haber
Özel Haber
21.09.2022    |

Kur’an-ı Kerim insanın her ihtiyacına cevap verir. Kur’an-ı Kerim, sağlığa faydalı olan pek çok yiyeceğin ismini anar.

Varoluş gayeleri ve süreçleri ile ayetlere konu olan bu yiyeceklerin her geçen gün yapılan araştırmalarla yeni faydaları ortaya konur. Bu yiyecekler Allah tarafından sunulan, ibretle bakan gözlere ve gönüllerde yeni ve zengin anlamlar doğuran, kararınca tüketildiğinde hem ruhi hem bedeni sağlığa yararı dokunan besinlerdir.

Bitkilerin her birinde düşünen bir insan ve toplum için ibretler vardır. (Şuara/7-9)

İnsan ibretle yediğine bakarsa, bitkileri çıkarmak için göz göz yarılan toprağı, toprakta yetişen taneleri, iri ve saçaklı bahçeleri, meyveleri ve çayırları, bitkileri ve sebzeleri yararlanılmak üzere var edenin Allah olduğunun farkına varacaktır. (Abese, 80/24-32)

Bitkisel besinler olan yeşillikler, sebzeler, baklagiller ve meyvelerin sağlıklı yaşamda çok önemli rolleri olan lif, antioksidan, probiyotik, vitamin, mineral ve enzimleri içerdiği bilinir. Bunlar baklagiller haricinde bol miktarda su içerirler ve kalorileri oldukça düşüktür.

Uzmanlar bitkisel ağırlıklı beslenmeyi, tarım ilacı ve hormon kalıntısına maruz kalmamak için doğal ve organik tarım koşullarına yönelmeyi, meyve ve sebzeleri mevsiminde tüketmeyi tavsiye etmektedir. Doğal bitkisel besinlere ağırlık vermek kalp damar hastalıkları ve şeker hastalığı gibi kronik hastalıklara karşı da koruma sağlar.

Sağlığımız için faydalı olan bitkisel besinler Kur’an’da ne şekilde yer alır?

Yerin bitirdiği sebzeler

Kur’an’da salatalık, sarımsak, mercimek, soğan ve sebzeler “yerin bitirdiği” toprak mahsulleri olarak birlikte anılır. (Bakara 2/61) Toprakta yetişen mercimek gibi baklagiller, salatalığa benzer kabakgiller, kereviz ve pırasa gibi sebzeler, sarımsak ve soğandan bahsedilir. Toprakta yetişen sebzelerin baklagiller, soğangiller, kabakgiller gibi geniş yelpazeli bitkisel ailelerine işaret edilmesi oldukça dikkat çekicidir.

Süper besinler: Kuru baklagiller

Nohut, fasulye, mercimek, bakla, bezelye, börülce, barbunyadan oluşan baklagiller Türk mutfağında daha çok kış sofralarını süsleyen leziz yemeklerdendir. Kurutulduktan sonra uygun ortamda saklandıklarında dört mevsim hatta birkaç sene tazeliklerini koruyabilen kuru baklagiller hem bütçe hem metabolizma dostudur. Her eve kolayca giren bu gıda grubu bu yönüyle atasözlerinde önemsiz görülen şeyler için kullanılmıştır: “Bilen bilir, bilmeyen bir tutam mercimek sanır”. Kuru baklagillerin faydasını bilenler değerlendirmektedir.

Bitkisel besinler içinde lif içeriği en zengin olan baklagillerdir. Tek bir porsiyon, vücudun günlük lif ihtiyacının %50'sini karşılayabilir, bağırsak sağlığına ve sindirime fayda sağlarlar. Doymamış yağ oranı yüksek, doymuş yağ oranı düşüktür, kolesterolü dengelerler. Düşük miktarda karbonhidrat içerir, kan şekerini pirinç, patates, makarna gibi nişasta bazlı yiyeceklerden daha az yükseltirler. Soğuk olarak tüketildiklerinde yüksek dirençli nişasta içerikleriyle öne çıkar, yarar sağlarlar.

Baklagiller, bebek sağlığı için çok faydalı olan demir, folat, kalsiyum ve çinko minerallerini de içerirler. Baklagiller salatalara katıldığında, C vitamini içeren yeşilliklerle birlikte tüketildiğinde içerdikleri demirin biyolojik yararlanımı artar.

Baklagiller bulgur, pirinç, erişte gibi tahıllarla birlikte tüketildiğinde protein yapıtaşları birbirini tamamlar, zengin protein kaynağı haline gelirler. Ana yemek ve atıştırmalık tariflerinde işlevsel besinler olarak yer alırlar, kimi uzman tarafından süper besinler olarak anılırlar. Tahıllara ve yeşilliklere güzel eşlikçi oldukları gibi humus gibi mezelere, falafel gibi köftelere, kuru meyveler ve kuruyemişlerle harmanlandıkları sağlıklı atıştırmalıklara da pek yakışırlar.

Şifasını kokusunda gizleyen: Soğangiller

Soğan, sarımsak ve pırasa, bitki ailesi olarak aralarında akrabalık bulunan soğangillerdendir. Atasözlerimizde insanların türlü türlü özellikleri aynı aileden gelen soğan ve sarımsak bitkileriyle tarif edilmiştir; ‘‘Sarımsak içli dışlı, soğan yalnız başlı.’’

Peygamber Efendimiz (SAS) yemeklerde sarımsak, soğan, pırasa gibi kokulu sebzelerin kullanılmasını onaylamış, tedavi maksadıyla çiğ sarımsak yemeyi de uygun görmüştür. Allah’ın evi olan mescitlere ve camilere gidileceği zaman taze soğan, sarımsak, pırasa, turp gibi ağır kokulu sebzeleri yememeyi, ibadet etme amacıyla oraya gelenleri ağır kokuyla rahatsız etmemeyi de dostlarına öğütlemiştir. (Ebû Dâvûd, Etıme, 40, Müslim, Eşribe 31)

Anadolu irfanında doğal antibiyotik diye anılan sarımsak, 200’den fazla kimyasal bileşik içerir. İçerdiği allisin bileşeniyle bağışıklığı güçlendirici, ödem çözücü, soğuk algınlığı ve grip belirtilerini azaltıcı etkiye sahiptir. Bu bileşenden en yüksek oranda faydalanabilmek için sarımsağı çiğ halde ezerek tüketmek ve her gün bir diş sarımsak tüketmek gerekir. Yalnız sarımsağın pıhtılaşma önleyici, kan sulandırıcı etkisi ve hassas midelere dokunma ihtimali de bulunur.

Türk mutfağının lezzetli yemeklerinin vazgeçilmez unsuru soğan, soğangillerin kendi ismini taşıyan bir üyesidir. Diğer soğangiller gibi soğan da ağır kokusuyla meşhurdur ve allisin bileşeni içerir. Soğanı kesildiğinde açığa çıkan bu kokulu maddeler enzimler yardımıyla aside dönüşür ve gözleri yaşartır. Soğan ağrı kesici, iltihap kurutucu ve ateş düşürücü etkilerini de zengin bileşenlerine borçludur.