İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

02 Tevbe Ve İstiğfar

02 Tevbe Ve İstiğfar
Ramazan Makaleleri

02 Tevbe Ve İstiğfar

20.02.2026
6 dk 39 sn

Eşsiz, olgun ve engin dinimiz, bizlere hayatın boş, anlamsız ve gayesiz olmadığını ihtar ediyor. Bu konuda pek çok dinî, felsefî ve ilmî delil de bulunmaktadır. Bunlara göre insanoğlu dünyaya, denenmek ve imtihan edilmek üzere gönderilmiştir. Kim bu dünya hayatını iyi değerlendirir, ahlâka ve dinî emirlere uygun bir şekilde yaşar, diğer insanlara ve yaratıklara iyiliklerde bulunur ve yararlı olabilirse yüce Allah’ın rızasını, hoşnutluğunu kazanacak, böylece de sonsuz güzelliklere ve mutluluklara kavuşacaktır. Şu kadar var ki bu tarz yaşamak herkes için kolay olmamaktadır. Hele bugün, pek çok insanın, hatta birçok inançlı kimsenin, bu önemli konu ile ilişkisi zayıf bir durumdadır. Yaşam kavgası ve menfaat hırsı, hayatı aslî ve ulvî gayesinden saptırmıştır. Çalışma, didişme, zevkler ve üzüntüler arasında büyük çoğunluk kendi rûhî ihtiyaçlarını göremiyor. Hayatın, ölümün, sonsuzluğun mahiyeti hakkında dışardan ve kendi içinden gelen uyarıları duymuyor veya bunlar üzerinde derin düşünemiyor.

Halbuki bu çıkmaz yoldan, yararsız gidişten derhal dönmek selim aklın ve sağlam imanın ilk şartıdır. Çünkü ortada insanın hem dünyadaki hem de âhiretteki huzur ve sükûnu, kazanç ve mutluluğu bahis konusudur. Bunlar için yanlış ve eğri yolu bırakıp doğruyu bulmak gerekmektedir.

İşte bu doğru yola dönüşe, din lisanında tevbe adı veriliyor. Tevbe, herkesçe bilinen günlük konuşmalarımıza girmiş, dilimize iyice yerleşmiş bir sözcüktür. Nitekim kötü bir şeyden vazgeçmeyi kararlaştırdığımız zaman “tevbeler olsun” veya “tevbeler tevbesi, bir daha o işi yapmayacağım” diyoruz.

Değerli kitabımız ve rehberimiz Kur’an, pek çok âyetiyle bize tevbeyi emretmektedir. Mesela Tahrîm sûresi 8. âyette: “Ey iman edenler! Allah’a tevbe-i nasûh ile tevbe ediniz.” yani, çok samimi ve kesin bir dönüşle yöneliniz diye buyurmaktadır. Anlaşılıyor ki içten bir tevbe, üzerimize –tıpkı namaz ve oruç gibi hatta onlardan da önde gelen– bir borç ve ödevdir. 

Böyle kesin ve kararlı bir tevbe, çok şefkatli ve çok lütufkâr olan yüce Allah’ın sevdiği ve sevindiği bir dönüştür. Peygamber Efendimiz (sas.) ulu Allah’ın bu memnunluğunu, kızgın çölde, su ve azık yüklü bineğini elden kaçırıp ölme derecesine gelmişken birden o bineğinin yanına geldiğini gören bir yolcunun sevinmesi hâli ile kıyaslayarak anlatmıştır.

Dinî edebiyatımızda, “Tevbe sayesinde af olunmayacak günah yoktur.” sözü meşhurdur. Gerçekten de yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’inde “Bana dua ediniz, dualarınızı kabul eylerim.”109 buyurmuş. Ayrıca her türlü günahın affedilebileceğini, o halde kendisinin lütuf ve rahmetinden hiç kimsenin ümit kesmemesi gerektiğini kesinlikle belirtmiştir.

Aksine tevbeye yanaşmamak ve hatalı yolda gitmekte ısrar etmek, mesela adam öldürmek, yol kesmek, hırsızlık etmek kadar, büyük bir günah olarak belirlenmiştir. Bunun gibi tevbenin, ilerdeki bir zamana atılması, ihtiyarlığa, emekliliğe bırakılması da yanlıştır.

Tevbe, olgun ve ergin insan olma yolunun birinci basamağıdır. Bu yüzden bütün eski tasavvuf kitaplarında da ilk iş ve ön şart olarak ittifakla tevbenin zikredildiğini görmekteyiz. Çünkü tevbe, yaşam rotasını ters yönden çevirmek, iyiye, doğruya ve güzele yöneltmek demektir.

Bu temelli ve köklü tevbenin yanı sıra biraz değişik bir tür daha vardır ki buna “istiğfar etmek” denilir. İstiğfar, inanç bütünlüğü ve iyi niyete rağmen yapıverdiğimiz kusur ve günahlardan dönüşü ve bağışlanmayı dileyişi ifade eder.

Her zaman görüyoruz ki bazı beşerî zaaflarımız var. Vakit vakit bencillik ve ihtiraslarımıza kapılıyor, şeytana uyup günah işliyor, hata ve isyanda bulunuyoruz. Böyle yanılmalardan kendimizi çekip kurtarmak da dinin buyruğudur. Kendi iç dünyamızı iyi gözlemeli, ihtiraslarımıza hakim olmalı, hatalı davranışlarımız olmuşsa hemen arkasından pişmanlık duyarak bir daha o suçu işlememeye azmederek yüce Rabbimiz’den özürler dilemeli, yani istiğfar etmeliyiz.

Karşılığında, affolunmakla beraber sevap da vâdedilmiş bulunan istiğfar, büyük ve küçük, olgun ve basit her mü’min kul için gerekli ve geçerlidir. Çünkü kusursuz kul olmaz. Sevgili Peygamberimiz, bizleri davranışlarımızı kontrole, kendi hatalarımızı araştırıp bulmaya ve onlar için istiğfar etmeye teşvik buyurmuş ve “Ben bile günde yetmiş kez istiğfar etmekteyim.” demiştir.

Tevbe, istiğfar ve diğer dilekler her zaman yapılabilir. Yine de bunlar için daha elverişli bazı aylar, günler ve saatler olduğu hadislerde açıklanmıştır. Mesela kutlu Ramazan ayı, tevbe ve istiğfarların kabulü için en uygun bir zamandır. Ayrıca Kur’an âyetlerinde ve Peygamberimiz’in hadislerinde duaların dilek ve istiğfarların kabulü için gecenin sabaha yakın zamanlarının, yani seher vakitlerinin en uygun zaman olduğuna dair işaretler bulunmaktadır. Gerçekten de seher vakitlerinin ibadet yönünden ayrı bir tadı vardır. Bu saatlerde insanın, ruhunu dinlemesi, tefekküre dalması ve yüce Yaradanı’na içtenlikle yakarması daha kolaydır. Onun için Yunus Emre;

Dağlar ile taşlar ile çağırayım Mevlâm Seni

Seherlerde kuşlar ile çağırayım Mevlâm Seni. demektedir.

O halde, önümüzdeki bu fırsatları iyi değerlendirmeliyiz. Vakit geçirmeden Hakk’a, doğruluğa ve olgunluğa yönelmeli, davranışlarımızı düzeltmeli, içimizi tevbe ve istiğfarlarla temizleyip gönüllerimizi nurlandırmalıyız.        

İçsen bu sudan, bir daha, dostum; susamazsın...

Bir hâl gelir... ağlayamazsın, susamazsın

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
01 Bu Ramazan Çok Büyük Bir Fırsat
19.02.20262 dk 44 sn
03 Müslümanın En Mühim ve En Ciddi İşi
21.02.20262 dk 58 sn
04 İslamı Anla ve Yaşa
22.02.20264 dk 17 sn
05 Bazı Enterasan İbadetler
23.02.20267 dk 12 sn
06 Ramazan-ı Şerif Çalışmaları
24.02.20263 dk 17 sn
07 Ramazan Ayındaki Mühim Faaliyetler
25.02.20263 dk 50 sn
08 Tasavvuf ve Ramazan
26.02.20263 dk 43 sn
09 Oruç
27.02.20265 dk 48 sn
10 Riyazetül Beden ve Riyazetün Nefs
28.02.20265 dk 13 sn
11 Mübarek Mekke ve Medine Ramazanları
01.03.20263 dk 54 sn
12 Milletin İmanına Baskı Neden
02.03.20261 dk 43 sn
13 Ramazan Nefsin Islahı İçin Çok Mühim Bir Fırsat
03.03.20265 dk 5 sn
14 Ramazanda Aile Hayatı ve Çocuk Terbiyesi
04.03.20265 dk 6 sn
15 İslamda Sabır
05.03.20264 dk 53 sn
16 Nefis Terbiyesinin Önemi
06.03.20263 dk 43 sn
17 İçimizi Temizlemek ve Nurlandırmak
07.03.20263 dk 17 sn
18 En Mühimi
08.03.20267 dk 5 sn
19 Oruç, Perhiz Ve Beslenme
09.03.20264 dk 46 sn
20 Mekkei-i Mükerremede Ramazan Günleri
10.03.20263 dk 58 sn
21 Bizden ve Mukaddes Beldelerden Ramazan Haberleri
11.03.20263 dk 7 sn
22 İslâm’ın Mesajını İyi Kavramak
12.03.20264 dk 36 sn
23 İmanı, Ahdi, Azmi, Aşkı ve Şevki Tazelemek
13.03.20264 dk 7 sn
24 Nice Mübarek Ramazanlara, Nice Nesut Bayramlara
14.03.20266 dk 4 sn
25 Mekkede Ramazanı Şerif
15.03.20265 dk 32 sn
26 Artık Siz de Dışa Açılın
16.03.20262 dk 16 sn
27 Ramazanı Şeriften Sonra
27.03.20252 dk 31 sn
28 Ramazandan Sonraki En Mühim İşimiz
18.03.20264 dk 39 sn
29 Ramazandan Sonra Ne Olacak
19.03.20263 dk 54 sn
AKRA