İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi A

23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi A
Tasavvuf Sohbetleri

23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi A

12.07.2025
29 dk 21 sn

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm

El-Hamdülillâhi  rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Kemâyenbeğî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih.

Ve's-salâtüve's-selâmü alâ seyyidinâ ve senedinâ ve mededinâ Muhammedini'l Mustafa. Ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahûbi ihsânin ilâ yevmi'lcezâ.

Emmâba'd:

Aziz, muhterem ve sevgili kardeşlerim!

Çok kıymetli bir âlimin; EbûAbdirrahman es-Sülemî'nin -rahmetullâhi aleyh ve kaddesallâhurûhahû- yazmış olduğu çok değerli, mümtaz bir kitap olan Tabakâtu's-sûfiyye’sini okuyoruz. EbûAbdirrahman es-Sülemî tasavvuf büyüklerinin hayatlarını ve mübarek fikirlerini toplamış, böyle bir eser meydana getirmiş. Ve bu eseri çok kıymetli mısırlı bir profesör de çok güzel dipnotlar, ilaveler, açıklamalar yaparak neşre hazırlamış. Henüz Türk dilimize tercüme edilmemiş bir kaynak eser olduğu için tasavvuf konusunda en salahiyetli, en meşhur, en büyük, en kıymetli şahısların sözlerini ve fikirlerini buradan öğrenebiliriz diye bu kitabı okuyoruz.

Elhamdülillah birinci tabakayı bitirdik. Tabakât; "tabakalar" demek. Tabakâtü's-sûfiyye; "sufilerin, mutasavvıfların çağ çağ, asır asır, tabaka tabaka anlatıldığı eser" demek. Şimdi birinci tabaka bitti. İkinci tabakanın başına geldik. Bu yeni mevsime çok büyük bir mutasavvıfla giriyoruz.

Ebu'l-Kâsım el-Cüneyd, Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin terâcim-i ahvâli bu akşam başlıyor;

Tabakâtü's-sûfiyye kitabının 155. sayfasında ikinci tabakanın, ikinci devir sûfilerinin, mutasavvıfların birincisi olarak Ebu'l-Kâsımi'l-Cüneyd hazretlerine gelmiş bulunuyoruz. Onun hayatını okumaya başlayacağız

Ebu'l-Kâsım künyedir. Arapça'da isimlerin gruplarını anlatmıştık. Kişinin bir adı, bir künyesi vardır. İsmi başka, künyesi başka. İsmi Cüneyd, künyesi Ebu'l-Kâsım. Peygamber Efendimiz'in ismi Muhammed, künyesi de yine Ebu'l-Kâsım.

Başka nesi vardır?

Nisbesi vardır; yani bu adam nereye mensup, nereli?

Ebu'l-Kâsım el-Cüneyd, tamam.

El-Bağdâdî. "Bağdatlı."

İnsanların başka çeşitli lakapları olabilir. Cüneyd-i Bağdâdî'nin bir lakabı var; Seyyidü't-Tâife. Yani seyyidü'l-ârifîn demek. "Âriflerin, mutasavvıfların efendisi, en başta geleni, en yükseği" demek olur. Bunu şu bakımdan söylemişler; bütün tarikatlerin silsileleri bu zâttan geçiyor. Oradan da gelse, buradan da gelse bunun üzerinden bize doğru tarihin derinliklerinden, bu halkadan geçiyor. Yolların birleşme noktası, ana yolların kavşak noktası gibi bir şahıs, büyük bir zât.

Müellif diyor ki;

Minhüm Cüneydü'bnü Muhammedin Ebu'l-Kâsımi'l-Hazzâz.

İşte bu evliyâullahtan, salihlerden, mutasavvıflardan birisi de minhüm, "onlardandır."

El-Cüneydü'bnü Muhammed. "Muhammed oğlu Cüneyd." Demek ki babasının adı Muhammed, kendisinin adı Cüneyd imiş.

Biliyorsunuz size bir şey daha hatırlatmıştık: Arapça'da bir kelime elif lâm'lı olur, başına el gelir veya gelmez. Babası çocuğa elif lâm'lı isim koymuşsa isim elif lâm'lıdır. Elif lâmsız koymuşsa elif lâm'sızdır. Bu önemlidir. Bunu birçok kimse bilmiyor. Türkçe eser neşredenler, Arapça'dan Türkçe'ye tercüme edenler bunların çoğunu bilmiyor. Ancak çok ciddi müesseselerde, üniversitelerde, İslâm ansiklopedilerinde bunun kıymeti biliniyor, buna harfiyen riayet ediliyor; başkaları pek riayet etmiyor.

Türkçemizde de elif lâm pek kullanılmaz; biz Cüneyd-i Bağdâdî deriz. El-Cüneyd demeyiz ama el-Cüneyd ise el'in olması lazım, kullanmak lazım. Cüneyd kelime olarak "askercik" demek. Cünd asker, Cüneyd askercik demek. Arapça'da ism-i tasğir sîgası derler o sîgadandır, "askercik" mânasına geliyor.

El-Cüneyd "askercik" demek; babası öyle koymuş. Demek ki babası "İslâm'ın askerlerinden bir mücahit kul olsun." diye temenni etmiş, o ismi vermiş veya dedesi mi vermiş kim verdiyse o niyetle vermiş. "Oğlum, evladım, bu yeni bebek, İslâm yolunda hayırlı olsun, çarpışsın, cihat etsin." diye bu ismi vermiş. O da hakikaten mücahitlerin başı olmuş. Çünkü en büyük cihat, nefisle yapılan cihattır. Düşmanların en büyüğü insanın nefsidir. Bunu kimse bilmiyor. Bu devirde müslümanlar bilmiyor; biliyor, başkaları biliyor. Düşmanını Sırp, Rus, Yunan sanıyor. Halbuki insanın en büyük düşmanı şu içindeki nefsidir.

Neden?

İnsanı insan yapan da o, insanlıktan çıkaran da o. Allah'ın sevgili kulu yapan da o, şeytana uydurup cehennemlik yapan da o. En büyük düşmanı ekseriyette işi, şeytan tarafına çalışmak, "şehevât" dediğimiz şeylerle şeytan tarafını seçmek.

Nefsin nesi vardır?

Şehevâtı vardır.

Şehevât ne demek?

"Şiddetli arzular" demek. Yemek, içmek ister; keyif, eğlence ister; istirahat ister vesaire. Onların hepsi de insanın gelişmesi için düşmandır. İnsanın gelişmesi için kendisini aşması, kendisini yenmesi, kendisine hâkim olması lazım; iradesini güçlendirmesi, nefsini iradesinin emrine sokması, zabt u rabt altına alması lazım.

Men dâne nefsehû ve amile limâ ba'de'l-mevt. "Akıllı; nefsini zabt u rabt altına alan, âhiret için hazırlayandır."

Nefsine hâkim olamayan beceriksizdir, âcizdir, şaşkındır, ahmaktır; çünkü nefsini yenemiyor, o zaman o da cezalara uğrar. Evet demek ki ismini koyan babasının, dedesinin arzusu gibi mübarek olmuş. Tarihe en büyük mutasavvıflardan birisi olarak geçmiş.

Babasının adı Muhammed, kendisinin ismi Cüneyd. el-Cüneydü'bnü Muhammed. Künyesi Ebu'l-Kâsım, el-Hazzâz; Hazzaz da bir meslektir. İpekçilik, ipek koza ile meşgul olmak. Onu suda kaynatıyorlar, alıyorlar, iplik yapıyorlar, ipekli dokuyorlar.

Ve kâne ebûhü yebî'u züccâc. "Babası Muhammed cam eşyası satardı."

"Züccaciye dükkanı" diyoruz; bu kelimeyi şimdi de kullanıyoruz.

Fe li-zâlike kâne yükâlü lehû el-Kavârîriyyü. el-Kavârîriyyü iki tane "r" var onun için Cüneyd el-Kavârirî denirdi. Kavarîr; karure'nin çoğuludur. O da "billurdan, camdan yapılan eşya" demek. Babası dükkanında cam eşyası sattığı için Cüneyd'in bir nisbesi de neymiş?

Oturduğu şehirden dolayı Cüneyd-i Bağdâdî diyoruz. Mesleğinden dolayı da el-Kavârîriyyü denirmiş.

Aslühû min nehâvend. "Soyu, sopu, kökü İran'ın Nihavent şehrindendir."

Bu nihavend de okunur, aşağıda "Nehavend de okunur, nühavend de okunur. diyor. Aşağıda şöyle söylemiş:

Müsellesetü'n-nûn.

Kardeşlerimiz bunu da bilsin; müsellesetü'n-nûn. Nûn harfinin üçlüsüyle.

Ne demek?

"Nûn harfi üstün okunsa da, ötre de okunsa da, esre okunsa da olur." demek. Yani "Nehavend" de diyebilirsiniz. Zaten musikide bir makam da var; Nehavend makamı, Nihavend de diyebilirsiniz; Nühavend de deseniz yanlış değildir.

Aslı Nihavend şehrindenmiş. Bu Nihavend de Hemedan şehrine üç günlük mesafede olan bir şehirmiş. Hemedan da meşhur; İran'ın ta eski Sâsâniler zamanında çok önemli bir şehri. Hemedan'da bu kisraların sarayları ekbatan denilen yerde duvar kabartmaları, asker kabartmaları gibi sanat tarihine giren eserler var. Nihavend şehri; İslâm orduları tarafından ilk fethedilmiş yerlerden birisi. 19 hicrî yılında veya 20 hicrî yılında yani; 641 veya 642 senesinde Hz. Ömer zamanında fethedilmiş. İslâm orduları buraları fethetmişler; aslı o şehirden.

Ve mevlidühû ve menşeühû bi'l-Irak. "Mevlidi ve yetiştiği yer Irak.

Mevlidi ne demek?

Daha önceden söylemiştik; "doğduğu yer" demek. Mevlid kelimesi "doğduğu yer" manasına gelir, "doğduğu zaman" manasına gelir, bir de "doğumu" manasına gelir. Peygamber Efendimiz'in doğumu ile ilgili şiirlere de biz "mevlid şiiri" "doğum şiiri" diyoruz. Mevlid şiirlerinin en güzeli, en meşhuru bestelenmiş. Camilerde okunanı Süleyman Çelebi'ninki.

"Allah adın zikredelim evvela." diye başlayan Mevlid kitabı.

Mevlid kitabı ne demek?

Mevlidü'n-nebî; Peygamber Efendimiz'in doğumunu anlatan kitap. Ama mevlid kelimesi hem "doğumu" hem "doğduğu zaman" hem "doğduğu yer" mânasına gelir. Araplar buna ism-i zaman, ism-i mekan, mastar-ı mîmî diyorlar.

Mevlid-i bi'l-Irak. "Mevlidi yani doğduğu yer, Irak'ta idi."

Demek ki Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin aslı Nihavent'ten ama kendisi Irak'ta doğmuş.

Kezâlike semi'tü Ebe'l-Kâsimi'n-Nasrâbâziyyü yekûlü. "Ben Ebu'l-Kâsım Nasrâbazî isimli büyük alimin böyle dediğini işittim. O da böyle söylüyordu."

Yani bu bilgi onun tarafından da teyit ediliyor, "Doğru, Bağdatlıydı." demek.

Ve kâne fakîhen.

Cüneyd-i Bağdâdî nasıl bir insanmış? Fakîh bir insanmış.

Fakîh ne demek?

"Dini, fıkhın ahkâmını çok iyi bilen bir insan" demek.

Fıkıh nedir?

Fıkıh; "Bir insanın lehine ve aleyhine olan şeyleri bilmesidir." derler. Yapması gerekeni, yapmaması gerekeni bilmesi. Şunu şöyle yapsam mı yapmasam mı, doğru mu yanlış mı, sevap mı günah mı, Allah sever mi kızar mı? Bu bazı yerde kolaydır, bazı yerde incedir; insan tereddüt eder, kolay anlayamaz. O zaman gider, alimlere, müftülere sorar.

"Hocam, ben bunu nasıl yapayım? Şaşırdım." Bazen müftü de şaşırır; kolay değil. Çünkü karmaşık olur. Program basit olunca çözülür.

"Hocam, içki içsem mi içmesem mi?"

Tamam, içme. Bunu herkes bilir. Kime sorsan "İçki içme, tamam." der.

Kumar oynasam mı, oynamasam mı?

Tamam, oynama.

Peki, borsadan alışveriş yapsam hisse senedi alsam satsam caiz mi, değil mi?

Dur bakalım, borsa nedir? Borsa senedi nedir? Bu işte neler döner, aslı nedir, faslı nedir, aldığın hisse senetleri hangi fabrikanındır? O fabrika haram iş mi yapıyor, helal iş mi yapıyor? İçki satıyorsa sen onun hisse senedini aldın mı içkici bir şirketin ortağı oldun, hapı yuttun.

"Yok hocam, içki satmıyor da mermer satıyor."

Ha iyi, gel bakalım, mermer satıyorsun ama faizli iş yapıyor musun, haram iş yapıyor musun, yapmıyor musun? Haram iş yapıyorsa adam isterse mermer satsın, isterse ekmek satsın. Haram ticarî muamele yapıyorsa, sen haram ticarî iş yapan bir şirketin vebalinin ortağısın. Onun için "Ben bu borsa işlerine kısaca, yuvarlakça bakıp kaçmak istersem helal iş gören fabrikanın hisse senedini almak satmak olabilir." dersin. Ama bir de orayı tahlil et.

"Falanca güzel fabrikanın hisse senedini aldım."

Ama o fabrika nasıl çalışıyor, bankadan kredi almış mı, faiz alıyor mu, faiz veriyor mu? Bankada hissesi var mı? Kazancı öyle mi, böyle mi? O mühim. Ortak oluyorsun, kolay mı?

Senin bir arkadaşın olsa; "Gel benimle, beraber bir manifatura dükkânı açalım." dese o arkadaşınla nasıl sözleşirsin?

"Bak arkadaş, ben müslümanım, haram işleri yapmamak şartıyla seninle ortak olurum." demez misiniz? Bir fabrikaya ortak oluyorsun, ona da dikkat etmen lazım.

Sonra ayrıca ben aciz kardeşiniz bu soruyu çok sordukları için bu borsa işlerine baktım, baktım, baktım... Hisse senedi alıyor, hisse senedi satıyor, kazanıyor, kaybediyor, fırt zengin oluyor, fırt beş parasız yoksul düşüyor; onun için ben borsa oyunlarına "mega kumar" dedim.

Ben de bir kelime uydurdum; herkes uyduruyor, ben niye uydurmayayım?

Borsa nedir?

"Mega kumar."

Bana katılır mısınız bilmiyorum. Mega da bir kelime ama bu lügatte olamaz. Mega "çok büyük" demek ama ne kadar büyük demek bilemiyorum. Mega kumar; çok muazzam bir kumar.

Neden?

Bir oynuyorsun hop milyonlar, milyarlar cebine giriyor. Bir oynuyorsun fırt, uçurumun dibine gidiyorsun, beş parasız kalıyorsun. Böyle çok arkadaş gördüm; iflas etmiş, kediye bile yükleyecek sermayesi kalmamış. Hani kedi yük taşımaz ya o yüzden; "Sermayeyi kediye yükledi." derler; o kadar bile sermayesi kalmamış. Kumar gibi kullanılıyor.

Hisse senedi almak caiz, vermek caiz çünkü hisse senedi alıyorsun, satıyorsun.

Alış veriş haram mı?

Değil. Bunun da incelikleri var. İşte bu fıkıh; yani işi derinlemesine anlamak, müşkül bir sorunun tam cevabını vermek…

Çünkü "yap" dersin bir türlü, "yapma" desen caiz olan bir şeyi engellesen o da başka bir türlü.

Ne yapmamız lazım?

İşin erkekçe sözü; haram yemeyen firmaların, haramla iştigal etmeyen şirketlerin borsasında bizim olmamız lazım.

Borsa ne işe yarıyor?

Turgut Özal bunu niye memleketimize getirdi, kurdu?

"Halkın sermayesi işletmelere girsin, işletmeler kredi temin etsin, Türkiye'nin ekonomisi büyüsün." diye düşündü. Yani âtıl tasarruflar halkın sandığında, bileğinde, bileziğinde olan paralar sermaye piyasasına girsin. Evet, giriyor. O hisse senetlerini sermaye piyasasından satın aldıkça siz o şirketlere kredi sağlamış oluyorsunuz ama o şirketlerin hangisi sizin kredi sağlamanıza layık. Hangisi dost, hangisi düşman? Bu çok önemli.

Kâne fakîhen.

Cüneyd-i Bağdâdî neydi?

Fıkhı iyi bilen fakihti, alimdi. Hah işte şimdi beş yıldızı aldı.

Cüneyd-i Bağdâdî herhangi bir insan değil. Zaten sen ister kabul et ister kabul etme İslâm âlemi biliyor; Cüneydi- Bağdâdî çok büyük zât da, bir insan fıkıh biliyorsa yaşadı tamam, aferin. Çünkü mâlehû ve mâ aleyhi hangi şey lehinedir, hangi şey aleyhinedir, hangi şey sevaptır, hangi şey günahtır biliyor; o ilmi öğrenmiş.

İlimlerin en yükseği fıkıhtır, neden?

Hadisten, tefsirden, tarihten istifade eder; sonucu bulur. İşin en sonunda "yapacak mıyım, yapmayacak mıyım?" onu bilir, onu bulur, onu çözer.

Bu bakımdan en kıymetli ilim bu. Bir insan fakihse, fıkıh öğrenmişse aferin. Fakih değilse vah vah, ne yazık!

Neden?

Lehine olanı, aleyhine olanı, yapması gerekeni, yapmaması gerekeni bilemiyor; yazık!

Sen bu dünyaya niye geldin?

İmtihana geldin.

İmtihanda doğru cevap vermek esas değil mi?

Doğru cevabı bilmiyorsun. Olmadı! Fakih doğruyu biliyor.

"Bunu yapayım mı, yapmayayım mı? Doğru mu, yanlış mı?"

"Şu doğru, şu yanlış."

Aferin! Onu biliyor aferin; imtihanı kazanacak. Fakîh hayat imtihanını kazanacak, cenneti kazanacak, Allah'ın sevgili kulu olacak.

Muhterem kardeşlerim!

Bir de bizim tasavvuf dalına gelince fakih olmak daha da büyük önem kazanıyor. Çünkü tasavvuf yolu, uçsuz bucaksız bir âlemdir. Yani perde açılıyor. Karşında uçsuz bucaksız, esrarengiz, sırlarla dolu bir âlem. Tehlikelerle dolu bir yolculuk.

İnsanın seyr-i sülûku diyoruz, ne demek?

"Girdiği yolda hareketi." demek. Tasavvuf yoluna giriyor. Nereye gidiyor? Allah'ın rızasını kazanmaya, Allah'ı bilmeye, Allah'ın sevdiği kul olma hedefine doğru gidiyor. İşte bu yolun tehlikeleri var; virajları, uçurumları, yol kesicileri, haramileri var. Haramisi var; yolu kesiyor, silahı çekiyor, soyuyor, insanı öldürüyor. Yol kesici haydutları var.

"Hocam, tasavvuf yolunun haramisi, haydutu, hırsızı olduğunu ilk defa senden duyuyorum."

Haydut, alçak, âhiret yolunun haramisi; kendisi tasavvuf yoluna âşina olmadığı halde böyle bir iddia ile insanları etrafına toplayandır. Bilgisi yok, bir de "Ben sizi Allah'a erdireceğim." diye insanları etrafına topluyor. "Ben kılavuzluk yaparım; bu yolları biliyorum." diyor, bilmiyor, kendisi bilmiyor. Yalan yanlış.

Ankara'da bir çocuk, kendiliğinden tasavvuf reisi olmaya heveslenmiş. Tasavvufu Konyalı birisinden öğrenmiş; o da mehdilik ilan etmiş. İsmini söylemek lazım değil ama ismi, Mehdi'nin ismi değil. Peygamber Efendimiz Mehdi'nin ismini hadîs-i şerîfinde bildirmiş. Herif mehdilik iddiasına çıkmış; ya hasta, ya sahtekar, ya cahil. Ama alim değil, hakiki değil. Çünkü mehdilik iddia etmiş; etmeseydi ne olduğu meçhul kalacaktı. Edince cahilliği ortaya çıktı, sahtekarlığı veya hasta olduğu, kafasının üşütük olduğu ortaya çıktı

İşte senin de sahtekârlığın ortaya çıktı. "Peygamber Efendimiz ile görüşüyorum, emri oradan alıyorum." diyormuş. Yalancının tekisin sen. Seni sahtekâr, yalancı, alçak, namussuz seni!

Sen o haremlik selamlığı ne hakla kaldırırsın, alçak! Peygamber Efendimizle konuşuyorsan Peygamber Efendimiz hayatında kendisinin yapmadığı işi sana söyler mi? Sahtekârlığın ortaya çıktı. Çok akıllıymış da etrafı kandırıyormuş. Çok akıllı da olsa bir kâtil, bir cani. Polis onun ipucunu bulur, onun caniliğini ispat eder. Bak çıktı ortaya. Sen misin "Kadın erkek beraber oturalım, mahzuru yok, kardeşiz." diyen? Senin sahtekarlığın ortaya çıktı.

Neden?

Peygamber Efendimiz böyle dememiş, böyle yapmamış; ölçü o.

Kadın erkek bir araya gelirse ne olur hocam?

Bir de senin kafanda dört kadın almaya kalkarsa o buna bakar, bu ona bakar; ondan sonra işler karışır.

"İşte ben çok namusluyum, çok dürüstüm, çok akıllıyım, çok fikirliyim."

Fatıma anamızdan daha mı namuslusun, daha mı akıllısın, daha mı dürüstsün? Peygamber Efendimiz'in sahabesinden de mi daha akıllı, daha namuslu, daha dürüstsün?

Değilsin! Onların ayağının tozu olamazsın. Bak onlar böyle yapmış; sen de öyle yapacaksın. Ne olursa olsun öyle yapacaksın.

Neden?

Onlar öyle yaptıkları için. Biz Peygamberimiz'in izinden gidiyoruz. Biz kendi kendimize ortaya din koymuyoruz.

Sonra bir insanın Peygamber Efendimiz'i görmediği halde; "Peygamber Efendimiz'i görüyorum; o sözleri bana söylüyor." demesi ne kadar büyük bir yalancılıktır! İşte din yolunun haramisi karşına çıktı, sen de "Peygamber Efendimiz'i karşısında görüyormuş, onunla konuşuyormuş, emri ondan alıyormuş." diye ona kanarsan. İşte alçak seni kandırdı, seni doğru yoldan saptırdı. Al işte âhiret yolunun haramisi! Tamam mı?

Dünya yolunun haramisi insana ne zarar verir?

Dünya yolunun yol kesicisi, haramisi insana silah çeker. Eski devirde kılıcı çekiyorlarmış, okları, mızrakları çekiyorlarmış, yola çıkıyorlarmış. Şimdi kalaşnikofları, tabancaları çeker, "Dökül paraları! Eller yukarı, cepler dışarı!" der, paranı alır. Ses çıkaramazsan. "Dön arkanı, yat yere!" der, ellerini bağlar, gider. Malın gitti. Veyahut takır takır tarar, öldürür. Tanınmamak için veya zalimlikten, hunharlıktan, gaddarlıktan takır takır tarar, öldürür.

Kim kazandı; öldüren mi, öldürülen mi?

Peygamber Efendimiz; "Malı için öldürülen şehittir." diyor. Öldürülen cennetlik oldu. Öldüren derdine yansın; o cehenneme gidecek.

Demek ki dünya yolunun haramisi insana ne yapıyor?

Nihayet malını alıyor, canını da kastederse şehit ediyor.

Âhiret yolunun haramisi; insanın kafasını bozup imanını aldığından, cehennemlik ettiğinden daha fena! Onun için tasavvuf büyüğünün, tarikat büyüğünün, mutasavvıfın fakîh olması çok mühim bir sıfat.

Cüneyd-i Bağdâdî fakîhti, fıkhı bilirdi. İşte bu çok önemli çünkü daha ileride sözleri gelecek. Sağ olursak önümüzdeki hafta okuyacağız; neler söylediğini göreceksiniz.

Bu yolun tehlikeleri çoktur. Bu yol çok tatlıdır, çok keyiflidir, cazibelidir; bu yolun müşterisi çoktur.

Keramet satmaya başlayın; camiler, meydanlar müşteri dolar. Keramet satmaya kalktınız mı etrafınızda binlerce insan toplanır. Tarihte bizim Nakşibendî büyüklerinden birisi var; Muhammed Emin et-Tokâdî en-Nakşibendî hazretleri diye geçiyor. Hayatını okuyordum; elini öpmeye kalkana müthiş kızarmış, ağır da sözler söylermiş, hakaret edermiş, yaptırmazmış. Mütevazı; kendisine rağbeti, teveccüh gösterilmesini istemiyor. Allah'tan bekliyor.

"Ben kimim estağfirullah" diyor, "âcizâne, ben fakir" diyor. Kimsenin malını istemiyor, fakirlere yardım ediyor, hayır yapıyor, bir lokma bir hırkayla yetiniyor.

Günlerdir beni tesir altına aldı. Ben ne yapacağımı kara kara düşünüyorum. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hz.Ali Efendimiz'in evine gelmiş, duvarda bir örtü görmüş, geri dönmüş. Ben bunu anlatmak zorundayım, kitapta okudum:

Hz. Ali Efendimiz peşinden koşmuş; "Yâ Resûlallah! Niye geri döndün? Bizim eve doğru geliyordun, misafir olacaktın, niye geri döndün?" demiş. " "O örtüye mi kızdın? Örtü örtülmüş; ona mı kızdın?"

"Evet, onu satıp parasını fukaraya tasadduk edebilirdin." demiş.

Süs eşyası istemiyor, lüzumsuz eşya istemiyor.

Biz ne yapacağız, bizim evlerimiz ne olacak, bizim eşyalarımız ne olacak? Bosna orada, Çeçenistan şurada, Somali burada, Afrika şöyle perişan, Keşmir şöyle fakir, Bangladeş şöyle muhtaç, Cezayir şöyle perişan, Bosna Hersek şöyle ihtiyaç içinde kıvranıyor!

Bizim halimiz ne olacak?

Biz hep zenginlere çatmaya alışmışız; parası pulu var, hayır yapmıyor. Peygamber Efendimiz dört dirhemlik örtü için kızının evine gitmekten, damadının evine girmekten dönüyor, vazgeçiyor.

Kuyudan su çeke çeke, bir de el değirmeninde gıldır gıldır buğday öğüte öğüte elleri yara olmuş; Fatıma anamız almış, un yapmış, onunki de yara olmuş. Ellerini gösteriyorlar, diyorlar ki;

"Babacığım, kuyudan su çekmekten, el değirmeni çevirmekten ellerimiz yara oldu. Harpte alınan esirlerden bize bir köle versen de kuyudan su çekse, değirmeni o çevirse de rahat etsek." demişler. "Veremem kızım, veremem yâ Ali!" demiş. "Evet, elimde birkaç tane esir var ama onları satacağım, parasıyla Ashâb-ı Suffa'nın ihtiyaçlarını karşılayacağım."

Ashâb-ı Suffa kimdir?

Peygamber Efendimiz'in mescidinde yatıp kalkan ilim âşıklarıydı, garibanlardı. Kabilesini bırakmış, "Resûlullah'ı duyalım, hadislerini öğrenelim, İslâm'ı anlayalım." diye gelmiş, yeri yurdu yok, mescitte yatıp kalkıyorlar.

Bunlar mescitte yatıp kalkan 70-80 fakir, muhacir insandı. "Onların ihtiyaçlarını göreceğim, onlar aç" diye kızına:

"Tesbih çek, Allah kolaylık verir; 33 sübhânallah de, 33 elhamdülillah de, 33 Allahu Ekber de; ondan sonra kuvvet verir." diyor.

Peygamber Efendimiz'in merhametine bak, kızını sevmez mi? Kızı gelince ayağa kalkıp alnından öperdi. Çok severdi kızını, sevmez mi, Peygamber Efendimiz merhametli; seviyor ama merhameti o kadar fazla ki yoksullar şurada aç dururken buradakine ilave bir ikramda bulunmaktansa önce onların karnını doyurmayı düşünüyor. "Örtü burada duracağına satılsın da şunların karnı doysun." diye düşünüyor. Gündüz geleni yanında geceletmezdi, dağıtırdı. Gece geleni, sabaha çıkarmazdı, dağıtırdı, hemen fakirlere verirdi. Efendimiz mal biriktirmezdi. Hepimiz "Peygamber Efendimiz'in sünnetine uymak" diyoruz ya sakal sünnet ama asıl sünnet bu! Yapabilirsen asıl bunu yap. İslâm'a, müslümanlara bu sevgiyi, bu merhameti göster; işte Allah'ın sevdiği sünnet bu.

Onun için ve kâne fakîhen demek, "Bu zât-ı muhterem fakîhti." demek, çok büyük bir sıfat, çok büyük bir medih. Keşke bize de deseler."

"O adam fakîh bir adamdı." deseler, keşke size de "Fıkhı biliyor." deseler. Çok seviyorum; birkaç kardeşim var, hemen fıkhı tavsiye ediyorum. Ben böyle din yolunda olanlara "Fıkhı bilsinler." diye onu tavsiye ediyorum.

Allah-u Teâla Hazretleri cümlenizden razı olsun. Cümlenizi Peygamber Efendimiz'in sevgisine, şefaatine, iltifatına nail eylesin. Peygamber Efendimiz'in has ümmeti olmanızı nasip eylesin. Dünya ve ahiretin her türlü tehlikelerinden koruyup, dünya ve ahiretin her türlü hayırlarına erdirdiği kullarından eylesin. Firdevsi Âlâda Peygamber-i Zişan’ımıza cümlenizi komşu eylesin. Cennet nimetleriyle mütena'ım eylesin.

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
12.10.202526 dk 42 sn
11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A
10.01.202635 dk 47 sn
21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
09.11.202522 dk 55 sn
17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
11.10.202527 dk 24 sn
24.10.1992 - Seriyy es Sakati B
03.05.202623 dk 26 sn
21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî B
25.01.202625 dk 38 sn
21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî A
24.01.202632 dk 19 sn
26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
07.12.202518 dk 46 sn
26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
06.12.202538 dk 37 sn
29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
31.08.202522 dk 6 sn
19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
30.11.202524 dk 51 sn
29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
30.08.202537 dk 44 sn
19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
29.11.202530 dk 51 sn
22.06.1996 - B
09.12.201941 dk 25 sn
12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
23.11.202530 dk 52 sn
22.06.1996 - A
09.12.201938 dk 29 sn
12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
22.11.202523 dk 18 sn
15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
24.08.202529 dk 56 sn
05.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
09.12.201924 dk 11 sn
15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
23.08.202527 dk 12 sn
28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
16.11.202532 dk 42 sn
08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
17.08.202524 dk 25 sn
28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
15.11.202526 dk 32 sn
08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
16.08.202536 dk 25 sn
01.06.1996 - A
09.12.201939 dk 58 sn
21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
08.11.202526 dk 57 sn
14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
02.11.202524 dk 22 sn
10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri B
10.08.202532 dk 14 sn
14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
01.11.202525 dk 5 sn
10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri A
09.08.202521 dk 51 sn
16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi B
03.08.202529 dk 20 sn
31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
26.10.202525 dk 58 sn
16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi A
02.08.202530 dk 18 sn
31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
25.10.202521 dk 35 sn
24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
19.10.202522 dk 2 sn
30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye B
20.07.202520 dk 28 sn
30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye A
19.07.202545 dk 9 sn
24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
18.10.202523 dk 54 sn
23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi B
13.07.202518 dk 3 sn
10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
05.10.202538 dk 7 sn
10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
04.10.202535 dk 38 sn
05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B
29.06.202526 dk 53 sn
05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A
28.06.202527 dk 5 sn
03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
28.09.202532 dk 38 sn
08.07.1995 - B
09.12.201921 dk 4 sn
03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
27.09.202528 dk 56 sn
21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B
11.10.202616 dk 57 sn
08.07.1995 - A
09.12.201912 dk 10 sn
20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
21.09.202533 dk 22 sn
20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
20.09.202537 dk 26 sn
24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B
22.06.202530 dk 56 sn
13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
14.09.202524 dk 56 sn
21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A
10.10.202623 dk 51 sn
24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A
21.06.202534 dk
13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
13.09.202537 dk
10.12.1994 - B
09.12.201927 dk 22 sn
03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B
01.11.202631 dk 35 sn
06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
07.09.202523 dk 17 sn
10.12.1994 - A
09.12.201935 dk 30 sn
03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A
31.10.202630 dk 23 sn
06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
06.09.202532 dk 2 sn
05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi B
04.10.202624 dk 54 sn
27.05.1995 - B
09.12.201931 dk 18 sn
05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi A
03.10.202630 dk 24 sn
27.05.1995 - A
09.12.201925 dk 34 sn
22.10.1994 - A
09.12.201945 dk 29 sn
25.06.1994 - A
09.12.201934 dk 29 sn
15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B
25.10.202627 dk 1 sn
15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr B
27.09.202629 dk 47 sn
11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
06.09.202619 dk 11 sn
15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A
24.10.202629 dk 58 sn
15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr A
26.09.202632 dk 32 sn
11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
05.09.202632 dk 6 sn
01.04.1995 - B
09.12.201934 dk 41 sn
01.10.1994 - A
09.12.201918 dk 59 sn
07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
30.08.202624 dk 25 sn
01.04.1995 - A
09.12.201921 dk 36 sn
10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr B
20.09.202628 dk 53 sn
07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
29.08.202622 dk 50 sn
25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B
18.10.202625 dk 57 sn
10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr A
19.09.202635 dk
23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi B
23.08.202629 dk 30 sn
25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A
17.10.202620 dk 48 sn
09.07.1994 - B
09.12.201924 dk 20 sn
23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi A
22.08.202624 dk 18 sn
09.07.1994 - A
09.12.201920 dk 30 sn
16.04.1994 - B
09.12.201916 dk 56 sn
02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
13.09.202625 dk 52 sn
02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
12.09.202630 dk 42 sn
16.04.1994 - A
09.12.201928 dk 36 sn
19.03.1994 - B
09.12.201925 dk 28 sn
19.03.1994 - A
09.12.201926 dk 9 sn
11.12.1993 - B
09.12.201931 dk 53 sn
31.07.1993 - B
09.12.201928 dk 40 sn
11.12.1993 - A
09.12.201928 dk 53 sn
31.07.1993 - A
09.12.201930 dk 28 sn
04.12.1993 - B
09.12.201933 dk 7 sn
24.07.1993 - B
27.07.202531 dk 55 sn
04.12.1993 - A
09.12.201927 dk 55 sn
24.07.1993 - A
06.07.202532 dk 35 sn
27.11.1993 - B
09.12.201929 dk 21 sn
17.07.1993 - B
16.08.202626 dk 57 sn
27.11.1993 - A
09.12.201923 dk 50 sn
17.07.1993 - A
15.08.202634 dk 4 sn
20.11.1993 - B
09.12.201926 dk 59 sn
10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
09.08.202631 dk 44 sn
20.11.1993 - A
09.12.201928 dk 26 sn
10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
08.08.202629 dk 54 sn
23.10.1993 - B
09.12.201924 dk 3 sn
03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
02.08.202624 dk 58 sn
23.10.1993 - A
09.12.201924 dk 9 sn
03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
01.08.202626 dk 47 sn
07.10.1993 - B
09.12.201931 dk 12 sn
26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
26.07.202620 dk 47 sn
07.10.1993 - A
09.12.201928 dk 3 sn
26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
25.07.202629 dk 48 sn
12.06.1993 - Bayezid-i Bistami B
19.07.202619 dk 22 sn
28.08.1993 - B
09.12.201921 dk 4 sn
12.06.1993 - Bayezid-i Bistami A
18.07.202622 dk 26 sn
28.08.1993 - A
09.12.201924 dk 5 sn
15.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
12.07.202622 dk 47 sn
21.08.1993 - B
09.12.201928 dk 17 sn
15.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
11.07.202622 dk 43 sn
21.08.1993 - A
09.12.201929 dk 59 sn
08.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
05.07.202625 dk 5 sn
07.08.1993 - B
09.12.201922 dk 10 sn
08.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
04.07.202620 dk 36 sn
07.08.1993 - A
09.12.201922 dk 3 sn
01.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
28.06.202632 dk 40 sn
01.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
27.06.202628 dk 42 sn
10.04.1993 - Şakik-ı Belhi B
21.06.202619 dk 22 sn
10.04.1993 - Şakik-ı Belhi A
20.06.202627 dk 34 sn
27.03.1993 - Şakik-ı Belhi B
14.06.202626 dk 39 sn
27.03.1993 - Şakik-ı Belhi A
13.06.202624 dk 24 sn
23.01.1993 - Şakik-ı Belhi B
07.06.202627 dk 54 sn
23.01.1993 - Şakik-ı Belhi A
06.06.202635 dk 37 sn
09.01.1993 - Haris el-Muhasibi B
31.05.202625 dk 59 sn
09.01.1993 - Haris el-Muhasibi A
30.05.202632 dk 58 sn
24.12.1992 - Haris el-Muhasibi B
09.12.201922 dk 9 sn
24.12.1992 - Haris el-Muhasibi A
09.12.201921 dk 39 sn
05.12.1992 - Haris el-Muhasibi B
24.05.202623 dk 32 sn
05.12.1992 - Haris el-Muhasibi A
23.05.202631 dk 18 sn
28.11.1992 - Haris el-Muhasibi B
17.05.202623 dk 31 sn
28.11.1992 - Haris el-Muhasibi A
16.05.202623 dk 50 sn
21.11.1992 - Seriyy es Sakati B
10.05.202626 dk 10 sn
21.11.1992 - Seriyy es Sakati A
09.05.202630 dk 54 sn
01.08.1992 - Seriyy es Sakati B
12.04.202622 dk 20 sn
01.08.1992 - Seriyy es Sakati A
11.04.202621 dk 32 sn
25.07.1992 - Bişr-i Hâfî B
05.04.202628 dk 19 sn
25.07.1992 - Bişr-i Hâfî A
04.04.202627 dk 21 sn
04.07.1992 - Bişr-i Hâfî B
29.03.202631 dk 17 sn
04.07.1992 - Bişr-i Hâfî A
28.03.202629 dk 10 sn
09.05.1992 - İbrahim bin Edhem B
15.02.202631 dk 34 sn
09.05.1992 - İbrahim bin Edhem A
14.02.202646 dk 33 sn
02.05.1992 - İbrahim bin Edhem B
08.02.202628 dk 2 sn
02.05.1992 - İbrahim bin Edhem A
07.02.202625 dk 59 sn
18.04.1992 - İbrahim bin Edhem B
01.02.202632 dk 48 sn
18.04.1992 - İbrahim bin Edhem A
31.01.202627 dk 36 sn
18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B
18.01.202629 dk 4 sn
18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A
17.01.202623 dk 59 sn
11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B
11.01.202632 dk 31 sn
24.10.1992 - Seriyy es Sakati A
02.05.202629 dk 41 sn
17.10.1992 - Seriyy es Sakati B
26.04.202624 dk 46 sn
17.10.1992 - Seriyy es Sakati A
25.04.202623 dk 12 sn
10.10.1992 - Seriyy es Sakati B
19.04.202629 dk 14 sn
10.10.1992 - Seriyy es Sakati A
18.04.202624 dk 15 sn
28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî B
04.01.202643 dk 56 sn
28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî A
03.01.202633 dk 51 sn
16.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
28.12.202532 dk 40 sn
16.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
27.12.202528 dk 47 sn
09.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
21.12.202527 dk 32 sn
09.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
20.12.202529 dk 2 sn
02.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
14.12.202528 dk 15 sn
02.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
13.12.202541 dk 6 sn
AKRA