İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B

08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
Tasavvuf Sohbetleri

08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B

17.08.2025
24 dk 25 sn

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm

El-Hamdülillâhi rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Kemâ yenbeğî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih.

Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidinâ ve senedinâ ve mededinâ Muhammedini'l Mustafa. Ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi ihsânin ilâ yevmi'l cezâ.

Emmâ ba'd:

Aziz, muhterem ve sevgili kardeşlerim!

Çok kıymetli bir âlimin; Ebû Abdirrahman es-Sülemî'nin -rahmetullâhi aleyh ve kaddesallâhu rûhahû- yazmış olduğu çok değerli, mümtaz bir kitap olan Tabakâtu's-sûfiyye’sini okuyoruz. Ebû Abdirrahman es-Sülemî tasavvuf büyüklerinin hayatlarını ve mübarek fikirlerini toplamış, böyle bir eser meydana getirmiş. Ve bu eseri çok kıymetli Mısırlı bir profesör de çok güzel dipnotlar, ilaveler, açıklamalar yaparak neşre hazırlamış. Henüz Türk dilimize tercüme edilmemiş bir kaynak eser olduğu için; tasavvuf konusunda en salahiyetli, en meşhur, en büyük, en kıymetli şahısların sözlerini ve fikirlerini buradan öğrenebiliriz diye bu kitabı okuyoruz.

 

Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin söylediği mübarek sözlere gelelim. Şimdi mübareklerin hayatlarını okuyoruz, hallerini konuşuyoruz. Sözlerini de okuyacağız.

Bu mübarekler nasıl mutasavvıfmış, bu mübareklerin tasavvuf anlayışı nasılmış, bir göreceğiz. İnce sözler söylüyorlar; bunlar büyük zâtlar, tarihe geçmiş insanlar.

Semi'tü Muhammede'bne Abdillahi'bni Şâzân yekûl. Kâle'l-Cüneyd. Şu kitabın yazarı; "'Ben Şâzân oğlu Abdullah oğlu Muhammed'den, Cüneyd'in şöyle buyurduğunu duydum.' dedi." diyor.

Cüneyd-i Bağdâdi hazretleri ne buyurmuş?

el-Kurbu bi'l-vecdi cem'un ve'l-ğaybetü bi'l-beşeriyyeti tefrikatün.

Bu sözü Arabistan'da bir insan okusa bütün kelimelerini bilse bile izah etmeden anlayamaz.

el-Kurbu. "Yakınlık"

Bi'l-vecdi. "Bulmakla" olan yakınlık

Cem'un. "Beraberliktir." Ve'l-ğaybetü bi'l-beşeriyyeti. "Beşeriyet ile kaybolmak." Tefrikatün. "Tefrikadır"

İzah edilmeyince kimse bir şey anlamaz. İmam-Hatip'te okusa da, İlahiyat'ta okusa da bir şey anlamaz.

Neden?

Her mesleğin tabirleri vardır. "Terim" diyoruz; "terim" de İngilizce'den, terminolojiden geliyor, yani Batı'dan geliyor. "Tabir" diyeceğiz; her mesleğin kendine göre tabirleri vardır.

Misal otomobil ustası çırağına sesleniyor:

"Evladım kurbağacığı getir!"

Şimdi bu dereye gidecek, kurbağalı dereden bir küçük kurbağacık tutacak da ustasına vırak vırak diyen kurbağacığı mı götürecek?

Hayır.

Bu ne demek?

Kurbağacık vida sökmek için bir çeşit anahtar, "vida sökme anahtarı." "Kurbağacık" dediği o. Belki kurbağaya benzediğinden o isim verilmiş ama o meslekte "kurbağacık" demek, derede "vırak vırak" diyen hayvan demek değil. İşte bu, o mesleğin tabiridir. Yani o mesleğe ait bir şeydir.

"Kaptıkaçtı" ne demek?

Bir şeyi tuttu, ondan sonra pırr gitti. Hayır. Kaptıkaçtı bir çeşit otomobil. Adamın kaptıkaçtısı var. Yani bir otomobil tipi. İşte bu bir tabirdir.

Muhterem kardeşlerim!

Tasavvufun da tabirleri vardır. Tasavvuf eşsiz, engin, derin bir ilimdir. Kurbağacıktan, kaptıkaçtıdan anlamadığı gibi kimse ondan bir şey anlamaz.

Güneydoğu Anadolu'da bir yemek yapıyorlar. Ne diyorlar? Adı çirkin, kendi tatlı; "Kısır."

"Bir tabak kısır yedim."

Allah Allah, çocuğu olmayan bir adamı mı yiyeceğiz?

İnsan "Yamyam mı olduk?" falan der. İşte öyle değil. Kısır, bulgurdan yapılmış bir yiyecek. Her mesleğin tabirleri var.

Tasavvufta da iki hal var. Birisi, ötekisinin zıddı. Birisi cem hâli, birisi tefrika hâli. Yani Cenâb-ı Mevlâ ile bir olmak hâli bir de Cenâb-ı Mevla'dan ayrı olmak hali var. Bir olmak, ayrı olmak.

Bu nasıl bir hal?

Tatmayan, tasavvufta ilerlemeyen; Cenâb-ı Mevlâ'ya kavuşmanın zevkini, tadını bilmez. Nasıl olduğunu da bilmez. Çünkü tatmadı.

el-Kurbu bi'l-vecdi cem'un. "Cenâb-ı Mevlâ'yı hissedip onun yakınlığını duymak, cemdir." Ve'l-ğaybetü bi'l-beşeriyyeti tefrikatün. "İnsanlık ahvaline takılıp kalmak; o da tefrikadır, ayrı düşmektir."

"İnsanın beşerî sıfatları vardır. Düşünceleri, hatıraları, kalbine giren duyguları, uykusu, yorgunluğu, acıkması, istekleri vardır; bunlar beşeriyet. İnsanın insan olması dolayısıyla üzerinde bulunan haller. Bu gibi haller insanı meşgul eder. İnsanı meşgul edince de Allah'ı hissetmesine, Allah'ın huzuruna ermesine engel olur. İşte o beşerî sıfatlara takılıp kaldı mı ulaşamaz, ayrı kalır. Bunlardan kurtulursa o zaman Cenâb-ı Mevlâ'ya vasıl olmanın, Allah'a ermenin tadını hisseder." diye buyurmuş. Bu sözün mânası bu.

Buradan bize ne hisse çıkar, ne anlarız?

Bu sözün sonucunda ne yapmamız lazım?

Şu beşerî sıfatlarımızı aşabilmemiz lazım. Günlük duygular, basit duygular, hayvanlarda da olan süflî arzular vesaire… Bunları bırakabilmek lazım. Bunların üstüne, onların ötesine ulaşabilmek lazım. Onu anlarız. Onları aşmayınca Mevla'ya ermek, ona kavuşmak, o zevki tatmak, o buluşmayı hissetmek olmaz.

Niyâz-i Mısrî güzel bir ilahisinde ne diyor?

Ferhat bugün ben oldum,

Varlık dağını deldim.

Şirinime varmaya,

Her cânibim yol oldu.

Tabi bu da anlaşılması zor bir şiir.

"Ferhat dağı delmiş, Şirin'e kavuşmuş. Ben de Allah'a kavuşmak istiyorum. Benim de bir dağı delip Allah'a kavuşmam lazım."

O dağ da nedir?

Varlık. İnsanın kendi varlığı, beşeriyeti. O varlıktan geçmeyince Mevlâ'yı bulamadığını; onu delince, onu geçince bulduğunu ifade etmişler. Tabi tasavvufa geleceksin, gireceksin, tasavvufî eğitimi göreceksin, itikâflara gireceksin, halvetlere gireceksin; bunları o zaman anlayacaksın.

Semi'tü Abdelvâhide'bne Bekrin, yekûlü semi'tü Hemmâme'bne'l-Hârisi. Yekûlü semi'tü'l- Cüneyd yekûl. Müellif Bekir oğlu Abdulvahid'den duymuş; o da Haris oğlu Hemmam'dan duymuş. O da Cüneyd'in söylediğini duymuş.

Büyük şeyhlerimizden Cüneyd-i Bağdâdî Efendimiz ne buyurmuş?

Bâbu külli ilmin nefîsin celîlin bezlü'l-mechûd. Ve leyse men talebe'llâhe bi-bezli'l-mechûd kemen talebehû min tarîki'l-cûd.

Bu sözü mümkünse hepiniz aklınıza, kalbinize, defterinize yazın; unutmayın.

Cüneyd-i Bağdâdî ne buyurmuş?

Büyük evliyâ ne buyurmuş? Diyor ki:

Bâbu külli ilmin nefîsin celîlin. "Bütün yüce, nefis bilginin, ilmin kapısı"

Bezlü'l-mechûd. "Gayretini bezl etmek, sarf etmektir."

Şimdi biz bu dünyada yaşıyoruz. Her şeyi biliyor muyuz?

Bilmiyoruz.

Elektriği bilmiyoruz, elektrikçi çağırıyoruz. Demirciliği bilmiyoruz, demirci çağırıyoruz. İnşaatı bilmiyoruz, kalfa çağırıyoruz. Dikiş bilmiyoruz, terziye gidiyoruz. İlaçları bilmiyoruz, eczacıya gidiyoruz. Hastalığın tedavisini bilmiyoruz, doktora gidiyoruz... Birçok şeyi bilmiyoruz. Bazı şeyleri öğreniyoruz, bazı şeylerden mahrum kalıyoruz. Çok kıymetli manevî ilimler var. Onun için evliyâullahtan bir zât-ı muhterem şöyle buyurmuş:

"Padişahlar bizim sahip olduğumuz zevkleri bilselerdi 'Aman bunların ne kadar zevkli hayatları var, ne kadar kıymetli şeyleri var.' diye orduları ile bize hücum edip elimizden bu zevkleri almaya çalışırlardı."

Padişahların orduları var ya, falanca ülkeyi alayım, hücum! Hücum edip alıyorlar ya. "Padişahlar bizim elimizdeki zevkleri bilselerdi, o zevkleri almak için bize hücum ederlerdi. Orduları ile bize saldırırlardı" diyor.

İşte mânevî ilimlerin zevki böyledir. Manevî ilimler böyle zevklidir. O zevkleri elde etmek isteyen bir insan. Bunlar ulu, kıymetli şeylerdir.

Bunlar kimin bilgisi?

Mevlana Celâleddîn-i Rumî'nin, Yunus Emre'nin, iç dünyası, ilmi…

Yunus'un kafasında, gönlünde neler vardı… Şiirlerinde biraz bir şeyler söylemiş. Mevlana Mesnevî'sinde söylemiş. Abdulkadir Geylânî Efendimiz'in bilgisi, koca koca kitaplar yazmış. İşte bu büyük âriflerin bilgileri. Kimisi bu bilgileri kitaplara yazmış, kimisi dervişlerine öğretmiş. Öğrenen de memnun, bilen de çok kıymetli şeyleri biliyor. Çok kıymetli, çok tatlı, tadına doyum olmayan, zevki tarif edilmeyecek şeyler.

Bunları kazanmanın yolu nedir?

Bu mânevî ilimleri, mârifetullahı, zevkleri, safâları, keyifleri, mânevî rütbeleri, bilgileri kazanmanın yolu nedir?

Her nefis ilmin kapısı, elinden gelen gayreti göstermektir. Demek ki tasavvufta da ilerlemek için, manevî bilgileri, zevkleri, safaları elde edebilmek için de çok çalışmak lazım. Çalışmadan olmuyor. Çalışınca oluyor. Çok çalışmak, elinden gelen gayreti göstermek. Demek ki mürid tembellikle mânevî makâmâta çıkamaz. Buradan da anlaşılıyor.

Mü'minin mânevî makâmâtı elde etmesi, ledünnî ilimlere sahip olması nasıl olacak?

Çalışmakla olacak.

Nasıl çalışacak?

Geceleri ibadet edecek, tesbih çekecek, teheccüd namazı kılacak. Gündüzleri ibadetle, taatle meşgul olacak, büyük üstatların sohbetlerine devam edecek. Terbiyelerini isteyecek. "Beni terbiye et." diyecek.

Mürid ne demek?

"İsteyen" demek.

Neyi istiyor?

Allah'ın rızasını kazanmak istiyor, onun için gidiyor; birisine "Bana bunu öğret." diyor. İşte bunları isteyecek, yapışacak, uğraşacak.

Aziz Mahmud u Hüdâyî, Üftâde hazretlerinden bu ilimleri nasıl öğrenmiş?

Falanca zât bu ilimleri hocasından nasıl öğrenmiş?

Böyle bir gayret göstermek lazım. Göstermeden dervişlikte ilerlemek olmaz.

Hocamız'dan (Mehmed Zahid Kotku) bir hatıra nakledeyim:

Kardeşlerimizden bazıları, benim yanımda; "Yahu, mânevî bir şeyleri pek göremiyoruz." dediler. Ben de Hocaefendimiz rahmetullah aleyh'e naklettim.

"Kendilerinden şikayetlendiler. 'Bir şey göremiyoruz.' dediler, böyle konuştular." dedim.

Hocamız; "Ben ne yapayım evladım? Dervişlik vazifelerini yapmayınca olmaz." dedi.

Tesbihleri çekmezse, hocasının işaretlerini anlamazsa, tavsiyelerini tutmazsa olmaz. Onlar "Armut piş, ağzıma düş." demiş. Böyle bir atasözü var. Anlaşılan adam bir armut ağacının altına yattı, ağzını da açtı. Çıkıp da almıyor. Armut olgunlaşacak, ağzına "pat" diye düşecek, o da yiyecek. Bekle bakalım, ağzı açık havada, "Armut piş, ağzıma düş." Böyle dervişlik olmaz!

Nasıl olacak?

Gayret gösterecek, hizmet edecek. İlim, irfan öğrenecek, dua alacak, vesaire… Ondan sonra ermişlik.

Ve leyse men taleba'llâhe bi-bezli'l-mechûd kemen talebehû min tarîki'l-cûd. "Allahu Teâlâ hazretlerini elinden gelen gayreti göstererek bulmaya çalışan insan 'Allah lütfeder de verir.' diye bekleyen kimse gibi olmaz." diyor.

Verir mi Allah?

Verebilir, bilemeyiz. Allah'ın işine karışılmaz, verirse verir. Peygamber Efendimiz'i seçmiş, peygamberlerin serveri kılmış. Nice nice peygamberler var.

"Ah, o âhir zaman peygamberinin ümmeti olabilseydik!" diyorlar.

Ümmeti olmaya bile can atıyor, canları çekiyor, yalvarıyorlar. Allah, Peygamber Efendimiz'i seçmiş; kimisine verir, hikmetinden sual olmaz, verebilir. Ama "Allah verecek." diye işi, oluşunu bekleyen, gayret gösteren gibi olmaz. Gayret göstermek lazım.

Bunu kim söylüyor?

Bu işin üstadı söylüyor, Cüneyd-i Bağdâdî Efendimiz söylüyor; "Evladım, çalış!" diyor.

-Sağ olan- ihvanımızdan bir zât var. Hasib Efendimiz rahmetullah aleyh'in hocası abdest almaya çıkmış. O da elinde havlu;

"Hocamız çıksın da havluyu tutayım; elini, yüzünü kurulasın." diye bekliyor.

"Yahu, hocaefendiler, şeyh efendiler müridlere himmet edermiş." demiş. "Acaba himmet nasıl bir şey?" diye düşünmüş.

Hocaefendi de abdest almış, merdivenlerden aşağıya gelirken elleri ıslak; havluyu alacak, kurulayacak.

Demiş ki;

"Bazıları 'Şeyhim! Himmet, himmet!' derler."

"Şeyhler de der ki; 'Evlad! Hizmet, hizmet!'"

Demek ki himmete ermek için hizmet etmek lazımmış.

"Sen hizmete devam et, himmetin ne olduğunu o zaman görürsün, himmete erersin." demek istiyor.

Çalışılacak. Güzel; bu çok önemli. Çalışacağız; Allah'ın rızasını kazanmanın da çalışmakla olduğunu bileceğiz, tembel olmayacağız.

Bugünkü dersimizdeki sonuncu paragraf:

Semi'tü Ebe'l-Fethi, Yûsufe'bne Umera'z-zâhide, bi-Bağdâde yekûlü; semi'tü Ca'fera'bne Muhammedi'bni Nusayrin yekûlü; semi'tü Cüneyde yekûl. Müellif; "Zahid Ömer oğlu Yusuf Ebu'l-Feth'ten duydum." diyor.

"Bağdat'ta duydum. O da Nusayr oğlu Muhammed oğlu Cafer'den duymuş, o da Cüneyd'den duymuş ki, Cüneyd-i Bağdâdî şöyle buyurmuş:"

İnna'llâhe teâlâ yahlusü ile'l-kulûbi min-birrihî hasbemâ halüseti'l-kulûbü bihî ileyhi min-zikrihî. Fe'nzur mâzâ hâleta kalbek. "Allahu Teâlâ hazretleri lütf u ihsânından kullarının gönüllerine ikramlarını, kalplerin Allah'a yönelip zikretmelerine göre verir. Himmetlerine, zikirlerine göre verir."

Gönüllerin, kalplerin Allah'ın zikri konusunda, Allah'a güzel zikirle yaklaşma konusundaki davranışlarına göre -Allah da o gönüllere- füyuzâtı öyle verir.

Kısacası "Zikri güzel yaparsan Allah'tan feyzi çok alırsın. Bu feyz, zikrin güzelliğine göre gelir." demek.

Bu sözün kısacası, dobra dobrası, kaba Türkçesi böyle:

"Allahu Teâlâ hazretleri kulların gönüllerine onun zikri nasılsa onun hesabına göre, o miktarda iyilik ve ihsanından verir."

"Senin Allah'ı zikrin nasıl, sen nasıl zikrediyorsun kardeşim?"

"Hocam elime tesbihi alıyorum. Bir taraftan televizyon seyrediyorum, bir taraftan etrafı seyrediyorum. Elimde şıkır şıkır, tıkır tıkır çekiyorum!"

Böyle zikir olmadı! Sen kendini veremedin, aklın başka yerde. Dilin zikrediyor ama aklın başka yerde, gönlün Allah'ı zikretmiyor, gönlünle tam yönelmemişsin. Zikri sakin bir yerde yapacaksın.

Neden?

"Aklın başka şeye takılmasın." diye.

Mümkünse karanlık bir yerde yapacaksın.

Neden?

"Etrafındaki ışıklardan, renklerden aklın dağılmasın." diye, konsantre olmak için, temerküz edebilmek için, tefekkürünün derlenip toplanabilmesi için aklının kendisini oyalayacak her şeyden sıyrılması lazım. O sıyrılma olmadan zikir yapılınca buna "gafletle zikir" derler.

Gafilâne zikretmek... Oradan bir şey olmaz. Veya çok az bir şey olur. Ya hiç olmaz ya çok az olur.

Ama ârifâne zikir olursa, kendisini vererek olursa olur.

Adam ağlıyor...

"Allah Allah, ben buna vurmadım, kötü bir söz söylemedim, şimdi bu adam camide karşımda niye ağlıyor?"

Sen karışma onun işine, sen onu anlayamazsın; o içinden Allah'ı tefekkür ediyordu. Ne güzel duygular düşündüğü için gözü yaşlandı; gözü ondan ağlıyor. İnsan her zaman acıdan ağlamaz ki. Ne güzel duygulardan ne güzel ağlamalar vardır.

Demek ki zikrin kalitesine, kıymetine, derinliğine göre, şuurunun güzelliğine göre Allah da gönlüne neler ikram ederse eder. İyiyse iyi.

Zikir gafil gafil olursa gafil müridin gönlüne de tecelli olmaz.

Fe'nzur mâzâ hâleta kalbek. "Bak bakalım senin kalbine neler karışmış?"

Kalbini neler karmakarış etmiş, meşgul etmiş. "Ona bak" diyor.

Bu zamane insanlarının kalplerini neler meşgul ediyor?

Eğlenceyi nerede yapsak?

"Fenerbahçe Galatasaray'ı 2-1 yendi. Mesut Yılmaz reisicumhura vazifeyi iade etti, ötekisi görevi aldı. Enflasyonun miktarı şuymuş, ihracat azalmış, ithalat çoğalmış, gümrük birliğinden şöyle olmuşuz. Acaba bu akşam eğlenceyi nerede yapsak? Emirgân korusuna mı gitsek, Çamlıca tepesine mi çıksak? Yar bana bir eğlence, yar bana bir eğlence!

Herkesin aklı, fikri, kalbi, dünyevî şeylerle, boş şeylerle meşgul. Allah ile meşgul değil ki Allah'ı düşünmüyor ki Allah'ı zikretmiyor ki Allah'ın lütfu kendisine gelsin.

Allah'tan gayrı her şeyle meşgul.

İnsanların kafaları nelerle meşgul?

Kadıköy'de, altı yoldan Kadıköy Vapur İskelesi'ne kadar anket yap bakalım. İnsanları durdur; "Anket yapıyorum, Hocamız söyledi." de.

"Anket yapıyorum, kalbinde ne var, ne düşünüyorsun? En çok düşündüğün şey ne?" diye sor.

Kimisi içkide, kimisi kumarda, kimisi şunda, kimisi bunda…

Bak kalpler nelerle meşgul? Mâsivallah ile Allah'tan gayrı her şeyle meşgul.

Allah'ı düşünmüyor, Allah'ı hatırlamıyor, Allah'ı anmıyor.

Yüce, nefis ilimleri düşünmüyor, aramıyor.

Allahu Teâlâ hazretleri cümlemizi nevm-i gafletten ikaz eylesin. Bizi gafil etmesin, cahil eylemesin. Kıymetli şeylerin kıymetini bilmeyi nasip eylesin. Kıymetli şeylerin başında mârifetullah yani Allah'ı bilmek gelir. Onun kıymetini bilmiyorsa kimseye anlatamazsın.

Ya bu adam Söğütlüçeşme camiinden çıkmış. Akşamla yatsının arasında neler konuşmuş?

Anlamayan anlamaz, kıymetini bilmeyen bilmez, dinlediği halde önemsemez.

"Ya, bu benim karnımı doyurmuyor!" der.

Bu senin karnını da doyurur, dünyanı da gülistan eder, âhiretini de mamur eder, cennete de erdirir, her işini de güzel bir noktaya getirir ama işte insan anlayabilse...

Allahu Teâlâ hazretleri cümlemizi gaflet uykusundan uyandırsın, ârif kul eylesin. Hakkı hak olarak görenlerden eylesin. Hakka uymayı nasip eylesin. Batılı batıl olarak görüp ondan uzak durmayı nasip eylesin. Ömrümüzü hayırlı, verimli şekilde geçirmeyi nasip eylesin. Zamanımızı boşa harcamamayı nasip eylesin. Ümmet-i Muhammed'e, kendimize, dünyamıza, âhiretimize faydalı işler yaparak verimli, hayırlı, uğurlu, sevimli bir ömür geçirmeyi nasip eylesin.

Uzun ömür nasip eylesin. Hani ummira tavîlen "Uzun ömürle yaşadı." dediği gibi hayırlı, uzun ömürler versin.

Ölümümüzü de hayırlı eylesin. Hüsn ü hâtimelerle Allah'ın sevdiği kul olarak huzuruna varmayı nasip eylesin. Cenneti ile cemali ile cümlenizi, cümlemizi müşerref eylesin.

Allah-u Teâla Hazretleri cümlenizden razı olsun. Cümlenizi Peygamber Efendimiz'in sevgisine, şefaatine, iltifatına nail eylesin. Peygamber Efendimiz'in has ümmeti olmanızı nasip eylesin. Dünya ve ahiretin her türlü tehlikelerinden koruyup, dünya ve ahiretin her türlü hayırlarına erdirdiği kullarından eylesin. Firdevsi Âlâda Peygamber-i Zişan’ımıza cümlenizi komşu eylesin. Cennet nimetleriyle mütena'ım eylesin.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
12.10.202526 dk 42 sn
11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A
10.01.202635 dk 47 sn
21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
09.11.202522 dk 55 sn
17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
11.10.202527 dk 24 sn
24.10.1992 - Seriyy es Sakati B
03.05.202623 dk 26 sn
21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî B
25.01.202625 dk 38 sn
21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî A
24.01.202632 dk 19 sn
26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
07.12.202518 dk 46 sn
26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
06.12.202538 dk 37 sn
29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
31.08.202522 dk 6 sn
19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
30.11.202524 dk 51 sn
29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
30.08.202537 dk 44 sn
19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
29.11.202530 dk 51 sn
22.06.1996 - B
09.12.201941 dk 25 sn
12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
23.11.202530 dk 52 sn
22.06.1996 - A
09.12.201938 dk 29 sn
12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
22.11.202523 dk 18 sn
15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
24.08.202529 dk 56 sn
05.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
09.12.201924 dk 11 sn
15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
23.08.202527 dk 12 sn
28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
16.11.202532 dk 42 sn
28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
15.11.202526 dk 32 sn
08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
16.08.202536 dk 25 sn
01.06.1996 - A
09.12.201939 dk 58 sn
21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
08.11.202526 dk 57 sn
14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
02.11.202524 dk 22 sn
10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri B
10.08.202532 dk 14 sn
14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
01.11.202525 dk 5 sn
10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri A
09.08.202521 dk 51 sn
16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi B
03.08.202529 dk 20 sn
31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
26.10.202525 dk 58 sn
16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi A
02.08.202530 dk 18 sn
31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
25.10.202521 dk 35 sn
24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
19.10.202522 dk 2 sn
30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye B
20.07.202520 dk 28 sn
30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye A
19.07.202545 dk 9 sn
24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
18.10.202523 dk 54 sn
23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi B
13.07.202518 dk 3 sn
10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
05.10.202538 dk 7 sn
23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi A
12.07.202529 dk 21 sn
10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
04.10.202535 dk 38 sn
05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B
29.06.202526 dk 53 sn
05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A
28.06.202527 dk 5 sn
03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
28.09.202532 dk 38 sn
08.07.1995 - B
09.12.201921 dk 4 sn
03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
27.09.202528 dk 56 sn
21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B
11.10.202616 dk 57 sn
08.07.1995 - A
09.12.201912 dk 10 sn
20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
21.09.202533 dk 22 sn
20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
20.09.202537 dk 26 sn
24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B
22.06.202530 dk 56 sn
13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
14.09.202524 dk 56 sn
21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A
10.10.202623 dk 51 sn
24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A
21.06.202534 dk
13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
13.09.202537 dk
10.12.1994 - B
09.12.201927 dk 22 sn
03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B
01.11.202631 dk 35 sn
06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
07.09.202523 dk 17 sn
10.12.1994 - A
09.12.201935 dk 30 sn
03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A
31.10.202630 dk 23 sn
06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
06.09.202532 dk 2 sn
05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi B
04.10.202624 dk 54 sn
27.05.1995 - B
09.12.201931 dk 18 sn
05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi A
03.10.202630 dk 24 sn
27.05.1995 - A
09.12.201925 dk 34 sn
22.10.1994 - A
09.12.201945 dk 29 sn
25.06.1994 - A
09.12.201934 dk 29 sn
15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B
25.10.202627 dk 1 sn
15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr B
27.09.202629 dk 47 sn
11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
06.09.202619 dk 11 sn
15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A
24.10.202629 dk 58 sn
15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr A
26.09.202632 dk 32 sn
11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
05.09.202632 dk 6 sn
01.04.1995 - B
09.12.201934 dk 41 sn
01.10.1994 - A
09.12.201918 dk 59 sn
07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
30.08.202624 dk 25 sn
01.04.1995 - A
09.12.201921 dk 36 sn
10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr B
20.09.202628 dk 53 sn
07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
29.08.202622 dk 50 sn
25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B
18.10.202625 dk 57 sn
10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr A
19.09.202635 dk
23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi B
23.08.202629 dk 30 sn
25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A
17.10.202620 dk 48 sn
09.07.1994 - B
09.12.201924 dk 20 sn
23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi A
22.08.202624 dk 18 sn
09.07.1994 - A
09.12.201920 dk 30 sn
16.04.1994 - B
09.12.201916 dk 56 sn
02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
13.09.202625 dk 52 sn
02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
12.09.202630 dk 42 sn
16.04.1994 - A
09.12.201928 dk 36 sn
19.03.1994 - B
09.12.201925 dk 28 sn
19.03.1994 - A
09.12.201926 dk 9 sn
11.12.1993 - B
09.12.201931 dk 53 sn
31.07.1993 - B
09.12.201928 dk 40 sn
11.12.1993 - A
09.12.201928 dk 53 sn
31.07.1993 - A
09.12.201930 dk 28 sn
04.12.1993 - B
09.12.201933 dk 7 sn
24.07.1993 - B
27.07.202531 dk 55 sn
04.12.1993 - A
09.12.201927 dk 55 sn
24.07.1993 - A
06.07.202532 dk 35 sn
27.11.1993 - B
09.12.201929 dk 21 sn
17.07.1993 - B
16.08.202626 dk 57 sn
27.11.1993 - A
09.12.201923 dk 50 sn
17.07.1993 - A
15.08.202634 dk 4 sn
20.11.1993 - B
09.12.201926 dk 59 sn
10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
09.08.202631 dk 44 sn
20.11.1993 - A
09.12.201928 dk 26 sn
10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
08.08.202629 dk 54 sn
23.10.1993 - B
09.12.201924 dk 3 sn
03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
02.08.202624 dk 58 sn
23.10.1993 - A
09.12.201924 dk 9 sn
03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
01.08.202626 dk 47 sn
07.10.1993 - B
09.12.201931 dk 12 sn
26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
26.07.202620 dk 47 sn
07.10.1993 - A
09.12.201928 dk 3 sn
26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
25.07.202629 dk 48 sn
12.06.1993 - Bayezid-i Bistami B
19.07.202619 dk 22 sn
28.08.1993 - B
09.12.201921 dk 4 sn
12.06.1993 - Bayezid-i Bistami A
18.07.202622 dk 26 sn
28.08.1993 - A
09.12.201924 dk 5 sn
15.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
12.07.202622 dk 47 sn
21.08.1993 - B
09.12.201928 dk 17 sn
15.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
11.07.202622 dk 43 sn
21.08.1993 - A
09.12.201929 dk 59 sn
08.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
05.07.202625 dk 5 sn
07.08.1993 - B
09.12.201922 dk 10 sn
08.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
04.07.202620 dk 36 sn
07.08.1993 - A
09.12.201922 dk 3 sn
01.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
28.06.202632 dk 40 sn
01.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
27.06.202628 dk 42 sn
10.04.1993 - Şakik-ı Belhi B
21.06.202619 dk 22 sn
10.04.1993 - Şakik-ı Belhi A
20.06.202627 dk 34 sn
27.03.1993 - Şakik-ı Belhi B
14.06.202626 dk 39 sn
27.03.1993 - Şakik-ı Belhi A
13.06.202624 dk 24 sn
23.01.1993 - Şakik-ı Belhi B
07.06.202627 dk 54 sn
23.01.1993 - Şakik-ı Belhi A
06.06.202635 dk 37 sn
09.01.1993 - Haris el-Muhasibi B
31.05.202625 dk 59 sn
09.01.1993 - Haris el-Muhasibi A
30.05.202632 dk 58 sn
24.12.1992 - Haris el-Muhasibi B
09.12.201922 dk 9 sn
24.12.1992 - Haris el-Muhasibi A
09.12.201921 dk 39 sn
05.12.1992 - Haris el-Muhasibi B
24.05.202623 dk 32 sn
05.12.1992 - Haris el-Muhasibi A
23.05.202631 dk 18 sn
28.11.1992 - Haris el-Muhasibi B
17.05.202623 dk 31 sn
28.11.1992 - Haris el-Muhasibi A
16.05.202623 dk 50 sn
21.11.1992 - Seriyy es Sakati B
10.05.202626 dk 10 sn
21.11.1992 - Seriyy es Sakati A
09.05.202630 dk 54 sn
01.08.1992 - Seriyy es Sakati B
12.04.202622 dk 20 sn
01.08.1992 - Seriyy es Sakati A
11.04.202621 dk 32 sn
25.07.1992 - Bişr-i Hâfî B
05.04.202628 dk 19 sn
25.07.1992 - Bişr-i Hâfî A
04.04.202627 dk 21 sn
04.07.1992 - Bişr-i Hâfî B
29.03.202631 dk 17 sn
04.07.1992 - Bişr-i Hâfî A
28.03.202629 dk 10 sn
09.05.1992 - İbrahim bin Edhem B
15.02.202631 dk 34 sn
09.05.1992 - İbrahim bin Edhem A
14.02.202646 dk 33 sn
02.05.1992 - İbrahim bin Edhem B
08.02.202628 dk 2 sn
02.05.1992 - İbrahim bin Edhem A
07.02.202625 dk 59 sn
18.04.1992 - İbrahim bin Edhem B
01.02.202632 dk 48 sn
18.04.1992 - İbrahim bin Edhem A
31.01.202627 dk 36 sn
18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B
18.01.202629 dk 4 sn
18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A
17.01.202623 dk 59 sn
11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B
11.01.202632 dk 31 sn
24.10.1992 - Seriyy es Sakati A
02.05.202629 dk 41 sn
17.10.1992 - Seriyy es Sakati B
26.04.202624 dk 46 sn
17.10.1992 - Seriyy es Sakati A
25.04.202623 dk 12 sn
10.10.1992 - Seriyy es Sakati B
19.04.202629 dk 14 sn
10.10.1992 - Seriyy es Sakati A
18.04.202624 dk 15 sn
28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî B
04.01.202643 dk 56 sn
28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî A
03.01.202633 dk 51 sn
16.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
28.12.202532 dk 40 sn
16.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
27.12.202528 dk 47 sn
09.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
21.12.202527 dk 32 sn
09.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
20.12.202529 dk 2 sn
02.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
14.12.202528 dk 15 sn
02.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
13.12.202541 dk 6 sn
AKRA