İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A

29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
Tasavvuf Sohbetleri

29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A

30.08.2025
37 dk 44 sn

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm

El-Hamdülillâhirabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Kemâyenbeğî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih.

Ve's-salâtüve's-selâmüalâseyyidinâ ve senedinâ ve mededinâ Muhammedini'l Mustafa. Ve alââlihî ve sahbihî ve men tebiahû biihsânin ilâ yevmi'lcezâ.

Emmâba'd:

Aziz, muhterem ve sevgili kardeşlerim!

Çok kıymetli bir âlimin; Ebû Abdirrahman es-Sülemî'nin -rahmetullâhi aleyh ve kaddesallâhurûhahû- yazmış olduğu çok değerli, mümtaz bir kitap olan Tabakâtu's-sûfiyye’sini okuyoruz. Ebû Abdirrahman es-Sülemî tasavvuf büyüklerinin hayatlarını ve mübarek fikirlerini toplamış, böyle bir eser meydana getirmiş. Ve bu eseri çok kıymetli mısırlı bir profesör de çok güzel dipnotlar, ilaveler, açıklamalar yaparak neşre hazırlamış. Henüz Türk dilimize tercüme edilmemiş bir kaynak eser olduğu için tasavvuf konusunda en salahiyetli, en meşhur, en büyük, en kıymetli şahısların sözlerini ve fikirlerini buradan öğrenebiliriz diye bu kitabı okuyoruz.

 

Emmâba'd.

Aziz ve muhterem, sevgili ve mübarek kardeşlerim!

Allahu Teâlâ hazretlerinin selamı, rahmeti, bereketi, ihsânı, ikramı, dünyada, âhirette üzerinize olsun.

Evliyâullah büyüklerimizin hayatlarını ve mübarek kelamlarını, sözlerini okumaya devam ediyoruz. Bunlara başlamadan önce evvela Peygamber Efendimiz'in ruh-i pâkine hediye olsun diye, sonra âline, ashâbına, ezvâcına, evladına, etbâına, ihvânına, ahbâbına ve hulefâsına, sâdât ve meşâyih-i turuk-u aliyyemizin, evliyâullah ve salihlerin, mürşid-i kâmillerimizin cümlesinin ruhlarına hediye olsun diye, uzaktan ve yakından bu dersi dinlemeye gelen siz kardeşlerimin âhirete göçmüş olan bütün geçmişlerinin, sevdiklerinin, yakınlarının, dostlarının ruhlarına hediye olsun, ruhları şad olsun, kabirleri nur dolsun, makamları âlâ, dereceleri yüksek olsun diye, bizler de Rabbimiz'in sevdiği kullar olalım, ömrümüzü rızasına uygun yollarda geçirelim, huzuruna sevdiği, razı olduğu kullar olarak varalım diye bir Fâtiha, üç İhlâs-ı Şerîf okuyalım, öyle başlayalım.

158. sayfanın 10 numaralı paragrafını okuyoruz.

Kitabın yazarı Semi'tüEbâ Bekrin yekûl. "Ebû Bekir'i duyduk, şöyle söylüyordu" Semi'tü Ebâ Muhammedini'l-Cerîriyyeyekûl. "O da Ebû Muhammed el-Cerîrî'den duymuş." Semi'tü'l-Cüneydeyekûl. "Cüneyd-i Bağdâdî'nin şöyle dediğini işittim."

Yekûlü li-racülinzekere'l-ma'rifete, fe-kâleehlü'l-ma'rifetibi'l-lâhiyesılûne ilâ terki'l-harekâti, minbâbi'l-birrive't-takvâila'l-lâhi Teâlâ.

Fe-kâle'l-Cüneydüinnehâzâkavlü kavmin tekellemûbi-iskâti'l-a'mâli ve hâzihî, indî azîmetünve'l-lezîyesriku ve yeznîahsenü hâlen mine'l-lezîyekûlühâzâ. Ve inne'l-ârifînebi'l-lâhiehaze'l-a'mâleani'l-lâhi ve ileyhirecaûfîhâ. Velev bakîtüelfe âmin. Lemunkısmina'mâli'l-birrizerreten illâ en yuhâlebîdûnihâ ve innehû le-evkedü fî ma'rifeti ve akvâ fî hâlî.

"Adamın birisi Cüneyd-i Bağdâdî'nin karşısına dikilmiş, mârifetullah'tan bahsediyor."

Mârifetullah yani "Allah'ı bilmek, Allah'a kavuşmak, Allah'a ermek."

Fe-kâle. "Cüneyd-i Bağdâdî'ye demiş ki." -Tereciye tere satıyor-

Ehlü'lma'rifetibi'l-lâh. "Ma'rifetullah ehli olan kimseler, Allah'ı bilen kimseler" Yesılûne ilâ terki'l-harekâtimin-bâbi'l-birrive't-takvâ, ila'l-lahi Teâlâ. "İbadetlerinde, taatlerinde bir noktaya gelirler. Birr-i takvâ babından, birr-i takvâ cinsinden şeyleri terk etme noktasına gelirler. İyilik, takva, ibadet, taat, denilen şeyleri terk etme noktasına gelirler, Allah'a kavuşurlar." demiş.

Tereciye tere satıyor. Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerine mârifetullahı anlatıyor. Güya mârifet ehli olan insanlar ibadetleri, taatleri bırakırlarmış. Artık hareketi bırakırlarmış. Böylece en sonunda Allah'a kavuşurlarmış.

Fe-kâle'l-Cüneydüinnehâzâkavlü kavmin tekellemûbi-iskâtil-a'mal " Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri buyurmuş ki; 'Senin bu söylediğin laflar herzedir, uydurmadır.' 'İbadetleri terk etmek lazım.' gibi sözler, bir zaman gelip ibadetlerin, amellerin insanlar üzerindeki mecburiyetinin kalkacağını söyleyen insanların sözüdür."

Bazı zındıklar, dinimizi bozmak için demişler ki;

"Bu namazlar, oruçlar, ibadetler, Allah'a kavuşuncaya kadardır. Allah'a kavuştun mu tamam. Namaza, niyaza, ibadete, hacca, umreye ne lüzum var?"

Kim diyor bunu?

Zındıklar diyor.

"Namaz kılmak, oruç tutmak istemeyen kimseler" diyor.

Peygamber Efendimiz öyle mi yapmış?

Peygamber Efendimiz Allah'a ermiş kulların en yükseği olduğu halde namazı, niyazı bırakmış mı?

Var mı böyle bir şey?

Erinceye kadarmış, erdikten sonra tamammış!

"Tamam, artık ben erdim!"

Böyle saçma şey olur mu?

Bu iskâtü'l-amel "amellerin bırakılması, düşürülmesi" sözü; ibadet, taat, amel işlemenin, insanın boynundan düşeceğini, mecburiyetin kalkacağını söyleyen fırka-i bâtıla'nın sözüdür; Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri o lafı söyleyen kimseye: "Bâtıl bir sözdür." demiş.

Güya mârifetullah ehli sonunda tam teslim olurlarmış, hiçbir şey yapmazlarmış da, Allah'a öyle kavuşurlarmış. Bir mertebesi de oymuş.

Öyle şey olur mu?

Böyle şey olmaz!

Ve hâzihî indî azîmetün. "Bu söz benim nazarımda çok büyük bir günahtır."

Çok tehlikeli bir sözdür. Gerçekten öyle, elbette öyle!

Ve'llezîyesriku ve yeznîahsenü hâlen mine'l-lezîyekûlühâzâ. "Hırsızlık yapan, zina işleyen adam, bu kanaatte olandan daha iyi durumdadır. 'İbadet yok, taat yok.' diyen adam, daha fena durumdadır." fe İnneârifîne billâhi. "Çünkü hakikaten mârifetullah ehli olan, ârif-i billâh olan mübarek insanlar." Ehazü'l-a'mâleani'l-lâhi. "Bu ibadetleri, taatleri Allah'tan aldılar. Allah'ın emri olarak aldılar."

Allah, Kur'ân-ı Kerîm'de;

Ekımi's-salâte li-zikrî "Benim zikrim için namaz kıl." diye emrediyor.

Ve ileyhirecaûfîhâ. "Ve bu ibadetleri işleye, işleye Allah'a döndüler."

Allah'tan aldılar; menzil-i maksûdlarına Allah'ın emirlerini tutarak vardılar.

Velev bakîtüelfe âmin. "Bin yıl yaşasam, şu dünyada bin yıl kalacak olsam." Lemunkıs min-a'mâli'-birrizerraten. "İyiliklerden bir zerreyi noksan yapmam; bir tanesini eksiltmem."

"Ermiş bir kimse olarak bin yıl yaşasam; 'Çok yaşadım, erdim artık.' diye ibadetlerin, hayırların birr-ü takvânın bir zerresini bile terk etmem. Yapmaya devam ederim. İhtiyarlasam da belim iki kat olsa da, dizim ağrısa da, omuzum ağrısa da, gözüm görmese de her ne olursa olsun bin yıl yaşasam, yine bir zerresini noksan yapmam!" İllâ en yuhâlebîdûnihâ "Ancak Allah tâkatimi alır, imkan vermezse o ayrı"

Tabi insan felç olur, hasta olur, tâkati düşer o ayrı.

"Allah kesmezse ben yapmaya devam ederim."

Ve innehûleevkedü fî ma'rifeti ve akvâ fî hâlî. "Benim mârifetullahım için daha kuvvetli bir durumdur. Ve hâlimi daha çok kuvvetlendirecek bir durumdur."

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Allahu Teâlâ hazretleri, ibadetleri, taatleri bize elbette bir hikmeti olduğu için buyurdu. Hepsinin o kadar güzel hikmetleri var ki. Öyle kıymeti, öyle faydası var ki başka insanlar biz müslümanların ibadetlerindeki güzellikleri görüp imana geliyorlar, görüp müslüman oluyorlar. Adam Kanadalı, adam Hind-î Çin'de diplomatlık, sefirlik yapıyormuş; Kanada sefaretinde hizmet görüyormuş. Hıristiyanlığı memleketinden biliyor. Orada da Asya dinlerini görmüş. Budistler var, Brahmanistler var. Hani şu kendisini yakan rahipler; onları görüyor. Onların ibadethanelerine, Budist manastırlarına da gitmiş. Oradaki halkın Hıristiyanlıktan başka dinlerini de görmüş.

Demek ki arada müslümanları da görmüş; müslüman oluyor. Tomas İrving isimli şahıs; "Ben İslâm'daki ibadetlerin güzelliğini, hikmetini, faydasını gördüm, hayran kaldım. Onun için müslüman oldum." diyor.

İbadetler terk edilir mi?

Orucun nice nice faydaları var, saymakla tükenmez. Vücuda, sıhhate, kalbe faydası var. Takvâya, ahlâka faydası var. Hacca gitmenin, gelmenin, haccetmenin nice nice faydası var. Gusül abdestinin, namaz abdestinin nice nice faydaları var. Müslüman tertemiz, pırıl pırıl oluyor. Namazın nice nice faydaları var. Zekâtın nice nice faydaları var. Verene faydası var, alana faydası var.

İslâm'da ibadetlerin hepsi harika.

İnsan bunları niye eksik yapsın?

Allah, faydalı olduğu için emretmiş. Yapıldığı zaman hayır ve fayda hâsıl olacak. Yapacaksın. Hem de severek yapacaksın.

Mekkeliler Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e:

Aşıka Muhammedün rabbehû. "Muhammed Rabbine âşık olmuş, mecnûn olmuş; dağlara çıkıyor, mağaralarda ibadet ediyor." diyorlar.

Hakikaten sevmeyen o ibadeti yapar mı?

Zorlasan yapmaz.

Dağın başına çıkıp da tenhalarda günlerce ibadet eder mi?

Etmez.

Hira dağına çıkacak, mağarada günlerce kalacak. Orada tek başına ibadet edecek.

Bu neden olur?

Aşktan, muhabbetten, sevgiden olur.

Peygamber Efendimiz'in dünyada en sevdiği işlerden birisi namazdır.

"Bizim oğlan namaz kılmayı sevmiyor!"

"Demek ki imanı zayıf. Çocuğuna imanı iyi öğretememişsin, aşılayamamışsın."

Çocuğa kalem aşısı yapar gibi, aşı yapacaktın. Aşının canlı olup tutup filizlenip dal olduğu gibi, çocuğunda da imanı dallanıp budaklanacaktı, çiçek açacaktı, meyve verecekti. Sen çocuğunu iyi bir müslüman olarak yetiştirememişsin. Çocuk zorla namaz kılıyor; döversen kılıyor, dövmezsen kılmıyor.

Çocuğu öyle yetiştireceksin ki arkadaşları ile tek başına Antalya'ya gezmeye göndersen bile, bir vakit namazını kaçırmayacak.

"Yok! Ben Allah'tan korkarım, namaz kılacağım. Çekilin kenara, abdest alacağım." diyecek. Arkadaşlarının arasında namaza duracak.

Kızını öyle yetiştireceksin ki birisi veya sen desen;

"Kızım hadi aç saçını, ziyanı yok." dese,

"Hayır! Örtünmek Allah'ın emri; ben örtüneceğim." diyecek.

"Kızım hava çok sıcak, çıkar mantonu." dese;

"Hayır! Allah'ın emri örtünmek; ben örtüneceğim." diyecek.

Çocuğa iman böyle aşılanır. Çocuğa iman aşılanmıyor.

Neden?

Yanında bahsi geçmiyor ki. İlkokuldan ortaokula, ortaokuldan liseye, liseden üniversiteye, üniversiteden Amerika'ya, Amerika'dan Türkiye'ye. Çocuk dinden, imandan bir şey görmüyor, duymuyor, bilmiyor. Ne guslü biliyor, ne abdesti.

İngilizcenin âlâsını biliyor; kelime-i tevhidi söylemeye dili dönmüyor. Lâ ilâhe illallah diyemiyor. Öğretmedin ki!

Öğretmeden olur mu?

Tarlayı ekmedin; "Yaz mevsiminde buğday biçeceğim." diye bakıyorsun.

Ekmedin ki biçesin. Ekeceksin, bakacaksın, ondan sonra mahsul alacaksın.

Çocuğunu karşına alıp da İslâm'ı, imanı, ahlâkı, âdâbı öğrettin mi? Kur'ân'ı, sünneti öğrettin mi? Bunların bahsi geçti mi?

"Geçti."

Ne zaman geçti, ne kadar geçti?

"Günde iki dakika!"

Bir kere bu çocuk günde sekiz saat okula gidiyor. Şu kadar saat televizyon izliyor, görüyor, seyrediyor. Gözüne, kulağına, kafasına hep gayr-i İslâmî bilgiler doluyor. İnsanın aklı, hafızası, gönlü bir havuz gibidir. O havuza sular gelir, girer, gönlüne birikir. Sular; insanın bilgisi.

Bu bilgiler nereden gelir?

Gözden, kulaktan, dokunma duygusundan, çeşitli yerlerden gelir. O havuza birikir. İyi bilgiler gelirse havuzda güzel bilgiler birikir.

"Adam mârifetullah ehli, ârif bir kimse oldu." derler; çünkü güzel şeyler söyler.

Eğer bu havuzun bir yerinden içine pis su girerse havuzun suyunu pisletir; temizliği kalmaz, içilmez, kullanılmaz. "Havuza lağım suyu karıştı." denilir. İlaçlamak da fayda etmez.

Onun için sen çocuğuna İslâm'ı öğrettin mi; sen hanımına, eşine İslâm'ı öğrettin mi? Onları da bırak sen kendin İslâm'ı öğrendin mi, Kur'an'ı okudun mu? Büyük, mübarek alimlerin, evliyâullahın kitaplarını okudun mu?

"Okudum."

Kaç saat okudun? Ömründe kaç yaprak okudun? Kaç gün okudun? Kaç yıl dini tahsil yaptın?

Dünyevî tahsili yıllarca yapıyoruz da dini tahsilden ne yaptın? Kur'ân-ı Kerîm'den ne kadar biliyorsun? Kaç sure ezberinde, hangisinin mânasını biliyorsun?

Hadi bakalım kapıyı kapattık; kâğıt kalem verdik, imtihan ediyoruz. Yazın bakalım; sübhânallah ne demek? Kaç tanesi imtihanı bilecek? Hadi bakalım namaz surelerinin mânasını kaç tane babayiğit verecek.

Bu bilgi olmadıktan sonra o çocuk nasıl yetişecek?

Yetişmiyor, İslâm'ı bilmiyor. İbadetleri sevmiyor, yapmıyor. Şeytan zaten insana Allah'ın sevdiği şeyleri yaptırmamak için çalışıyor. Nefsi de günah işlettirmek için çalışıyor. İbadetleri de öğrenmediği için yapmıyor. O zaman ibadeti sevmiyor.

"Namaz; aman ne kadar zor! Abdest; eyvah! Gideceğim, soyunacağım, ceketi çıkaracağım, kolları sıvayacağım, çorabı çıkaracağım. Elimi, ayağımı yıkayacağım."

Ne olur?

El alem sabahleyin ırgat gibi iki saat üç saat koşuyor, terliyor. Ben şimdi seyahatten geliyorum. Sabah namazından çıktık, sokakta birisi şortunu giymiş koşuyor; hem de yokuş yukarı.

Niye koşuyor bu? Para mı veriyorlar?

Hayır.

Fakir mi?

Hayır.

Cahil mi?

Hayır.

Biraz böyle [delilik] var mı?

Hayır.

Niye koşuyor?

Buna; "İnsan koşarsa vücudu sıhhat kazanırmış, dinç olurmuş." denilmiş.

Yorulurmuş ama faydalıymış, yapıyor. Bak para olmadığı halde o yorgunluk olan şeyi ona ter dökerek yapıyor.

Sen sevap olan şeyi, Allah'ın emrini yapmıyorsun.

Abdest almak fena mı?

Ne kadar güzel!

Namaz kılmak fena mı?

Ne kadar huzurlu!

Kur'ân okumak fena mı?

Mânasını bir bilsen nasıl ağlarsın. Gözünden inci gibi yaşlar akar. Irmak gibi çağlar, akar. Arapça öğrenmemişsin, Kur'an okumamışsın. İşin zevkine varamamışsın. Zevkini bilenlerin meclisine devam etmemişsin. Duymamışsın, bilmiyorsun, çocuğun da bilmiyor. O zaman tabi ibadeti sevmez; namazdan, Cuma'dan, tesettürden kaçar, Kur'an'dan, şeriatten, İslâm'dan kaçar.

Bu milletin büyük bir kısmı, şeriati düşman sanıyor.

Şeriat nedir?

Allah'ın emirleri, yasakları, Allah'ın kanunlarıdır.

"Ben şeriate karşıyım!"

"Yazıklar olsun sana! Sen Allah'tan utanmaz mısın, korkmaz mısın? Âhiretini mahvetmekten tüylerin ürpermiyor mu? Allah'a mı karşı geliyorsun sen?"

"Şeriata karşıyım!" demek; "Allah'a karşıyım!" demek.

"Allah'ın emirlerine kanunlarına, buyruklarına karşıyım!"

"Sen kimsin? Allah'ın yarattığı bir âciz mahluk. Sen Allah'a nasıl karşı gelirsin?"

"İçki içmeyin!" demiş; içiyor, karşı geliyor. "Zina etmeyin!" demiş; zina ediyor, karşı geliyor. Hem de istemiyor. Doğru. Sen diyorsun ki; "Bu işler yasak olsun." "Hayır! Yasak olmasın." diyor.

Doğru. O doğru ama sana ne oluyor!

Sen "Müslümanım." demiyor musun? "Elhamdülillah müslümanım." demiyor musun?

Sana ne oluyor?

Elbette İngiliz şeriate karşı olacak. Elbette Rum şeriate karşı olacak. Elbette Sırp şeriate, Kur'an'a, İslâm'a karşı olacak. Elbette Rus karşı olacak. Tabi yine bazı aklı başında olanları imana gelebiliyor.

Sen müslüman oğlu müslümansın; sana ne oluyor? Sen neden onlara uyuyorsun? Sen kâfir misin, müşrik misin, Sırp mısın, Rus musun, İngiliz misin, Amerikalı mısın?

Sen Kur'an'a nasıl düşman olursun? Sen Allah'a nasıl düşman olursun.

Onlar Allah'ı bilmiyorlar, ondan düşman. Onlara "Allah" diye putu gösteriyorlar; "İşte bu senin Allah'ın, geç karşısına tapın." Adam diyor ki; "Olmaz böyle şey!"

Tabi Allah'ı bilmiyor. Hz. İsa'nın kollarından bacaklarından çivilenmiş cesedini çarmıha germişler, güya ölmüş. Aslı esası yok. Resmi karşısında ona tapınıyorlar.

Ölüye niye tapınıyorsun?

Hangi Peygamber; "Bana tapının." demiş?

Hiçbirisi.

Hz. İsa demiş mi?

Hayır.

Onlar İslâm'ı, imanı bilmediği için; doğrusu söylenmediği için o karşı gelebilir. "Yok! Ben bu haça tapmam." diyebilir.

Haklı; haksız değil. Haça niye tapsın; "Yeri göğü yaratan Allah'a tapayım." diyor.

Doğru.

Masonlar bile; "Kâinatın ulu mimarı." diyor.

Hiç olmazsa; "Rabbü'l-âlemîn" gibi güzel bir söz söylüyor. Ötekisinden biraz daha mantıklı. Onlar kendi dünyalarında birbirleri ile kavga ederler çünkü yanlış yoldalar. Ama sen hak yoldasın. Sen lâ ilâhe illallah diyen bir ecdâdın evladısın, bir dinin mensubusun.

Sana ne oluyor?

Hâsılı şu veya bu sebepten değil bazı insanlar kâfirliğinden, müşrikliğinden, nefsinin, şeytanın esiri olduğundan İslâm'ın kıymetini bilmiyor. İbadetleri yapmaya üşeniyor.

Namaz kılmak zor geliyor, oruç tutmak zor geliyor. Kaytarıyor, kıvırtıyor, kaçırıyor.

"Hacca git!" Gitmez. "Umreye git!" gitmez. "Namaz kıl!" Kılmaz. "Cumaya gel!" Gelmez. "Oruç tut!" "Yok! Doktor müsaade etmiyor."

Doktor sigara içmeye de müsaade etmiyor niye içiyorsun? İçki içmeye de müsaade etmiyor; içiyorsun değil mi?

"Ama benim midemde ülser var!"

Bir kendini bilmez; "Oruç tutmasın." demiş onu bahane ediyor.

Hâsılı bazıları ibadetleri yapamıyor, Allah'ın emrini tutmuyor. Bazıları da bu işe bir kılıf uydurmak için diyorlar ki;

"İbadetleri neden yapıyordu? Evliyâ olmak için. Evliyâ oldu mu bu işi bırakır."

Öyle şey yok! Evliyâ oldu mu ibadeti daha çok sever, daha çok yapar.

Peygamber Efendimiz sabahlara kadar uyumazdı, ibadet ederdi.

Doğru değil mi, duymadınız mı?

Neden? İbadetin tadını aldığı, ibadeti sevdiği için.

Ayakta durmaktan Peygamber Efendimiz'in ayakları ağrırdı da Hz. Âişe validemiz; "Kan gelsin, ağrısı biraz dinsin." diye ayaklarını ovuşturur, bir taraftan da şöyle derdi:

"Annem babam sana feda olsun, ey Allah'ın Resûlü! Niye bu kadar kendini üzüyorsun? Allah zaten seni sevmiyor mu? Senin bütün günahlarını bağışlamamış mı? Allah sana şu yüksek makamları vermemiş mi? Seni seyyidü'l-evvelîne ve'l-âhirîn geçmişlerin, geleceklerin efendisi kılmamış mı? Niye kendini bu kadar çok zahmete sokuyorsun?"

Peygamber Efendimiz de diyordu ki;

"Bana kadar nimetleri vermiş Rabbime niye çok şükretmeyeyim? Niye çok şükreden bir kul olmayayım?"

Şükründen yapıyor, sevgisinden yapıyor. İçi Allah'a hamd ü sena, şükür dolu olduğundan seve seve yapıyor. Zorla olmaz. Kimse zorla, mecbur etmeyince yapmaz. İçinden geliyor da yapıyor.

Birisi de kalkmış Cüneyd'e akıl satıyor:

"İnsan evliyâ olmaya yaklaştı mı artık ibadetleri yapmaz!" diyor.

"Bunun durumu zina eden, hırsızlık yapandan daha fenadır. Öyle şey olur mu? İbadetleri yapmamak ne demek? Bin yıl da yaşasam ibadetlerden bir tanesini ihmal etmezdim." diyor.

Bu sözlerden bizim çıkaracağımız ders nedir?

Tasavvufun hakiki büyükleri, hakiki âlimler tasavvufu nasıl yaşamışlar?

Gece gündüz namazla, ibadetle, takvâ ile…

Gündüz olalım sâim.

Gece olalım kâim.

"Gündüz oruç tutalım, gece ibadet edelim." diyerek çalışmışlar.

Cüneyd-i Bağdâdî; "Böyle yapmak benim mârifetullahımı ve hâlimi daha çok kuvvetlendirir." diyor.

Bu önemli bir noktadır. Çünkü bazı insanlar var. Türkiye'den, İstanbul'dan, Kadıköy'den bir misal vereyim. Bizim arkadaşlardan birisinin başından geçmiş bir hadise.

Bu arkadaşın işyeri olan handa bir tezgâhtar varmış; sakallı, cübbeli, namazlı, iyi, çalışkan, gayretli bir kimse imiş. Başka dükkânlardaki arkadaşlarını da öğle namazına, ikindi namazına camiye götürüyormuş. Bu delikanlı çocuk, sonradan değişmiş. Sakalı kesmiş, cübbeyi çıkarmış, sarığı atmış, namazı bırakmış. Tabi bunlar da şaşırmışlar. Sebebini sormuşlar.

"Ben büyük bir zâtla tanıştım." demiş.

Anlaşılan bir yere intisap etmiş, ondan sonra bozulmuş. Bir zaman geçmiş. Bu genç bizim tüccar arkadaşa gelmiş, demiş ki;

"Bu akşam benim şeyhim, Üsküdar Salacak'ta bir evde toplanacak. Buyurun siz de toplantımıza gelin." demiş.

"Olur, gelirim." demiş, bizim hacı efendi.

Yanındaki tezgâhtarı demiş ki;

"Ağabey oraya gitme, ben o adamın iyi olduğunu sanmıyorum. Çünkü bizim arkadaşın sakalını kestirdi, namazı bıraktırdı, yoldan saptırdı, günahkâr bir yola düşürdü. İyi bir insan değil, sen onun toplantısına gitme."

Bizim arkadaş da demiş ki;

"Biliyorum ama bu adamı merak ettiğim için bir gideceğim, göreceğim. Kimmiş bu adam?"

Hakikaten yanına bir iki arkadaşını daha almış, verilen adrese gitmiş. Tam Salacak iskelesine Harem'e vardıkları zaman orada akşam ezanı okunmuş. Ev de yakın; eve mi gitsinler, namaza mı gitsinler? Aslında namaza gitmek lazım. Çünkü Allah çağırıyor.

Hayyaale's-salâh "Haydi namaza gelin!" demek.

Müezzin vasıtası ile Allah herkesi davet ediyor. Gitmeyen Allah'ın davetine icabet etmemiş oluyor. Hayyaala's-salâh "Namaza gelin." Hayyaala'l-felâh "Kurtuluşa gelin."

Bunlar da şöyle düşünmüşler: "Camiye gideriz ama sekiz on kişi namaz kılacak; mahalle camisi. En iyisi eve gidelim, ev kalabalıktır. Orada kocaman bir cemaat olur, namazı beraber kılarız."

Burada yine bir tespit yapayım, -parantez demeyeceğim, parantez dışarıdan gelme- kavis açayım:

Ne kadar kalabalık olursa olsun evde kılınan namaz, camide kılınan namazın yerini tutmaz.

Neden?

Cami, Allah'ın evidir; oraya gitmesi lazım. İşte evimde kılıveriyorum, çoluk çocuğuma imamlık yapıyorum. Oradaki sevap, camideki sevabı tutmaz. Erkek camiye gelecek. Neyse bunlar eve gitmişler. Eve girmişler, içerisi tıklım tıklım dolu. Çünkü millet tasavvufu seviyor. Bizim halkımız evliyâullahı seviyor. Onların hayatlarını okumuş; Yunus Emre'yi, Mevlânâ'yı, Hacı Bektâş-ı Velî'yi, Hacı Bayrâm-ı Velîyi seviyor.

Birisi de çıkmış konuşuyor. Herkesin dili var; konuşur. Mühim olan söylediği sözün nereye vardığı. Herkes konuşur ama neyi konuşuyor, sözü nereye götürüyor? Konuşmak, sorumluluktur. Konuşan ağzından sözü söyledi mi, sözünün esiri olur. Sözü iyi ise ona fayda getirir, kötü ise zarar getirir; hem dünyada hem âhirette.

Birisi konuşuyor, bunlar da dinliyorlar. Saate bakmışlar; on dakika geçmiş, yirmi dakika geçmiş, yarım saat geçmiş; konuşuyor. İyi ama akşam namazının da vakti geçiyor.

Ne olacak şimdi?

Saate bakmışlar, dayanamamışlar:

"Biz ezan okunurken içeri girdik. Siz namazı kılmadınız; biz de kılmadık. Ne zaman kılacağız? Vakit daralıyor." demişler.

Konuşan adam, bunlara şöyle bir bakmış. Sinirlenmiş. "Bu acemi çaylakları nereden getirdiniz." der gibi. Tabi bunlar aldırmamışlar.

"Vakit az kaldı, biz abdest alacağız." demişler. Ev sahibi de demiş ki: "Hadi şunlara abdest alacakları yeri göster." Bunlar gitmişler, abdest almışlar. O sakalı, bıyığı kesen, namazı bırakan tezgâhtar da utanmış, onlarla beraber abdest almış. Namaz kılacaklar.

"Ne yaptınız?" demiş konuşan herif; bilerek söylüyorum.

"Herif" demek hakaret ama bilerek, kasten söylüyorum.

Herif; "Ne yaptınız?" demiş.

Bizimkilere eşlik eden; "Islandık." demiş.

Abdest almak ıslanmak mı?

İnsan suya girer ıslanır, denize düşer ıslanır, yağmur yağar ıslanır; abdest almış olur mu?

Olmaz. Abdest almak ibadet. Eûzü besmele çekilir. Niyet edilir; duaları ile el yüz, ayaklar yıkanır. İnsanın günahları dökülür, ibadete hazırlanır.

Abdest almak ıslanmak mı?

"Ne yaptınız?"

"Islandık".

Demiş ki; "Oğlum, evladım! Ben sana suyla çok oynama demedim mi? İnsan topraktan yaratılmıştır. Suyla çok oynayınca çamur olur."

İnsan topraktan yaratılmış ama şimdi toprak değil ki. Bak Allah'ın ne büyük kudreti var. O tapraktan nasıl etler, kemikler yapmış. Mevlâ'nın kudretine bak!

Toprak mı bu şimdi? Toprakla bir mi bu, Bu toprak mı şimdi? O şimdi insan. Mahlukatın eşrefi olan insan oldu. Kara topraktan yaratıldı ama melekler kadar kıymetli insan oldu. Aklı sıra dalga geçiyor, alay ediyor.

Demiş ki;

"Hadi, hadi kılın namazı! Biz burada ne yüksek konulardan bahsediyoruz, siz namazdan bahsediyorsunuz. Sohbet geçerse bir daha onun telafisi mümkün değil. Namazın kazası var ama sohbetin kazası yok." demiş.

Bu da yalan. Bu da şeytanca bir yalan. Namazın kazaya bırakılması büyük günahtır. Namaz vaktinde kılınacak, hatta evvel vaktinde kılınacak.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki;

"Namazı evvel vaktinde kılın. Ta son vaktine kadar bırakıp bırakıp da güneşin sığır yağı gibi sarardığı zamanda ikindi namazını kılmayın!"

Peygamber Efendimiz; "Geciktirmeyin." diyor. Evvel vaktinde kılınacak. Namaz mü'minin miracıdır. Namaz çok kıymetlidir.

Bre insafsız, dinsiz, imansız, sen de lafını sohbetini kes, namaz kıl, Allah'ın emrini tut! Sohbetini ondan sonra devam ettir de sohbetin sohbet olsun, sohbetin şeytanlık olmasın. Sohbetin kazası yokmuş. Böyle sohbet senin başına çalınsın. Senin kafan kırılsın. Boynu devrilesice! Öyle şey mi olur?

"Sohbetin kazası yok!"

O şeytanın işi. Şeytan namazı kıldırmamak için sohbeti tatlı gösteriyor. Kahvede de tatlı olur sohbet, televizyon seyri de güzel olur. Şu televizyonun sonuna kadar bir seyredeyim, namazı sonra kılarım.

"Bitmedi, hay Allah, biraz daha uzadı."

Bakarsın yatsı ezanı okunuş.

Ne oldu?

Şeytan sana namazı kaçırttı; film tatlı, maç tatlı; "Eyvah, Fenerbahçe golü kaçırdı, kaleci şöyle tuttu. Ötekisi attı, şunu yuttu!" derken şeytan da sana namazı kıldırmamayı yutturuyor. Seni de günaha düşürüp, ofsayta düşürüp mağlup ediyor işte!

Şeytan insanı ibadetlerden alıkoymak ister.

"Hadi hadi, siz kılın namazı. Ben bundan yirmi beş sene önce bir namaz kılmıştım!"

Ondan sonraki yirmi beş sene ne yaptın?

Kılmamış.

Bak namazsıza, bak bînamaza! Bir de övünülecek bir şeymiş gibi günahını söylüyor. Yirmi beş yıldır namaz kılmadığını söylüyor.

Şecaat arz ederken merd-i kıbtî sirkatin söyler.

Ragıp Paşa'nın beyti bu. Meşhur, darb-ı mesel olmuş bir söz.

Ne demek?

Şecaat arz ederken merd-i kibtî sirkatin söyler. "Çingene delikanlısı övünmek istediği zaman yaptığı hırsızlıkları anlatır!"

"Şöyle astım, kestim, şöyle aldattım, dolandırdım, hırsızlık yaptım." diye bunu anlatır. Övünülecek bir şey değil ama ne yapsın mesleği o.

Şecaat arz ederken merd-i kibti sirkatin söyler.

O adam da güya laf söyleyecek. Yirmi beş yıldır namaz kılmadığını söylüyor.

Bunlar neyi gösteriyor?

20. yüzyılda ilmin, irfanın bu kadar kolaylaştığı asrımızda, İslâm'ın emirleri gün gibi ortada olduğu halde Kur'ân-ı Kerîm'in şu kadar tercemesi, bu kadar tefsiri olduğu halde, Diyanet'in şu kadar imamı, bu kadar müftüsü, vaizi, radyolarda, televizyonlarda, camilerde bu kadar konuşma olduğu halde, dinin özünün aslının, çok güzel anlaşılması gereken zamanda bile namazın kıymetini bilmeyen herifler var. Namazı kılmayı hoş görmeyen şeytanın evliyâsı var; evliyâu'ş-şeytân.

Rahmân'ınevliyâsı var, şeytanın evliyâsı var.

Evliyâ-ı şeytan ne demek?

"Şeytanın dostları." demek.

Evliyâ "dost" demek.

Evliyâ-i rahman ne demek?

"Rahman'ın dostları, Allah'ın dostları" demek.

Rahman'ın da dostları var, evliyâsı var. Şeytanın da evliyâsı var.

Ve inne'ş-şeyâtîneleyûhûne ilâ evliyâihim. "Şeytanlar da günahları yaptırmak için insanlardan kendi dostlarına vahyederler."

Demek ki bu yüzyılda da namazı kılmayan, namaz kılmayı hamlık sanan herifler var. İşte bu hacı efendinin başından geçen maceradan anlaşılıyor.

Demek ki Cüneyd-i Bağdâdî Efendimiz'in zamanında da varmış. Her devirde var. Allah'ın hikmeti. Allah, Peygamber Efendimiz'in devrinde bile Ebû Cehil'i yaşatmış. "Küfür belli olsun, iman belli olsun, imtihan tamam olsun." diye.

Gözünü açacaksın, aklını kullanacaksın, elini vicdanına koyacaksın, hakkı bulacaksın. Bulursan sevap kazanırsın bulamazsan hapı yutarsın; imtihanı kazanamazsın.

Allah-u Teâla Hazretleri cümlenizden razı olsun. Cümlenizi Peygamber Efendimiz'in sevgisine, şefaatine, iltifatına nail eylesin. Peygamber Efendimiz'in has ümmeti olmanızı nasip eylesin. Dünya ve ahiretin her türlü tehlikelerinden koruyup, dünya ve ahiretin her türlü hayırlarına erdirdiği kullarından eylesin. Firdevsi Âlâda Peygamber-i Zişan’ımıza cümlenizi komşu eylesin. Cennet nimetleriyle mütena'ım eylesin.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
12.10.202526 dk 42 sn
11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A
10.01.202635 dk 47 sn
21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
09.11.202522 dk 55 sn
17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
11.10.202527 dk 24 sn
24.10.1992 - Seriyy es Sakati B
03.05.202623 dk 26 sn
21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî B
25.01.202625 dk 38 sn
21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî A
24.01.202632 dk 19 sn
26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
07.12.202518 dk 46 sn
26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
06.12.202538 dk 37 sn
29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
31.08.202522 dk 6 sn
19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
30.11.202524 dk 51 sn
19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
29.11.202530 dk 51 sn
22.06.1996 - B
09.12.201941 dk 25 sn
12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
23.11.202530 dk 52 sn
22.06.1996 - A
09.12.201938 dk 29 sn
12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
22.11.202523 dk 18 sn
15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
24.08.202529 dk 56 sn
05.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
09.12.201924 dk 11 sn
15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
23.08.202527 dk 12 sn
28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
16.11.202532 dk 42 sn
08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
17.08.202524 dk 25 sn
28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
15.11.202526 dk 32 sn
08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
16.08.202536 dk 25 sn
01.06.1996 - A
09.12.201939 dk 58 sn
21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
08.11.202526 dk 57 sn
14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
02.11.202524 dk 22 sn
10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri B
10.08.202532 dk 14 sn
14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
01.11.202525 dk 5 sn
10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri A
09.08.202521 dk 51 sn
16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi B
03.08.202529 dk 20 sn
31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
26.10.202525 dk 58 sn
16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi A
02.08.202530 dk 18 sn
31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
25.10.202521 dk 35 sn
24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
19.10.202522 dk 2 sn
30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye B
20.07.202520 dk 28 sn
30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye A
19.07.202545 dk 9 sn
24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
18.10.202523 dk 54 sn
23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi B
13.07.202518 dk 3 sn
10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
05.10.202538 dk 7 sn
23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi A
12.07.202529 dk 21 sn
10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
04.10.202535 dk 38 sn
05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B
29.06.202526 dk 53 sn
05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A
28.06.202527 dk 5 sn
03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
28.09.202532 dk 38 sn
08.07.1995 - B
09.12.201921 dk 4 sn
03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
27.09.202528 dk 56 sn
21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B
11.10.202616 dk 57 sn
08.07.1995 - A
09.12.201912 dk 10 sn
20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
21.09.202533 dk 22 sn
20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
20.09.202537 dk 26 sn
24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B
22.06.202530 dk 56 sn
13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
14.09.202524 dk 56 sn
21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A
10.10.202623 dk 51 sn
24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A
21.06.202534 dk
13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
13.09.202537 dk
10.12.1994 - B
09.12.201927 dk 22 sn
03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B
01.11.202631 dk 35 sn
06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
07.09.202523 dk 17 sn
10.12.1994 - A
09.12.201935 dk 30 sn
03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A
31.10.202630 dk 23 sn
06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
06.09.202532 dk 2 sn
05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi B
04.10.202624 dk 54 sn
27.05.1995 - B
09.12.201931 dk 18 sn
05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi A
03.10.202630 dk 24 sn
27.05.1995 - A
09.12.201925 dk 34 sn
22.10.1994 - A
09.12.201945 dk 29 sn
25.06.1994 - A
09.12.201934 dk 29 sn
15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B
25.10.202627 dk 1 sn
15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr B
27.09.202629 dk 47 sn
11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
06.09.202619 dk 11 sn
15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A
24.10.202629 dk 58 sn
15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr A
26.09.202632 dk 32 sn
11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
05.09.202632 dk 6 sn
01.04.1995 - B
09.12.201934 dk 41 sn
01.10.1994 - A
09.12.201918 dk 59 sn
07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
30.08.202624 dk 25 sn
01.04.1995 - A
09.12.201921 dk 36 sn
10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr B
20.09.202628 dk 53 sn
07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
29.08.202622 dk 50 sn
25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B
18.10.202625 dk 57 sn
10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr A
19.09.202635 dk
23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi B
23.08.202629 dk 30 sn
25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A
17.10.202620 dk 48 sn
09.07.1994 - B
09.12.201924 dk 20 sn
23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi A
22.08.202624 dk 18 sn
09.07.1994 - A
09.12.201920 dk 30 sn
16.04.1994 - B
09.12.201916 dk 56 sn
02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
13.09.202625 dk 52 sn
02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
12.09.202630 dk 42 sn
16.04.1994 - A
09.12.201928 dk 36 sn
19.03.1994 - B
09.12.201925 dk 28 sn
19.03.1994 - A
09.12.201926 dk 9 sn
11.12.1993 - B
09.12.201931 dk 53 sn
31.07.1993 - B
09.12.201928 dk 40 sn
11.12.1993 - A
09.12.201928 dk 53 sn
31.07.1993 - A
09.12.201930 dk 28 sn
04.12.1993 - B
09.12.201933 dk 7 sn
24.07.1993 - B
27.07.202531 dk 55 sn
04.12.1993 - A
09.12.201927 dk 55 sn
24.07.1993 - A
06.07.202532 dk 35 sn
27.11.1993 - B
09.12.201929 dk 21 sn
17.07.1993 - B
16.08.202626 dk 57 sn
27.11.1993 - A
09.12.201923 dk 50 sn
17.07.1993 - A
15.08.202634 dk 4 sn
20.11.1993 - B
09.12.201926 dk 59 sn
10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
09.08.202631 dk 44 sn
20.11.1993 - A
09.12.201928 dk 26 sn
10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
08.08.202629 dk 54 sn
23.10.1993 - B
09.12.201924 dk 3 sn
03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
02.08.202624 dk 58 sn
23.10.1993 - A
09.12.201924 dk 9 sn
03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
01.08.202626 dk 47 sn
07.10.1993 - B
09.12.201931 dk 12 sn
26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
26.07.202620 dk 47 sn
07.10.1993 - A
09.12.201928 dk 3 sn
26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
25.07.202629 dk 48 sn
12.06.1993 - Bayezid-i Bistami B
19.07.202619 dk 22 sn
28.08.1993 - B
09.12.201921 dk 4 sn
12.06.1993 - Bayezid-i Bistami A
18.07.202622 dk 26 sn
28.08.1993 - A
09.12.201924 dk 5 sn
15.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
12.07.202622 dk 47 sn
21.08.1993 - B
09.12.201928 dk 17 sn
15.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
11.07.202622 dk 43 sn
21.08.1993 - A
09.12.201929 dk 59 sn
08.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
05.07.202625 dk 5 sn
07.08.1993 - B
09.12.201922 dk 10 sn
08.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
04.07.202620 dk 36 sn
07.08.1993 - A
09.12.201922 dk 3 sn
01.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
28.06.202632 dk 40 sn
01.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
27.06.202628 dk 42 sn
10.04.1993 - Şakik-ı Belhi B
21.06.202619 dk 22 sn
10.04.1993 - Şakik-ı Belhi A
20.06.202627 dk 34 sn
27.03.1993 - Şakik-ı Belhi B
14.06.202626 dk 39 sn
27.03.1993 - Şakik-ı Belhi A
13.06.202624 dk 24 sn
23.01.1993 - Şakik-ı Belhi B
07.06.202627 dk 54 sn
23.01.1993 - Şakik-ı Belhi A
06.06.202635 dk 37 sn
09.01.1993 - Haris el-Muhasibi B
31.05.202625 dk 59 sn
09.01.1993 - Haris el-Muhasibi A
30.05.202632 dk 58 sn
24.12.1992 - Haris el-Muhasibi B
09.12.201922 dk 9 sn
24.12.1992 - Haris el-Muhasibi A
09.12.201921 dk 39 sn
05.12.1992 - Haris el-Muhasibi B
24.05.202623 dk 32 sn
05.12.1992 - Haris el-Muhasibi A
23.05.202631 dk 18 sn
28.11.1992 - Haris el-Muhasibi B
17.05.202623 dk 31 sn
28.11.1992 - Haris el-Muhasibi A
16.05.202623 dk 50 sn
21.11.1992 - Seriyy es Sakati B
10.05.202626 dk 10 sn
21.11.1992 - Seriyy es Sakati A
09.05.202630 dk 54 sn
01.08.1992 - Seriyy es Sakati B
12.04.202622 dk 20 sn
01.08.1992 - Seriyy es Sakati A
11.04.202621 dk 32 sn
25.07.1992 - Bişr-i Hâfî B
05.04.202628 dk 19 sn
25.07.1992 - Bişr-i Hâfî A
04.04.202627 dk 21 sn
04.07.1992 - Bişr-i Hâfî B
29.03.202631 dk 17 sn
04.07.1992 - Bişr-i Hâfî A
28.03.202629 dk 10 sn
09.05.1992 - İbrahim bin Edhem B
15.02.202631 dk 34 sn
09.05.1992 - İbrahim bin Edhem A
14.02.202646 dk 33 sn
02.05.1992 - İbrahim bin Edhem B
08.02.202628 dk 2 sn
02.05.1992 - İbrahim bin Edhem A
07.02.202625 dk 59 sn
18.04.1992 - İbrahim bin Edhem B
01.02.202632 dk 48 sn
18.04.1992 - İbrahim bin Edhem A
31.01.202627 dk 36 sn
18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B
18.01.202629 dk 4 sn
18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A
17.01.202623 dk 59 sn
11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B
11.01.202632 dk 31 sn
24.10.1992 - Seriyy es Sakati A
02.05.202629 dk 41 sn
17.10.1992 - Seriyy es Sakati B
26.04.202624 dk 46 sn
17.10.1992 - Seriyy es Sakati A
25.04.202623 dk 12 sn
10.10.1992 - Seriyy es Sakati B
19.04.202629 dk 14 sn
10.10.1992 - Seriyy es Sakati A
18.04.202624 dk 15 sn
28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî B
04.01.202643 dk 56 sn
28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî A
03.01.202633 dk 51 sn
16.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
28.12.202532 dk 40 sn
16.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
27.12.202528 dk 47 sn
09.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
21.12.202527 dk 32 sn
09.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
20.12.202529 dk 2 sn
02.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
14.12.202528 dk 15 sn
02.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
13.12.202541 dk 6 sn
AKRA