İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

10.11.2000 - Berat Kandili, Allahı Zikretmek, Tevbe Etmek

10.11.2000 - Berat Kandili, Allahı Zikretmek, Tevbe Etmek
Özel Gün Ve Geceler

10.11.2000 - Berat Kandili, Allahı Zikretmek, Tevbe Etmek

25.03.2021
28 dk 23 sn

(Fe izâ kadaytüm menâsikeküm) "Menseklerinizi, nüsüklerinizi kaza ettiğiniz zaman..." Tabii bunların hepsi, Arapça kelimelerin Türkçe cümle kalıbına dökülmüş şekli; açıklamamız lâzım!

Menâsik, mensekin çoğulu. Nüsük de aynı mânâya; haccın fiilleri, yâni hacda yapılan işlemler demek. (İsm-i mekân,ism-i zaman masdar-ı mîmi sigası. Mensek, çoğulu menâsik bu masdar-ı mimi olduğu zaman, ibadet etmek mânâsına geliyor. İsm-i mekan olduğu zaman, o ibadet fiillerinin yapıldığı mekân mânâsına gelir. İsm-i zaman olduğu zaman da, o işlerin yapıldığı zaman mânâsına gelir. Bu sîganın özelliği bu.) Ama burada haccın merasimleri demek, haccın işlemleri demek, haccı hac olarak tamamlayan haccın bölümleri demek.

Kaza etmek de, yerine getirmek, îfâ etmek mânâsına. "Haccın işlemlerini ifâ ettiğiniz zaman, (fezkürullàhe kezikriküm âbâeküm ev eşedde zikrâ) Allah'ı zikrediniz, babalarınızı zikrettiğiniz gibi, hatta daha şiddetli bir şekilde zikreniz!" buyuruyor.

Şimdi menâsik, haccın fiilleri nelerdir?.. Tabii en önemli mensek, nüsük Arafat'a çıkmak, Arafat'ta vakfe... O olmayınca hac olmuyor. Onu yaptılar, Müzdelife'ye seller gibi aktılar. Mina'ya yerleştiler, şeytanları taşladılar ve bu arada fırsat bulanlar --herhalde o zaman olabiliyordu-- fırsat bulanlar gitti, ifada tavafı diye adlandırdığımız farz tavafı da yaptı. Böylece kurban kesme, tavaf, şeytan taşlama, Arafat'ta daha önce vakfe yapmak gibi vazifeler tamamlandı. Şimdi Mina'da artık oturdular.

(Fe izâ kadaytüm menâsikeküm) "İşte bu hac fiillerini, işlemlerini ifâ ettiğiniz zaman, (fezkurullâh) Allah'ı zikrediniz!" Yâni Mina'nın günlerinin, gecelerinin zikirle geçirilmesinin işareti, emri olmuş oluyor.

Nasıl zikrediniz?.. (Kezikriküm âbâeküm) "Sizin babalarınızı zikretmeniz gibi; (ev eşedde zikrâ) yahut daha şiddetli bir zikirle Allah'ı zikrediniz!"

Bundan murad nedir?.. Müfessirlerin, tefsir ilmiyle uğraşan alimlerin bir kısmı demişler ki, meselâ Atâ' (R.a) bunlardan birisi:

(Hüve ke kavlüs-sabiyyi ebehû ve ümmehû) "Annesine babasına çocuğun: 'Anneciğim, babacığım!.. Anneciğim, babacığım!' demesi gibi. Bir onu bilir, annesini babasını bilir çocuk, hep onları yâd eder." Yâni çocuk nasıl annesine babasına düşkünse, nasıl hep onu anıyorsa... Hatta biraz annesi uzaklaştı mı, çocuk başlıyor ağlamaya...

"--Yavrum otur işte, bir şey yok, karnın tok, her türlü şey tamam, niye ağlıyorsun?" Annesini istiyor.

"İşte böyle bunun gibi, siz de Cenâb-ı Hakk'ı böyle istekle, arzu ile, aşk ile, hiç ayrılık olmasın gibi duyguyla zikredin!' demektir. Bunun mânâsı budur." diye bu mânâya olduğunu rivayet ediyorlar.

İbn-i Abbas (R.A'dan) --hem kendisinden, yâni Abdullah'tan, hem de babası, Peygamber Efendimizin amcası olan Abbas'tan Allah razı olsun; bütün ashabından razı olsun, şefaatlerine erdirsin-- bu mânâda zikredilmiş.

Ama bir diğer anlatım, anlama, tefsir daha var, o da yine İbn-i Abbas (R.a)'dan rivayet edilmiş. İbn-i Abbas (R.a) diyor ki:

"Cahiliye devrinde, yâni İslâm'dan önce, cahiliye devrinin Arapları hac vazifesini yaptığı zaman..." Pekiyi cahiliye devrinin Arapları niye haccediyor?.. Çünkü hacc İbrahim (A.S) beri, İsmail (A.S)dan beri yapılagelen bir şey... Bunlar eksikleriyle, kusurlarıyla yapa yapa biraz bozmuşlar ama, yine de yapıyorlar. Yâni kökeni, işin aslı yine İbrahim (A.S)'a, İsmail (A.S)'a dayanıyor. Hatta ondan önce, ondan sonraki peygamberlerin de bu mübarek yerleri gelip ziyaret ettiklerini anlatmıştık ilgili ayet-i kerimelerde.

O cahiliye devrinde Peygamber Efendimiz'in irşadı olmadığı için, eski peygamberlerin anlattıkları da unutulduğu için, cahiliye Arapları böyle Mina'da, Müzdelife'de toplanırlarmış. Bu haccın Arafat'dan sonraki kısmında ecdadına, atalarına dair öğünçlerini dile getirirlermiş:

"--Benim babam şöyle yemekler pişirir, yoksullara şöyle dağıtırdı. Şöyle hayır yapardı, böyle hayır yapardı; diyetleri öderdi, köleleri kurtarırdı. Şu kadar mal falanca yere gönderir, şu kadar hayır filanca yere gönderirdi." diye, böyle kendi dedelerinin öğünülecek fiillerini sayıp döküp onları yâd ederlermiş.

O zaman buradaki ayet-i kerimelerden mânâ, "Öyle değil de, yâni onu yapmayın da, onun yerine Allah'ı zikredin!" mânâsı olmuş oluyor.

İster birinci olsun, yâni "Çocuğun anne babasını istemesi gibi, hatta daha fazla, siz Allah-u Teàlâ Hazretleri'ni zikredin!" ya da, "Babalarının öğünçlerini dile getirip de öğündüklerinden daha fazla, Cenâb-ı Hakk'ı zikreyleyin! O yanlış işleri, boş övünmeleri bırakın da, güzel olan, ibadet olan Cenâb-ı Hakk'ın zikriyle meşgul olun!" buyruluyor.

Şimdi daha önceki ayet-i kerimelerden, şimdi ki ayet-i kerimeden ve bundan sonraki ayet-i kerimelerden görülecek ki, hac ibadeti; ihrama girildiği zamandan itibaren hep zikirle dopdolu olan bir ibadettir.

Telbiye zikirdir, yâni "Lebbeyk Allahümme lebbeyk..." diye ihramı giyip, dualar ederek Kâbe'ye doğru seyahat, lebbeyk çekmek zikirdir. Arafat'ta yapılan faaliyetlerin kısm-ı a'zamı --namaz önceden kılınıyor, geniş bir zaman kalıyor-- zikirdir.

Müzdelife de zikirdir. Şimdi de "bu vazifeler bittikten sonra, yine Allah-u Teàlâ Hazretleri'ni zikredin!" deniliyor. Çünkü zikrullah çok sevaplı bir ibadettir. Zikrullah hocaların uydurması, mürşidlerin kendilerinin zihinlerinden buldukları bir şey değildir; Kur'an'ın emridir, görüyorsunuz. Hac ibadeti zikirle dopdoludur, namaz da zikirle dopdoludur. Onun için zikrin kıymetini herkes bu ayet-i kerimeleri görünce iyice anlasın!..

"Şimdi, babalarınızı zikreder gibi, yâni eskiden babalarınızı zikrediyordunuz şimdi bırakın öyle boş övünçleri, Allah'ı zikredin!"; ya da, "Çocuğun babasını aşk ile, şevk ile, sevgi ile anlattığı gibi, bu sefer Cenâb-ı Hakk'ın nimetlerini yâd edin! Kudretini, sanatını, hikmetini dile getirin! Sohbetiniz hep ma'rifetullah çevresinde olsun!" gibi bir mânâ.

(Fe men tea'c-cele fî yevmeyni felâ isme aleyhi)

Birinci güne ayrı isim verilmediği için, yevmün-nahr diye, ikinci ve üçüncü günler iki gün diye geçiyor. "Mina'da bu zikir günlerinde iki gün durup da, ondan sonra acele eden; acele davranıp, kalkıp, yerine yurduna, kasabasına, kabilesine, beldesine gitmeye kalkışan insana hiçbir günah yoktur. Onun üzerine bir günah yazılmaz." Çünkü vazifeler bitmiştir, Cenâb-ı Hakk hoşnud olmuştur. Bu ibadeti böyle yapmalarıyla, buraya kadar yapmalarıyla tamamlamış oluyorlar, eksiklik kalmamış oluyor. Onların bir günahları yoktur, gidebilirler.

(Ve men tea'h-hara felâ isme aleyhi limeni't-tekâ)

"Ama Allah'tan korkanlar için, böyle geriye kalıp da üçüncü günü de tamamlamak -eyyâm-ı teşrîkın üçüncü günü de bayramın dördüncü günü oluyor- Mina'da kalmak, yine şeytan taşlamak, şeytanı taşlarken yapılan dualar ve namazların arkasından yapılan tekbirler, böyle devam ederse, bir gün daha olursa; bu müttakîler için daha uygundur.

Cümle evvelîn ve âhirîn, bütün insanlar, bütün sorumlular, mahşer günü Allah-u Teàlâ Hazretleri'nin huzuruna gidecekler.

Tabii mahşer gününün en mühim özelliği mahkeme-i kübrâsıdır, insanların amellerinin tartılmasıdır. Sevaplarının, günahlarının alınması-verilmesidir, cezâlarının verilmesidir. İyilerin cennete sevki, kötülerin de cehenneme atılmasıdır. İnsanın bunu hiç hatırından çıkarmaması lâzım! Ahirete iman İslâm'ın en önemli, en belirgin, bâriz, şeffaf, apaçık iman esasıdır.

"Cennet ve cehennemde bu dünyadadır demenin hiç mi aslı esası yok"

Güzel işler yapmazsan ahiretteki pişmanlık fayda vermez.

"Ben niye bu günahı işledim, benim bu hâlim nedir. Benim hâlim evliyâların -Allah'ın iyi kullarının hâline benziyor mu- benim kâfirlerden farkım nedir? Bu Münih'teki Allah'ın dinini bile kabul etmemiş insanlardan farkım nedir? Benim hâlim ne olacak, benim âkibetim nereye varacak?.." filan diye onlar, onlardan telaşe ederler. Onlar sapsarı benizle çıkmış evinden, demişler ki;

"Ne oldu sana, niye böyle çok sararmışsın, çok üzülmüşsün?"

Demiş ki;

"Günahlarımı biliyorum. Herkes yaptığı işin doğru mu yanlış mı olduğunu bilir, yalan söylediği zaman 'bu iyi olmadı' diye bilir. Birisinin malını aldığı zaman bunun hırsızlık olduğunu bilir. Sabah namazına kalkamadığı zaman kalkamadığını bilir. Orucu bozduğu zaman bozduğunu bilir, günahını bilir. Günahlarımı biliyorum ama günahlarımı Allah affetti mi affetmedi mi onu bilmiyorum."

Üzücü bir durum.

İbadetleri yaptın ama Allah kabul etti mi etmedi mi; çünkü Allahu Teâlâ hazretleri her ibadeti kabul etmiyor ki. Kur'ân-ı Kerîm'den, hadîs-i şerîflerden biliyoruz; Allahu Teâlâ hazretleri bazen kulların ibadetlerini kabul etmiyor. Kabul etmediği bir şey düşünelim. Bu gece mesela; kardeşleriyle dargınlığı olanı affetmiyor, hırsızı, içkiye devam edeni, zinâkârı affetmiyor.

Hacca gidiyor; haram malla gidince affetmiyor. Ancak füsuk, cidal, refes yapmadan güzel bir hac yapmışsa kabul ediyor. Ama öyle olmamışsa -bunları yapmışsa- kabul etmiyor. Sadaka veriyor sadakayı kabul etmiyor çünkü sadakayı ezâ vererek vermişse o zaman kabul etmiyor. Haramdan bir hayır yapmışsa kabul etmiyor. Kıldığı namazı bazen kabul etmiyor. Allah'a yaklaştırmıyor, uzaklaştırmaya sebep oluyor.

"Nice namaz kılan insan vardır ki kıldığı namaz onu Allah'a yaklaştırmaz, uzaklaştırmaya yarar.

Neden?

Namazda aklına neler geliyor, olmadık şeyleri şeytan aklına getiriyor filan veya abdesti güzel almadı. O zaman kabul etmiyor.

Bazılarının orucunu kabul etmiyor. "Akşama [kadar] nice oruç tutan insan vardır ki; akşama karnı aç ve susuz kalmaktan başka bir şey değildir"

Bunu hadîs-i şerîften biliyoruz; [Allah] kabul etmiyor.

Gece kalkan insanın bazen gece ibadetini kabul etmiyor.

Neden?

Çünkü hadîs-i şerîfte bildiriyor ki;

"Nice gece kalkan insan vardır ki elindeki kârı uykusuz kalmaktan ibaret."

Demek ki ibadetlerin kabul olması için ince şartlar var. İnce şartlara uyulmadığı zaman kabul olmuyor. "Ben de ibadet ettim ama acaba o şartlara uyarak mı oldu?" diye düşünmüştür o mübarek. İnsan, ibadetlerin kabul olduğunu bilmiyorsa elbette üzülür. Günahları var, affolduğunu bilmiyor, elbet üzülür.

 

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

İşte bu anlattığım sebeplerden dolayı önemli bir gecede bulunuyoruz.

Ne yapıp yapıp affımızı, mağfiretimizi sağlamaya çalışmamız gerekiyor.

Peygamber Efendimiz acaba nelere işaret buyurmuş?

Onları biraz Onun diliyle, ifadesiyle anlatmaya çalışalım.

Diyor ki Peygamber Efendimiz;

"Cebrail aleyhisselâm bana bu Beraat gecesinin evvel vakti geçtikten sonra geldi ve; 'Yâ Muhammed, yüzünü semaya çevir.' dedi. Baktım, cennetin kapıları açılmış. Birinci kapının üzerinde bir melek;

"Devlet ve saadet bu gece rükû edenler içindir." diyormuş."

Demek ki bu gece namaz kılmanın sevap olduğunu buradan anlıyoruz. Çünkü namaz zikrin en güzel şeklidir. Allah'ın en sevdiği ibadetlerdendir. Ve mü'minin miracıdır.

İkinci kapısında melek;

"Ne mutlu secde edenlere…" buyurmuş. Rükû ve sücûd namazda oluyor.

Üçüncü kapısında;

"Ne saadet, ne mutlu dua edenlere…" buyuruyormuş. Demek ki dua ve tazarru ve niyaz ile geçireceğiz zamanımızı. Namazla, duayla geçireceğiz. Dua edeceğiz.

Dua ile geçirmek olur mu?

Dua da ibadettir.

Müslümanların çoğu namazın, orucun ibadet olduğunu biliyor da duanın da ibadet olduğunu bilmiyor. Dua da ibadettir. Demek ki insan, dua ile meşgul olduğu zaman geceyi ibadetle geçirmiş oluyor. İki kâr var. Hem ibadet etmiş oluyorsun gecende hem de neyi istiyorsan Allah onu verecek. Hem ibadetle geçirmiş oluyorsun hem de istediğine kavuşmuş oluyorsun. Onun için bu gece yapılacak işlerden birisi dua etmekmiş.

Sonra dördüncü kapıda;

"Ne mutlu zikredenlere…" diyormuş melek. Demek ki bu gecede Cenâb-ı Hakk'ı çok zikredeceğiz.

Zikrin çeşitleri nelerdir?

Zikrin en başta gelen çeşidi Lâ ilâhe illallah demektir. Lâ ilâhe illallah'ı günde yüz defa diyen bir insan; mahşer yerine yüzü ay, dolunay gibi parlayarak gelecek. Onun için bu gece Lâ ilâhe illallah'ı çok çekersiniz.

Sonra Kulhuvallah Kur'ân-ı Kerîm'in üçte birini okumak kadar sevaptır. Kulhuvallah okursunuz, o da zikirdir. Kur'an okumak da zikirdir. Hem de bin defa Kulhuvallah okursanız;

"Bin defa Kulhuvallah'ı okuyan kimse kendisi esirmiş de esirlikten kurtuluyormuş gibi, kendisini cehennemden kurtarır, Cenâb-ı Hakk'ın affını mağfiretini sağlamış olur diye hadis i şerif var.

Onun için bin Kul hüvallah'ı okumanız belki yarım saat sürer, onu da tavsiye ederiz. Buradan zikir yapmanında güzel olduğu anlaşılıyor. Dua etmek de güzel; onu anlıyoruz. Ve zikirlerin çeşitlerini söylemiş olduk. Namaz kılmak da önemli oluyor.

Beşinci kapıdaki melek de diyormuş ki;

"Ne kadar güzel bu gecede Allahu Teâlâ'dan korktuğu için ağlayanlara." Biraz kendimizi hesaba çekelim bu gecede; tenhada, odamızda işlediğimiz hataları, kusurları düşünelim, biraz utanalım, ağlayalım. Çünkü Allah korkusundan ağlayan bir göze cehennem ateşi değmeyecek. Ağlamak güzel bir şey. Kalp yumuşaklığı, pişmanlık, ağlamak güzel bir şey… Onun için; "Bu gece biraz ağlamaya çalışın." diyorum, en başta kendime söylüyorum sözleri. Demek ki ağlayacağız.

Sonra yedinci kapıda melek;

"İsteyen, yalvaran varsa ihtiyaçları görülecektir." diyormuş.

O halde Cenâb-ı Hak'tan neleri istiyorsak isteyelim.

"Hocam, acaba ayıp olmaz mı ufak tefek şeyleri istemek? Her insana göre konuşulacak şeyler var. Mühim insanlar ufak tefek şeylerle meşgul edilmez dünyada. Mesela, insan bir başkanın, reis-i cumhûrun yanına gitse söyleyeceği sözlere dikkat etmesi lazım. Ufak tefek şeyler de istenir mi?" diyebilir sizden biriniz.

Evet, isteniyormuş. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki;

"Ayakkabınızın bağcığı kopsa bile Allah'tan isteyin."

Çünkü Cenâb-ı Hak kulun dua etmesini seviyor. Küçük büyük, aklınıza ne gelirse isteyebilirsiniz, günahı istememek şartıyla.

"Yâ Rabbi, şu arkadaşa ben çok kızıyorum, sen onun kafasını parçala…" filan gibi günah olan bir şeye dua etmek değil de iyi olmak şartıyla kendi ihtiyaçlarınız için dua edin, isteyin.

Çok önemli bir nokta var. Bir insan kendisi için dua ederse bu kabul olacak mı?

Ama bildiğimiz bir başka şey var. Arkadaşları, kardeşleri için dua edenin duası her zaman en hızlı şekilde kabul oluyor. Onun için yakınlarınızı da duadan unutmayın.

İnsanın en yakını nesidir?

Annesi, babası, eşidir, çoluk çocuğudur; onlara dua edin, duadan unutmayın. Biz de edelim, bana da geliyor bazı kâğıtlar: "Babama dua et, oğluma dua et…" vesaire alıyoruz. Siz de dua edin yakınlarınıza, bizi de duadan unutmayın. Biz de sizin artık kardeş sayarsanız kardeşiniziz; hoca sayarsanız hocanızız…

İnsan başkalarına dua ettiği zaman acaba zamanı başka şeye mi harcamış oluyor?

"Benim kendi işim var, kendi işimi göreyim mi?" diye mi düşünmesi lazım?

Hayır, başkalarına dua ettiği zaman başucunda bir melek; "âmîn" dermiş. "Yâ Rabbi onun istediğini bunun kendisine de ver." diye dua edermiş. Başkası için istediğini Allah isteyene de veriyor, onun için korkmayın.

Hatta bir başka hadîs-i şerîfi hatırladım, onu da söyleyeyim. Bir insan zikrederek, zikrederek, zikrederek zikirle vakit geçirip de… Bir de baktı ki vakit geçiverdi, bir şey isteyemedi. Bir de baktı ki imsak kesilmiş. Allah, vaktini; kendisini zikirle geçirene, isteyemeyene -zikrinden dolayı- isteyeceğinden âlâsını verirmiş. Çünkü zikredeni seviyor.

Onun için hem arkadaşlarınıza, yakınlarınıza dua etmekten kaçınmayın hem de zikirden kaçınmayın. Ama isteklerinizin küçüğü büyüğü demeden isteyin.

"Kimya dersinden iki aldım yâ Rabbi on almayı nasip et." talebe için basit bir dua ama olsun! Onu da istesin. En küçük şeylerini bile istesin.

Hani "affolmayacak kimseler" dedik; kardeşine düşmanlık besleyen, içkiye müdavim olan, zinâkâr olan vesaire…

Onların çaresi yok mu, onlar çaresiz mi?

Onların da çaresi dönmektir. O yanlışı bırakıp dönüş yapmaktır. Dönüş yaparsa kabul eder, dönüşe arapçada "tevbe" derler.

Biz tevbeyi yanlış anlıyoruz. Tevbe deyince; "Tevbe yâ Rabbi, affet yâ Rabbi, affet yâ Rabbi… Estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah…" demek sanıyoruz. Halbuki Hz.Ali Efendimiz camide birisi tevbe ederken;

"Tevbe yâ Rabbi, estağfirullah yâ Rabbi…" deyince demiş ki;

"Bana bak! Bu senin söylediğin, yaptığın yalancıların tevbesidir."

Hakikî tevbe nedir?

Dönmektir. Cenâb-ı Hakk'ın yoluna dönmektir.Onun için bin Kulhuvallah'ı okumanız belki yarım saat sürer, onu da tavsiye ederiz. Buradan güzel olduğu anlaşılıyor. Dua etmek de güzel; onu anlıyoruz. Ve zikirlerin çeşitlerini söylemiş olduk. Namaz kılmak da önemli oluyor.

Beşinci kapıdaki melek de diyormuş ki; "Ne kadar güzel bu gecede Allahu Teâlâ'dan korktuğu için ağlayanlara." Biraz kendimizi hesaba çekelim bu gecede; tenhada, odamızda işlediğimiz hataları, kusurları düşünelim, biraz utanalım, ağlayalım. Çünkü Allah korkusundan ağlayan bir göze cehennem ateşi değmeyecek. Ağlamak güzel bir şey; kalp yumuşaklığı, pişmanlık, ağlamak güzel bir şey… Onun için; "Bu gece biraz ağlamaya çalışın." diyorum, en başta kendime söylüyorum sözleri. Demek ki ağlayacağız.

Sonra yedinci kapıda melek; "İsteyen, yalvaran varsa ihtiyaçları görülecektir." diyormuş. O halde Cenâb-ı Hak'tan neleri istiyorsak isteyelim.

"Hocam, acaba ayıp olmaz mı ufak tefek şeyleri istemek? Her insana göre konuşulacak şeyler var. Mühim insanlar ufak tefek şeylerle meşgul edilmez dünyada. Mesela, insan bir başkanın, reis-i cumhûrun yanına gitse söyleyeceği sözlere dikkat etmesi lazım. Ufak tefek şeyler de istenir mi?" diyebilir sizden biriniz.

Evet, isteniyormuş. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki;

"Ayakkabınızın bağcığı kopsa bile Allah'tan isteyin."

Çünkü Cenâb-ı Hak kulun dua etmesini seviyor. Küçük büyük, aklınıza ne gelirse isteyebilirsiniz, günahı istememek şartıyla.

"Yâ Rabbi, şu arkadaşa ben çok kızıyorum, sen onun kafasını parçala…" filan gibi günah olan bir şeye dua etmek değil de iyi olmak şartıyla kendi ihtiyaçlarınız için dua edin, isteyin.

Çok önemli bir nokta var. Bir insan kendisi için dua ederse bu kabul olacak mı?

Ama bildiğimiz bir başka şey var. Arkadaşları, kardeşleri için dua edenin duası her zaman en hızlı şekilde kabul oluyor. Onun için yakınlarınızı da duadan unutmayın.

İnsanın en yakını nesidir?

Annesi, babası, eşidir, çoluk çocuğudur; onlara dua edin, duadan unutmayın. Biz de edelim, bana da geliyor bazı kâğıtlar: "Babama dua et, oğluma dua et…" vesaire alıyoruz. Siz de dua edin yakınlarınıza, bizi de duadan unutmayın. Biz de sizin artık kardeş sayarsanız kardeşiniziz; hoca sayarsanız hocanızız…

İnsan başkalarına dua ettiği zaman acaba zamanı başka şeye mi harcamış oluyor?

"Benim kendi işim var, kendi işimi göreyim mi?" diye mi düşünmesi lazım?

Hayır, başkalarına dua ettiği zaman başucunda bir melek; "âmîn" dermiş. "Yâ Rabbi onun istediğini bunun kendisine de ver." diye dua edermiş. Başkası için istediğini Allah isteyene de veriyor, onun için korkmayın.

Hatta bir başka hadîs-i şerîfi hatırladım, onu da söyleyeyim. Bir insan zikrederek, zikrederek, zikrederek zikirle vakit geçirip de… Bir de baktı ki vakit geçiverdi, bir şey isteyemedi. Bir de baktı ki imsak kesilmiş. Allah, vaktini; kendisini zikirle geçirene, isteyemeyene zikrinden dolayı, isteyeceğinden âlâsını verirmiş. Çünkü zikredeni seviyor.

Onun için hem arkadaşlarınıza, yakınlarınıza dua etmekten kaçınmayın hem de zikirden kaçınmayın. Ama isteklerinizin küçüğü büyüğü demeden isteyin. "Kimya dersinden 2 aldım yâ Rabbi 10 almayı nasip et." diye basit bir şey talebe için ama olsun onu da istesin. En küçük şeylerini bile istesin.

Hani "affolmayacak kimseler" dedik; kardeşine düşmanlık besleyen, içkiye müdavim olan, zinâkâr olan vesaire…

Onların çaresi yok mu, onlar çaresiz mi?

Onların da çaresi dönmektir. O yanlışı bırakıp dönüş yapmaktır. Dönüş yaparsa kabul eder, dönüşe Arapçada "tevbe" derler.

Biz tevbeyi yanlış anlıyoruz. Tevbe deyince; "Tevbe yâ Rabbi, affet yâ Rabbi, affet yâ Rabbi… Estağfirullah, estağfirullah, etağfirullah…" demek sanıyoruz. Halbuki Hz.Ali Efendimiz camide birisi tevbe ederken;

"Tevbe yâ Rabbi, estağfirullah yâ Rabbi…" deyince demiş ki;

"Bana bak! Bu senin söylediğin, yaptığın yalancıların tevbesidir."

Hakikî tevbe nedir?

Dönmektir. Cenâb-ı Hakk'ın yoluna dönmektir.

Hakikî tevbe lafla değildir. Hakikî tevbe nedir?

Hakikî tevbe hayatta dönüştür, fiildir, icraattır. İcraatı da Cenâb-ı Hakk'ın yoluna döndürecek.

Allahu Teâlâ hazretleri işi lafta bırakmayıp yanlış yoldan Cenâb-ı Hakk'ın [kendisinin] yoluna dönmeyi nasip eylesin.

Başka kandillerde de söylediğim bir iki hususu da nakletmek istiyorum. Bir insan bütün gece uykusuz duramayabilir ama abdestli olarak yatarsa abdestli uyuduğu zaman ibadette sayılır. Onun için abdestli yatmaya dikkat edin.

Bir de yatsı namazını, sabah namazını camide cemaatle kılan kimsenin gecesi gündüzü ibadetle geçmiş gibi olur. Mümkünse sabah namazını cemaatle kılmaya gayret edin.

Yatsıyı burada cemaatle kıldık inşaallah makbuldür. Çünkü bazen camiye gitsek camilerde ancak bu kadar cemaat oluyor. Sabah namazını da bir camide kılmaya gayret edin.

Büyüklerimizden gördüğümüz güzel namazlardan bir tanesi de tesbih namazıdır. Dört rekâtlı, içinde 300 defa: "Subhanallâhi ve'l-hamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l-azîm" denilen bir namaz. Hadîs-i şerîflerde vardır. Onu kılarsanız, Peygamber Efendimiz hadîs-i şerîfte çok methediyor. Onu kılın, sünnetlerde kayıtlıdır. İlmihâl kitaplarında kayıtlıdır.

İnsan Allah-u ekber diyecek. Subhâneke'yi okuduktan sonra Subhâneke ile Fâtiha arasında 15 defa Subhanallâhi ve'l-hamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber diyecek.

Sonra; "Ve lâ havla ve lâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l-azîm"'i ekleyecek.

Sonra E'ûzu besmelesini çekip; Fâtiha'yı, Kur'an sûresini okuduktan sonra -rükûa varmadan evvel- 10 defa "Subhanallâhi ve'l-hamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber" diyecek.

10.da "Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l-azîm'i ekleyecek, etti 25

Rükûa varacak, tesbihlerini çektikten sonra 10 defa "Subhanallâhi ve'l-hamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber" diyecek 10.da "Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l-azîm"'i ekleyecek, etti 35

Rükûdan kalkacak, doğrulacak o zaman yine: Semi'allâhu li-men hamideh Rabbenâ leke'l-hamd dedikten sonra 10 defa "Subhanallâhi ve'l-hamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber" diyecek 10.da "Velâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l-azîm'i diyecek, etti 45

Ondan sonra secdeye varacak, tesbihleri çektikten sonra 10 defa "Subhanallâhi ve'l-hamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber diyecek. 10.da "Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l-azîm'i ekleyecek, etti 55

Ondan sonra doğrulacak. Aynı şekilde 10 defa okuyacak, ikinci secdede 10 defa okuyacak, bir rekâtta 75 olacak.

İlk başta 15, rekâtın sonunda 25, doğrulduğu zaman 35, ilk secdede 45… Başta 15, sonunda 10 (25) Rükûda 35, kalktığı zaman 45, birinci secdede 55, iki secde arasında 65, ikinci secdede 75; kalkacak.

İkinci rekâta kalkınca yine 15 defa okuyacak, aynı şekilde gidecek 75 (150) selam verecek. Ondan sonra iki rekât daha böyle kılacak. Bu namazı tavsiye ediyor Peygamber Efendimiz, hadîs-i şerîflerde geçiyor.

"Hiç olmazsa ömründe hiç kılmayan bir defa kılsın. Ama daha çok kılabilen daha çok kılsın, her ay kılabilen kılsın, her hafta kılabilen kılsın…" diye böyle tavsiyesi var. Bunu kılarsınız. Kazâ namazları kılarsınız. Kılmadığınız namazlarını kazâ edersiniz.

Ümmet-i Muhammed'e dua edersiniz. Filistin'deki, Keşmir'deki, dünyanın her yerindeki kardeşlerimize, sıkıntıda, harpte, darpta olan kardeşlerimize ismen yerleri, bölgeleri zikrederek dua edersiniz.

Bir de rahat içinde olup da Münih, Almanya, Fransa, Amerika gibi dinden uzaklaşmış kardeşlerimize dua edersiniz. Onların derdi daha büyük. İnsan bir İsrail kurşunuyla ölürse şehit olur. Ama Münih'te keyif içinde yaşarken dinden, imandan sıyrılıp çıkar giderse âhireti mahvolur, onlara çok çok dua edin, çoluk çocuklarınıza sahip olun, akrabanıza, yakınlarınıza dikkat edin, kollayın, onlara dua edin.

 

Allahu Teâlâ hazretleri cümlemize tevfiklerini refîk eylesin, Allah hepinizden razı olsun.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
16.04.1997 - Arafat Duası
26.05.202626 dk 16 sn
13.11 1995 - Mehmed Zahid Kotku Kabri Başında Dua
26.07.202512 dk 48 sn
28.05.1999 - Fatih Sultan Mehmed'in Kişiliği, Fetih Ruhu
28.11.202350 dk 52 sn
02.11.2000 - Ramazanın İlk Gecesinin Fazileti, Kadir Gecesi, İftar Ettirmek
28.11.202342 dk 46 sn
00.12.2000 - Orucun Önemi, Orucu Zedeleyen Şeyler, Oruçlunun Mükafatı
28.11.202322 dk 7 sn
29.12.1999 - Kul Hakkı, Deccal, Veda Haccı
28.11.202316 dk 24 sn
29.06.1985 - Bayram Kutlamaları, Ramazan Sonrası, Şevval Orucu
28.11.202332 dk 17 sn
29.05.1987 - Ramazandan Sonraki Halimiz
28.11.202358 dk 16 sn
28.12.1999 - İtikaf
28.11.202344 dk 11 sn
27.11.2000 - Ramazan Ayının Başı, Sahur Vakti, İbadet
28.11.202318 dk 20 sn
26.05.1995 - Aşure Günü, Nafile Oruçlar
05.07.202518 dk 7 sn
26.04.1990 - Ramazandan Sonra İbadetlere Dikkat, Mümin Kardeşine Memnun Etmek, Bayram, Ariflerin Özellikleri
20.03.202629 dk 12 sn
24.03.1993 - Ramazanda Kazanılan Mükafatlar, Aileye Verilen Önem, Ramazan Sonrası İbadetler
28.11.202331 dk 39 sn
22.11.1999 - Berat Kandili
02.02.202640 dk 4 sn
21.12.2000 - İtikaf, Çocuk Yetiştirme
28.11.202315 dk 25 sn
21.01.1990 - Peygamber Efendimizin Yemin Etmesi, Bayram Namazına Gitmesi, Hutbesi, Zemzemin Faziletleri, Ailenin Önemi
28.11.202323 dk 21 sn
20.06.1985 - Bayram Namazı Öncesi, Ramazandan Sonra, Şevval Orucu, İmanın Tadı, Ramazan Bayramı
28.11.202334 dk 4 sn
19.11.1989 - Mescidden Kalkarken Okunacak Dua, Peygamber Efendimizin Bayram Namazına Ailesini Getirmesi
28.11.202326 dk 55 sn
19.06.2000 - Kuran Kıraati
28.11.202316 dk 5 sn
18.04.1997 - Kurban Bayramı, Yardımlaşma, Hac Manzaraları
26.05.202630 dk 23 sn
17.12.2000 - Gece Namazı, Ramazandan Sonra Alışkanlıkların Devam Etmesi
28.11.202337 dk 27 sn
16.05.1997 - Muharrem, Aşure Gününün Önemi, Orucun Fazileti, Muharremde Neler Yapılmalı
28.11.202323 dk 24 sn
16.05.1997 - Aşure Günü
28.11.202328 dk 32 sn
16.01.1999 - Sabah Ve İkindi Namazlarının Önemi
28.11.202322 dk 14 sn
15.12.2000 - İtikaf Fazileti
28.11.202323 dk 7 sn
15.12.1999 - Müminin Güzelliği, Hikmet, Kardeşin İhtiyacını Görmek
28.11.202339 dk
15.07.1990 - Tevhid, Namaz, Zekat
28.11.202323 dk 11 sn
14.01.1999 - Kadir Gecesi
28.11.202339 dk 46 sn
13.12.2000 - Cennet Ve Oruç
28.11.202333 dk 34 sn
13.01.1999 - İslamda Kardeşlik
28.11.202335 dk 30 sn
11.01.1998 - Ramazandan Sonra Hali Muhafaza Etmek
28.11.202332 dk 53 sn
10.01.2001 - Güzel Ahlak Sahibi Olmak, Zikir
28.11.202323 dk 19 sn
07.12.2000 - Oruç Tutmak, İftar Ettirmek
28.11.202326 dk 29 sn
07.01.2000 - Ramazanın Son Günü
28.11.202331 dk 49 sn
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Peygamber Efendimiz
28.05.202627 dk 34 sn
05.07.1990 - Hac, Mazlumun Günahını Almak, Dürüst Olmak, Güvenilir Olmak, Sözünde Durmak
28.11.202316 dk 16 sn
05.04.1992 - Ramazandan Sonra, Ramazanın Mükafatı, Sünneti Seniyye
28.11.202340 dk 41 sn
05.04.1992 - Ramazandan Sonra, Ramazanın Mükafatı, Sünneti Seniyye, Ahmet Ziyaüddin Gümüşhanevi
28.11.202356 dk 20 sn
05.02.1992 - Güzel Ahlakın Önemi
28.11.202315 dk 26 sn
05.01.1998 - Ramazanda Takva Sahibi Olmak
28.11.202321 dk 56 sn
04.00.0000 - Allahın Seveceği Kullar
28.11.202343 dk 30 sn
03.12.2000 - Orucun Mükafatı, Oruç Adabı
28.11.202324 dk 7 sn
00.12.2000 - İftarı Suyla Açmak, Sahura Kalmak, Yalan Yere Yemin, Gıybet
28.11.202322 dk 34 sn
00.12.2000 - Cennetin Ramazan Ayında Süslenmesi
28.11.202335 dk 4 sn
00.00.2000 - Ramazanda Sahura Kalkmak, Hilalin Görünmesi
28.11.202314 dk 3 sn
00.00.2000 - Ramazan, İftar Ettirmek
28.11.202342 dk 4 sn
00.00.2000 - İftar Ettirmek, Oruçlunun Yanında Yemek
28.11.202316 dk 5 sn
00.00.1999 - Ramazan, Orucun Faydaları
28.11.202322 dk 2 sn
00.00.1999 - Güzel Ahlak, Münafığın Alametleri
28.11.202322 dk 13 sn
00.00.0000 - İyi Ve Kötü Huy, Toplum Ahlakı, Kullara İyilik, Kullara Kötülük
28.11.202328 dk 16 sn
26.12.2000 Ramazandan Sonrası, Allahın Adını Anarak Birşey İstemek, Münafığa Efendi Demek, İyilik
20.04.202324 dk 8 sn
27.07.1996 Peygamber Efendimizin Soyu, Peygamber Özellikleri
03.09.202547 dk 7 sn
Mahmud Esad Coşan Hocaefendinin Çeşitli Sohbetlerinden Mehmed Zahid Kotku
18.09.202029 dk 19 sn
25.10.1995 - M. Zahid Kotku Hocaefendinin Hayatı
04.06.202057 dk 9 sn
13.11.2000 - M. Zahid Kotku Hocaefendinin Özellikleri, Şemaili, Kerametleri
18.09.202028 dk 58 sn
13.11.1999 - Hak Din İslam, Sünnete Uygun Müslümanlık, Tasavvuf
04.06.202044 dk 25 sn
13.11.1994 - Alimlerin Önemi
15.07.202642 dk 34 sn
13.11.1993 - M.Zahid Kotku Hocaefendi Anma Programı
04.06.202031 dk 25 sn
13.11.1992 - M.Zahid Kotku Hocaefendi ve Teslimiyet
26.07.202539 dk 41 sn
06.11.1997 - Recebin Önemi, Tevbe Etmek, Regaip Kandili
25.12.202548 dk 16 sn
06.00.0000 - Receb, Şaban, Ramazan, Regaip Kandili, Recebin İlk Günü ve Cuma Gecesi
18.02.202143 dk 2 sn
28.09.2000 - Regaip Kandili, Receb Ayının Faziletleri
18.02.202129 dk 38 sn
14.09.1999 - Recebin İlk Cuma Gecesi
18.02.202147 dk 46 sn
13.03.1986 - Recep Ayı
25.12.202533 dk 57 sn
09.01.1992 - Recep Ayının Faziletleri, Üç aylar
18.02.202134 dk 13 sn
08.12.1994 - Regaib Kandili, Recebin Önemi, İlk Cuması
18.02.202138 dk 5 sn
25.12.1996 - Berat Kandilinin Önemi, Affedilemeyenler
25.03.202131 dk 47 sn
22.11.1999 - Berat Kandili, Duhan Suresi
06.03.202340 dk 4 sn
20.11.1988 - Berat Kandili, Sevap Kazanmak
25.03.202124 dk 33 sn
14.12.1997 - Berat Kandili, Affedilecek ve Edilmeyecek Olanlar
17.03.202238 dk 9 sn
11.03.1990 - Berat Kandilinin Önemi, İhyası ve Ramazana Hazırlık
25.03.202151 dk 41 sn
10.11.2000 - Berat Kandili
25.03.202160 dk 30 sn
04.05.1985 - Berat Kandilinin Faziletleri
25.03.202138 dk 45 sn
03.12.1998 - Berat Kandilinde Duaların Kabul Oluşu
25.03.202136 dk 53 sn
00.00.1987 - Berat Kandili, Berat Kandilini İdrak Etmek
17.03.202227 dk 37 sn
31.01.1992 - Mirac Kandilinde Oruç Tutmanın Sevabı
08.03.202118 dk 50 sn
28.04.1984 - Miraçta Peygamberimizin Yaşadıkları
08.03.202152 dk 33 sn
27.05.2000 - Mirac Gecesinde Görülenler, Faiz, Namaz
08.03.202119 dk 7 sn
26.11.1997 - Mirac Hadisesi
17.02.202337 dk 53 sn
24.10.2000 - Mirac, İsra Hadisesi, Kandili İdrak Etmek
08.03.202148 dk 26 sn
19.12.1995 - Mirac Hediyeleri
15.01.202652 dk 52 sn
19.01.1993 - Mirac Kandili
08.03.202151 dk 41 sn
15.02.1981 - Peygamberimizin İsra ve Mirac, Miraçta Gördükleri
08.03.202122 dk 2 sn
06.04.1986 - Mirac Kandilinin Önemi, İsra Hadisesi, Oruç ve Nefis Terbiyesi
06.02.202433 dk 50 sn
30.09.1990 - Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
26.09.202339 dk 52 sn
29.08.1993 - Peygamber Efendimiz, Mevlid Kandili
04.06.202035 dk 13 sn
19.09.1991 - Mevlid Kandili, Peygamberimizin Dünyaya Teşrifi
24.08.202637 dk 43 sn
15.07.1997 - Mevlid Kandili, Mekke
04.06.202058 dk 16 sn
14.11.1986 - Mevlid Kandili, Peygamberimizin Hadis Yolu Oluşu
04.06.202043 dk 32 sn
14.06.2000 - Mevlid Kandili
04.06.202018 dk 16 sn
10.10.1989 - Peygamber Sevgisi, Sünnete Uymak
04.06.202063 dk 22 sn
08.08.1995 - Mevlid Kandili
24.08.202642 dk 22 sn
25.01.1998 - Kadir Gecesi
04.06.202030 dk 36 sn
23.12.2000 - Kadir Gecesinin Önemi, Kuran-ı Kerim
04.06.202034 dk 23 sn
20.03.1993 - Kadir Gecesinin ve Ramazanın Önemi, Rahmetten Ümit Kesmemek
04.06.202041 dk 26 sn
15.06.1985 - Kadir Gecesi, Halis Niyet
04.06.202038 dk 20 sn
15.02.1996 - Kadir Gecesinin Ramazanın 27.Günü Olması
04.06.202028 dk 10 sn
14.01.1999 - Kadir Gecesinin İhyası
04.06.202040 dk 20 sn
07.07.1983 - Dua
04.06.202032 dk 20 sn
03.01.2000 - Kadir Gecesi
04.06.202050 dk 56 sn
29.05.1998 - Fetih
04.06.202050 dk 51 sn
29.05.1995 - Fatih ve Fetih Ruhu
04.06.202037 dk 2 sn
29.05.1990 - Vatan, Fatih ve Fetih
04.06.202045 dk 19 sn
28.05.1999 - Fatih Sultan Mehmet'in Çevresi,Fetih Ruhu
04.06.202047 dk 17 sn
29.05.1987 - Ramazan Bayramı, Takva, İman, Ramazandan Sonraki Halimiz
04.06.202033 dk 52 sn
21.01.1990 - Zemzemin Taşınması, Peygamber Efendimizin Özellikleri
04.06.202023 dk 21 sn
20.06.1985 - Bayram Kutlamaları, Ramazandaki Sevaplar, Ramazan Sonrası, Şevval Orucu
10.04.202431 dk 38 sn
09.02.1997 - Bayram Tebriği, Sadaka Vermek, Şevval Oruçları, Bayram Sonrası
31.03.202528 dk 16 sn
08.01.2000 - Bayram Tebriği, Bayramdan Sonra Oruç Tutmak
21.03.202621 dk 7 sn
06.05.1990 - Bayramda Def Çalınması, Cumaya Temiz Gitmek, Peygamber Sevgisi
04.06.202028 dk 26 sn
28.04.1996 - Kurban Bayramı, Kurban Kesmenin Fazileti
27.05.202626 dk 11 sn
18.04.1997 - Kurban Bayramı, Salatu Selam, Ziyaret Etmek, Sadaka Vermek
04.06.202027 dk 57 sn
17.04.1998 - Hac Sonrası, Büyük Mescitlerde İbadet, Avrupa Ülkeleri
02.08.202036 dk 52 sn
17.03.2000 - Kurban Bayramı, Kurban Kesmenin Fazileti
07.06.202525 dk 32 sn
05.04.1998 - Kurban Bayramı, Ziyaretleşme, Hediyeleşme
28.05.202623 dk 45 sn
01.07.1990 - Arefe Günü, Arafatta Dua, Hac, Kalb Temizliği
15.06.202430 dk 29 sn
AKRA