Kalplerin Cilası - 07.04.2000

Kalplerin Cilası - 07.04.2000
Abdullah b. Ömer radıyallahu anhüma'dan rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîfi okuyorum. Dervişliğe, tasavvufa, nefis terbiyesine dair bilgileri anlatan ana fikirlerden birisi.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuşlar ki;
İnne hâzihi'l-kulûbe tasdeu kemâ yasdeu'l-hadîdü izâ esâbehü'l-mâu. Kîle: Yâ Rasûlallahi, ve mâ cilâühâ? Kâle: Kesretü zikri'l-mevti ve tilâveti'l-Kur'âni.
Bu mübarek hadîs-i şerîfin mânası şöyle;
İnne hâzihil-kulûbe tasdeu. "Bu gönüller, bu kalpler muhakkak ki paslanırlar." Kemâ yasdeu'l-hadîdü izâ esâbehü'l-mâu. "Kendisine su değdiği zaman, suya mâruz kaldığı zaman, demirin sudan, nemden, rutubetten dolayı paslandığı gibi, bu kalpler de paslanır." diyor Peygamber Efendimiz.
Kalp sözü Arapça'da tam Türkçe'deki gönül sözünün karşılığıdır. Gönül, Türkçe'de bir halden bir hâle dönmek fiilinden geliyor. Kalp de Arapça'da tekallüb etmek, kalıptan kalıba geçmek mânasına geliyor. İnsanın gönlü halden hâle geçiyor, kâh ağlıyor, kâh gülüyor, kâh seviniyor, kâh üzülüyor, kâh ümitleniyor, kâh ye'se düşüyor... İnsanın iç dünyasının bin bir türlü duyguları var. İşte gönül, kalp bu…
Kalp Arapça'da iki mânaya kullanılıyor:
Bir, Türkçe'deki yürek mânasına; şu canlıların kanlarını vücutlarına pompalayan, tık tık atan yürek mânasına kullanılıyor. Bir de gönül mânasına; iç dünyası, iç âlemi, iç benliği mânasına kullanılıyor.
İşte bu gönüller de paslanır; insanın içi kararır, insanın iç dünyası pislenir, kirlenir. İnsanın gönlü tatsızlaşır demek.
"Gönlüm kırgın, sana gönlüm kırgın, bu gün canım bir şey istemiyor, canım sıkılıyor, canım daralıyor, canım böyle istedi..." diye can kelimesiyle de bazen bunu ifade ediyoruz.
Efendimiz, "İşte bu kalpler de kararır, paslanır; suya, neme, rutubete mâruz demirin paslandığı gibi." dedi.
Kîle: "Bunun üzerine denildi ki:" Yâ Resûlallah, ve mâ cilâühâ? "Ey Allah'ın Resûlü, bu kalpler paslanırsa, gönüller kararırsa, pas tutarsa, bunun cilalanması nasıl olacak?"
Demir yağlanıyor, pas sökücüler sürülüyor, cilalanıyor. Paslanmış bir makinenin aksâmı cilalandıktan sonra tekrar kullanılır hâle geliyor. Makası biraz açıkta bıraktığınız zaman, bakıyorsunuz güzelim makasınız musluğun yanında rutubetlenmiş, paslanmış. Hemen yağ getiriyorsunuz, makine yağı sürüyorsunuz, siliyorsunuz, tekrar temizleniyor.
"Bu kalpler paslandığı zaman bunun cilalanması ne sûretle olacak? Nasıl cilalanabilir, pası nasıl giderilir yâ Resûlallah?" diye soruldu.
"Neyle cilâlanacak kalpler, pırıldayacak, çalışacak, insanın iç dünyası aydınlanacak? Nasıl olacak bu?"
Kesretü zikri'l-mevti. "Ölümü anmanın çokluğu ile…" Ve tilâveti'l-Kur'âni "ve Kur'ân-ı Kerîm okumanın çokluğu ile."
Peygamber Efendimiz iki ilaç, tedavi çaresi söylüyor;
Birisi, ölümü çok düşünmek…
Ölüm hepimizin başında. Hepimiz mutlaka bu ölüm denilen olayı yaşayacağız. Her hayat sahibi, bu hayat elinden giderken ölümle karşılaşacak, ecel şerbetini herkes içecek. Çare yok...
Kırk Ayet
Okuyan Gafillerden Sayılmaz
İslamı Yaymalıyız
Sünnete Uymalıyız -
