Kuran-ı Kerim Şefaatçidir - 02.02.1986

Kuran-ı Kerim Şefaatçidir - 02.02.1986
Peygamber Efendimiz buyurdu ki;
Ni'me'ş-şefî'u el-kur'ânü li-sahibihî yevme'l-kıyâmeti yekûlü yâ rabbi ekrimhu fe-yülbesü tâce'l -kerâmeti sümme yekûlü yâ rabbi zidhu fe-yüksâ kisvete'l-kerâmeti sümme yekûlü yâ rabbi zidhu 'ırda 'anhu fe-leyse ba'de rıdallâhu şey'ün.
Bu Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten [rivayet edilmiş.] Efendimiz buyurmuş ki;
"Kur'ân-ı Kerîm ne güzel şefaatçidir."
Allah Allah! O kitap şefaatçi mi olur?
Evet, Kur'ân-ı Kerîm şefaatçi olacak.
"Ne güzel şefaatçidir." Li-sahibihî yevme'l-kıyâmeti. "Kur'ân-ı Kerîm'e sahip olan, onu okuyan, hafızasında bulunduran insana kıyamet gününde Kur'ân-ı Kerîm ne güzel şefaatçidir." Yekûlü. "Der ki Kur'ân-ı Kerîm." Yâ rabbi ekrimhu. "Yâ Rabbi! Şu benim sahibime ikram et." Beni muhafaza eden, beni hafızasına alan, beni evinde muhafaza edip okuyan kimseye ikram eyle Yâ Rabbi!" diye dua eder.
Allahu Teâlâ hazretleri Kur'ân-ı Kerîm'inde zikrediyor ki; "Bu elleri, ayakları, derileri konuşturacak, şahitlik ettirecek." Nasıl konuşturacaksa konuşturacak. Günahkarların elleri, ayakları, derileri sahibi aleyhinde; "Evet yâ Rabbi! Bu günahı işledi, bu elini harama uzattı, çaldı, bu ayağıyla o haram yere yürüdü." diye Allahu Teâlâ'ya şehadet edecekler. Kendi azalarına diyecekler ki;
"Niye bizim aleyhimize şahadet ettin?" Onlar da diyecek ki;
Entekanellâhü'llezî enteka külle şey'in. "Her şeyi konuşturmaya kadir olan Allah konuşturdu, susmak elimizde mi?" Şehadet etmemek, şehadetten kaçmak mümkün mü? "Allah konuşturdu." diyecekler. Allahu Teâlâ hazretleri dilerse taşı konuşturur, dilerse ağacı konuşturur, dilerse eli, ayağı, deriyi, gözü, kulağı konuşturur. Kur'an'ı konuşturur.
Kur'ân-ı Kerîm böyle şehadet edecek, şefaat edecek. Diyecek ki;
"Yâ Rabbi! Şu benim sahibime ikram eyle." Onun üzerine, Fe-yülbesü tâce'l-kerâmeti. "O Kur'an ehlinin, Kur'an'a sahip kimsenin başına bir kerâmet tacı giydirilecek."
Ne demek kerâmet tacı?
Allah'ın ikramı olarak başına onun şerefini, izzetini ifade etmeye vesile olan, güneş gibi parlayan bir taç giydirilecek. Durmayacak Kur'ân-ı Kerîm diyecek ki; Sümme yekûlü yâ rabbi zidhu. "Yâ Rabbi! ikramını arttır." Arttır yâ Rabbi şu benim sahibime ikramını! Fe-yüksâ kisvete'l-kerâmeti. "Üzerine kerâmet elbisesi giydirilecek." Allah'ın ikramı olarak, müstesna bir şeref timsali olmak üzere üniformalıların en şereflisi gibi Kur'an hatırına onun üzerine bir kisve giydirilecek. Kur'an yine durmayacak;
Sümme yekûlü yâ rabbi zidhu. "Yâ Rabbi! Daha ziyade ikram eyle." İrda 'anhu. "bu benim sahibimden, bu Kur'an ehli olan kişiden razı ol!" diye böyle Kur'an şefaat edecek, Allah da razı olacak. Fe-leyse ba'de rıdallâhu şey'ün. "Allah'ın rızasından daha öteye de ikram olmaz." Yani Allah razı oldu mu, Allah'ın hoşnutluğunu kazandı mı insan, tamam ötesini söylemeye lüzum yok.
Kuranın Ve
İlmin Ne olduğu
Kuranı Kerim
Okuyanın ve Okumayanın
