İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Kuranı Kerim Nimetine Ulaşan Başka Nimet Aramasın - 04.07.1985

Kuranı Kerim Nimetine Ulaşan Başka Nimet Aramasın - 04.07.1985
Kur'an-ı Kerim ve Sünnet

Kuranı Kerim Nimetine Ulaşan Başka Nimet Aramasın - 04.07.1985

20.10.2025
10 dk 21 sn

Men karae'l-Kur'âne feraâ enne ehaden min halkillâhi azze ve celle u'tiye efdale mimmâ u'tiye fekad sağğara mâ azzama'llâhu ve azzama mâ sağğara'llâhu. Lâ yenbeğî li-hâmili'l-Kur'âni en yecidde fî men yeciddü ve lâ yechele fî men yechelü velâkin ya'fû ve yesfahu li-izzi'l-Kur'âni.

"Kim Kur'ân-ı Kerîm'i okur da ondan sonra aziz ve celil olan Allah'ın mahlukâtından bir mahluka kendisine verilenden daha faziletli bir şey verilmiş olduğunu sanarsa..."

"Bak filancaya zenginlik vermiş, boğazda köşk vermiş, altında Mercedes var; geziyor. Onun durumu daha iyi..." gibi... Allah'ın mahlukâtından bir mahluku, eline geçmiş olan, elindeki dünyalıklar vesaireler dolayısıyla "Ya onun durumu benden daha iyi..." diye kendisinden daha faziletli sanıverirse, öyle görüverirse, o kanaate sapıverirse yanlış bir iş yapmış olur.

"Kur'an verilmiş kendisine, daha ne istiyor!" demek.

Allah kendisine Kur'ân-ı Kerîm'i vermiş de, Kur'ân-ı Kerîm'i okuyor da hâlâ Allah'ın yaratıklarından bir yaratığa göz dikiyor da onun elindeki başka nimetlere bakıp; "Buna benden daha çok verilmiş." diye bir kanaate saplanıyorsa yanlış iş yapar. Allah'ın küçülttüğünü büyültmüş, büyülttüğünü küçültmüş olur. Çünkü Allah ehl-i Kur'an'ı Kur'an'ın izzeti dolayısıyla yüceltmiştir, büyültmüştür. Onu küçük görüyor, yanlış iş yapıyor. Dünyalığı küçültmüştür, dünyalığın âhiretin yanında bir kadri kıymeti yoktur. Onu da lüzumsuz yere büyültmüş olur. Yanlış bir düşünceye sapmış olur.

Bir insana Kur'an verilmişse övünebildiği kadar övünsün, sevinebildiği kadar sevinsin çünkü verilebilecek en yüksek şey kendisine nasip olmuş, daha ne istiyor?

Hiçbir kula onun kadar yüksek bir şey verilmemiştir. Kur'an okuyor ya, Kur'an'ı biliyor ya, Kur'an'ın ehli ya... Daha ne istiyor?

Onun bu zihniyette olması lazım. Bu zihniyette olmaz da bu nimetin kadrini bilmezse yanlış bir iş yapmış demektir. Allah'ın küçülttüğünü gözünde büyük görüyor, büyülttüğü, hakikaten azamet verdiği şeyi de küçültmüş oluyor.

Ehl-i Kur'an'ın kendisine dikkat etmesi lazım. Çünkü kendisi Allah'ın kelâmına sahip olmuştur, lâlettâyin bir insan değildir; her sağa sola koşuşturan insanlar gibi koşuşturması uygun olmaz.

İzahında "Cedde, yeciddü; sa'y etmek, sa'ğa, yesğa mânasına." diyor. Yani ehl-i Kur'an'ın her koşanla beraber koşması gerekmez.

Ve lâ yechel fî men yechel. "Cahillik edenlerle beraber onun da cahillik etmesi gerekmez." Yapmaması icap eder.

Peygamber Efendimiz başka insanlar gibi olmadığını, kendisinin sahip olduğu izzeti idrak etmesi gerektiğini ifade ediyor. Öyle başkası gibi yapamaz.

Neden?

Ehl-i Kur'an da ondan.

Başkası gibi davranamaz, başkası gibi cahillikler yapamaz, günahlara sapamaz, hafiflikler yapamaz, hafif meşreplikler yapamaz.

Velâkin ya'fû. "Affeder. Kendisine karşı yapılan şeyi yüksekten affeder, bulaşmaz, onunla uğraşmaz." Ve yesfahu. "Ve cahilin cahilliğinden geçer, ona mukabele etmez." Li-izzi'l-Kur'ân. "Kur'an'ın izzeti dolayısıyla vakarını bozmaz."

Şu tarife bakın, Peygamber Efendimiz ehl-i Kur'an'ın nasıl bir sıfatta olması gerektiğini bize anlatıyor.

İbn Ömer radıyallahu anh'ten.

İnsan ehl-i Kur'an oldu mu, bir kere en büyük nimet verilmiş olduğunu bilecek, ondan sonra da başka cahiller gibi yapmaması gerektiğini de idrak edecek.

"Ben ehl-i Kur'anım yahu; bana böyle söylemek yakışmaz. Bana şu adamla münakaşa etmek yakışmaz. Bana şu adamın seviyesizliğine düşmek yakışmaz. Bana şu adamla bir olup da yaka paça kavga etmek yakışmaz. Bana şu cahiller gibi deniz kenarında plajda gezmek yakışmaz. Bana şu [insanlar] gibi yalan yanlış yolda [gitmek] yakışmaz..."

diye yapmaması gereken şeyleri idrak edip, vakarını muhafaza edip Kur'ân-ı Kerîm'in izzetini koruması gerekir. Çünkü artık ehl-i Kur'an olmuştur, Kur'an'a bağlı bir kimse olmuştur, onu temsil eden bir kimse olmuştur. Vakarını bozmayacak. Affedici, cahillere uymayan, onların kusurlarına aldırmayıp onların küçüklüklerine, ona yaptığı şeylere tenezzül bile etmeyen, yürüyüp geçiveren kimse olması lazım.

Kur'ân-ı Kerîm böyle bir kitaptır.

Allahu Teâlâ hazretleri bize bu Kelâm-ı Kadîm'in, bu Kelâm-ı Hakîm'in, Kitâb-ı Hakîm'in kadr ü kıymetini bilmeyi nasip eylesin.

Allah'ın nuru bu diyarda sönmedi, elhamdülillah. İslâm'ı boğmak istediler ama boğamadılar, bak yine daha güzel filizlendi, daha güzel filizler çıktı. Şu ezanlar inşaallah susmayacak. Şu ibadethaneler bak nasıl ağzına kadar doluyor. Bir ara ne kadar garip, boynu bükük kalmış. Elhamdülillah... Dolacak. Milletimiz İslâm'ın hak olduğunu anladığı, bildiği için yine aslına dönecek; yine İslâm'ın, Kur'an'ın hâdimi olacak. O yoldan dönmeden inşaallah ne güzel işler yapacaklar... İnsanın göğsü kabarıyor.

Evlatlarınızı ehl-i Kur'an yetiştirin.

Dün akşam bir yerdeydik; hoca efendi bir âyet-i kerîme okudu yatsı namazında ki Arapça bilenler erir... O kadar öyle âyet-i kerîme...

E cemaat duruyor. Bilmiyor ki... Ne dediğinden haberi yok ki...

Arapça da öğreneceğiz.

Arapça'ya hiç millet yüzünü döndürüp bakmıyordu da ticarî bakımdan, ticarî münasebetler gelişince, "Para var, şirketler var, tercümanlar çok para kazanıyor, 300 bin lira, 500 bin lira..." şimdi paradan dolayı iş canlandı.

Ama müslüman paradan dolayı yapmayacak. "Ben şu Allah'ın kelâmını iyi anlayayım, şu Resûlullah'ın sünnetini iyi anlayayım." diye Kur'an'a sarılacaksınız.

Yaşlı bir hanımefendi geldi, arabanın içindeyiz, yanımızda bizim çoluk çocuk da var, camdan eğildi;

"Es-selâmu aleyküm yâ üstaz!" diye başladı Arapça tekellüm etmeye...

"Dur bakalım, Arap turistler çoğaldı bizim memlekette, galiba bir Arap hatun bir şeyler söyleyecek..." diye biraz dinledim. Beş-altı kelime güzel, muntazam Arapça söyledi. Ondan sonra;

"Hocam Allah sizden razı olsun." diye Türkçe'ye döndürüverdi.

Meğer Türkmüş, yaşlı...

"Arapça öğreniyorum hocam." dedi.

Allah Allah, hoşuma gitti... Gençler ibret alın, erkekler ibret alın ki kadınlar sizi geçecek.

Benimle mükemmel Arapça cümlelerle konuştu; ben Arap hatunu sandım, "Allah Allah... Dur, turist geldi herhalde... Bir şey mi soracak, ne yapacak?" diye...

Gayet güzel konuştu, gayet güzel dualar etti.

Oğlu da yanındaymış, oğlu da subaymış, "Buna da dua edin." dedi.

Kur'an'ı öğreneceğiz. Kur'an'ın anahtarı da Arapça.

Rahmetli çok kıymetli bir hoca efendi vardı, babamın arkadaşıydı, nur içinde yatsın. Vefat ettiği zaman mahalleden camları açıp kadınlar;

"Hocamız bizi bırakıp nereye gidiyorsun?!" diye tabutunun arkasından bağırmışlar.

Kendisini öyle sevdirmişti... Yüzü gülmezdi ama hiç de kalp kırmazdı; gayet ciddi, çok güzel konuşan müstesna bir insandı.

Miftâhu'l-Kur'ân demiş, bir kitap yazmıştı; "Kur'an'ın anahtarı" demek.

Bu Arapça da Kur'an'ın anahtarıdır.

Kur'an'ı okuyorsunuz, Fâtiha'yı okuyorsunuz; heyecan duymuyor. Allahu ekber diyor; heyecan duymuyor. Sûreler okunuyor; heyecan duymuyor.

Peki bu hoca bu sureyi, bu aşr-ı şerîfi niye mihrapta okuyor?

Her namazın arkasından sana bir öğüt vermek için okuyor. Sen anlamıyorsun.

Mâni ne?

Cahillik. Cahillik Kur'ân-ı Kerîm ile bizim aramızda bir duvar örmüş;

"Biz Kur'an'ı anlayamıyoruz."

Olmaz! Şıkır şıkır, şakır şakır, bülbül gibi Arapça konuşmamız lazım.

Neden?

Dedelerimiz Arapça yazmışlar, bütün kütüphaneler Arapça eserler dolu... Arap diyarlarına yüzyıllarca hâkim olmuşuz. Hâkimü'l-Harameyn diye Hicaz'dan haber gelmiş. Bizim sultanımız da tevazu göstermiş;

"Ne demek 'Arabistan'ın, Mekke'nin, Medine'nin hâkimi' sözü... O sözü kabul etmiyorum. Hâdimü'l-Harameyn; biz Harameyn-i Şerîfeyn'in hizmetçisiyiz." yazmış.

Oralara asırlar boyu hizmet etmişler. Buralardan sürre alayları tertip etmişler; altınlar, elmaslar, kıymetli şeyler her sene oraya, Peygamber Efendimiz'in mescidine hediye gitmiş. Paralar, imkânlar, mallar, yiyecekler oralara nisâr olmuş.

İngilizler orayı kuşattıkları zaman buradan hükümete baskı yapıyorlar;

"Teslim etsinler şu Medine'yi..."

Medine'nin paşası diyor ki;

"Teslim etmem. Ölürüm, teslim etmem!"

"Yahu teslim et!"

"Teslim etmem!"

"Teslim et!"

"Teslim etmem!"

"Resûlullah'ın diyarını teslim eder miyim?!" diyor.

Öyle aşk ile hizmet etmişler... En son zamanlara kadar öyle hizmet etmişler.

Öğreneceğiz.

İngilizce'yi neden öğreniyoruz? Öğrenince küçülüyor muyuz?

Hayır. Dillerini öğreniyoruz, tekniklerini öğreniyoruz, dostluklarını, düşmanlıklarını öğreniyoruz; kendimizi kolluyoruz.

Almanca'yı öğrenince küçülüyor muyuz? Fransızca'yı öğrenince küçülüyor muyuz?

İşi ters bir taraftan tutturmaya lüzum yok. Öğreneceğiz, Allah'ı kelâmını anlayacağız.

Allah cümlemizi ehl-i Kur'an eylesin. O Kur'an'ın vakarına, izzetine, şerefine sahip eylesin. Haramını haram, helalini helal bilip onun mübarek yükünü omuzlarımıza alıp da, kendimize baş tacı edip de hayatımızı öyle sürmeyi nasip eylesin. Âhirette Kur'ân-ı Kerîm'i bize şefaatçi eylesin, davacı etmesin. "Yâ Rabbi! Bunlar beni okudular, yolumda gitmediler. Yâ Rabbi! Bunlar beni evlerinde rafa kaldırdılar, hiç yüzümü açmadılar, tozlara gark oldum..." diye bizden davacı olmasın.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
Ayetel Kürsinin Fazileti - 04.07.1985
20.10.20255 dk 10 sn
Bin Ayet Okuyan Salihlerledir - 28.07.1985
20.10.20251 dk 25 sn
Efendimizi Sevmek Kuranı Sevmekle Olur - 10.10.1989
20.10.20251 dk 51 sn
Haşr Suresinin Son Üç Ayeti, Huvallahüllezinin Fazileti - 30.06.1985
20.10.20252 dk 52 sn
İhlas Suresini Bin ve On Kere Okumanın Fazileti - 04.07.1985
20.10.20251 dk 26 sn
İhlas Suresinin Fazileti - 04.07.1985
20.10.20251 dk 33 sn
İlim Olmadan Kuranı Kerimi Yorumlamak - 21.07.1985
20.10.20251 dk 55 sn
İslamı Yaymalıyız Sünnete Uymalıyız - 14.06.2000
20.10.20251 dk 17 sn
Kalplerin Cilası - 07.04.2000
20.10.20254 dk 42 sn
Kırk Ayet Okuyan Gafillerden Sayılmaz - 28.07.1985
20.10.20251 dk 35 sn
Kurana ve Sünnete Sarılacağız - 20.06.1982
20.10.20252 dk 14 sn
Kuranı Kerimi Anlamak - 07.04.2000
20.10.20254 dk 20 sn
Kuranı Kerimi İdrak Ederek Okumak - 12.09.1982
20.10.20259 dk 49 sn
Kuranı Kerimi Yüzünden Okumanın Fazileti - 04.07.1985
20.10.20251 dk 21 sn
Kuranı Kerim Okumanın ve Ezberlemenin Fazileti - 04.07.1985
20.10.20253 dk 28 sn
Kuranı Kerim Okuyanın ve Okumayanın Farkı - 08.04.1984
20.10.20256 dk 37 sn
Kuran-ı Kerim Şefaatçidir - 02.02.1986
20.10.20253 dk 25 sn
Kuranın Ve İlmin Ne olduğu - 10.04.19893
20.10.20259 dk 14 sn
Kuran Okunmayan Evde Gariptir - 14.11.1989
20.10.20251 dk 57 sn
Kuran ve Sünnete Sarılmak - 01.08.1982
20.10.20259 dk 18 sn
Menfaat İçin Kuran Okumak - 04.07.1985
20.10.20259 dk 56 sn
Vakıa Suresini Okuyan Fakirlik Görmez Kıyame Suresini Okuyanın Kıyamette Yüzü Parlar - 04.07.1985
20.10.20255 dk 31 sn
Zekat Veren Malın Şerrinden Korunur - 08.07.1984
20.10.20256 dk 34 sn
AKRA