Kuran ve Sünnete Sarılmak - 01.08.1982

Kuran ve Sünnete Sarılmak - 01.08.1982
Kitabullahi sünneti len yeteferraka hatta yerida aleyye'l havda. Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet olunan, metnini az önce size nakletmiş olduğum hadîs-i şerîfte Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve selem hazretleri buyuruyor ki;
Kitabullahi. "Allahu Teâlâ hazretlerinin kitâb-ı kerîmi." Yani Kur'ân-ı Kerîm. Ve sünnetî. "Benim sünnetim." Yani Peygamber sallallahu aleyhi ve selem hazretleri "benim" diyor. Söyleyen o. Yani, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin emirleri, yasakları, takdirleri, fiilleri, sözleri, yaşayış tarzı, tavsiyeleri, sünneti. "Allah'ın kitabı Kur'ân-ı Kerîm ve Peygamber Efendimiz'in sünneti."
Len-yeteferrakâ. "Birbirinden ayrılmayacaklar."
Ne zamana kadar ayrılamayacaklar?
Hattâ yeridâ 'aleyye'l-havda. "İkisi ta cennete girip de havz-ı kevserin başında benim yanıma gelinceye kadar birbirinden ayrılamayacak." Kur'ân-ı Kerîm ve Peygamber Efendimiz'in sünneti ta cennete Peygamber Efendimiz'in yanına gelinceye kadar birbirinden ayrılmayacak.
Bundan ne çıkıyor?
Bundan Peygamber Efendimiz'in sünnet-i seniyyesinin kıymeti çıkıyor. Her zaman söylediğim gibi, bizim bu devrimiz fitneli bir devirdir.
Fitne ne demek?
Karışıklık, kargaşalık, insanı dünyevî uhrevî bakımdan sıkıntılara sokan, şaşırtan hadiselerin çokca olduğu devir.
Allah cümlemizi en aziz nimeti olan imandan ayrılmadan imanlı yaşayıp o kelime-i şehâdet üzere imanlı olarak emanetimizi teslim etmek nimetine erdirsin.
Biz çağırmadan Amerikalısı müslüman oluyor. Biz çağırmadan bir duyuyoruz ki Amerika'dan profesörün birisi müslüman olmuş. Bir bakıyoruz ki İngiltere'den falanca kütüphane müdür müslüman olmuş. İnceleyen adam müslüman oluyor! Eğer şu dünyanın zevkinden, sefasından, eğlencesinden, vakit bulabiliyor da hakikati arıyorsa, gel kulum sen hakikati mi arıyorsun, al sana hakikat diye Allah sana ihsan ediyor.
İngiltere'de düşünmüş taşınmış benim dinim, bâtıl din, bir şeye benzemiyor demiş. Bakmış aklına uymamış.
E güzel din hangisi?
Kitaplarda yazıyor ki, Hintlilerin Budizm dini biraz mantıkî imiş, insan sevgisine, merhamete önem veriyormuş, hadi Hindistan'a gideyim orada Budist olayım demiş. Budistler var yoga yapıyorlar, bir takım hünerler gösteriyorlar ya. 40-45 gün mezar gibi bir şeyin içine giriyor yemek yemeden duruyor, havaya ip atıyor tırmanıyor filan, oraya gitmeye kalkmış.
Türkiye'ye gelmiş rüyada göstermişler demişler ki; "Sen oraya gitme burada müslüman ol." Adam İngiltere'den yola çıkıpta hak dini aramaya gidince, Mevlâ bakıyor ki İngiltere'den Türkiye'ye kadar hakikaten hak dini aramak için zahmeti çekiyor, terliyor, Türkiye'de gösteriyor. İngiltere'de de isterse gösterir ama Türkiye'ye kadar bir zahmet etsin bakalım, göstersin ihlâsını. Türkiye'de diyor ki; Kulum sen Hakkı arıyorsun ama Hak Hindistan'da değil, Hak Müslümanlıkta diye gösteriyor. Adam rüya üzerine müslüman oluyor... Tanıdıklarımızın komşuları, yani adıyla sanıyla söyleyebileceğimiz kimseler.
Gün gibi aşikar. İmanımız 1400 yıldır sapasağlam durmuş, o kadar badireler geçirmiş, o kadar hücumlara uğramış; sisler dağılıyor bakıyorsun kalemizin duvarları sapasağlam duruyor, hiçbir şey olmamış asırlar kuvvetlendiriyor, dinimiz durdukça kuvvetleniyor.
Neden?
Bismillâhirrahmânirrahîm
İnnâ nahnu nezzelne'z-zikra ve innâ le-hû le-hâfizûn. Allahu Teâlâ hazretleri; "Bu Kur'ân-ı Kerîm'i, bu zikr-i ilâhîyi, bu delilleri, bu dini, biz indirdik biz koruyacağız." diyor da ondan!
Bir lem'a ki Hak yandıra, üflemekle sönmez.
Allah yakmışsa bir ışığı onu kim söndürebilir? Sönmüyor, yanıp duruyor, nasibi olan bakıp müslüman oluyor.kaybediyor.
Yani hayatın nesi var?
Zengin de fakir de hasta oluyor. Dert herkese gelebiliyor, para sahibi olunca insan mutlu olmuyor ki?
Bakıyorsun fakir, alın teri dökerek üç kuruşluk bir para kazanıyor, gidiyor bir kuru ekmek tuza banıyor, çok şükür yâ Rabbi! diyor, bakıyorsun mesut bahtiyar. Öbür tarafta bakıyorsun üç tane araba, beş tane köşk, sekiz tane bilmem şuyu buyu herşeyi var; evde ne bet, ne bereket ne huzur var. O ona hırlar, o ona dırlar; evde bir tat tuz yok. Öyle olabiliyor, bereket başka bir şey...
Ben de Arapça biliyorum, ben de dinî tahsil yaptım, ben de amme cüzünü biliyorum, hatta Kur'ân-ı Kerîm'i ezberledim diyor. Din namına öyle şeyler söylüyor ki, Arapça söylediği için müslümanlar kanıyor. Onun dilinden konuştuğu, bazı şeyler okuduğu için kanıyor, işte o zor. Pilavın içinde kara taştan korkma. Neden? Aa! Bembeyaz pilavın içinde bir tane kara taş var, bu dişimi kırar dersin ayırırsın kenara koyarsın.
Neden korkacağız?
Pirince benzeyen mermer cinsi taştan korkacağız. Pirince benzer, bembeyaz! Bembeyaz, kaşığa alırsın baka baka ağzına atarsın, çatır çutur dişin kırılır.
Bu çeşit insanların bir kısmı diyorlar ki;
Ben Kur'an'a inanırım...
Tamam, maşaallah, lütfen keremen, sanki bize çok büyük lütufta ihsanda bulunuyormuş gibi... Sen inanıyorsan kendin kurtulursun.
Ama başka şey tanımam.
Vay! Başka bir şey tanımaz.
Yani ne tanımaz?
Sünnet münnet, Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîfesi vesaire tanımazmış.
Peki, Kur'ân-ı Kerîm'i kim indirdi?
Allah.
Kime indirdi?
Resûlullah'a.
Kim tebliğ etti?
Resûlullah.
Yani sen onun bu Kur'an'dır değini kabul edeceksin, ondan sonra şunu şöyle yapın dediğini kabul etmeyeceksin.
Akıl mantık kabul eder mi?
Etmez ama bu boruyu öttüren insanlar var.
Neden böyle yapıyorlar?
Birkaç sebep var.
Bir kere zor geliyor. Zor geliyor [çünkü] hadîs-i şerîf müslümanı tarif ediyor. Hadîs-i şerîf bir müslümanın gününü nasıl geçirmesi, nasıl yapması gerektiğini tarif ediyor, kıpırdamaya mecal bırakmıyor. Ey müslüman! Müslümansan şöyle yaşayacaksın diye sabah yataktan kalkış şekliden elini yüzünü yıkayış şekline varıncaya kadar, yemeğe başlayışından bitirişine kadar, çocuğu terbiye edişinden gece yatışına kadar, ana babanın münasebetine, karı kocanın muamelesine kadar dinimiz her şeyi tarif ediyor. Hadîs-i şerîf tarif ediyor.
Eğer insan müslümanca yaşamaktan sıkılıyorsa onu hadîs-i şerîf de sıkıyor. Biz hiç şikâyetçi değiliz elhamdülillah. Hadîs-i şerîf gözümüzün nuru, Resûlullah başımızın tacı.
Allah şefaatine nâil eylesin.
Nesi var, Resûlulah'ın yolunda ne kusur gördün?
Zor geliyor. Başka yol tatlı geldiğinden o yol tatlı geliyor da müslüman olmak zor geldiğinden, doğrudan doğruya ben müslüman değilim demiyor, dolayısıyla diyor ki, ben Kur'an-ı tanırım ama hadisi tanımam.
Peki, gel! Kur'ân-ı Kerîm'i tanıyorsun da hadisi tanımıyorsun, nasıl mümkün olur mu?
Allahu Teâlâ hazretleri Kur'ân-ı Kerîm'de buyurmuyor mu?
Bismillâhirrahmânirrahîm;
Kul in küntüm tuhibbûnellâhe fe't-tebi'ûnî yuhbibkumullâhu ve yağfir le-küm zunûbeküm. "Resûlüm onlara, 'Eğer Allah'ı seviyorsanız bana tâbi olun' de." Fe't-tebi'ûnî. "Bana tâbi olun." Yuhbibkumullâhu ve yağfir le-küm zunûbeküm. "Allah da sizi o zaman sever ve günahlarınıza afv ü mağfiret eyler." diye Resûlullah'a uydurmuyor mu?
Ve mâ erselnâke illâ rahmetelli'l-âlemîn. "Biz seni ancak âlemlere merhametimizden bir rahmet eseri olarak gönderdik." demiyor mu?
Ve mâ yentıku ani'l-hevâ in hüve illâ vahyun yuhâ. demiyor mu?
Resûlullah'a uymaya, onun izinden gitmeye teşvik etmiyor mu?
Ediyor.
Demek ki Kur'an'ı da aslında tutmuyor, aslında Kuran'a da isyan ediyor.
Onun için böylelerine dikkat edin. [Böyleleri] pirincin, pilavın içinde ki beyaz taş gibidir. Resûlullah'ın sünnetine sarılan kurtulur. Yol bir tane, bin bir tane yol yok! Dalâlet yollarını sayamayacak kadar çoktur ama hakkın yolu bir tanedir, o da Kur'ân-ı Kerîm'in yolu, Resûlullah'ın izidir! Resûlullah'ın izinden gidersin.
Niye sabah bu vakitte kalktın?
Resûlullah kalk demiş.
Niye bu namazı kıldın?
Resûlullah kıl demiş.
Niye burada böyle yaptın, niye sakal bıraktın?
Resûlullah bırakmış.
Niye yüzüğü şu tarafa taktın?
Resûlullah böyle yapmış.
Niye yemeğe sağ elinle başladın?
Resûlullah böyle demiş.
Niye tuza bandın?
Resûlullah böyle buyurmuş.
Niye sonra dua ettin?
Resûlullah böyle buyurmuş.
[Resûlullah'a uyarsan] rahat edersin, kurtulursun, şefaatine nâil olursun.
Kitabullahı, Kur'an'ı kabul ederim sünneti kabul etmem derse ulaşamaz çünkü Kur'ân-ı Kerîm anayasa gibidir, Peygamber Efendimiz onun teferruatını 23 yılda anlattı. Sen 23 yılda anlatılan şeyleri bir tarafa nasıl koyarsın, Kur'ân-ı Kerîm'i hadîs-i şerîfsiz nasıl bilirsin? Nasıl izah edersin?
Mümkün olmaz.
İnsan edeple hareket ederse Allah hıfz eyler; cümlemizi hıfz u himaye eylesin, edepsizliğe düşürmesin, kulluğunda kusur ettirmesin. Bizi edepli, terbiyeli, zarif, ârif, Peygamber Efendimiz'e muhabbeti çok, sünnet-i seniyyeye bağlılığı tam olan kimseler eylesin.
Menfaat İçin
Kuran Okumak -
Kuran Okunmayan
Evde Gariptir -
