Dünyada da Afiyet İstemek - 17.05.1981

Dünyada da Afiyet İstemek - 17.05.1981
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuşlar ki;
Sübhânallah inneke lâ tütîkuhû ve lâ testetîuhû hel lâ kulte 'Allâhümme âtinâ fî'd-dünyâ haseneten ve fî'l-âhirati haseneten ve kınâ âzâbe'n-nâr.'
Sübhânallah. Buradaki sübhânallah, "Allah'ı tesbih ederim, Allah her türlü noksandan münezzehtir." demek ama şaşırmış da ondan söylemiş Peygamber Efendimiz.
Hayret etmiş. Hani biz de fe sübhânallah, Allah Allah deriz, öyle söylemiş. Sübhânallah demiş Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir kimsenin karşısında.
Ondan sonra da demiş ki;
İnneke lâ tu'tîkuhû. "Sen buna tahammül edemezsin." Ve lâ testetî'uhû. "İstitâat getiremezsin, gücün yetmez bunu yüklenmeye, omuzların dayanmaz bu yüke." Hel lâ kulte. "Şöyle deseydin ya, şöyle demen mümkün olmaz mıydı?" Allâhümme âtinâ fî'd-dünyâ haseneten. "Ey Allahım, ey Rabbim! Bize dünyada iyilik ver." Ve fî'l-âhireti haseneten. "Âhirette de iyilik ver." Ve kınâ âzâbe'n-nâr. "'Bizi cehennemin azabından hıfz eyle, koru, sakla yâ Rabbi.' deseydin ya." demiş.
Ne zaman demiş bunu?
Peygamber Efendimiz'in hizmetinde bulunan sahâbi Enes b. Mâlik radıyallahu anh diyor ki; enne'n-nebiyye sallallahu aleyhi ve sellem âde racülen. "Peygamber Efendimiz bir hasta ziyaretine gitti." İâdetu'l-merîd. "Hasta ziyaret etmek." Âde racülen. "Bir adamı ziyarete gitti." Kad cuhide. "Erimiş, takati tükenmiş, bitmiş bir adam." Hattâ sâra misle ferhin. "Kuş yavrusu gibi, civciv gibi kalmış."
O kadar küçük değil ama hastalıktan, sıkıntıdan erimiş; ufalmış ufalmış, neredeyse insanlıktan çıkmış. O kadar küçülmüş. Bir deri bir kemik kalmış; böyle bir hasta. O zaman şaşırmış.
Fe kâle lehû.
Peygamber aleyhissalâtu ve'sselâm ona demiş ki;
E mâ künte ted'û, e mâ künte tus'elü rabbeke'l-âfiyete. E mâ künte ted'û. "Allahu Teâlâ hazretlerine dua etmez miydin sen? Bu ne hal?" E mâ künte tes'elü rabbeke'l-âfiye. "Rabbinden âfiyet istemez miydin? Bu ne hal? Nasıl düştün bu hâle?" diye sormuş.
Kâle. "O hasta demiş ki." Küntü ekûlu. "Ben diyordum ki yâ Resûlallah!" Allâhümme. "Ey Rabbim, ey Allahım!" Mâ künte muâkibî fî'l-âhireti fe accil lî fî'd-dünyâ. "Yâ Rabbi! Sen beni âhirette ne sebepten cezalandıracaksan, cehenneme atacaksan bana o cezayı dünyada ver de bu dünyada çekeyim, âhirette kurtulayım. Âhirette dayanamam, bu dünya hayatı nasıl olsa geçici, sen bana ceza olarak âhirette ne vereceksen." Fe-accil lî fî'd-dünyâ, "Acele et, bana o belayı, o sıkıntıyı bu dünyada ver de âhiretim rahat olsun." demiş.
Bunun düşüncesi doğru mu?
Yanlış.
Yanlış olduğunu Peygamber Efendimiz söylüyor.
Böyle dua olur mu?
Allahu Teâlâ hazretlerinin hazinelerinden lütfundan, kereminden, şefkatinden ümit kesilir mi mübarek? Ne biçim şey böyle?
Allahu Teâlâ hazretlerinin hazinesinden eksilir mi? Âhirette de hayır iste, dünyada da iste. Sana dünyada hayır verdiği zaman Allahu Teâlâ hazretleri; "Âhirete kalmadı mı?" diyecek? Hazinesi sonsuz.
"Yâ Rabbi! Evet, ben yüzü kara bir kulum, müflis bir kulum. Şimdiye kadar sana hiç iyi kulluk edemedim yâ Rabbi! Cezayı hak ettim. Cehennemim ta dibini boylayacak kadar bir kusurlu kulum ama senin rahmetin çok. Bana dünyada da âhirette de iyilik ver yâ Rabbi! Beni sevdiğin huylarla huylandır, sevdiğin amellere muvaffak et. Sevdiğin yollarda yürüt. Sevdiğin kullarla arkadaş et. Bundan sonra bari beni koru. Sen korursan, elimden tutarsan ben doğru yolu bulurum, hak yolda giderim. Aman yâ Rabbi! Ben hatamı bildim. Hakkım, haddim değil senden iyi bir şey, lütuf istemek ama ne yapayım ki senin hazinen sonsuz, keremin, lütfun sonsuz!" dese insan; dünyada da âhirette de iyilik istese daha iyi.
Doğrusu bu.
Peygamber Efendimiz öyle diyor.
Sübhânallah demiş o zaman. "Allah Allah! Ne acayip iş yapmışsın." diye şaşırmış. "Sen buna takat getiremezsin."
Âhiretin cezasını dünyada çekmeye insan takat getiremez. Bundan bir ders daha çıkıyor. Vah başımıza gelecekler, Allah korusun! Âhiretin cezasına bak ki bir adamcağız böyle demiş diye kuş yavrusuna dönmüş, insanlıktan çıkmış da küçülmüş, erimiş.
Estağfirullâh el-azîm ve etûbu ileyh.
Aman yâ Rabbi! Sen bizi affeyle, sevdiğin huylarla huylandır, sevdiğin amellere muvaffak eyle. Sevdiğin yollarda yürüt, âhirette de dünyada da iyilikler, hoşluklar ver. Bizi iki cihanda mesut, bahtiyar eyle. Hazinelerin sonsuz yâ Rabbi!
Dünya Geçicidir
- 01.08.1982
Derdi Ahiret
Ve Dünya Olanlar
