İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

Ahiret Ameliyle Dünyalık Kazanmak - 14.04.1985

Ahiret Ameliyle Dünyalık Kazanmak - 14.04.1985
Dünya Sevgisi

Ahiret Ameliyle Dünyalık Kazanmak - 14.04.1985

27.10.2025
8 dk 8 sn

Vechuhû ve muhika zikruhû ve üsbite's-mühû fî-ehlî'n-nâri.

"Her kim dünya talebine düşerse dünyalık elde etmek peşine koşarsa..."

Dünyalık nedir?

Para pul, mevki makam, alkış şöhret vesaire. Çünkü bunlar dünyada kalacak âhirete yarar şeyler değil. "Kim bunların, dünyalığın peşine düşürse..."

Nasıl kazanacak bunu ne yaparak kazanacak? Çok çekiç sallayıp çok imalat yapıp çok satıp da öyle mi para kazanacak?

Yok yok, öyle değil.

Nasıl?

Bi-'ameli'l-âhirati. "Âhiret ameli ile dünya kazanmaya kalkarsa..."

İbadet taat, âhirette kendisine sevap kazanacak bir şey cinsinden bir şeyler yaparak dünya kazanıyor. Açıyor önüne mendili ondan sonra eûzü-besmele çekip Kur'ân-ı Kerîm'i okuyor;

"Ee, bana para verin."

Kur'an'ı okuyor, para almak için, veyahut sarık cübbe, kavuk bilmem ne köy köy dolaşıyor, gören hoca sanıyor maksadı ticaret kazanç, veyahut daha başka bir şey neyse yani…

Âhirete yarar işleri dünya menfaati sağlamakta kim kullanırsa..."

Ne olur?

Tumise vechühû. "Yüzü düzlenir." Yani yüzünün hatları silinir, yüzü dümdüz olur, şeref haysiyet kalmaz. Allah tarafından onun yüzü berbat edilir, teğayyür eder, yüzü mahvedilir. Sonra;

Ve muhika zikruhû. "Zikr-i cemîli, hoş yâdı, zikri, itibarı, şerefi silinir." Yüzünde şeref, yüz aklığı kalmaz bir kere, yüzü dümdüz olur, şerefi itibarı silinir. Ve üsbite's-mühû fî-ehlî'n-nâri. "İsmi cehennem ehlinin arasına kaydedilir, tespit olunur."

Sen misin âhirete yarar işleri gösteriş yaparak dünyalık elde etmeye, para pul devşirmeye, mal mülk kazanmaya kullanıyorsun? İşte ona suistimal derler! Âhiret ibadetini dünyalık kazanmaya kullanıyor, vasıta ediyor, istismar ediyor. Hah öyle insanın yüzü silinir, nâmı yok edilir ve ismi cehennem ehli arasına yazılır. Demek ki âhiret işini dünya menfaati devşirmekte kullanmak yok. Kur'an okuyor para topluyor, ilmini satıyor para topluyor.

Eski ümmetler de öyle yapmışlar. İçlerinden alim yetişmiş amma ilmini dünyalık devşirmekte kullanmış hakikati itiraf etmemiş. Peygamber Efendimiz'in zamanında da yahudilerin alimleri, hristiyanların alimleri vardı hatta Peygamber Efendimiz'in namını duyunca Necran'dan kalktı kâfile halinde geldiler, başka diyarlardan geldiler. Necran'dan gelen kafilede süslü, ziynetli, şatafatlı, sırmalı, üniformalı papazlar, piskoposlar, üsküfler vardı, onlar 70-80 kişi böyle saltanatla geldiler. Âl-i İmrân sûresinde bahsedilen hadise. İçlerinden bazısı, üç dört tanesi müslüman oldu ötekiler dediler ki;

"Biz müslüman olursak Bizans imparatoru bize darılır. Bize darılır, bize gönderdiği paraları ikramları göndermez."

Demek sen o cübbeyi Bizans imparatorundan para almakta kullanmışsın, gitti. Müslüman olanlar kurtuldu, ötekiler gitti. Halbuki evlatlarını bilir gibi o kadar net olarak Hz. Peygamber'in peygamber olduğunu biliyorlardı. Yolda gelirken aralarında konuşurken öyle konuşuyorlardı. "Haydi bakalım eğer benim sözüm yanlış, senin sözün doğru ise veyahut sen öyle iddia ediyorsan Allah'ın lanetini 'Allah yalancıları kahretsin!' diye lanetleşelim. Peygamber Efendimiz anlattı anlattı, dinlemediler, [onlara];

Haydi var mısınız haksız, yalancı kimse Allah onu kahretsin!" dedi. Kendi aralarında kafa kafaya verdiler fıs fıs fis konuştular, dediler ki;

"Böyle bir peygamberle böyle bir konuda böyle bir iddiaya girerse, kendisi mahvolduğu gibi nesli kesilir nesli de gider. Böyle bir şey demeyelim."

Ona yanaşamadılar, Âl-i İmrân sûresinin sebeb-i nüzûlunu, o ayetleri okuyun, neler oldu bitti. Dünyayı tercih ettiler. İlmi var, biliyordu ama dünyayı tercih ettiler. İşte o da gitti, ötekisi de gitti. İmtihanı kaybettiler gittiler.

Allah bize imtihanı kazanmayı nasip etsin, âhireti zayi etmemeyi nasip etsin. Âhireti satıp dünyayı alanlarlardan eylemesin.

Aksine bu dünya âhireti kazanmakta vasıtadır; çalış kazan, ye yedir, hayrat hasenât yap, çoluk çocuk iyi yetişsin ele güne muhtaç olmasın. Talebe yetiştir, yetimlere bak, köprü yaptır, han hamam yaptır, su getir, hayrat sebil dağıt, zekatını sadakanı ver, nâmın, ecrin yürüsün. Sen öldükten sonra da defterine sevaplar gelsin dursun! İşte bak bunlar dünya malıyla kazanılıyor.

Zenginler akıllıysa ecirleri kamyon kamyon, tümen tümen alır götürürler. Peygamber Efendimiz'in zamanında fakir sahabe, sahabenin fukarası, çok yoksulları elinde hiç bir şey yok. Peygamber Efendimiz'e sızlana sızlana geldiler;

"Mahvolduk yâ Resûllulah!" dediler. [Peygamber Efendimiz] dedi ki;

"Niye, ne var?"

Zehebe ehlü'd-dusûr bi'l-ücûr yâ resûlallâh. "Zenginler bütün sevapları aldılar götürdüler." dediler. Cihadı onlar yapıyor, zekâtı onlar veriyor, hayrı onlar yapıyor, sadakayı onlar veriyor, biz bir şey yapamıyoruz.

Peygamber Efendimiz onlara da zikir tavsiye etti; "33 Sübhanallah, 33 Elhamdülillah, 33 Allahuekber deyin." diye şu namazların arkasında bizim yaptığımız o zikirleri o fukaraya tavsiye etti. Peygamber Efendimiz; "Böyle yaparsanız onlar gibi ecir kazanırsınız." dedi, sevine sevine gittiler.

Bir zaman geldi, yine sızlana sızlana geldiler, dediler ki;

"Yâ Resûlullah! Zenginler de öğrenmiş onlarda çekiyor tespihleri!" Dedi ki;

"O Allah'ın bir fazl u keremidir."

Demek ki zengin iyi müslüman olursa yanına yetişmek mümkün değil. Sevabı çok olur ama Allah zenginlere akıl fikir versin. Hepimiz aslında zenginizdir, yanımızda, cebimizde az çok paramız pulumuz vardır. Az veren candan, herkes bir hayır ve hasenât yapması lazım. [Hayr u hasenât] parayla oluyor, bağışla oluyor.

Peygamber Efendimiz Allah'ın hak peygamberiydi, müslümanların başarıları hiç parasız olsaydı ya?

Hayır. Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz'in İslam [müslüman] olduğu zaman 90 bin altını vardı, Allah yolunda verdi. Peygamber Efendimiz'in yoluna îsâr eyledi, saçtı böyle, feda olsun yâ Resûlallah dedi. Üzerinde bir şey kalmayıp da hurman hasırını beline "avret yerim görünmesin" diye sarınacak kadar bağışladı. Hasır sarınacak kadar... Öyle oluyor...

Peygamber Efendimiz bir gün fukarâ-i müslimînin halini gördü de bir güzel hutbe irad etti, bir güzel konuşma yaptı. Yardımın fazlından keriminden bahsetti, kadınlar hulliyâtını çıkartıp ortaya yığdılar, herşeylerini ortaya koydular;

"Madem âhiret sevabıymış verelim yâ Resûlallah!" diye yığıldı ortaya. Bu işler böyle olur.

Onun için bu paralar bizim düşmanımızdır; bu paraları, düşmanları elden çıkartalım, hayra sarf edersek o zaman tamam. Bu paralar insanın elinden uçar gider. Ne zaman ki hayra sarfedersin o zaman para senin olur.

Peygamber Efendimiz eve geldi sordu;

"Sabahleyin kestiğimiz koyun ne oldu?" Dediler ki;

"Yâ Resûlallah! Koyunun hepsini fukaraya dağıttık, bir budu bize kaldı." Peygamber Efendimiz;

"Ha! Demek ki bir budu hariç hepsi bizim olmuş." dedi.

E onlar fukaraya gitti?

Fukaraya giden deftere yazılıyor!

Senin yediğin?

O hesap. Helalse ne âlâ, haramsa onun hesabını [cezasını] çekeceksin. Verdiğin sevap oluyor; e biraz hayır yapacağız, ne olacak!

Sigarayı bırakamayız, televizyonu bırakamayız, bu bize revâdır. Bizim kötü huyumuzdandır.

Allah bizleri lütfuyla islah etsin, bir de düşmanla ıslah ederse o daha fena! Allah bizi lütfuyla keremiyle akıllandırsın islah eylesin.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
Afetlerin En Büyüğü Dünya Sevgisidir - 14.11.1982
27.10.20253 dk 51 sn
Ahirete Nispetle Dünyanın Değeri - 10.07.1983
27.10.20251 dk 22 sn
Ahireti Veya Dünyayı Tercih Etmenin Sonuçları - 28.04.1985
27.10.20257 dk 37 sn
Derdi Ahiret Ve Dünya Olanlar - 21.05.1998
27.10.20254 dk 16 sn
Dünyada da Afiyet İstemek - 17.05.1981
27.10.20255 dk 16 sn
Dünya Geçicidir - 01.08.1982
27.10.20251 dk 45 sn
Dünya Hayatı Fanidir - 14.11.1989
27.10.20251 dk 35 sn
Dünya Ne İyi Ve Kötü Yerdir - 13.12.1996
27.10.20252 dk 16 sn
Dünya Sevginin Boşluğu - 28.06.1981
27.10.20255 dk 18 sn
Dünya Sevgisi Ve Ölümden Korkmak - 08.05.1983
27.10.20256 dk 10 sn
Dünyaya Meyledenin Kalbi Kör Olur - 03.02.1985
27.10.202510 dk 57 sn
Yumuşak Huyluluk Dünya Ve Ahirette Büyük Bir Nasiptir - 06.01.1985
27.10.20255 dk 45 sn
AKRA