İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Dünyaya Meyledenin Kalbi Kör Olur - 03.02.1985

Dünyaya Meyledenin Kalbi Kör Olur - 03.02.1985
Dünya Sevgisi

Dünyaya Meyledenin Kalbi Kör Olur - 03.02.1985

27.10.2025
10 dk 57 sn

Men ragibe fi’d-dünyâ ve etâle fî-hi rağbetehû ‘ama’llahu kalbehu alâ kadri rağbetihî fî-hâ ve men zehede fi’d-dünyâ ve kasara fî-hâ emelehu a’tahullahu ilmen min gayri ve hüden min gayri

İbn Abbas radıyallahu anhümâ’dan bir hadîs-i şerîf.

Men ragibe fi’d-dünyâ. “Kim dünyaya heveslenir, dünya metaına rağbet ederse.”

Ve etâle fî-hi rağbetehû. “Bu dünyaya rağbetin de upuzun…”

Eee çok uzattın ya, uzatıyor, çok rağbet ediyor. Dünyaya bayılıyor, mevki sahibi olacağım, para sahibi olacağım, bir mercedesim olacak, aklı fikri tarlalar, apartmanlar …” bilmem ne...

Ya namaz? Cuma, bayram, zekât?

Hepsi bir tarafa. İlle dalmış oraya.

Ne olacak şimdi bu adam?

A’mallahu kalbehu. “Allah kalbini kör eder.”

Kalbin de gözü var mı?

Asıl göz o, sen bu gözü göz mü sanıyorsun?

Bazı adamlar bakıyor da görmüyor. Gerçekleri görmüyor. Ben cahil adamım, ben anlıyorum, görüyorum da koca herif şu kadar kitap yutmuş, görmüyor. Gözleri var ama kör, çünkü kalp gözü yok. Kalbi kör olmuş. Dünyaya kim dalarsa, dalmasını da çok uzatırsa “fazla ettin, çok uzattın…” diyoruz ya, çok uzattı…

Uzatınca ne olur?

‘Amallahu kalbehu. “Allah da onun kalbini köreltir.”

Kalp nedir?

“Şurada tık tık atan şey, atıyor hocam.”

Yok o değil, orayla ilgili başka bir şey kalp. Kalp, insanın idraki.

Cehenneme atılanlar diyecekler ki; “Ah keşke akletseydik…” diyecek.

Lehum kulûbun ya’kilûne bihâ.

Âyet-i kerîmede “Onların kalpleri var ama akletmiyorlar.” deniliyor. Demek ki kalp, akıl etme, idrak vasıtası; kan pompalama vasıtası değil. Çıkar onu, sunî kalp tak, o da pompalasın.

Hayır!

Kalp, insanın idrak vasıtasıdır. Allah idrakini körleştiriyor. Dünyaya daldı. Hırsı var. Dünyalıklara meyletti, kendisini onların peşine daldırdı. Allah onun gönlünü kör etti. Gerçekleri görmez artık. Bizim bu hocaların sözlerini götürürler, bantlara okurlar, tesir etmez.

Neden?

Kalbi kör, kalbi körleşti; gerçekleri görmüyor artık.

“Ya sen de burada bu ibadetin bir tadını tatsana!”

Allah yolunda yürümenin, bir iyilik yapmanın zevkini bir tatsan. Allah’a mutî olmanın, Allah yolunda nefsinin bir arzusunu engellemenin, arkasından Allah’ın senin arzuna yaydığı o lezzeti, Allah yolundan sıcak sıcak, şıpır şıpır gözyaşı dökmeyi, eski günahları bir hatırlayıp pişmanlık duymayı, tevbe etmenin zevkini bir duysan.

Ne kadar gözlerini kör eder?

Alâ kadri teysiri rağbetihî fî-hâ. “Onun dünyaya rağbetinin kuvveti ne kadarsa, o kadar körlüğü artar.” Hiç görmez. İnsan bazen;

“Sen kimsin?” diyor.

“Görmüyor musun?”

“Hayır. Bir insan olduğunu anlıyorum ama yüzünün hatlarını seçemiyorum.” diyor.

Bazısının gözü öyle oluyor. Bazısı ışığı fark ediyor, gündüz olmuş, gece olmuş o kadar. Gözü o kadar görüyor, o kabiliyette.

Kimisi; “Yazıyı okuyamadım, ikindi kaçta okunacak, bak bakalım.” Gözlüksüz anlayamıyor, rakamları okuyamıyor. Öbür tarafı görüyor da [yazıyı] görmüyor.

Demek ki, görmemenin çeşitli dereceleri olduğu gibi Allah da dünyaya dalanın, dalmasının şiddetine, derinliğine, kuvvetine göre gönlündeki körlüğünü şiddetlendiriyor. Az dalmışsa az kör, çok dalmışsa çok kör.

O zaman ne yapacağız?

Dünyaya rağbet etmeyeceğiz. Arkasından öyle anlaşılıyor, zaten hadis öyle geliyor.

Ve men zehede fi’d-dünyâ. “Kim dünya konusunda müstağni davranırsa.”

Aldırmam dünyaya;

Neyleyeyim dünyayı, bana Sübhan’ım gerek.

Gerekmez masivayı, bana Rahman’ım gerek.

Bir insan; “Ne yapayım masivayi, dünyayı; bana Allah celle celâlüh hazretlerinin rızası gerek” diyorsa dünyaya aldırmıyorsa; “Dünya malı dünyada kalacak. Ben dünya için âhiretimi satamam. Ben Allah’ın rızasını isterim.” derse, dünyaya müstağni davranırsa, gözü tok davranırsa, aldırmaz, bakmazsa…

Ve kasara fîhâ emelehu. “Dünya hususundaki arzularını emellerini dizginler, kısa tutarsa.” ’Atau’llâhu ilmen bi-gayri tâlimin. “Allah ona öğretmesiz bir ilim verir, öğretmeden onu alim yapar.” Hocaya gitmedi. Mektepte medresede okumadı. Allah ona bir ilim verir ki, mektepte hocalardan öğrenilmeyen bir ilim, ilm-i ledünnî bir ilim verir.

Ve heda min gayri hedyetin. “Allah ona kılavuzsuz yol göstertir.”

“Kapat gözünü kulum, yürü bakalım.”

“Aaa istediğim yere geliverdim.”

Neden?

Allah kılavuzu…

Bu adam ümmî; kitap, mektep, medrese, hoca görmemiş, hiç okumamış. Bu güzel sözleri, şekerden tatlı sözleri nereden söylüyor?

Allah tarafından insanın gönlüne öyle bir ilim verilirse o zaman o kimsenin gönlünden diline hikmet pınarları şırıl şırıl akmaya başlar. O zaman çok tatlı sözler söyler.

Allahu Teâlâ hazretlerine bazı kullar güzel kulluklar yapıp yapıp, yaklaşır yaklaşır sonra Allah onun gören gözü olur, söyleyen dili olur, işiten kulağı olur, tutan eli olur, yürüyen ayağı olur. Allah’la görür, Allah’la işitir, Allah’la tutar Allah’la varır. Bir anda hop Mekke’ye gider.

Allah bildirince bilir. Böyle emareleri çok.

Benim akrabamdan birisinin motoru kuma oturmuş. Uğraş, didin… Başka motorlar gelmişler, halat bağlamışlar. Oradan çekmişler, buradan çekmişler, makine çalıştırmışlar, yerinden kıpırdatamamışlar.

“Ne yapacaksınız? Alın halatlarınızı, siz gidin.” demiş.

“Girdim aşağıya, kamaraya, seccadeye oturdum, namaz kıldım, açtım elimi; ‘Yâ Rabbi sen her şeye kâdirsin, kurtar benim gemimi.’ dedim” diyor.

“Motorun burnundan gıcırtı gelmeye başladı.” diyor. Allah, motorların yanaşıp da halatla kurtaramadıkları kumdan kurtarmış. Dua ile… Allah her şeye kâdir.

Sıdk ile bağlanırsan olur. Demek ki insan dünyaya müstağni durursa, aldırmazsa Allah ona bir ilim öğretiyor ki kitaplarda yok. Ama talimsiz öğretir, gönlüne verir. Ondan sonra bir yola kılavuzluyor. Hak yolu gösteriyor, kılavuzsuz buluyor yolu. Kılavuza hacet kalmadan, delile hacet kalmadan yolu buluyor.

Demek ki bu işin aslı bu dünyaya meyletmemekmiş. Evet, doğru hakikati anladın.

Hubbu’d-dünyâ re’si külli hatîetin.

“Şu dünyalık sevgisi bütün hataların başıdır.” Onun için kardeşler miras yüzünden birbirleriyle kavga eder. Onun için insanlar birbirlerini aldatır. Oyun eder, bilmem ne yapar, günaha girer. Onun için zekât paraları çarçur edilir. Onun için şunlar bunlar olur. Her şey işte ondan yapılıyor. Ondan insanlar günahlara giriyor.

Dünyaya meyletmese Allah’ın rızasını düşünse, ne olacak?

“Fakir kalır hocam, dağın başında tiril tiril üstünde bir çuval, bir şeyciği kalmaz.”

Hayır, hayır! Öyle değil. Allah insanın rızkını taksim etmiştir. O dünyalık bu sefer onun peşinden gölge gibi kös kös gelir. Dünyalık, istemese de peşinden gelir.

Adamcağızın birisi evinde bolluk bereket, “Allah Allah…” Bir hocaya gitmiş;

“Hocam benim evimde çok bolluk var. Şüpheleniyorum, bu acaba istidrac mı?”

Senestedricühüm min haysu lâ ya’lemûne ve umlî lehüm inne keydî metîn.

Allah bazen, gafillere fırsat verir. O dünya sanki ebediyen ona kalacakmış sanır. Dalaletinde, sapıklığında devam eder eder, Allah’ın azabı birden güm tepesine bir iner, bitti iş… Gafil yakalanır. Acaba böyle bir mekr-i ilâhi mi, bu istidrac mı diye korkmuş, gelmiş bir hoca efendiye söylemiş. Hoca efendi de bakmış ona, demiş ki;

“Ekmek al, sokakta gezerken ye. Bir hafta sonra yine gel.”

Bir hafta sonra gelmiş;

“Hocam demiş evde bolluk kesilmedi. Yine her taraf taşıyor. Bolluk, bereket, gıda, nimet, hoşluk, güzel haller… Şüpheleniyorum.”

“Ben sana ekmek ye dedim, yemedin mi?”

“Yedim” demiş.

“Nasıl yedin ya?”

İnsan dışarıda, herkes görerek hart hurt ekmek yerse, göz hakkı olur. Günaha girer. Bereketi gider. Yerlere kırıklar dökülür. Başkaları basar, bereketi gider. Gitmedi bereket.

“Hocam, önüme bir önlük aldım, kapattım, hiç kırıp, dökmeyecek gibi kimse görmeden ısırdım. Bir keresinde bir kırık sıçradı. Aradım taradım, kırığı bulamayınca oraya şöyle taştan bir daire yaptım.”

“Git evladım, git hadi. Seninki hayırdan, bereketten… Mekr-i ilâhi, istidrac değil.” demiş.

Öyle edepli olunca hayrı bereketi çok gelir.

Rahmetli anam anlatırdı; -Allah cümle geçmişlerimize rahmet eylesin.-

Adamcağızın birisi işsiz, evdeki çoluk çocuk perişan, aç, yiyecekleri yok. Sabah çıkıyormuş, iş arıyormuş. Kimse iş vermiyor. Eski zaman, yer kıtlık diyar. Demek ki kolay bulunmuyor. Kimse iş vermiyormuş. Akşam eli boş dönüyor. Boynu bükük, üzgün, karısına karşı mahcup.

“Efendi ne oldu, yiyecek yok, çocuklar ağlıyor.”

Boynunu büküyor. Neyse ertesi gün yine iş arıyor. Yok… Ama işi bulamayınca camiye gidiyormuş, dua ediyormuş;

“Yâ Rabbi bana hayırlı nasip kısmet ihsan eyle…” diye dua ediyormuş. Akşam soruyor;

“Ne oldu?”

İş bulamamış ama;

“Bir yere çalıştım daha ücretini vermedi.” diyormuş. Allah’a dua ediyor ya camide “daha ücretimi vermedi.” diyormuş.

Üçüncü gün yine öyle gitmiş. İş aramış yine iş yok. Yine camide ibadet etmiş. Akşam yine korka korka eve geliyor. Artık çocuklar açlıktan ağlıyorlar. Tencerede bir şey yok. Eve gelmiş yine kapıdan hanım bana bağıracak diye [düşünürken] bakmış ekmek kokuları geliyor.

“Allah Allah!” İçeri girmiş, bakmış. Çocuklar mışıl mışıl uyuyorlar, karınları doymuş. Bağıran filan yok. Hepsi bir köşeye yatmış. Keyifli keyifli uyuyorlar.

“Hanım ne oldu? Nedir bu iş?” demiş.

“Efendi senin üç gündür çalıştığın yerden hizmetçi geldi, bir tabağın içinde bir tabak altın getirdi. Onlarla bunları aldım.” demiş. Adam bir yere gitmedi ki camiye gitti, ibadet etti. Allah her şeye kâdir.

Bakarsın bir zenginin gönlüne bir şey verir, ona gönderttirir.

Allah yolunda gideni, Allah böyle bir yolda denkleştirir. Belli olmaz. Kendi hayatınızdan da bunun misalleri vardır. Benim misal vermeme lüzum yok da, ben eski kitaplardan bazı misalleri böyle bulup söylüyorum. İnsan kendi hayatında bunun misallerini bulur. Allah yolunda bir fedakârlık yap. Öbür taraftan Allah onu kat kat mükâfatlandırır. Bu böyledir.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
Afetlerin En Büyüğü Dünya Sevgisidir - 14.11.1982
27.10.20253 dk 51 sn
Ahiret Ameliyle Dünyalık Kazanmak - 14.04.1985
27.10.20258 dk 8 sn
Ahirete Nispetle Dünyanın Değeri - 10.07.1983
27.10.20251 dk 22 sn
Ahireti Veya Dünyayı Tercih Etmenin Sonuçları - 28.04.1985
27.10.20257 dk 37 sn
Derdi Ahiret Ve Dünya Olanlar - 21.05.1998
27.10.20254 dk 16 sn
Dünyada da Afiyet İstemek - 17.05.1981
27.10.20255 dk 16 sn
Dünya Geçicidir - 01.08.1982
27.10.20251 dk 45 sn
Dünya Hayatı Fanidir - 14.11.1989
27.10.20251 dk 35 sn
Dünya Ne İyi Ve Kötü Yerdir - 13.12.1996
27.10.20252 dk 16 sn
Dünya Sevginin Boşluğu - 28.06.1981
27.10.20255 dk 18 sn
Dünya Sevgisi Ve Ölümden Korkmak - 08.05.1983
27.10.20256 dk 10 sn
Yumuşak Huyluluk Dünya Ve Ahirette Büyük Bir Nasiptir - 06.01.1985
27.10.20255 dk 45 sn
AKRA