İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

19.03.1994 - B

19.03.1994 - B
Tasavvuf Sohbetleri

19.03.1994 - B

09.12.2019
25 dk 28 sn

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm

El-Hamdülillâhi rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Kemâ yenbeğî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih.

Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidinâ ve senedinâ ve mededinâ Muhammedini'l Mustafa. Ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi ihsânin ilâ yevmi'l cezâ.

Emmâ ba'd:

Aziz, muhterem ve sevgili kardeşlerim!

Çok kıymetli bir âlimin; Ebû Abdirrahman es-Sülemî'nin -rahmetullâhi aleyh ve kaddesallâhu rûhahû- yazmış olduğu çok değerli, mümtaz bir kitap olan Tabakâtu's-sûfiyye’sini okuyoruz. Ebû Abdirrahman es-Sülemî tasavvuf büyüklerinin hayatlarını ve mübarek fikirlerini toplamış, böyle bir eser meydana getirmiş. Ve bu eseri çok kıymetli Mısırlı bir profesör de çok güzel dipnotlar, ilaveler, açıklamalar yaparak neşre hazırlamış. Henüz Türk dilimize tercüme edilmemiş bir kaynak eser olduğu için; tasavvuf konusunda en salahiyetli, en meşhur, en büyük, en kıymetli şahısların sözlerini ve fikirlerini buradan öğrenebiliriz diye bu kitabı okuyoruz.

Semi'tü Ubeydallâhi'bne Muhammedi'bni Muhammedi'bni Hamdâne'l-Ukberiyye bihâ. Yazar, "Ben bu Hamdan oğlu Muhammed oğlu Muhammed oğlu Ubeydullah'tan, Ukberli olan o şahıstan kendim duydum." diyor.

Kâle semi'tü Ahmede'bni Muhammedini'l-Seriyyi. O da Serî Muhammed oğlu Ahmed'den işitmiş.

Kâle semi'tü Ebâ Muhammedini'l-Eskâbî. O da Ebû Muhammed el-Eskâbî'den işitmiş.

Kâle semi'tü Yahye'bnü Muâz. O da terceme-i hâli anlatılan kimseden işitmiş.

Ben bu sözleri niye okuyorum böyle?

Ecdadımızın ilmi nasıl topladığını, nasıl yazdığını, kitaplarını nasıl meydana getirdiğini iyice bilin diye. Havadan atmak yok. Yunan tarihinde böyle bir şey var mı? Yok. Yunanlı Strabon bir kitap yazmış: Tarih. Ya yalan yazdı ise, ya yanlış gördü ise, ya yanlış duydu ise. Kimden duydu? İmkân yok. Ama benim İslâm tarihindeki ilimlerim böyle. Nereden alındığı belli... İslâm'ın ilme verdiği önem ve ciddiyet anlaşılsın diye okuyorum.

Ne demiş?

Men istefteha bâbe'l-maâşi bi-gayri mefâtîhi'l-akdâri vükile ile'l-mahlûkîn.

Kelime kelime tercümesini yapayım. Diyor ki;

Men istefteha. Kim siftahını yaparsa, açılmasını isterse. Babe'l-maâşi. Yiyecek-içecek, gelir ve kazanç kapısının açılmasını isterse. Bi-gayri mefâtîhi'l-akdâri. Kaderlerin anahtarlarından başka bir şeyle açmak isterse, açılmasını isterse. Vükile ile'l-mahlûkîn. Vükile demek, türike demek.

Mahlukâta bırakılır, terk edilir. Kelimeler böyle. Ama bu sözün izahı ne, ne demek istiyor?

Kim kaderlerin anahtarlarından başka şeylerle rızık kapısının, maaş kapısının açılmasını isterse mahlûkata terk olunur, ona havale olunur. Ne demek?

Mü'minin ana vasfı kadere inanmaktır. Mukadderâta inanmaktır. Çünkü Allah mukadderâtı tayin etmiştir. Biliyoruz, insanın alın yazısı vardır. Öleceği zaman bellidir. Ömrü bellidir, rızkı bellidir.

Kaderin bu kesinliğini, rızkın bu halini bilen bir insan harama sapmaz. Harama el uzatmaz. Telaş etmez. Sakin olur. Allah'tan ister, Allah'tan bekler.

İyyâke na'büdü ve iyyâke nestaîn diyoruz zaten. Yalnızca Allah'tan isteriz. Bazı insanlar böyle yapmıyor, o zaman mahlûkâta terk olunur. Hadi bakalım, mahlûkât senin işini görsün. Allah, kadere inanıp Allah'a teslim olan, tevekkül edene ne yapar?

Ve men yetevekkel alallâhi fe-hüve hasbüh. "Kim Allah'a dayanırsa, tevekkül ederse Allah ona yeter." Verir, nasip eder, onu korur. Kim bu sırra, bu anlayışa, bu edebe uygun hareket etmezse mahlûkâta bırakılır. Mahlûkât ne yapacak? Hiçbir şey yapamaz. Zaten o da mahluk. Yaradan Allah. Mahlûkât insana ne fayda verir, ne zarar verir.

Cümle cihan halkı insanın başına toplansa, ömründen bir saniye uzatamaz. Cihanın bütün hekimleri toplansa uzatamaz. Cihanın bütün katilleri insanın başına üşüşse, Allah öldürmedikten sonra onlar öldüremezler. Onlara bir şey olur, yine buna bir şey olmaz. Allah nasip etti mi uçaktan düşer, kurtulur.

Kaderin anahtarı nedir?

Duadır. Allahu Teâlâ hazretleri Kur'ân-ı Kerîm'de buyurur ki;

Üd'ûnî estecib leküm. "Kullarım, bana dua edin, ben duanızı kabul edeceğim, ederim." Onun için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki;

ed-Duâu yeruddü'l-kadâe, ba‘de en yübreme.

Kesinleşmiş hükm-ü ilâhîyi dua değiştirir. Allah şöyle yapacakken, dua edince kulun duasını kabul eder, duasına uygun yapar. Demek ki kaderin anahtarı dua imiş, tevekkülmüş, ilticaymış, Allah'tan istemekmiş. Öyle yapmayınca insan, ne olur?

Madem sen Allah'tan gayriden istiyorsun, hadi bakalım, Allah'tan gayrisi sana bir fayda verecek mi? Buyur. Terk edilir. Yani eline bir şey geçmez demek. Ben böyle anlıyorum. Bu sözün izahını böyle düşünüyorum.

Ve bi-isnâdihî kâle Yahyâ. Yine aynı şahıslardan rivayet edildiğine göre Rey şehrinden olan vaiz Yahya İbn Muâz demiş ki;

Çok güzel bir söz... Bunu ezberleyin, kitabınıza yazın. Çok hoşuma gidiyor. Başka yerde okumuştum da şimdi bunun söylediğini burada görmüş oldum.

el-İbâdetü hirfetün: Havânîtühe'l-halvetü ve ra'sümâlihâ el-içtihâdü bi's-sünneti ve ribhuhe'l-cennetü.

Ne demek olduğunu şimdi açıklayalım. Sözü güzel, edip insan olduğu belli, ârif olduğu sözünden anlaşılıyor. Hiç tanımasa insan, "Bu sözü büyük bir zât söylemiş." diye sezer. Yahya İbn Muaz er-Râzî hazretleri diyor ki;

el-İbâdetü hirfetün "İbadet bir meslektir, bir sanattır." Hani "Sanat altın bileziktir." diyoruz ya… Herkesin bir mesleği var; marangoz, usta, elektrikçi, muhasebeci vesaire. İbadet de bir meslektir, bir iştir. İnsanın kazanç sağlamak için gittiği bir yeri vardır, çarşı pazar vardır, dükkân vardır. Bir iş tutturmuştur. Bir mesleği vardır, işi vardır. İbadet de bir iştir, meslektir.

Havânîtühe'l-halveh İbadetin dükkânları yalnızlıktır. İbadet yalnızlıkla güzel olur. Halvet "yalnızlık" demek, "hiç kimsenin olmadığı yer" demek. Mekânda bir sen varsın, başka kimse yok; halvettir.

Peki, insanların içinde ibadet? Farz ibadetler var. Burada cemaatle namaz kıldık. Farz ibadetler âşikâre yapılır; ama tatlı, asıl güzel ibadetler tenhada yapılır.

İbadetin tadı mânevî gelişme, tasavvuftaki gelişme de tenhalıkta olur. Onun için halvete alırlar. Şeyh efendi yetişmek durumunda olan müridi halvete alır. Gel bakalım, gir bakalım şuraya. Neresi orası? Yerin altı. Yerin altında penceresiz, küçücük yer. Ayağını kıvırarak ancak uzanabilir. Daracık, sandık gibi bir yer. Gir. Ne olacak? Işık yok burada, daracık yer. Tesbih çek, tefekkür et, ibadet et, namaz kıl.

Ankara'da Hacıbayram camii var. Ziyaret etmişsinizdir. Onun bir görünmeyen alt katı vardır. Arka taraftan bir küçücük kapısı vardır. İki büklüm girilir. Müezzin mahfilinin altından caminin altına girilir. İncecik bir koridor vardır. İki tarafından küçük küçük sandık gibi odalar. Dervişler oraya girecek, "Allah" diyecek. Işık yok, hiç ışık yok, karanlık. Ta dipte de şeyh efendi ile müritlerin zaman zaman topluca ibadet etmesi için büyükçe bir odası vardır. Geride de delikli taşı olan yerler var. Orada abdest alıverecek. Girecek, ibadetine devam edecek. İnsanlarla konuşmak yok. Devamlı zikir, ibadet… Öyle yetişilir, gönül gözü öyle açılır, insan irfana öyle erer, Allah'ın rızasına öyle vasıl olur diye büyüklerimiz, "Halvet iyidir." demişler.

Başkası diyor ki; el-Halvetü fi'l-celveti Herkesin gözü önünde halvet halini yaşamak. O da bir metod.

Nakşibendî tarikatinde prensip nedir?

Halvet der encümen. Encümen "meclis, topluluk" demek. Halvet der encümen Topluluğun içinde halvet halini yaşamak. Bunu söyleyen büyüklerimiz diyorlar ki; insanın camide, merdivenin alt katında, kimsenin görmediği odada tesbih çekmesi, namaz kılması, iyi bir müslüman olması kolaydır. Çık bakalım dışarı, gel bakalım çarşıya, pazara! Hem çalışacaksın, tartacaksın, ölçeceksin, biçeceksin, konuşacaksın, geleceksin gideceksin, bağıracaksın çağıracaksın hem de iyi müslüman olacaksın. Asıl mühim olan o. Halkın içinde iken Hak'la beraber olabilmek, ibadet halini sürdürebilmek ve iyi müslüman olmak. Onun için bizimkiler halvet der encümen demişler.

Tenhada, camide herkes yapar. Camide herkes güzel müslüman olur. Camiden sonra göreyim seni bakayım. Çık bakayım Beyoğlu'na, git bakalım Karaköy'e. Hadi bakalım Eminönü'nde, Mahmutpaşa'da dolaş. Alışverişte yalan var, aldatmaca var, vesaire var. Dünya! Dünyanın çeşit çeşit mülevvesâtı… Orada bozulmamak, orada iyi müslüman olmak… Böyle prensipler var.

Evet, ibadet bir meslektir, iştir. Dükkânları halvet, tenha yerler diyor. Ve ra'sümâlihâ el-içtihâdü bi's-sünne. Dikkat edin! Ne demek bu? İçtihat deyince millet şimdi sanacak ki müçtehidin içtihat etmesi. Hayır! İçtihat "titiz çalışmak" demek… Bi's-sünneti ne demek? Sünnet-i seniyyeye uygun demek.

Bu dükkânın sermayesi neymiş? Kişinin ibadetini yaparken, Peygamber Efendimiz'in sünnetine sımsıkı sarılması, onu uygulamakta titiz davranması demekmiş. Peki, sünnete uygun ibadet yapmasa ne olur? Bid'at olur, sıfır alır, sevap kazanamaz. Bütün ibadetlerin kabulünün şartı, Peygamber Efendimiz'in öğrettiği şekilde, sünnet-i seniyyeye uygun yapılmasıdır.

Bid'at ile yapılan namazı Allah kabul etmez. Bid'atli orucu kabul etmez. Bid'atli haccı kabul etmez. Bid'atli zekâtı kabul etmez. Hepsinin sünnete uygun olması lazım... Onun için diyor ki; "dükkânı tenhalık, sermayesi de yaptığı şeyi sünnet-i seniyyeye uygun yapmak."

Ra'sümâlihâ, ra'sümal, Arapça'da "sermaye" demek.

el-İçtihâdü bi's-sünneti. Sünnet-i seniyyeye uygun olarak yürümeye gayret etmek. İçtihat diyor. İçtihat, ter döküp çalışmak demek… Müçtehide de niye müçtehit denmiş? Doğru hükmü bulacağım diye ter dökmüş. O kitaplara o hükümlerin yazılması kolay mı? O mübarekler geceleri gündüzleri ne kadar uğraştılar. İlim yolunda ne kadar çalıştılar. Demek ki ibadeti yapan da içtihat edecek. Nede içtihat edecek? Sünnete uygun olmasında içtihat edecek.

Niye sakal bıraktın? Sünnet hocam. Niye sarık sarıyorsun? Sünnet hocam. Niye uzun giyiyorsun? Sünnet hocam. Niye farzdan önce dört rekât kıldın? Sünnet hocam. Niye farzdan sonra kıldın? Sünnet hocam. Niye tesbihleri çekiyorsun? Sünnet hocam. Bak! Büyüklerimiz bize namazın, niyazın, orucun, haccın sünnetlerini ne güzel öğretmişler. Allah razı olsun. Her zaman dua ediyorum. Bize küçüklüğümüzden farkına varmadan, sessiz sedasız dinimizi öğretmişler.

Peki, ibadet bir sanattır, meslektir; dükkânı halvettir; sermayesi sünnete uygun hareket etmektir. Ve rib'hüha, ribh kazanç demek. İbadetin kazancı nedir, kârı nedir?

Ve ribhühe'l-cennetü. Bu mesleğin kazancı nedir? Kazancı cennettir. Kazancı çok büyük; insan iyi ibadet ederse kazancı cennet... Çok güzel! Bir daha okuyalım, Arapçası'nı da yazın, Türkçesi'ni de aklınızda tutun:

el-İbâdetü hirfetün. Havânîtühe'l-halvetü ve ra'sümâliha el-içtihâdü bi's-sünneti ve ribhuhe'l-cennetü.

Rahmetullahi aleyh, mekânı cennet olsun.

Ve bihî kâle semi'tü Yahyâ yekûl. Aynı rivayet zinciriyle, en sonra râvî olan Ebû Muhammed el-Eskâbî demiş ki:

Semi'tü Yahyâ yekûl. Yahya İbn Muâz'ın şöyle dediğini işittim:

es-Sabru ale'l-halveti min alâmâti'l-ihlâs. Burda da halvet kelimesi karşımıza çıktı, iyi. Peş peşe denk düştü. es-Sabru ale'l-halveti. Yalnızlığa, tenhalığa sabretmek; size lazım olur bu bilgi. Hiç kimse yok, tenha. Nasıl canı sıkılıyor milletin? Öf patladım, yalnızlıktan öldüm. Ne yapalım? Hadi Üsküdar'a gidelim, kahveye gidelim, arkadaşların arasına gidelim. Toplantı olsun, kalabalık olsun. Canım sıkıldı.

es-Sabru ale'l-halveti. Yalnızlığa sabır. Min alâmâti'l-ihlâs. İhlas alametlerindendir. İhlaslı insan yalnızlığı sever, halveti sever. İhlasın alametidir. Yalnızlığı seveceksiniz. Yalnızlıktan zevk almayı öğreneceğiz. Çünkü yalnızlıkta Allah'la baş başa kalmak var. Dost ile tenha olmak var. Yalnız kalmak var, baş başa kalmak var. Münâcaat var, dua var, gözyaşı var. İstediği gibi çekinmeden, cân u gönülden ibadet etmek var. Ne güzel söylemiş.

Semi'tü Ubeydallâhi'bne Muhammed İbni Muhammed İbni Hamdâne'l-Ukberî. Deminki şahıs. Müellif, ondan işittim diyor.

Yekûlü haddesenî Ebu'l-Haseni'l-Sencerî. Sencarlı Ebu'l-Hasan'dan işitmiş.

Yekûlü semi'tü Ebâ Ya'kûb ed-Dârimî. O da Darimli Ebû Yakup'tan duymuş.

Yekûlü semi'tü Yahye'bni Muâzini'r-Râzi. O da Yahya ibn Muâz er-Râzî'den işitmiş ki;

Yekûlü. Terceme-i hâli anlatılan o meşhur sûfî şöyle diyor;

ed-Dünyâ dâru eşgâlin ve'l-âhiratü dâru ehvâl ve lâ yezâlü'l-abdü beyne'l-ehvâli ve'l- eşgâli hattâ yestekirra bihi'l-karâru; immâ ile'l-cenneti ve immâ ile'n-nâr.

Arapçası'nı okuyunca dikkat ederseniz kafiye gibi bir ses benzerliği var. Biz buna seci diyoruz. ed-Dünyâ dâru eşgâlin ve'l-âhiratü daru ehvâlin. Eşgâl-ehvâl birbirine benziyor.

Sonra Lâ yezâlü'l-abdü beyne'l-ehvâli ve'l-eşgâl.

Sonra hattâ yestekirra bihi'l-karâru; immâ ile'l-cenneti ve immâ ile'n-nâr.

Sözü usta söylüyor, şiir gibi söylüyor, güzel söylüyor. Bakalım mânası ne?

Yahya ibn Muâz er-Râzî kaddesallâhu sırrahû buyuruyor ki; ed-dünyâ bu dünya, dâru eşgâlin meşguliyetler dünyasıdır, diyarıdır, yurdudur. Bu içinde yaşadığımız hâlihazırdaki hayat meşguliyetler yurdu, evidir. Çoluk-çocukla, işle, güçle, memuriyetle, imtihanla vesaire ile meşguliyet, meşguliyet, meşguliyet…

Ve'l-âhiratü dâru ehvâl. Ehvâl "korkular" demek. Âhiret de korkular diyarıdır. Neden?

Âhirete gittiğin zaman mahkeme-i kübrâ var. Hesap var, sırat var. Cehenneme düşme ihtimali var. Cenneti kaçırma ihtimali var. Âhiret de korku yurdu. Dünya meşguliyet, âhiret de korku yeri.

Lâ yezâlü'l-abdü beyne'l-ehvâli ve'l-eşgâl. Kul, meşguliyetlerle korkular arasında daima böyle çırpınır. Hattâ yestekirra bihi'l-karâru immâ ile'l-cenneti ve immâ ile'n-nâr. Kul cennete gidip orada karar kılıncaya kadar ya da cehenneme düşüp orada karar kılıncaya kadar.

Kul, cennete gidip orada karar kılıncaya kadar ya da cehenneme düşünceye kadar meşguliyetlerle korkular arasında uğraşır durur. Salâten tüncinâ'da da okuyoruz:

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin salâten, "Yâ Rabbi! Peygamberimiz'e ve Peygamberimiz'in âl'ine salât eyle, rahmet eyle, lütfeyle, ikramlarda bulun." Salâten öyle bir ikram ile ki Tüncinâ bihâ min cemîi'l-ehvâli ve'l-âfât.

Bazısı şimdi ona ahvâl diyor. Ahvâl başka kelime, ehvâl başka kelime. İkisi de birbirine benziyor; ama kır dersen çayırlık mânasına gelir, kir dersen pislik mânasına gelir. Bir harften değişir. Kedi dersen başka olur, kadı dersen başka olur. Biraz benziyor ama farklı. Ahvâl başka, haller demek; ehvâl başka, korkular demek.

"Yâ Rabbi! Dünyada ve âhirette bizi her türlü korkudan, her çeşit âfetten koruyacak bir sevabı bize kazandıracak şekilde salât ü selam et!" demek. O ehvâl olacak. Müezzinler -bizim müezzine ben ihtar ettim- hâlâ ahvâl diyor. Ahvâl değil, ehvâl -iki gözlü he ile- korkulan.

Bu dünya meşguliyet dünyasıdır. Öyle meşguliyetler ki asıl vazifemiz burada Allah'a kulluk etmek olduğu halde hepimiz bir şeyle meşgul oluyoruz.

Senin benim asıl vazifemiz bu meşguliyetler mi? Hayır. Allah bizi buraya kadın olsun erkek olsun imtihan için gönderdi. Biz burada Allah'a iyi kulluk yapmakla imtihanı kazanacağız, işimiz bu!

Ne yapıyoruz? İmtihan bir tarafta dursun, eyvallah! Hadi bakalım çeşitli meşguliyetler içine… Meşguliyetler de bitiyor. Hadi meşguliyetlerini hoş görelim. Evde çoluk-çocuk var; para kazanılacak, elbise alınacak, yiyecek alınacak. Hadi eğlenceye! Bu ne oldu? Yemek yemek için, karnını doyurmak için çalışmanı hoş gördük de; bu keyif, bu sefa ne oldu? Onu meşru bir şekilde halletmeye de, kırda bayırda sallanmaya gittin, eğlenmeye, piknik yapmaya gittin, neyse…

Bu günah ne oluyor? Şuursuzluk oluyor ne olacak. İnsanoğlu dünyanın mânasını anlayamamış, bu dünyada ne yapması gerektiğini düşünememiş, ana hedefi kaybetmiş oluyor. Oyalanıyor burada. Senin görevin oyalanmak değil! Bu meşguliyetlerin içinden kendini sıyıracaksın, ana hedefi göreceksin. Allah'a güzel kulluk yapacaksın. Millet bunu yapamıyor, yapamıyoruz. Allah yaptırsın, yardım etsin, tevfîkine refik etsin!

Şu meşguliyetlerin içinden sıyrılıp Allah'a güzel kulluk etmeyi başarmalıyız. Herkes bir şeyle meşgul oluyor. İlkokul, diploma alıncaya kadar; ortaokul, diploma alıncaya kadar; lise, diploma alıncaya kadar; üniversite, diploma alıncaya kadar... Tamam! Ondan sonra meslekte, memuriyet bitinceye kadar; ondan sonra yıllar, emekli oluncaya kadar. Zaten emekli ya oluyor ya olmuyor, emekli olduğu zaman da ömür bitmiş oluyor.

Bu kadar sene Allah'ın rızasına uygun olmayan şekilde geçmiş oluyor. 65 sene. Ne anladım ben şimdi? İmtihan kaybedildi işte! Bu dâru'l-eşgâlde, meşguliyetlerden kendimizi sıyırıp Allah'a güzel kulluk etmeyi öğrenelim.

Âhiret de tehlikeler yurdudur. Orada tehlikeler kaynaşıyor. Muazzam tehlikeler var. el-Câhilü cesûrun. Bilmeyen insan korkmaz. Çocuk telde elektrik olduğunu, tuttuğu zaman çarpacağını bilse eliyle onu tutar mıydı? Tutmazdı. Cahil, bilmiyor. Ama bilen insan, aman teller orada çıplak, aman oraya yanaştırmayın çocuğu, çekin der. Cahil cesurdur; millet, âhiretin tehlikelerini bilmediğinden vur patlasın, çal oynasın günahta geziyor. Halbuki âhirette tehlikeler var, çok tehlikeler var. İşin sonu nereye varacak?

Hattâ yestekirra bihi'l-karâru immâ ile'l-cenneti ve immâ ile'n-nâr. Bu iş, kararı -hani mûsikide nağmeler söyleniyor, söyleniyor, bir makamda karar kılınıyor- onu ya cennete götürüp orada durduruncaya ya da cehenneme atıp orada belasını buluncaya kadar gidecek.

Onun için âhiretin korkularını hatırdan çıkarmayalım, dünyanın meşguliyetleri ile oyalanmayalım, Allah'a güzel kulluk etmeye bakalım. Güzel kulluk etmek de bir güzel sanattır, meslektir. Tenhalarda Allah'a ibadet edelim. Sünnet-i seniyyeye göre yaşayalım. İbadet edelim. Kazancımız cennet olsun.

Allah şu okuduklarımızdan âzamî istifade etmeyi nasip eylesin. Sevdiği kul olarak yaşamayı, sevdiği işler yapmayı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kul olarak varanlardan, cennetine girenlerden, cemalini görenlerden eylesin.

 

Allah-u Teâla Hazretleri cümlenizden razı olsun. Cümlenizi Peygamber Efendimiz'in sevgisine, şefaatine, iltifatına nail eylesin. Peygamber Efendimiz'in has ümmeti olmanızı nasip eylesin. Dünya ve ahiretin her türlü tehlikelerinden koruyup, dünya ve ahiretin her türlü hayırlarına erdirdiği kullarından eylesin. Firdevsi Âlâda Peygamber-i Zişan’ımıza cümlenizi komşu eylesin. Cennet nimetleriyle mütena'ım eylesin.

Bir Sonraki

16.04.1994 -

A

Bir Önceki

19.03.1994 -

A

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
12.10.202526 dk 42 sn
11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A
10.01.202635 dk 47 sn
21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
09.11.202522 dk 55 sn
17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
11.10.202527 dk 24 sn
24.10.1992 - Seriyy es Sakati B
03.05.202623 dk 26 sn
21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî B
25.01.202625 dk 38 sn
21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî A
24.01.202632 dk 19 sn
26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
07.12.202518 dk 46 sn
26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
06.12.202538 dk 37 sn
29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
31.08.202522 dk 6 sn
19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
30.11.202524 dk 51 sn
29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
30.08.202537 dk 44 sn
19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
29.11.202530 dk 51 sn
22.06.1996 - B
09.12.201941 dk 25 sn
12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
23.11.202530 dk 52 sn
22.06.1996 - A
09.12.201938 dk 29 sn
12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
22.11.202523 dk 18 sn
15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
24.08.202529 dk 56 sn
05.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
09.12.201924 dk 11 sn
15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
23.08.202527 dk 12 sn
28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
16.11.202532 dk 42 sn
08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
17.08.202524 dk 25 sn
28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
15.11.202526 dk 32 sn
08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
16.08.202536 dk 25 sn
01.06.1996 - A
09.12.201939 dk 58 sn
21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
08.11.202526 dk 57 sn
14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
02.11.202524 dk 22 sn
10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri B
10.08.202532 dk 14 sn
14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
01.11.202525 dk 5 sn
10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri A
09.08.202521 dk 51 sn
16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi B
03.08.202529 dk 20 sn
31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
26.10.202525 dk 58 sn
16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi A
02.08.202530 dk 18 sn
31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
25.10.202521 dk 35 sn
24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
19.10.202522 dk 2 sn
30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye B
20.07.202520 dk 28 sn
30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye A
19.07.202545 dk 9 sn
24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
18.10.202523 dk 54 sn
23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi B
13.07.202518 dk 3 sn
10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
05.10.202538 dk 7 sn
23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi A
12.07.202529 dk 21 sn
10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
04.10.202535 dk 38 sn
05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B
29.06.202526 dk 53 sn
05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A
28.06.202527 dk 5 sn
03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
28.09.202532 dk 38 sn
08.07.1995 - B
09.12.201921 dk 4 sn
03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
27.09.202528 dk 56 sn
21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B
11.10.202616 dk 57 sn
08.07.1995 - A
09.12.201912 dk 10 sn
20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
21.09.202533 dk 22 sn
20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
20.09.202537 dk 26 sn
24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B
22.06.202530 dk 56 sn
13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
14.09.202524 dk 56 sn
21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A
10.10.202623 dk 51 sn
24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A
21.06.202534 dk
13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
13.09.202537 dk
10.12.1994 - B
09.12.201927 dk 22 sn
03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B
01.11.202631 dk 35 sn
06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
07.09.202523 dk 17 sn
10.12.1994 - A
09.12.201935 dk 30 sn
03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A
31.10.202630 dk 23 sn
06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
06.09.202532 dk 2 sn
05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi B
04.10.202624 dk 54 sn
27.05.1995 - B
09.12.201931 dk 18 sn
05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi A
03.10.202630 dk 24 sn
27.05.1995 - A
09.12.201925 dk 34 sn
22.10.1994 - A
09.12.201945 dk 29 sn
25.06.1994 - A
09.12.201934 dk 29 sn
15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B
25.10.202627 dk 1 sn
15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr B
27.09.202629 dk 47 sn
11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
06.09.202619 dk 11 sn
15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A
24.10.202629 dk 58 sn
15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr A
26.09.202632 dk 32 sn
11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
05.09.202632 dk 6 sn
01.04.1995 - B
09.12.201934 dk 41 sn
01.10.1994 - A
09.12.201918 dk 59 sn
07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
30.08.202624 dk 25 sn
01.04.1995 - A
09.12.201921 dk 36 sn
10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr B
20.09.202628 dk 53 sn
07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
29.08.202622 dk 50 sn
25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B
18.10.202625 dk 57 sn
10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr A
19.09.202635 dk
23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi B
23.08.202629 dk 30 sn
25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A
17.10.202620 dk 48 sn
09.07.1994 - B
09.12.201924 dk 20 sn
23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi A
22.08.202624 dk 18 sn
09.07.1994 - A
09.12.201920 dk 30 sn
16.04.1994 - B
09.12.201916 dk 56 sn
02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
13.09.202625 dk 52 sn
02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
12.09.202630 dk 42 sn
16.04.1994 - A
09.12.201928 dk 36 sn
19.03.1994 - A
09.12.201926 dk 9 sn
11.12.1993 - B
09.12.201931 dk 53 sn
31.07.1993 - B
09.12.201928 dk 40 sn
11.12.1993 - A
09.12.201928 dk 53 sn
31.07.1993 - A
09.12.201930 dk 28 sn
04.12.1993 - B
09.12.201933 dk 7 sn
24.07.1993 - B
27.07.202531 dk 55 sn
04.12.1993 - A
09.12.201927 dk 55 sn
24.07.1993 - A
06.07.202532 dk 35 sn
27.11.1993 - B
09.12.201929 dk 21 sn
17.07.1993 - B
16.08.202626 dk 57 sn
27.11.1993 - A
09.12.201923 dk 50 sn
17.07.1993 - A
15.08.202634 dk 4 sn
20.11.1993 - B
09.12.201926 dk 59 sn
10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
09.08.202631 dk 44 sn
20.11.1993 - A
09.12.201928 dk 26 sn
10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
08.08.202629 dk 54 sn
23.10.1993 - B
09.12.201924 dk 3 sn
03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
02.08.202624 dk 58 sn
23.10.1993 - A
09.12.201924 dk 9 sn
03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
01.08.202626 dk 47 sn
07.10.1993 - B
09.12.201931 dk 12 sn
26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
26.07.202620 dk 47 sn
07.10.1993 - A
09.12.201928 dk 3 sn
26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
25.07.202629 dk 48 sn
12.06.1993 - Bayezid-i Bistami B
19.07.202619 dk 22 sn
28.08.1993 - B
09.12.201921 dk 4 sn
12.06.1993 - Bayezid-i Bistami A
18.07.202622 dk 26 sn
28.08.1993 - A
09.12.201924 dk 5 sn
15.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
12.07.202622 dk 47 sn
21.08.1993 - B
09.12.201928 dk 17 sn
15.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
11.07.202622 dk 43 sn
21.08.1993 - A
09.12.201929 dk 59 sn
08.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
05.07.202625 dk 5 sn
07.08.1993 - B
09.12.201922 dk 10 sn
08.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
04.07.202620 dk 36 sn
07.08.1993 - A
09.12.201922 dk 3 sn
01.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
28.06.202632 dk 40 sn
01.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
27.06.202628 dk 42 sn
10.04.1993 - Şakik-ı Belhi B
21.06.202619 dk 22 sn
10.04.1993 - Şakik-ı Belhi A
20.06.202627 dk 34 sn
27.03.1993 - Şakik-ı Belhi B
14.06.202626 dk 39 sn
27.03.1993 - Şakik-ı Belhi A
13.06.202624 dk 24 sn
23.01.1993 - Şakik-ı Belhi B
07.06.202627 dk 54 sn
23.01.1993 - Şakik-ı Belhi A
06.06.202635 dk 37 sn
09.01.1993 - Haris el-Muhasibi B
31.05.202625 dk 59 sn
09.01.1993 - Haris el-Muhasibi A
30.05.202632 dk 58 sn
24.12.1992 - Haris el-Muhasibi B
09.12.201922 dk 9 sn
24.12.1992 - Haris el-Muhasibi A
09.12.201921 dk 39 sn
05.12.1992 - Haris el-Muhasibi B
24.05.202623 dk 32 sn
05.12.1992 - Haris el-Muhasibi A
23.05.202631 dk 18 sn
28.11.1992 - Haris el-Muhasibi B
17.05.202623 dk 31 sn
28.11.1992 - Haris el-Muhasibi A
16.05.202623 dk 50 sn
21.11.1992 - Seriyy es Sakati B
10.05.202626 dk 10 sn
21.11.1992 - Seriyy es Sakati A
09.05.202630 dk 54 sn
01.08.1992 - Seriyy es Sakati B
12.04.202622 dk 20 sn
01.08.1992 - Seriyy es Sakati A
11.04.202621 dk 32 sn
25.07.1992 - Bişr-i Hâfî B
05.04.202628 dk 19 sn
25.07.1992 - Bişr-i Hâfî A
04.04.202627 dk 21 sn
04.07.1992 - Bişr-i Hâfî B
29.03.202631 dk 17 sn
04.07.1992 - Bişr-i Hâfî A
28.03.202629 dk 10 sn
09.05.1992 - İbrahim bin Edhem B
15.02.202631 dk 34 sn
09.05.1992 - İbrahim bin Edhem A
14.02.202646 dk 33 sn
02.05.1992 - İbrahim bin Edhem B
08.02.202628 dk 2 sn
02.05.1992 - İbrahim bin Edhem A
07.02.202625 dk 59 sn
18.04.1992 - İbrahim bin Edhem B
01.02.202632 dk 48 sn
18.04.1992 - İbrahim bin Edhem A
31.01.202627 dk 36 sn
18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B
18.01.202629 dk 4 sn
18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A
17.01.202623 dk 59 sn
11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B
11.01.202632 dk 31 sn
24.10.1992 - Seriyy es Sakati A
02.05.202629 dk 41 sn
17.10.1992 - Seriyy es Sakati B
26.04.202624 dk 46 sn
17.10.1992 - Seriyy es Sakati A
25.04.202623 dk 12 sn
10.10.1992 - Seriyy es Sakati B
19.04.202629 dk 14 sn
10.10.1992 - Seriyy es Sakati A
18.04.202624 dk 15 sn
28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî B
04.01.202643 dk 56 sn
28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî A
03.01.202633 dk 51 sn
16.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
28.12.202532 dk 40 sn
16.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
27.12.202528 dk 47 sn
09.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
21.12.202527 dk 32 sn
09.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
20.12.202529 dk 2 sn
02.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
14.12.202528 dk 15 sn
02.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
13.12.202541 dk 6 sn
AKRA