İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

01.04.1995 - B

01.04.1995 - B
Tasavvuf Sohbetleri

01.04.1995 - B

09.12.2019
34 dk 41 sn

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm

El-Hamdülillâhi rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Kemâ yenbeğî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih.

Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidinâ ve senedinâ ve mededinâ Muhammedini'l Mustafa. Ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi ihsânin ilâ yevmi'l cezâ.

Emmâ ba'd:

Aziz, muhterem ve sevgili kardeşlerim!

Çok kıymetli bir âlimin; Ebû Abdirrahman es-Sülemî'nin -rahmetullâhi aleyh ve kaddesallâhu rûhahû- yazmış olduğu çok değerli, mümtaz bir kitap olan Tabakâtu's-sûfiyye’sini okuyoruz. Ebû Abdirrahman es-Sülemî tasavvuf büyüklerinin hayatlarını ve mübarek fikirlerini toplamış, böyle bir eser meydana getirmiş. Ve bu eseri çok kıymetli mısırlı bir profesör de çok güzel dipnotlar, ilaveler, açıklamalar yaparak neşre hazırlamış. Henüz Türk dilimize tercüme edilmemiş bir kaynak eser olduğu için tasavvuf konusunda en salahiyetli, en meşhur, en büyük, en kıymetli şahısların sözlerini ve fikirlerini buradan öğrenebiliriz diye bu kitabı okuyoruz.  

Ve aslıhû mine'l-Kûfeh. "Antakya'dan ama aslı Kûfe'denmiş."

Kûfe neresi?

Bağdat'la Musul arasında bir eski tarihî şehir. Bağdat'ın güney tarafında "Basra" diye bir şehir var. Bu ikisi arasında Bağdat'a yakın "el-Kûfe" denilen bir şehir kurmuş Araplar. Eskiden yokmuş.

Müslümanlar Irak'a yayıldığı zaman, orayı fethedince bir şehir kurdular; "el-Kûfe şehri."

Kûfeli şahsa "el-Kûfî" derler. Antâkî olmaktan evvel Kûfî imiş. Aslı Kûfe'denmiş; sonradan Antakyalı olmuş.

Ve lâkinnehû mine'n-nâgileti ilâ Antâkiyeh. "Kökeni Kûfeli ama sonradan Antakya'ya nakletmiş."

Bu kitabın yazarı kim?

Ebû Abdurrahman es-Sülemî; Horasan'ın Nişabur şehrinden, bundan ta bin yıl önce yaşamış. Çok eski.

Bir de bu kitabı neşreden kimse var. O adamın eserinin üzerinde oturup güzelce çalışmış, emek sarf etmiş; bizim güzel okuyup anlayacağımız gibi basmış, neşretmiş. O da "Nureddin b. Şureybe" diye büyük, alim bir zât; Mısır'ın eski âlimlerinden, ezher ulemasından tasavvufla da ilgisi olan bir zât-ı muhterem.

Ben tanımadım ama benim bir talebem kendisiyle tanışmış. Tabi o Mısırlı; bu Antakya kelimesini görünce aklımıza o düşmüş; bakalım bizim Antakya'yı nasıl tanıtıyor,?

Bi-tahfîfi yâ. Antâkîye, 'ye' harfi tek imiş. Antâkiyye değilmiş, şeddeli değilmiş. 'Ya' şeddesiz.

Kasabatü'l-avâsımı mine's-sugûri Şâmiyyeh. "Şark hudutlarındaki mıntıkalardan birisinin başşehri."

Şam'ın muhtelif hudut mıntıkaları var; "Şam'ın hudut mıntıkalarından birisinin başşehri."

Bize göre Şam, Suriye'nin başşehri. Araplara göre Şam ne?

Araplara göre Arabistan yarımadasının solunda olan her yer, güneşe döndüğün zaman sol tarafında olan her yer, yani Kuzey'inde, şimalinde olan her yere "Şam" derler.

O zaman Şam bir şehir adı olmuyor, bölge adı oluyor.

Nereden başlıyor?

Suriye'den başlıyor, Irak'a, İran'a kadar olan mıntıka Şam sayılıyor; Şam mıntıkası.

Buranın başşehirlerindenmiş. Çünkü bir bu tarafı var, bir orta tarafı var; bir sağ tarafı var, bir sol tarafı var. Bir kısmının başşehirlerinden birisiymiş.

Avâsım, âsıma'nın çoğuludur, "koruyan şehir" demek.

Nasıl koruyor?

Etrafında sur, kale var. Onun için içindeki korunmuş oluyor. İçindekini koruyan şehre âsıma derler. Tabi Araplar âsıma kelimesini "başşehir" mânasına kullanıyorlar.

Mesela Âsımetü's-Suudiyye er-Riyâd. "Suud'un başşehri Riyad'dır."

Âsımetü't-Türkiye. "Türkiye'nin âsıması Ankara."

"Başşehir" mânasına kullanırlar. Tabi burada "Hudut mıntıkalarından birisinin başşehri." deniliyor.

Ve hiye min a'yânin bilâdi ve ümmehâtihâ. "Bu ülkelerin gözdelerinden ve analarından bir ülkedir." diyor Antakya için. A'yân, "gözde" demek, "göz nuru, kıymetli" demek. Ümmühat da "anne" demek.

Nasıl anne evlatlarını çeviriyor kolluyorsa öyle... Ana kelimesinden şimdi de "Anadolu" diyorlar, onun gibi. Önemli bir şehir olduğunu biliyorlar.

Mevsûfetün bi'n-nezâheti ve'l-hüsn. "Nezaketle, güzellikle mevsuf bir ülkedir."

Hakikaten çok güzeldir. Görmediyseniz görülmeye değer bir şehirdir.

Ve tîbi'l-hevâ'. "Havası güzeldir."

Yazın sıcaktır ama yaylaları vardır, püfür püfür eser. Dağlarının üstü çamlıktır, zeytin ağaçları vardır, portakal bahçeleri vardır.

Ve azûbetu'l-mâ'. "Sularının tatlılığıyla tanınmıştır."

Şırıl şırıl akarsuları, tatlı, güzel suları vardır.

Ve kesretü'l-fevâkih. "Meyvelerinin çokluğu ile tanınmıştır."

Çeşit çeşit meyveleri vardır; erik, elma ağacı çoktur.

Vesîatin hayr. "Hayrının çokluğu ile de tanınmıştır."

Sayılanların dışında da, demek ki ticarî hayrı, bereketi olan güzel bir şehir.

Ve külli şey'in inde'l-arabi. "Arapların nazarında her şeyin." Min kabli Şam fe-hüve Antâkî. Araplar "Şam tarafında olan, Kuzey'inde olan şeye 'Antâkî' derler."

Fetehahâ Ebû Ubeyde Amiri'bnü'l-Cerrâh.

Antakya'yı kim fethetmiştir?

Aşere-i mübeşşereden, cennetlik olduğu Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem tarafından müjdelenmiş olan Ebû Ubeyde b. Cerrah fethetmiş. Onu bilmiyorduk; şimdi bir şey daha öğrenmiş olduk.

Antakyalılara gidip müjde vermek lazım; "Siz neymişsiniz!" diye, anlatmamız lazım.

Ebû Ubeyde Amiri'bnü'l-Cerrâh Aşere-i mübeşşereden birisidir.

Peygamber Efendimiz bir keresinde bir hurma bahçesinde oturdu, ayaklarını suya doğru salladı ve on kişiye; "Sen cennetliksin. Sen cennetliksin. Sen cennetliksin." diye söyledi:

-Dört halife- Ebû Bekr-i Sıddık, Ömerü'l-Faruk, Osman-ı Zinnûreyn, Aliyyü'l-Murtaza Efendilerimiz, Sâd b. Ebî Vakkas, Said b. Zeyd, Talha b. Ubeydullah, Zübeyr b. Avvâm, Abdurrahman b. Avf, Ebû Ubeyde b. Cerrah.

Birisi işte bu; o fethetmiş. Antakya'yı küffardan, müşriklerden fethedip İslâm diyarlarına katan şahıs ki Peygamber Efendimiz'in ashabından. Daha o zamanlar fethedilmiş.

Bu diyarları gayrimüslimlere nasıl devretmişler?

O kadar sahabe emaneti! Nasıl oyunlara gelindi...

Ve'stemerat fî yedi'l-müslimîn. "Müslümanların elinde kalmaya devam etti." İlâ en sakatat fî eydi'r-rûmi senete selâsetü ve hamsîn ve selâse mieh. "353 hicrî senesinde haçlıların eline geçinceye kadar müslümanların elinde kaldı."

O zaman haçlılar, Anadolu'dan kuvvetli orduları ile indiler, Antakya'yı fethettiler, yetmiş bin kişi kestiler. Müslümanların etlerini pişirip yiyen komutanları varmış. "Getirin, pişirin. Of tatlıymış, matlıymış!" diye, kadın erkek demediler, müslümanları orada kestiler.

Bu Avrupa. Cezayir'i de yaktılar. Ordunun arkasında Fransa var; o yaktı. Köktenci müslümanlar bir şey yapmamış.

Ama demokrasi yok mu, demokrasiye sen inanmıyor musun?

Bak, seçim yapıldı, %85 oyla geldi. Seçim meçim, bunlar tantana! Bunlar demokrasiye de inanmıyorlar.

Onların "hürriyet" dediği şey, - hukuk fakültesinden mezun bir arkadaş bunu çok güzel izah etti- kendileri için; kendilerinin dışındakiler için değildir.

Roma hukuku insanları ikiye ayırır; asiller ve köleler. Haklar asillerindir, ötekilerin hakkı yoktur. O, Batı'nın hukuku Roma hukukuna dayalı. Kendileri için demokrasi vardır; Türkiye için, Suriye için, Cezayir için demokrasi hiç düşünülemez. Millet bunu bilmiyor.

Onlar yalnız kitaplarla aldanmıştır. Batıcı'larımız, batmışlardır, aldanmışlardır. Çünkü çok usta aldatıldık; çok güzel reklam, propaganda yapmışlar.

Ama haçlı ordularının geçtikleri yerde yapmadığı zulüm kalmamıştır. İstanbul'a gelmiştir; İstanbul o zaman Bizans'ın elindeyken, burayı soyup soğana çevirmişlerdir. Ayasofya'nın hazinelerini yağmalamışlardır. Bulgaristan'dan geçerken, hıristiyanları yağmalamışlardır, yahudileri diri diri yakmışlardır.

Müslümanlarda hiç böyle bir şey olmamıştır. Müslümanın bir gayrimüslimi öldürmesi yoktur. Ehl-i kitaptır diye korunmuştur.

Bunlar tarihî hakikatler. Ama biz gerçekleri söylemesini bilmiyoruz, ötekiler de yalancılıkta çok usta.

Onun için Avrupa deyince millet şaşırıyor, alkışlıyor:

"Bunlar çok dürüst, melek gibi insanlar! Bunlar demokrasi havarisi, kanatsız melek, kanatlı melek!"

Uyutuyorlar bizi! Beğeniyoruz. Biz de Batı'ya dönmüşüz, bunlara benzeyeceğiz!

Bizim ahlâkımız, kendi örfümüz, dinimiz, töremiz, şanlı bir mâzimiz var.

Şanlı mâzimiz kötü! Osmanlılar kötü! Saltanat, hilafet kötü! Bunların her şeyi güzel!

Bunların engizisyonları yok, bunların işkenceleri, gaddarlıkları, zulümleri yok! Hepsi siliniyor. Bunlar iyi! Bizim bütün şânımız şerefimiz siliniyor; biz kötüyüz! İnanıyoruz da… Anketleme metoduyla bin kişiyi sorguya çek, hepsi bu inançtadır.

Bu neden?

Millî eğitim programı böyle yapmıştır da ondan. Böyle uydurmuştur, ayarlanmıştır. Çocuk tahsilinde;

"Osmanlı mı?"

"Boş ver ya!"

"Mâzimiz mi?"

"Bırak ya!"

Dedelerimiz kılıcı çekmişler, adam kesmekten başka bir şey yapmamışlar." diye öğreniyor; öyle sanıyor, bilmiyor.

Edebiyatta, mûsikîde, medeniyette, ahlâkta, insanlıkta neler yapıldığından haberi yok. Dedesini savunmuyor, dedesinin aleyhinde… Nesil, ecdadının aleyhinde, Avrupalı'ya hayran.

Hayran olduğun herifin ciğerini, içinin ne kadar pis olduğunu bir bilsen dönüp Batı'ya bakmazsın. Kızgınlığından Batı'ya bakan gözleri öyle bir kapatırsın, öyle bir yumarsın ki...

Bak, yaptıkları şeye bak! Bizim şu memleketin işlerini nasıl karıştırdıklarına bak. En yeni, en son gündemi farz edelim:

Diyarbakır'da bilmem ne köyünde üç tane çocuğu öldürmüşler. Almanya'da; "Onları Türk ordusu öldürdü." diye, televizyonda yayın yapıyor.

Domuz gibi bilirler ama bir şey yapmazlar. Ya ver, zaten eskiden buraları benim dedemin toprağı idi, benimle savaştınız, yenildiniz, parçaladınız, böldünüz. Aslında ben kendi tarlama, mülküme gidiyorum; Suriye'ye, Osmanlı Şam eyaletine...

Irak ne?

Osmanlıların Bağdat eyaleti, aslında bizim kardeş toplum olmamız lazım. Kendileri geldiler, böldüler, bizim petrollerimizi eleyip sömürüp gidiyorlar. Şimdi biz canımıza tak dediğinde, oraya bir sebeple gittiğimiz için kıyamet kopuyor, velvele dünyayı batırdı.

İşin iç yüzünü bilmesek; "Vay be, ne kadar kötü bir milletiz!" diyeceğiz.

İçlerinin ne kadar fesat olduğunu anlayın.

Antakya şehrini yakıp yıkıp fethettiler. Hıristiyanların; Antakya ilini müslümanlardan aldıkları zaman yaptıkları zulüm, unutulmayacak bir zulüm. Vahşet, insanlık dışı işler, asla unutulmayacak bir şey...

Şimdi aklıma geliyor; gidelim Antakya'ya, toplantılar yapalım, konferanslar verelim de Ebû Ubeyde b. Cerrah hazretlerinin hayatını anlatalım. Onun orayı fethettiği zaman yaptığı şeyleri, bir de hıristiyanların orayı 353 hicrî yılında müslümanların elinden aldıkları zamanki zulümlerini anlatalım.

Millet de bilsin. Antakya'daki, bilmem ne hahamın; "Ya mezhep kavgasıdır, ya ölüm kavgasıdır."

Allah akıl fikir versin. Kışkırtılıyor; oyuna geliyorlar.

Sümme's-türdet senete seb'în ve seb'îne erbaa mieh. "477 yılında, -elhamdülillah- Rumlardan alındı, Antakya yine müslümanların eline geçti."

124 sene kâfirlerin elinde kalmıştır. Tabi sonra yine alınmış.

Kimler almış?

Elhamdülillah, Selahaddin-i Eyyûbîler aldılar. Selahaddîn-i Eyyûbî de Silvanlı. Silvan'da camisi var. Bilmiyordum, öğrenince çok sevindim, hoşuma gitti, ziyaret ettim. Mübarek komutanın bizim memlekette camisi, hayrâtu hasenâtı var; biz seviyoruz.

Ama çok şuur eksikliği var.

"Sosyal çalışmalar yapalım." diye, biz birtakım dernekler kurduk. Bu derneklerin bir kısmı kadınlarla ilgili çalışmalar yapıyor. Kadın dernekleri var. Bir de çevre ve kültür dernekleri kuruldu. İşte kültür derneklerinin de bu tür konuları işlemesi lazım.

Antakya'da yapılacak programda ne yapılacak?

Ebû Ubeyde b. Cerrah hazretleriyle ilgili orada bir konferans verilecek. Onun fethettiği zamanı bulacağız, onun kurtuluş fetih bayramını yapacağız.

"Hıristiyanların eline geçtiği zaman neler oldu?" Açık açık tarihini yazacağız, saatini yazacağız. 353 yılında hıristiyanlar burayı fethettiği zaman, ne çocuk bırakmışlar, ne kadın tanımışlar, ne ihtiyar demişler, ne genç demişler, hepsini kılıçtan geçirmişler.

Millet bunu bilecek, bu zalimlerin zulmünü bilecek; mazlumlara acıyacak, dua edecek.

Sonra 477 senesinde, 124 sene fasıladan sonra müslümanların eline geçmiş. Yine kâfirlerin eline geçebilir, neden?

İçten çalışıyorlar; misyonerlik, Hıristiyanlık çalışmaları var. Orada kilise kurma çalışmaları var, orada hıristiyan olmadığı halde bu papazların ve kilisenin orada organizasyonları var. Hayalî Bizans'ı canlandırmak için orada çalışmaları var.

Konya'da hıristiyan yok; orada kilise çalışmaları var. Anadolu'nun eskiden kendilerine göre, nerelerinde ne varsa onu korumak için zengin hıristiyan devletlere sırtlarını dayamışlar; onlar da bunlara devlet başkanı muamelesi yapıyor, şımartıyor, parasal destek veriyor. Onlar da bizim memleketimizi yağmalamak ve parçalamak için var güçleriyle çalışıyorlar. Eğer biz bunun farkına varmazsak, "alevî-sünnî" diye, "Türk-Kürt" diye birbirimizi kırarsak, muratlarına erecekler. Kışkırtan onlar. Ama işin farkına varırsak "Müslümanlığın esaslarından biri de kardeşliktir." dersek istedikleri olmaz.

Bir de şimdi, köktendincilik, laiklik çıktı. O da bir ayrışma.

Nerede vardır?

Cezayir'de vardır.

Cezayir'deki feci işkencelere bakın, tüm gazetelerde okuduk. Kendi kendinize gülersiniz; o da ayrı bir çeşit sorun. O da askerî vesayete geçti. Müslüman milleti hep kışkırtmak; müslümanı müslüman askere kışkırtmak istiyorlar. Gözümüzün hepten açık olması lazım.

Müslümanlık, yalnızca her gün camide namaz kılmak değildir; müslüman her türlü hayra destek verir, her türlü şerri de engeller. Bunu da bilesiniz.

Antakya'yla ilgili bunları yazmış.

Burada neyi öğrendik?

"Ebû Ubeyde b. Cerrah radıyallahu anh hazretlerinin Antakya fatihi" olduğunu öğrendik. Allah bizi şefaatine erdirsin. İnşaallah Antakya'da o günleri kutlamak nasip olsun, bir.

Ondan sonra hicrî 353 senesinde haçlılar gelmişler, istila etmişler, topraklarımıza girmişler, orayı almışlar, katliam yapmışlar. Sonra onların elinden 477 senesinde tekrar fethedilmiş.

Kim fethetmiş?

Kudüs'ü kurtardığı gibi Selahaddin Eyyûbî hazretleri mi, başkası mı, onu da öğreneceğiz.

"Bu zât Aslen Kûfe'dendi. Sonra Antakya'ya nakletmişti: Abdullah b. Hubeyk b. Sâbık el-Antâkî."

Tarîkatühû. "Abdullah b. Hubeyk'in tarikatı." Fi't-tasavvufi. "Tasavvuftaki yolu." Tarîkatü'n-Nûriyyi. "Nurî'nin yoluymuş."

Geçtiğimiz, terceme-i hâli okunan şahıslardan Ebû Hasenü'n-Nûrî hazretleri var; onun tarikatiymiş.

Fe-innehü sahibe ashâbihî. "Çünkü o Ebu'l-Hüseyin Hubeyk'in ashabıyla, yetiştirdiği insanlarla alakası var, onlarla beraber olmuş, onların sohbetine devam etmiş; tarzı-tarikati, onların tarzı-tarikatiymiş."

Ve esnede'l-hadîs. "Bu zât hadis de rivayet etmiş."

Bu eski mutasavvıflar cahil olmuyorlardı; alim, müfessir, muhaddis, müçtehit, fakih oluyorlardı.

Bu zâtlar, büyük zâtlardır. Hadisle de meşgul olmuş, hadis de rivayet etmiş, isnat etmiş. İspat ediyor, bir hadisini söylüyor:

Haddesena Umeru'bnü Ahmede'bni Usmân, el-Vâiz. "Bu zât bize hadis olarak rivayet etti ki."

Bu hadîs-i şerîfi, kitabın yazarı Ebû Abdurrahman es-Sülemî'ye bu şahıs söylemiş, rivayet etmiş; Ömer b. Ahmed b. Osman el-Vaiz.

Bi-Bağdâd. "Bu hadîs-i şerîfi Bağdat'ta rivayet etmiş."

Bu şahıs kimmiş?

Aşağıda onu yazıyor. Bu hadisi nakleden şahıs çok hoşuma gitti. Not alın.

Umeri'bni Ahmede'bni Usmâne'bni Ahmede'bni Muhammede'bni Eyyûbi'bni Ezdâze'bni Sirâce'bni Abdirrahman Ebû Hafs el-Vâiz el-maruf bi-İbni Şâhin.

"Bütün sülalesi, soyu sopu maruf bir kimse; vaiz, vaaz veren bir kimse; asıl tanındığı ismi İbni Şahin."

İsmi ne? Ömer. Babası Ahmed. Dedesinin ismi Osman. Onun babası Ahmed. Onun babası Muhammed. Onun babası Eyyüb. Onun babası Ezdaz. Onun babası Sirac. Onun babası Abdurrahman.

Künyesi, "Ebû Hafs." Zaten umumiyetle Ömer ismi oldu mu, bakıyorsun karşına künye olarak "Ebû Hafs" geliyor.

Neden?

Çünkü Hz. Ömer Efendimiz'in de kızının adı Hafsa'ydı; Peygamber Efendimiz'in de hanımının adı. Ondan dolayı Ömer isimli kimseler "Ebû Hafs" künyesini alıyor.

Demek ki oğlu olduğu zaman "Hafs" adını veriyorlar; kız olsaydı "Hafsa" diyecekti. Künyesi böyle oluyor; da hatırınızda kalabilir.

Ebû Hafs Ömer b. Ahmed, ismi. Ama nasıl tanınmış?

İbn Şahin, "Şahin oğlu" diye tanınmış.

İbn Şahin'in kim olduğunu okuyalım.

Aslıhû min Mervirûz. "Aslı Mervirus'tan imiş."

Mervirus, Horasan'da bir şehir adı.

Min küri Horâsân. "Horasan'ın şehirlerinden bir şehir." Ve'stavtane bi-Bağdâd. "Horasanlı ama gelmiş Bağdat'a yerleşmiş." Vülide fî saferin senete seb'în ve tıs'îne ve mieteyn. "297 senesinin Safer ayında Bağdat'ta doğmuş."

Araplar'da Safer ayı hangi aydır?

Muharrem birinci ay, Safer ikinci ay. Rebiü'l-evvel Peygamber Efendimiz'in doğduğu ay, üçüncü ay.

Muharrem, Safer, Rebiü'l-evvel.

Biz Safer'e "Sefer" diyoruz ama "sad" olduğu için "Safer" demek daha doğru olur. Safer ayında doğanlar "Sefer" diye adlandırılıyor. Belki arkadaşlarımızdan adı "Sefer" olanlar vardır.

Niye o ismi vermişler?

O ayda doğduğu için.

Muharrem ayında doğana "Muharrem", Safer ayında doğana "Safer", Ramazan ayında doğana "Ramazan" derler. Kadir gecesinde doğana "Kadir" derler, "Abdülkadir" derler. Recep'te doğana "Recep" derler, Şaban'da doğana "Şaban" derler. İsim, biraz doğumla ilgili.

Halbuki bunlar ay ismi. O ayda doğduğu için bu ismi veriyorlar.

Sannefe selâse miete musannefin ve selâsîn. "Üç yüz otuz tane eser yazmış."

Muhterem kardeşlerim!

Niye bu bilgileri veriyoruz?

Bir eser yazmak, bir eseri okumaktan çok çok çok daha zor. Eser yazıyorsun; bir eseri herkesin tercihine sunuyorsun. Eser yazmak çok zor. 330 tane eser yazmış.

Acaba biz 330 tane eser okuduk mu, 330 sayfa okuduk mu?

Kur'ân-ı Kerîm'i herkes kaç defa tamamen okumuş, hatmetmiştir?

Ehadehâ Tefsîrü'l-Kebîr. "Bu üç yüz otuz tane eserinden bir tanesi, Tefsir-i Kebir'miş."

Kebir ne demek?

Büyük demek.

Ekber ne demek?

"Daha büyük" veya "en büyük" demek.

Tefsir-i Kebir yazmış, büyük tefsir yazmış.

İbn Şahin'in Tefsir-i Kebir'i, büyük tefsiri, neredeymiş, dünyanın hangi köşesindeymiş? Tabi şimdi ben dedektif gibi bunun peşine düşeceğim, arayacağım.

Kelimeye bak!

Elfe cüz'in. "Bin cüz."

Bin cüzden müteşekkil Tefsir-i Kebir'i varmış. Bir cüz kaç sayfadır, kim bilir. En aşağı bir fasıldır. Cüz denmesi için bir fasıl bile olsa bin cüzlük tefsir kitabı yazmış, maşaallah, Allah razı olsun. Ben bu kitabı ararım.

Ve'l-müsnedü elfe cüz'in ve hamse mieh. "Bir de hadis kitabı yazmış, müsned yazmış; bin beş yüz cüz."

Bin beş yüz cüz hadis kitabı var. Tefsir kitabından yüzde elli daha fazla. Bin cüz tefsir kitabı; hadis kitabı da bin beş yüz cüz.

Ve't-târîh miete ve hamsîne cüz'en. "Yüz elli cüz de bir tarih kitabı yazmış."

İbn Şahin bir de tarih kitabı yazmış.

Ve'z-zühde miete cüz'in. "Yüz cüzlük Kitâbü'z-Zühd diye, zühde dair bir de kitap yazmış."

Biz bir Kitabü'z-Zühd neşrettik, bizim Seha yayınlarının arasında, kocaman bir kitap. O, Abdullah b. Mübarek hazretlerinin; Kitabü'z-Zühd ve'r-Rakâik adlı eseri. Okuyun; bu bir hadis kitabıdır, güzel bir kitaptır.

Ve kâne sikaten me'mûnen. "İbn Şahin güvenilen, itimada şayan, sağlam bir insandı."

İnsan eser yazar ama bakalım eseri sağlam mı?

Yumurta aldın ama yumurta bakalım taze mi, bayat mı?

Bir keresinde ben fakülteden eve geldim, evde yemek yokmuş. Dışarı çıktım. Köylü, kasketini giymiş, samanların içine, sepetine yumurtaları dizmiş, "Yumurta!" diye bağırıyor. "On tane yumurta ver." dedim.

Pırıl pırıl yumurtalar, bembeyaz, on tane aldım, eve getirdim. Hanım da hemen tavaya yağı koydu, yumurtayı tık kırdık, boş; tık kırdık, boş; tık kırdık, boş, o da boş. Ben hemen dışarı fırladım. Adam on taneyi satar satmaz kaçmış; dolandırıcıymış. Bayat yumurtaları yıkamış, yıkamış, parlatmış, başına kasketi geçirmiş, sepetin içine samanları koymuş; "Ben köylüyüm, taze köy yumurtası satıyorum." diye... On tane yumurtanın onu da boş çıktı.

Sen bir kitap yazıyorsun; yazarsın ama yumurta gibi çürük, boş, yenmeyecek gibi olabilir.

Ve kâne sikaten me'mûnen.

Sika ne demek?

"İtimada şayan, sağlam" demek.

Alimin, râvinin güvenilir olanına her türlü iltifat ederler.

Me'mun, "kendisine güvenilir."

Demek ki adam sağlam. Bu kitapta ne söylüyorsa hepsinin kaynağını gösteriyor; sağlam kitap.

Biz burada evliyâ bilmem kime dair çıkıp palavra okuyabiliriz:

"Şöyle yapmış, havalarda böyle uçmuş, şöyle kaçmış, böyle itmiş, eliyle şöyle işaret etmiş de, şöyle olmuş da…"

Dur bakalım, dur, ne oluyorsun? Sağlam mı, çürük mü? Bu rivayeti nereden aldın?

Falanca adam şöyle yapmış, filanca adam böyle yapmış.

Bir yerde vaazdayım, dinliyorum; hepsi yanlış:

"Ali'nin dediği Veli, Veli'nin dediği deli."

Yalan yanlış rivayetle olmaz ki iş sağlam olmalı.

Mâte yevme'l-ehadi. "Pazar günü vefat etmiş."

Pazar gününün adı yevme'l-ehad'dır. Pazartesi gününün adı yevme'l-isneyn. Peygamber Efendimiz isneyn gecesinde doğdu. Pazarı pazartesiye bağlayan gece doğmuş. Bu da pazar günü vefat etmiş.

Sâni aşer min Zilhicce. "Zilhicce ayının 12'sinde."

Zilhicce hangi ay?

Hac yapılan ay. Hacılar Zilhicce'nin 9'unda Arafat'ta bulunurlar. Zilhicce'nin 10'u bayram günüdür; bayramın biridir, 11'i bayramın ikisidir, 12'si bayramın üçüncü günüdür.

Demek ki Kurban Bayramı'nda; bu da hatırınızda kalsın, İbn Şahin kurban bayramında vefat etmiş.

İnsan, öğrendiği ilmi kafasında evirir çevirirse hafızasında iyi kalır. Hafızada kalmasının kanunlarından birisi, ilmi evirip çevirmektir. Evirip çevirmezsen unutursun.

Hangi yılda doğmuştu, unuttun. Hangi şehirde doğmuştu, unuttun. Künyesi neydi, unuttun. Adı neydi, unuttun. Memleketi neresiydi, unuttun. Evirip çevirdin mi unutmazsın. Çünkü o bağlanmış oluyor; artık kaybolmuyor.

Senete hamse ve semânîne ve selâse mie. "385 senesinde vefat etmiş."

Kaçta doğmuştu?

297.

Seksen sekiz sene yaşamış. Sekiz, sekiz, iki tane sekiz; o da aklınızda kalsın.

İşte böyle alimleri görün de ne düşünecekseniz düşünün, ibret alın. Onlar yazmışlar; bize vazife olarak onları okumak kalıyor.

Bin cüzlük tefsir kitabı yazmış mübarek. Hem de güvenilen bir insan, sağlam bir kimse. Bin beş yüz cüzlük hadis kitabı yazmış, sağlam kaynaklara göre. 297 senesinde doğmuş, 385 senesinde vefat etmiş. Kurban Bayram'ında, 12 Zilhicce pazar günü vefat etmiş. Mübarek bir insan.

Allah o tanıdığımız mübareklerin, büyüklerin şefaatlerine erdirsin, cennette onlarla beraber eylesin. Ebû Ubeyde Efendimiz'den, İbn Şahin'den, cümlemizi cennette buluştursun. Allah bu mübareklere rahmet eylesin; onların derecelerini yüksek eylesin.

Allah-u Teâla Hazretleri cümlenizden razı olsun. Cümlenizi Peygamber Efendimiz'in sevgisine, şefaatine, iltifatına nail eylesin. Peygamber Efendimiz'in has ümmeti olmanızı nasip eylesin. Dünya ve ahiretin her türlü tehlikelerinden koruyup, dünya ve ahiretin her türlü hayırlarına erdirdiği kullarından eylesin. Firdevsi Âlâda Peygamber-i Zişan’ımıza cümlenizi komşu eylesin. Cennet nimetleriyle mütena'ım eylesin.

Bir Önceki

01.10.1994 -

A

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
12.10.202526 dk 42 sn
11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A
10.01.202635 dk 47 sn
21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
09.11.202522 dk 55 sn
17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
11.10.202527 dk 24 sn
24.10.1992 - Seriyy es Sakati B
03.05.202623 dk 26 sn
21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî B
25.01.202625 dk 38 sn
21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî A
24.01.202632 dk 19 sn
26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
07.12.202518 dk 46 sn
26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
06.12.202538 dk 37 sn
29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
31.08.202522 dk 6 sn
19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
30.11.202524 dk 51 sn
29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
30.08.202537 dk 44 sn
19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
29.11.202530 dk 51 sn
22.06.1996 - B
09.12.201941 dk 25 sn
12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
23.11.202530 dk 52 sn
22.06.1996 - A
09.12.201938 dk 29 sn
12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
22.11.202523 dk 18 sn
15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
24.08.202529 dk 56 sn
05.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
09.12.201924 dk 11 sn
15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
23.08.202527 dk 12 sn
28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
16.11.202532 dk 42 sn
08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
17.08.202524 dk 25 sn
28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
15.11.202526 dk 32 sn
08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
16.08.202536 dk 25 sn
01.06.1996 - A
09.12.201939 dk 58 sn
21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
08.11.202526 dk 57 sn
14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
02.11.202524 dk 22 sn
10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri B
10.08.202532 dk 14 sn
14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
01.11.202525 dk 5 sn
10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri A
09.08.202521 dk 51 sn
16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi B
03.08.202529 dk 20 sn
31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
26.10.202525 dk 58 sn
16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi A
02.08.202530 dk 18 sn
31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
25.10.202521 dk 35 sn
24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
19.10.202522 dk 2 sn
30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye B
20.07.202520 dk 28 sn
30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye A
19.07.202545 dk 9 sn
24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
18.10.202523 dk 54 sn
23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi B
13.07.202518 dk 3 sn
10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
05.10.202538 dk 7 sn
23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi A
12.07.202529 dk 21 sn
10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
04.10.202535 dk 38 sn
05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B
29.06.202526 dk 53 sn
05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A
28.06.202527 dk 5 sn
03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
28.09.202532 dk 38 sn
08.07.1995 - B
09.12.201921 dk 4 sn
03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
27.09.202528 dk 56 sn
21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B
11.10.202616 dk 57 sn
08.07.1995 - A
09.12.201912 dk 10 sn
20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
21.09.202533 dk 22 sn
20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
20.09.202537 dk 26 sn
24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B
22.06.202530 dk 56 sn
13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
14.09.202524 dk 56 sn
21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A
10.10.202623 dk 51 sn
24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A
21.06.202534 dk
13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
13.09.202537 dk
10.12.1994 - B
09.12.201927 dk 22 sn
03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B
01.11.202631 dk 35 sn
06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
07.09.202523 dk 17 sn
10.12.1994 - A
09.12.201935 dk 30 sn
03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A
31.10.202630 dk 23 sn
06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
06.09.202532 dk 2 sn
05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi B
04.10.202624 dk 54 sn
27.05.1995 - B
09.12.201931 dk 18 sn
05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi A
03.10.202630 dk 24 sn
27.05.1995 - A
09.12.201925 dk 34 sn
22.10.1994 - A
09.12.201945 dk 29 sn
25.06.1994 - A
09.12.201934 dk 29 sn
15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B
25.10.202627 dk 1 sn
15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr B
27.09.202629 dk 47 sn
11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
06.09.202619 dk 11 sn
15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A
24.10.202629 dk 58 sn
15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr A
26.09.202632 dk 32 sn
11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
05.09.202632 dk 6 sn
01.10.1994 - A
09.12.201918 dk 59 sn
07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
30.08.202624 dk 25 sn
01.04.1995 - A
09.12.201921 dk 36 sn
10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr B
20.09.202628 dk 53 sn
07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
29.08.202622 dk 50 sn
25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B
18.10.202625 dk 57 sn
10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr A
19.09.202635 dk
23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi B
23.08.202629 dk 30 sn
25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A
17.10.202620 dk 48 sn
09.07.1994 - B
09.12.201924 dk 20 sn
23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi A
22.08.202624 dk 18 sn
09.07.1994 - A
09.12.201920 dk 30 sn
16.04.1994 - B
09.12.201916 dk 56 sn
02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
13.09.202625 dk 52 sn
02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
12.09.202630 dk 42 sn
16.04.1994 - A
09.12.201928 dk 36 sn
19.03.1994 - B
09.12.201925 dk 28 sn
19.03.1994 - A
09.12.201926 dk 9 sn
11.12.1993 - B
09.12.201931 dk 53 sn
31.07.1993 - B
09.12.201928 dk 40 sn
11.12.1993 - A
09.12.201928 dk 53 sn
31.07.1993 - A
09.12.201930 dk 28 sn
04.12.1993 - B
09.12.201933 dk 7 sn
24.07.1993 - B
27.07.202531 dk 55 sn
04.12.1993 - A
09.12.201927 dk 55 sn
24.07.1993 - A
06.07.202532 dk 35 sn
27.11.1993 - B
09.12.201929 dk 21 sn
17.07.1993 - B
16.08.202626 dk 57 sn
27.11.1993 - A
09.12.201923 dk 50 sn
17.07.1993 - A
15.08.202634 dk 4 sn
20.11.1993 - B
09.12.201926 dk 59 sn
10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
09.08.202631 dk 44 sn
20.11.1993 - A
09.12.201928 dk 26 sn
10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
08.08.202629 dk 54 sn
23.10.1993 - B
09.12.201924 dk 3 sn
03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
02.08.202624 dk 58 sn
23.10.1993 - A
09.12.201924 dk 9 sn
03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
01.08.202626 dk 47 sn
07.10.1993 - B
09.12.201931 dk 12 sn
26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
26.07.202620 dk 47 sn
07.10.1993 - A
09.12.201928 dk 3 sn
26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
25.07.202629 dk 48 sn
12.06.1993 - Bayezid-i Bistami B
19.07.202619 dk 22 sn
28.08.1993 - B
09.12.201921 dk 4 sn
12.06.1993 - Bayezid-i Bistami A
18.07.202622 dk 26 sn
28.08.1993 - A
09.12.201924 dk 5 sn
15.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
12.07.202622 dk 47 sn
21.08.1993 - B
09.12.201928 dk 17 sn
15.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
11.07.202622 dk 43 sn
21.08.1993 - A
09.12.201929 dk 59 sn
08.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
05.07.202625 dk 5 sn
07.08.1993 - B
09.12.201922 dk 10 sn
08.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
04.07.202620 dk 36 sn
07.08.1993 - A
09.12.201922 dk 3 sn
01.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
28.06.202632 dk 40 sn
01.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
27.06.202628 dk 42 sn
10.04.1993 - Şakik-ı Belhi B
21.06.202619 dk 22 sn
10.04.1993 - Şakik-ı Belhi A
20.06.202627 dk 34 sn
27.03.1993 - Şakik-ı Belhi B
14.06.202626 dk 39 sn
27.03.1993 - Şakik-ı Belhi A
13.06.202624 dk 24 sn
23.01.1993 - Şakik-ı Belhi B
07.06.202627 dk 54 sn
23.01.1993 - Şakik-ı Belhi A
06.06.202635 dk 37 sn
09.01.1993 - Haris el-Muhasibi B
31.05.202625 dk 59 sn
09.01.1993 - Haris el-Muhasibi A
30.05.202632 dk 58 sn
24.12.1992 - Haris el-Muhasibi B
09.12.201922 dk 9 sn
24.12.1992 - Haris el-Muhasibi A
09.12.201921 dk 39 sn
05.12.1992 - Haris el-Muhasibi B
24.05.202623 dk 32 sn
05.12.1992 - Haris el-Muhasibi A
23.05.202631 dk 18 sn
28.11.1992 - Haris el-Muhasibi B
17.05.202623 dk 31 sn
28.11.1992 - Haris el-Muhasibi A
16.05.202623 dk 50 sn
21.11.1992 - Seriyy es Sakati B
10.05.202626 dk 10 sn
21.11.1992 - Seriyy es Sakati A
09.05.202630 dk 54 sn
01.08.1992 - Seriyy es Sakati B
12.04.202622 dk 20 sn
01.08.1992 - Seriyy es Sakati A
11.04.202621 dk 32 sn
25.07.1992 - Bişr-i Hâfî B
05.04.202628 dk 19 sn
25.07.1992 - Bişr-i Hâfî A
04.04.202627 dk 21 sn
04.07.1992 - Bişr-i Hâfî B
29.03.202631 dk 17 sn
04.07.1992 - Bişr-i Hâfî A
28.03.202629 dk 10 sn
09.05.1992 - İbrahim bin Edhem B
15.02.202631 dk 34 sn
09.05.1992 - İbrahim bin Edhem A
14.02.202646 dk 33 sn
02.05.1992 - İbrahim bin Edhem B
08.02.202628 dk 2 sn
02.05.1992 - İbrahim bin Edhem A
07.02.202625 dk 59 sn
18.04.1992 - İbrahim bin Edhem B
01.02.202632 dk 48 sn
18.04.1992 - İbrahim bin Edhem A
31.01.202627 dk 36 sn
18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B
18.01.202629 dk 4 sn
18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A
17.01.202623 dk 59 sn
11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B
11.01.202632 dk 31 sn
24.10.1992 - Seriyy es Sakati A
02.05.202629 dk 41 sn
17.10.1992 - Seriyy es Sakati B
26.04.202624 dk 46 sn
17.10.1992 - Seriyy es Sakati A
25.04.202623 dk 12 sn
10.10.1992 - Seriyy es Sakati B
19.04.202629 dk 14 sn
10.10.1992 - Seriyy es Sakati A
18.04.202624 dk 15 sn
28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî B
04.01.202643 dk 56 sn
28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî A
03.01.202633 dk 51 sn
16.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
28.12.202532 dk 40 sn
16.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
27.12.202528 dk 47 sn
09.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
21.12.202527 dk 32 sn
09.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
20.12.202529 dk 2 sn
02.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
14.12.202528 dk 15 sn
02.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
13.12.202541 dk 6 sn
AKRA