İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

10.12.1994 - B

10.12.1994 - B
Tasavvuf Sohbetleri

10.12.1994 - B

09.12.2019
27 dk 22 sn

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm

El-Hamdülillâhi rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Kemâ yenbeğî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih.

Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidinâ ve senedinâ ve mededinâ Muhammedini'l Mustafa. Ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi ihsânin ilâ yevmi'l cezâ.

Emmâ ba'd:

Aziz ve muhterem ve sevgili kardeşlerim!

Çok kıymetli bir âlimin; Ebû Abdirrahman es-Sülemî'nin -rahmetullâhi aleyh ve kaddesallâhu rûhahû- yazmış olduğu çok değerli, mümtaz bir kitap olan Tabakâtu's-sûfiyye’sini okuyoruz. Yani tasavvuf büyüklerinin hayatlarını ve mübarek fikirlerini toplamış, böyle bir eser meydana getirmiş bu büyük âlim. Ve bu eseri çok kıymetli bir Mısırlı profesör de çok güzel dipnotlar, ilaveler, açıklamalar yaparak neşre hazırlamış. Bu Türk dilimize henüz tercüme edilmemiş bir kaynak eser olduğu için; tasavvuf konusunda en salahiyetli, en meşhur, en büyük, en kıymetli şahısların sözlerini ve fikirlerini buradan öğrenebiliriz diye bu kitabı okuyoruz.

Muhterem kardeşlerim!

Dost seçmek çok önemli.

Tabi kimi seçmeli?

Tek cevabı, Allah'ın sevdiği insanı seçmeli.

"Kiminle dost olayım hocam?"

Allah'ın sevdiğini tahmin ettiğin, Allah'ın seveceğini tahmin ettiğin huylara sahip insanları dost edin.

"Niye?"

Sen de onlardan olursun; o da seni Allah'ın sevdiği yola çeker, sevaplı işler yaparsınız.

Eğer yanlış dostlar edinirsen...

"Hocam, çok seviyorum, mahalleden arkadaşım, askerlikten tanıyorum, akrabam."

İyi, güzel ama iyi insan değil.

Ne yapar?

"Hadi gel, bugün seninle şuraya gidelim, felekten bir gün çalalım." der.

"Yak bir sigara, benden." der.

"Gel bu akşam kafayı bulalım, parasını ben vereceğim." der.

Seni şaşırtır. Kötü arkadaş zarar verir, iyi arkadaş fayda verir.

Hatta büyüklerimiz demişler ki;

"Kalbi kasvetli olan, uyanık olmayan, gönlü kara olan insanın kalbinin kasveti bile insana tesir eder. Öyle bir insanla oturduğu zaman bile insanın rahatı kaçar."

Kalbi uyanık, nurlu olacak. Öyle insanla dostluk insana fayda verir. Ama millet öyle yapmıyor. "Komşuyuz." diye ahbaplık ediyor, "Askerlikten tanıştık." diye ahbaplık ediyor, iş yerinden ahbaplık ediyor, bilmem nereden ahbaplık ediyor.

Kötü arkadaş, insanı çok büyük felaketlere sürükler. Bundan sakınmıyor, çekinmiyor. Hâlbuki arkadaşı iyi seçmek lazım; çok önemli. İyi arkadaş seçmeye çok dikkat etmek lazım.

İnsanın bir arkadaşı artarsa, derecesi bir yükselir; ama iyi insanı seçmeli. Konuştuğu zaman ilminden istifade edeceğin, hareketlerine baktığın zaman ahlâkından örnek alacağın, sana hıyanet etmeyen, vefasızlık etmeyen, senin iyiliğini isteyen kimseyle arkadaş ol. Öteki insanlarla arkadaş olma; sana bir yerde bir zarar verir.

Tabi o insanları ne yapacağız; ayrı. O çeşit insanları da ıslah etmek için çalışırsın, konuşursun, gelirsin, gidersin, ama ne olduğunu bilirsin, araya mesafe koyarsın; o ayrı.

Ama buradaki samimi dost, neden?

Bu iyi insan, bu başka.

Büyük Selçuklu imparatoru Sultan Sencer, meşhur, bizim tarikat büyüklerimizden Ebu'l-Hasen-i Harakânî hazretleri yanına geldi mi ayağa kalkarmış; o şeyhimizi kendi tahtına oturturmuş, kendisi önünde diz çökermiş.

O şeyhimizi tahtına oturturmuş; o da ona nasihat edermiş:

"Bak Sencer, aklını başına topla. Şöyle yap, böyle yap. Şöyle yap, böyle yap." dermiş.

Tabi Sultan'ın sarayına devam eden çok alim, fâzıl insan var.

Bugün de Suud'a gidersen Suud'da Suud kralının sarayına davet edilen, gelen, giden, kralın koluna girdiği alimler filan var. Her zaman çok meşhur insanları alır getirirler; büyük şahısları büyük yerlere götürürler.

Öteki alimler, büyük şahıslar sultana demişler ki;

"Efendim, bu zâtı alıyorsun, tahtına oturtuyorsun, çok iltifat ediyorsun da, bizim ne eksiğimiz var? Biz daha çok kitap yazmışız, biz de müderrisiz, bizim de kavuğumuz var, sarığımız var, cübbemiz var."

Sultan cevabında güzel söz söylemiş:

"Bakın, siz ben ne söylersem 'Eyvallah efendim' diyorsunuz, beni tasdik ediyorsunuz. Bana itiraz etmiyorsunuz, dalkavukluk yapıyorsunuz. Ama bu yanlış olan şeyi yüzüme söylüyor, beni azarlıyor, beni doğru yola çekmeye çalışıyor; onun için buna hürmet ediyorum."

Aferin! Sultan da büyük insan ki nasıl hareket edeceğini biliyor. Dalkavuklar insanı mahveder.

Hz. Ömer radıyallahu anh demiş ki;

"Samimi dost, insanın ayıbını söyleyebilecek. Ayıbını söylemiyor, senden çekiniyor; o tam dost değil!"

Söylemesi lazım. Çünkü sen o ayıpla yaşadıkça zarar ediyorsun. Onun söyleyebilmesi lazım. Tabi insanda dostun söylediği ayıbı da hazmedecek ahlâk olması lazım.

"Vay, sen benim ayıbımı bir söyledin, iki söyledin, üç söyledin." diye alakayı kesiyor, ahbaplığı bozuyor. Ondan; "Ahbaplık bozulmasın." diye kimse kimseye bir şey söyleyemiyor. Aradan kara kediler geçiyor, ondan sonra ahbaplık bozuluyor; o da fena!

Evet, dostlarla bir arada olmak iki…

Neleri sayıyoruz?

İnsanın gözünü gönlünü şenlendiren, içini ferahlatan, kalbini rahatlatan şeyleri sayıyoruz değil mi?

Dostlarla beraber olmak bir; yaptığı işin âşikâr, sevaplı olduğunun belgeli, delilli olması, iki.

Ve's-sıkatü bi'l-ideh. İdeh, "vaad" demek. "Vaade güvenmek."

Allahu Teâlâ hazretleri kullarına neler vaad etmiş?

Sevdiği kullara, mutî kullarına, mü'min kullarına gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, kimsenin hatırana hayaline sığmayan güzel şeyler vaad etmiş, cenneti vaad etmiş, cennet içinde nimetleri vaad etmiş, neler neler vaad etmiş… Allah'ın vaadlerinin hak olduğuna, iyi bir kul olduğu zaman Allah'ın o nimetlerine, ikramlarına ereceğine insanın güveni tam olacak.

Bizim fakültede bir mesai arkadaşımız vardı; öldü gitti. Biraz da benden bazı dersler gördüğü için ben onun hocası durumuna geçtim; o benim talebem durumuna geçti. Yaşça benden büyüktü ama cenazesi oldu da bir iki söz söyledim, hayret ettim:

"Acaba öyle mi?" diyor.

İnancı yok. Âhirete inancı yok.

"Acaba öyle mi ki?"

İyilik yapmışsa Allah u Teâlâ Hazretleri iyiliğinin mükâfâtını verir.

Anlatıyor; "Annem çok fedakârdı, çok kahır çekti, bizi yetiştirdi, şöyle çalıştı, böyle çalıştı." "Tamam, iyiyse bu iyiliklerinin mükâfâtını cennette görür inşaallah.." filan diyorum da, içinde güveni yok, inancı yok; herkes inanamıyor.

İnanmak ve Allah'ın vaadinin hak olduğuna inanıp da sağlam durmak, o insana güç veriyor.

Müslüman niçin şehit oluyor? Meşekkatli işlere Allah rızası için girenler niçin giriyor?

Allah'ın vaadine inandığı için giriyor.

Sabah namazına niye camiye geliyor?

"Camiye gelmek sevap" diye.

Niye aç kalıp oruç tutuyor?

"Oruç tutmanın sevabı var." diye.

Niye kesesinden paraları çıkarıp harcıyor?

Herkes para biriktirmek için birbirini yerken, rüşvetler alırken, bu hacı efendi niye paralarını böyle hayrât u hasenâta sarf ediyor?

Allah'a güveniyor, Allah'ın vaadine güveniyor da ondan. İçi serin, rahat, harcıyor. Harcadıkça zevk duyuyor. Harcadıkça da Allah veriyor; işin o tarafı da ayrı. Harcadıkça da Allah ona daha çok veriyor. Hiç ummadığı yerden...

Falanca yerdeki arsasına piyango vuruyor, çok kıymetleniyor, milyarlar oluveriyor. Ötekisinin de, çalıp çırpan adamın da arsasına bir bela geliyor, belediye istimlak ediyor, değerinden çok düşük fiyata elinden çıkıp gidiyor.

Allah ile oyun olmaz. Allah, kendisinin yolunda yürüyeni taltif eder; kendisinin emrine aykırı hareket edenin de cezasını verir.

Bizim kardeşimiz çıkarmış, külliyetli bir para vermiş hayra. Ertesi gün baba dostu birisi yolda karşılamış:

"Gel buraya. Ben senin amcan sayılırım, babanın arkadaşıyım. Siz daha gençsiniz; külliyetli miktarda paraları hayra vermişsiniz, ne o?" demiş."

Kendisi hayra vermiyor da bizim hayra veren insanı "Toy, delikanlı, parayı hayra verdi." diye hayırdan vazgeçirmeye çalışıyor.

Adam ihtiyacından fazlasını veriyor, ne olacak ama öyle söylemiş. O da aksakallı, iyi, leb demeden leblebiyi anlayan zeki de bir arkadaş. Demiş ki;

"Amca, biliyorsun, 'Babanın arkadaşıyım.' dedin, babam öldü, gitti. Âhirette sevap lazım. İnsan ölüveriyor, ne yaparsa âhirette onun faydasını görecek." deyince, ötekisi de zeki, ne demek istediğini şıp diye anlamış:

"Beni ölümle tehdit etme!" demiş.

Söylediği laftan alınmış.

"İnsan ölüveriyor, sen de ölüverirsin, sen de hayrını hasenâtını ölmeden evvel yap." demek istemiş.

Yaşlı yanlış, çocuk doğru söylüyor. Yaşlının kafası yanlış, delikanlınınki doğru.

Şimdi o arkadaşımız yine zengin, parayı verdiği halde yine zengin, fakirleşmiş değil ki. Ama o "Hayrı niye yaptın?" diyen adamın, o şehrin merkezinde, göbeğinde çok büyük bir arsası varmış; bir istimlaka uğramış, belediye otopark yapacakmış, hadi bakalım, ayıkla pirincin taşını, değeri sıfıra inmiş. Normal fiyatla orada, yüz misli fazla edecek. Belediye o parayı verir mi, vermez, istimlak etmiş, otopark olmuş gitmiş.

Sen Allah yolundan "Zengin olacağım, kurnazlık yapacağım." diye esirgersen, Allah bu taraftan eksiltir. Sen "Allah yoluna hayır yapacağım." diye verirsen, Allah öbür taraftan daha fazlasını verir.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem söylüyor:

"Vallahi! Sadakadan, zekâttan mal eksilmez. Allah kat kat fazlasını verir."

Aklı olan buna güveniyor.

es-Sikatü bi'l-ve’di; "vaad-i ilâhiye güvenmek."

"Sen buna güveniyor musun?"

"Vallahi hocam, Peygamber Efendimiz söylediyse doğrudur."

Ama yutkunuyor, hâlâ güvenemiyor.

Güveneceksin! Allah'ın sözü haktır, Resûlü'nün sözü haktır. Güveneceksin! Korkma, yürü; sen de görürsün. Güvenemiyor, veremiyor, titriyor; "Hocam, çocuğum şöyle olacak, bu böyle olacak.." bir sürü hesaplar, vesaireler…

Ve'l-muâyenetü li'l-gâyeh. "Gayeyi de gözleriyle ayan beyan görmek."

O da insanın gözünü gönlünü şenlendirir.

Bir şeyler yapıyoruz, yaptığımız zaman sıkıntı ama sonunda gaye, sonuç güzel olacak. Sıkıntıyı gözümüz görmüyor, içimiz şen oluyor. Tahsil görüyoruz, geceleri sabahlara kadar uyumuyoruz, "Çocuk adam olsun." diye çoluk çocuğumuza masraf yapıyoruz. Biz her gün işe gidiyoruz, yaz-kış demiyoruz, paltomuzu sarınıyoruz, atkımızı boynumuza doluyoruz, çizmeleri ayağımıza geçiriyoruz, "Para kazanalım, sonuç iyi olsun." diye çalışıyoruz.

Sonuç iyi olduğu zaman meşakkat insanı yıldırmıyor, gözü görmüyor, iyi şeyleri yapıyor. Uhrevî sevapların da, gayenin de, sonucun da güzel olduğunu gördü mü, gözleriyle müşahede etti mi, o zaman gönlü şen olur, gözü hoş olur, içi rahat olur; ufak tefek şeylere aldırmaz insan. Çok güzel.

"İnsanın içinin şenliği, güzelliği bu dört şeydendir." diye dört şey saymış. Dördü de güzel:

Yaptığın şeyin gerçekten sevap olduğunu ayan beyan bileceksin, onu yapacaksın. İyi insanlarla dostluk edeceksin. Allah'ın vaadine güveneceksin. Müsterih olacaksın, yürüyeceksin.

Dağıstan'dan iki misafirim vardı; çocuk, genç ama bir yerden kendisine himmet geliyor:

"Çok acı bir haber geldi. Otel odasında perişan oldum. Yanımda sanki birisi elimi tuttu, okşadı; “Üzülme! Bu üzülecek şey değil, Allah sana yardım edecek dedi. Ben hata ettim, uyuyan arkadaşıma seslendim; 'Kalk, bak bu adam benim elimi tutuyor, teselli ediyor.' diye. Tabi o elini çekti, gitti, kayboldu." diyor.

Hata etti, uyandırmasaydı konuşma, ahbaplık daha devam edecekti.

Ha yani Allah yardım ediyor. İyi oldu mu, Allah kullarına yardım ediyor. Ama bu şahsa yardım nereden geliyor?

Demiş ki;

"Yâ Rabbi! Sen benim kalbimi Yahyâ aleyhisselam'ın kalbi gibi tertemiz kalp eyle."

Allah'tan temiz kalp istiyor, iyi kulluk etmek için iyilik istiyor; Allah da yardım ediyor. İyi niyetli olduğundan yardım ediyor.

Semi'tü Ebe'l-Kâsımi, İbrâhîme'bne Muhammedi'bni Mahmeveyhi en-Nasrâbâziyye yekûlü: Semi'tü Ebâ Muhammedin Abderrahmâni'bni Muhammedi'bni İdrîse, el-Hanzaliyyi'r-Râziyye, yekûlü: Semi'tü Aliyye'bne Abdirrahmâni'z-Zâhide, yekûlü: Kâle Ahmedu'bnü Âsımini'l-Antâkiyyü.

İşte bu adamların rivayetiyle müellife kadar gelen rivayetle, Ahmed b. Âsım-ı Antâkî hazretleri demiş ki:

Enfau'l-akli mâ arrafeke niama'llâhi Teâlâ aleyke ve eâneke alâ şükrihâ ve kâme bi-hilâfi'l- hevâ.

Şimdi insanların aklı var değil mi?

Aklı hepimiz seviyoruz, akıllı olmayı istiyoruz. Birisini sevdiğimiz zaman, "akıllı adam" diyoruz ve kendimiz de akıllı olmaya çalışıyoruz. Akıllı olmak iyi bir şey, hepimizin istediği bir şey. Herkesin de bir aklı var.

Dünyada yaşayan herkesin bir aklı var. Kumarhanede masanın başına oturup da oraya para basanların da kendine göre bir aklı mantığı var, top oynayanların da, piyango bileti alanların da, hacca, umreye gidenlerin de, hırsızlık yapanın da, rüşvet yiyenin de bir aklı mantığı var.

Herkesin bir aklı var ama her akıl kıymetli değil. Akıl nasıl olacak; onu tarif ediyor.

Enfau'l-akli. "En faydalı olan akıl, aklın en faydalısı."

Herkesin bir aklı var ama herkes kârda değil, herkes hayatını güzel süremiyor, herkes başarılı insan olamıyor, herkes Allah'ın sevdiği noktaya gelemiyor. Kimisi hapiste çürüyor, kimisi ömrünü çürütüyor, kimisi vücudunu çürütüyor, kimisi âhiretini mahvediyor.

Ne iyi akıl hangisi? En faydalı akıl hangisi?

Ahmed b. Âsımini'l-Antâkî hazretleri tarif ediyor;

Mâ arrafeke nieme'llâhi teâlâ aleyke. "Allah'ın sana vermiş olduğu, senin üzerindeki nimetlerini sana bildirten akıl." Ve eâneke alâ şükrihâ. "Ve bu nimetlerin şükrünü yapmakta sana yardımcı olan akıl."

Allah'ın nimetlerini sana hatırlatıp bildirten, bu nimetlerin şükrünün ödenmesinde sana yardımcı olan; Ve kâme bi-hilâfi'l-hevâ. "Hevâ-i nefsin karşısına dikilen akıl."

Faydalı akıl bu.

Neden?

İnsan bunu yaparsa cennetlik olur da ondan. Dünyada evliyâ olur, âhirette de cennete gider.

Bunu yapmazsa ne olur?

Dünyada da âhirette perişan olur.

Nasıl tarif etti aklı?

Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîfleri var; onu söyleyeyim de oradan bu sözün güzelliği daha iyi ölçülebilir. Peygamber Efendimiz şöyle diyor:

el-Keyyisü.

Zeki insan kimdir?

Men dâne nefsehû ve amile limâ ba'del-mevt. "Nefsini zapt u rapt altına alıp da âhirete hazırlanandır."

Ve'l-ahmaku.

Aptal adam kimdir?

Men etbaa nefsehû hevâhâ. "Nefsini, hevasının peşine takıp sürükleten." Ve temennâ ale'llâhi'l-emâniyyeh. "Allah'tan da ümit eden, 'Allah bana şunu verir, bunu verir, Gafûr'dur, Rahîm'dir.' diyendir.”

Ahmak o.

Akıllı kim?

Âhirete hazırlanan, nefsinin karşısına çıkıp, nefsine uymayan.

Ahmak kim?

Nefsine uyup da Allah'tan bekleyen, bekle ki gele, bekle ki ola..

Bu hadîs-i şerîfi hatırladıktan sonra bu sözü daha iyi anlarız.

En faydalı akıl hangisidir?

"Allah'ın senin üzerindeki nimetlerini sana bildiren, o nimetlerin şükrünün edasını yapmakta sana yardımcı olan ve nefsin hevasının karşısına dikilen akıldır."

"Nefsinin hevası" ne demek?

Biliyorsunuz insanın içinden bir şey geliyor; içinde nefsi var. Hepimizin içinde nefs-i emmâremiz var, nefis var. Terbiye edilirse gelişiyor, mutmainne oluyor.

Nefis, "hevâ-i nefs" dediğimiz arzuları, istekleri bize içimize doğdurtuyor, içimizden söylüyor.

Ne istiyorsun bugün?

"Valla bugün hiç bir iş yapmak istemiyorum."

Ee.. Ne olacak?

"Yan gelip yatacağım."

Elini şöyle koyuyor, ayaklarını dikiyor, niye?

"Canım çalışmak istemiyor." diyor.

Haa bak, nefsinin hevası o gün ona çalışmak istetmiyor.

"Ee ders?!.. Valla bugün futbola gideceğim."

Niye?

"Canım çok futbol oynamak istiyor."

İnsanın içinden gelen duygular, istekler var:

"Canım şunu çekti, şunu yapmak istiyorum."

İyi şeyler var, kötü şeyler var, daha kötü şeyler var. Günahlar var; günahların daha kötüsü var.

"Hemen canım istiyor ki kalkayım şu adamın kafasını kırayım."

Aman haa, dur! Ne yapıyorsun? Bunu yaparsan felaket tabi. Nefis insana neler söyletir, neler istetir.

Bunların adı nedir?

Hevâ-i nefs; nefsin hevesleri, istekleri, içinden gelen arzuları. İnsan bunun karşısına çıkacak. Çünkü nefis, insana kontrolsüz şeyler teklif eder.

Kontrol nereden?

Akıldandır. Akıl kontrol eder.

Yani, içinden ne geliyor bugün?

Birisi geldi bana bir şeyler söylüyor. Biz hocayız ya çok enteresan şeylerle karşılaşıyoruz.

"Hocam, bazen içime öyle bir intihar etmek arzusu düşüyor ki burnumda buram buram tütüyor, canım çok istiyor; kendimi öldürmek istiyorum." diyor.

Anlayabiliyor musunuz?

İnsan ölmek istemez, ölümden korkar da, hastalık tabi. "Canım çok istiyor." diyor.

"Aman, sen şu şu zikirleri yap, yalnız durma, abdestsiz gezme. Bunları şeytan yapıyor. Sakın sen o içinden gelen sese, söze tâbi olma!" dedim.

İçinden hevâsı, hevâ-i nefsi bak neler istetiyor, intiharı istetiyor. İnsan intihar etti mi ebediyen cehenneme gider. İntiharı istetir, zinayı istetir, kumarı istetir, eğlenceyi istetir, her şeyi istetir. Nefis bu.

Bunu kim kontrol edecek?

Akıl kontrol edecek.

Akıl kontrol edecek ama nasıl akıl kontrol edecek?

Git bir Amerikalı'ya sor, git bir İngiliz'e sor, hadi bakalım ne diyecek?

Bir psikiyatri profesörü vardı. Bizim gençler bunalıma düşüyorlar. Delikanlı 18 yaşına geliyor, 20 yaşına geliyor. Delikanlı bir Müslüman çocuk. Anası babası dindar, Müslüman. Delikanlı..

Delikanlı ne demek?

Deli kan.

Bu çocuk niye deli oluyor yani?

Akıllı da niye deli oluyor?

Haa bulüğ çağına erdiği için içinde çeşitli arzular beliriyor, evlenmek arzusu beliriyor. Kızda da oluyor, erkekte de oluyor. Evlenmek arzusu beliriyor. Çeşitli arzular var. Deli kan; kanı cıvıl cıvıl kaynıyor, yerinde duramıyor.

Şimdi tabi kendisini tutuyor. Haram, günah, harama bakılmaz, günaha varılmaz; kendisini tutuyor. Tutunca tabi sıkıntılar başlıyor; kolay değil.

Yani büluğ çağının problemleri vardır; kızlar için de problemleri vardır, erkekler için de problemleri vardır.

Kız durup dururken ağlamaya başlar.

"Kızım ne oldu, niye ağlıyorsun?"

"Bilmem, ağlıyorum."

Neden?

Çalkantılı bir çağ.

"Niye ağlıyorsun kızım, işte yemeğini yedin, karnın tok, sırtın pek, ev kaloriferli, her şey var."

Ağlıyor, problemli!

Şimdi psikiyatriste gidiyorlar; adamın dinden imandan nasibi yok, Allah'tan korkusu yok, utanması yok. Flörtü tavsiye ediyor. "Flört et, geçer." diyor.

"Ya ben günahtan kaçıyorum, bu hastalığa ondan düştüm. O zaman ben sana hiç gelmezdim. Bu hastalığa düşmemin sebebi günaha düşmemek, haram işlememek; Allah yasaklamış."

Doğru düzgün bir doktorsan, çare olarak onu görüyorsan hiç olmazsa; "Evladım, bir an önce evlen. Evliliğini geciktirme, şöyle güzel bir Müslüman mütedeyyin hanımla evlen, yuva kur." de.

Peygamber Efendimiz oruç tutmayı tavsiye etmiş, abdestli gezmek var, zikir var, vesaire var da, ne tavsiye ediyor?

Günahı tavsiye ediyor.

İngiliz'e sorarsan başka şey tavsiye eder; Amerikalı'ya sorarsan başka şey tavsiye eder.

Bunların akılları var mı?

Var ama İngiliz aklı, cahil aklı.

Aklın hayırlısı nedir?

Şeriatin ahkâmını bilen ve ona göre insana yol gösteren akıldır.

Bak burada ne diyor?

Enfau'l-akl. "Aklın en faydalısı, en güzeli; sana Allah'ın nimetlerini bildiren ve onların şükrünü yapmaya yardımcı olan, sevk eden akıldır."

Allah'ın üzerimizdeki nimetleri nelerdir?

Allah'ın nimetlerini saymakla bitiremeyiz. En büyük nimeti, Müslüman olmamızdır. Müslümanız ya, lâ ilâhe illallah, Muhammedu’r-Rasûlullah diyoruz ya, bu öyle büyük bir nimet ki...

Buna sahip olmayan insanları tanıyorum; Japon tanıyorum, Çinli tanıyorum, Avrupalı tanıyorum; yerli malı dinsizleri, sonradan olma dinsizleri, anadan doğma dinsizleri tanıyorum.

Hepsini gördük; profesörünü tanıyoruz, talebesini tanıyoruz, hepsini biliyoruz. Yani en büyük nimet; mü'min olmak!

Sen candan inanabiliyor musun? Namazını kılabiliyor musun? Allah'ın varlığına, birliğine kalbinden tam mutmain misin?

Bu çok büyük bir nimet. Müslüman olmak çok büyük bir nimet. Bundan büyük nimet olmaz!

Ondan sonra sıhhat nimeti var, akıllı olmak nimeti var. Deli değiliz, akıllıyız ki zincire bağlamıyorlar, hastaneye tıkmıyorlar, iğneyi basmıyorlar. Elhamdülillah aklımız yerinde, sıhhatimiz yerinde.

Elhamdüllilah memleketimiz, şehrimiz huzur içinde. Doğu Anadolu'dakileri düşünüyoruz; mesela köyden köye gidemiyor. Akşam vaktinde gelsin, böyle bir yatsı namazında bir yerde vaaz dinlesin de, ondan sonra öteki köye minibüse binsin de gitsin, gidebilir mi?

Gidemez heralde. Eh bu da bizde, burada bir nimet işte. Huzur içinde, her tarafta ışıklar yanıyor, istediğimiz yere gidiyoruz. Fırınlarda ekmekler var çeşit çeşit, pastanelerde çeşit çeşit gıdalar var, gezilecek yerler, ilim meclisleri var, okunacak kitaplar var, çeşit çeşit nimetler…

Nimetleri bilirsen nimetlerin şükrünü eda edersen Allah seviyor.

"Bu nimetleri Allah bana nasip etmiş, çok şükür elhamdülillah!"

Şükretmeyi Allah seviyor. Şükredenin nimetini arttırıyor. Şükrettikçe, "Çok şükür." dedikçe nimet fazlalaşıyor.

Onun için nimetleri bildiren akıl ve o nimetlerin şükrünü de yaptırmaya, yapmaya yardımcı olan akıl, en iyi akıl!

Nimetlerin şükrü nedir?

Cüneyd-i Bağdâdî Efendimiz'in tarifi çok güzel:

"Allah'ın nimetlerini yiyip de ona isyan etmemektir."

Şükür bu. Hem Allah'ın nimetini ye iç...

Bu akşam sofrada neler vardı? "Kaymaklı kadayıf, baklava, etli sütlü, tatlı tuzlu, börek çörek, kebab, dolma, sarma vardı."

Ee tamam, yedin; sonra?

Şükür nedir?

Allah'ın nimetlerini yiyip de ona âsi olma durumuna düşmemektir. Şükür odur.

Tabi ibadetini yapacak, hayrını hasenâtını yapacak. Allah para vermişse parasından fukaraya yardımcı olacak. Allah'ın emrettiği hizmetleri insanlara götürecek. Zekâtını verecek, sadakasını verecek.

Bir de, “kâme bi-hilâfi'l-hevâ”; hevâ-i nefsin karşısında sağlam duracak. Akıl ona yardım edecek; "Aman, hevâ-i nefsine uyma, tâbi olma, nefsin arzularına dizgin vur, onlara uyma!" diyecek ve yaptıracak.

Hevâ-i nefse uymamak; tasavvuf bu. Tasavvufun en önemli işlerinden birisi bu.

Çünkü Müslümanların çoğu, günah işleyen insanların çoğu, günahı bilmediğinden, cahillikten yapıyor değil. Biliyor ama nefsine hâkim olamadığından yapıyor; bile bile yapıyor, utana utana yapıyor. Sonra pişman da oluyor.

Bilerek yapıyor, neden?

Kendisini tutamıyor. O fena işte! Hem kötülüğün kötülük olduğunu bilmek hem de yine kendisini tutamayıp o kötülüğü yapmak. O çok fena! Biliyorsun, bir işe yaramıyor; yine kötülüğü yapıyorsun. Fena..

Ne olması lazım?

İnsanın nefsini yenecek bir güce, kuvvete sahip olması lazım.

Bu nasıl olur? İnsanın nefsini yenmesi, yenecek bir kuvvete sahip olması nasıl olur?

Çok önemli bir şey. Birçok kimse bu hastalıktan muzdariptir. Sizin içinizde de öyledir, dışarıdakilerde de öyledir. Birçok insan bu sıkıntıdadır.

"Hocam günahı biliyorum ama yine yapıyorum. Günah olduğunu biliyorum, yapmamam gerektiğini düşünüyorum; şeytan beni aldatıyor, nefsim beni aldatıyor, yine yapıyorum."

Kuvvetli olmak lazım. Yenilmemek lazım.

Bu nasıl olur?

Bu tasavvufî eğitimle olur. Tasavvuf onun için gerekli. Yani bilmek yetmiyor; bildiğini uygulayabilecek bir hâle gelmek gerekiyor. Tasavvufun ilaçlarını kullanmak, tavsiyelerine uymak gerekiyor. O zaman insan nefsini yenebilir. Allah'ın lütfuyla, yardımıyla oluyor. Allah'ın yardımını yanına alır o zaman nefsini yenebilir, o zaman doğru yolda gidebilir.

Onun için tasavvufî emirlere sımsıkı sarılmak lazım aziz ve muhterem kardeşlerim!

 

Allah u Teâla Hazretleri cümlenizden razı olsun. Cümlenizi Peygamber Efendimiz'in sevgisine, şefaatine, iltifatına nail eylesin. Peygamber Efendimiz'in has ümmeti olmanızı nasip eylesin. Dünya ve ahiretin her türlü tehlikelerinden koruyup, dünya ve ahiretin her türlü hayırlarına erdirdiği kullarından eylesin. Firdevs-i Âlâ’da Peygamber-i Zişan’ımıza cümlenizi komşu eylesin. Cennet nimetleriyle mütena'ım eylesin.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
12.10.202526 dk 42 sn
11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A
10.01.202635 dk 47 sn
21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
09.11.202522 dk 55 sn
17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
11.10.202527 dk 24 sn
24.10.1992 - Seriyy es Sakati B
03.05.202623 dk 26 sn
21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî B
25.01.202625 dk 38 sn
21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî A
24.01.202632 dk 19 sn
26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
07.12.202518 dk 46 sn
26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
06.12.202538 dk 37 sn
29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
31.08.202522 dk 6 sn
19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
30.11.202524 dk 51 sn
29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
30.08.202537 dk 44 sn
19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
29.11.202530 dk 51 sn
22.06.1996 - B
09.12.201941 dk 25 sn
12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
23.11.202530 dk 52 sn
22.06.1996 - A
09.12.201938 dk 29 sn
12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
22.11.202523 dk 18 sn
15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
24.08.202529 dk 56 sn
05.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
09.12.201924 dk 11 sn
15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
23.08.202527 dk 12 sn
28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
16.11.202532 dk 42 sn
08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
17.08.202524 dk 25 sn
28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
15.11.202526 dk 32 sn
08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
16.08.202536 dk 25 sn
01.06.1996 - A
09.12.201939 dk 58 sn
21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
08.11.202526 dk 57 sn
14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
02.11.202524 dk 22 sn
10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri B
10.08.202532 dk 14 sn
14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
01.11.202525 dk 5 sn
10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri A
09.08.202521 dk 51 sn
16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi B
03.08.202529 dk 20 sn
31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
26.10.202525 dk 58 sn
16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi A
02.08.202530 dk 18 sn
31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
25.10.202521 dk 35 sn
24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
19.10.202522 dk 2 sn
30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye B
20.07.202520 dk 28 sn
30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye A
19.07.202545 dk 9 sn
24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
18.10.202523 dk 54 sn
23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi B
13.07.202518 dk 3 sn
10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
05.10.202538 dk 7 sn
23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi A
12.07.202529 dk 21 sn
10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
04.10.202535 dk 38 sn
05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B
29.06.202526 dk 53 sn
05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A
28.06.202527 dk 5 sn
03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
28.09.202532 dk 38 sn
08.07.1995 - B
09.12.201921 dk 4 sn
03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
27.09.202528 dk 56 sn
21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B
11.10.202616 dk 57 sn
08.07.1995 - A
09.12.201912 dk 10 sn
20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
21.09.202533 dk 22 sn
20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
20.09.202537 dk 26 sn
24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B
22.06.202530 dk 56 sn
13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
14.09.202524 dk 56 sn
21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A
10.10.202623 dk 51 sn
24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A
21.06.202534 dk
13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
13.09.202537 dk
03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B
01.11.202631 dk 35 sn
06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
07.09.202523 dk 17 sn
10.12.1994 - A
09.12.201935 dk 30 sn
03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A
31.10.202630 dk 23 sn
06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
06.09.202532 dk 2 sn
05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi B
04.10.202624 dk 54 sn
27.05.1995 - B
09.12.201931 dk 18 sn
05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi A
03.10.202630 dk 24 sn
27.05.1995 - A
09.12.201925 dk 34 sn
22.10.1994 - A
09.12.201945 dk 29 sn
25.06.1994 - A
09.12.201934 dk 29 sn
15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B
25.10.202627 dk 1 sn
15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr B
27.09.202629 dk 47 sn
11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
06.09.202619 dk 11 sn
15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A
24.10.202629 dk 58 sn
15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr A
26.09.202632 dk 32 sn
11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
05.09.202632 dk 6 sn
01.04.1995 - B
09.12.201934 dk 41 sn
01.10.1994 - A
09.12.201918 dk 59 sn
07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
30.08.202624 dk 25 sn
01.04.1995 - A
09.12.201921 dk 36 sn
10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr B
20.09.202628 dk 53 sn
07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
29.08.202622 dk 50 sn
25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B
18.10.202625 dk 57 sn
10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr A
19.09.202635 dk
23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi B
23.08.202629 dk 30 sn
25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A
17.10.202620 dk 48 sn
09.07.1994 - B
09.12.201924 dk 20 sn
23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi A
22.08.202624 dk 18 sn
09.07.1994 - A
09.12.201920 dk 30 sn
16.04.1994 - B
09.12.201916 dk 56 sn
02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
13.09.202625 dk 52 sn
02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
12.09.202630 dk 42 sn
16.04.1994 - A
09.12.201928 dk 36 sn
19.03.1994 - B
09.12.201925 dk 28 sn
19.03.1994 - A
09.12.201926 dk 9 sn
11.12.1993 - B
09.12.201931 dk 53 sn
31.07.1993 - B
09.12.201928 dk 40 sn
11.12.1993 - A
09.12.201928 dk 53 sn
31.07.1993 - A
09.12.201930 dk 28 sn
04.12.1993 - B
09.12.201933 dk 7 sn
24.07.1993 - B
27.07.202531 dk 55 sn
04.12.1993 - A
09.12.201927 dk 55 sn
24.07.1993 - A
06.07.202532 dk 35 sn
27.11.1993 - B
09.12.201929 dk 21 sn
17.07.1993 - B
16.08.202626 dk 57 sn
27.11.1993 - A
09.12.201923 dk 50 sn
17.07.1993 - A
15.08.202634 dk 4 sn
20.11.1993 - B
09.12.201926 dk 59 sn
10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
09.08.202631 dk 44 sn
20.11.1993 - A
09.12.201928 dk 26 sn
10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
08.08.202629 dk 54 sn
23.10.1993 - B
09.12.201924 dk 3 sn
03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
02.08.202624 dk 58 sn
23.10.1993 - A
09.12.201924 dk 9 sn
03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
01.08.202626 dk 47 sn
07.10.1993 - B
09.12.201931 dk 12 sn
26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
26.07.202620 dk 47 sn
07.10.1993 - A
09.12.201928 dk 3 sn
26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
25.07.202629 dk 48 sn
12.06.1993 - Bayezid-i Bistami B
19.07.202619 dk 22 sn
28.08.1993 - B
09.12.201921 dk 4 sn
12.06.1993 - Bayezid-i Bistami A
18.07.202622 dk 26 sn
28.08.1993 - A
09.12.201924 dk 5 sn
15.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
12.07.202622 dk 47 sn
21.08.1993 - B
09.12.201928 dk 17 sn
15.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
11.07.202622 dk 43 sn
21.08.1993 - A
09.12.201929 dk 59 sn
08.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
05.07.202625 dk 5 sn
07.08.1993 - B
09.12.201922 dk 10 sn
08.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
04.07.202620 dk 36 sn
07.08.1993 - A
09.12.201922 dk 3 sn
01.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
28.06.202632 dk 40 sn
01.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
27.06.202628 dk 42 sn
10.04.1993 - Şakik-ı Belhi B
21.06.202619 dk 22 sn
10.04.1993 - Şakik-ı Belhi A
20.06.202627 dk 34 sn
27.03.1993 - Şakik-ı Belhi B
14.06.202626 dk 39 sn
27.03.1993 - Şakik-ı Belhi A
13.06.202624 dk 24 sn
23.01.1993 - Şakik-ı Belhi B
07.06.202627 dk 54 sn
23.01.1993 - Şakik-ı Belhi A
06.06.202635 dk 37 sn
09.01.1993 - Haris el-Muhasibi B
31.05.202625 dk 59 sn
09.01.1993 - Haris el-Muhasibi A
30.05.202632 dk 58 sn
24.12.1992 - Haris el-Muhasibi B
09.12.201922 dk 9 sn
24.12.1992 - Haris el-Muhasibi A
09.12.201921 dk 39 sn
05.12.1992 - Haris el-Muhasibi B
24.05.202623 dk 32 sn
05.12.1992 - Haris el-Muhasibi A
23.05.202631 dk 18 sn
28.11.1992 - Haris el-Muhasibi B
17.05.202623 dk 31 sn
28.11.1992 - Haris el-Muhasibi A
16.05.202623 dk 50 sn
21.11.1992 - Seriyy es Sakati B
10.05.202626 dk 10 sn
21.11.1992 - Seriyy es Sakati A
09.05.202630 dk 54 sn
01.08.1992 - Seriyy es Sakati B
12.04.202622 dk 20 sn
01.08.1992 - Seriyy es Sakati A
11.04.202621 dk 32 sn
25.07.1992 - Bişr-i Hâfî B
05.04.202628 dk 19 sn
25.07.1992 - Bişr-i Hâfî A
04.04.202627 dk 21 sn
04.07.1992 - Bişr-i Hâfî B
29.03.202631 dk 17 sn
04.07.1992 - Bişr-i Hâfî A
28.03.202629 dk 10 sn
09.05.1992 - İbrahim bin Edhem B
15.02.202631 dk 34 sn
09.05.1992 - İbrahim bin Edhem A
14.02.202646 dk 33 sn
02.05.1992 - İbrahim bin Edhem B
08.02.202628 dk 2 sn
02.05.1992 - İbrahim bin Edhem A
07.02.202625 dk 59 sn
18.04.1992 - İbrahim bin Edhem B
01.02.202632 dk 48 sn
18.04.1992 - İbrahim bin Edhem A
31.01.202627 dk 36 sn
18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B
18.01.202629 dk 4 sn
18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A
17.01.202623 dk 59 sn
11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B
11.01.202632 dk 31 sn
24.10.1992 - Seriyy es Sakati A
02.05.202629 dk 41 sn
17.10.1992 - Seriyy es Sakati B
26.04.202624 dk 46 sn
17.10.1992 - Seriyy es Sakati A
25.04.202623 dk 12 sn
10.10.1992 - Seriyy es Sakati B
19.04.202629 dk 14 sn
10.10.1992 - Seriyy es Sakati A
18.04.202624 dk 15 sn
28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî B
04.01.202643 dk 56 sn
28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî A
03.01.202633 dk 51 sn
16.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
28.12.202532 dk 40 sn
16.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
27.12.202528 dk 47 sn
09.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
21.12.202527 dk 32 sn
09.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
20.12.202529 dk 2 sn
02.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
14.12.202528 dk 15 sn
02.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
13.12.202541 dk 6 sn
AKRA