İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

08.10.1999 - Medinenin Önemi,Tarihi, Sadaka, Tevhidin Önemi

08.10.1999 - Medinenin Önemi,Tarihi, Sadaka, Tevhidin Önemi
Cuma Sohbetleri

08.10.1999 - Medinenin Önemi,Tarihi, Sadaka, Tevhidin Önemi

01.02.2022
53 dk 50 sn

Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh,

Aziz ve sevgili Akradyo dinleyicileri.

Allah'ın lütfu, keremi, selamı, ikramı, ihsanı üzerinize olsun. Cenâb-ı Hak hem dünyada hem âhirette cümlenizi süedâdan eylesin. Bahtiyar, mutlu eylesin.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in hadîs-i şerîflerinden bir demet, o gül bahçesinden bir buket sunmak üzere karşınızdayım. Taberânî'nin naklettiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlar:

İnne taybete'l-medîneti ve mâ nekabün min enkâbihâ illâ aleyhi melekün şâhirun seyfehû, lâ yüdhilühe'd-deccâle ebedâ.

Sadaka Resûlullah, fî mâ kâl ev kemâ kâl.

Sayfayı kur'a ile açtık ama Cenâb-ı Hakk'ın lütfuyla, tevâfukan karşımıza Medine-i Münevvere ile ilgili bir hadîs-i şerîf çıktı.

Herhalde şu anda Medine'de olduğumuz için bunda da bir tevafuk var. Bu hadîs-i şerîfi izah edelim:

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

Taybe; "Medine"dir. Medine isimli şehir "Taybe"dir.

"Bu şehrin geçitlerinden, dağların arasındaki gediklerinden hiçbir gedik yoktur ki orada bir melek kılıcını sıyırmış bekliyor olmasın! Oranın her giriş yerinde bir melek kılıcını çekmiş bir vaziyette bekler. Deccal'i asla oraya sokmazlar."

Veyahut;

Lâ yedhulühe'd-deccâlü ebedâ da okunabilir. "Deccal oraya asla giremez!" veyahut melekler onu oraya sokmazlar mânasına olabilir. Buradaki hareke yüdhilühâ şeklinde olmuş ama yedhulühâ belki daha uygun...

"Deccal buraya bu meleklerden dolayı asla giremez."

Medine-i Münevvere; münevvere sıfatıyla, Peygamber Efendimiz'in teşrifiyle, o serâpâ nur olan Nebiy-yi Mürsel Peygamber Efendimiz'in mübarek zâtıyla şereflenmiş olan bu nurlandırılmış şehir, eskiden Yesrib adıyla anılıyordu.

Yesrib'deki se harfi peltek se'dir. İngilizler'in th harfiyle yazdığı bir harftir. Mesela "üçüncü" mânasına gelen third kelimesindeki th, işte o th'dir.

Yesrib, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bu beldeye hicret etmeden önce bu beldenin, bu şehrin adı idi. İslâm tarihçileri; "Yesrib adı nereden geliyor?" diye araştırmalar yapmış. Yesrib adı hakkında ve bu şehrin tarihte ne zaman kurulduğuna dair çeşitli rivayetler var.

Rivayetlerden birisi ve kuvvetlisi; Nuh aleyhisselam'ın neslinden, torunlarından bir kişi ki adı Yesrib ve soyu, şeceresi Nuh aleyhisselam'a varıyor. O kurmuştur ve kurucusundan dolayı şehre bu isim verilmiştir.

Bu olay birçok şehirlerde görülmüştür. Mesela Mısırlılar'ın İskenderiye şehri, "İskender kurdu." diye o ismi almıştır. İstanbul'a; "Konstantin imar etti." diye Bizanslılar tarafından "Konstantinapol" denmiş. Bir şehrin kurucusunun ismiyle anılması olağan bir şey.

Bizim âcizâne doğduğumuz Anadolu'daki köyümüzün de adı Ahmetçe idi. Herhalde oraya cihat için gelmiş olan mücahitlerden, Ahmetçe, (Küçük Ahmed). O zâtın ganimet olarak, mücahitlere taksim edilen bir arazi olarak verilmiş. Onun ismi, köyün ismi Ahmetçe... Civardaki öbür köylerin isimleri de yine şahıs isimleri; Mesela İlyas Fakih, Hüseyin Fakih gibi...

Bu ne demek?

"Oralar kendilerine padişah tarafından iktâ yoluyla verilmiş kişiler" demek ama köyün adı olmuş.

"Yesrib de böyledir." diyorlar, bir rivayet bu. Nuh aleyhisselam'ın evladı tufandan sonra yayılmaya başlayınca buralara da gelmişler, ilk önce buraya yerleşmişler. Adı "Yesrib" olmuş. Bir rivayet bu.

Başka bir rivayette de, Musa aleyhisselam haccetmeye gelirken… ki Mekke-i Mükerreme'nin yeri, o peygamber zamanında da biliniyordu, mâlum ve meşhurdu. Mübarek olduğunu biliyordu. İbrahim aleyhisselam'dan Musa aleyhisselam'a, İsa aleyhisselam'a kadar ondan önce de sonra da nice peygamberler vardır, hep buralara gelmişler. Bir kısmı da Mekke-i Mükerreme'de vefat etmişlerdir. Rükn ile Makam arasına veya Hâtim denilen, Hicr-i İsmail denilen yere defnolunmuşlardır. Hatta kitaplarda, rivayetlerde "İsmail aleyhisselam'ın kabri de oradadır." deniliyor.

Bu rivayet benim dikkatimi çekti, onun için size de nakletmek istedim. Salı günkü tefsir derslerimizde de bu konular geçiyor, tam Bakara suresinin ayeti kerimelerinde…

Musa aleyhisselam ashabı ile hacca giderken, -Filistin tarafından bu tarafa doğru geldiği zaman- bu mahalle gelmişler ve bakmışlar ki fevkalâde mümbit, sulak, yeşillik bir yer. Etrafındaki dağlardan, alametlerden;

"Âhir zaman peygamberinin zuhur edeceği yer burası olacak!" diye sezinlemişler.

"Tamam, şurasında şu dağ var, burasında bu dağ var. Bize bildirilen âhir zaman peygamberinin zuhur edeceği, tarif edilen yer burasıdır." demişler.

Onun için yahudilerden bir kısmı daha sonra oraya gelmişler ve orada tavattun etmişler, yerleşmişler.

"Âhir zaman peygamberi gelecek." diye Musa aleyhisselam ile hacca giderken gördükleri bu yere yerleşmişler.

Zaten Peygamber Efendimiz'in zuhurundan evvel de Araplara söylüyorlardı:

"Âhir zaman peygamberi gelecek, biz onunla işbirliği yapacağız, şirki tepeleyeceğiz, yok edeceğiz. Siz müşrikleri hizaya getireceğiz!" diye bekliyorlardı.

Demek ki geleneksel olarak, zaten "Âhir zaman peygamberi gelecek." diye şehre yerleştikleri için âhir zaman peygamberini seviyorlardı. Çünkü Musa aleyhisselam bildirmişti;

"O geldiği zaman ona tâbi olun!" diye ahit almıştı, bekliyorlardı. Ama geldikten sonra… Şeytanın kurnazlığı çok, insanları aldatması çeşitli şekillerde olabiliyor. Bekledikleri peygamber geldikten sonra çeşitli şekillerde muhalefet ettiler, inkâr ettiler. İnananlar da oldu ama pek azı inandı.

Yahudilerin kabilelerinin buralarda, şehrin civarındaki mıntıkalarda öbek öbek bulunmasının da izahı böyle oluyor. Şehrin ilk ismi de bu.

Bazı hadîs-i şerîflerde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz;

"Bu şehre Yesrib ismini söyleyen tevbe ve istiğfar eylesin. Yesrib diye söyleyen ‘Estağfirullah! Aman hata ettim.' desin." diye buyurmuş. Çünkü Yesrib kelimesi Arapça serebe kökünden kötü bir mânaya; "bir kimseyi kınamakta, azarlamakta son derece aşırı gitmek" mânasına geliyor.

Hatta hafız kardeşlerimiz ve tefsiri bilenler hatırlar, Sûre-i Yusuf'ta Yusuf aleyhisselam'ın kardeşleri sarayına gelip de huzuruna girdikleri zaman, eski yaptıkları hataları düşünüp çok pişman ve perişan oldular. Dediler ki;

Ta'llâhi le-kad âsereke'llâhu aleynâ. "Biz sana kötülük yapmak istedik ama Allah seni tercih etti ve nimetlendirdi. Bak ne izzetlere, ne devletlere, güzelliklere, itibara, şâna nâil oldun!" diye Yusuf aleyhisselam'ın karşısında kendi hatalarını itiraf ettiler.

O da o zaman onlara buyurdu ki;

Lâ tesrîbe aleykümü'l-yevm. "Bugün size artık ayıplanmak, kınanmak, başa kakılmak, evvelce yaptığınız şeyleri hatırlatıp da sizi üzmek yok. Böyle bir şey olmayacak." diye kendisinin onu unuttuğunu, ondan dolayı onları kınamayacağını söyledi.

Yesrib kelimesinin mânası bakımından bu âyeti hatırlattım. Yesrib sözü; "şiddetle kınamak" mânasından geldiğinden Araplarda hoş bir mâna taşımıyor. Daha önceki kavimlerden, Nuh aleyhisselam'ın nesillerinden geldiği için belki o zaman mânası başka olabilir.

Peki, buraya ne kadar önceden beri Yesrib deniliyordu?

Eski coğrafyacıların, İslâm'dan önceki Yunan coğrafyacılarının kitaplarında da, Yesriba veya buna benzer birkaç şekilde görülüyor. Demek ki Peygamber Efendimiz'den çok asırlar önce dünya coğrafyasıyla meşgul olan alimlerin de bildikleri, o esnada ismi Yesriba veya Yesrib olan bir yerleşme merkezi imiş.

Peygamber Efendimiz'in devr-i saadetinden önceki bir Bizans kaynağında da Medine kelimesini hatırlatan bir şekil ile karşımıza geliyor.

Ben olayı şöyle tahmin ediyorum:

Belki tabir Medînetü Yesrib (Yesrib Şehri) idi. Çünkü medîne "şehir" mânasına geliyor. Bazı Bizans coğrafyacıları, Medine kelimesini oradan kullanmışlar. Tabirin ilk kelimesiyle iktifa edip ikincisini söylememiş oluyorlar.

Ama Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buraya hicret edince buranın adına Medînetü'r-Resûl denmiş. "Resûlullah'ın, Allah elçisinin şehri" denmiş. Sonra da tamlama şeklinde olan tabirlerden -tamlama uzun gelir de kısaltma yapılınca- o zaman harfu ta'rifle, "O belirli, mâlum, Resûlullah'a ait olan belli şehir" mânasına el-Medine kullanılmış.

Sonradan bu gibi yerlere sevgiden, saygıdan dolayı sadece el-Medîne demeyi uygun görmemişler; Medine-i Münevvere denmiş. Mekke-i Mükerreme ve Kâbe-i Müşerrefe'de de olduğu gibi şânını, şerefini ve mübarekliğini ifade eden kelimeler kullanmışlar.

Peygamber Efendimiz Yesrib kelimesinin kullanılmasını istemiyor, çünkü kötü çağrışımlar yaptırıyor, kötü anlama geliyor. Onun için burada da buyurmuş ki;

"Taybe hiç şüphe yok ki Medine şehridir."

Buradan anlaşılıyor ki: Taybe Arapça'da tâbe-yetîbü kelimesinden geliyor. Burada sıfat olarak tayyib kelimesi var; güzel, iyi mânasına, habis kelimesinin karşılığı, zıttı olarak. Bir şey iyi olursa ona tâbe diyorlar; kötü olursa habüse diyorlar. Arazi münbit bir arazi ise tayyib diyorlar; berbat bir arazi ise, habüse diyorlar. Kişi iyi bir insansa iyi insan mânasına tayyib diyorlar; kötü huylu bir kimseyse ona da habis diyorlar.

Tıpta da kullanılıyor. Habis ur. Urların çeşitleri var. Ama kimisi kanserse, öldürücü ise o zaman ona "habis ur" diyorlar. Bu taybe kelimesi habisin karşılığı, "güzel, iyi" mânasına gelen bir kelime.

Peygamber Efendimiz hadîs-i şerîflerinde Medine-i Münevvere'yi bir "Taybe" diye isimlendirmiş. Ye'si şeddeli değil, tek ye. Tı harfi üstünlü, ye harfi cezimli, be harfi üstünlü; sonunda kapalı te var.

Kapalı te harfi Arapça'da ilginç bir harftir. Tek bir harftir ama iki türlü okunur. Geçildiği zaman, sözün arasında kaldığı zaman te okunur. Ama o kelimede durulduğu zaman he okunur. Onun için yazılışı he'ye benzer ama üzerine iki tane nokta konulur. Buna kapalı te, yuvarlak te derler, tâ-yı mabude derler. Bir de umumiyetle müennes kelimeler bununla bittiğinden, tâ-yi te'nis (müenneslik te'si) derler. Bu düz, kayık gibi olan, be'ye benzeyen te'den ayrı bir te'dir. Durulunca he okunuyor, devam edilince te okunuyor.

Bunu niçin izah ediyorum?

"Bir harfin bu kadar izahına ne lüzum var?" derseniz; bence çok lüzumu var. Çünkü kamet getiren kardeşlerimiz çok kere kameti doğru getirmiyorlar. Kamette bu harfle yazılmış kelimeler var.

…Hayye ale's-salâti hayye ale's-salâh!

Salâh kelimesi, sonunda bu yuvarlak te olan bir kelime. Durulduğu zaman salâh okunuyor, geçildiği zaman salâti okunuyor. Bunu bilmeyen kardeşlerimiz, kamet getirirken Hayye ale's-salâhi hayye ale's-salâh! diyor.

Hayır, geçildiği zaman salâti okunması gerekir!

Şaşırdıkları başka bir nokta, felâh kelimesinin sonunda da h var. Türkçe'de h bir tane ama Arapça'da üç tane h var: He, ha, hı. Şimdi bu felah'taki ha harfi kuvvetli bir ha'dır. Felahhh, ağızdan hı çıkması belli olur.

Hayye ale'l-felâhi hayye ale'l-felâh! denilir.

Bunları karıştırıyorlar. En çok kullandıkları nidaları; namaza davet olan bir güzel nidayı doğru bilmeleri bakımından bu izahatı yaptık.

Taybe Medine'nin bir adı. Bir başka rivayeti de Tâbe'dir. Bu iki kelime tayyib kelimesinden geliyor. Araplar derler ki: şey'ün tâbün, şey'ün tayyibün; "iyi şey" mânasına kullanırlar. Medine müennes olduğu için tâbe geliyor. "Bu şehir güzel, iyi bir şehirdir." mânasına bir ismini Peygamber Efendimiz Tâbe demiş.

Taybe kelimesi de aynı anlama geliyor, güzelliğini gösteriyor. Biz Türkçe'ye "hoş" kelimesi ile terceme ediyoruz. Hoş kelimesi Farsça'dan geçmiştir. Yesrib kelimesinin atılarak Taybe diye isimlendirilmesi de gerçekten kelimenin anlamı gibi çok hoş olmuştur. İnsan Taybe'ye gelince çok hoş oluyor. Bu ismin de Medine'ye verilmesi çok hoş olmuş.

Bu hoş yer Medine'dir. Taybe, asıl hoş yer Medine'dir. Yerlerin en güzelidir, en hoşudur. Çünkü bir kere Deccal fitnesinin giremeyeceği bir mübarek şehirdir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in kabr-i şerîfinin olduğu bir şehir. Osmanlı şairi Bâkî;

Tefevvük-kerde-i arş-ı Cenâb-ı Kibriyâ'dır bu! diyerek fazilette çok çok kıymetli olduğunu bu satırla ifade etmiş.

Bizim Suudlu kardeşlerimiz; "Bu kadar da uzun boylu değil." derler, tasvip etmezler.

Mehmed Âkif'in de -rahmetullahi aleyh-, meşhur mısrasını biz de bu yönden tenkit ediyoruz:

Bedr'in arslanları ancak bu kadar şanlı idi. deyince, sanki "Bedir'deki arslanları ancak Çanakkale şehitleri hizasında gibi" bir anlama durumu oluyor ki bu şairin ifadesindeki bir zaafıdır. Bedrin arslanları cihanın en üstün arslanlarıdır, mücahitleridir. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Bedir mücahitlerine özel muamele yapardı. Onların cenaze namazlarını bile başka türlü kılardı. Bedr'e iştirak etmiş kimselere, o mübarek, eşsiz vefasından dolayı çok çok lütufkâr muamele ederdi.

Bedr'e iştirak, samimiyetin şâhikasıydı. Ashâb-ı kirâm derecelerine göre sıralandıkları zaman, önce aşere-i mübeşşere sıralanırdı. Ondan sonra da ashâb-ı Bedir gelirdi. Onun için, ashâb-ı Bedr'in hiçbir kahramanla mukayesesi mümkün değildir.

İslâm tarihinde pek çok mücahit canlarını vermişlerdir, Allah şefaatlerine erdirsin. Benim de dedelerim, akrabalarım, köyümüzün büyük çoğunluğu Çanakkale harbinde şehadet şerbetini içmiştir. Davullarla, tekbirlerle köyden gönderilmiştir; bir daha kendileri gelmemiştir, şehadet haberleri gelmiştir.

Ben âciz, nâçiz kardeşiniz de bir şehit torunuyum, bir şehit yetiminin oğluyum. Şehitlere hürmetimiz sonsuzdur ama Cenâb-ı Hakk'ın verdiği şerefi kimse aşağı indiremez. Hiç kimseye de Cenâb-ı Hakk'ın yücelttiği kimseden daha yüksek bir pâyeyi kimse veremez.

Taybe, asıl güzel şehir Medine'dir; çünkü Peygamber Efendimiz'in şehridir.

Peygamber Efendimiz buraya gelince;

Şerefü'l-mekân bi'l-mekîn. "Bir yerin kıymeti içinde oturandan dolayıdır."

Yesrib iken gitti, Taybe ve Tâbe oldu, Peygamber Efendimiz'in şehri oldu.

Ashâb-ı kirâm sanıyorlardı ki Mekke'nin fethinden sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz; "Artık Mekke fetholundu, Peygamber Efendimiz tekrar doğduğu mübarek şehir tâ Âdem aleyhisselam'dan beri mahall-i mübârek olan o Mekke-i Mükerreme'ye gidecek. Ama Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz yine eşsiz bir vefa ve iltifat numunesi olarak doğduğu şehre gitmedi. Kendisini en zor zamanda destekleyen Ensar'ın gönlünü hoş edecek bir karar alarak, Medine-i Münevvere'de yerleşmeyi tercih eyledi.

Halbuki Mekke'nin havası onlara daha iyi geliyordu. Medine-i Münevvere'nin havası rutubetli geliyordu. İlk geldikleri zaman ashâb-ı kirâm yerlere serilmiş, hepsi hasta olmuşlardı. Ebû Bekr-i Sıddîk bir kenarda sayıklıyordu, Bilâl-i Habeşî bir kenarda sayıklıyordu -rıdvanullahi aleyhim ecmaîn.-

"Bizi Mekke'den çıkartan müşriklere Allah şu cezayı versin, bu cezayı versin!" diye kızıp duruyorlardı. Havası dokunmuştu, buranın havası vebalıydı.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz; "Buranın havasını Müslümanlara mübarek kılmasını; bu vebayı, hastalıkları, rutubeti def etmesini" Cenâb-ı Hak'tan niyaz edince burası hava bakımından da son derece tayyib, tâbe oldu, güzel oldu. Havası, suyu, hurmalıkları, dağları, her şeyiyle ihtişamlı, en güzel bir yer oldu.

Allahu Teâlâ hazretleri görmeyenlere görmeyi nasip etsin.

-İnşaallah Allah nasip eder- biz de Medine-i Münevvere'yi resimlerle, tarihiyle güzelce anlatan bir eser yazarsak size sunarız. Bu güzellikleri daha geniş olarak orada anlatırız.

Medine-i Münevvere'nin başka özellikleri de vardı. Yanardağların patlamasıyla etrafa yayılmış olan yanardağ akıntıları, lavlarla zemin kaplanmış olduğundan üzerinde ne insan yürüyebilir ne deve geçebilir, tabii bir engel idi. Uzun, geniş alanlar yanardağdan çıkan erimiş madenlerin yayılmasıyla, onların da yanıp yanıp kalorifer cürufu gibi delik deşik, sivri sivri olmasıyla üzerine basılmaz bir hâle gelmişti. Kim basarsa pabucu yırtılır, kim sendelerse üzerine yıkılırsa eli yüzü yaralanır bir durumdaydı.

Onun için Medine-i Münevvere'nin bir giriş yeri vardı. Hendek harbinde hendek kazılıp da düşmanların girmesine o sebeple mâni olmuşlardı.

Küçük bir yere hendek kazıyorlar da öbür taraflardan Kureyş'in müşrikleri niye saldırmıyor?

Saldıramıyorlar! Çünkü harre denilen o yanardağ akıntılarının üstüne basılmaz, geçilmez bir durumdaydı. Şimdi aletlerle, cihazlarla, makinelerle kazıdıkları zaman altından kum çıkıyor. Demek ki kumların üstüne yanardağlar patlamış, bu kalıntıları yaymış. Böylece etrafı Harre-i Şarkıyye, Harre-i Garbiyye diye isimlendirilen alanlarla kaplı. Korunması kolay, arazisi münbit, suyu bol, havası güzel, kendi güzel, manzarası güzel, Uhud Dağı güzel...

Peygamber Efendimiz Uhud Dağı'na bakarak demiş ki;

Uhudü cebelün yuhibbünâ ve nuhibbühû. "Uhud öyle bir dağdır ki biz onu severiz, o bizi sever."

Allahu Ekber!

Uhud Dağı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i sevmez mi?

Biz de Uhud Dağı'nı seviyoruz. Hakikaten insan baktığı zaman haşmetine hayran oluyor, kalbi eriyor ve seviyor.

"Medine'nin hiçbir giriş yeri yoktur ki; aralıklarından, dağların arasındaki gediklerden hiçbir gedik yoktur ki orada bir melek bekçi olarak duruyor olmasın. Hepsinde bir melek vardır. Hem de nasıl, ne sıfatla? Kılıcını çekmiş vaziyette melek orada durur."

Artık meleğin kılıcı nasıl bir kılıçsa oraya Deccal yaklaşamıyor, giremiyor. Korunmuş, mübarek bir yer. Allahu Teâlâ hazretleri görmeyenlere görmeyi nasip eylesin.

Bu şehre Deccal giremeyecek!

Merak etmişsinizdir. Meraklı insanlar çok. Mehdi ve Deccal ile ilgili haberler çok heyecanlı olduğundan, ihvanımızdan da, kardeşlerimizden de bunun kitaplarını alan, sözünü eden, her sohbette bunları anan kimseler var, biliyoruz.

Deccal bir fitne çıkaracak; öyle bir durum meydana gelecek ki her değer hükmü ters dönecek, değer hükümlerinin altı üstüne gelecek. Çağırdığı şeye tâbi olanlar, onun yanına gidenler cehenneme gidecekler. Onun "cennet" diye gösterdiği aslında cehenneme götürecek bir istikamet, bir taraf oluyor. Cehennem gibi görünen, can ve mal zararı gibi görünen taraf ise aslında insanı cennete götüren bir yol oluyor.

Bu büyük bir fitne olduğu için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuş ki;

"Bütün peygamberler kendi ümmetlerini Deccal'in fitnesinden uyarmışlardır; ‘Aman Allah'a sığının!' diye ikaz etmişlerdir. Siz de Deccal'in fitnesinden Allah'a sığınınız!"

Çünkü şaşırtıcı bir durum. İnsan kaba, düz mantıkla çok derinlemesine düşünmeden sözlere kapılıp da aldanabilir. Tıpkı zamanımızdaki gibi. Şimdi insanların gözdesi Batı medeniyeti; ama en güzel medeniyetleri yok eden, maddeci bir medeniyet! Koskoca Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye'mizi yıktılar ve yıkıntıları arasından daima feryatlar geliyor. İşte Kosova, işte Bosna, işte Bulgaristan...

Hatta oralardaki Hristiyanlarla bile temas kurmuş, görüşmüş olan arkadaşlar, Osmanlı Devleti zamanındaki durumlarının çok iyi olduğunu, o zamanı hasretle andıklarını duymuşlar, söylüyorlar. Adalet vardı, müsamaha vardı, saygı vardı, sevgi vardı. Hatta bu Bosnalılar harbe girmeden önce - yine o Osmanlı terbiyesi icabı- komşularıyla iyi geçiniyorlarmış. Bosnalı kardeşlerimiz;

"Birden ne oldu? Anlamadık. Bütün komşularımız hepsi birden bize saldırdı!" diyorlar.

Çünkü Batılılar kışkırttılar. Mehmed Âkif merhumun;

“Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar.” diye anlattığı medeniyet gibi görünen o canavar, insanları böyle birbirine kırdırıyor. Yüzbinlerce, milyonlarca insan zarar görüyor. Kimisi ölüyor. Çoluk çocuk, hanımlar perişan oluyor.

Hanımlar, en baş tâcı edilmesi gereken mahluklar, hanımlar; kimisi annemizdir kimisi eşimizdir kimisi kızımızdır. Onlar ne kadar kötü muamelelere mâruz kalıyorlar. Çocuklar ölüyor, yuvalar yıkılıyor, insanlar yerlerinden yurtlarından ediliyor.

İşte o dengeler Osmanlı'nın yıkılmasıyla bozulmuştu. Halbuki ondan önce ne kadar anlayış vardı. Ermenilerden padişaha "sâdık kavim" diye vekiller, paşalar oluyordu. Kürtlerden alaylar oluyordu. Boşnaklardan sadrazamlar, vezirler komutanlar geliyordu. Herkes birbiriyle gayet iyi geçiniyordu. Şimdi her şey karmakarışık oldu.

Dünya üzerinde maddeyi, menfaati değil de hakkı tutan, hakkaniyeti esas alan, Allah indinde sorumluluğunu düşünerek her yaptığı işi adaletle yapan insanların iktidarı kaybetmesi, dünyanın felaketi olmuştur.

Çünkü Osmanlı, nerede zulüm varsa orada zulmün kaldırılmasına çalışmıştır. Kendisi zulmetmemiştir. İtiraz edenlere deriz ki;

"Siz istila ettiğiniz yerlerdeki insanların durumlarını bir düşünün; bir de Osmanlıların hükümet kurduğu yerlerin durumunu düşünün!"

Osmanlı; Mora'yı almış, Anadolu'nun, orasını, burasını almış. Oradaki başka milletler; Bulgarlar, Yunanlılar, Sırplar, Ermeniler vs. Osmanlılarla iç içe, aynı şehirde, aynı beldede hürriyet içinde yaşamışlar. Hatta Osmanlılar askerlik yapmışlar; onlar askerlikten de muaf olduklarından ticaret yapmışlar, zengin olmuşlar.

Yedi asır yaşamışlar. Ne asimilasyon var ne eritme var ne ezmek yıkmak var. Kiliselerini dahi aynen muhafaza etmişler. Papazlarına itibar vermişler. "Sorumluluk kendilerine ait. Yarın Allah'ın huzurunda, niçin Müslüman olmadıklarının hesabını kendileri versinler. ‘Ehl-i Kitab'tır.' diye "İsevî" demişler, "Musevî" demişler, İsa aleyhisselam'a tâbi, Musa aleyhisselam'a tâbi, demişler, sulh içinde yaşatmışlar, zulmetmemişler. Harpte dahi zulmetmemişler.

Ama aradan zaman geçince emperyalizmin, bu tek dişi kalmış canavarın yaptıklarını görüyoruz.

Şimdi de İslâm ülkelerinin geri kalması için çalışma tarzları ne? "İslâm ülkeleri geri kalsın." diye cehaleti teşvik; "İslâm ülkeleri bozulsun." diye fuhşiyatı teşvik; "Nesiller bozulsun." diye her türlü kötülüğü yaymak, müstehcenliği yaymak, aile bağlarını koparmak; yani şeytanın yapacağı bütün işleri sırf dünyevî menfaatler için yapıyorlar.

Halbuki Osmanlı gittiği yere medeniyet götürüyordu. Bunlar deniyyet götürüyor -mimsiz medeniyet- alçaklık götürüyor. Fuhşiyat yayılıyor, içki yayılıyor, nesiller çürüyor, millet mahvoluyor.

Bu propagandalar yüzünden değer hükümleri de alt üst oluyor. İyi olan şeyler kötü sayılıyor, kötü olan şeyler de baş tâcı oluyor.

Bakıyorsunuz İslâm'a göre çok büyük günah olan şeyler alkışlanıyor; İslâm'a göre çok iyi olan, övülmesi gereken şeyler ayaklar altında. İyi insanlar hor, hakir; erâzil ve esâfil, en rezil ve en sefil olan kimseler başlarda! Milletin, ümmetin hukuku gözetilmiyor; Batılılarla işbirliği yapılıyor, yeraltı, yerüstü servetleri sömürtülüyor. Çok küçük bir azınlık nân ü nîmet içinde, izzet içinde dünyasını dünya ediyor; ama öbür tarafta Ümmet-i Muhammed sefalet içinde.

Şurası dünyanın en zengin, kişi başına düşen maddî geliri en yüksek olan ülkesi. İki adım ötesi de dünyanın en fakir ülkesi, insanların içecek suyu yok.

Bunların hepsi de İslâm âleminin bir parçası oluyor.

"Bu ne biçim İslâm kardeşliği, bu ne biçim ahlâk? Bu ne biçim insanlık, bu ne biçim vicdan?" diye insan bu manzaraya isyan ediyor.

İşte Deccal fitnesi de böyle... Deccal fitnesi de insanlara gerçekleri ters gösterecek bir şey. Deccal diyecek ki;

"Ben sizin tanrınızım!"

Mü'minler bunu anlayacak, alnında hâzâ kâfirun yazılı olduğunu görecek; "Sen yalancısın!" diyecek. Ama bazıları Deccal'e "tanrı" diye tapacaklar.

Şimdi de bazı insanların dini imanı bırakıp da nereye yöneldiklerini, neleri esas aldıklarını, hayatlarındaki amaçları olarak neleri kararlaştırdıklarını düşünün.

Allah bütün Ümmet-i Muhammed'e yardımcı olsun ve iyilere kuvvet versin. İyilerde kötülerin cesareti kadar cesaret olsa kötülerin gayreti kadar gayret olsa iyiler çok olduğundan dünya iyiliğe erecek. Ama kötülerin cesareti, şirretliği ve çalışması çok olup da iyiler suskun ve küskün, ezgin ve bitkin olunca, çalışmayınca, gayret göstermeyince, kötülerin dediği oluyor ve dünya âlem fesada gidiyor. Kıyamete doğru gidiyor.

Halbuki Peygamber Efendimiz diyor ki;

"İnsanlar bir gemiye binmiş gibidir. Alt kattakiler geminin altını delerlerse üst kattakiler de zarar görür."

Binaenaleyh gemiyi muhafaza etmek lazım, kimseye gemiyi tahrip ettirmemek lazım. Çünkü batarsak hep beraber batacağız.

Ben Türkiye'ye bakıyorum. Manzara dışarıdan daha güzel görünüyor. Çünkü kuş bakışı oluyor, tam olarak görülüyor. İktisadına, siyasetine bakıyorum; insanların konuşmalarına, gazetelere bakıyorum; korkunç husumet, kin, kutuplaşma. Korkuyorum, bu insanlar fırsat olsa fırsatını bulsalar birbirlerini kıtır kıtır kesecekler. Halbuki bunlar aynı milletin evlatları, birbirleriyle dost olması gereken kimseler.

Hz. Ali Efendimiz'in rivayet ettiği, Taberânî'nin kaydettiği bir hadîs-i şerîfi nakletmek istiyorum.

Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuş:

İnne salâha zâti'l-beyni a'zamü min âmmeti's-salâti ve's-sıyâm. "Araların iyi olması, Müslümanların aralarının iyi olması, ıslah edilmesi, kötüyse bile düzeltilip iyi hâle getirilmesi Allah indinde umumi olarak nafile namaz ve nafile oruçtan daha önemlidir, daha kıymetlidir."

Onun için bu düşman kardeşlerin aralarının düzeltilmesi lazım.

"Bir memlekette böyle şeyler yapılmaz." deyip kalkıp başka bir yere gitmesi lazım ama bu yanlışlıkları düzeltmek de bizim vazifemiz.

Gittiğimiz zaman bunu kim düzeltecek?

Elbette bu yanlışlıkları düzeltmeye çalışmak lazım; bu husumetleri, bu ayrılıkçıları ortadan kaldırmak lazım.

İnsanların birbirlerine bu derece nasıl düşman edildiği hayret edilecek bir nokta.

Araların düzeltilmesine çalışmak lazım. Araların düzeltilmesi nafile namazdan da, nafile oruçtan da önemli olduğuna göre bütün halkımızın, dinleyicilerimizin, kardeşlerimizin, iyi insanların bu çılgınca kutuplaşmaya bir dur demesi ve aşırı gidenlere de nasihat etmesi lazım.

Çünkü gemiyi batırırsak hepimiz batacağız. Bir harp darp çıksa bir karışıklık çıksa herkes zarar görecek. Allahu Teâlâ hazretleri insaf versin. Islahla vazifeli insanlara da kuvvet versin. Bazı insanlar Allah rızası için ıslaha çalışıyorlar, gayret ediyorlar; bu çok önemli bir şey.

İnsanın salih insan olması iyi bir şey; ama muslih insan olması, yani ıslah edici, düzeltici insan olması daha güzel.

Maalesef tarihimizde de bu muslihlik, yani ıslah etmek çalışmaları yine aynı yanlış görüşlerden dolayı yanlış yapılmış; mâneviyatın önemi unutulmuş, ihmal edilmiş, göz ardı edilmiş veya anlaşılamamış. "Maddeten kalkınacağız." diye uğraşırken bütün ıslahatlara rağmen tökezlemeler devam ederek iktisadî ve siyasî bakımdan tatsız, feci bir duruma gelmiş bulunuyoruz.

İnsan ilerlemeyi, kalkınmayı yapan insan olduğu için insanın ikna edilmesi gerektiğinden, aşk ile şevk ile çalışması, dürüst çalışması gerektiğinden, her şeyin temeli mâneviyattır, dindir, Allah korkusudur, takvâdır. Gün gibi âşikâr ki bütün iyilikleri yaptıran bu duygular.

Bütün fitne fesatı çıkaranlar da lütfen, "Bu adam nasıl yetişmiş, niye böyle yetişmiş, nereden yetişmiş, nasıl bu zihniyete düşmüş, bu derekeye düşmüş?" diye araştırılsa, dinî terbiyenin yokluğundan, imansızlıktan olduğu görülecek.

Bu hususta artık mü'minlere çok büyük gayret düşüyor. Meseleyi yanlış yapanların yanlışlığını yumuşak yumuşak, tatlı tatlı anlatmak ve doğruluğu hâkim kılmak gerekiyor.

Peygamber Efendimiz, İbn Abbas radıyallahu anh'in rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfte şöyle buyuruyor:

İnne sadakate's-sirri tutfiü gadabe'r-rabbi ve inne sılate'r-rahimi tezîdü fi'l-umri ve inne sanâia'l-ma'rûfi tekî mesâria's-sû' ve inne kavle lâ ilâhe illallah tedfeu an-kâilihâ tis'aten ve tis'îne bâben mine'l-belâi ednâhe'l-hemmü.

Sadaka Resûlullâh fî mâ kâl ev kemâ kâl.

Bir hadîs seçtik ama haftalarca konuşulacak bir hadîs-i şerîf seçtik. Bunu da kısaltmaya gönlüm razı olmuyor, kısaca söyleyelim. Belki ileride devam ederiz. Peygamber Efendimiz sas buyuruyor ki;

"Hiç şüphe yok ki gizlice verilen; gösterişten uzak, ‘Kimse bilmesin, Allah bilsin kâfi.' diye sessizce, belirtmeden, bildirmeden, göstermeden, ilan etmeden, anlaşılmaz bir zarafetle alanı üzmeden, mahcup düşürmeden verilen gizli bir sadaka, zekât, hayır; Cenâb-ı Hakk'ın gazabını teskin eder. Cenâb-ı Hak bir kavme gazap edecekse bir kavmi helak edecekse sadakadan dolayı helak etmez; affeder, bağışlar, gazabına uğratmaz."

Tarih boyunca kavimlerin pek çoğu Cenâb-ı Hakk'ın gazabına uğradıkları için helâk oldular. Nuh kavmi, Âd kavmi, Semud kavmi… Nice insanlar Allah'ın gazabına mâruz kaldılar, başlarına yıldırımlar yağdı, zelzelelerle helâk oldular. Karun gibi evleri yerin dibine geçirildi.

Bunların hepsini biliyoruz. Cenâb-ı Hak gazap ettiği zaman durum çok fena oluyor. Onun için Cenâb-ı Hakk'ın gazabını söndürecek şeyin bilinmesi bizler için çok önemli.

Gazabı söndüren şey ne imiş?

Sadaka vermek, hayır yapmak, ihsanda, ikramda bulunmak.

Peygamber Efendimiz, arkasından; "Sıla-i rahim de ömrü arttırır." buyuruyor. Kişinin ömrü bereketlenir, artar, uzar.

Nasıl artar?

Cenâb-ı Hakk'ın bildiği bir şeydir. Cenâb-ı Hak sıla-i rahim yapanın ömrünü arttırır.

Sıla-i rahim nedir?

Sıla vasıl kökünden geliyor; vav düşüyor, yerine te geliyor, "sıla" oluyor. Sılatü'r-rahim; akraba ile ilgiyi koparmamak, devam etmek, ziyaret etmek, görmek ve gözetmek mânasına geliyor. Çünkü sıla aynı zamanda ikram ve bağış mânasına geliyor.

Akrabayı bir görüyorsun; "Nasılsın, iyi misin?" diye soruyorsun. Bu bir ziyaret; bu da sevap ama bir de hâl-i perîşânını gördükten sonra keseye davranıp ona biraz da yardım etmek, bu da sıla-i rahimin güzel tarafı.

Mehmed Âkif'ten sözler hatırıma geliyor: Seyfi Baba isimli bir kimseyi ziyaret etmiş de perişan hâlini görünce kesesine davranmış. Ama bakmış ki kesesinde de hiç para yok. Şöyle diyor:

Ya hamiyetsiz olaydım ya param olsaydı.

Hamiyetinden dolayı, himaye duygusundan, acımasından, şefkatinden dolayı yardım etmek istiyor ama cüzdanını açıyor, bakıyor ki içi boş. Fukarâcık; demek ki parası, imkânı yok.

Muhterem kardeşlerim!

Zenginler iyi insanlara yardım etsin. Hatta paraları verin, onlar harcasın. Onlar iyi yerlere harcarlar. Siz nereye harcarsınız; paralar havaya gider. Onlar en iyi yere harcarlar.

Bazen iyi yerlere harcayacak insanlarda para olmuyor. Belki de verdikleri için olmuyor, vere vere ellerinde kalmıyor. Ötekiler de vermeye vermeye biriktiriyorlar. Ondan sonra da vebal oluyor.

Hâzâ mâ keneztüm li-enfüsiküm.

Cehennemde onlar ateşte kızdırılıp ateşten parçalar olarak yüzlerine, yanlarına, sırtlarına yapıştırılır:

Zekâtı ve sair vermeleri gerekenleri vermeyenler için böyle.

Akrabâyı ziyaret ve muhtaçlarsa onlara maddî yönden yardım etmek de ömrü arttırır.

"Hiç şüphe yok ki aklen ve şer'an iyi olan şeyleri yapmak, mâruf dediğimiz iyi şeyleri yapmak, işlemek mesâria's-sû'dan korur."

Sanâyi', sanea'dan, sanîa kelimesinin çoğulu oluyor.

Mesâri de masra' kelimesinin çoğulu. Masra', insanın güreşte yıkıldığı yer. Birisi ötekisine çelme takıyor, sırtını yere yapıştırıyor, yıkıyor veya bir insan giderken yıkılıyor. İşte iyilik yapmak; kötü yıkılmaları, yere düşmeleri, ayakta duramayıp devrilmeyi engeller.

Burada mesâria's-sû'dan maksat -Allahu a'lem- "kötü bir ölümle ölmek" demektir. İnsanın hayatında en büyük olay ölümdür. Âkıbetinin kötü olması ve kötü bir ölümle ölmek en büyük felâkettir. Yine iyilik yapmak; yaşarken de birtakım kötü yıkımlara uğramasını engeller.

Çünkü Cenâb-ı Hakk'ın gazabı sönüyor; o zaman kötülükler başından def oluyor. İyilik yaparsak dünya hayatını sürerken başımıza gelecek yıkımlardan da kurtuluruz. Bazı insanların kötü bir ölümle; içki başında, zina yerinde, kötü bir şekilde, günah işlerken ölmesi gibi durumlara düşmez, hüsn-ü hâtime ile âhirete göçer. O da asıl mühim şeydir.

Buna da dikkat edeceğiz, iyilik yapmaya var gücümüzle gayret edeceğiz.

"Muhakkak, lâ ilâhe illallah sözünü söylemek bu sözü söyleyen insanın üzerinden 99 belayı def eder. Bu belaların en aşağısı; insanın tasalanması, iç sıkıntısına uğramasıdır."

Lâ ilâhe illallah sözü 99 belayı def eder. Def ettiği en aşağı, en hafif bela; insanın içinin tasalanması, üzülmesi, sıkıntılanmasıdır.

Demek ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz burada bir reçete veriyor: "Lâ ilâhe illalllah derseniz, 99 tane bela Allah tarafından üzerinizden def edilir."

Neden?

Allah lâ ilâhe illallah denmesini seviyor, tevhidi seviyor.

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Yeri gelmişken Yirmibirinci Asır Tevhid Asrı'dır. Bunu unutmayın.

Allah tevhidi seviyor.

Lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah.

"Allah var, sadece Allah var; şerîki, nazîri yok! Putlar birer hiç. Tapınılacak başka şeylerin hepsi yalan ve yanlış, boş ve batıl. Sadece Allah'a ibadet edilir. Lâ ilâhe illallah ve Muhammed onun elçisidir."

İslâm'ı, Allah'ın razı olduğu yolu, dini, usulü, erkânı -burada gördüğünüz gibi- o öğretiyor. Başka ilâhî kitapların muharref, tahrif edilmiş olması dolayısıyla ve peygamberlerin sözlerinin ve kavillerinin iyi tespit edilmemiş olması dolayısıyla "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in hadisi de, Allah'ın rızasının nasıl kazanılacağını gösteren emsalsiz mücevherat hazinesi" demektir.

Eğer gizlice sadaka veriyorsanız Allah'ın gazabından kurtuluyorsunuz. Akrabanızı ziyaret eder, gözetir, kollarsanız, ömrünüz artıyor. İyilikleri yapmaya devam ederseniz hayatınızdaki yıkımlardan ve en sondaki asıl yıkım olan kötü bir ölüm ile ölmekten kurtuluyorsunuz. Ve lâ ilâhe illallah derseniz, Allah 99 tane belayı başınızdan savıyor, gelecek olan beladan sizi kurtarıyor; o belaya düşürmüyor.

Bu 99 belanın en hafifi; "iç tasası, üzüntü" filan olunca daha yükseklerinin neler olduğunu siz anlayın.

Bu hadîs-i şerîfe göre hareket etselerdi, lâ ilâhe illallah sözünü çok söyleselerdi, belki bazı belalar bazı mü'minlerin üzerine gelmeyecekti! Sanki lâ ilâhe illallah demek, sanki Allah'ı zikretmek, Allah'ı anmak suçmuş gibi ve sanki ananlar da çok çağdışı, çok kötü insanlarmış gibi gösterilince; bilmeyenler de bir o tarafa bakıyor bir bu tarafa bakıyor; bu işi kötü sanıyor. "Bunlar Hû'cu!" dendiği zaman hastalık bulaşacak bir insandan kaçar gibi kaçma durumu oluyor.

Bunu söylediğiniz zaman da hatta dinî görevi olan bazı kimselerin bile karşı tavır aldığını görüyorsunuz.

İşte Peygamber Efendimiz söylüyor, ne karşı tavır alıyorsun?

Resûlullah emretmiş olduğu halde kendi yapmadığı şeyi te'vil ediyor, kıvırtıyor, yok sayıyor.

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Eğer İslâm'ı doğru yaşamak istiyorsanız hadîs-i şerîfe sarılacaksınız, sarılacağız. Başka hiçbir yolu yoktur. Aksi takdirde bu kısa aklı esas alırsanız mutlaka şaşırırsınız. Çünkü öküze tapanlar da bir akılla tapıyorlar, puta tapanlar da onu bir akılla yapıyorlar ve tapıyorlar.

Şeriatin nuru ve canı olmazsa bu akıl insana doğruyu göstermez, yanıltır, şaşırtır. Hem de "Doğru yapıyorum." sanarak şaşırtır. Kavimleri peygamberleri yalanlamışlar, "mecnun" demişler; halbuki kendileri mecnun! Yusuf aleyhisselam'ın babası; "Yusuf'umun kokusunu duyuyorum!" deyince kendi evlâtları Yakup aleyhisselam'a;

Tallâhi inneke lefî dalâlike'l-kadîm. "Vallahi! Sen eski şaşkınlığındasın." demişler. Peygamber olan babalarının hissiyatının kuvvetini anlayamıyorlar.

Onun için bu kuru akla güvenmeyin. İlim erbabına gidin, göreceksiniz ki ilim erbabı ihtiyatlı konuşur. İlmi azaldıkça; lise seviyesine, ortaokul, ilkokul seviyesine indikçe insan yüksek perdeden atıp kesip biçmeye başlar. Çünkü ilmi az.

İlmi olan ihtiyatlı konuşur; "Allahu a'lem." der, "Benim kanaatime göre..." der, "Sanıyorum ki..." der. O alim demektir! Biliyor ki gerçeği bulmak kolay bir şey değil; onun için ihtiyatlı konuşuyor.

Aziz ve sevgili izleyiciler, dinleyiciler;

Aklınıza güvenmeyin. "Akıl kıymetsiz." demek istemiyorum ama sizin akıl sandığınız şeyler, size öğretilen, telkin edilen birtakım bilgilerdir. Bu bilgilerin tahkik edilmesi lazım.

"Medeniyet" denilen tek dişi kalmış canavar, bilgileri de alt üst etmiştir, çarpıtmıştır.

Onun için bilgilerin iyice kontrol edilmesi lazım. Her şey Batı'nın dediği gibi değildir. Batı'nın içinde de doğruyu söyleyenler, Batı'yı tenkit edenler çoktur. Güneşin Şark'tan doğduğunu unutmayın, Garp'tan doğmasını beklemeyin.

Aklınızı başınıza toplayın. Kur'ân-ı Kerîm'e sarılın, Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîflerine sarılın. Sarılmazsanız kuru aklınızla İslâm'ı bile tam anlayamazsınız. "Ben akılcı bir yol tutturuyorum." derken dinden de, imandan da çıkarsınız; şeytan sizi helak eder.

Şeytan; aklı kullandırarak insanı kandırmasını bilecek kadar ustadır. Onun için Kur'ân-ı Kerîm'e ve Peygamber Efendimiz'in sünnet-i seniyyesine sarılın ki felah bulasınız.

Allahu Teâlâ hazretleri bize hakkı hak olarak görmeyi nasip eylesin. Ona uymayı, onu uygulamayı ve rızasını kazanmayı nasip eylesin. Batılın da batıl olduğunu şıp diye anlayıp kendisini tanrı diye satan şeyin, alnında “Hâzâ kâfirun” "Kâfirin ta kendisi!" diye yazıldığını görecek basiret ihsan eylesin.

Rızasına uygun ömür sürüp batıllardan, yalanlardan, yanlışlardan, günahlardan, haramlardan uzak yaşayıp cenneti kazanmayı, cehenneme düşmemeyi nasip etsin.

Türkiye'de birtakım efeler de vardır, dünyanın başka yerlerinde de oluyor; cehennemi, cenneti küçümsüyorlar. Halbuki cehennem, korkulacak şeylerin en muazzamıdır; cennet de istenilecek şeylerin en muazzamıdır. Cenneti istemek lazım. İnsanların alayla, maskaralıkla, laubalilikle âhireti helak etmemesi lazım.

Allahu Teâlâ hazretleri lütfetsin. Kusurlarımız varsa o kusurlarından dolayı kişiler gerçekleri göremiyorsa gözleri perdeli ise tevbe etsinler! Tevbe edince, gaflet perdesi gözünden kalkar. O zaman gerçekleri görür, ne kadar yanıldığını anlar.

Biliyorsunuz Firavun en son anda anladı:

Lâ ilâhe ille'llezî âmenet bihî benû isrâîle ve ene mine'l-müslimîn. "Benî İsrâil'in inandığı Allah'a ben de şimdi inandım, ben de Müslümanlardanım." dedi ama en son anda dedi. En son an, tehlikeli bir andır. O hâle düşmeden tevbe etmek lazım.

Accilû bi't-tevbeti kable'l-mevt. "Ölüm gelmeden evvel Cenâb-ı Hakk'a dönüşünüzde acele edin, tevbe edin, günahlardan çekilin!"

Dine sımsıkı sarılın! Cenâb-ı Hak "Uyanalım, aklımız başımıza gelsin." diye çeşitli belalar veriyor. Bazen bir musibet bin nasihatten etkilidir. Bu zelzeleden, bu fitnelerden fesatlardan ibret alalım, dinimize sarılalım, âhiretimizi kurtarmaya çalışalım.

Âhiretini kurtarmaya çalışanı Cenâb-ı Hak dünyada mahv u perişan etmez; dünyası da âhireti de iyi olur. Ama dünyasını dünya yapmak isteyenlerin âhireti elinden kaçtığı gibi, dünyalıktan da alnına yazılandan fazlası eline geçmez.

Allahu Teâlâ hazretleri gaflet uykusundan cümlemizi uyandırsın. Ârif-i âgâh, âşık-ı sâdık, ahdine vefalı kullardan olmayı nasip eylesin. İmtihanı başarıp huzuruna sevdiği, razı olduğu kul olarak varmayı nasip eylesin. Cennetiyle cemaliyle cümlenizi müşerref eylesin.

Aziz ve sevgili dinleyiciler,

Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
13.10.2000 - Allah İçin Sevmek, Kızmak, Pazarda Tesbihin Sevabı, Kış Müminin Baharıdır
26.12.202531 dk 25 sn
08.12.2000 - Ramazan, Sıcak Günlerde Oruç, Tevhidi Yaymak
14.03.202531 dk 1 sn
12.12.1997 - Şabanın Ortası, Peygamber Efendimizin Sıfatları, Cehennem
30.01.202630 dk 47 sn
05.09.1997 - Yardımlaşmak, Tasavvufun Çeşitli Yolları
17.01.202532 dk 56 sn
31.12.1999 - Ramazan, İlmin Önemi, Takva, Mümin Kardeşini Sevindirmek
24.11.202343 dk 20 sn
29.12.1995 - Rasulullahın Rüyası, Seher Vakti, Teheccüd, Hz. Ebubekir, Rüya Tabiri, Hz. Aişenin Rüyası
24.11.202328 dk 49 sn
29.09.1995 - Dört Çeşit Göz Hakkında Bilgiler
02.10.202628 dk 39 sn
28.10.1994 - Nefsini Küçültmek, Mütevazı Olmak, Malını Hayra Vermek, Sözünü Tutmak, Müslümanın Özellikleri
14.11.202530 dk
27.07.1996 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Soyu, Peygamber Özellikleri Ve Ona Tabi Olmak
14.09.202447 dk 8 sn
26.05.1995 - Hicri Yıl Geliyor, Muharrem Oruçları, Aşurede Olan Olaylar, Yılı Oruçla Kapatıp Oruçla Açmak
12.06.202621 dk 56 sn
25.09.1998 - İlimle Meşgul Olmak, Dini Ögrenmek, Fakih Olmak
24.11.202325 dk 49 sn
24.10.1997 - Meleklerin Dua Ettiği Üç Zümre, Alim, Cömert, Zalim, Aşikare, Günahkar, Bidatçi
24.11.202318 dk 28 sn
23.08.1996 - İçkinin Kötülüğü, İlim Öğrenmek, Genç Yaşta Kuran Öğrenmek, Hadis Öğrenmek
24.11.202342 dk 36 sn
22.11.1996 - Miraçtan Önce, Helal Kazanç, Ailenin İhtiyaçlarını Görmek
24.11.202342 dk 7 sn
22.07.1994 - Cemaat Sevabı, Nefsi Yenmek, Tasavvuf, Allah'ın Emirlerine Uymak, Nefs Terbiyesi, Kulluk
24.11.202328 dk 53 sn
21.05.1999 - Önce Allahın Kitabını Öğrenmek, Kuranın Öğrenilmesi, Fetih Haftası
24.11.202352 dk 2 sn
20.02.1998 - Ramazan Sonrası Dikkat Edilecek Hususlar
11.04.202524 dk 43 sn
19.01.2001 - Dua Edenin Eli Boş Kalmaz, Allah Verdiği Nimeti Görmek İster, Peygamber Efendimizin Merhameti
24.11.202331 dk 41 sn
18.12.1998 - Şabanın Son Günleri, Oruç İle İlgili Hadisler, Ramazan Geliyor
24.11.202329 dk 23 sn
15.02.1996 - Kadir Gecesi
24.11.202328 dk 10 sn
10.04.1998 - Kurban Bayramı 4. Gün, Mekkeden Ayrılmadan Veda Tavafı, Haccın Muhteşemliği
24.11.202333 dk 15 sn
10.02.1995 - İlk On Gün, Ramazan
24.11.202342 dk 9 sn
09.08.1996 - Doğanın Korunmasına Verilen Önem, Ateş, Peygamberimizin Fakihliği, Salatu Selam Getirmek, Selamın Önemi
24.11.202334 dk 39 sn
09.05.1997 - 1 Muharrem 1418, Hicri Yılbaşı, Hicri Yıl İlk Günü
16.06.202630 dk 24 sn
08.01.1999 - Kadir Gecesinin Önemi
13.03.202630 dk 13 sn
07.04.2000 - Hicri yıl
24.11.202334 dk 45 sn
04.04.1997 - Zilhicce ve Hac Yaklaşıyor, Evi İbadetle Şenlendirmek, Ecdadın Mirasına Ve Kültürümüze Sahip Çıkmak, Küçük Yaşta Eğitim
08.05.202627 dk 26 sn
03.04.1998 - Hac Günleri, Zilhiccenin İlk Günü, Arife, Hicret, Günahlardan Uzak Durmak, Kurban Bayram öncesi
24.11.202335 dk 47 sn
18.02.2000 - Kuranın Önemi, Kuran Öğrenmenin Önemi
02.08.202431 dk
27.12.1996 - Şaban Ayı, Oruç ve Allahın Rızasını Gözetmek
07.02.202523 dk 26 sn
13.02.1998 - İnanç Özgürlüğü, Tercihler, Ümmetten Bozulmayacak Olanlar, İçkinin İçilmesi ve Sunulması, Allah
10.02.202320 dk 21 sn
21.07.1995 - Sabır ve Şükür, Kurana İtaat Mükafatları, Cennete Dört Vesile
13.09.202225 dk 30 sn
24.11.2000 - Orucun Faziletleri ve İncelikleri
06.02.202624 dk 35 sn
13.12.1996 - Şaban Ayı, Sünnet Yolu, Dünyayı Terketmek, Ramazana Hazırlık, Salavat
31.01.202535 dk 31 sn
13.08.1999 - Gazilerin Önemi, Müslümanın Güçlü Olması,Tefekkür
01.02.202244 dk 27 sn
10.09.1999 - Allah Yolunda Yürümek, İlimsiz Fetva Vermek
01.02.202251 dk 8 sn
09.07.1999 - Kurtuluş İslamda, Peygamber Efendimizin Şefaati, Salih İnsanların Azalması, İlim
01.02.202251 dk 17 sn
07.05.1999 - Oruç, Namaz, Gusül, İlmihal Bilgisi
01.02.202233 dk 27 sn
09.12.1994 - Recep, Şaban ve Ramazanın Önemi, Tevbede Acele Etmek, İnancın Doğru Olması
03.01.202530 dk 19 sn
27.01.1995 - Dünyanın Faniliği, Kabir Hayatı, Asi Olmamak, İbadet ve Taat Etmek, Şükredici Olmak
09.10.202633 dk 23 sn
19.12.1996 - Şaban Ayındayız, Allahın Lütfuna, Kaderine, Rızka Rıza
23.01.202621 dk 23 sn
28.11.1997 - İmanı Korumak, Müslümanın Hali, Recep Ayının Son Günleri
16.01.202635 dk 29 sn
06.12.1996 - Tevbe Etmek, Gönlü Allah ile Olmak, Ramazana Hazırlık
05.03.202133 dk 49 sn
24.11.1995 - Recep Ayına Girerken Dua, Recebin ve Üç Ayların İçerisindeki Kandil Geceleri
12.01.202421 dk 21 sn
07.10.1994 - Müminlerin Güzel Özellikleri, Emin Olmak, Ahir Zaman
31.10.202529 dk 10 sn
22.05.1998 - Dilin Önemi, Haktan Yana Olmak, Uzun Ömürlü Müminin Değeri
25.12.202031 dk 33 sn
17.02.1999 - Müslümanlara Yardım, Dua
18.12.202037 dk 41 sn
20.10.2000 - Dünya ve Ahiret İçin Çalışmak, Hastanın Duası
20.11.202013 dk 6 sn
01.12.2000 - Ramazanda Verilen Beş Şey, Orucun Faziletleri
31.03.202330 dk 14 sn
01.03.1996 - Ramazan Sonrası Şevval
04.04.202536 dk 9 sn
31.12.1997 - Ramazanın İlk Günleri
08.05.202036 dk 8 sn
26.12.1997 - Ramazan Öncesi Yapılması Gerekenler
01.04.202235 dk 10 sn
24.12.1998 - Oruçlunun Duası
08.05.202030 dk 31 sn
24.02.1995 - Ramazandan Sonra Halimizi Muhafaza Etmek
08.05.202027 dk 42 sn
24.01.1997 - Allah Rızası, Ramazandan Sonraki Halimiz, Ayet el-Kürsi, Keramet
08.05.202038 dk 42 sn
22.12.2000 - İlmin Önemi, Kadir Gecesi Temennileri
08.05.202043 dk 54 sn
22.01.1999 - Ramazandan Sonra, Şevval Orucu, Kurban Arifesi, Nafile Oruçlar
03.04.202644 dk
21.02.1997 - İnsanların Hayırlısı, Ramazanda Zekat, Ayet-el Kürsi
12.09.202540 dk 15 sn
20.02.1998 - Ramazan Sonrası Dikkat Edilecek Şeyler
28.04.202328 dk 12 sn
17.03.1994 - Ramazan Bayramı Sonrası, Zikir, Şükür, Eş Seçiminin Önemi, Arkadaş
27.03.202625 dk 4 sn
16.01.1998 - Ramazanda İtikafa Girmenin Sevabı
06.03.202625 dk 28 sn
11.02.1994 - Ramazanın Fazileti
21.02.202525 dk 17 sn
10.12.1999 - Ramazan, Orucun Mükafatı, Orucun Sevabını Götürecek Olanlar
08.05.202035 dk 59 sn
10.01.1997 - Ramazanın İlk Günü, Ramazanda Sevaplar, Tavsiyeler
08.05.202029 dk 58 sn
09.02.1996 - Ramazanda Mukabele, Zekat
08.05.202026 dk 19 sn
09.01.1998 - Ramazan Gufran Ayıdır, Kuran Ayıdır
08.05.202033 dk 24 sn
03.01.1997 - Ramazan Ayetleri
13.02.202627 dk 17 sn
02.02.1996 - Ramazanın İlk Haftası
08.05.202027 dk 53 sn
02.01.1998 - Ramazanın Faziletleri, Teravih, Kadir Gecesi
22.03.202433 dk 17 sn
12.03.1999 - İtikafın Sevabı, Allahı Zikretmek, Çocuklar Arasında Adalet, Miras, Koca ve Anne Hakkı
22.04.202233 dk 3 sn
31.01.1997 - Aşrul Evahir, Ramazanın Son On Günü, Kadir Gecesini Değerlendirmek
03.12.201935 dk 24 sn
03.02.1995 - Ramazanın İlk Haftası, Ramazanı Değerlendirmek
20.02.202624 dk 6 sn
07.02.1997 - Ramazanın Son Cuması ve Bayram, Niyetin Önemi, Allah Yolunda Para Harcamak
28.03.202535 dk 46 sn
07.01.2000 - Ramazanın Son Günleri, Veda
02.12.201924 dk 43 sn
06.02.1998 - Kulun Vazifesi, Kuranın Anlaşılması, Ramazandaki İyi Halin Devam Etmesi
02.12.201945 dk 8 sn
13.11.1998 - Miraç Kandili
02.12.201931 dk 52 sn
14.11.1997 - Mehmed Zahid Kotku, Gerçek Akıllı İnsan, Nefsi Terbiye Etmek, Evliyaların Anılması
03.09.202130 dk 45 sn
06.12.1996 - Şaban, Miraç Kandili Öncesi, Ramazana Hazırlık
09.01.202634 dk 12 sn
05.07.1998 - Mevlid Kandili Sohbeti
02.12.201943 dk 52 sn
05.01.1996 - Berat Kandili, Günahları Affedilmeyecek Kişiler, Berat Gecesinde Yapılması Gerekenler
23.02.202428 dk 39 sn
26.07.1996 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimiz
02.12.201957 dk 46 sn
19.01.1996 - Berat Kandili, Ramazana Yaklaşırken Dikkat Edilecekler
25.03.202133 dk 57 sn
15.12.2000 - Kadir Gecesi, Şehitler, Sıddıklar, Tervaih
02.12.201931 dk 6 sn
15.10.1999 - Dua, Salavat, Doğru Söz Söylemek, Sıla-i Rahim
02.12.201932 dk 5 sn
15.01.1999 - Kadir Gecesi Geçti, Ramazanda Zekat ve Fitre Vermek
02.12.201927 dk 5 sn
02.06.1995 - Hicri Yıl ve Aşure Günü Orucu, Hicri Yıl Girdi
19.06.202632 dk 52 sn
01.05.1998 - Hicri Yılbaşı, Oruç Tutmak, Müslümanlara Düşen Toplumsal Görevler
06.08.202127 dk 29 sn
26.05.1995 - Hicri Yıl Geliyor, Aşurede Olan Olaylar, Hicri Yılda Oruç Tutmak
14.07.202325 dk 40 sn
17.05.1996 - Yarın Hicri Yıl, Hilali Gözlemlemek, Müslümanlara Düşen Vazifeler
29.07.202234 dk 36 sn
16.05.1997 - Muharrem, Aşure Günün Önemi, Orucunun Fazileti, Muharremde Neler Yapılmalı
04.07.202528 dk 9 sn
14.04.2000 - Aşure Gününde Oruç, Alışveriş Yapmak
28.08.202025 dk 54 sn
04.04.1997 - Hac Yaklaşıyor, Kültürümüze Sahip Çıkmak, İyi Niyet
16.06.202328 dk 37 sn
03.06.1994 - Hac Sonrası, İnanç, İmanın Özelliği
23.07.202122 dk 4 sn
02.04.1999 - Hacdan Dönüşler, Lebbeyk Demek, İlim Öğrenmek, Eşe ve Çocuğa İkram Sadakadır
13.06.202530 dk 25 sn
27.05.1994 - Haccın Önemi, Alimin Abide Üstünlüğü, Cumanın Faziletleri
02.12.201920 dk 25 sn
26.04.1996 - Hac Hadisleri, Zekat, Hacıların Duası, Arefe Orucu
22.05.202633 dk 39 sn
26.03.1999 - Zilhiccenin 10 Günü, Arefe ve Aşure Orucu, Bayram Günü
07.06.202420 dk 31 sn
25.04.1997 - Haccın Muhteşemliği, Hacdan Sonra, Şehit Mertebeleri
02.12.201936 dk 39 sn
19.03.1999 - Zilhiccenin 10 Günü
15.05.202622 dk 50 sn
18.07.1997 - Hac, Müslümanlar, Tefekkür
02.12.201946 dk 7 sn
17.04.1998 - Haccın Önemi, Ziyaret Edilecek Mescitler, Toplumsal Durumlar
31.05.202429 dk 54 sn
17.03.2000 - Kurban Bayramı, Bayram Gecelerinin İhyası
02.12.201930 dk 1 sn
13.03.1998 - Kurban ve Arife Orucu, Cemaatle Namaz, Nafile Oruçlar
30.05.202533 dk 55 sn
12.04.1996 - Hacda Sabırlı Olmak, İyi Niyetin Kıymeti
02.12.201932 dk 5 sn
12.02.1999 - Oruç Tutmak, Her Sene Hacca Gitmek
02.12.201946 dk 39 sn
11.04.1997 - Mescid-i Haram Ziyareti, Seher Vakti İbadet
16.07.202136 dk 35 sn
29.05.1998 - İstanbul
02.12.201941 dk 53 sn
11.06.1999 - İstanbul'un Fethinden Sonra, Romanın Fethi, Subanallah Demek, Deccal
02.12.201945 dk 45 sn
17.01.1997 - Evliyaların Önemi
02.12.201936 dk 47 sn
30.01.1998 - Ramazan Bayramı, Ramazandan Sonra İbadetlere Devam Etmek
20.03.202632 dk 59 sn
29.12.2000 - Ramazan Bayramı, Ramazan Sonrası Durum, Alimlerin Önemi
12.04.202439 dk
23.02.1996 - Ramazan Bayramının Son Günü
02.12.201937 dk 56 sn
18.04.1997 - Kurban Bayramı, Salatu Selam, Ziyaret Etmek, Sadaka Vermek
29.05.202629 dk 26 sn
26.01.2001 - Kabir, Kıyamet Alametleri, Müslümanca Yaşamak
02.12.201936 dk 41 sn
19.01.2001 - Allahın Sevdiği Haller, Hakla İyi Geçinmek
05.05.202332 dk 49 sn
05.01.2001 - Gerçek İman ve Tezahürleri, İman ve Namaz , Allah Sevgisi
29.11.202436 dk 49 sn
02.02.2001 - Ahiretin Hayrı, Dünyanın Geçiciliği, Peygamber Efendimiz
07.08.202642 dk 43 sn
30.06.2000 - Sabır ve Takva, Allah
02.12.201926 dk 6 sn
28.07.2000 - Allah'ın Sevdiği ve Kızdığı İşler,Tevbekâr Genç Günahkar Yaşlı,Cuma Gününde Yapılacaklar
02.12.201930 dk 54 sn
28.04.2000 - Hasta Ziyareti, Belalara Sabır, Rıza, Müslümana Yardım
02.12.201937 dk 42 sn
28.01.2000 - Gaziye Yardım Etmek, Mescid Yapmak, Müslümana Yardım Etmek
02.12.201927 dk 50 sn
27.10.2000 - Kardeşini Kendisine Tercih Etmek, Haksız Kazanç, Ölümden İbret Alın
02.12.201930 dk 43 sn
26.05.2000 - İlim ve Alimin Önemi, Alimin Vefatı
02.12.201936 dk 29 sn
25.08.2000 - Fitne Zamanında Güzel Kulluk, Sünnete Sarılmanın Karşılığı
09.05.202529 dk 18 sn
25.02.2000 - Allah Bir Kavmin Hayrını İsterse Alimleri Çogaltır, İyi ve Kötü Kavimler, Misafirin Önemi
02.12.201922 dk 31 sn
21.07.2000 - Salih Amellere Koşmak, Gece Karanlığı Gibi Fitneler Olması
02.12.201925 dk 39 sn
21.04.2000 - Nefse Uymak, Allah Rızası İçin Öfkelenmek, Allah Rızası İçin Yaşamak
02.12.201943 dk 7 sn
21.01.2000 - Gaziye Yardımcı Olmak, Şehide Mükafat
02.12.201930 dk 33 sn
20.07.2000 - Fitne Zamanı Hayırlı Amellere Sarılmak, Toplum Ahlakı, Sadaka, Zekat, Buğz Etmek
02.12.201928 dk 58 sn
19.05.2000 - Peygamber Efendimizin Saçını Ağartan Sûreler, Şehidler
02.12.201924 dk 55 sn
18.08.2000 - İyiliği Hor Görmemek, İmanın Tadı, Munakasa, Cennet, Cehennem
02.12.201918 dk 9 sn
17.11.2000 - Allahı Zikretmek, Ölümü Düşünmek
17.11.202335 dk 33 sn
14.07.2000 - Anne Babasının İhtiyacını Görmek, Allah İçin Sevmek, Zahidin Özellikleri
02.12.201940 dk 58 sn
14.01.2000 - Deccal, Kehf Sûresi, Hz.İsâ
02.12.201932 dk 45 sn
12.05.2000 - Emanet, Doğruluk, Komşu, Sadaka, Vakıf, Lanetleme, İçki
02.12.201927 dk 2 sn
11.08.2000 - İnsanı Cennete Götüren Ameller, Selam, Gece Namazı, İyi Geçim, Sıla-i Rahim, İlim Öğrenmek, Takva
02.12.201945 dk 51 sn
11.02.2000 - Bela, Hasta Ziyareti, Musibete Uğrayan Kimse, Müslümanın Yardımına Koşmak
02.12.201927 dk 46 sn
10.11.2000 - Cömertlik, Allah Rızası İçin Şehit Olmak
02.12.201934 dk 53 sn
09.06.2000 - Peygamber Efendimizin Soyu, Asaleti, Son Peygamberliği, Makam-ı Mahmud
13.09.202443 dk 7 sn
07.07.2000 - Aktarırken Yalnış Aktarmak, Allahın Gazabı
02.12.201925 dk 32 sn
07.04.2000 - Kalplerin Pası, Veli Kullar, Riya, Pazartesi ve Perşembenin Fazileti
02.12.201929 dk 33 sn
06.10.2000 - Dinini Öğrenmek, Ahir Zamanda Belâların Gelmesi, Dinden Çıkan Alim
02.12.201933 dk 38 sn
04.08.2000 - Zenginlerin Hali, Fakirin Hakkı, Kötü Alimler
02.12.201928 dk 26 sn
04.02.2000 - Hakkı Söylemek, Alimlerin Susması, Mümine Belaların Gelmesi
02.12.201925 dk 39 sn
03.11.2000 - Kimseye Yük Olmamak, Zikrin Kıymetli Olduğu Zamanlar, Kuran-ı Kerim
22.11.202429 dk 24 sn
03.03.2000 - Salavat, Müminler, Cennet, Yahudiler
02.12.201929 dk 6 sn
02.06.2000 - Tefekkür, Amel Niyet ve Sünnete Uygunluk
02.12.201936 dk 21 sn
01.09.2000 - Günahkar Uyarma, Yöneticilerin Veballeri, Ölümden Sonra Pişmanlık
02.12.201927 dk 34 sn
01.10.1999 - Namaz Vaktinde Nida Eden Melek, Sabır Göstermek
02.12.201941 dk 18 sn
30.04.1999 - Müslümanın Temiz Olması, Melekler, Hocaya ve Öğrenciye Saygı
02.12.201939 dk 22 sn
29.10.1999 - Peygamber Efendimizi Görmek İstemek, Allah Sevgisi ve Merhamet, İslamı Yaymak, Sadaka ve Dua, Cennet Ehli
02.12.201924 dk 39 sn
29.01.1999 - Allahın Rızasını Gözetmek, Müslüman Akıllı Olmalı, İslama Hizmet
08.12.202337 dk 57 sn
28.05.1999 - İslamın Küfre Galip Gelmesi, Zaferler, İslamın Yayılması Yeni Fetihler
02.12.201930 dk 16 sn
26.11.1999 - Büyük Konuşmak, İnşallah Demek, Edep, Yasin Suresi
07.07.202340 dk 39 sn
26.02.1999 - Allahın Sevdiği Davranışlar, Namazı Kabul Olanlar, Kulluğu Güzel Yapmak
02.12.201955 dk 31 sn
25.06.1999 - Bidatçiye Hürmet, İdarecilerin Vasıfları, Merhamet Etmek
02.12.201931 dk 43 sn
24.09.1999 - Mazlumun Duası, Günahlar, Kötü Arkadaş
02.12.201937 dk 8 sn
23.07.1999 - Mağfiret İstemek, Tevbe, İman Kıymeti, Allah
02.12.201934 dk 34 sn
23.04.1999 - Kurana Bağlılık, Sadaka, Yardımlaşma, Anne Babayı Hoşnut Etmek, Birlik ve Beraberlik
30.08.202434 dk 44 sn
22.10.1999 - Ölüm Sonrası
02.12.201940 dk
20.08.1999 - Zikirin Faydaları, Tatil,Kuran Kursu, Fakih Olmak
02.12.201934 dk 14 sn
19.11.1999 - Kabir Ehline Yapılacaklar, Ahde Vefa, Haramdan Sadaka Vermek, Tevbe Etmek
25.07.202529 dk 41 sn
18.06.1999 - Şehit Olmak, Ayetel Kürsi ve İhlas Suresinin Faziletleri
02.12.201935 dk 14 sn
17.09.1999 - Adaletli Hükmetmek, Amel-i Salihada Acele Etmek, Deccal
02.12.201926 dk 35 sn
16.07.1999 - Allah ve Resulune İtaat, Yöneticiler, Zikir Ehli
02.12.201945 dk 18 sn
14.05.1999 - Adaletli Olmak, Cehennem, Çocuk ve Eş İmtihanımız, Adaletli Olmak
02.12.201934 dk 31 sn
06.08.1999 - Gaziye Yardımcı Olmak, Müslümana Yardımcı Olmak
02.12.201932 dk 33 sn
04.06.1999 - İlim Talep Etmek, İlmin Sadakası, Ganimet Malı
02.12.201938 dk 53 sn
03.09.1999 - Zikirin Faydası, Abdest, Fakih Olmak
02.12.201942 dk 6 sn
02.07.1999 - Peygamber Efendimizine İman, İslam Olmak, Hicret
15.08.202532 dk 12 sn
27.02.1998 - Müslüman Kardeşine Yardım Etmek
04.06.202124 dk 30 sn
26.06.1998 - Helal Kazanç, İhtiyacını Görmek, Darlıktan Sonra Kurtuluş, İkram Etmek
26.06.202633 dk 37 sn
20.11.1998 - Ahir Zaman Haramdan Mal Kazanmak, Müslümanın Arıya Benzemesi
02.12.201928 dk 5 sn
20.03.1998 - Cennet Ehline İkramlar ve Alimin Önemi, Allahu Teala
22.10.202120 dk 44 sn
19.06.1998 - Dünyanın Kıymetsizliği, Afiyet İstemek, Zikir
02.12.201942 dk 59 sn
15.05.1998 - Belaların Gelmesi ve Sebebleri, Lailaheillallah Demek, Kardeşinin İhtiyaçlarını Görmek
02.12.201947 dk 19 sn
13.02.1998 - İnanç Özgürlüğü, Tercihler, Ümmetten Bozulmayacak Olanlar, İçkinin İçilmesi ve Sunulması
02.12.201939 dk 22 sn
12.06.1998 - Toplum Hayatının Önemi
28.06.202441 dk 23 sn
11.12.1998 - Mescid Yaptırmak, Meleklerin Girmedikleri Evler, Ömürün Kıymeti
02.12.201933 dk 51 sn
08.05.1998 - Hesap Yapmak, Dünya Müslümanları, Batıl Din, Doğru İnanç, Çanakkale Savaşı
02.12.201927 dk 14 sn
07.08.1998 - Müslümanların İşleriyle İlgilenmek, Edepsiz Olanlar, Tevbe Etmek
02.12.201942 dk 10 sn
06.11.1998 - Helal Kazanç, Doğru Arkadaş Edinmek, Sağlam Dostluklar, Sünnete Sarılmak
10.11.202339 dk 14 sn
06.03.1998 - Cuma Namazının Önemi, Diğer Ülkelerdeki Rahatlık
02.12.201925 dk 32 sn
05.06.1998 - Estagfirullah, Zikir, Musibetler Karşısındaki Haller
05.11.202138 dk 29 sn
04.12.1998 - Erhamerrahimin Demek, Vefat Haberi Almak, Azrail
02.12.201926 dk 57 sn
03.07.1998 - Allah Sevgisi, Peygamber Efendimizin Doğumu, Salavat Getirmek, Ümmete Hizmet Etmek
05.09.202528 dk 16 sn
31.10.1997 - Tüm İnsanlığa Merhamet, Cömertlik, Cesurluk, Huysuzluk ve Cimrilik
26.09.202527 dk 44 sn
29.08.1997 - Cehennemde Cennette Ebedi Kalmak, İslam
02.12.201941 dk
28.03.1997 - Faiz, Zina
02.12.201929 dk 46 sn
28.02.1997 - Peygamber Efendimize İtaat, Kuran-ı Kerim Okumak, Cennet, Cehennem, Allah
19.09.202534 dk 20 sn
27.06.1997 - Musibetin Sebepleri, Zekatın Önemi, Allah Bir Topluma Gazap Etmişse Bunun İşaretleri
02.12.201945 dk 11 sn
26.09.1997 - Allahın Sevmedikleri, Sevgide ve Buğzda Aşırıya Kaçmak, Mal, Eş ve Evlatla İmtihan, Kalpler Allahın Elinde
02.12.201945 dk 46 sn
25.07.1997 - Mümin Kardeşe Sevgiyle Bakmak, Evde Namaz, Kuranı Anlamak, Sabretmek
03.10.202518 dk 13 sn
23.05.1997 - Gıybet, İftira, Dedikodu, Müslümanın Heybeti
02.12.201929 dk 52 sn
22.08.1997 - Mücahit, Hurafeler, Sıla-ı Rahim Yapmak, Emirlerin, Yöneticilerin Veballeri
02.12.201943 dk 13 sn
21.11.1997 - Zulmetmek, Affetmek, Hidayet, Hamdetmek
02.12.201937 dk 34 sn
21.03.1997 - Amil ile Abid Arasındaki Fark, Tövbe, Zikir
02.12.201931 dk 59 sn
20.06.1997 - Hz. Ali, Kulluk, Dünyaya Rağbet Etmek, Ahiret, Cehennem
02.12.201932 dk 57 sn
19.12.1997 - Doğru İnanç, Allaha İtaat, Rasulullahın Namazı, Nimetlere Şükür, Dünya Müslümanlarını Unutmamak
02.12.201927 dk 2 sn
19.09.1997 - Dili Tutmak, Susulacak ve Konuşulacak Yerler, İlim ile Amil Olmak, Zamanın Kıymetini Bilmek
02.12.201949 dk 54 sn
17.10.1997 - Tevhidin Faziletleri, Doğru İnanç, Temizlik, Müslüman Kardeşine İyilik Etmek
03.07.202628 dk 25 sn
15.08.1997 - Peygamber Efendimiz Özellikleri, Ahlakı, Şefaati, Hanımlarına Davranışı
28.08.202631 dk 52 sn
14.03.1997 - Cahillik, Akıl Zenginliği, Tefekkür, Cennete Giremeyecek Kişiler
02.12.201945 dk 32 sn
14.02.1997 - Aile Eğitimi, Hicret Etmek
02.12.201936 dk 29 sn
12.09.1997 - Anne Babaya İtaat, Allah ve Peygambere İtaat, Allah
02.12.201948 dk 33 sn
11.07.1997- Hayırlı Yardımcılar, İdarecilerin Sorumlulukları, İyi Niyet
02.12.201927 dk 41 sn
10.10.1997 - Amerikadaki İnanç, Tevhid İnancı, Ölümden Sonra Dirilmek
02.12.201934 dk 49 sn
08.08.1997 - Merhamet, Acıma, Emri Maruf Nehyi Münker
02.12.201939 dk 24 sn
07.11.1997 - Bildiğini Uygulamamak, Alimin Önemi, Peygamber Efendimizin Kıyafet Tavsiyleri
02.12.201924 dk 53 sn
07.03.1997 - Alim Olmak, Kabenin Anahtarı, Eman Vermek, Tevbe Etmek
02.12.201930 dk 50 sn
05.12.1997 - Hayat Gayesi, İsraf, Namazın Önemi, Mekke
01.12.202327 dk 31 sn
03.10.1997 - Muhabbet, Hediyeleşme, Misvak, Tevbe, İyi İnsan Olmak
30.10.202626 dk 28 sn
02.05.1997 - Muharreme Yaklaşıyoruz, Alimlerin Çeşitleri ve Kıymeti, Alim Olmaya Çalışmak
02.12.201932 dk 23 sn
01.08.1997 - Müslümanların Sıkıntılarıyla İlgilenmek, Allaha, Rasulüne, İmama, Müslümanlara Samimiyet
02.12.201940 dk 22 sn
01.03.1997 - Alimlerin Önemi ve Üstünlükleri, Çeşitleri
04.08.202333 dk 37 sn
02.08.1996 - Salih Kimseleri Anmak, Sıkıntılar İçin Estağfirullah, Kin Tutmak, Kıskançlık, İbadeti İsteksiz Yapmak
24.07.202627 dk 40 sn
01.11.1996 - Tevbe Etmek, Allah İçin Sevmek, Sevginin Gerekliliği
05.12.202533 dk 13 sn
31.05.1996 - Müslüman Kardeşine Yardım Etmek, Borçluya Mühlet Tanımak, İstiğfar Etmek, La Havle ve La Kuvvete
01.08.202541 dk 41 sn
30.08.1996 - İstihare, İstişare Yapmak, Yolculuk, Tevbe Duası
02.12.201944 dk 35 sn
29.03.1996 - Peygamber Efendimizin Şemaili, Merhameti, Adetleri
02.12.201937 dk 48 sn
28.06.1996 - Allahın Cömert Olması, Alimin Önemi, Cömertliğin Çeşitleri
02.12.201926 dk 56 sn
27.09.1996 - Toplumu Düzeltmek, Azap, Umumi Gelir, Günah İşleyenleri İkaz Etmek
02.12.201937 dk 52 sn
25.10.1996 - İçi Temizlemek, Ahiret İçin Hazırlanmak
08.08.202547 dk 40 sn
23.08.1996 - İlim Öğrenmek, Affedilmek, Genç Kuran Öğrenmek, Hadis Öğrenmek
02.12.201942 dk 20 sn
22.11.1996 - Ticaret, Helal-Haram Kazanç, İlim Talep Etmenin Niyeti, Komşuluk
02.12.201940 dk 39 sn
21.06.1996 - Salavatın Faziletleri, Mütevazi Olmak, Cematin Önemi, Avlanmanın Sakıncaları
02.12.201928 dk 12 sn
19.07.1996 - Özgürlük Anlayışı, Eşler Arası İletişim, Muhabbet, Anne Babanın Çocuguna Bakması
07.08.202032 dk 2 sn
19.04.1996 - Haccın Faziletleri, Hacının Şefaati
01.05.202629 dk 10 sn
18.10.1996 - Kadın ve Erkekte Kıyafet Ölçüsü, İlimin Önemi, Hastalığın Sevabı
02.12.201947 dk 24 sn
16.08.1996 - Gıybet, Tartışmaya Girmemek, Çok Konuşmamak, Helal Kazanç
24.04.202642 dk 48 sn
15.11.1996 - Recep Ayının Faziletleri, Kuran Okumak, Kalp ve Dil Temizliği
19.12.202527 dk 54 sn
14.06.1996 - İlim Öğrenmek, Hoca ve Talebe
02.12.201923 dk 58 sn
12.07.1996 - Komşuluk Hakkı, Güzel Ahlak, Akıllı İnsan
02.05.202530 dk 3 sn
12.01.1996 - Dünya Kaygısının Nelere Sebep Verdiği, Ahireti Düşünmek
19.07.202428 dk 44 sn
11.10.1996 - İftira Atmak, Evlenmek, Abdestin Fazileti
10.04.202632 dk 41 sn
10.05.1996 - Ahlakı Güzelleştirmek, Evlenmek, Hamileliğin ve Çocuk Büyütmenin Sevabı, Nikah
02.12.201932 dk 23 sn
08.11.1996 - Kabenin O Zamanki İnşaatı, Kabe-i Muazzama
02.12.201928 dk 15 sn
08.03.1996 - Salavat Getirmek, 20 Kişiye Selam Vermek, Ezanı Tekrar Etmek, Cemaate Devam Etmek
25.04.202525 dk 44 sn
07.06.1996 - Peygamber Efendimizin Zühd Sahibi Olması, Rüşvet, Dünyayı Sevmek
17.04.202636 dk 40 sn
06.09.1996 - Hamdetmek, Estagfirullah, Laileheilallah Demek, Allahın Kula Kızmasıyla Kulda Değişen Haller
05.06.202633 dk 41 sn
05.07.1996 - Rahman, Rahim ve Hay Olması, Ellerin Açılıp Dua Edilmesi
02.12.201937 dk 21 sn
04.10.1996 - Mümin Kardeşini Sevindirme, Cennetteki Arazileri İbadetle Mamur Hala Getirme
02.12.201932 dk 10 sn
29.12.1995 - Rüyaların Önemi, Rüyaların Hakikati
02.12.201928 dk 42 sn
27.10.1995 - Zikrin Faydaları, Toplumda İyiliği Yaymak, Topluma Karşı Görevler, Kardeşi Sevindirmek
25.09.202620 dk 52 sn
25.08.1995 - Akra, İlahi Ente Maksudi ve Ridaike Matlubi, Müslümanların Genel Durumu
02.12.201928 dk 53 sn
24.03.1995 - Mazluma Yardım, Müslüman Kardeşliği, Yardım Etmek, Dertlenmek
18.06.202135 dk 11 sn
22.12.1995 - Allahın Kudreti, İslamın Güzelliği
28.11.202534 dk 50 sn
20.01.1995 - Hayır İşlemek, Hayra Vesile Olmak, Şerden Sakınmak
18.09.202635 dk 28 sn
18.08.1995 - Peygamber Efendimizin Şefaati, Merhameti, Paylaşımcı Olmak, Aile Sevgisinin Önemi
02.12.201929 dk 25 sn
17.11.1995 - Allaha ve Resulune Yakın Olmak
02.12.201929 dk 12 sn
16.06.1995 - Okul Yaz Tatilini İyi Değerlendirmek
02.12.201923 dk 2 sn
15.12.1995 - Allaha ve Peygamberimize Kendimizi Sevdirmek, Emanete Riayet
14.08.202632 dk 30 sn
14.04.1995 - Kötü Huyun Ameli Bozması, Hased
02.12.201932 dk 16 sn
13.10.1995 - Karadeniz Gezisi, Cenneti İsteyip Ona Göre Çalışma Yapmak
02.12.201921 dk 19 sn
13.01.1995 - Gönlün Önemi ve Gönül Kırmamaya Dikkat Etmek
04.09.202631 dk 11 sn
10.11.1995 - Mümin Kulların Kaza ve Kader Karşısındaki Tavırları, Mümin Kulların Özellikleri
11.09.202635 dk 54 sn
08.12.1995 - Şaka, Mizah Ölçüsü, Kendisi İçin İstediğini Kardeşi için İstemek
02.12.201934 dk 51 sn
01.12.1995 - Borç Vermenin Sevabı, Sadaka ve Zekatın Önemi
27.02.202631 dk 31 sn
30.12.1994 - Gıybet, Haramlardan Sakınma, İlmiyle Amel Etmek ve Dünyaya Tamah Etmemek
11.10.202423 dk 2 sn
29.04.1994 - İyilik ve Kötülükte Niyetin Önemi, Nefisle Mücadele
02.01.202628 dk 26 sn
26.08.1994 - Allahın Rızasını Kazanmak, Hayırlarda Yarışmak, Nefsi Dizginlemek
31.07.202631 dk 56 sn
25.03.1994 - İlimin Önemi, İlimin Mükafatı, Bahar Ayına Giriyoruz
02.12.201923 dk 35 sn
21.10.1994 - Ölümü Hatırlamak, İbret Almak, Nasihat, Başkasının Ayıbına Bakmamak
07.11.202528 dk 7 sn
19.08.1994 - Peygamber Efendimizin Doğumu ve Vefatı
30.09.202223 dk 35 sn
17.06.1994 - Tatili Değerlendirme
18.07.202519 dk 43 sn
16.12.1994 - Kanaatkar Olmak, Söylenenle Yapılanın Bir Olması, Sadaka Vermek
17.10.202522 dk 26 sn
14.10.1994 - Marifetullah, Arif Olmanın Özellikleri
02.12.201927 dk 40 sn
11.11.1994 - Ahir Zamanda Cahillik, Emri Maruf, Sünnete ve Kurana Sarılmak
02.12.201928 dk 57 sn
10.06.1994 - Allahtan Korkmak, Zenginlik, Adalet, Cimrilik, Kendini Beğenme, Nefsine Uyma, Yemek Yedirme, Selam Verme
23.10.202629 dk 9 sn
08.08.1995 - Peygamber Efendimizin Doğumu, Son Peygamber Oluşu, Peygamberlerden Üstünlüğü
21.08.202640 dk 6 sn
07.04.1995 - Allah Güzeldir Güzeli Sever, Cemalullah, Allah Nimeti Üstünde Görmek İster, Kibir
31.12.202129 dk 20 sn
06.04.1995 - Sabır, Doğru Yol, Mescitleri Doldurmak, Allah İçin Arkadaşlık Yapmak, Seherde İbadet Etmek
16.10.202633 dk 17 sn
03.11.1995 - Yalnızlığın Yararları
05.11.201929 dk 23 sn
06.05.1994 - Rızkın Kesilmesi, Tövbe Etmek, Seher Vaktinde İbadet
21.11.202532 dk 15 sn
05.08.1994 - Allahtan İstemek, Cennet, Her İşte Allahın Rızasını Düşünmek, Cehennemden Korkmak
25.10.201927 dk 16 sn
04.11.1994 - Sahih Kaynakların Önemi, Sahte Din Alimlerine Dikkat, Hak Yolda Olmak Hakkı Söylemek
17.07.202627 dk 35 sn
02.09.1994 - Kalbin Paslanması, Ölümü Düşünmek, Kuran-ı Kerim Okumak
24.10.202526 dk 18 sn
01.07.1994 - Belalara Sabır ve Şükür, 4 Şeyden Sakınmak, Kuran-ı Kerim
08.11.202437 dk 34 sn
31.03.1993 - Günah İşleyeni Engellememek, İyi İşlere Vesile Olmak
12.12.202535 dk 22 sn
24.12.1993 - İlmin ve Alimin Önemi ve İbadetin Anlamı, Yeryüzünün Işıkları, Varisleri
25.10.201928 dk 58 sn
12.11.1993 - Cuma Gününün Faziletleri, Temizlenmek, Camiye Erken Gitmek, Cuma Günü Salavat-ı Şerife Getirmek
25.10.202437 dk 43 sn
09.12.1993 - Hamd Etmek, Allaha Tam Teslimiyet ve İrfan Gözü ile Bakmak
10.07.202624 dk 45 sn
AKRA