İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

21.05.1999 - Önce Allahın Kitabını Öğrenmek, Kuranın Öğrenilmesi, Fetih Haftası

21.05.1999 - Önce Allahın Kitabını Öğrenmek, Kuranın Öğrenilmesi, Fetih Haftası
Cuma Sohbetleri

21.05.1999 - Önce Allahın Kitabını Öğrenmek, Kuranın Öğrenilmesi, Fetih Haftası

24.11.2023
52 dk 2 sn

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.

Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi, lütfu, ihsanı, ikramı dünyada ve âhirette üzerinize olsun. Cenâb-ı Hak cümlenizi dâreyn saadetine, iki cihanda mutluluğa erdirsin. Cennetiyle cemâliyle müşerref eylesin.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten Ebû Dâvud'un rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfinde şöyle buyuruyor:

Me'ctemea kavmün fî beytin min buyûtillâhi yetlûne kitâballâhi ve yetedâresûnehû beynehüm illâ nezelet aleyhimü's-sekînetü ve gaşiyethümü'r-rahmetü ve haffethümü'l- melâiketü ve zekerahümüllâhu fî men indehû.

Bu hadîs-i şerîf müslümanların ibadetgâhlarını, camilerini nasıl kullanması, oralarda neler yapması konusunda bize ışık tutan bir hadîs-i şerîftir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki;

Me'ctemea kavmün fî beytin min buyûtillâhi. "Bir topluluk, bir kısım insanlar Allah'ın evlerinden bir evde toplanmaz." Yetlûne kitâballâhi. "Allah'ın kitabını okur vaziyette." Ve yetedâresûnehû beynehüm. "Aralarında Allah'ın kitabını birbirleriyle ders konusu, anlama-anlatma konusu yapar vaziyette." İllâ nezelet aleyhimü's-sekînetü. "Böyle yapar yapmaz mutlaka üzerlerine sekînet nazil olur." Ve gaşiyethümü'r-rahmetü. "Ve rahmet onları kaplar." Ve haffethümü'l-melâiketü."Ve melekler onları çepeçevre çevreler." Ve zekerahümüllâhu fî men indehu. "Cenâb-ı Mevlâ, Allahu Teâlâ onları kendi yanındakilere zikreyler."

Hadîs-i şerîfin kısa meali böyle. Me 'ctemea diye olumsuz başlıyor, illâ ile olumsuzluk zâil oluyor. "Toplanmaz; toplanınca ille şöyle olur." mânasına. Bu arap dilinin bir anlatım şekli oluyor. "Toplanır toplanmaz" diye biz de bazen böyle bir olumlu, bir olumsuz fiili yan yana kullanırız. Buna benzer bir ifade tarzı oluyor.

Bunu biraz daha kolay anlayabileceğimiz bir Türkçe ile söyleyecek olursak, buradaki kavm sözü, bir ırkî topluluğu kastetmiyor. Çeşitli kavimler var; Arap kavmi, Türk kavmi, İngiliz, Fransız, Alman, Berber, Habeş, Zenci vs... böyle değil. Kavim, insanlardan meydana gelen bir zümre, bir topluluk, bir kalabalık demek; bir kısım insanlar.

"Bir kısım insanlar, Allah'ın evlerinden bir evde toplanırlar." Beyt, ev demek; buyût, evler demek. Ev veya çadır; oturulan, içine girilen yer mânasına...

Allah'ın evleri nerelerdir?

Allahu Teâlâ hazretlerine ibadet edilen, namaz kılınan, Allah'a kulluk edilen ibadethânelerdir. Biz şimdi "cami" veya küçük olursa "mescit" diyoruz. Hepsi Allahu Teâlâ hazretlerinin evidir ve camilere giden müslümanlar da, Allahu Teâlâ hazretlerinin evine ziyarete gitmiş misafirlerdir. Misafirlere de ev sahipleri, zenginliklerine göre nice nice ikramlarda bulunurlar. Her türlü varlığın, zenginliğin, lütfun sahibi Cenâb-ı Mevlâ da kendi evine gelenlere nice nice ikramlar yapar.

Caminin eve benzetilmesi, zihnimizde böyle görüntüleri meydana getiriyor. Gözümüzün önüne ve aklımıza bunlar geliyor. "Allah'ın evlerinden bir ev" denildiği zaman, anlaşılacak olan Allah'ın mescitlerinden bir mescit, bir cami demek... "Kavim" denilince de anlaşılacak olan, bir kısım insanlar demek.

Camiler çeşitli semtlerde, köylerde, kasabalarda, mezralarda, yaylalarda, her yerde olabilir.

Abdullah b. Ömer radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş.

Üç kişi bir araya geldi mi, namazı yalnız kılmayıp cemaatle kılması tavsiye ediliyor. Bu konuda bir hadîs-i şerîfi de okuyalım:

Me'ctemea selâsetün fî hadarin ev bedvin lâ tükâmü fîhimü's-salâtü illâ istahveze aleyhimü'ş-şeytân.

"Üç kişi ikâmet veya seyahat hâlinde."

Hazar, seferin zıddı; bir yerde oturmak, hazır bulunmak, seyahat etmemek, yerinde yurdunda mukim bulunmak demek. Bediv de; taşra demek ve taşraya seyahate gitmek mânasına geliyor.

"İster yolculukta olsun, ister yolculukta değil de ikâmet ettikleri beldede olsun, üç kişi..." Lâ tükâmü fîhimü's-salâtü. "Bu üçünün arasında, üçünün olduğu mekânda, mahalde namaz ikâme olunmazsa..."

Namaz kılmamak bir büyük suç. Çünkü Allahu Teâlâ hazretleri, "Namaz kılınız, zekât veriniz!" buyuruyor. Bu, Allah'ın mühim emirlerinden bir emir... Burada ‘namaz kılınmazsa'dan murat, cemaatle namaz kılınmazsa demek. Zaten bir müslüman tek başına da olsa, dağ başında da olsa ezanı okuyacak, kamet getirecek, namazı kılacak. Tek başına da olsa!

Namaz kişisel, herkesin başlı başına yapması gereken bir önemli ibadettir. Hakkında ciltlerle kitaplar yazılsa faydaları, feyizleri, insana sağladığı belirli sonuçlar anlatıla anlatıla bitmez.

Bundan maksat, namaz için ezan okunup kamet getirilmezse demek.

İllâ istahveze aleyhimü'ş-şeytân: "Böyle olmazsa, şeytan onların üzerine galebe çalar, onlara hâkim olur."

Beraberce, cemaatle namaz kılınması iki kişiden başlıyor ama üç kişi olunca mecburiyet kesinleşiyor, mazeret kalkıyor. Evinde kılmayacak, camiye veya öteki arkadaşlarla beraber kılacağı yere gidecek.

İnsanın kılacağı namazlar birkaç çeşittir. Tek başına kıldığı namazlar da vardır. Geceleyin kalkar, teheccüd namazını tek başına, uzun uzun, boynunu bükerek, gözyaşı dökerek istediği gibi kılar. Ama bir de İslâm'ın toplumsal yönü var, topluluk hâlinde yapılan ibadetler var. Cemaatle namaz da farz namazların, sabah, öğle, ikindi, akşam, yatsı namazlarının; cuma, bayram gibi ibadetlerin de beraber yapılması Allah tarafından emrediliyor. Peygamber Efendimiz tarafından öyle uygulanmış, kitaplarımıza da öyle yazılmış. Toplulukta, beraber ibadet etmekte çok hayırlar, çok bereketler var.

Böyle olmazsa ne olur?

Çok günahlar, çok zararlar olur da hepsinin temeli, kaynağı şeytan onlara hâkim olur, galip olur. Şeytanın galip ve hâkim olduğu, baskı altına, avuç içine aldığı insanlar, çeşitli zararlı işleri, günahları işlerler. İşin tadı kaçar, feyzi, bereketi kalmaz; kötü duruma düşerler. Onun için camiler çok çok önemli! Cami olmayan yerde cami kurmak da müslümanların birinci vazifesi.

Müslümanlar bir araya geldi mi, sağına soluna bakacak, kendisi gibi müslümanı bulacak, namazını cemaatle kılacak; üç kişi bile olsa... Hatta otobüsle gidiliyor, mola veriliyor veyahut kendisi arabası ile giderken bir yakıt alma durağında duruyor, abdest alıyor, camiye gidiyor. Birkaç kişi gelince hemen orada birisi imam, ötekiler cemaat oluyor; namaz kılıyorlar. Bunun hayrı ve bereketi var, böyle emredilmiş.

Cemaat taş yığını, kum yığını, çakıl yığını değildir. Allah'ın varlığına, birliğine, âhirette kendisine mükâfat veya ceza vereceğine inanmış, sorumluluk duygusu taşıyan bir mü'min insan, namaz kıldığı kimseye, "Sen kimsin kardeşim?" diye soracak. Çünkü müslüman müslümanın kardeşidir.

"Kardeşim sen kimsin, nerelisin, neyin nesisin? Aç mısın, tok musun? Derdin mi var? Nereden gelir nereye gidersin?" diye soracak, tanışacak. Çünkü müslümanlar Allah tarafından birbirlerinin kardeşi kılınmışlar. Onun için bu namaz tanışmaya, berekete, hayra vesile olur. Bir kişinin tek başına yapamayacağı işler, toplulukta rahat yapılır. Yani hayır, feyiz dolar taşar, halka halka yayılır, nice nice faydalar hâsıl olur. Onun için camiler çok önemli.

"Efendim ibadet gizlidir, kişinin kendisine mahsustur."

Gizli olanı da, âşikâre olanı da var. Kişisel olanı da, toplumla ilgili, içtimaî olanı da var. Hepsinin yerli yerinde önemi var, sırası var. Yeri gelince onun öyle olması lazım!

Tek başına bayram namazı olmaz, cuma namazı olmaz. İslâm'da topluluğa teşvik var. İslâm insanları topluluğa doğru sevkediyor, insanların Hz. Âdem'den kardeşler olduklarını düşündürüp birbirleriyle kardeşliklerini dinî bir temele dayalı olarak pekiştirmek istiyor. Bu çok önemli bir husus! Bunu birtakım ibadetler kendiliğinden sağlıyor. Otomatik demiyorum, kendi kendine oluşuveriyor bu iş. Cenâb-ı Hak her şeyin içyüzünü, esrarını biliyor, bin bir hikmetle emrini veriyor. İnsan onun hikmetini anlasın, anlamasın önemli değil. Anlamasa da onu öyle yaptığı zaman sonuç alıyor. Tohumu insan bilse de bilmese de toprağa ektiği zaman, topraktan tohum filiz veriyor, mahsûl çıkıyor.

Allah'ın evlerinden bir ev sahibi olacak müslümanlar, o evlerden uzak olmayacak. Çevresinde yoksa öyle bir ev kuracak, öyle bir toplum tohumunu oraya atacak. Bir çekirdek, bir filiz olsun diye, orada dikilecek. Ondan sonra bir tanışma, muhabbet, ilgi, yardımlaşma olacak, halka halka genişleyecek, genişleyecek; bütün insanlar kardeş olacak. Amaç bu! Yaparlarsa, bu güzel amaca ulaşmaktaki emekleri nispetinde mükâfat alırlar, sevap kazanırlar. Yapmazlar, birbirlerine sırt dönerler, birbirlerine küserler, birbirlerinin kuyusunu kazarlar.

Önümüzdeki hafta Fetih haftası olduğu için, Osmanlı tarihi kitaplarından bir kitap gözümün önünde, masamın üstünde; açtım, sabahtan beri okuyorum. Fatih'i okurken görüyorum ki nice nice aynı dinin mensubu insanlar birbirleriyle nasıl mücadele etmişler, nasıl gayrimüslimlerle ittifaklar yapıp birbirlerini arkadan vurmaya çalışmışlar. Fatih Sultan Mehmed bir taraftan Balkanlar'daki düşmanlarıyla, Avrupa'daki hasımlarıyla uğraşırken bir taraftan da Doğu'daki, onlarla ittifak etmiş olan, güya dindaşı insanlarla nasıl uğraşmış, neler olmuş?

Çok ibretli... Hayatın böyle çeşitli ibret alınacak olayları olmuş. Tarihten insan bunları okuyup ibret alması lazım! Tarihi çok iyi öğrenmemiz lazım! Çoluk çocuğumuza da çok iyi öğretmemiz lazım! Doğru taraflarını doğruluğunu vurgulayarak, "Bak, böyle yaptıkları güzel olmuş! Fatih çok çok güzel işler yapmış, çok doğru işler yapmış, tamam." diyelim. Eğrileri de, "Bak Uzun Hasan gururuna kapılmış, cihatla meşgul olan Osmanlı'yı arkadan vurmak için Venedikliler'le, Avrupalılar'la maalesef ittifak yapmış, anlaşma yapmış." diyelim.

Elçiler demişler ki; "Haydi, siz oradan, biz buradan şu Osmanlı'nın işini bitirelim!" Ama Fatih onu yendiği zaman bile intikam almamış, "Müslümana böyle yapmak reva değildir. Onlar bizim kardeşimizdir." diyerek sadece Uzun Hasan'ın mağlup edilmesiyle yetinmiş. Ahalisini cezalandırmamış, esirleri âzat etmiş. Fatih İslâmî şuura sahip, öteki değil... Sahip olan kazanır, sahip olmayan mahkeme-i kübrâda hesabını verir. Bu dünya hayatı bir imtihandır, kaybeden kaybediyor; kendisi bilir. Ama bizim de vazifemiz -hele hele bizim gibi vaaz veren, İslâm'ı bilen, âyetleri hadisleri bilen insanların vazifesi de- insanlara Allah'ın nelere gazap ettiğini, neleri sevdiğini vurgulayarak anlatmak.

Allahu Teâlâ hazretleri ihtilafı sevmiyor. Müslümanların birbirleriyle ihtilafa düşmelerini sevmiyor. İttifak eylemelerini seviyor, muhabbet etmelerini istiyor. İhtilaf çıkartan, zıt giden, düşmanlık yapanları cezalandırıyor. Yolunca emrini tutup âdilâne, kâmilâne hareket edenleri de dünyada ve âhirette izzet ve itimat, saadet ve devlet, şevket ve nimete mazhar ediyor.

Onun için cami yoksa cami kuracağız, cami varsa camiye gideceğiz. Camideki cemaatle tanışacağız, dertleşeceğiz. Kardeşlerimizin, insanlığın dertlerini müzakere edeceğiz. O dertlerin tedavisi, o hastalıkların geçirilmesi için neler yapmamız gerekiyorsa, onları yapmaya çalışacağız.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in çokça duyduğumuz bir hadîs-i şerîfini okuyalım.

Taberânî'den, Enes radıyallahu anh rivayet etmiş.

Ne buyurmuş Peygamber Efendimiz!.. Ne kadar tüyleri diken diken eden bir ifade:

Mâ âmene bî men bâte şeb'ânen ve câruhû câiun ilâ cenbihî ve hüve ya'lemü bihî.

Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl.

Bu konuda buna benzer pek çok rivayet var. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

Mâ âmene bî. "Bana iman etmemiş olur, etmemiş sayılır." Kim? Men bâte şeb'ânen. "O kimse ki tok olarak geceledi." Ve câruhû câiun ilâ cenbihî. "Ama evinin bitişiğindeki, yan tarafındaki komşusu aç." Ve hüve ya'lemü bihî. "O tok adam da onun aç olduğunu bildiği halde, tok olarak sabahladıysa, bana iman etmemiş!" demektir.

Bana imanı sağlam değildir, iyi müslüman değildir.

Demek ki onun aç olduğunu biliyorsa, ona açlığını giderecek bir yardımda bulunacak. Bu, yanındaki komşular deyince, şimdi mesafeler kolaylaştı. Medîne-i Münevvere'de veya Cidde'de ve başka şehirlerde de artık öyle oldu. İnsan arabayla bir yere gideceği zaman kilometrelerce mesafe gidiyor. Eski insanların bir günlük zamanını harcayarak gidemeyeceği yere gidiyor, nihayet küçük bir şeyi alıp dönüyor. Arabalar, nakil araçları mesafeleri küçülttü.

Makedonya'da, Arnavutluk'ta, Kosovalılar'dan evlerine aldıkları misafirler, on kişi, yirmi kişi... Evin genişliğine, istiabına göre bağırlarına basmışlar, "Gel kardeşim, derdin var, mazlumsun, mağdursun!" diye ona bakmaya çalışıyorlar.

Biz de onların kardeşleriyiz. Oralar bizim eyaletlerimizdi, vilayetlerimizdi. Onlar zaten bizim kardeşimiz, akrabamız veya bizim şehirlerden oralara gitmiş kimseler. Zaten bize yakın oldukları için öbür taraf durup dururken onlara saldırıp hınç ile, hırs ile, gaddarlıkla, zulümle öldürüyor, mağdur ediyor, topluca katliam ediyor, hunharlık ediyor, gaddarlık ediyor. Müslümanların ilgilenmesi lazım!

Camilerin, topluluğun, birliğin, beraberliğin önemini anlatalım derken hadîs-i şerîften hadîs-i şerîfe geçtik. Allah bizi duygulu, sorumluluk duygusuna sahip, görevlerinin, ödevlerinin neler olduğunu bilen ve bunları yapmaya çalışan akıllı, fikirli, tedbirli, uyanık, gayretli, dikkatli müslümanlardan eylesin. Gafil, cahil etmesin.

Sırtüstü tok yatıp da başkalarının dertleriyle ilgilenmemek çok kötü bir şey... Peygamber Efendimiz'in ifadesi çok ağır. "Bana inanmamış sayılır, iyi müslüman sayılmaz." demek istiyor. Hadîs-i şerîfin mânası böyle.

Şimdi camiler var. "Tamam hocam. Bizim mahallede cami var, kubbesi, son cemaat yeri var. Son cemaat yerinde üç tane kubbesi var. Müezzin camiyi kapattığı zaman, eğer geç gidersek son cemaat yerinde namazımızı kılıyoruz. Bahçesi ve şadırvanı var. İşte camimiz var, beş vakit namazı orada camide kılıyoruz."

Cami sadece namazların kılındığı bir yer değildir. Cami müslümanın lokali, kahvehânesi, kıraathânesi, medresesi, mektebi, ilim irfan ocağı, muhabbethânesi, sohbethânesi... Cami cemiyetin merkezi... Müslüman toplumunda çok önemli yeri var.

Bakın Efendimiz'in ifadesinden çıkıyor.

"Birtakım insanlar -üç kişi, beş kişi, on beş kişi, neyse- Allah'ın evlerinden bir evde toplandılar mı? Toplandılar.

Toplandıkları zaman ne haldeler, ne yapıyorlar?

Yetlûne kitâballâhi. "Allahu Teâlâ hazretlerinin kitabını okur vaziyetteler."

Allah'ın kitabını okur halde bir camide toplanmışlarsa...

Allah'ın kitabı, Kur'ân-ı Kerîm... Allahu Teâlâ hazretleri Hz. Âdem atamıza da vahyetmiş, Peygamber Efendimiz'e kadar nice peygamber, enbiyâ ve mürselîn göndermiş salavâtullâhi ve selâmühû aleyhim ecmaîn. Onlara vahiyler göndermiş, melekler göndermiş, emirlerini indirmiş. Kimisine suhuf yani sahifeler, kimisine kütüb yani ilâhî kitaplar indirmiş.

Musa aleyhisselam'a Tevrat'ı, İsa aleyhisselam'a İncil'i indirmiş. Ama onlar eski devirlerde. Sonra âhir zaman peygamberi, peygamberimiz Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini göndermiş. Göndereceğini de daha önceki ümmetlere kitaplarında bildirmiş. "Ben âhir zamanda bir peygamber göndereceğim; ismi şöyle olacak, evsafı böyle olacak." diye onlara da bildirmiş ki ilerideki asırlarda geldiği zaman bu ümmetlerde bir tereddüt hâsıl olmasın diye.

Tevrat'ta, İncil'de ön bilgiler var. Âhir zaman peygamberinin geleceğine, evsafına, yapacağı güzel işlere, mücadelelere, vazifesini nasıl yapacağına dair bilgiler var. İleride böyle bir peygamber gelecek.

Peki, nasıl olabilir? Bu ilerideki bir zaman...

İlerideki bir şeyi mahlukât bilemez, insanlar bilemez. İlerideki şeyi bilmek yeri göğü yaratan, zamanı mekânı yaratan Allahu Teâlâ hazretlerine kalmış bir şey. Cenâb-ı Hak her şeyi; evvelîni de, âhirîni de bilir. Bu cihanın mâzide kalmış olan her şeyini de O biliyor, ileride, istikbalde gelecek olan her şeyi de O biliyor. Allahu Teâlâ hazretleri bildiği bazı bilgileri sevgili kullarına, peygamberlerine de bildiriyor. En basit misali Peygamber Efendimiz'in, "İstanbul fethedilecektir." buyurması gibi. "Âhir zamanda şöyle olacak, böyle olacak." diye bazı şeyleri belirtmesi gibi.

Allah'ın kitabı Kur'ân-ı Kerîm. Bir harfi bile değişmeden hafızlar ezberlemiş, ellerine ne geçmişse, ne bulmuşlarsa yazmışlar. Hem yazılı olarak muhafaza olmuş, hem ezberlenmiş, hem aşk ile şevk ile geceleri teheccüdlerde saatlerce okunmuş.

Efendimiz bir gece namazına durduğu zaman, kaç cüz okurdu!..

Sahâbe-i kirâm geceleyin çok Kur'an okurlardı. Hepsi su gibi bilirlerdi. İçlerinde kurrâ hafız olanları var. Tabi bilmek için çalışma yapıp ezberleyebilenler var. Tamamını ezberleyenler, daha az ezberleyenler var. Peygamber efendimizin zamanında kurrâ hafız olanları var. Kur'ân-ı Kerîm'i su gibi bilenler, büyük alim sahabiler var. Ötekiler de gerektiği zaman onlara soruyorlar.

Allahu Teâlâ hazretlerinin kitabını müslümanlar okuyacak.

"Niye okuyacak hocam?"

Allah'ın kitabı müslümanlar okusun diye, müslümanlara indirilmiş hitâb-ı ilâhî olduğu için okunacak. Bir mektup gelse... Kalın bir büyük zarf içinde, yaldızlı, görkemli, güzel, kıymetli bir zarf içinde, bir büyük yerden, çok yüce bir makamdan bir yazı gelse insan nasıl memnun olur, nasıl sevinir, nasıl heyecanlanır; okur.

Allahu Teâlâ hazretlerinin kelâmı, insanlara, müslümanlara Allah'ın emirlerini; emirleri, yasakları, günahları, sevapları, doğru ve yanlış olan şeyleri bildiren; ahkâmı ihtiva eden kitabı... Çok önemli, ana kaynak!

Bir müslümanın ne yapması lazım, hayatın amacı, gayesi ne?

Hayatın gayesi Allah'ın rızasını kazanmak.

Hayat ne?

Hayat bir imtihan.

Bizi kim yarattı?

Allah yarattı.

Sonra ne olacak?

Yaşam bitecek, bu dünya hayatı fâni... Sonra insanlar âhirete göçecek. Yarın âhirette, bu dünya hayatı bittikten sonraki ukbâda, Cenâb-ı Hak insanları yaptıklarından dolayı, iyi şeyler yapmışlarsa mükâfatlandıracak, suçları varsa cezalandıracak. Hayat bu, hayat bir imtihan...

Bir kimse bir imtihana gireceği zaman, mesela, "Araba sürme imtihanına gireceğim. Bunun bir kitabı varsa, soruları varsa alayım, önceden çalışayım." diyor. Hakikaten basılı kitapları oluyor, alıyorlar, çalışıyorlar, imtihana giriyorlar. "Araç kullanmanın yazılı imtihanını kazandım, şimdi de bizzat kullanacağım, arabamın içine imtihan heyeti binecek, bakalım nasıl sürüyorum diye bakacaklar." diyor, önce bir kitabı okuyor insan.

Bu dünyada imtihanın nasıl kazanılması gerektiğini, Allah'ın rızasının nasıl kazanılması gerektiğini anlamak için birinci kaynak Kur'ân-ı Kerîm... Kur'ân-ı Kerîm'i okuyacak! Herkes okuyacak; Amerikalı'sı, İngiliz'i, Fransız'ı, Alman'ı... Herkes Allah'ın bu kitabını okuyacak.

Tanıştığım bazı kimselerden bizzat duydum. Sorduğum zaman cevap olarak söylediler, bizzat öyle kimselerle karşılaştım. Kendisi başka bir ülkede, başka bir âlemde, başka bir medeniyet içinde, başka duygularla, ilimlerle, bilgilerle, inançlarla yoğrulmuş; örfü, âdeti farklı, başka bir milletin ferdi olarak dünyaya gelmiş bir insan. Budizm'i merak ediyor, "Şunu bir inceleyeyim." diyor... Hint dinlerini inceliyor... "Şu Kur'ân-ı Kerîm ne imiş. Bir de şunu göreyim, bakayım!" diyor. Kendisinin dışındaki dünyayı tanımak için meraktan alıyor. Kur'ân-ı Kerîm'i alıp sûre sûre, sayfa sayfa, satır satır okuduğu zaman, "Tamam, hak yol bu! Asıl doğru inanç bu! İnsanların putlara, haçlara, batıllara, yalanlara, yanlışlara, hurafelere tapınması çok büyük bir yanlışlık. Doğru yol bu!" diye herkes doğru yola geliyor.

Bu kitabın herkes tarafından okunması lazım! Müslümanın da iyi müslüman olmak için bu kitabı okuması lazım!

Şair; "Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol." diyor.

Ben de kesin olarak, hadîs-i şerîflere dayanarak söylüyorum, Allah'ın kitabını öğrenmemiz lazım!

Şimdi ben 60 yaşına gelmiş bir insanım. Şimdiki aklım olsa, ilk önce Allahu Teâlâ hazretlerinin kitabını okurum, anlatırım, bitiririm. İlk iş bu, Allah böyle buyuruyor. Bunu bilsin; haramı helali, sevabı günahı, doğruyu eğriyi, güzeli çirkini bilsin; iyi ahlâkı öğrensin, kepâzelik, rezillik nedir anlasın! Çünkü hayat ona dayalı olarak sürecek; ondan sonra onları hayatı boyunca uygulayacak. İlk önce bunları öğrenmesi lazım! Ama geç kalmış.

"Ah hocam, senin gibi ben de pişmanım! Bizim de ömrümüz şuraya geldi, biz de yaşlandık." diyor.

Tamam, artık yaşlanan yaşlanır; o pişmanlığını genç olanlara anlatır. Gençler yaşlıların pişmanlığından ibret alırlar; kendileri o hatalara düşmezler, o gafletleri yapmazlar, uyanık olurlar, kurtulurlar.

"İnsanlardan bir topluluk, Allah'ın evleri olan camilerden bir camide toplanmış."

Ne vaziyette?

Allah'ın kitabını okuyorlar. Demek ki cami sadece namaz kılıp ondan sonra da kapatıp terk etmek için değilmiş. Bir ilim öğrenme, okuma yeriymiş, mektepmiş. Okuyacaklar... Allah'ın kitabını okudular.

Tamam.

Elif lâm mîm. Zâlike'l-kitâbü lâ-raybe fîh.

Ne anladın?

Hiç bir şey anlamıyor.

Neden anlamıyor?

"Ben Arapça bilmem hocam, İngilizce bilirim. Babam beni koleje gönderdi, iyi yetiştirmeye çalıştı. Esas tahsilimi İngilizce yaptım, yan dil olarak Fransızca da öğrendim, Almanca'yı da çatır çatır bilirim. Bilgisayar da okudum."

O da iyi, her şey güzel; Arapça bilmiyor. Artık bilmiyorsa, onu da öğrenecek. Hatta ilk önce öğrenecekti. Belki de daha iyi olur, o dilleri öğrendikten sonra oradaki kaynakları eline alarak, belki daha güzel öğrenebilir.

Allah'ın kitabını okuyacaklar.

Sonra ne olacak?

Ve yetedâresûnehû beynehüm. "Aralarında müdârese, tedârüs edecekler." Tedârüs etmek, ders olarak karşılıklı müzakere etmek demek.

"Kardeşim acaba elîf lâm mîm ne demek? Zâlike'l-kitâbü lâ-raybe fîh ne demek? Müttakîne ne demek? Bu âyet-i kerîmenin tefsirine ben biraz mealden baktım, mealden pek bir şey çıkartamadım. Rahmetli Elmalı'nın "Hak Dini Kur'an Dili" tefsirine de baktım. O da kendi engin bilgisine, görgüsüne göre öyle kelimelerle yazmış ki o kelimeleri de anlamak için çok güçlük çekiyorum. Bunun aslı nedir, faslı nedir?"

"Tamam kardeşim. Ben bunu biraz okumuştum, ben sana anlatayım." vs...

Bilen bilmeyene anlatacak. Hiç bilmiyorlarsa bileni çağıracaklar, soracaklar veya bir hocaya, "Bize şunları anlat." diye rica edecekler. Birbirlerine ders, bilgi alış-verişi olacak. Soracaklar, öğrenecekler, anlatacaklar...

Sahâbe-i kirâm da böyle yapardı. Sahâbe-i kirâm Arap, Arapça'yı biliyorlardı ama onların da Kur'ân-ı Kerîm'den soracakları çok şeyler vardı. "Gittim ben filanca alim sahabiye sordum, ‘Âyet-i kerîmede geçen bu kelime nedir?' diye. O da şöyle cevap verdi." diyor. Kitaplar öyle yazıyor.

Tefsir kitabına baktım, böyle diyorlar. Sahabeden birisi ötekisine gitmiş, sormuş. Onlar birbirlerine soruyorlar. Arap ama Arapça bilmek başka...

Kemal Edip Bey vardı, Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın, "Kur'ân-ı Kerîm Arapça değil, Rabca'dır." derdi.

Rabbü'l-âlemînin kitabı. Arapça bilen hemen anlamıyor. Arapça bilmek yetmiyor, ayrıca öğrenmek gerekiyor. Kur'an'ı tam anlayabilmesi için birçok ilimlerle bilgisini takviye etmesi gerekiyor. Onun için ders olarak aralarında müzakere etmeleri lazım. Böyle yaparlarsa...

Yetedâresûnehû beynehüm. "Aralarında müzakere eder vaziyette Allah'ın evlerinden bir evde toplanırlarsa."

Demek ki camilerin en önemli işlerinden birisi, içlerinde müslümanların Kur'ân-ı Kerîm'i anlamıyla, ders alarak, görerek, tamamen öğrenmeleri imiş.

"Bunu kim yapacak hocam?"

İmam kardeşlerimiz yapacak. Müezzin kardeşimiz hafızdır, o yapacak. İmam-Hatip okulunu bitirmiş kardeşimiz var, "Ben biraz okumuştum, şu şu mânaya geliyor. Bir tefsir kitabı olursa, onu dikkatle okuyarak anlarım, o olmazsa ötekisine bakarım. Birisine sorarım..." filan. O muhitte, o köyde, o mahallede, o kasabada, o semtte, o şehirde hangi kaynaklardan faydalanabilirse soracak.

Eskiden herkesin amacı Allah'ın kelâmını okumak, öğrenmekti. En büyük zekâlar, en zengin insanlar, aşk ile şevk ile ilk önce Kur'ân-ı Kerîm'i öğrenmeye sarılıyorlardı. Eski devirlerin hâli, şânı böyleydi. Osmanlılar'ın ilk devri böyleydi. Zaferden zafere koşuşan nesilleri yetiştiren eğitim böyleydi. Kur'ân-ı Kerîm ile büyüyorlardı. Kur'ân-ı Kerîm'in ışığında padişah, şehzâde, komutan, asker, esnaf yetişiyordu. Her taraf pırıl pırıl, ahlâklı, sağlam, dipdiri bir toplum, yepyeni bir toplum! Her şeyi Allah rızası için yapan bir toplum durumundaydı.

Neden oluyordu?

Eğitimin böyle olmasından oluyordu.

Rabbi yessir ve lâ tuassir Rabbi temmim bi'l-hayr diye küçük yaşta besmele çekilerek başlatıyordu. Çocuk erken yaştan terbiyeyi öğreniyordu. Müeddeb, akıllı, zeki, fikirli yetişiyordu.

Fatih'in meziyetlerini insan anlata anlata bitiremez. Ne cevval, ne zeki, ne faal, ne yüksek bir şahsiyet!

Böyle bir insan nasıl yetişiyor? Yetişmesinin ortamı nedir, bu zekâyı bu hale getiren çevre nasıl bir çevredir?

Bu çevreler Kur'an çevresi..İslâm çevresi...İman çevresi... O çevreden Fatih çıktı.

İşte böyle, Allah'ın kitabını okursa... İnsanın içinde bulunduğu nimetlerin kadrini, kıymetini bilmesi lazım! Onlar olmadığı zaman kıymetini anlıyor. Kitapların yokluğu bile bir mahrumiyet. Evet, kütüphanem -dört tane kitap dolabı- tıklım tıklım dolu ama yetmiyor. İslâmî ilimlerde insan bir şeyi merak ettiği zaman, bakacağı çok kaynak var. Kocaman bir bina gerekiyor.

İnsan okudukça zevkten zevke geçiyor, içi dışı nurlanıyor, hayatının yönü belli oluyor. Hangi yolda gidecekse... Sahradaki nereye gideceğini bilemeyen bir insan gibi olmuyor. "Şu istikamette gideceğim." diyor, yönü belli. "Rap, rap, rap!" sağlam adımlarla sırât-ı müstakîmden dümdüz, sapmadan cennete doğru gidiyor.

Fedakârlık yapmak gerekirse fedakârlık yapıyor. Para vermesi gerekiyorsa Allah rızası için veriyor. Uykusuz kalması gerekiyorsa uykusuz kalıyor. Terlemek gerekiyorsa terliyor. Özveri, fedakârlık, masraf, zahmet... Zahmetten rahmet oluyor. Zahmet ama zahmetlerden rahmet çıkıyor. Emeklerden mahsul oluyor. Çiftçi emek sarf ediyor sonra mahsul, meyve oluyor. Ondan herkes yiyor, içiyor. Allah, ekip biçip de bizim önümüze koyanlardan razı olsun. Şimdi herkesin bir işi gücü var. O çiftçi kardeşlerimiz bütün sene uğraşıyor. Ziraatle uğraşan kardeşlerimiz toprağı ekiyor, ekmeden önce ekime hazırlıyor, ektikten sonra bakımını yapıyor, olgunlaştıktan sonra hasadını yapıyor, ilaçlamalar vs... Biz de yiyoruz.

Herkesin topluma borcu var. Ne gibi hizmetler yapabileceğini düşünüp onu yapmalı. Ben kardeşiniz de "hadîs-i şerîfleri anlatayım, Allah'ın kelâmını, Kur'an'ını anlatayım" diyorum.

Dünyayı gezdikçe, başka toplumları gördükçe, başka dinleri, inançları, o inançlara bağlı insanların yaşam tarzlarını, davranışlarını yakından görüp inceledikçe, her gezdiğim yerde gördüğüm manzaradan mukayese yapıyorum; "Ah, İslâm ne kadar güzel!" diyorum. "Çok şükür yâ Rabbi! Elhamdülillah müslümanız. Elhamdülillah beni müslüman eylemişsin yâ Rabbi! Bu nimetten uzak olsaydım, ne olurdu halim!" diyorum.

Avrupalılar Avustralya'ya gelmeden önce, buranın yerli ahalisine "Aborijin" diyorlar. Televizyonda onlarla ilgili bir program vardı. Ne zaman çekmişlerse, yakın zamanda da çekilmiş olabilir. Baktım, tamamen anadan doğma üryan geziyorlar, avlanıyorlar. Avlanmaları, halleri; dünyadaki en ilkel toplumlar filan deniliyor. Sonra bakıyoruz okumuşlara, okumuşların huylarına, özel yaşantılarına, cinsel yaşantılarına vesaire...

En güzel yol İslâm, hak yol İslâm!

Bu nasıl öğrenilecek?

"Efendim işte kitapları okuyalım, şuradan başlayalım, buradan başlayalım..."

Kur'an'dan başlamak lazım! Kur'ân-ı Kerîm'i öğrenmek ve öğretmek lazım! Aman bak, bu Allah'ın kelâmıdır! Ciddiye al, iyi oku, iyi belle! "Bunu geçersen maaşın artacak, zam olacak; şöyle yaparsan diploma alacaksın!" diye değil; "Bunu doğru öğrenirsen Allah'ın rızasını kazanacaksın, Allah'ın sevgili kulu olacaksın. İmtihanı kazanacaksın, âhiretin dünyan kurtulacak." diye bunu iyice öğrenmek lazım!

"Allah'ın kitabını okuyup müzakere etmek üzere insanlardan bir topluluk, bir mescitte böyle yapar vaziyete bir araya gelirlerse..."

Ne olur?

İllâ nezelet aleyhimü's-sekînetü. "Onların üzerine Allah'ın sekînesi iner."

"Sekîne nedir?" diye sorulursa; sekîne, Kur'ân-ı Kerîm'de Fetih sûresinde ve Bakara sûresinde geçiyor:

Fîhî sekînetün min rabbiküm.

Benî İsrâil'e Allah'ın böyle bir sekîne indirdiği bildiriliyor. Fetih sûresinde:

Fe-enzelallâhu sekînetehû alâ Resûlihî ve ale'l-mü'minîne.

"Allah sekînesini Resûlü'nün ve mü'minlerin üstüne indirdi." diye bildiriliyor.

Sekîne; sükûn, huzur, rahatlık, kalp rahatlığı gibi bir mânaya da gelebilir ama ondan daha öte bir başka mânevî ikram, bir mânevî varlık olduğu da bu âyet-i kerîmelerden seziliyor. Hatta Hz. Ali Efendimiz'den rivayet edildiğine göre, "sûreti şöyle olan bir melektir" diye tarif edilmiş.

Sekînenin indiği insanlar çok büyük bir lütfa mazhar olmuş oluyor. Sekîne, Allah'ın böyle sevgili kullarına indirdiği, yol gösterici, huzur ve gönül rahatlığı verici ve onları irşat edici, onlara zafer sağlayıcı, yol gösterici bir mânevî ikram...

"Allah sekînesini onların üzerine indirir."

Ve gaşiyethümü'r-rahmetü. "Rahmet onları gaşyeder yani üzerlerini kaplar."

Biz şimdi Türkçe'de rahmeti, yağmur mânasına da kullanıyoruz. Çünkü yağmurla yeryüzündeki otlar yaşıyor, insanlar su sahibi oluyorlar. Allah'ın rahmetinin bir tecellisi olduğundan yağmura rahmet demişiz.

Rahmet ne demek?

Allah'ın rahmeti iner. Lütfu, ikramı iner. Allah bir insana rahmetti mi, rahmet eyledi mi, o ihyâ olur, lütuflara gark olur, mazhar olur.

Kur'an'ı okuyup da müzakere eden insanlara sekîne denilen  o ilâhi lütuf gelir, rahmet-i ilâhî onların çepeçevre üzerlerini örter. Rahmet-i Rahmân'a hâl-i hayatlarında, Kur'an okuduklarından ererler.

Çok büyük bir şey!

Ve haffethümü'l-melâiketü. "Allah'ın görülmez nûrânî varlıkları olan melekler de Haffet, huffu çevrelemek demek. etrafını çepeçevre bir kalabalık halde kuşatırlar."

Bu kuşatma, onları sevdiklerinden, korumak için onların seyranının güzel olmasından dolayıdır. Melekler geldi mi, etrafı melekle kaplandı mı ne kadar güzel olur. Böyle melek dolu mânevî bir meclis düşünün ne kadar güzel olur. Melekler bir de Allah'ın mü'min kullarına, Allah'ın iyilikler yapan kullarına dualar ederler. O da mânevî bir hâlettir.

Ellezîne yahmilûne'l-arşa ve men havlehû yüsebbihûne bi-hamdi rabbihim ve yü'minûne bihî ve yestağfirûne lillezîne âmenû.

"Allah'ın Arş-ı Rahmân'ını taşıyan melekleri, mü'minlere nasıl dualar ettikleri bildiriliyor. Meleklerin duası vardır ve kıymetlidir. Allah o mübarek varlıkların dualarını kabul eder. Çok büyük faydası olur. O toplantının yapıldığı mekân meleklerle çepeçevre muhafaza altına alınmış, bir nûrânî mübarek meclis olur.

Ve zekerahümüllâhu fî men indehû. "Allah da onları kendi ind-i ilâhîsinde, huzûr-ı izzetinde bulunanlara yâd eder, anar, zikreder."

Ne demek?

Allah'ın çevresinde, huzûr-ı ilahîsinde olanlar nedir?

Allah'ın yakın melekleridir. Meleklerin en yüksek, mübarek, rütbesi en âlâ olanlarıdır. O melâikesine kerrûbiyyûn deniliyor, çok büyük melekler; Cebrail, İsrafil ve diğer melekler var. Huzûr-ı ilâhîsinde mübarek, hamele-i arş olan melekler var. Allah o meleklere zikreder.

Allah'ın zikri, övmesi sadece bir sözden ibaret olmaz. O kimse çok büyük lütuflara mazhar olur. Burada şu mâna var. Yeryüzünde insanları yaratacağını Allahu Teâlâ hazretleri meleklerine bildirince, onlar da;

"Yeryüzünde fesat çıkartan, birbirlerinin kanlarını döken şu varlıkları, şu insan cinsini mi yaratacaksın yâ Rabbi?" demişlerdi. Allahu Teâlâ hazretleri;

"Ey meleklerim! Bakın, benim ne kadar güzel, ne kadar sevgili, ne kadar hoş halli kullarım var, görün! Bakın, bunlar nasıl benim kitabımı okumakla, öğrenmekle ilgileniyorlar. Nasıl hayırlı işler yapıyorlar!" diye onlara medihte bulunur.

Onun için Allahu Teâlâ hazretlerinin kitabını okumak ve öğrenmek, mescitte olursa olur.

"Hocam mescitte olmuyor."

Neden?

"Talimat var, emir var. Müezzin müftüye bağlı, mütfü Diyanet'e bağlı. Diyanet, şu saatte kapanacak, şu saatte açılacak, şu olacak, bu olacak demiş öyle oluyor. Veya demese bile müezzin de bir insan, onun da çoluk çocuğunun yanına gitmesi gerekiyor. Caminin her zaman açık olması olmuyor. Namazdan sonra cami kapanıyor."

Biz orada okuduğumuz zaman, müezzin de belki, "Bunlar ne yapacak? Olmadık bir şey yapar da ben de sorumluluk altına girer miyim?" diye çekinebilir.

Allah selamet versin, Teknik Üniversite'de, yüksek matematik kürsüsünde bir profesör ağabey dostumuz vardı. Kendisi anlattı bana. O mübarek yüksek matematikçi, uluslararası şöhreti olan bir kimse. O haliyle -teknik üniversite profesörü iken- aksakalıyla emekli olduktan sonra şehir kasaba dolaşıp camilerde Allah'ın dininin hak din olduğunu anlatmaya yönelik faaliyetler yapıyormuş.

Neden yapıyor?

Emeklisin. Git Bodrum'da, Marmaris'te otur, rahatına bak. "Ben bu kadar talebe yetiştirdim. Bu kadar doktora yaptırdım. Şu unvanı kazandım. Saçım sakalım ağardı. Şimdi keyfime bakayım." diyebilir. Hayır, öyle yapmıyor; Allahu Teâlâ hazretlerinin rızasını kazanmak için "İslâm'ı öğreteyim. İnsanları doğru yola çekeyim. Onların yaptıklarından daha sevap kazanayım!" diye çırpınıyor.

Bir kasabaya gitmişler. Kim olduğunu söylemiyor. Alnında Teknik Üniversite yüksek matematik kürsüsü emekli profesörlerinden diye kocaman bir yazı da yok. Camide, namazdan sonra nezaketle ilgililere, imama, müezzine demiş ki;

"Müsaade ederseniz, cemaate birkaç söz söylemek istiyorum!" Onlar da demişler ki;

"Müftüye sorman lazımdı, sormadan böyle şey olmaz!"

Çok mahzun olmuş. İyi niyetli, bir şeyler anlatacak... Koca profesör... Halk da onun sözlerinden muhakkak istifade eder. Mahzun, üzgün bir şekilde dışarı çıkmış. O civarda bir göçebe kafilesi, arabalarıyla, atlarıyla göçebe yaşayan bazı insanlar varmış. Onların başkanı –lideri- de camideymiş, namazlı bir kimseymiş demek ki. Kim olduğunu da bilmiyor ama, "Üzülme ağabey. Gel bizim obada konuş!" demiş. Bu muhterem profesör o göçebe obasına gitmiş orada tatlı tatlı anlatmış. Dili çok tatlı, bilgisi çok geniş, görgüsü çok fazla... Öyle bir insan el üstünde tutulur, baş tâcı edilir. "Rica ederim hocam, buyurun söz sizin!" denilir. Çok güzel konuşmalar yapmış. Obadaki insanlar ağlaşmışlar.

Kalaycılık mı yapıyorlardı, sepet mi örüyorlardı, ne iş yapıyorlarsa, geçimlerini öyle sağlamaya çalışan garibanlar yani... Ağlaşmışlar, gözyaşları dökmüşler, duygulanmışlar, imanları cûşa gelmiş. Ondan sonra demişler:

"Her zaman gel ağabey. Buyurun, bekleriz!"

Bunları neden yapıyor?

Sorumluluk duygusundan yapıyor. Bir şeyler anlatayım da ihtiyarlık halimde biraz daha sevap kazanayım diye yapıyor. Devir İslâm'ı anlatma devri... Hem de insanın rütbesi, makamı ne kadar yüksekse, unvanı ne kadar çoksa öyle bir insanın İslâm'ı anması, söylemesi daha etkili oluyor. Çünkü bir kuşku var.

"Bu hoca, bu müezzin veya bu şahıs, acaba doğru mu söylüyor? Sahih mi söylediği? Kur'an'da, hadiste var mı?" filan...

Herkes bilgili insandan tam ve güvenilir bir söz dinlemek istiyor; birden itimat edemiyor. Tanısa belki itimat edecek. Onun için ne kadar yüksek insan olursa, ne kadar yüksek makam olursa, o kadar etkili oluyor.

"Rica ederim, bu eski bakanlardan birisidir. Falanca yerin kaçıncı devre milletvekiliydi. Şuradan, buradan mezun. Çok muhterem bir zâttır..."

"Haa, öyle mi! O zaman tamam." diye millet sözünün kıymetini bilir. Söyleyenin kıymetini anlayınca, sözün kıymetini bilir.

Şimdi, herkesin İslâm'ı dili döndüğünce anlatması devri. Doktor var, İslâm'ı çok güzel biliyor, tıp doktoru, tabip... O, kendi sahasında güzel konuşmalar yapabilir. Fizik profesörü, matematik profesörü, kimya profesörü; kendi sahasında anlatabilir. Coğrafya, tarih, daha başka çeşitli ilimler... En çağdaş, en yeni ilimlere sahip insanlar, "Âcizâne ben falanca üniversitede profesörüm. İşte şu şöyledir, bu böyledir." deyince ahali de bilir ki İslâm ilme, akla, mantığa, çağa çok uygun, çok güzel bir din... Çok tesiri ve faydası olur.

Onun için bu gibi unvanlı, bilgili, görgülü kimselerin eline kalemi alıp yazması, fırsat olan yerlerde de Cenâb-ı Hakk'ın emrini, Kur'an'ını okuması, anlatması; dinin, İslâm'ın güzelliğini ahaliye tanıtmaya çalışması lazım!

Çok yaygın bir ilgisizlik, bir dünyaya meyil, maddecilik, imanla ilgilenmemek, zevke ve keyfe dalmak hali belirdiği için toplumlarda, dünyada radyoyla, televizyonla, müstehcen neşriyatla da körüklenen bir şey... Onun için bu devirde çalışmanın çok büyük önemi var. Herkes yakınlarına, çevresine, halka halka genişleyerek anlatmalı.

Evinde de anlatabilir. Cami kapalı olsa evinde anlatır. Hatta yapacağı ziyareti o maksatla yapar, "Falanca yere gideyim, falanca arkadaşla filanca filanca da gelsin, orada toplanalım! Bir aile, bir gece sohbeti ama ben şu hadisleri okuyayım, şu âyetleri okuyayım; onun üzerinde konuşalım. Önce biraz hazırlık yapayım." filan demeli. Muktedir olanlar, eli kalem tutanlar, bu işi başaranlar da bunu yazmalı.

İşte dergilerimiz, işte gazetelerimiz, işte radyomuz...Çeşitli imkanlarıda çoğaltmaya çalışmalı. İnşallah radyomuz gelişecek, büyüyecek, etkinleşecek, güzel, tatlı, asil, sevaplı hizmetler olacak.

Allahu Teâlâ hazretleri bizi dîn-i mübîn-i İslâm'a çok güzel hizmetler yapmaya muvaffak eylesin.

Fatih Sultan Mehmed'in 22 yaşında yaptıklarına bakın. Biz kaç 22 yıl yaşadık. Allah bize de tevfîkini refîk eylesin. Hayırları işlemeye bizleri muvaffak eylesin. Yolunda daim eylesin, İslâm'a hâdim eylesin. İslâm'ı aziz eylesin. Müslümanları aziz eylesin. Zulümden, gadirden, hainlerden, zalimlerden; kâfirlerin, insafsızların, gaddarların, hunharların şerrinden korusun.

İki cihanda aziz eylesin.

Cümlemizi cennetiyle, cemâliyle müşerref eylesin!

Aziz ve sevgili izleyiciler ve dinleyiciler.

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
13.10.2000 - Allah İçin Sevmek, Kızmak, Pazarda Tesbihin Sevabı, Kış Müminin Baharıdır
26.12.202531 dk 25 sn
08.12.2000 - Ramazan, Sıcak Günlerde Oruç, Tevhidi Yaymak
14.03.202531 dk 1 sn
12.12.1997 - Şabanın Ortası, Peygamber Efendimizin Sıfatları, Cehennem
30.01.202630 dk 47 sn
05.09.1997 - Yardımlaşmak, Tasavvufun Çeşitli Yolları
17.01.202532 dk 56 sn
31.12.1999 - Ramazan, İlmin Önemi, Takva, Mümin Kardeşini Sevindirmek
24.11.202343 dk 20 sn
29.12.1995 - Rasulullahın Rüyası, Seher Vakti, Teheccüd, Hz. Ebubekir, Rüya Tabiri, Hz. Aişenin Rüyası
24.11.202328 dk 49 sn
29.09.1995 - Dört Çeşit Göz Hakkında Bilgiler
02.10.202628 dk 39 sn
28.10.1994 - Nefsini Küçültmek, Mütevazı Olmak, Malını Hayra Vermek, Sözünü Tutmak, Müslümanın Özellikleri
14.11.202530 dk
27.07.1996 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Soyu, Peygamber Özellikleri Ve Ona Tabi Olmak
14.09.202447 dk 8 sn
26.05.1995 - Hicri Yıl Geliyor, Muharrem Oruçları, Aşurede Olan Olaylar, Yılı Oruçla Kapatıp Oruçla Açmak
12.06.202621 dk 56 sn
25.09.1998 - İlimle Meşgul Olmak, Dini Ögrenmek, Fakih Olmak
24.11.202325 dk 49 sn
24.10.1997 - Meleklerin Dua Ettiği Üç Zümre, Alim, Cömert, Zalim, Aşikare, Günahkar, Bidatçi
24.11.202318 dk 28 sn
23.08.1996 - İçkinin Kötülüğü, İlim Öğrenmek, Genç Yaşta Kuran Öğrenmek, Hadis Öğrenmek
24.11.202342 dk 36 sn
22.11.1996 - Miraçtan Önce, Helal Kazanç, Ailenin İhtiyaçlarını Görmek
24.11.202342 dk 7 sn
22.07.1994 - Cemaat Sevabı, Nefsi Yenmek, Tasavvuf, Allah'ın Emirlerine Uymak, Nefs Terbiyesi, Kulluk
24.11.202328 dk 53 sn
20.02.1998 - Ramazan Sonrası Dikkat Edilecek Hususlar
11.04.202524 dk 43 sn
19.01.2001 - Dua Edenin Eli Boş Kalmaz, Allah Verdiği Nimeti Görmek İster, Peygamber Efendimizin Merhameti
24.11.202331 dk 41 sn
18.12.1998 - Şabanın Son Günleri, Oruç İle İlgili Hadisler, Ramazan Geliyor
24.11.202329 dk 23 sn
15.02.1996 - Kadir Gecesi
24.11.202328 dk 10 sn
10.04.1998 - Kurban Bayramı 4. Gün, Mekkeden Ayrılmadan Veda Tavafı, Haccın Muhteşemliği
24.11.202333 dk 15 sn
10.02.1995 - İlk On Gün, Ramazan
24.11.202342 dk 9 sn
09.08.1996 - Doğanın Korunmasına Verilen Önem, Ateş, Peygamberimizin Fakihliği, Salatu Selam Getirmek, Selamın Önemi
24.11.202334 dk 39 sn
09.05.1997 - 1 Muharrem 1418, Hicri Yılbaşı, Hicri Yıl İlk Günü
16.06.202630 dk 24 sn
08.01.1999 - Kadir Gecesinin Önemi
13.03.202630 dk 13 sn
07.04.2000 - Hicri yıl
24.11.202334 dk 45 sn
04.04.1997 - Zilhicce ve Hac Yaklaşıyor, Evi İbadetle Şenlendirmek, Ecdadın Mirasına Ve Kültürümüze Sahip Çıkmak, Küçük Yaşta Eğitim
08.05.202627 dk 26 sn
03.04.1998 - Hac Günleri, Zilhiccenin İlk Günü, Arife, Hicret, Günahlardan Uzak Durmak, Kurban Bayram öncesi
24.11.202335 dk 47 sn
18.02.2000 - Kuranın Önemi, Kuran Öğrenmenin Önemi
02.08.202431 dk
27.12.1996 - Şaban Ayı, Oruç ve Allahın Rızasını Gözetmek
07.02.202523 dk 26 sn
13.02.1998 - İnanç Özgürlüğü, Tercihler, Ümmetten Bozulmayacak Olanlar, İçkinin İçilmesi ve Sunulması, Allah
10.02.202320 dk 21 sn
21.07.1995 - Sabır ve Şükür, Kurana İtaat Mükafatları, Cennete Dört Vesile
13.09.202225 dk 30 sn
24.11.2000 - Orucun Faziletleri ve İncelikleri
06.02.202624 dk 35 sn
13.12.1996 - Şaban Ayı, Sünnet Yolu, Dünyayı Terketmek, Ramazana Hazırlık, Salavat
31.01.202535 dk 31 sn
13.08.1999 - Gazilerin Önemi, Müslümanın Güçlü Olması,Tefekkür
01.02.202244 dk 27 sn
10.09.1999 - Allah Yolunda Yürümek, İlimsiz Fetva Vermek
01.02.202251 dk 8 sn
09.07.1999 - Kurtuluş İslamda, Peygamber Efendimizin Şefaati, Salih İnsanların Azalması, İlim
01.02.202251 dk 17 sn
08.10.1999 - Medinenin Önemi,Tarihi, Sadaka, Tevhidin Önemi
01.02.202253 dk 50 sn
07.05.1999 - Oruç, Namaz, Gusül, İlmihal Bilgisi
01.02.202233 dk 27 sn
09.12.1994 - Recep, Şaban ve Ramazanın Önemi, Tevbede Acele Etmek, İnancın Doğru Olması
03.01.202530 dk 19 sn
27.01.1995 - Dünyanın Faniliği, Kabir Hayatı, Asi Olmamak, İbadet ve Taat Etmek, Şükredici Olmak
09.10.202633 dk 23 sn
19.12.1996 - Şaban Ayındayız, Allahın Lütfuna, Kaderine, Rızka Rıza
23.01.202621 dk 23 sn
28.11.1997 - İmanı Korumak, Müslümanın Hali, Recep Ayının Son Günleri
16.01.202635 dk 29 sn
06.12.1996 - Tevbe Etmek, Gönlü Allah ile Olmak, Ramazana Hazırlık
05.03.202133 dk 49 sn
24.11.1995 - Recep Ayına Girerken Dua, Recebin ve Üç Ayların İçerisindeki Kandil Geceleri
12.01.202421 dk 21 sn
07.10.1994 - Müminlerin Güzel Özellikleri, Emin Olmak, Ahir Zaman
31.10.202529 dk 10 sn
22.05.1998 - Dilin Önemi, Haktan Yana Olmak, Uzun Ömürlü Müminin Değeri
25.12.202031 dk 33 sn
17.02.1999 - Müslümanlara Yardım, Dua
18.12.202037 dk 41 sn
20.10.2000 - Dünya ve Ahiret İçin Çalışmak, Hastanın Duası
20.11.202013 dk 6 sn
01.12.2000 - Ramazanda Verilen Beş Şey, Orucun Faziletleri
31.03.202330 dk 14 sn
01.03.1996 - Ramazan Sonrası Şevval
04.04.202536 dk 9 sn
31.12.1997 - Ramazanın İlk Günleri
08.05.202036 dk 8 sn
26.12.1997 - Ramazan Öncesi Yapılması Gerekenler
01.04.202235 dk 10 sn
24.12.1998 - Oruçlunun Duası
08.05.202030 dk 31 sn
24.02.1995 - Ramazandan Sonra Halimizi Muhafaza Etmek
08.05.202027 dk 42 sn
24.01.1997 - Allah Rızası, Ramazandan Sonraki Halimiz, Ayet el-Kürsi, Keramet
08.05.202038 dk 42 sn
22.12.2000 - İlmin Önemi, Kadir Gecesi Temennileri
08.05.202043 dk 54 sn
22.01.1999 - Ramazandan Sonra, Şevval Orucu, Kurban Arifesi, Nafile Oruçlar
03.04.202644 dk
21.02.1997 - İnsanların Hayırlısı, Ramazanda Zekat, Ayet-el Kürsi
12.09.202540 dk 15 sn
20.02.1998 - Ramazan Sonrası Dikkat Edilecek Şeyler
28.04.202328 dk 12 sn
17.03.1994 - Ramazan Bayramı Sonrası, Zikir, Şükür, Eş Seçiminin Önemi, Arkadaş
27.03.202625 dk 4 sn
16.01.1998 - Ramazanda İtikafa Girmenin Sevabı
06.03.202625 dk 28 sn
11.02.1994 - Ramazanın Fazileti
21.02.202525 dk 17 sn
10.12.1999 - Ramazan, Orucun Mükafatı, Orucun Sevabını Götürecek Olanlar
08.05.202035 dk 59 sn
10.01.1997 - Ramazanın İlk Günü, Ramazanda Sevaplar, Tavsiyeler
08.05.202029 dk 58 sn
09.02.1996 - Ramazanda Mukabele, Zekat
08.05.202026 dk 19 sn
09.01.1998 - Ramazan Gufran Ayıdır, Kuran Ayıdır
08.05.202033 dk 24 sn
03.01.1997 - Ramazan Ayetleri
13.02.202627 dk 17 sn
02.02.1996 - Ramazanın İlk Haftası
08.05.202027 dk 53 sn
02.01.1998 - Ramazanın Faziletleri, Teravih, Kadir Gecesi
22.03.202433 dk 17 sn
12.03.1999 - İtikafın Sevabı, Allahı Zikretmek, Çocuklar Arasında Adalet, Miras, Koca ve Anne Hakkı
22.04.202233 dk 3 sn
31.01.1997 - Aşrul Evahir, Ramazanın Son On Günü, Kadir Gecesini Değerlendirmek
03.12.201935 dk 24 sn
03.02.1995 - Ramazanın İlk Haftası, Ramazanı Değerlendirmek
20.02.202624 dk 6 sn
07.02.1997 - Ramazanın Son Cuması ve Bayram, Niyetin Önemi, Allah Yolunda Para Harcamak
28.03.202535 dk 46 sn
07.01.2000 - Ramazanın Son Günleri, Veda
02.12.201924 dk 43 sn
06.02.1998 - Kulun Vazifesi, Kuranın Anlaşılması, Ramazandaki İyi Halin Devam Etmesi
02.12.201945 dk 8 sn
13.11.1998 - Miraç Kandili
02.12.201931 dk 52 sn
14.11.1997 - Mehmed Zahid Kotku, Gerçek Akıllı İnsan, Nefsi Terbiye Etmek, Evliyaların Anılması
03.09.202130 dk 45 sn
06.12.1996 - Şaban, Miraç Kandili Öncesi, Ramazana Hazırlık
09.01.202634 dk 12 sn
05.07.1998 - Mevlid Kandili Sohbeti
02.12.201943 dk 52 sn
05.01.1996 - Berat Kandili, Günahları Affedilmeyecek Kişiler, Berat Gecesinde Yapılması Gerekenler
23.02.202428 dk 39 sn
26.07.1996 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimiz
02.12.201957 dk 46 sn
19.01.1996 - Berat Kandili, Ramazana Yaklaşırken Dikkat Edilecekler
25.03.202133 dk 57 sn
15.12.2000 - Kadir Gecesi, Şehitler, Sıddıklar, Tervaih
02.12.201931 dk 6 sn
15.10.1999 - Dua, Salavat, Doğru Söz Söylemek, Sıla-i Rahim
02.12.201932 dk 5 sn
15.01.1999 - Kadir Gecesi Geçti, Ramazanda Zekat ve Fitre Vermek
02.12.201927 dk 5 sn
02.06.1995 - Hicri Yıl ve Aşure Günü Orucu, Hicri Yıl Girdi
19.06.202632 dk 52 sn
01.05.1998 - Hicri Yılbaşı, Oruç Tutmak, Müslümanlara Düşen Toplumsal Görevler
06.08.202127 dk 29 sn
26.05.1995 - Hicri Yıl Geliyor, Aşurede Olan Olaylar, Hicri Yılda Oruç Tutmak
14.07.202325 dk 40 sn
17.05.1996 - Yarın Hicri Yıl, Hilali Gözlemlemek, Müslümanlara Düşen Vazifeler
29.07.202234 dk 36 sn
16.05.1997 - Muharrem, Aşure Günün Önemi, Orucunun Fazileti, Muharremde Neler Yapılmalı
04.07.202528 dk 9 sn
14.04.2000 - Aşure Gününde Oruç, Alışveriş Yapmak
28.08.202025 dk 54 sn
04.04.1997 - Hac Yaklaşıyor, Kültürümüze Sahip Çıkmak, İyi Niyet
16.06.202328 dk 37 sn
03.06.1994 - Hac Sonrası, İnanç, İmanın Özelliği
23.07.202122 dk 4 sn
02.04.1999 - Hacdan Dönüşler, Lebbeyk Demek, İlim Öğrenmek, Eşe ve Çocuğa İkram Sadakadır
13.06.202530 dk 25 sn
27.05.1994 - Haccın Önemi, Alimin Abide Üstünlüğü, Cumanın Faziletleri
02.12.201920 dk 25 sn
26.04.1996 - Hac Hadisleri, Zekat, Hacıların Duası, Arefe Orucu
22.05.202633 dk 39 sn
26.03.1999 - Zilhiccenin 10 Günü, Arefe ve Aşure Orucu, Bayram Günü
07.06.202420 dk 31 sn
25.04.1997 - Haccın Muhteşemliği, Hacdan Sonra, Şehit Mertebeleri
02.12.201936 dk 39 sn
19.03.1999 - Zilhiccenin 10 Günü
15.05.202622 dk 50 sn
18.07.1997 - Hac, Müslümanlar, Tefekkür
02.12.201946 dk 7 sn
17.04.1998 - Haccın Önemi, Ziyaret Edilecek Mescitler, Toplumsal Durumlar
31.05.202429 dk 54 sn
17.03.2000 - Kurban Bayramı, Bayram Gecelerinin İhyası
02.12.201930 dk 1 sn
13.03.1998 - Kurban ve Arife Orucu, Cemaatle Namaz, Nafile Oruçlar
30.05.202533 dk 55 sn
12.04.1996 - Hacda Sabırlı Olmak, İyi Niyetin Kıymeti
02.12.201932 dk 5 sn
12.02.1999 - Oruç Tutmak, Her Sene Hacca Gitmek
02.12.201946 dk 39 sn
11.04.1997 - Mescid-i Haram Ziyareti, Seher Vakti İbadet
16.07.202136 dk 35 sn
29.05.1998 - İstanbul
02.12.201941 dk 53 sn
11.06.1999 - İstanbul'un Fethinden Sonra, Romanın Fethi, Subanallah Demek, Deccal
02.12.201945 dk 45 sn
17.01.1997 - Evliyaların Önemi
02.12.201936 dk 47 sn
30.01.1998 - Ramazan Bayramı, Ramazandan Sonra İbadetlere Devam Etmek
20.03.202632 dk 59 sn
29.12.2000 - Ramazan Bayramı, Ramazan Sonrası Durum, Alimlerin Önemi
12.04.202439 dk
23.02.1996 - Ramazan Bayramının Son Günü
02.12.201937 dk 56 sn
18.04.1997 - Kurban Bayramı, Salatu Selam, Ziyaret Etmek, Sadaka Vermek
29.05.202629 dk 26 sn
26.01.2001 - Kabir, Kıyamet Alametleri, Müslümanca Yaşamak
02.12.201936 dk 41 sn
19.01.2001 - Allahın Sevdiği Haller, Hakla İyi Geçinmek
05.05.202332 dk 49 sn
05.01.2001 - Gerçek İman ve Tezahürleri, İman ve Namaz , Allah Sevgisi
29.11.202436 dk 49 sn
02.02.2001 - Ahiretin Hayrı, Dünyanın Geçiciliği, Peygamber Efendimiz
07.08.202642 dk 43 sn
30.06.2000 - Sabır ve Takva, Allah
02.12.201926 dk 6 sn
28.07.2000 - Allah'ın Sevdiği ve Kızdığı İşler,Tevbekâr Genç Günahkar Yaşlı,Cuma Gününde Yapılacaklar
02.12.201930 dk 54 sn
28.04.2000 - Hasta Ziyareti, Belalara Sabır, Rıza, Müslümana Yardım
02.12.201937 dk 42 sn
28.01.2000 - Gaziye Yardım Etmek, Mescid Yapmak, Müslümana Yardım Etmek
02.12.201927 dk 50 sn
27.10.2000 - Kardeşini Kendisine Tercih Etmek, Haksız Kazanç, Ölümden İbret Alın
02.12.201930 dk 43 sn
26.05.2000 - İlim ve Alimin Önemi, Alimin Vefatı
02.12.201936 dk 29 sn
25.08.2000 - Fitne Zamanında Güzel Kulluk, Sünnete Sarılmanın Karşılığı
09.05.202529 dk 18 sn
25.02.2000 - Allah Bir Kavmin Hayrını İsterse Alimleri Çogaltır, İyi ve Kötü Kavimler, Misafirin Önemi
02.12.201922 dk 31 sn
21.07.2000 - Salih Amellere Koşmak, Gece Karanlığı Gibi Fitneler Olması
02.12.201925 dk 39 sn
21.04.2000 - Nefse Uymak, Allah Rızası İçin Öfkelenmek, Allah Rızası İçin Yaşamak
02.12.201943 dk 7 sn
21.01.2000 - Gaziye Yardımcı Olmak, Şehide Mükafat
02.12.201930 dk 33 sn
20.07.2000 - Fitne Zamanı Hayırlı Amellere Sarılmak, Toplum Ahlakı, Sadaka, Zekat, Buğz Etmek
02.12.201928 dk 58 sn
19.05.2000 - Peygamber Efendimizin Saçını Ağartan Sûreler, Şehidler
02.12.201924 dk 55 sn
18.08.2000 - İyiliği Hor Görmemek, İmanın Tadı, Munakasa, Cennet, Cehennem
02.12.201918 dk 9 sn
17.11.2000 - Allahı Zikretmek, Ölümü Düşünmek
17.11.202335 dk 33 sn
14.07.2000 - Anne Babasının İhtiyacını Görmek, Allah İçin Sevmek, Zahidin Özellikleri
02.12.201940 dk 58 sn
14.01.2000 - Deccal, Kehf Sûresi, Hz.İsâ
02.12.201932 dk 45 sn
12.05.2000 - Emanet, Doğruluk, Komşu, Sadaka, Vakıf, Lanetleme, İçki
02.12.201927 dk 2 sn
11.08.2000 - İnsanı Cennete Götüren Ameller, Selam, Gece Namazı, İyi Geçim, Sıla-i Rahim, İlim Öğrenmek, Takva
02.12.201945 dk 51 sn
11.02.2000 - Bela, Hasta Ziyareti, Musibete Uğrayan Kimse, Müslümanın Yardımına Koşmak
02.12.201927 dk 46 sn
10.11.2000 - Cömertlik, Allah Rızası İçin Şehit Olmak
02.12.201934 dk 53 sn
09.06.2000 - Peygamber Efendimizin Soyu, Asaleti, Son Peygamberliği, Makam-ı Mahmud
13.09.202443 dk 7 sn
07.07.2000 - Aktarırken Yalnış Aktarmak, Allahın Gazabı
02.12.201925 dk 32 sn
07.04.2000 - Kalplerin Pası, Veli Kullar, Riya, Pazartesi ve Perşembenin Fazileti
02.12.201929 dk 33 sn
06.10.2000 - Dinini Öğrenmek, Ahir Zamanda Belâların Gelmesi, Dinden Çıkan Alim
02.12.201933 dk 38 sn
04.08.2000 - Zenginlerin Hali, Fakirin Hakkı, Kötü Alimler
02.12.201928 dk 26 sn
04.02.2000 - Hakkı Söylemek, Alimlerin Susması, Mümine Belaların Gelmesi
02.12.201925 dk 39 sn
03.11.2000 - Kimseye Yük Olmamak, Zikrin Kıymetli Olduğu Zamanlar, Kuran-ı Kerim
22.11.202429 dk 24 sn
03.03.2000 - Salavat, Müminler, Cennet, Yahudiler
02.12.201929 dk 6 sn
02.06.2000 - Tefekkür, Amel Niyet ve Sünnete Uygunluk
02.12.201936 dk 21 sn
01.09.2000 - Günahkar Uyarma, Yöneticilerin Veballeri, Ölümden Sonra Pişmanlık
02.12.201927 dk 34 sn
01.10.1999 - Namaz Vaktinde Nida Eden Melek, Sabır Göstermek
02.12.201941 dk 18 sn
30.04.1999 - Müslümanın Temiz Olması, Melekler, Hocaya ve Öğrenciye Saygı
02.12.201939 dk 22 sn
29.10.1999 - Peygamber Efendimizi Görmek İstemek, Allah Sevgisi ve Merhamet, İslamı Yaymak, Sadaka ve Dua, Cennet Ehli
02.12.201924 dk 39 sn
29.01.1999 - Allahın Rızasını Gözetmek, Müslüman Akıllı Olmalı, İslama Hizmet
08.12.202337 dk 57 sn
28.05.1999 - İslamın Küfre Galip Gelmesi, Zaferler, İslamın Yayılması Yeni Fetihler
02.12.201930 dk 16 sn
26.11.1999 - Büyük Konuşmak, İnşallah Demek, Edep, Yasin Suresi
07.07.202340 dk 39 sn
26.02.1999 - Allahın Sevdiği Davranışlar, Namazı Kabul Olanlar, Kulluğu Güzel Yapmak
02.12.201955 dk 31 sn
25.06.1999 - Bidatçiye Hürmet, İdarecilerin Vasıfları, Merhamet Etmek
02.12.201931 dk 43 sn
24.09.1999 - Mazlumun Duası, Günahlar, Kötü Arkadaş
02.12.201937 dk 8 sn
23.07.1999 - Mağfiret İstemek, Tevbe, İman Kıymeti, Allah
02.12.201934 dk 34 sn
23.04.1999 - Kurana Bağlılık, Sadaka, Yardımlaşma, Anne Babayı Hoşnut Etmek, Birlik ve Beraberlik
30.08.202434 dk 44 sn
22.10.1999 - Ölüm Sonrası
02.12.201940 dk
20.08.1999 - Zikirin Faydaları, Tatil,Kuran Kursu, Fakih Olmak
02.12.201934 dk 14 sn
19.11.1999 - Kabir Ehline Yapılacaklar, Ahde Vefa, Haramdan Sadaka Vermek, Tevbe Etmek
25.07.202529 dk 41 sn
18.06.1999 - Şehit Olmak, Ayetel Kürsi ve İhlas Suresinin Faziletleri
02.12.201935 dk 14 sn
17.09.1999 - Adaletli Hükmetmek, Amel-i Salihada Acele Etmek, Deccal
02.12.201926 dk 35 sn
16.07.1999 - Allah ve Resulune İtaat, Yöneticiler, Zikir Ehli
02.12.201945 dk 18 sn
14.05.1999 - Adaletli Olmak, Cehennem, Çocuk ve Eş İmtihanımız, Adaletli Olmak
02.12.201934 dk 31 sn
06.08.1999 - Gaziye Yardımcı Olmak, Müslümana Yardımcı Olmak
02.12.201932 dk 33 sn
04.06.1999 - İlim Talep Etmek, İlmin Sadakası, Ganimet Malı
02.12.201938 dk 53 sn
03.09.1999 - Zikirin Faydası, Abdest, Fakih Olmak
02.12.201942 dk 6 sn
02.07.1999 - Peygamber Efendimizine İman, İslam Olmak, Hicret
15.08.202532 dk 12 sn
27.02.1998 - Müslüman Kardeşine Yardım Etmek
04.06.202124 dk 30 sn
26.06.1998 - Helal Kazanç, İhtiyacını Görmek, Darlıktan Sonra Kurtuluş, İkram Etmek
26.06.202633 dk 37 sn
20.11.1998 - Ahir Zaman Haramdan Mal Kazanmak, Müslümanın Arıya Benzemesi
02.12.201928 dk 5 sn
20.03.1998 - Cennet Ehline İkramlar ve Alimin Önemi, Allahu Teala
22.10.202120 dk 44 sn
19.06.1998 - Dünyanın Kıymetsizliği, Afiyet İstemek, Zikir
02.12.201942 dk 59 sn
15.05.1998 - Belaların Gelmesi ve Sebebleri, Lailaheillallah Demek, Kardeşinin İhtiyaçlarını Görmek
02.12.201947 dk 19 sn
13.02.1998 - İnanç Özgürlüğü, Tercihler, Ümmetten Bozulmayacak Olanlar, İçkinin İçilmesi ve Sunulması
02.12.201939 dk 22 sn
12.06.1998 - Toplum Hayatının Önemi
28.06.202441 dk 23 sn
11.12.1998 - Mescid Yaptırmak, Meleklerin Girmedikleri Evler, Ömürün Kıymeti
02.12.201933 dk 51 sn
08.05.1998 - Hesap Yapmak, Dünya Müslümanları, Batıl Din, Doğru İnanç, Çanakkale Savaşı
02.12.201927 dk 14 sn
07.08.1998 - Müslümanların İşleriyle İlgilenmek, Edepsiz Olanlar, Tevbe Etmek
02.12.201942 dk 10 sn
06.11.1998 - Helal Kazanç, Doğru Arkadaş Edinmek, Sağlam Dostluklar, Sünnete Sarılmak
10.11.202339 dk 14 sn
06.03.1998 - Cuma Namazının Önemi, Diğer Ülkelerdeki Rahatlık
02.12.201925 dk 32 sn
05.06.1998 - Estagfirullah, Zikir, Musibetler Karşısındaki Haller
05.11.202138 dk 29 sn
04.12.1998 - Erhamerrahimin Demek, Vefat Haberi Almak, Azrail
02.12.201926 dk 57 sn
03.07.1998 - Allah Sevgisi, Peygamber Efendimizin Doğumu, Salavat Getirmek, Ümmete Hizmet Etmek
05.09.202528 dk 16 sn
31.10.1997 - Tüm İnsanlığa Merhamet, Cömertlik, Cesurluk, Huysuzluk ve Cimrilik
26.09.202527 dk 44 sn
29.08.1997 - Cehennemde Cennette Ebedi Kalmak, İslam
02.12.201941 dk
28.03.1997 - Faiz, Zina
02.12.201929 dk 46 sn
28.02.1997 - Peygamber Efendimize İtaat, Kuran-ı Kerim Okumak, Cennet, Cehennem, Allah
19.09.202534 dk 20 sn
27.06.1997 - Musibetin Sebepleri, Zekatın Önemi, Allah Bir Topluma Gazap Etmişse Bunun İşaretleri
02.12.201945 dk 11 sn
26.09.1997 - Allahın Sevmedikleri, Sevgide ve Buğzda Aşırıya Kaçmak, Mal, Eş ve Evlatla İmtihan, Kalpler Allahın Elinde
02.12.201945 dk 46 sn
25.07.1997 - Mümin Kardeşe Sevgiyle Bakmak, Evde Namaz, Kuranı Anlamak, Sabretmek
03.10.202518 dk 13 sn
23.05.1997 - Gıybet, İftira, Dedikodu, Müslümanın Heybeti
02.12.201929 dk 52 sn
22.08.1997 - Mücahit, Hurafeler, Sıla-ı Rahim Yapmak, Emirlerin, Yöneticilerin Veballeri
02.12.201943 dk 13 sn
21.11.1997 - Zulmetmek, Affetmek, Hidayet, Hamdetmek
02.12.201937 dk 34 sn
21.03.1997 - Amil ile Abid Arasındaki Fark, Tövbe, Zikir
02.12.201931 dk 59 sn
20.06.1997 - Hz. Ali, Kulluk, Dünyaya Rağbet Etmek, Ahiret, Cehennem
02.12.201932 dk 57 sn
19.12.1997 - Doğru İnanç, Allaha İtaat, Rasulullahın Namazı, Nimetlere Şükür, Dünya Müslümanlarını Unutmamak
02.12.201927 dk 2 sn
19.09.1997 - Dili Tutmak, Susulacak ve Konuşulacak Yerler, İlim ile Amil Olmak, Zamanın Kıymetini Bilmek
02.12.201949 dk 54 sn
17.10.1997 - Tevhidin Faziletleri, Doğru İnanç, Temizlik, Müslüman Kardeşine İyilik Etmek
03.07.202628 dk 25 sn
15.08.1997 - Peygamber Efendimiz Özellikleri, Ahlakı, Şefaati, Hanımlarına Davranışı
28.08.202631 dk 52 sn
14.03.1997 - Cahillik, Akıl Zenginliği, Tefekkür, Cennete Giremeyecek Kişiler
02.12.201945 dk 32 sn
14.02.1997 - Aile Eğitimi, Hicret Etmek
02.12.201936 dk 29 sn
12.09.1997 - Anne Babaya İtaat, Allah ve Peygambere İtaat, Allah
02.12.201948 dk 33 sn
11.07.1997- Hayırlı Yardımcılar, İdarecilerin Sorumlulukları, İyi Niyet
02.12.201927 dk 41 sn
10.10.1997 - Amerikadaki İnanç, Tevhid İnancı, Ölümden Sonra Dirilmek
02.12.201934 dk 49 sn
08.08.1997 - Merhamet, Acıma, Emri Maruf Nehyi Münker
02.12.201939 dk 24 sn
07.11.1997 - Bildiğini Uygulamamak, Alimin Önemi, Peygamber Efendimizin Kıyafet Tavsiyleri
02.12.201924 dk 53 sn
07.03.1997 - Alim Olmak, Kabenin Anahtarı, Eman Vermek, Tevbe Etmek
02.12.201930 dk 50 sn
05.12.1997 - Hayat Gayesi, İsraf, Namazın Önemi, Mekke
01.12.202327 dk 31 sn
03.10.1997 - Muhabbet, Hediyeleşme, Misvak, Tevbe, İyi İnsan Olmak
30.10.202626 dk 28 sn
02.05.1997 - Muharreme Yaklaşıyoruz, Alimlerin Çeşitleri ve Kıymeti, Alim Olmaya Çalışmak
02.12.201932 dk 23 sn
01.08.1997 - Müslümanların Sıkıntılarıyla İlgilenmek, Allaha, Rasulüne, İmama, Müslümanlara Samimiyet
02.12.201940 dk 22 sn
01.03.1997 - Alimlerin Önemi ve Üstünlükleri, Çeşitleri
04.08.202333 dk 37 sn
02.08.1996 - Salih Kimseleri Anmak, Sıkıntılar İçin Estağfirullah, Kin Tutmak, Kıskançlık, İbadeti İsteksiz Yapmak
24.07.202627 dk 40 sn
01.11.1996 - Tevbe Etmek, Allah İçin Sevmek, Sevginin Gerekliliği
05.12.202533 dk 13 sn
31.05.1996 - Müslüman Kardeşine Yardım Etmek, Borçluya Mühlet Tanımak, İstiğfar Etmek, La Havle ve La Kuvvete
01.08.202541 dk 41 sn
30.08.1996 - İstihare, İstişare Yapmak, Yolculuk, Tevbe Duası
02.12.201944 dk 35 sn
29.03.1996 - Peygamber Efendimizin Şemaili, Merhameti, Adetleri
02.12.201937 dk 48 sn
28.06.1996 - Allahın Cömert Olması, Alimin Önemi, Cömertliğin Çeşitleri
02.12.201926 dk 56 sn
27.09.1996 - Toplumu Düzeltmek, Azap, Umumi Gelir, Günah İşleyenleri İkaz Etmek
02.12.201937 dk 52 sn
25.10.1996 - İçi Temizlemek, Ahiret İçin Hazırlanmak
08.08.202547 dk 40 sn
23.08.1996 - İlim Öğrenmek, Affedilmek, Genç Kuran Öğrenmek, Hadis Öğrenmek
02.12.201942 dk 20 sn
22.11.1996 - Ticaret, Helal-Haram Kazanç, İlim Talep Etmenin Niyeti, Komşuluk
02.12.201940 dk 39 sn
21.06.1996 - Salavatın Faziletleri, Mütevazi Olmak, Cematin Önemi, Avlanmanın Sakıncaları
02.12.201928 dk 12 sn
19.07.1996 - Özgürlük Anlayışı, Eşler Arası İletişim, Muhabbet, Anne Babanın Çocuguna Bakması
07.08.202032 dk 2 sn
19.04.1996 - Haccın Faziletleri, Hacının Şefaati
01.05.202629 dk 10 sn
18.10.1996 - Kadın ve Erkekte Kıyafet Ölçüsü, İlimin Önemi, Hastalığın Sevabı
02.12.201947 dk 24 sn
16.08.1996 - Gıybet, Tartışmaya Girmemek, Çok Konuşmamak, Helal Kazanç
24.04.202642 dk 48 sn
15.11.1996 - Recep Ayının Faziletleri, Kuran Okumak, Kalp ve Dil Temizliği
19.12.202527 dk 54 sn
14.06.1996 - İlim Öğrenmek, Hoca ve Talebe
02.12.201923 dk 58 sn
12.07.1996 - Komşuluk Hakkı, Güzel Ahlak, Akıllı İnsan
02.05.202530 dk 3 sn
12.01.1996 - Dünya Kaygısının Nelere Sebep Verdiği, Ahireti Düşünmek
19.07.202428 dk 44 sn
11.10.1996 - İftira Atmak, Evlenmek, Abdestin Fazileti
10.04.202632 dk 41 sn
10.05.1996 - Ahlakı Güzelleştirmek, Evlenmek, Hamileliğin ve Çocuk Büyütmenin Sevabı, Nikah
02.12.201932 dk 23 sn
08.11.1996 - Kabenin O Zamanki İnşaatı, Kabe-i Muazzama
02.12.201928 dk 15 sn
08.03.1996 - Salavat Getirmek, 20 Kişiye Selam Vermek, Ezanı Tekrar Etmek, Cemaate Devam Etmek
25.04.202525 dk 44 sn
07.06.1996 - Peygamber Efendimizin Zühd Sahibi Olması, Rüşvet, Dünyayı Sevmek
17.04.202636 dk 40 sn
06.09.1996 - Hamdetmek, Estagfirullah, Laileheilallah Demek, Allahın Kula Kızmasıyla Kulda Değişen Haller
05.06.202633 dk 41 sn
05.07.1996 - Rahman, Rahim ve Hay Olması, Ellerin Açılıp Dua Edilmesi
02.12.201937 dk 21 sn
04.10.1996 - Mümin Kardeşini Sevindirme, Cennetteki Arazileri İbadetle Mamur Hala Getirme
02.12.201932 dk 10 sn
29.12.1995 - Rüyaların Önemi, Rüyaların Hakikati
02.12.201928 dk 42 sn
27.10.1995 - Zikrin Faydaları, Toplumda İyiliği Yaymak, Topluma Karşı Görevler, Kardeşi Sevindirmek
25.09.202620 dk 52 sn
25.08.1995 - Akra, İlahi Ente Maksudi ve Ridaike Matlubi, Müslümanların Genel Durumu
02.12.201928 dk 53 sn
24.03.1995 - Mazluma Yardım, Müslüman Kardeşliği, Yardım Etmek, Dertlenmek
18.06.202135 dk 11 sn
22.12.1995 - Allahın Kudreti, İslamın Güzelliği
28.11.202534 dk 50 sn
20.01.1995 - Hayır İşlemek, Hayra Vesile Olmak, Şerden Sakınmak
18.09.202635 dk 28 sn
18.08.1995 - Peygamber Efendimizin Şefaati, Merhameti, Paylaşımcı Olmak, Aile Sevgisinin Önemi
02.12.201929 dk 25 sn
17.11.1995 - Allaha ve Resulune Yakın Olmak
02.12.201929 dk 12 sn
16.06.1995 - Okul Yaz Tatilini İyi Değerlendirmek
02.12.201923 dk 2 sn
15.12.1995 - Allaha ve Peygamberimize Kendimizi Sevdirmek, Emanete Riayet
14.08.202632 dk 30 sn
14.04.1995 - Kötü Huyun Ameli Bozması, Hased
02.12.201932 dk 16 sn
13.10.1995 - Karadeniz Gezisi, Cenneti İsteyip Ona Göre Çalışma Yapmak
02.12.201921 dk 19 sn
13.01.1995 - Gönlün Önemi ve Gönül Kırmamaya Dikkat Etmek
04.09.202631 dk 11 sn
10.11.1995 - Mümin Kulların Kaza ve Kader Karşısındaki Tavırları, Mümin Kulların Özellikleri
11.09.202635 dk 54 sn
08.12.1995 - Şaka, Mizah Ölçüsü, Kendisi İçin İstediğini Kardeşi için İstemek
02.12.201934 dk 51 sn
01.12.1995 - Borç Vermenin Sevabı, Sadaka ve Zekatın Önemi
27.02.202631 dk 31 sn
30.12.1994 - Gıybet, Haramlardan Sakınma, İlmiyle Amel Etmek ve Dünyaya Tamah Etmemek
11.10.202423 dk 2 sn
29.04.1994 - İyilik ve Kötülükte Niyetin Önemi, Nefisle Mücadele
02.01.202628 dk 26 sn
26.08.1994 - Allahın Rızasını Kazanmak, Hayırlarda Yarışmak, Nefsi Dizginlemek
31.07.202631 dk 56 sn
25.03.1994 - İlimin Önemi, İlimin Mükafatı, Bahar Ayına Giriyoruz
02.12.201923 dk 35 sn
21.10.1994 - Ölümü Hatırlamak, İbret Almak, Nasihat, Başkasının Ayıbına Bakmamak
07.11.202528 dk 7 sn
19.08.1994 - Peygamber Efendimizin Doğumu ve Vefatı
30.09.202223 dk 35 sn
17.06.1994 - Tatili Değerlendirme
18.07.202519 dk 43 sn
16.12.1994 - Kanaatkar Olmak, Söylenenle Yapılanın Bir Olması, Sadaka Vermek
17.10.202522 dk 26 sn
14.10.1994 - Marifetullah, Arif Olmanın Özellikleri
02.12.201927 dk 40 sn
11.11.1994 - Ahir Zamanda Cahillik, Emri Maruf, Sünnete ve Kurana Sarılmak
02.12.201928 dk 57 sn
10.06.1994 - Allahtan Korkmak, Zenginlik, Adalet, Cimrilik, Kendini Beğenme, Nefsine Uyma, Yemek Yedirme, Selam Verme
23.10.202629 dk 9 sn
08.08.1995 - Peygamber Efendimizin Doğumu, Son Peygamber Oluşu, Peygamberlerden Üstünlüğü
21.08.202640 dk 6 sn
07.04.1995 - Allah Güzeldir Güzeli Sever, Cemalullah, Allah Nimeti Üstünde Görmek İster, Kibir
31.12.202129 dk 20 sn
06.04.1995 - Sabır, Doğru Yol, Mescitleri Doldurmak, Allah İçin Arkadaşlık Yapmak, Seherde İbadet Etmek
16.10.202633 dk 17 sn
03.11.1995 - Yalnızlığın Yararları
05.11.201929 dk 23 sn
06.05.1994 - Rızkın Kesilmesi, Tövbe Etmek, Seher Vaktinde İbadet
21.11.202532 dk 15 sn
05.08.1994 - Allahtan İstemek, Cennet, Her İşte Allahın Rızasını Düşünmek, Cehennemden Korkmak
25.10.201927 dk 16 sn
04.11.1994 - Sahih Kaynakların Önemi, Sahte Din Alimlerine Dikkat, Hak Yolda Olmak Hakkı Söylemek
17.07.202627 dk 35 sn
02.09.1994 - Kalbin Paslanması, Ölümü Düşünmek, Kuran-ı Kerim Okumak
24.10.202526 dk 18 sn
01.07.1994 - Belalara Sabır ve Şükür, 4 Şeyden Sakınmak, Kuran-ı Kerim
08.11.202437 dk 34 sn
31.03.1993 - Günah İşleyeni Engellememek, İyi İşlere Vesile Olmak
12.12.202535 dk 22 sn
24.12.1993 - İlmin ve Alimin Önemi ve İbadetin Anlamı, Yeryüzünün Işıkları, Varisleri
25.10.201928 dk 58 sn
12.11.1993 - Cuma Gününün Faziletleri, Temizlenmek, Camiye Erken Gitmek, Cuma Günü Salavat-ı Şerife Getirmek
25.10.202437 dk 43 sn
09.12.1993 - Hamd Etmek, Allaha Tam Teslimiyet ve İrfan Gözü ile Bakmak
10.07.202624 dk 45 sn
AKRA