İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

05.12.1992 - Haris el-Muhasibi B

05.12.1992 - Haris el-Muhasibi B
Tasavvuf Sohbetleri

05.12.1992 - Haris el-Muhasibi B

24.05.2026
23 dk 32 sn

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm

El-Hamdülillâhi rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Kemâ yenbeğî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih.

Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidinâ ve senedinâ ve mededinâ Muhammedini'l Mustafa. Ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi ihsânin ilâ yevmi'l cezâ.

Emmâ ba'd:

Aziz, muhterem ve sevgili kardeşlerim!

Çok kıymetli bir âlimin; Ebû Abdirrahman es-Sülemî'nin -rahmetullâhi aleyh ve kaddesallâhu rûhahû- yazmış olduğu çok değerli, mümtaz bir kitap olan Tabakâtu's-sûfiyye’sini okuyoruz. Ebû Abdirrahman es-Sülemî tasavvuf büyüklerinin hayatlarını ve mübarek fikirlerini toplamış, böyle bir eser meydana getirmiş. Ve bu eseri çok kıymetli Mısırlı bir profesör de çok güzel dipnotlar, ilaveler, açıklamalar yaparak neşre hazırlamış. Henüz Türk dilimize tercüme edilmemiş bir kaynak eser olduğu için; tasavvuf konusunda en salahiyetli, en meşhur, en büyük, en kıymetli şahısların sözlerini ve fikirlerini buradan öğrenebiliriz diye bu kitabı okuyoruz.

Kâle ve kâle'l-Hârisü: ''Aynı râvî gene aynı zincirle, rivayet senediyle buyurmuş ki:'' ''Hâris-i Muhâsibî şöyle dedi:''

''Hüsnü'l-huluki ihtimâlü'l-ezâ ve kılletü'l-gadab ve bastü'l-vech ve tîbü'l kelâm.''

Hüsnü'l-huluki. ''Huyun güzel olması, güzel huyluluk;''

Bu nedir?

Kurân-ı Kerîm'de, hadîs-i şerîflerde tavsiye ediliyor. Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;

''Sana güzel huylu olmayı tavsiye ederim.''

Güzel huy bizlere emrediliyor. Dervişlik güzel huyu öğrenme mesleği. Tekke de güzel huyların öğretildiği mektep. Güzel huyları öğrenmemiz ve güzel şeyleri yapar hale gelmemiz lazım.

Şimdi güzel huyları sayıyor.

Hâris-i Muhâsibî hazretleri güzel huyu dört ana davranışla izah ediyor. Bunları ezberleyin ki onun nasihati, hayatının tecrübesi demektir. O mübarek, hayatı boyunca özet olarak güzel huy deyince bunları anlayacak hale gelmiş. O kadar tecrübeler geçirmiş, bu noktaya gelmiş.

Bir: İhtimâlü'l-ezâ. ''Halkın ezâ ve cefâsına tahammül etmek'' demektir. Biz tahammül deriz, Araplar ihtimal derler. Biz ihtimali başka mânaya; yani şu veya bu olabilir mânasına kullanırız. Ama bu Arapça'da tahammül demek.

İhtimâlü'l-ezâ; tahammülü'l-ezâ demek. Yani halkın ezâsını sırtına yüklenip gık dememek. Halkın ezası ne olabilir?

Dedikodu olabilir, komşunun çeşitli sıkıntıları olabilir, arkadaşların yanlış hareketleri olabilir; evde olabilir, çarşıda pazarda olabilir. İnsanı ezâya, üzüntüye sevk edecek çeşit çeşit şeyler. İşte derviş bunlara tahammül edecek, gık demeyecek.

Peygamber Efendimiz'e Leste mürselâ yani ''Sen peygamber değilsin.'' demediler mi?

Dediler.

''Sen mecnunsun.'' demediler mi?

Dediler.

''Şâir'' demediler mi?

Dediler.

''Kâhin'' demediler mi? Mucizeleri, olağanüstü halleri gördüler, bu sefer kâhin dediler.

Kur'ân-ı Kerîm'i dinliyorlar, güzel sözler dinliyorlar, bu sefer ''şâir'' diyorlar. Haline bakıyorlar, ''mecnun'' diyorlar. Ama hiçbirisi değil. ''Peygamber değilsin.'' diyorlar. Yani çeşit çeşit iftira.

Bunu niçin söylüyorum?

O Allah'ın en sevgili kuluyken, onun başına çeşit çeşit haksız cevr u cefâlar, sıkıntılar gelmiş. Biz ne oluyoruz? Biz bin bir kusuru olan insanlarız. Bize de arkadaşımızdan, konudan komşudan, büyükten küçükten, yalan yanlış, eğri büğrü laflar, sözler, muameleler olabilir. Ne yapacak? Gık demeyecek. Derviş olan gık demeyecek. Tahammül edecek, sesini çıkarmayacak. Ezmek isteseler ezilmeyecek, sesini çıkarmayacak, gık demeyecek, karşılık vermeyecek.

İhtimâlü'l-ezâ. ''Ezâya, cevr u cefâya tahammül etmek.''

Ve kılletü'l-gadap. ''Kızması az olacak, kızmayacak.''

Kolay kolay tutuşmayacak, sinirlenmeyecek patlamayacak, parlamayacak. Gazaplanması olmayacak. Tabi yeri geldiği zaman insana gazap duygusu da lazım.

Peygamber Efendimiz bazen gazaplanırdı. Sinirlendiği zaman alnındaki damarı şişerdi. Ama Peygamberimiz Efendimiz ne zaman sinirlenirdi? Allah'ın emri tutulmadığı zaman, Allah'a âsî gelindiği zaman sinirlenirdi. Sair zamanda tahammül ederdi.

Birisi Peygamberimiz Efendimiz'in cübbesini yakalamış, çekiştiriyor. Boynunu kızartacak kadar çekmiş.

''Yâ Resûlallah! Bana da ver, bana da ver.'' Efendimiz bir şey demiyor, yani sinirlenmiyor. Bu Peygamber, çek şu elini bakalım, uzaktan iste.

Sonra o Mekke'nin fethi hadisesinden sonra öyle fitneler oldu ki… Savaş kazanıldı. Ganimetleri Mekke'nin yeni müslümanlarına verdi, çok olarak onlara verdi.

''Peygamber adaletle taksimat yapmıyor.'' dediler.

Buyur! Resmen Peygamber Efendimiz'i adaletsizlikle, haksızlıkla itham ettiler. Peygamber Efendimiz de bir hutbe îrâd etti.

''Böyle sözler dediğinizi duyuyorum. Bu, akrabayı, hemşerileri kayırmak değil. Ben sizinle geleceğim. Mekke fethedildi ama artık Mekke'de oturmayacağım.'' dedi. Çünkü Peygamber Efendimiz vefalı.

''Medine'de kalacağım, kendimi size ayırdım. Bu taksime razı değil misiniz?'' dedi.

Ötekiler yeni müslüman olduğu için, bir de mağlup oldukları için… Yenildiler, Mekke'de mağlup oldular. Kimisi kılıç zoruyla müslüman oldu. ''Kâbe'ye sığınanlar kurtulur. Falanca eve sığınanlar kurtulur.'' dedi. Peygamber Efendimiz, af ilan etti. Muzaffer olarak girdi. Tabi içlerinde bir burukluk var, yenildiler, zorla müslüman oldular. O zamana kadar müslüman olmamışlardı. Müslüman olmasalar kesilecekler. Müslüman oldular. Efendimiz kalplerindeki yarayı, hastalığı tedavi için onlara bal verdi. Malı çok görünce hem mağlup oldular hem de çok mal geldi, ganimet geldi. ''Hay Allah razı olsun.'' diye sevindiler. Baktılar ki kötülüklerine, eski düşmanlıklarına karşı cömertlik ve iyi muamele görüyorlar. Peygamber Efendimiz onların kalplerini tedavi etmek için yaptı. Medine'nin has halis müslümanlarına,eski sağlam Müslümanlara, ''Nasıl olsa bunlar bizden, nasıl olsa bunlar anlayış gösterir.'' diye o kadar vermedi. Peygamberlik nuruyla bakıp böyle bir içtihatla onlara bol verdi.

Efendimiz verdi mi doyuracak gibi verir.

Bedevînin birisine bir sürü verdiğini her zaman anlatıyorum.

Bedevî; ''Aman ne güzel koyunlar, ne güzel sürü yâ Resûlallah!''

''Çok mu beğendin?''

''Çok''

Al.

''Hepsini mi yâ Resûlallah?''

"Hepsini!.."

Sürüyü almış, götürmüş. Efendimiz'in , gönlünde dünya malı yok. Gündüz eline altın çuvalları gelse sofra örtüsünün üstüne yığar, avuç avuç dağıtır,geceye bir şey bırakmazdı. Peygamber Efendimiz bir şey saklamazdı. Kendisinin gönlünde dünya malı yok. Onun nazarında dünya değil âhiret önemli. Onun için yeni müslümanlara çok verdi. ''Sen âdil değilsin.'' dediler.

Fe-in u'tû minhâ radû ve inlem yu'tav minhâ izâhüm yeshatûn. ''Öyle insanlar var ki ganimetten çok para verilince razı olurlar, hoşnut olurlar. Verilmediği zaman da kızarlar.''

Ne kızıyorsun? Ne hakkın var? Verirse verir, vermezse sabret. Fakir; verilince memnun, verilmeyince kızıyor. Arapça'da yeshatûn, ''sahat eder'' yani kızar demektir. İnsanların cahilleri, kafası iyi çalışmayanları, gerçekleri göremeyenleri çok. Böyle şeyler olabiliyor.

Olgun insan ne yapar?

Sabreder. Olgun insan ezâya, cefâya yumuşak yumuşak tahammül eder.İşi sonunda derlenip toparlar.

1. Ezâya cefâya tahammül.

2. Kızmamak, gazap etmemek. Kızılacak bir olay olabilir. Parlayıp bir tane vurup da ondan sonra sakinleşmek değil; sakin sakin, gazaplanmadan, kızmadan halim olmak. Bunun sıfatı halim, halim olacak.

Halim, kızılacak yerde kızmayan. Halim sıfatı güzel bir sıfattır. Onu da elde etmeye çalışmalıyız. Ekseriyetle insanın başına gelen çekişmeler, çatışmalar, kavgalar, gürültüler ani kızgınlıklardan olur. Halim olduğu zaman bir şey olmaz.

''Peki abi, haklısın abi, tamam abi.'' dedin mi adam seninle kavga edemez. Kavga etmeye bile gelse, ''Tamam, geç aslanım.'' deyince bir şey olmaz.

3. Ve bastü'l-vech. Türkçesi güleç yüzlü olmak demek. Yüzü yaymak, yani böyle dudakları yayılıyor, mütebessim, yumuşak, gözleriyle ılık ılık. Güleç yüzlülük, bu da güzel bir huy, önemli.

Benim rahmetli anneannem birgün bana dediki;Esad ben sana ne yaptım,kaşını çatıyorsun.

Benim kaşlarım böyle yaratılmış ,normal durduğum zaman kızıyorum gibi.Dedim ki ninecim kaş çatmak filan bahis konusu değil ,ben seni seviyorum.

Hiçbirşey demesen bile ,millet çatık kaştan rahatsız oluyor.O zaman Müslüman güleç yüzlü mütebessim olacak.

Peygamber Efendimiz'in vasıflarından birisi de besîm. Besim, mütebessim demek. Efendimiz'in ekserî hali tebessüm idi. Görünüşü itibariyle mütebessimâne halli idi. Peygamber Efendimiz evde de şen şakraktı. Torunlarını severdi. Hanımlarına karşı muamelesi yumuşaktı, tatlıydı. Örnek alınacak tarafları var. Demek ki üçüncüsü güleç yüzlü olmak.

4. Ve tîbü'l-kelâm. ''Sözün hoş, güzel olması.'' Güzel, hoş sözlü olmak. Bu da çok önemli. Bazı insanlar bunu çok güzel yapıyorlar. Meziyet bu. Söyleyişinden, işe girişinden, başlayışından karşı tarafın kalbini kazanıyorlar. Hani derler ya; ''Nasılsın kör kadı?'' demiş. Gelmiş, ''Nasılsın?'' diye soruyor ama ''kör kadı'' deyince, tabi adam hiç memnun olmamıştır. ''Nasılsın kör kadı?'' dersen kadıdan zılgıtı yersin. Kör ama adam, ''Nasılsın kör kadı?'' denmez. O bakımdan bir insanın sözüne de dikkat etmesi lazım.

Güzel huyun dört tanesini saydı.

1.Ezâya, cefâya tahammül,

2.Kızmamak,

3.Güleç yüzlülük,

4.Tatlı dillilik.

Bunları hepinize tavsiye ediyoruz,hepinize. İdâre-yi kelâm etmeyi de öğrenin. Nasıl direksiyonun başına geçtiğiniz zaman direksiyonu idare edemezseniz bu korkunç İstanbul trafiğinde mutlaka her gün birkaç kaza yaparsanız, şu dilinizin direksiyonunu da güzel idare edemezseniz her gün nice nice kazalar yaparsınız. Ona çarparsınız, buna çarparsınız, onun kalbini yıkarsınız, berikisinin gönlünü kırarsınız. Onun için sözün güzelini söylemeyi öğrenmeli.

Yunus'un bir sözü var, onu ezberleyin:

Söz ola kese savaşı

Söz ola kese savaşı.

İkinci mısrada, Söz ola kestire başı diyorlar ama Yunus Emre öyle dememiş. Söz ola bitire başı demiş. Eski nüshalara baktığımız zaman doğrusu bu.

Söz ola bitire başı ne demek?

Baş burada yara demek. Yarayı bitirmek de iyi etmek demek.

Söz ola kese savaşı.

Söz ola bitire başı.

Yaraya merhem sürüp yarayı iyi etmek demek. Ortada yara var ama yarayı merhemliyorsun, ilaç iyi geliyor, antibiyotik, penisilin, teramisin vesaire… Derken yara iyi oluyor. Mevcut yarayı kapattırıyor, yarayı iyi ediyor.

Söz ola kese savaşı. ''İki tarafın kavgasını, gürültüsünü keser, sulh eder.''

Söz ola bitire başı. ''Yarayı tedavi eder.''

Söz ola ağulu aşı. ''Edebî söz, zehirli aşı yağ ile bal eder.'' diyor. Bu güzel. Sözün güzelini söylemek önemli.

Yunus Emre de bu işe çok önem vermiş. Sözle ilgili böyle bir de şiir yazmış:

Kelecilerin bişirgil, sözün us ile düşürgil.

Keleci, kelam demek. yani sözünü aklında şöyle evir çevir, fırına ver, pişir, ham olmasın.

Kelecilerin bişirgil, sözün us ile düşürgil. ''Söylediğin sözü akla mantığa uygun söyle.'' diye tavsiye ediyor.

Peygamber Efendimiz;

''Ekseriyetle insanı cehenneme sokan iki uzuv vardır: Birisi, iki dudağı arası, diğeri, iki bacağı arası.'' buyurmuş.

Böyle tabir etmiş.

Ekseriyetle insanı cehenneme düşüren nedir?

İki dudağı arasındaki dil. Konuşur, günah söyler, hata işler, kalp kırar Elfâz-ı küfür söyler, dinden imandan çıkar. Adam; ''Şu ibadeti, bu ibadeti anlıyorum da orucu anlamıyorum.'' diyormuş. Yani aklına yatmıyor. Halbuki oruç akla yatmaz mı? Herkesin bildiği, doktorların her zaman tavsiye ettiği gayet güzel bir şey. Dinli, dinsiz, Amerikalı, İngiliz kim varsa herkes; ''Aman çok yemeyin, aman perhiz edin, aman midenize çok yük yüklemeyin.'' deyip duruyor. Adam İslâm'ın emirleri içinde orucu anlayamamış.

Sözünüze dikkat edin. Dervişlik, verilen zikirleri yapmaktan ibaret değildir. Ekseriyetle böyle anlaşılıyor. Millet şeyhliği de ekseriyetle keramet göstermek diye anlıyor. Yani başına kavuk geçirecek, ondan sonra şu kerameti bu kerameti gösterecek. Dervişliği de yanlış anlıyor, dervişliği zikir sanıyor.

Hâris-i Muhâsibî hazretleri, öteki büyüklerimiz burada sözlerini okuduğumuz kimseler, bu işin ordinaryüs profesörü, bu işin üstatları, allamesi. Onların sözlerine dikkat etmek lazım.

Yunus Emre sözün hem önemli olduğunu söylemiş hem de ne güzel sözler söylemiş de hâlâ bizimle, aramızda. Hâlâ onun sözlerini ya arabayla giderken dinliyoruz, evde dinliyoruz ,vaazda söylüyoruz. Bizim demek istediğimizi iki kelimeyle izah etmiş oluyor.

Onun için sözünüze dikkat edin. Tatlı dilli olmak ve sözü idâre-yi kelâm; yani usulüyle söylemek. Dümdüz söylemek olmaz. Bu sokaklarda dümdüz gidersen duvara çarparsın. Sokağın kıvrımına göre kıvrılarak gideceksin. Yüz defa Estağfurullah diyorsunuz, tamam. İdâre-yi kelâm ve tatlı dil de bir vazifeniz. Güleç yüz de vazifeniz.

Hocamız'ın zamanında bir dervişimizle tanışmıştım. Çok garibime gitmişti. Ben o zaman küçüğüm, Hocamız yanında bizi gezdiriyor. Bir yere gitmiştik. Adamın kaşları çatık, sabah namazından sonra çıkarmış, kimse ile konuşmazmış, dükkanına gidermiş. Konuşmamak olur mu ya! Bu dil, işte bak, tîbü'l-kelâm. Selam verirsek almayacak mısın? Güzel temennilerde bulunmayacak mısın? ''Günün hayırlı olsun. Allah işlerini rast getirsin.'' demeyecek misin? Bunların hepsi sevaplı şeyler.

el-Kelimetü't-tayyibetü sadakatün. ''Güzel söz sadakadır.''

Sadaka sadece cüzdandan para çıkartıp öbür tarafa vermek değildir. Güzel söz de sadakadır.

Tebessümüke fî vechi ahîke leke sadakatün. ''Kardeşinin yüzüne mütebessim bakman senin için sadakadır.'' Sadaka ver, ona tebessüm et, ona tebessüm et, ona tebessüm et… Buyur sadaka işte. Paran olmasa bile sadaka veriyorsun.

Kovandaki suyu öteki kardeşinin kovasına dolduruvermen, ''Ben biraz daha beklerim, durumum serbest, sen git, çoluk çocuğun var, işin var, gücün var, benim kovayı sana boşalttım. Hadi sen git, çeşme başında bekleme.'' diyerek kovandaki suyu kardeşinin kovasına boşaltman da sadakadır.

''Yoldan çeri çöpü alıp kenara atman da sadakadır.'' diyor.

Biz böyle bir milletin, böyle dinin mensuplarıyız. Sokaklarımızın haline bak. Avrupalılar, sokaklarda çevre kirliliğini engellemek için çöp topluyorlar. Bize Avrupa'dan geliyor, yani ithal malı geliyor. Halbuki bunlar dedelerimizin bildiği, dinimizden gelen, Peygamber Efendimiz'in tavsiye ettiği şeyler.

Demek ki bu nesiller olarak biz, İslâm'ı iyi anlayamamışız. Öğretilmediği için belki de mazuruz.

Kâle ve kâle'l-Hârisü ''Aynı râvî, gene aynı rivayet senediyle.''

Bu adamlar kâle ve kâle dedi. Niye iki tane kâle dedi?

''Dedi.'' diye geçse ya. Her şeyi senetli, rivayetli, kaynaklı söylüyorlar. Nereden aldığını, menbaını söylüyorlar. O terbiyeyi bizim de almamız lazım. Filanca âyette şöyle söylüyor, filanca kitapta böyle söylüyor diye, bunu öğrenelim. Bu da bize bir ibret olsun. Bak ne kadar ve kâle diyor, kâle ve kâle'l-Hârisü. İlk kâle kimden? Râvîden. Râvî dedi ki: -O râvînin ismini bu sayfada bulmamız lazım şuradan bulacağız, Ebû Osman el-Beledî demiş- Hâris-i Muhâsibî, terceme-i hâlini okumakta olduğumuz mübarek alim ne buyurmuş?

Li-külli şeyin cevherun ve cevheru'l-insâni'l-aklu ve cevheru'l-akli's-sabru. ''Her şeyin bir cevheri vardır.''

Yani aslı, özü içinde. Mesela cevizin cevheri nedir? Yeşil kabuğu değil, onu atacaksın. Ağaç, odun olan sert kabuğu değil, onu da kıracaksın. O üstündeki zarı da değil, onu da çıkarabilirsen tazeyse, suya koy, onu da çıkar. Asıl cevheri, asıl maksat olan cevizin içi. Her şeyin bir aslı, esası, cevheri vardır.

Ve cevheru'l-insâni'l-aklu. ''İnsanın cevheri de aklıdır.''

İnsanın pazusu var, ayağı var, saçı var, bıyığı var, kulağı var. Bunlar kemik, et, kıl filan.

İnsanın aslı ne?

Bunlar kabuk, dış tarafı.

İnsanın asıl özü, cevheri akıldır. Hakikaten öyle değil mi? Bir delinin de pazusu, gücü, kuvveti var. Belki yakışıklı, yüzü çok güzel ama aklı yoksa kıymeti oluyor mu? Deliye kız verirler mi, işe alırlar mı, para verirler mi? Zincire vururlar. İnsanın asıl cevheri aklıdır.

Ve cevherü'l-akli. ''Aklın da özü, esası, temeli yani içi;'' es-Sabru. ''Sabırdır.

'' Sabra ne kadar önem veriyor! Sabırdan yana bir nasibiniz var mı? Sabreder misiniz?

Umumiyetle hepimizin içinde bir sabırsızlık var. Halbuki sabır çok güzel bir sıfat. Sabır olduğu zaman insanın her işi derya gibi gayet güzel olur, her işi halleder ve başarır. Tabi sabrın çeşitleri var.

İyi bir şeye sabreden sonunda ulaşır. Tahsile sabreden diplomayı alır. Ticaretine, işine sabreden kârı kazanır. Bir işi yapmaya başlayan sabrederse o işi bitirir. Cami yapmaya başladın, temeli kazan kubbeyi sonunda örter. Sıvayı yapar, içinde ibadet yapılmasını sağlar. Her şey sabırla oluyor.

Onun için eskiler demişler ki; ''Sabırla koruk, helva olur.''

Koruk asmadan sarkıyor, yeşil renkli, aldığın zaman ekşi. Kabuğunu ''tüh'' diye çıkartıyorsun. ''Uf, çok da ekşiymiş, dişlerim kamaştı.'' diyorsun. Ama bu ekşi üzüm sabırla helva oluyor.

Nasıl helva oluyor?

Uzun iş. Sıkıyorlar, üzümün suyu çıkıyor. Öyle dursa bozulur, fışkırır, içki olur. Öyle durmuyor. Ondan sonra onu kaynatıyorlar, pekmez oluyor. Ondan sonra pekmezi unla karıştırıyorlar, pişiriyorlar helva oluyor. ''Sabırla koruk, helva oluyor.'' Sabırla tane ekmek oluyor, sabırla koyunun yünü halı oluyor. Her şey sabırla oluyor. Bu sabrı öğrenmeliyiz. Sabr u sebatı ve tahammülü öğrenmeliyiz. Bu, başarının anahtarıdır.

Dinin iki ayağı var. İnsanın dindarlığı bunlarla ilerleyebilir. Biri sabır, diğeri şükür. Namaza, ibadete, oruca sabredeceksin, hacda sabredeceksin, Allah yolunda sabredeceksin, günaha düşmeyeceksin, sevaplı işi yapmakta devam edeceksin, bıkmayacaksın, yorulmayacaksın. Dinin yarısı sabır, yarısı şükürdür.

 

Allah-u Teâla Hazretleri cümlenizden razı olsun. Cümlenizi Peygamber Efendimiz'in sevgisine, şefaatine, iltifatına nail eylesin. Peygamber Efendimiz'in has ümmeti olmanızı nasip eylesin. Dünya ve ahiretin her türlü tehlikelerinden koruyup, dünya ve ahiretin her türlü hayırlarına erdirdiği kullarından eylesin. Firdevsi Âlâda Peygamber-i Zişan’ımıza cümlenizi komşu eylesin. Cennet nimetleriyle mütena'ım eylesin.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
12.10.202526 dk 42 sn
11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A
10.01.202635 dk 47 sn
21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
09.11.202522 dk 55 sn
17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
11.10.202527 dk 24 sn
24.10.1992 - Seriyy es Sakati B
03.05.202623 dk 26 sn
21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî B
25.01.202625 dk 38 sn
21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî A
24.01.202632 dk 19 sn
26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
07.12.202518 dk 46 sn
26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
06.12.202538 dk 37 sn
29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
31.08.202522 dk 6 sn
19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
30.11.202524 dk 51 sn
29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
30.08.202537 dk 44 sn
19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
29.11.202530 dk 51 sn
22.06.1996 - B
09.12.201941 dk 25 sn
12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
23.11.202530 dk 52 sn
22.06.1996 - A
09.12.201938 dk 29 sn
12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
22.11.202523 dk 18 sn
15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
24.08.202529 dk 56 sn
05.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
09.12.201924 dk 11 sn
15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
23.08.202527 dk 12 sn
28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
16.11.202532 dk 42 sn
08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
17.08.202524 dk 25 sn
28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
15.11.202526 dk 32 sn
08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
16.08.202536 dk 25 sn
01.06.1996 - A
09.12.201939 dk 58 sn
21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
08.11.202526 dk 57 sn
14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
02.11.202524 dk 22 sn
10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri B
10.08.202532 dk 14 sn
14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
01.11.202525 dk 5 sn
10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri A
09.08.202521 dk 51 sn
16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi B
03.08.202529 dk 20 sn
31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
26.10.202525 dk 58 sn
16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi A
02.08.202530 dk 18 sn
31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
25.10.202521 dk 35 sn
24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
19.10.202522 dk 2 sn
30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye B
20.07.202520 dk 28 sn
30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye A
19.07.202545 dk 9 sn
24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
18.10.202523 dk 54 sn
23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi B
13.07.202518 dk 3 sn
10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
05.10.202538 dk 7 sn
23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi A
12.07.202529 dk 21 sn
10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
04.10.202535 dk 38 sn
05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B
29.06.202526 dk 53 sn
05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A
28.06.202527 dk 5 sn
03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
28.09.202532 dk 38 sn
08.07.1995 - B
09.12.201921 dk 4 sn
03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
27.09.202528 dk 56 sn
21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B
11.10.202616 dk 57 sn
08.07.1995 - A
09.12.201912 dk 10 sn
20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
21.09.202533 dk 22 sn
20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
20.09.202537 dk 26 sn
24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B
22.06.202530 dk 56 sn
13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
14.09.202524 dk 56 sn
21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A
10.10.202623 dk 51 sn
24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A
21.06.202534 dk
13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
13.09.202537 dk
10.12.1994 - B
09.12.201927 dk 22 sn
03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B
01.11.202631 dk 35 sn
06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
07.09.202523 dk 17 sn
10.12.1994 - A
09.12.201935 dk 30 sn
03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A
31.10.202630 dk 23 sn
06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
06.09.202532 dk 2 sn
05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi B
04.10.202624 dk 54 sn
27.05.1995 - B
09.12.201931 dk 18 sn
05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi A
03.10.202630 dk 24 sn
27.05.1995 - A
09.12.201925 dk 34 sn
22.10.1994 - A
09.12.201945 dk 29 sn
25.06.1994 - A
09.12.201934 dk 29 sn
15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B
25.10.202627 dk 1 sn
15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr B
27.09.202629 dk 47 sn
11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
06.09.202619 dk 11 sn
15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A
24.10.202629 dk 58 sn
15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr A
26.09.202632 dk 32 sn
11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
05.09.202632 dk 6 sn
01.04.1995 - B
09.12.201934 dk 41 sn
01.10.1994 - A
09.12.201918 dk 59 sn
07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
30.08.202624 dk 25 sn
01.04.1995 - A
09.12.201921 dk 36 sn
10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr B
20.09.202628 dk 53 sn
07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
29.08.202622 dk 50 sn
25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B
18.10.202625 dk 57 sn
10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr A
19.09.202635 dk
23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi B
23.08.202629 dk 30 sn
25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A
17.10.202620 dk 48 sn
09.07.1994 - B
09.12.201924 dk 20 sn
23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi A
22.08.202624 dk 18 sn
09.07.1994 - A
09.12.201920 dk 30 sn
16.04.1994 - B
09.12.201916 dk 56 sn
02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
13.09.202625 dk 52 sn
02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
12.09.202630 dk 42 sn
16.04.1994 - A
09.12.201928 dk 36 sn
19.03.1994 - B
09.12.201925 dk 28 sn
19.03.1994 - A
09.12.201926 dk 9 sn
11.12.1993 - B
09.12.201931 dk 53 sn
31.07.1993 - B
09.12.201928 dk 40 sn
11.12.1993 - A
09.12.201928 dk 53 sn
31.07.1993 - A
09.12.201930 dk 28 sn
04.12.1993 - B
09.12.201933 dk 7 sn
24.07.1993 - B
27.07.202531 dk 55 sn
04.12.1993 - A
09.12.201927 dk 55 sn
24.07.1993 - A
06.07.202532 dk 35 sn
27.11.1993 - B
09.12.201929 dk 21 sn
17.07.1993 - B
16.08.202626 dk 57 sn
27.11.1993 - A
09.12.201923 dk 50 sn
17.07.1993 - A
15.08.202634 dk 4 sn
20.11.1993 - B
09.12.201926 dk 59 sn
10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
09.08.202631 dk 44 sn
20.11.1993 - A
09.12.201928 dk 26 sn
10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
08.08.202629 dk 54 sn
23.10.1993 - B
09.12.201924 dk 3 sn
03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
02.08.202624 dk 58 sn
23.10.1993 - A
09.12.201924 dk 9 sn
03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
01.08.202626 dk 47 sn
07.10.1993 - B
09.12.201931 dk 12 sn
26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
26.07.202620 dk 47 sn
07.10.1993 - A
09.12.201928 dk 3 sn
26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
25.07.202629 dk 48 sn
12.06.1993 - Bayezid-i Bistami B
19.07.202619 dk 22 sn
28.08.1993 - B
09.12.201921 dk 4 sn
12.06.1993 - Bayezid-i Bistami A
18.07.202622 dk 26 sn
28.08.1993 - A
09.12.201924 dk 5 sn
15.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
12.07.202622 dk 47 sn
21.08.1993 - B
09.12.201928 dk 17 sn
15.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
11.07.202622 dk 43 sn
21.08.1993 - A
09.12.201929 dk 59 sn
08.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
05.07.202625 dk 5 sn
07.08.1993 - B
09.12.201922 dk 10 sn
08.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
04.07.202620 dk 36 sn
07.08.1993 - A
09.12.201922 dk 3 sn
01.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
28.06.202632 dk 40 sn
01.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
27.06.202628 dk 42 sn
10.04.1993 - Şakik-ı Belhi B
21.06.202619 dk 22 sn
10.04.1993 - Şakik-ı Belhi A
20.06.202627 dk 34 sn
27.03.1993 - Şakik-ı Belhi B
14.06.202626 dk 39 sn
27.03.1993 - Şakik-ı Belhi A
13.06.202624 dk 24 sn
23.01.1993 - Şakik-ı Belhi B
07.06.202627 dk 54 sn
23.01.1993 - Şakik-ı Belhi A
06.06.202635 dk 37 sn
09.01.1993 - Haris el-Muhasibi B
31.05.202625 dk 59 sn
09.01.1993 - Haris el-Muhasibi A
30.05.202632 dk 58 sn
24.12.1992 - Haris el-Muhasibi B
09.12.201922 dk 9 sn
24.12.1992 - Haris el-Muhasibi A
09.12.201921 dk 39 sn
05.12.1992 - Haris el-Muhasibi A
23.05.202631 dk 18 sn
28.11.1992 - Haris el-Muhasibi B
17.05.202623 dk 31 sn
28.11.1992 - Haris el-Muhasibi A
16.05.202623 dk 50 sn
21.11.1992 - Seriyy es Sakati B
10.05.202626 dk 10 sn
21.11.1992 - Seriyy es Sakati A
09.05.202630 dk 54 sn
01.08.1992 - Seriyy es Sakati B
12.04.202622 dk 20 sn
01.08.1992 - Seriyy es Sakati A
11.04.202621 dk 32 sn
25.07.1992 - Bişr-i Hâfî B
05.04.202628 dk 19 sn
25.07.1992 - Bişr-i Hâfî A
04.04.202627 dk 21 sn
04.07.1992 - Bişr-i Hâfî B
29.03.202631 dk 17 sn
04.07.1992 - Bişr-i Hâfî A
28.03.202629 dk 10 sn
09.05.1992 - İbrahim bin Edhem B
15.02.202631 dk 34 sn
09.05.1992 - İbrahim bin Edhem A
14.02.202646 dk 33 sn
02.05.1992 - İbrahim bin Edhem B
08.02.202628 dk 2 sn
02.05.1992 - İbrahim bin Edhem A
07.02.202625 dk 59 sn
18.04.1992 - İbrahim bin Edhem B
01.02.202632 dk 48 sn
18.04.1992 - İbrahim bin Edhem A
31.01.202627 dk 36 sn
18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B
18.01.202629 dk 4 sn
18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A
17.01.202623 dk 59 sn
11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B
11.01.202632 dk 31 sn
24.10.1992 - Seriyy es Sakati A
02.05.202629 dk 41 sn
17.10.1992 - Seriyy es Sakati B
26.04.202624 dk 46 sn
17.10.1992 - Seriyy es Sakati A
25.04.202623 dk 12 sn
10.10.1992 - Seriyy es Sakati B
19.04.202629 dk 14 sn
10.10.1992 - Seriyy es Sakati A
18.04.202624 dk 15 sn
28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî B
04.01.202643 dk 56 sn
28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî A
03.01.202633 dk 51 sn
16.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
28.12.202532 dk 40 sn
16.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
27.12.202528 dk 47 sn
09.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
21.12.202527 dk 32 sn
09.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
20.12.202529 dk 2 sn
02.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
14.12.202528 dk 15 sn
02.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
13.12.202541 dk 6 sn
AKRA