İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B

26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
Tasavvuf Sohbetleri

26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B

26.07.2026
20 dk 47 sn

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm

El-Hamdülillâhirabbi'l-âlemînehamdenkesîrantayyibenmübârekenfîh. Kemâyenbeğî li-celâli vechihî ve li-azîmisultânih.

Ve's-salâtüve's-selâmüalâseyyidinâ ve senedinâ ve mededinâMuhammedini'l Mustafa. Ve alââlihî ve sahbihî ve men tebiahûbiihsânin ilâ yevmi'lcezâ.

Emmâba'd:

Aziz, muhterem ve sevgili kardeşlerim!

Çok kıymetli bir âlimin; EbûAbdirrahman es-Sülemî'nin -rahmetullâhi aleyh ve kaddesallâhurûhahû- yazmış olduğu çok değerli, mümtaz bir kitap olan Tabakâtu's-sûfiyye’sini okuyoruz. Ebû Abdirrahman es-Sülemî tasavvuf büyüklerinin hayatlarını ve mübarek fikirlerini toplamış, böyle bir eser meydana getirmiş. Ve bu eseri çok kıymetli mısırlı bir profesör de çok güzel dipnotlar, ilaveler, açıklamalar yaparak neşre hazırlamış. Henüz Türk dilimize tercüme edilmemiş bir kaynak eser olduğu için tasavvuf konusunda en salahiyetli, en meşhur, en büyük, en kıymetli şahısların sözlerini ve fikirlerini buradan öğrenebiliriz diye bu kitabı okuyoruz.

AhberenâEbûCa'ferin, Muhammedü'bnüAhmede'bniSa'îdin, er-Râziyyü: Kâlesemi'tüAbbâse'bneHamzatekâle: HaddesenâAhmedü'bnüEbi'l-Havâriyyikâle: Semi'tüEbâSüleymâne'd-Dârânîyyeyekûlü: İzâ galebe er-recâuale'l-havfifesede'l- vaktü.

"EbûCâfer Muhammed b. Ahmed b. Said er-Râzî bana haber verdi." diyor kitabı yazan Sülemî. O da, "Abbas b. Hamza'dan işittim." diyor. O da, "Ahmed b. Ebi'l-Havârî'den duydum." diyor. O da meşhur bir mutasavvıftır, "Ebû Süleyman'ın bizzat kendisinden duymuş." Terceme-i hâli anlatılan kişiden duymuş.

Yekûlü, "Şöyle diyor;" Ebû Süleyman ed-Dârânî: İzâgalebe'r-recâuale'l-havfifesede'l-vakt, "Ümit korkuya galip oldu mu zamane fesâda uğrar, bozulur."

Kim bu sözlerden ne kadar anladı bilmiyorum. Anlatmak için biraz açıklama yapalım. "Ümit korkuya galip geldi mi zamânefesâda uğrar, her şey bozulur." Yani fitne fesat olur, iş karmakarışık olur demek. Ne demek bu?

İnsanda bir recâ var. RecâArapça'da ne demek? "Ummak, ümitvâr olmak" demek. Hepimiz Allah'ın rahmetini umuyoruz, "Müslümanız" diye "Allah bizi cennete soksun." diye temenni ediyoruz. "İnşaallah cennete gireriz." diyoruz, değil mi? Ümidimiz var. Hem de Allah, "Allah'tan ümit kesmeyin." diye emretmiş;

Lâ taknatûmi'r-rahmetillah. "Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin!" diye ümidimiz var. Recâ bu, ümit.

Bir de havfullah var, havf var, o da korkmak. "Ya Allah bana cennetini nasip etmezse, ya kızarsa gazap ederse, ya beni cehenneme atıp cayır cayır yakarsa… Sobaya elimi tutamıyorum, kibriti tutamıyorum, ya beni ateşin içine iterse, cayır cayır yanarsam, ölmeden o azabı devamlı çekersem, yıllarca yüzyıllarca cehennemde fokur fokur, cayır cayır, çatır çatır yanarsam!" Korku var bir de, havfullah, Allah'tan korkmak; recâ Allah'ın rahmetini ummak.

"İnsanda havf u recâ olacak." demiş büyüklerimiz. Neden? Ümit olmazsa insan yaşayamaz, korkudan ölür. Ümidi olacak, bir. "Allah'ın rahmetine ererim, Allah inşaallah beni kahretmez, Allah beni gazabına uğratmaz, cennetine sokar, lütfuna erdirir, Peygamber Efendimiz'le, şeyhlerimizle, pîrlerimizle, Allah'ın lütfuyla cennete gireriz." Ümit bu. İnsan ümit ediyor da neler yapıyor? Kazanacağım diye iş kuruyor, büyük adam olacağım diye tahsile giriyor, sonucu iyi olacak diye büyük şehre geliyor. Ümit dünyası… Yani ümit var hepimizde. Dinî bakımdan da öyle. Ama sırf ümit olursa ne olur?

İzâgalebe'r-recâuale'l-havf, "Korkuya ümit galip gelir de adam çok ümitli olursa," "Elbet girerim cennete, elbette Allah bana lütfeder! Ben müslüman değil miyim! Elbette Allah bana yardım eder be!" diye böyle fazla ümitli, fazla iyimser olursa ne olur? İş bozulur. Neden? İbadetlerine koşmaz, günahlardan kaçmaz, vazifelerini yapmaz, gevşer, tembelleşir, lüzumsuz ümit beslediğinden belasını bulur. Mahvolur. Öyle o kadar ümitli olmaya gelmez.

Ebû Süleyman ed-Dârânî hazretleri ne diyor?

"Öyle fazla heveslenmeyin, biraz da korkun titreyin. Hatta korku biraz daha fazla olsun." diyor.

İnsan cehennemden korunmak için günahlardan sakınsın, korku biraz fazla olsun ki "Aman cenneti elden kaçırmayayım." diye ibadete düşsün, geceleyin kalksın namazını kılsın. Fazla ümit etti mi gevşiyor, sabah namazına kalkmıyor, camiye gelmiyor, tesbihini çekmiyor, Kur'an'ını okumuyor, dersine çalışmıyor, harama helala aldırmıyor! Neden? İyimser, havai. O zaman olmuyor demek ki. Ebû Süleyman hazretlerinin tavsiyesi, "Biraz Allah'tan korkun." İnsan fazla ümitli oldu mu, o zaman iş berbatlaşır.

Bu ne zamana kadar nasıl olacak? Hadîs-i şerîflerde Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bildiriyor ki;

"İnsanın hayatı boyunca havfı, Allah'tan korkusu recâsından fazla olacak, gözü yaşlı olacak, korkacak, titreyecek. Ölümüne yakın, yaşlandığı zaman ümidi çoğalacak, korkusundan daha galip olacak."

"Bunca yıl yaşadım, dilerim ki Rabbim beni rahmetine erdirir, saçımız ağardı, belimiz büküldü." Zaten günahla ilgisi yok, adam yetmiş yaşında, camiye gidiyor, haramla günahla ilgisi yok. O zaman Allah'a karşı hüsn-ü zannı ve recâsının galip olmasını Peygamber Efendimiz tavsiye ediyor.

Evvelce niye korku galip?

Çünkü nefis var, şeytan var, gevşerse günaha dalar veya ibadetleri yapmaz diye. O zaman korksun, öteki zamanda da Allah'ın rahmetine ümidini çoğaltsın diye. Hayatımızı böyle tanzim edeceğiz.

Bugünkü durum nedir?

Bugünkü durum, millet hiç korkmuyor. Efe hepsi, hepsi kabadayı! Hem de kime karşı kabadayı, kime karşı yumruk sıkmış? Kur'an'a karşı yumruk sıkmış, Allah'a karşı yumruk sıkmış, dine karşı yumruk sıkmış, aldırmıyor, korkmuyor! "Cehennemlik olursun!" diyorsun, gülüyor. "Oh oh kış gününde ısınırım, rahat ederim." diyor, alay ediyor. "Adamın birisi cennete gitmiş de bakmış hep softalar var, canı sıkılmış. Cehenneme gitmek için çare aramaya başlamış oradan cehenneme gitmiş." diyor. Yani alay ediyor, kafa yapıları böyle.

Bir insan bir iş yaptı mı bazı insanlar sever, alkışlar. Bazı insanlar kızar, tenkit eder, beğenmez. Sen sakal bırakırsın, namaz kılarsın. Bazısı kızar: "Bu kadar softa olma!" Tesbih çekersin, "Bu kadar tesbih çekme!" Eğlenirsin, "Tamam! Hah ya. Şöyle biraz hayattan kâm almayı öğren, yobazlığı bırak!" der. Ama hangisi gerçekte doğru? Gerçek doğru hangisi, gerçek doğrunun ölçüsü ne?

Gerçek doğrunun ölçüsü Kur'ân-ı Kerîm! Fıkıh kitaplarının, ilmihal kitaplarımızın yazdığı bilgiler. O kadar! İçki haram, zina haram, faiz haram, gayrimeşru kazanç haram,

Gözümüzü açalım, dünya insanı aldatır.

"Fani dünya hoştur amma âkıbet mevt olmasa."

Hocamız [MehmedZahidKotku hazretleri] bunu çok söylerdi. Fani dünya hoştur, zevki çalgısı güzeldir ama âkıbet mevt olmasa. Ölüm var, ölümden sonra muhakeme var, ceza var, cehennem var.

İzâgalebe'r-recâuale'l-havfifesede'l-vakt. "İnsanın ümidi korkusuna galib oldu mu, vakit fâsid olur."

"Hayat bozulur, zamâne mahvolur." demek. İşte şimdinin misali bu. Şimdi herkes; "Korku yok, Allah affeder diyor." "Niye böyle yapıyorsun, günah?" "Allah affeder." Nereden biliyorsun affedeceğini? Allah kimi affedeceğini kimi affetmeyeceğini Kur'ân-ı Kerîm'de bildirmiş, ilmihal kitaplarında yazılmış, herkesi affetmez ki. Herkesi affetmez. Bazısının tevbesini kabul etmez. Zamanı var, şekli var, yeri var.

İnsanın ümidi korkusuna galip oldu mu, zamânesi mahvolur, veyahut genel olarak bir toplumda ümit korkudan fazla oldu mu zamâne bozulur, fâsid olur, fesat ortaya çıkar. Güzel söylemiş Ebû Süleyman rahmetullâhi aleyh hazretleri.

Ve bihîkâleEbûSüleymân: Leyte kalbî fi'l-kulûbi ke-sevbîfi's-siyâb, fekânetsiyâbuhuvasatan.

Ve bihîkâleEbû Süleyman, "Yine aynı senetle Ebû Süleyman şöyle demiş;"

Leyte kalbî fi'l-kulûbi ke-sevbîfi's-siyâb, fekânetsiyâbuhûvasatan. "Keşke kalbim, kalpler arasında, benim şu elbisemin elbiseler arasında olduğu gibi olsaydı."

Altında da diyor ki yazar, kitabı yazan veyahut o zamanda onu gören;

Fekânetsiyâbuhûvasatan. "Giyimi de anlı şanlı değildi, ortaydı."

Orta bir giyimi vardı, öyle pek süslü giymezdi. Ama ne demiş?

"Keşke kalbim, öteki kalplerin yanında, elbiselerimin öteki elbiselerin yanında olduğu gibi olsaydı."

Yani vasat bir elbise; fazla süslü, ziynetli, sırmalı, işlemeli, gösterişli de değil. Keşke kalbim öteki kalpler arasında elbisemin öteki elbiseler yanındaki mevkii, makamı, durumu gibi olabilseydi.

Allah neye bakıyor? İnsanın rütbesine, makamına, şekline, şemailine, yüzüne bakmıyor! Nesine bakıyor? Kalbine bakıyor. Kalp güzel olacak. Kalp ne demek? Gönül. Manda ciğeri gibi ciğeri olur, öküz kalbi gibi kalbi olur; ama hırsızsa, arsızsa, edepsizse hiç kıymeti yok. Kalbin sağlamlığı o değil! Gönül temiz olacak, pâk olacak, güzel olacak, gönül!

"Keşke gönlüm, öteki gönüllerin yanında elbiselerimin öteki elbiselerin yanında olduğu kadar bile olabilseydi." diye temenni etmiş; çünkü gönlün temiz olması kolay bir şey değil. Kendini bir düşün, kimlere ne kadar kızıyorsun, aklından neler geçiriyorsun, gönlünden neler kuruyorsun, neler istiyorsun? Her gönlümüzden geçeni yapsaydık… Çünkü gönlümüz iyi değil. Allah gönüle bakıyor, bu iyi olmayan gönüle bakıyor. O zaman ne olacak? Allah sevmeyecek. Güzel olursa sevecek. Gönlü temiz olursa, pâk olursa, nurlu olursa sevecek; pis olursa, mülevves olursa, habis olursa sevmeyecek. Onun için kalbin, gönlün temizliği çok önemli.

Gönül temizliği yapıyor muyuz?

"Ben dişlerimi arada fırçalarım, misvaklarım, temizlerim." "Ben vücudumu arada sırada yıkarım, haftada bir, iki, üç veya her sabah" veya "Her namazdan önce abdest alıyorum, elimi ayağımı yıkıyorum, bir temizlik yapıyorum." Elini temizliyorsun, terini temizliyorsun, tırnağını kesiyorsun, saçını traş ediyorsun, iyi güzel, kalbin?

"Benim kalbim temiz." Nasıl temiz, ne kadar temiz, emin misin? Doğru mu düşün bakalım, kalbinin temizliğini kontrol ediyor musun? Etmiyoruz. Çok kimse kontrol etmiyor; yüzde doksan dokuz, onda dokuz, binde dokuz yüz doksan dokuz etmiyor. Ekseriyet, kalbinin temizliği ile ilgili bir kontrol yapması gerektiği kanaatinde bile değil. Bu meseleden bile haberdar değil. Kalbinde neler vardır adamın! İnsan bir gösteren alet olsa da kalbini bir görse.

Eskiden evliyâullahtan bir kimsenin torunu, dedesinin yanında oturuyor. Kapıdan birisi geliyor;

"Aa dede, tilki geldi içeriye!"

"Sus evlâdım."

Yine oturuyorlarmış, bir başkası gelmiş;

" Aa dede, domuz geldi içeriye!"

"Sus evlâdım."

Bir başka adam giriyor;

"Aa ayı girdi içeri dede!"

Dede, demiş ki;

"Şuna biraz ekmek verin. Keşfi açılmış çocuğun. Âşikâre yesin, keşfi kapansın."

Sîretini görüyor; yani domuz sîretli, tilki sîretli, ayı sîretli. İçi, gönlü o gönülde olan insan. İnsan kalıbında ama kalbinden geçen fikirler itibariyle ayı gibi, domuz gibi şehvetinin esiri, hırsının esiri veya fitne fesat, vesaire.

Kalbi öyle oldu mu Allah sevmiyor. Onları düzeltmek lazım, iyi bir kalbe sahip olmak lazım, iyi niyete sahip olmak lazım.

Bu neyle düzelecek? Bunun terbiyesinin yolu yöntemi usulü Tasavvuf işte, başka yerde temizlemek mümkün değil. Balığı tutuyorsun kafasını kesiyorsun karnını yarıyorsun içindekileri çıkartıyorsun suya iki üç kere sokup kanını çıkarıyorsun, ortasını açıp fırına veriyorsun. Balığı böyle temizledin; kalbini nasıl temizleyeceksin, bıçağı saplasan ölürsün. Ne yapacaksın.

Tasavvufi terbiye olacak, nefsin kötü huylardan, ayıplardan temizlenmesi lazım. Manevi bakımdan insanın gönlünün terbiye edilmesi lazım.Seyri sûluki sonunda temiz gönüllü has halis kamil bir müslüman haline gelmesi lazım.Şimdi millet bundan haberdar değil .

Dervişim diyor ama böyle dervişlik olmaz ki. Kibirli, sabırsız, itaatsiz, hasedçi, kindar olmaz, bunları atacaksın.

Nasıl atıcam, reçeteler var yok değil, İmam Gazalinin İhya-i Ulûmunu oku oku oku veya gel tekkeye çalış.

Ve bihi kâle ebu Süleyman: Men sâra'a'd-dünya sara'athu. Aynı rivayet zinciriyle Ebu Süleyman hazretleri buyurdu ki;

 "Kim dünyayı yeneceğim diye dünya ile güreşmeye kalkarsa yenemez. Dünya onu pes ettirir, sırtını yere getirir. Dünya; onun sırtını mindere yapıştırır, onu yener."

Dünya nedir? Şu yuvarlak küre mi; beş kıtası, okyanusları, kutupları, meridyenleri, paralelleri olan mı? Hayır! Dünya nedir? Hayât-ı dünyâdır; yani şimdiki hayatımızdır. Biz şimdi neredeyiz? Hayât-ı dünyâdayız, şu hayattayız. Sonra ne var? Hayât-ı âhiret var, öldükten sonraki hayat var. Şu anda ölmeden önceki hayatımızı yaşıyoruz. Bu dünya hayatı, ana gaye değil, asıl gaye âhiret hayatıdır.

Öldükten sonraki âlem ve hayat asıl hedefimizdir. Biz orayı düzgün yapmaya çalışacağız. Dünyadaki vazife nedir? Dünya bir imtihan yeridir, dünya bir çalışma yeridir, dünya bir kazanma yeridir. Nereyi kazanacağız? Öbür âlemi, âhireti kazanacağız! Ama birçok kimse hiç âhireti düşünmüyor, dünyayı yaşamaya çalışıyor. Boğazda köşk, altında araba, cebinde para, keyfi yerinde olsun, yesin içsin, gezsin tozsun, eğlensin. Herkesin genel gayesi o.

Sizler biraz bundan vazgeçmişsiniz, gelmişsiniz böyle bir yere diz çöküp oturmuşsunuz. Başkası diz çöküp oturmaz: "Hoca biraz güzel bir yerde konuşsun! Başka yer mi yok? Maraken koltuklar, güzel serin bir salon, kadife perdeler, şöyle sahne açılsın, beyefendi otursun, kahveler gelsin, meşrubâtlar gelsin, hoca çıksın orada konuşsun." Bunun da keyfi devam etsin. Herkes böyle diz çökmeye râzı olmaz. Her hoca da böyle oturmaya râzı olmaz. Keyifler yukarıya doğru gider; ekseriyetle insanlar keyfinin, zevkinin esiridir. Sen oruç tutuyorsun, namaz kılıyorsun, uykuyu terk ediyorsun, Allah yolunda gitmeye çalışıyorsun, Bosna'ya Hersek'e gidiyorsun, canını tehlikeye sokuyorsun. Herkes böyle şeylere düşmez, ekseriyet düşmüyor.

Değil mi? Ekseriyet dünyaya dalmış, âhireti unutmuş. Kim bu dünyaya dalarsa, "elde edeceğim" derse; dünya onu elde eder, yener. Kendisine bent eder, esir eder; âhireti mahvolur.

 Ebû Süleyman, "İyi müslüman olup da dünyayı yenmek, dünyaya dalıp da iyi müslüman kalmak mümkün değildir." demek istiyor. Sen âhiretini imar etmeye çalış. Bu dünyayı imar edip de yine iyi müslüman olacağım dersen; bu konuda çok kimseler çalıştı, çok uğraştılar, "dünyayı yeneriz" dediler; "hem dünyalık olsun, hem onu yeneriz" dediler ama yenemediler. Dünya onları tuşa getirdi, âhiret vazifelerini, ibadetlerini yapamaz duruma getirdi de âhirete kötü durumda gittiler demek. Ana mânası, söylemek istediği bu.

Men sâra'a'd-dünya sara'athu. "Kim dünyayı elime alırım, kendime râm ederim, ona hükmederim derse öyle olmaz. Aksine dünya onu hükmü altına alır, kendine râm eder."

Fâni dünyanın güzellikleri, âhiretini yaptırmaz; oyalar, aldatır. "Tûl-i emel yaşayacağım, inşaallah ihtiyarlayacağım, inşaallah emekli olacağım." derken ölüm bir gelir, bir tel kopar, âhenk ebediyyen kesilir, hayat biter, sevap kazanma imkânı tükenir. İnsanın yaptığı işler, günahların hesabını verme durumu ortada kalır.

Bu duruma düşmeden âhirete hazırlanacağız. O hal gelmeden ahreti kazanacağız. Bu dünyanın zevklerine takılıp âhireti kazanma işinde gevşeklik, ihmalkârlık ve tembellik yapan pişman olur. Diz döver, perişan olur, mahvolur ama;

Şerrü'n- nedâmeti yevme'l- kıyameti, "Pişmanlıkların en kötüsü âhiretteki pişmanlıktır."

Mahkeme-i kübrâda, hesabın olduğu yerde pişmanlık duymanın insana faydası olmayacaktır.

Pişmanlığı şu anda duy, şurada duy! Tevbe et, hakkın yoluna gir, âhiret için çalış. Akıllıca olan iş budur, gerisi lâf u güzâftır. Tasavvuf da budur, din de budur, kurnazlık da budur, akıllılık da budur. Allah bizi yanıltmasın, şaşırtmasın, hedeften saptırmasın,

Allah-u Teâla Hazretleri cümlenizden razı olsun. Cümlenizi Peygamber Efendimiz'in sevgisine, şefaatine, iltifatına nail eylesin. Peygamber Efendimiz'in has ümmeti olmanızı nasip eylesin. Dünya ve ahiretin her türlü tehlikelerinden koruyup, dünya ve ahiretin her türlü hayırlarına erdirdiği kullarından eylesin. Firdevsi Âlâda Peygamber-i Zişan’ımıza cümlenizi komşu eylesin. Cennet nimetleriyle mütena'ım eylesin.

 

 

Bir Sonraki

07.10.1993 -

B

Bir Önceki

07.10.1993 -

A

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
12.10.202526 dk 42 sn
11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A
10.01.202635 dk 47 sn
21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
09.11.202522 dk 55 sn
17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
11.10.202527 dk 24 sn
24.10.1992 - Seriyy es Sakati B
03.05.202623 dk 26 sn
21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî B
25.01.202625 dk 38 sn
21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî A
24.01.202632 dk 19 sn
26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
07.12.202518 dk 46 sn
26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
06.12.202538 dk 37 sn
29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
31.08.202522 dk 6 sn
19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
30.11.202524 dk 51 sn
29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
30.08.202537 dk 44 sn
19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
29.11.202530 dk 51 sn
22.06.1996 - B
09.12.201941 dk 25 sn
12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
23.11.202530 dk 52 sn
22.06.1996 - A
09.12.201938 dk 29 sn
12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
22.11.202523 dk 18 sn
15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
24.08.202529 dk 56 sn
05.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
09.12.201924 dk 11 sn
15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
23.08.202527 dk 12 sn
28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
16.11.202532 dk 42 sn
08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
17.08.202524 dk 25 sn
28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
15.11.202526 dk 32 sn
08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
16.08.202536 dk 25 sn
01.06.1996 - A
09.12.201939 dk 58 sn
21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
08.11.202526 dk 57 sn
14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
02.11.202524 dk 22 sn
10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri B
10.08.202532 dk 14 sn
14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
01.11.202525 dk 5 sn
10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri A
09.08.202521 dk 51 sn
16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi B
03.08.202529 dk 20 sn
31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
26.10.202525 dk 58 sn
16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi A
02.08.202530 dk 18 sn
31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
25.10.202521 dk 35 sn
24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
19.10.202522 dk 2 sn
30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye B
20.07.202520 dk 28 sn
30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye A
19.07.202545 dk 9 sn
24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
18.10.202523 dk 54 sn
23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi B
13.07.202518 dk 3 sn
10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
05.10.202538 dk 7 sn
23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi A
12.07.202529 dk 21 sn
10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
04.10.202535 dk 38 sn
05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B
29.06.202526 dk 53 sn
05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A
28.06.202527 dk 5 sn
03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
28.09.202532 dk 38 sn
08.07.1995 - B
09.12.201921 dk 4 sn
03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
27.09.202528 dk 56 sn
21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B
11.10.202616 dk 57 sn
08.07.1995 - A
09.12.201912 dk 10 sn
20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
21.09.202533 dk 22 sn
20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
20.09.202537 dk 26 sn
24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B
22.06.202530 dk 56 sn
13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
14.09.202524 dk 56 sn
21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A
10.10.202623 dk 51 sn
24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A
21.06.202534 dk
13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
13.09.202537 dk
10.12.1994 - B
09.12.201927 dk 22 sn
03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B
01.11.202631 dk 35 sn
06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
07.09.202523 dk 17 sn
10.12.1994 - A
09.12.201935 dk 30 sn
03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A
31.10.202630 dk 23 sn
06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
06.09.202532 dk 2 sn
05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi B
04.10.202624 dk 54 sn
27.05.1995 - B
09.12.201931 dk 18 sn
05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi A
03.10.202630 dk 24 sn
27.05.1995 - A
09.12.201925 dk 34 sn
22.10.1994 - A
09.12.201945 dk 29 sn
25.06.1994 - A
09.12.201934 dk 29 sn
15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B
25.10.202627 dk 1 sn
15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr B
27.09.202629 dk 47 sn
11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
06.09.202619 dk 11 sn
15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A
24.10.202629 dk 58 sn
15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr A
26.09.202632 dk 32 sn
11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
05.09.202632 dk 6 sn
01.04.1995 - B
09.12.201934 dk 41 sn
01.10.1994 - A
09.12.201918 dk 59 sn
07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
30.08.202624 dk 25 sn
01.04.1995 - A
09.12.201921 dk 36 sn
10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr B
20.09.202628 dk 53 sn
07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
29.08.202622 dk 50 sn
25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B
18.10.202625 dk 57 sn
10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr A
19.09.202635 dk
23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi B
23.08.202629 dk 30 sn
25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A
17.10.202620 dk 48 sn
09.07.1994 - B
09.12.201924 dk 20 sn
23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi A
22.08.202624 dk 18 sn
09.07.1994 - A
09.12.201920 dk 30 sn
16.04.1994 - B
09.12.201916 dk 56 sn
02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
13.09.202625 dk 52 sn
02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
12.09.202630 dk 42 sn
16.04.1994 - A
09.12.201928 dk 36 sn
19.03.1994 - B
09.12.201925 dk 28 sn
19.03.1994 - A
09.12.201926 dk 9 sn
11.12.1993 - B
09.12.201931 dk 53 sn
31.07.1993 - B
09.12.201928 dk 40 sn
11.12.1993 - A
09.12.201928 dk 53 sn
31.07.1993 - A
09.12.201930 dk 28 sn
04.12.1993 - B
09.12.201933 dk 7 sn
24.07.1993 - B
27.07.202531 dk 55 sn
04.12.1993 - A
09.12.201927 dk 55 sn
24.07.1993 - A
06.07.202532 dk 35 sn
27.11.1993 - B
09.12.201929 dk 21 sn
17.07.1993 - B
16.08.202626 dk 57 sn
27.11.1993 - A
09.12.201923 dk 50 sn
17.07.1993 - A
15.08.202634 dk 4 sn
20.11.1993 - B
09.12.201926 dk 59 sn
10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
09.08.202631 dk 44 sn
20.11.1993 - A
09.12.201928 dk 26 sn
10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
08.08.202629 dk 54 sn
23.10.1993 - B
09.12.201924 dk 3 sn
03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
02.08.202624 dk 58 sn
23.10.1993 - A
09.12.201924 dk 9 sn
03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
01.08.202626 dk 47 sn
07.10.1993 - B
09.12.201931 dk 12 sn
07.10.1993 - A
09.12.201928 dk 3 sn
26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
25.07.202629 dk 48 sn
12.06.1993 - Bayezid-i Bistami B
19.07.202619 dk 22 sn
28.08.1993 - B
09.12.201921 dk 4 sn
12.06.1993 - Bayezid-i Bistami A
18.07.202622 dk 26 sn
28.08.1993 - A
09.12.201924 dk 5 sn
15.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
12.07.202622 dk 47 sn
21.08.1993 - B
09.12.201928 dk 17 sn
15.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
11.07.202622 dk 43 sn
21.08.1993 - A
09.12.201929 dk 59 sn
08.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
05.07.202625 dk 5 sn
07.08.1993 - B
09.12.201922 dk 10 sn
08.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
04.07.202620 dk 36 sn
07.08.1993 - A
09.12.201922 dk 3 sn
01.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
28.06.202632 dk 40 sn
01.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
27.06.202628 dk 42 sn
10.04.1993 - Şakik-ı Belhi B
21.06.202619 dk 22 sn
10.04.1993 - Şakik-ı Belhi A
20.06.202627 dk 34 sn
27.03.1993 - Şakik-ı Belhi B
14.06.202626 dk 39 sn
27.03.1993 - Şakik-ı Belhi A
13.06.202624 dk 24 sn
23.01.1993 - Şakik-ı Belhi B
07.06.202627 dk 54 sn
23.01.1993 - Şakik-ı Belhi A
06.06.202635 dk 37 sn
09.01.1993 - Haris el-Muhasibi B
31.05.202625 dk 59 sn
09.01.1993 - Haris el-Muhasibi A
30.05.202632 dk 58 sn
24.12.1992 - Haris el-Muhasibi B
09.12.201922 dk 9 sn
24.12.1992 - Haris el-Muhasibi A
09.12.201921 dk 39 sn
05.12.1992 - Haris el-Muhasibi B
24.05.202623 dk 32 sn
05.12.1992 - Haris el-Muhasibi A
23.05.202631 dk 18 sn
28.11.1992 - Haris el-Muhasibi B
17.05.202623 dk 31 sn
28.11.1992 - Haris el-Muhasibi A
16.05.202623 dk 50 sn
21.11.1992 - Seriyy es Sakati B
10.05.202626 dk 10 sn
21.11.1992 - Seriyy es Sakati A
09.05.202630 dk 54 sn
01.08.1992 - Seriyy es Sakati B
12.04.202622 dk 20 sn
01.08.1992 - Seriyy es Sakati A
11.04.202621 dk 32 sn
25.07.1992 - Bişr-i Hâfî B
05.04.202628 dk 19 sn
25.07.1992 - Bişr-i Hâfî A
04.04.202627 dk 21 sn
04.07.1992 - Bişr-i Hâfî B
29.03.202631 dk 17 sn
04.07.1992 - Bişr-i Hâfî A
28.03.202629 dk 10 sn
09.05.1992 - İbrahim bin Edhem B
15.02.202631 dk 34 sn
09.05.1992 - İbrahim bin Edhem A
14.02.202646 dk 33 sn
02.05.1992 - İbrahim bin Edhem B
08.02.202628 dk 2 sn
02.05.1992 - İbrahim bin Edhem A
07.02.202625 dk 59 sn
18.04.1992 - İbrahim bin Edhem B
01.02.202632 dk 48 sn
18.04.1992 - İbrahim bin Edhem A
31.01.202627 dk 36 sn
18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B
18.01.202629 dk 4 sn
18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A
17.01.202623 dk 59 sn
11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B
11.01.202632 dk 31 sn
24.10.1992 - Seriyy es Sakati A
02.05.202629 dk 41 sn
17.10.1992 - Seriyy es Sakati B
26.04.202624 dk 46 sn
17.10.1992 - Seriyy es Sakati A
25.04.202623 dk 12 sn
10.10.1992 - Seriyy es Sakati B
19.04.202629 dk 14 sn
10.10.1992 - Seriyy es Sakati A
18.04.202624 dk 15 sn
28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî B
04.01.202643 dk 56 sn
28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî A
03.01.202633 dk 51 sn
16.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
28.12.202532 dk 40 sn
16.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
27.12.202528 dk 47 sn
09.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
21.12.202527 dk 32 sn
09.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
20.12.202529 dk 2 sn
02.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
14.12.202528 dk 15 sn
02.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
13.12.202541 dk 6 sn
AKRA