24.07.1993 - A

24.07.1993 - A
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm
El-Hamdülillâhi rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Kemâ yenbeğî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih.
Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidinâ ve senedinâ ve mededinâ Muhammedini'l Mustafa. Ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi ihsânin ilâ yevmi'l cezâ.
Emmâ ba'd:
Aziz, muhterem ve sevgili kardeşlerim!
Çok kıymetli bir âlimin; Ebû Abdirrahman es-Sülemî'nin -rahmetullâhi aleyh ve kaddesallâhu rûhahû- yazmış olduğu çok değerli, mümtaz bir kitap olan Tabakâtu's-sûfiyye’sini okuyoruz. Ebû Abdirrahman es-Sülemî tasavvuf büyüklerinin hayatlarını ve mübarek fikirlerini toplamış, böyle bir eser meydana getirmiş. Ve bu eseri çok kıymetli Mısırlı bir profesör de çok güzel dipnotlar, ilaveler, açıklamalar yaparak neşre hazırlamış. Henüz Türk dilimize tercüme edilmemiş bir kaynak eser olduğu için; tasavvuf konusunda en salahiyetli, en meşhur, en büyük, en kıymetli şahısların sözlerini ve fikirlerini buradan öğrenebiliriz diye bu kitabı okuyoruz.
Ebû Abdirrahman es-Sülemî hazretleri diyor ki;
Semi'tü Ahmede'bne Muhammede'bne Ya'kûbe'l-Hereviyye. "Heratlı Ahmet b. Muhammed b. Yakup'tan işittim." diyor.
Bi-Kirmîsîne, "Kirmisin şehrinde."
Kirmisin, Cibal mıntıkasının büyük beldelerinden biridir, Farsça aslı "Kirmanşahan" idi, Arapça'sı Kirmisin oldu, Âmit ile arasında üç fersah mesafe olan bir yer; orada duymuş.
Yekûlü semi'tü Ahmede'bnü Atâ. "O da Ahmed b. Atâ'dan işittiğini söylüyor."
Yekûlü haddesenâ Umeru'bnü Muhalled. "O da 'Ahmed b. Muhammed bize tahdis eyledi, söyledi.' diyor."
Kâle, kâle'bnü Ebi'l-Verd. "O da diyor ki 'Bana da Ebu'l-Verd söyledi.'"
Kâle Ma'rûfuni'l-Kerhiyyü. Hayatını, terceme-i hâlini, sözlerini okumakta olduğumuz evliyâullahın büyüklerinden, duası makbul, türbesinin toprağı şifa olduğu kitapta yazılı olan mübarek zât Mârûf-i Kerhi hazretleri -Allah şefaatlerine erdirsin- buyurmuş ki;
Alâmetü makti'llâhi'l-abde en terâhü müşteğılen bi-mâ lâ ya'nîhi min-emri nefsihî. "Allah'ın bir kula kızdığının, gazap ettiğinin alâmeti; senin o kulu boş, faydasız, kendi nefsinin keyfi istikametinde bir işle meşgul olarak görmendir."
"Bir adam kendi nefsinin işi peşinde ise; arzusu, hevesi, hevâsı peşindeyse ve işe yaramayan işler yapmaktaysa bu adam Allah'ın gazabına, kızgınlığına maruz olmuş bir insan ki öyle yaşıyor. Allah sevseydi onu kendisine kullukta istihdam ederdi." demek istiyor.
Madem ki nefsinin hevâsı peşinde koşuyor, madem ki işe yaramaz işler yapıyor; ister libası, ister makamı, ister köşkü, evi barkı, arabası, isterse dış görünüşü, etrafındaki insanların ona itibarı çok olsun. Bunların hiç kıymeti yok. Allah o kuluna kızıyor ki nefsinin hevası peşinde ve işe yaramaz şeylerle ömrünü zayi ediyor.
Allah bizi korusun. Allah bizi işe yarayan, hayırlı, faydalı, sevaplı, ecirli işlerle meşgul eylesin; nefsin oyuncağı, hizmetçisi, maskarası, kulu etmesin.
İmam Gazzâlî cennet mekanın bir sözü hatırımda hep canlı durur, diyor ki:
"İnsanlar bazı ilkel kabilelerin puta tapmasını ayıplarlar: 'Ya ne kadar kafasızlık! Kendilerinin yaptıkları, oydukları, yonttukları putlara tapıyorlar, az önce bir taştı, heykel yaptılar, tapıyorlar. Az önce bir ağaçtı, bir sanatkâr bunu bir heykel haline getirdi, karşısına geçtiler, tapıyorlar.' derler. İnsanlar ilkel insanların putlara tapışını ayıplarlar. Halbuki gözlerinden perdeler kaldırılsa basiretleriyle görseler ki insanların çoğu kendi nefsinin putuna tapıyor; kendi nefsine kul, kendi nefsini put edinmiş, kendi nefsine tapıyor."
Nasıl tapıyor?
Karşında el pençe divan durmuş;
"Emret nefsim, ne emredersen yapmaya hazırım, sana itaatteyim, senin kulunum, senin emrindeyim, senin buyruğundayım!" diyor, nefsin peşinde gidiyor.
Demek ki bu gibi durumlar Allah'ın kızmasının, gazabının alâmetidir ki insan sevabı olmayan, âhirete faydası olmayan bir işle meşgul oluyor.
Kâle ve kâle Ma'rûfün. Yine aynı yolla Mârûf-i Kerhî hazretlerinin sözünü naklediyor:
Talebü'l-cenneti bi-lâ amelin zenbün mine'z-zünûbi ve'ntizârü'ş-şefâati bi-lâ sebebin nev'un mine'l-ğurûri ve'rticâü rahmeti men lâ yütâu cehlün ve humkun.
Bak ne söylüyor Mârûf el-Kerhî hazretleri?
Talebü'l-cenneti bi-lâ amelin zenbün mine'z-zünûbi. "İbadet etmeden, cennete götürecek a'mâl-i sâliha işlemeden cenneti talep etmek, istemek günahlardan bir günahtır."
Cenneti istemek lafla olmaz, cennete götürecek işleri, a'mâl-i sâlihayı, ibadet ve taati yapmakla olur.
"A'mâl-i sâliha olmadan cenneti istemek, günahlardan bir günahtır." diyor.
Ve'ntizârü'ş-şefâati bi-lâ sebebin. "Ve ortada şefaate sebep olacak bir durum yokken Resûlullah'ın şefaatini beklemek."
Nev'un mine'l-gurûri. "Bir çeşit aldanmadır."
"Allah'ın cennetini istiyorsan cennete layık a'mâl-i sâliha işle. Resûlullah'ın şefaatini istiyorsan Resûlullah'ın sana şefaat etmesine sebep olacak bir zihniyet ve tavrı takın. Takınmadan şefaati istemek aldanmanın bir çeşididir. Amel etmeden, a'mâl-i sâliha işlemeden cenneti istemek günahlardan bir günahtır."
Ve'rticâü rahmeti men lâ yütâu. "Kendisine itaat olunmayandan rahmet ve acıma ummak, beklemek."
Cehlun. "Cahilliktir."
Ve humkun. "Ve ahmaklıktır."
İnsana kim rahmet edecek, kim acıyacak?
Allah!
Allah'a itaat etmiyor, itaat edilmeyenin rahmetini ummak cahillik ve ahmaklıktır.
Dünyada da öyledir. Sen adamın hizmetinde olmazsan sözünü dinlemezsen o senin için bir şey yapar mı?
Dersi çalışmazsan olur mu? Söz dinlemezsen olur mu?
Hizmetçi efendisinin sözünü dinlemiyor, maaşını arttırmasını istiyor, mümkün mü?
Talebe ders çalışmıyor, okula devam etmiyor; "On alacağım, yıldızlı pekiyi alacağım, sınıfı geçeceğim." diye not bekliyor, olur mu?
Olmaz.
İtaat olunmayanın rahmetini beklemek cahillik ve ahmaklıktır.
Ne olacak?
İtaat olacak, kul Rabbine mûtî olacak.
İtaat ne ile olur?
Emirlerini bilmekle olur.
Allah sana neyi emretti?
"Şunu şunu emretti; şu işleri onun için yapıyorum." diye sıralayabileceksin.
"Şunları şunları 'yapma' diye emretti, onları da onun için yapmıyorum." diyebileceksin.
İlim lazım, Allah'ın emrettiği şeyleri bilmek lazım. Kur'an'ı bilmek lazım, Resûlü'nün bize bildirdiği sünnet-i seniyyeyi bilmek lazım.
İnsanın oturup kalkıp dinî bilgisini kuvvetlendirmesi lazım. Cahillikle doğru düzgün bir dindarlık yapılamaz.
Peki ümmî evliyâ olan nasıl oluyor?
Allah onların gözlerini gönüllerini açıyor, onları alim ediyor da ondan sevgili kulu yapıyor; yoksa bu cahillikle olmaz.
Bu söze çok önem verelim:
"A'mâl-i sâliha işlemeden cenneti istemek, günahlardan bir günahtır."
Yanlış bir iştir, hatalı bir tutumdur; böyle bir durumda olmak günahtır.
"Esbâbına tevessül etmeden Resûlullah'tan şefaat beklemek de bir çeşit aldanmadır."
Çünkü Resûlullah'ın şefaat etmesi için senin de onun şefaat edeceği duruma dönmen, ona göre bir tavır takınman lazım.
"İtaat edilmeyen Allah'ın sana rahmet etmesini ummak da cahilliktir, ahmaklıktır."
Çünkü O, "İtaat etmedin." diye seni cezalandıracak, cehenneme atacak, yakacak, sen hâlâ rahmet bekliyorsun.
İtaat edeceksin, yapmaya çalışacaksın, yolunca yürümeye çalışacaksın, o zaman rahmetine müstahak olursun, mazhar olursun, lütfuna erersin.
Ve kâle Ebû Süleymân ed-Dârânî. "Ebû Süleyman ed-Dârânî dedi ki:"
Seeltü Ma'rûfani'l-Kerhiyye ani't-tâi'îne li'llâhi teâlâ bi-eyyi şey'in kaderû ale't-tâati? Kâle bi-ihrâci'd-dünyâ min kulûbihim ve lev kâne minhâ şey'ün fî kulûbihim mâ sahhat lehüm secdetün.
Bu 12. Paragrafı atlamışız, 13’ü okumaya başlamışız.
Seeltü Ma'rûfani'l-Kerhiyye. Ebû Süleyman ed-Dârânî "Mârûf-i Kerhî'ye sordum." diyor.
Ani't-tâi'îne li'llâhi teâlâ. "Allah'a mutî kulları sordum."
Bi-eyyi şey'in kaderû ale't-tâati. "Allah'a mûtî olmaya nasıl muktedir oldular?"
"'Ne yaptılar da Allah'a mûtî kul olabildiler? Ne sayesinde Allah'a mûtî kul olabildiler? O kadar insan istiyor ama mûtî olamıyor, günahlara dalıyor, hatalar işliyor; akşam pişman olacak işler yapıyor veya sabah pişman olacak işler yapıyor. Nasıl oldu da böyle Allah'a itaat etmeye muktedir olabildiler, güç yetirebildiler? Allah'a mûtî olan bu kullar ne ile bu dereceye erdiler?' diye sordum diyor Ebû Süleyman ed-Dârânî. Mârûf-i Kerhî dedi ki:"
Bi-ihrâci'd-dünyâ min kulûbihim. "Gönüllerinden dünyanın fikrini, sevgisini çıkarmakla yaptılar."
Ve lev kâne minhâ şey'in fî kulûbihim. "Eğer gönüllerinde dünyadan az bir şey olsaydı."
Mâ sahhat lehüm secdetün. "Onların secdeleri bile sahih secde olmazdı; bir secdeleri bile tam makbul bir secde olmazdı."
"Gönüllerinden dünyayı, dünya sevgisini çıkardılar da Allah'a mûtî kul oldular."
Dünyanın ne olduğunu her derste lafı geldikçe, sırası geldikçe söylüyoruz:
Dünya, "yer küresi" demek değildir. Dünya, "içinde yaşadığımız hayat" demektir. Bu hayat, gaye değildir, âhiret esastır. Biz bu dünyada, bu hayatta bir müddet yaşadıktan sonra asıl yerimiz olan âhirete göçeceğiz; asıl oraya hazırlanmamız lazım. Kim bu dünyayı mamur etmeye, bu dünyada gününü gün etmeye çalışır da âhirete çalışmazsa hata etmiş olur.
Onun için;
Hubbü'd-dünyâ re'sü külli hatîetin. "Bütün hataların başı dünya sevgisidir." denmiştir.
Diyor ki;
"Allah'a mûtî olan kullar nasıl itaat edebildiler?
"Gönüllerinden şu hayatın sevgisini çıkarmakla."
Biz şu içinde yaşadığımız hayatta neyi severiz?
Ev severiz, bağ severiz, çayır severiz, çimen severiz, dere severiz; deniz kenarı, yalı, gül, bülbül, sümbül, baklava, börek, çörek… İnsan dünyada birçok şeyi seviyor. Birçok insan bu hayatı içinde, bu dünyadaki kendi yaşamıyla ilgili küçük bir gaye peşinde koşuyor:
"Bir ev sahibi olabileyim, bir emekli maaşına nail olabileyim, bir otomobilim olsa başka bir şey istemem..."
Hep bu dünya ile ilgili hevesler ve arzular var. Bu hayatla ilgili arzular var.
Halbuki asıl iman insana âhireti düşünmeyi, âhirete hazırlanmayı, cenneti kazanmayı, Allah rızasını kazanmayı emrediyordu.
O zaman insanın bu dünyadaki muvakkat gayeleri peşinde koşması, âhirete karşı vazifelerini ihmal ettiriyor. Dükkânını, işini bozmak istemiyor, memuriyetinden atılmak istemiyor, parasız kalmak istemiyor, zahmete girmek istemiyor, hapse düşmek istemiyor, ölmek istemiyor; yaşamak istiyor, keyfine bakmak istiyor, "keyfim bozulmasın" istiyor.
Keyfi bozuldu mu yüzü kırışıyor, canı sıkılıyor, doğru bir söz de söylesen kızıyor. İnsanların genel durumu umumiyetle böyle.
İşte bunlar kalpten çıkacak. İnsan âhireti düşünecek, cenneti kazanmayı düşünecek, Allah'ın rızasını kazanmayı düşünecek, Allah'ın sevdiği kulu olmayı, o sevgiyi elde etmeyi düşünecek. O zaman işler değişir, o zaman bu dünyanın şusuna busuna bakmaz. Onları elinin tersiyle iter, dünyaya da rağbeti kalmaz, zühd sahibi olur. Dünyaya aldırmayan bir insan haline gelir. Bu makbul bir şey, Allah'ın sevdiği bir şey.
Çünkü Allah, asıl âhirete hazırlanmayı emrediyor. Allah'ın sevap verdiği işlerin çoğu nefse tatsız gelen, bugünkü insanların hoşlanmadığı şeylerdir.
Ve asâ en tekrehû şey'en ve hüve hayrun leküm. "Siz sevmezsiniz ama sevmediğiniz o şey sizin için hayırlıdır; bir şeyi çok istersiniz, seversiniz ama aslında o şey sizin için şerlidir, hayırsızdır, faydasızdır."
İnsanoğlu bunu anlayamadığı için basiret gözüyle bakamadığı için bu dünyayı hedef alıyor. Hele kâfirse "Âhiret falan ne gerek?" diyor, hem de aleyhte konuşuyor.
Haram filan olduğu zaman "Sen yemiyorsan ver ben yiyeyim." diyor. Veyahut sen bir haramı işlememek istediğin zaman; "Yap, günahı bana." diyor.
Korkmuyor, âhireti düşünmüyor. Ne günahtan, ne cezadan korkuyor. Tam bu hayatın adamı, dünya ehli!
Kâfirler dünya ehlidir, mü'minler âhiret ehlidir. Onlar âhireti düşünürler ama bu zamanın mü'minleri de kâfirlerin huyları kendisine bulaştığı için kafaları bozulmuştur.
Şimdi bize asıl mü''minlerin halleri anlatıldığı zaman kafamıza zor giriyor, biraz da garipsiyoruz. "Bu ne biçim Müslümanlık!" diye birçoklarının içinden itiraz geliyor.
"Ya böyle de olur mu? Bu dünyaya gelmişiz; azıcık da keyif, zevk, eğlence olmasa olur mu?" gibi şeyler.
İşte diyor ki:
"Dünyayı gönüllerinden çıkardıkları için Allah'a mutî kul olabildiler, eğer gönüllerinde dünyadan, dünya sevgisinden birazcık bir şey olsaydı bir secdeleri bile tam secde olmazdı."
Bir insan düşünelim ki rüyasında ona cenneti göstermişler, karşısına huriler çıkmış:
"Hadi biz seni bekliyoruz nerdesin?" demişler.
Evliyâullahtan duyduğumuz böyle hikayeler var. Adamın bu dünyada yemek yemeye tadı kalmıyor.
"Ben bir an evvel ölsem de öbür tarafa gitsem şu bizim köşklere kavuşsam." diye düşünüyor.
O zaman gözü bu tarafı hiç görmüyor; mü'min böyle işte.
Bu dünyanın mevkiini verirler, mü'min istemez,
"Padişah yapalım seni."
"İstemem!"
"Para verelim."
"Sizin olsun!"
"Köşk verelim."
"Gerekmez!"
Vali yapıyorlar, konağa oturmuyor sahabe-i kirâm. Normal elbise giymiyor. Parası var, karnını doyurunca tıka basa doldurmuyor.
Neden?
"Aç durması iyidir, tevazu iyidir, gösteriş kötüdür." diye.
Onların halleri böyleydi; bizim de dünyayı gönlümüzden çıkarmamız lazım. Dünya gönülden çıktı mı o zaman insan âhiret için her şeyi yapar.
O zaman Bosna’nın, Azerbaycan’ın imdadına da yetişir. Şu tatlı sıcak paraları Allah yolunda rahatlıkla verir, tatlı canını verir, zahmete girer, ter döker vesaire... Âhiret geldiği zaman, aklına yerleştiği zaman, dünya gözünden çıktığı zaman olur bu. Doğru söylüyor; doğru söylediğini sezinliyoruz.
"Onlar Allah'a nasıl mûtî kul olabildiler?"
"Gönüllerinden dünya sevgisini iyice çıkardıkları zaman. Çıkarmasalar secdeleri bile tam bir secde olmazdı." dedi.
Ve bihî kâle, süile Ma'rûfün, Mârûf'a soruldu. Demin soran Ebû Süleyman ed-Dârânî idi. Burada soranın kim olduğu söylenmiyor. Aynı rivayet zinciri ile olduğuna göre belki yukarıdaki sorunun devamıdır. Bu konu da benziyor.
Bi-men tuhracü'd-dünyâ mine'l-kalb. "Peki, tamam onlar Allah'a mûtî kul olmayı dünyayı gönüllerinden çıkarmakla başarmışlar ama dünya kalpten nasıl çıkarılır, gönülden nasıl atılır, def edilir? 'Çık defol, gözüme görünme!' diye nasıl diyeceğiz de dünya sevgisi olmayacak?"
Kâle bi-safâi'l-vüddi. "Bu, sevginin safiyetiyle olur."
"Allah'ı seviyor musun?"
"Seviyorum."
"Hakikaten mi, gerçekten mi, samimi gerçek bir sevgi mi?"
Samimi bir sevgi oldu mu o zaman kalpten çıkar.
Ve hüsni'l-muâmele. "Ve Allah'a karşı edebini takınıp kulluk muamelesi güzel olunca olur."
"Sevgi samimi, muamele hakiki olduğu zaman olur."
Gönülde Allah sevgisi tam oldu mu, yaptığı işler de samimi işler oldu mu o zaman gönülden dünya sevgisi çıkar. Dünya sevgisi çıktı mı Allah'a mûtî kul olur, yaptığı şeyi Allah'ın istediği şekilde yapar, âsi olmaz.
Ve bihî kâle, süile Ma'rûfün ani'l-mahabbe.
-Herhalde yine devamı olsa gerek.- "Mârûf'a muhabbetten soruldu ki."
"Muhabbet nedir?"
Bi-safâü'l-vüddi demişti. Bu iş, "Sevginin sâfî olmasıyla olacak." demişti.
Mârûf'a; "Peki muhabbet nedir?" diye sordular, belki yine Ebû Süleyman sormuştur.
el-Mahabbetü leyset min ta'lîmi'l-halk, innemâ hiye min mevâhibe'l-hakki ve fadlihî. "Muhabbet, insanların birbirleriyle konuşarak öğretmesiyle öğrenilecek bir şey değildir. O, Allah'ın verdiği bir vergidir, fazlından bir fazıldır ki o kullarına vermiş, seviyor; sevme kabiliyeti olmayan da sevemiyor. Seven seviyor, Allah'ın kabiliyet verdiği seviyor; sevme kabiliyeti olmayan da sevemiyor."
Allah o muhabbeti versin, o aşkı şevki versin. O sâfî, hakikî duyguları ihsan eylesin.
Ve bihî kâle Ma'rûfün li'l-fityâni alâmâtün selâsün: Vefâün bi-lâ hilâfin ve medhun bi-lâ cûdin ve atâün bi-lâ süâlin.
Tasavvufta fütüvvet denilen bir meşrep var. Fütüvvet; "yiğitlik, mertlik, er kişilik, delikanlılık, kahramanlık" demek. Tasavvuf erbabı fetâ'dır, fütüvvet erbabıdır, yiğittir, fetâların şahı da Hz. Ali'dir.
Lâ fetâ illâ Ali diye rivayet vardır. "Gençti, delikanlıydı, iyi müslümandı ve çok kahramandı."
Biliyorsunuz; Hayber'in fethi ve diğer savaşlardaki kahramanlıkları biliniyor. Onun için tasavvufta bir kahramanlık, bir fütüvvet bir fetâ olmak, yiğit olmak arzusu vardır. Bizim Anadolu'nun mutasavvıfları buna gayret etmiş; Horasan'ın mutasavvıfları mert olmaya, yiğit olmaya, kahraman olmaya çok dikkat etmişler. Onun için gözünü daldan budaktan esirgemeyen kimseler olmuşlar. Her vesile ile söylediğimiz hem silahşör, hem sûfî, hem ârif, hem zâhid, hem mü'min kimseler olmuşlar.
"Böyle yiğitlerin üç alâmeti vardır." diyor.
Bu zamanın insanına sûfî denilince, mutasavvıf denilince bu zamanın insanının hatırına nasıl bir imaj gelir, bilmiyorum.
Nasıl bir insan düşünür?
Belki miskin, bir kenara yaslanmış, gözü kapalı bir insan geliyor. Belki aksakallı, cübbeli, yeşil sarıklı bir insan geliyor. Çeşitli şeyler gelebilir. Aleyhte çok konuşmalar olduğu için miskin, sessiz, beceriksiz, işe yaramaz insanlar hatıra gelebilir. Ama tasavvuf erbâbı fetâdır, yiğittir, kahramandır, gözünü daldan budaktan esirgemez. Yapacağı yardımı yapar, kimseden korkmaz, çok güzel huylara sahiptir. Yiğit ahlâkı, mertlik ahlâkı vardır.
Şimdi "Bak biz bunu bilmiyorduk. Biz sanıyorduk ki derviş deyince şöyle olacak, böyle olacak." diyeceksiniz.
Derviş işte bu kitapta; bu kitabı onun için okuyoruz. Dervişler hakkında, sûfîler hakkında bilgiler ve zihinlerde meydana getirilmiş hayaller, gerçek dervişin hâli değil. Kötülemelerle çok yanlış insanlar "derviş" diye tanıtılmış, onun için bugünün insanı dervişlikten, tasavvuftan kaçıyor. Dindarlar da kaçıyor.
Tabii kâfir kaçar. Kâfir İslâm'dan kaçıyor; tamam, o kâfir, ama mü'min de kaçıyor. Hatta;
"Bu kadar çok zikretme, bu kadar çok daldırma, bu kadar namaz kılma, bu kadar dindar olma, kafayı oynatırsın, üşütürsün." diyor.
Nasıl olacak?
"Eğlence zamanında eğlen, ibadet zamanında ibadet et." diyor.
Ama bak diyor ki "Fetâ olan; fütüvvet erbabının, yiğitlerin, gerçek sûfînin yüksek kalitelisidir. Yiğit olanların üç alâmeti vardır." diyor.
Vefâün bi-lâ hilâfin. "Arkadaş oldu mu hiç muhalefet etmeden vefa gösterir, vefalı bir arkadaş olur; hiç itiraz etmez."
Hep "baş üstüne!" der.
"Şuraya gidelim."
"Olur, baş üstüne."
"Şunu yapalım."
"Baş üstüne."
"Gel, ben filanca yerde şu işi yapacağım, bana yardım et."
"Baş üstüne."
Vefa var; ihtilaf etmek, zıt gitmek, itiraz etmek yok.
Vefâün bi-lâ hilâfin.
Hani burada; evliyâullahtan yakın zaman insanlarından bir zâtı anlatmıştım:
"Biz seninle çocukluk arkadaşıyız; 'Bana haber verdiler, yarın öleceğim, gel seninle beraber gidelim.' diyor.
Kendisine vefat edeceği işaret olunmuş, çocukluk arkadaşına; "Biz seninle çocuklukta beraber büyüdük, aramız iyidir, gel yarın beraber ölelim." diyor.
O da;
"Olur, hay hay!" diyor.
Demek ki yiğit adam ölümden de korkmuyor, arkadaşlıkta da vefası tam.
"Olur." diyor. Bunu bize anlatan hacı, Tekirdağ şivesiyle anlatıyor:
"Tübe vallaha, ertesi gün ikisi birden öldü." diyor.
Harbe falan gittikleri için değil. Tekirdağ'da otururken bir akşam evvel sözleşmişler; beraber ölüyorlar.
Yiğitliğe bak!
Akıl almaz, çok enteresan şeyler. Evliyâullahın hali başka!
Vefâün bi-lâ hilâfin.
Benim idealimdeki sûfî, Abdullah b. Mübarek. Hem kılıcı hem cömertliği hem ilmi, irfanı, ibadeti, taati var. Zevki, şevki, edebî yönü var. İşte benim sevdiğim asıl sûfî, yiğit böyle.
Vefâün bi-lâ hilâfin.
Ahdetmiş, ahdinden dönüyor; arkadaşlık kurmuş, arkadaşlığı bırakıyor. İnsan öyle iğrenç şeylerle karşılaşıyor ki.
"Dervişlik bu değil! Bari derviş olduğunuzu saklayın da dervişlere bühtan olmasın. Millet sizi görüp de dervişlikten caymasın." diyeceğim geliyor; öyle insanlar var.
Ahdetmiş, söz vermiş, sözüne sadık değil; derviş olmuş, şeyhine bağlı değil; vazife yapması lazım, vazifeden haberi yok, nezaketten haberi yok. Adaptan haberi yok.
"Bari sen sus, saklan. Dervişliğini sır gibi, suç gibi kimseye söyleme çünkü senin yaptığın dervişlik değil." diyeceğim geliyor öyle kimselere.
Nasıl olacak?
Hiç itiraz etmeden vefa gösterecek. Hiç itiraz etmeyecek, "peki" diyecek, bir.
Ve medhun bi-lâ cûdin. "Herhangi bir iyilik yapmadan methedecek, sevecek, iyi görecek."
Hani sana çıkarıp külliyetli bir ikramda bulundu. "Hay Allah razı olsun!" diyoruz.
Babam da der! Herkes der! Ortada cömertlik olmadan, karşılık olmadan sevebiliyor musun?
Medhun bi-lâ cûdin. "Cömertlik yapmamış, bir ikramda bulunmamış, bir şey yok ama yine onu sevmekte, onu methetmekte, onu övmekte, gönlünden onu beğenmekte devam ediyor."
Üçüncüsü;
Ve hatâün bi-lâ süâlin. "O istemeden vermek."
İstedi mi kıymeti kalmaz. İstetmeyeceksin, ihtiyacını sezinleyeceksin. Çünkü istemek zillettir, zordur; onu isteme zilletine uğratmayacaksın. Kahramansan, yiğitsen, anladın mı ihtiyacını verivereceksin, istemesine lüzum kalmayacak.
İstedikten sonra kıymeti kalmaz ki. Geçmiş ola! İstedi bir defa, zaten isteyip de vermezsen isteyenin bir yüzü kara, vermeyenin iki yüzü kara. Bunu istemiş; vermiyor. Sen git sildir! İstemiş de vermiyor!
İstemeden vermiş. Sezecek, istemeden verecek. Tabii bu bir sezgi; bu, arkadaşı ile ilgilenmeyi gerektiriyor. İhtiyacını anladı, sezdi; şıp diye verecek.
Belki kendisinin verdiğini bile belli etmeyecek. Burada anlattık ya; hani bir şehre şeyh efendi, hocaefendi gelmiş; o şehirde okuttuğu bir talebeyi sormuş:
"Falanca nerede?"
"Hapiste." demişler:
"Ne yaptı, bir suç mu işledi?"
"Hayır, fukaracık borcunu ödeyemedi, alacaklısı da onu hapsettirdi; hapiste..."
"Borcu ne kadar?"
"Bin dinar."
Alacaklıya tıkır tıkır parayı ödemiş, onu hapisten çıkarttırmış ama -parayı ödeyen hoca- şehirden kaçmış. Hapisten çıkan adam; "İyiliği kendisinin yaptığını bilmesin." diye gözüne görünmemiş. Yiğitlik bu, tasavvuf bu.
Tasavvuf laf değil ki her zaman söylüyoruz. Tasavvuf sarık, cübbe, kavuk değil. Tasavvuf huy.
Bu huyları yapabiliyor musun? İstemeden verebiliyor musun? Bir iyilik olmadan sevebiliyor musun? Hiç ihtilaf etmeden, muhalefet etmeden itaat edebiliyor musun?
Edemiyorsun. Böyle yiğitlik, sûfilik olmaz. Şeyhine itaat etmiyor. Halbuki bu arkadaşı. Arkadaşına bile böyle davranacak. Adam şeyhine bile itaat etmiyor.
Nerede dervişlik, nerede bu zamane dervişi…
Ve bihî kâle, kâne Ma'rûfün yüâtibü nefsehû ve yekûlü; yâ miskîne! kem tebkî ve tendübü ahlis, tahlüs.
"Aynı rivayet zinciri ile:"
"Mârûf-i Kerhî kendi nefsini azarlardı ve 'Ey benim miskin nefsim!' diye kendi nefsini itham ederdi."
Kem tebkî. "Ne ağlayıp duruyorsun?" Ve tendübu. "Bir ölünün iyiliklerini sayıp dökmek"
İnsanlar birisi öldü mü ağlarlardı. Ondan sonra "ah kömür gözlüydü, hoş halliydi, şöyleydi, böyleydi" diye ölünün iyiliklerini sayarlardı. Kendi nefsine diyor ki;
"Ey nefsim, ne ağlayıp da sayıp döküp duruyorsun?"
"Bir sürü laf söylüyorsun; ne ağlayıp sayıp döküp duruyorsun?"
Ahlis tahlüs. "İhlâslı ol, kurtulursun."
"Boşver ne diye öyle ağlayıp sayıp döküp duruyorsun, bırak bunları. İhlâslı ol, o zaman kurtulursun."
Böyle buyurmuş.
Kendisi ağlıyor, ibadet ediyor, üzülüyor... Kendi kendine nefsine böyle diyormuş:
"Ne ağlayıp zırlayıp bir şeyler sayıp döküp söylenip duruyorsun? İhlâslı ol; işte o zaman kurtulursun, ağlamakla olacak iş değil."
Güzel. Her sözü tatlı maşaallah! Büyük insanların büyüklüğü kelimelerinden de biliniyor, anlaşılıyor, seziliyor; hoş kokusu etrafa yayılıyor.
Allah-u Teâla Hazretleri cümlenizden razı olsun. Cümlenizi Peygamber Efendimiz'in sevgisine, şefaatine, iltifatına nail eylesin. Peygamber Efendimiz'in has ümmeti olmanızı nasip eylesin. Dünya ve ahiretin her türlü tehlikelerinden koruyup, dünya ve ahiretin her türlü hayırlarına erdirdiği kullarından eylesin. Firdevsi Âlâda Peygamber-i Zişan’ımıza cümlenizi komşu eylesin. Cennet nimetleriyle mütena'ım eylesin.
04.12.1993 -
A
27.11.1993 -
B
Diğer Kayıtlar
| Çal | Başlık | Tarih | Süre | Paylaş |
|---|---|---|---|---|
| 17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B 12.10.202526 dk 42 sn | 12.10.2025 | 26 dk 42 sn | ||
| 11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A 10.01.202635 dk 47 sn | 10.01.2026 | 35 dk 47 sn | ||
| 21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B 09.11.202522 dk 55 sn | 09.11.2025 | 22 dk 55 sn | ||
| 17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A 11.10.202527 dk 24 sn | 11.10.2025 | 27 dk 24 sn | ||
| 24.10.1992 - Seriyy es Sakati B 03.05.202623 dk 26 sn | 03.05.2026 | 23 dk 26 sn | ||
| 21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî B 25.01.202625 dk 38 sn | 25.01.2026 | 25 dk 38 sn | ||
| 21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî A 24.01.202632 dk 19 sn | 24.01.2026 | 32 dk 19 sn | ||
| 26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B 07.12.202518 dk 46 sn | 07.12.2025 | 18 dk 46 sn | ||
| 26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A 06.12.202538 dk 37 sn | 06.12.2025 | 38 dk 37 sn | ||
| 29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B 31.08.202522 dk 6 sn | 31.08.2025 | 22 dk 6 sn | ||
| 19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B 30.11.202524 dk 51 sn | 30.11.2025 | 24 dk 51 sn | ||
| 29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A 30.08.202537 dk 44 sn | 30.08.2025 | 37 dk 44 sn | ||
| 19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A 29.11.202530 dk 51 sn | 29.11.2025 | 30 dk 51 sn | ||
| 22.06.1996 - B 09.12.201941 dk 25 sn | 09.12.2019 | 41 dk 25 sn | ||
| 12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B 23.11.202530 dk 52 sn | 23.11.2025 | 30 dk 52 sn | ||
| 22.06.1996 - A 09.12.201938 dk 29 sn | 09.12.2019 | 38 dk 29 sn | ||
| 12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A 22.11.202523 dk 18 sn | 22.11.2025 | 23 dk 18 sn | ||
| 15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B 24.08.202529 dk 56 sn | 24.08.2025 | 29 dk 56 sn | ||
| 05.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B 09.12.201924 dk 11 sn | 09.12.2019 | 24 dk 11 sn | ||
| 15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A 23.08.202527 dk 12 sn | 23.08.2025 | 27 dk 12 sn | ||
| 28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B 16.11.202532 dk 42 sn | 16.11.2025 | 32 dk 42 sn | ||
| 08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B 17.08.202524 dk 25 sn | 17.08.2025 | 24 dk 25 sn | ||
| 28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A 15.11.202526 dk 32 sn | 15.11.2025 | 26 dk 32 sn | ||
| 08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A 16.08.202536 dk 25 sn | 16.08.2025 | 36 dk 25 sn | ||
| 01.06.1996 - A 09.12.201939 dk 58 sn | 09.12.2019 | 39 dk 58 sn | ||
| 21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A 08.11.202526 dk 57 sn | 08.11.2025 | 26 dk 57 sn | ||
| 14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B 02.11.202524 dk 22 sn | 02.11.2025 | 24 dk 22 sn | ||
| 10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri B 10.08.202532 dk 14 sn | 10.08.2025 | 32 dk 14 sn | ||
| 14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A 01.11.202525 dk 5 sn | 01.11.2025 | 25 dk 5 sn | ||
| 10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri A 09.08.202521 dk 51 sn | 09.08.2025 | 21 dk 51 sn | ||
| 16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi B 03.08.202529 dk 20 sn | 03.08.2025 | 29 dk 20 sn | ||
| 31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B 26.10.202525 dk 58 sn | 26.10.2025 | 25 dk 58 sn | ||
| 16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi A 02.08.202530 dk 18 sn | 02.08.2025 | 30 dk 18 sn | ||
| 31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A 25.10.202521 dk 35 sn | 25.10.2025 | 21 dk 35 sn | ||
| 24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B 19.10.202522 dk 2 sn | 19.10.2025 | 22 dk 2 sn | ||
| 30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye B 20.07.202520 dk 28 sn | 20.07.2025 | 20 dk 28 sn | ||
| 30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye A 19.07.202545 dk 9 sn | 19.07.2025 | 45 dk 9 sn | ||
| 24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A 18.10.202523 dk 54 sn | 18.10.2025 | 23 dk 54 sn | ||
| 23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi B 13.07.202518 dk 3 sn | 13.07.2025 | 18 dk 3 sn | ||
| 10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B 05.10.202538 dk 7 sn | 05.10.2025 | 38 dk 7 sn | ||
| 23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi A 12.07.202529 dk 21 sn | 12.07.2025 | 29 dk 21 sn | ||
| 10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A 04.10.202535 dk 38 sn | 04.10.2025 | 35 dk 38 sn | ||
| 05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B 29.06.202526 dk 53 sn | 29.06.2025 | 26 dk 53 sn | ||
| 05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A 28.06.202527 dk 5 sn | 28.06.2025 | 27 dk 5 sn | ||
| 03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B 28.09.202532 dk 38 sn | 28.09.2025 | 32 dk 38 sn | ||
| 08.07.1995 - B 09.12.201921 dk 4 sn | 09.12.2019 | 21 dk 4 sn | ||
| 03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A 27.09.202528 dk 56 sn | 27.09.2025 | 28 dk 56 sn | ||
| 21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B 11.10.202616 dk 57 sn | 11.10.2026 | 16 dk 57 sn | ||
| 08.07.1995 - A 09.12.201912 dk 10 sn | 09.12.2019 | 12 dk 10 sn | ||
| 20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B 21.09.202533 dk 22 sn | 21.09.2025 | 33 dk 22 sn | ||
| 20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A 20.09.202537 dk 26 sn | 20.09.2025 | 37 dk 26 sn | ||
| 24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B 22.06.202530 dk 56 sn | 22.06.2025 | 30 dk 56 sn | ||
| 13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B 14.09.202524 dk 56 sn | 14.09.2025 | 24 dk 56 sn | ||
| 21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A 10.10.202623 dk 51 sn | 10.10.2026 | 23 dk 51 sn | ||
| 24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A 21.06.202534 dk | 21.06.2025 | 34 dk | ||
| 13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A 13.09.202537 dk | 13.09.2025 | 37 dk | ||
| 10.12.1994 - B 09.12.201927 dk 22 sn | 09.12.2019 | 27 dk 22 sn | ||
| 03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B 01.11.202631 dk 35 sn | 01.11.2026 | 31 dk 35 sn | ||
| 06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B 07.09.202523 dk 17 sn | 07.09.2025 | 23 dk 17 sn | ||
| 10.12.1994 - A 09.12.201935 dk 30 sn | 09.12.2019 | 35 dk 30 sn | ||
| 03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A 31.10.202630 dk 23 sn | 31.10.2026 | 30 dk 23 sn | ||
| 06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A 06.09.202532 dk 2 sn | 06.09.2025 | 32 dk 2 sn | ||
| 05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi B 04.10.202624 dk 54 sn | 04.10.2026 | 24 dk 54 sn | ||
| 27.05.1995 - B 09.12.201931 dk 18 sn | 09.12.2019 | 31 dk 18 sn | ||
| 05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi A 03.10.202630 dk 24 sn | 03.10.2026 | 30 dk 24 sn | ||
| 27.05.1995 - A 09.12.201925 dk 34 sn | 09.12.2019 | 25 dk 34 sn | ||
| 22.10.1994 - A 09.12.201945 dk 29 sn | 09.12.2019 | 45 dk 29 sn | ||
| 25.06.1994 - A 09.12.201934 dk 29 sn | 09.12.2019 | 34 dk 29 sn | ||
| 15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B 25.10.202627 dk 1 sn | 25.10.2026 | 27 dk 1 sn | ||
| 15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr B 27.09.202629 dk 47 sn | 27.09.2026 | 29 dk 47 sn | ||
| 11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B 06.09.202619 dk 11 sn | 06.09.2026 | 19 dk 11 sn | ||
| 15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A 24.10.202629 dk 58 sn | 24.10.2026 | 29 dk 58 sn | ||
| 15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr A 26.09.202632 dk 32 sn | 26.09.2026 | 32 dk 32 sn | ||
| 11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A 05.09.202632 dk 6 sn | 05.09.2026 | 32 dk 6 sn | ||
| 01.04.1995 - B 09.12.201934 dk 41 sn | 09.12.2019 | 34 dk 41 sn | ||
| 01.10.1994 - A 09.12.201918 dk 59 sn | 09.12.2019 | 18 dk 59 sn | ||
| 07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B 30.08.202624 dk 25 sn | 30.08.2026 | 24 dk 25 sn | ||
| 01.04.1995 - A 09.12.201921 dk 36 sn | 09.12.2019 | 21 dk 36 sn | ||
| 10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr B 20.09.202628 dk 53 sn | 20.09.2026 | 28 dk 53 sn | ||
| 07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A 29.08.202622 dk 50 sn | 29.08.2026 | 22 dk 50 sn | ||
| 25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B 18.10.202625 dk 57 sn | 18.10.2026 | 25 dk 57 sn | ||
| 10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr A 19.09.202635 dk | 19.09.2026 | 35 dk | ||
| 23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi B 23.08.202629 dk 30 sn | 23.08.2026 | 29 dk 30 sn | ||
| 25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A 17.10.202620 dk 48 sn | 17.10.2026 | 20 dk 48 sn | ||
| 09.07.1994 - B 09.12.201924 dk 20 sn | 09.12.2019 | 24 dk 20 sn | ||
| 23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi A 22.08.202624 dk 18 sn | 22.08.2026 | 24 dk 18 sn | ||
| 09.07.1994 - A 09.12.201920 dk 30 sn | 09.12.2019 | 20 dk 30 sn | ||
| 16.04.1994 - B 09.12.201916 dk 56 sn | 09.12.2019 | 16 dk 56 sn | ||
| 02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B 13.09.202625 dk 52 sn | 13.09.2026 | 25 dk 52 sn | ||
| 02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A 12.09.202630 dk 42 sn | 12.09.2026 | 30 dk 42 sn | ||
| 16.04.1994 - A 09.12.201928 dk 36 sn | 09.12.2019 | 28 dk 36 sn | ||
| 19.03.1994 - B 09.12.201925 dk 28 sn | 09.12.2019 | 25 dk 28 sn | ||
| 19.03.1994 - A 09.12.201926 dk 9 sn | 09.12.2019 | 26 dk 9 sn | ||
| 11.12.1993 - B 09.12.201931 dk 53 sn | 09.12.2019 | 31 dk 53 sn | ||
| 31.07.1993 - B 09.12.201928 dk 40 sn | 09.12.2019 | 28 dk 40 sn | ||
| 11.12.1993 - A 09.12.201928 dk 53 sn | 09.12.2019 | 28 dk 53 sn | ||
| 31.07.1993 - A 09.12.201930 dk 28 sn | 09.12.2019 | 30 dk 28 sn | ||
| 04.12.1993 - B 09.12.201933 dk 7 sn | 09.12.2019 | 33 dk 7 sn | ||
| 24.07.1993 - B 27.07.202531 dk 55 sn | 27.07.2025 | 31 dk 55 sn | ||
| 04.12.1993 - A 09.12.201927 dk 55 sn | 09.12.2019 | 27 dk 55 sn | ||
| 27.11.1993 - B 09.12.201929 dk 21 sn | 09.12.2019 | 29 dk 21 sn | ||
| 17.07.1993 - B 16.08.202626 dk 57 sn | 16.08.2026 | 26 dk 57 sn | ||
| 27.11.1993 - A 09.12.201923 dk 50 sn | 09.12.2019 | 23 dk 50 sn | ||
| 17.07.1993 - A 15.08.202634 dk 4 sn | 15.08.2026 | 34 dk 4 sn | ||
| 20.11.1993 - B 09.12.201926 dk 59 sn | 09.12.2019 | 26 dk 59 sn | ||
| 10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B 09.08.202631 dk 44 sn | 09.08.2026 | 31 dk 44 sn | ||
| 20.11.1993 - A 09.12.201928 dk 26 sn | 09.12.2019 | 28 dk 26 sn | ||
| 10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A 08.08.202629 dk 54 sn | 08.08.2026 | 29 dk 54 sn | ||
| 23.10.1993 - B 09.12.201924 dk 3 sn | 09.12.2019 | 24 dk 3 sn | ||
| 03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B 02.08.202624 dk 58 sn | 02.08.2026 | 24 dk 58 sn | ||
| 23.10.1993 - A 09.12.201924 dk 9 sn | 09.12.2019 | 24 dk 9 sn | ||
| 03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A 01.08.202626 dk 47 sn | 01.08.2026 | 26 dk 47 sn | ||
| 07.10.1993 - B 09.12.201931 dk 12 sn | 09.12.2019 | 31 dk 12 sn | ||
| 26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B 26.07.202620 dk 47 sn | 26.07.2026 | 20 dk 47 sn | ||
| 07.10.1993 - A 09.12.201928 dk 3 sn | 09.12.2019 | 28 dk 3 sn | ||
| 26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A 25.07.202629 dk 48 sn | 25.07.2026 | 29 dk 48 sn | ||
| 12.06.1993 - Bayezid-i Bistami B 19.07.202619 dk 22 sn | 19.07.2026 | 19 dk 22 sn | ||
| 28.08.1993 - B 09.12.201921 dk 4 sn | 09.12.2019 | 21 dk 4 sn | ||
| 12.06.1993 - Bayezid-i Bistami A 18.07.202622 dk 26 sn | 18.07.2026 | 22 dk 26 sn | ||
| 28.08.1993 - A 09.12.201924 dk 5 sn | 09.12.2019 | 24 dk 5 sn | ||
| 15.05.1993 - Bayezid-i Bistami B 12.07.202622 dk 47 sn | 12.07.2026 | 22 dk 47 sn | ||
| 21.08.1993 - B 09.12.201928 dk 17 sn | 09.12.2019 | 28 dk 17 sn | ||
| 15.05.1993 - Bayezid-i Bistami A 11.07.202622 dk 43 sn | 11.07.2026 | 22 dk 43 sn | ||
| 21.08.1993 - A 09.12.201929 dk 59 sn | 09.12.2019 | 29 dk 59 sn | ||
| 08.05.1993 - Bayezid-i Bistami B 05.07.202625 dk 5 sn | 05.07.2026 | 25 dk 5 sn | ||
| 07.08.1993 - B 09.12.201922 dk 10 sn | 09.12.2019 | 22 dk 10 sn | ||
| 08.05.1993 - Bayezid-i Bistami A 04.07.202620 dk 36 sn | 04.07.2026 | 20 dk 36 sn | ||
| 07.08.1993 - A 09.12.201922 dk 3 sn | 09.12.2019 | 22 dk 3 sn | ||
| 01.05.1993 - Bayezid-i Bistami B 28.06.202632 dk 40 sn | 28.06.2026 | 32 dk 40 sn | ||
| 01.05.1993 - Bayezid-i Bistami A 27.06.202628 dk 42 sn | 27.06.2026 | 28 dk 42 sn | ||
| 10.04.1993 - Şakik-ı Belhi B 21.06.202619 dk 22 sn | 21.06.2026 | 19 dk 22 sn | ||
| 10.04.1993 - Şakik-ı Belhi A 20.06.202627 dk 34 sn | 20.06.2026 | 27 dk 34 sn | ||
| 27.03.1993 - Şakik-ı Belhi B 14.06.202626 dk 39 sn | 14.06.2026 | 26 dk 39 sn | ||
| 27.03.1993 - Şakik-ı Belhi A 13.06.202624 dk 24 sn | 13.06.2026 | 24 dk 24 sn | ||
| 23.01.1993 - Şakik-ı Belhi B 07.06.202627 dk 54 sn | 07.06.2026 | 27 dk 54 sn | ||
| 23.01.1993 - Şakik-ı Belhi A 06.06.202635 dk 37 sn | 06.06.2026 | 35 dk 37 sn | ||
| 09.01.1993 - Haris el-Muhasibi B 31.05.202625 dk 59 sn | 31.05.2026 | 25 dk 59 sn | ||
| 09.01.1993 - Haris el-Muhasibi A 30.05.202632 dk 58 sn | 30.05.2026 | 32 dk 58 sn | ||
| 24.12.1992 - Haris el-Muhasibi B 09.12.201922 dk 9 sn | 09.12.2019 | 22 dk 9 sn | ||
| 24.12.1992 - Haris el-Muhasibi A 09.12.201921 dk 39 sn | 09.12.2019 | 21 dk 39 sn | ||
| 05.12.1992 - Haris el-Muhasibi B 24.05.202623 dk 32 sn | 24.05.2026 | 23 dk 32 sn | ||
| 05.12.1992 - Haris el-Muhasibi A 23.05.202631 dk 18 sn | 23.05.2026 | 31 dk 18 sn | ||
| 28.11.1992 - Haris el-Muhasibi B 17.05.202623 dk 31 sn | 17.05.2026 | 23 dk 31 sn | ||
| 28.11.1992 - Haris el-Muhasibi A 16.05.202623 dk 50 sn | 16.05.2026 | 23 dk 50 sn | ||
| 21.11.1992 - Seriyy es Sakati B 10.05.202626 dk 10 sn | 10.05.2026 | 26 dk 10 sn | ||
| 21.11.1992 - Seriyy es Sakati A 09.05.202630 dk 54 sn | 09.05.2026 | 30 dk 54 sn | ||
| 01.08.1992 - Seriyy es Sakati B 12.04.202622 dk 20 sn | 12.04.2026 | 22 dk 20 sn | ||
| 01.08.1992 - Seriyy es Sakati A 11.04.202621 dk 32 sn | 11.04.2026 | 21 dk 32 sn | ||
| 25.07.1992 - Bişr-i Hâfî B 05.04.202628 dk 19 sn | 05.04.2026 | 28 dk 19 sn | ||
| 25.07.1992 - Bişr-i Hâfî A 04.04.202627 dk 21 sn | 04.04.2026 | 27 dk 21 sn | ||
| 04.07.1992 - Bişr-i Hâfî B 29.03.202631 dk 17 sn | 29.03.2026 | 31 dk 17 sn | ||
| 04.07.1992 - Bişr-i Hâfî A 28.03.202629 dk 10 sn | 28.03.2026 | 29 dk 10 sn | ||
| 09.05.1992 - İbrahim bin Edhem B 15.02.202631 dk 34 sn | 15.02.2026 | 31 dk 34 sn | ||
| 09.05.1992 - İbrahim bin Edhem A 14.02.202646 dk 33 sn | 14.02.2026 | 46 dk 33 sn | ||
| 02.05.1992 - İbrahim bin Edhem B 08.02.202628 dk 2 sn | 08.02.2026 | 28 dk 2 sn | ||
| 02.05.1992 - İbrahim bin Edhem A 07.02.202625 dk 59 sn | 07.02.2026 | 25 dk 59 sn | ||
| 18.04.1992 - İbrahim bin Edhem B 01.02.202632 dk 48 sn | 01.02.2026 | 32 dk 48 sn | ||
| 18.04.1992 - İbrahim bin Edhem A 31.01.202627 dk 36 sn | 31.01.2026 | 27 dk 36 sn | ||
| 18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B 18.01.202629 dk 4 sn | 18.01.2026 | 29 dk 4 sn | ||
| 18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A 17.01.202623 dk 59 sn | 17.01.2026 | 23 dk 59 sn | ||
| 11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B 11.01.202632 dk 31 sn | 11.01.2026 | 32 dk 31 sn | ||
| 24.10.1992 - Seriyy es Sakati A 02.05.202629 dk 41 sn | 02.05.2026 | 29 dk 41 sn | ||
| 17.10.1992 - Seriyy es Sakati B 26.04.202624 dk 46 sn | 26.04.2026 | 24 dk 46 sn | ||
| 17.10.1992 - Seriyy es Sakati A 25.04.202623 dk 12 sn | 25.04.2026 | 23 dk 12 sn | ||
| 10.10.1992 - Seriyy es Sakati B 19.04.202629 dk 14 sn | 19.04.2026 | 29 dk 14 sn | ||
| 10.10.1992 - Seriyy es Sakati A 18.04.202624 dk 15 sn | 18.04.2026 | 24 dk 15 sn | ||
| 28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî B 04.01.202643 dk 56 sn | 04.01.2026 | 43 dk 56 sn | ||
| 28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî A 03.01.202633 dk 51 sn | 03.01.2026 | 33 dk 51 sn | ||
| 16.12.1991 - Fudayl Bin İyad B 28.12.202532 dk 40 sn | 28.12.2025 | 32 dk 40 sn | ||
| 16.12.1991 - Fudayl Bin İyad A 27.12.202528 dk 47 sn | 27.12.2025 | 28 dk 47 sn | ||
| 09.12.1991 - Fudayl Bin İyad B 21.12.202527 dk 32 sn | 21.12.2025 | 27 dk 32 sn | ||
| 09.12.1991 - Fudayl Bin İyad A 20.12.202529 dk 2 sn | 20.12.2025 | 29 dk 2 sn | ||
| 02.12.1991 - Fudayl Bin İyad B 14.12.202528 dk 15 sn | 14.12.2025 | 28 dk 15 sn | ||
| 02.12.1991 - Fudayl Bin İyad A 13.12.202541 dk 6 sn | 13.12.2025 | 41 dk 6 sn |
