27.11.1993 - B

27.11.1993 - B
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm
El-Hamdülillâhi rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Kemâ yenbeğî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih.
Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidinâ ve senedinâ ve mededinâ Muhammedini'l Mustafa. Ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi ihsânin ilâ yevmi'l cezâ.
Emmâ ba'd:
Aziz, muhterem ve sevgili kardeşlerim!
Çok kıymetli bir âlimin; Ebû Abdirrahman es-Sülemî'nin -rahmetullâhi aleyh ve kaddesallâhu rûhahû- yazmış olduğu çok değerli, mümtaz bir kitap olan Tabakâtu's-sûfiyye’sini okuyoruz. Ebû Abdirrahman es-Sülemî tasavvuf büyüklerinin hayatlarını ve mübarek fikirlerini toplamış, böyle bir eser meydana getirmiş. Ve bu eseri çok kıymetli Mısırlı bir profesör de çok güzel dipnotlar, ilaveler, açıklamalar yaparak neşre hazırlamış. Henüz Türk dilimize tercüme edilmemiş bir kaynak eser olduğu için; tasavvuf konusunda en salahiyetli, en meşhur, en büyük, en kıymetli şahısların sözlerini ve fikirlerini buradan öğrenebiliriz diye bu kitabı okuyoruz.
Kâle ve kurie beyne yedeyye Ahmede'bni Hadraveyh kavlu'llâhi azze ve celle: "Fe-firrû ila'llâh" fe-kâle a'lemehüm bi-hâzâ ennehû hayru meferrin."
Elinde kitap olanlar şeddeyi silsinler; ve kurie beyne yedeyye demiş orada yedeyyenin şeddesiz, beyne yedey olması lazım, muzaf olarak öyle olması lazım. Matbaalarda buna benzer yanlışlıklar daima oluyor.Beyne yedey Ahmede’bni Hadreveyh diye okunması lazım.
Ahmet b. Hadraveyh'in huzurunda fe-firrû ila'llah âyet-i kerîmesi okunmuş. Zariyat suresinin 51. âyet-i kerîmesidir.
Binaenaleyh Kur'ân-ı Kerîm'de şu şu anlatılan sebeplerden dolayı;
Fefirrû ilallâh. "Allahu Teâlâ hazretlerine kaçın; onun tarafına, onun yönüne, onun yanına kaçın." buyuruluyor.
Fe-kâle. "Bunun üzerine Ahmed b. Hadraveyh dedi ki." A'lemehüm bi-hâzâ. "Allahu Teâlâ hazretleri bu âyet-i kerîme ile bildirdi ki." Ennehû hayru meferrin. "Allahu Teâlâ, kaçılacak yerlerin en hayırlısıdır."
İnsan bir şeyden korktu mu kaçar.
Nereye kaçar?
Evi varsa evine kaçar, düşman kalabalıksa kalenin içine kaçar, sağlam bir yere kaçar. "Kaçılacak yerlerin en hayırlısı Allahu Teâlâ hazretleridir."
Fefirrû ila'llah.
Âyet-i kerimede; "Allah'a firar ediniz." buyuruyor.
O halde bütün korktuklarından kaçacak delik arayanlar, bütün insanlar nereye sığınmalı, nereye kaçmalı?
Allahu Teâlâ hazretlerine.
"Aman yâ Rabbi!", "Sana sığındım yâ Rabbi!", "Sana iltica ediyorum yâ Rabbi!", "Sen koru yâ Rabbi!", "Sen beni hıfz u himaye eyle, vikâye eyle yâ Rabbi!" demeli.
"Çünkü bu âyet-i kerîme ile Allah, kendisinin en hayırlı kaçma yeri olduğunu bildiriyor." demiş, Ahmet b. Hadraveyh.
Tabi Allah duayı kabul ediyor, kendisine iltica edeni koruyor, kendisine sığınanı tehlikelerden emin kılıyor. Yalnız bunun bir evveliyatı var. Evveliyatı şöyle:
Bir insan genişlik, ferahlık, zenginlik, sıhhat, rahatlık zamanında Allah'ı hatırlıyor muydu, o zaman da Allah'a sığınıyor muydu? O zaman da camiye geliyor muydu? O zaman da "Aman yâ Rabbi!" diyor muydu?
Evet, diyordu.
Dara düştüğü zaman Allah dedi mi Allah onun imdadına yetişir. Ama genişlik, zenginlik, sıhhat, rahatlık zamanında Allah'ı anmazken, hatırına getirmezken; "Aman yâ Rabbi!" demezken, Allah'a sığınmazken başına bir felaket geldiğinde; "Aman yâ Rabbi!" derse Allah o zaman onun duasına icabet etmez.
Hadis-i şerîfte böyle bildiriliyor, neden?
Allah'ı unuttuğu için o belayı Allah ona verdi de ondan. O, ceza olarak geldi, kalkmaz. Ama iyi zamanında Allah'ı unutmamışsa o zaman kötü ve dar duruma düştüğü zaman Allah ona yardım eder.
O halde mü'minler olarak sizler ve bizler genişlik, bolluk, rahatlık zamanımızda, neşeli zamanımızda, hiçbir sıkıntı ve üzüntünün olmadığı zamanımızda Allahu Teâlâ hazretlerine olan kulluğumuzu daha güzel yapmaya gayret etmeliyiz.
"Yâ Rabbi! Sen bana bu nimetleri verdin, hiç liyakatim yok, ben bunların nesine layığım? İhsân ettin, çok şükür yâ Rabbi, elhamdülillah yâ Rabbi!" diyerek, nimetlerine şükrederek, Allahu Teâlâ hazretlerinin kendisine verdiği rahatlığa, ferahlığa hamd u senalar ederek kulluk yaparsa o zaman Allahu Teâlâ hazretleri nimetlerini arttırır; dara düştüğü zaman da ona yardım eder. Ama böyle olmadığı zaman yardım gelmiyor.
Kendisine yardım gelmeyen insan bu kaideyi bilsin!
Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri böyle bildiriyor:
Kâle ve kâle Ahmedü. "Aynı râvilerden Ahmet b. Hadraveyh'in şöyle dediğini rivayet ettiler:"
Hakîkatü'l-mârifeti: el-Mahabbetü lehû bi'l-kalbi ve'z-zikrü lehû bi'l-lisâni ve kat'u'l-himmeti an külli şey'in sivâh."
Hakîkatü'l-mârifeti. "Marifetin hakikati."
Burada mârifeti elif lam'lı olarak kullandığı için bu özel, malum bir mârifet demek.
Nedir bu mârifet?
Mârifetullah.
Mârifet, aslında kelime olarak arafe kökünden geliyor, "bilmek" demek. Mârifet, "bilgi" demek; masdar-ı mîmî.
Her şeyin bir mârifeti vardır. Bir marangozun da, bir kuyumcunun da, bir demircinin de mârifeti vardır. Bir bilgisi, bir hüneri vardır.Marifet bilgi demek, Mârifetin çoğulu maârif diye geliyor. Maârif; "marifetler."
Eskiden Milli Eğitim Bakanlığı'nın adı da "Maarif Vekâleti" idi. "Çeşitli bilgilerin, görgülerin öğretildiği müesseseleri idare eden vekâlet" demekti.
Ama burada el-mârife denmiş. Arapça'da el takısı, "malum" anlamını katar. İngilizce'deki the Fransızca'daki la ,Almanca'daki der, die, das gibi harf-i tarif'tir.
Belli bir şey, hangisi?
Mârifetullah, "Allah'ı bilmek."
Malum, çeşitli şeyler biliyoruz. Dünyada öğreniyoruz, tahsil görüyoruz. Hepimiz bir meslekte temayüz ediyoruz. Çeşitli diplomalar alıyoruz, ihtisaslar yapıyoruz. Bunların hepsi mârifettir, birer bilgidir. Ama bizim asıl bilmemiz gereken, Yaratanımız'ı bilmektir. Zaten onun için yaratılmışız.
Bazı arifler; ve mâ halaktü'l-cinne ve'l-inse illâ li-ya'büdûn âyet-i kerîmesindeki li-ya'büdûn ibaresini uzun izahtan sonra li-ya'rifûn diye tefsir etmişlerdir:
"Ben insanları ve cinleri 'Bilineyim.' diye, 'Kullarım beni bilsinler, tanısınlar.' diye yarattım. Onları 'Gafil olmasınlar, cahil kalmasınlar, benden uzak durmasınlar, yaratanlarını bilsinler, nimetleri vereni bulsunlar.' diye imtihan olarak gönderdim. 'Bakalım bulacaklar mı?' diye yarattım."
Asıl mârifet, hayatın en mühim işi mârifetullahtır, Allah'ı bilmektir. Fakat insanlar hep kıyıda, kenarda dolaşıyor da işin özüne yaklaşmıyor. Çeşitli bilgileri öğreniyor da asıl bilmesi gereken bilgiden uzak duruyor. On parmağında on tane hüner var, hatta yirmi tane hüner var. Üç tane lisan biliyor, beş tane lisan biliyor .
Benim bir hocam vardı, kendisi Alman'dı; Arapça, Farsça, Türkçe, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İngilizce, Yunanca, Latince, Rusça bilirdi. On tane parmağım doldu. Bu kadar bilgiyi öğrendi ama hani Allah bilgisi?
Hani mârifetullah, hani Rabbi'ni bilmek, hani bu kâinata niçin geldiğinin, bu dünyaya neden geldiğinin esrarını çözmek.
Onu öğrenmedi; kalktı gitti. Avrupa'da merasimle gömdüler, olsun! On tane, yirmi tane lisan bildi. Ama Allah'ı bilmedikten sonra kıymeti yok.
Bilgilerin en üstünü mârifetullahtır. Fukara zümresi yani derviş zümresi mârifetullahın peşinde olan zümredir. Tasavvufun iki gayesi vardır;
Birincisi mârifetullah, yani "Allah'ı bilme yolu, mesleği."
İkincisi tezkiyei'n-nefs. "Nefsini terbiye etmek."
"Allah sevsin." diye kendine çeki düzen vermek, nefsini ıslah etmek. Kötü huyları atıp iyi huylar almak.
İki esaslı gaye var:
Birincisi, Allah'ı bilmek.
Dervişler bununla uğraşıyorlar; ama bu bilgi de kolay ele geçmiyor, Allah herkese kolayca vermiyor.
Ahmet b. Hadraveyh; "mârifetullahın tam kendisi, hakikati" diye bir şey söylüyor. Kendisi büyük bir şeyh, büyük bir alim, tarihe geçmiş bir şahıs.
"Mârifetin hakikati" diyor, "üç şey" sayıyor:
"Mârifetullahın, Allah'ı bilmenin hakikati üç şeyde tezahür eder, üç şeyde belli olur:"
el-Muhabbetü lehû bi'l-kalbi. "Kalbiyle O'nu sevmek."
Lehû, "O'nu, Allah'ı sevmek."
Sen ârif misin, mârifetullaha sahip bir kimse misin, onun hakikatini anlamış mısın?
Bir, kalbinde Allah sevgisi olacak.
Erbab-ı tasavvuf indinde hatta Kur'ân-ı Kerîm âyetlerinde ve hadîs-i şerîflerde "kalp" kelimesi geçtiği zaman bu kalp, "göğsümüzdeki et parçası" değildir. O et parçasıyla alakası olan mânevî varlığımız, yani gönlümüzdür.
Et parçasına ne diyoruz?
"Yürek" diyoruz.
Yüreğimizdeki o mânevî varlığımıza Türkçe'de "gönül" diyoruz. Arapça'da yüreğe de "kalp" diyorlar, gönüle de "kalp" diyorlar. Biz Türkçe'de ayırmışız; Arapça'da ayrılmamış.
Arapça'da "kalp" kelimesi hem "yürek" mânasına geliyor, hem de "gönül" mânasına geliyor.
Avcı bıldırcını vurdu, evde yoldular, pişirecekler. Karnı yarıldığında onun küçücük bir yüreği çıkacak. Kalbü't-tayr "kuşun kalbi" çıktı. Bir bu.
Bir de "gönül" demektir. İnsanın bilgi bilen varlığıdır, imana muhatap olan tarafıdır.
Onun için âyet-i kerîmede şöyle buyruluyor:
Lehüm kulûbün lâ yefkahûne bihâ. " O gafillerin, o cahillerin, o kâfirlerin kalpleri var ama onunla fıkıh etmiyorlar yani anlamıyorlar, sezemiyorlar."
Demek ki anlama, sezme, fekahet merkeziymiş. Gönlü ile Allah'ı sevecek.
Bir insanın mârifetullah sahibi olup olmadığını anlamak için üç kriter var:
Bir; kalbiyle, gönlüyle Allah'ı sevecek.İçi Allah sevgisi ile tutuşmuş bir kimse olacak.
Yunus Emre'nin divanını baştan sona hevesle, dikkatle okuyorsunuz. Bakıyorsunuz, dönüyor dolaşıyor muhabbetullah'tan bahsediyor.
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretlerini açıyorsunuz. Mesnevî'sini okuyorsunuz. Başından sonuna muhabbetullah, muhabbetullah, muhabbetullah...
Eşrefoğlu Rûmî hazretlerinin divanını, Müzekki'n-nüfûs'unu, ilahilerini alıyorsunuz;
Ey Allah'ım beni senden ayırma.
Beni senin cemâlinden ayırma.
Balığın canı su içre diridir.
İlâhî, balığı gölden ayırma.
Ona bakıyorsunuz, o da muhabbetullah.
İbrahim Hakkı-ı Erzurumî hazretlerine bakıyorsunuz; o da muhabbetullah.
Demek ki mârifet erbabının içi Allah sevgisiyle dolu oluyor. İçinde muhabbetullah cûşa gelmiş, içini yakmış, kavurmuş, ciğerini kebap etmiş oluyor. Bu, bir.
İkincisi:
Ve'z-zikru lehû bi'l-lisân. "Diliyle de O'nu anmak, zikretmek." O'nu dediği yine Allah.
Kalbiyle O'nu sevecek; diliyle Allah'ı söyleyecek, Allah'ı anacak. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in hayatını inceleyin, hadîs-i şerîflerini inceleyin, gününü nasıl geçirdiğine bakın. Her anı dua ve zikirdir:
Camiye girerken şöyle dua ediyor, oturduğu zaman böyle dua ediyor, kalktığı zaman şöyle dua ediyor, çıkarken böyle dua ediyor, yeni elbise giydiği zaman şöyle dua ediyor, kendisine turfanda bir meyve geldiği zaman böyle dua ediyor, ağzına alırken şöyle dua ediyor, yemeği bitirdiği zaman böyle dua ediyor, y atağına yatarken şöyle dua ediyor; uykuda, arada uyandığı zaman böyle dua ediyor. Soyunurken şöyle dua ediyor, giyinirken böyle diyor. Helâya girerken şöyle diyor, çıkarken böyle diyor.
Görüyoruz ki Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem her anında zikrullaha gark olmuş durumda. Her anında niyaz halinde, müracaat halinde, zikir halinde. Allahu Teâlâ hazretleri hiç hatırından çıkmıyor ki. Daima dilinde, içinde, her halinde...
İşte böyle olacak. Tabi Efendimiz bizim üsve-i hasenemiz, örneğimiz.
Mârifetullahın hakikati, O'nu gönlüyle sevmektir, diliyle zikretmektir.
Ve kat'ul-himmeti an külli şey'in sivâhü.
Sivâhu, "Allah'tan gayri" mâsivallah.
"İnsanın O'ndan gayrı her şeyden himmetini kesmesidir."
Himmet nedir?
"Bir şeyi elde etmeye koşuşmak, çalışmak" demek; "Bir şeyi yapmaya çalışmak, gayret etmek" demek.
Ârif insan gayretini, çalışmasını Allah'tan gayrı her şeyden kesecek. Hakikaten ârif kulların bütün çalışmalarının gayesinin, amacının, hedefinin hep Allahu Teâlâ hazretleri olduğunu görürüz. Vermesi Allah içindir, alması Allah içindir. Uyuması Allah içindir, uyanması Allah içindir. Söylemesi Allah içindir, susması Allah içindir. Sabrı Allah içindir, celâllenmesi Allah içindir. Sevmesi Allah içindir, kızması Allah içindir. Mârifetullahın üç esasını öğrenmiş olduk.
Tabi öğrenmek ne demek?
"Biz de böyle yapmaya çalışalım." demek.
Ne yapacağız?
Gönlümüzden Allah'ı sevmeye gayret edeceğiz, dilimizle Allah'ı zikre devam edeceğiz. Allah'tan gayrı şeyden alakayı, himmeti döndürüp Allahu Teâlâ hazretlerinin yoluna hürmeti sarf edeceğiz. O'nun rızasını elde etmeye gayret sarf edeceğiz.
Bu herkesin şu anda başarabileceği bir şey değil. Belki Allahu Teâlâ hazretleri kuluna mârifetullahı ihsan ederse, kul bu hale kendiliğinden geliyor ya da bu halleri yapa yapa mârifetullah öyle hâsıl oluyor. Tabi ikincisi daha doğru; çünkü büyüklerimiz şöyle demişler:
Ez-zikru bi't-tezekküri. "Allah'ı zikretme hâli zorlayarak, zikir yaparak başlar.
Taklîden başlar; tahkike gider.
Çocuk namaz kılmaya yedi yaşında başlar; on yaşında kılmazsa zorlanır. "Kılsın." diye tazyik edilir; ama namazın hakikatine kırk yaşında erer, elli yaşında erer. Allahu ekber dediği zaman gözlerinden yaş boşanması yedi yaşında olmaz, sonra olur.
Demek ki taklîden başlıyor, tahkike eriyor.
Demek ki biz de "seviyor" gibi yapacağız, seven insanın hâlini taklit edeceğiz, sevenlerin yolunda yürüyeceğiz, sevenlerin yaptıklarını yapacağız, yavaş yavaş sevgi hâsıl olacak.
Zikredeceğiz. Velev şuuru çok yüksek, derin olmasa bile zikrede zikrede o tezekkür, o zorlama ile zikir, sonunda zikr-i hakikî haline gelecek.
Ve başka şeylerden himmetimizi, gayretimizi döndürüp Allah yoluna, Allah rızasına doğru çalışmalarımızı yönlendirmeye çalışacağız.
Mesela ne yapıyoruz?
On tane gazete alıyoruz. "Memleketin hâlini müzakere edelim." diye hepsini mütalaa ediyoruz. Sonra üniversiteye gidiyoruz, fakülte bitiriyoruz, ihtisas yapıyoruz, araştırma yapıyoruz, kütüphaneleri karıştırıyoruz.
Kur'ân-ı Kerîm, ulûm-ı şer'iyye, mârifetullahla ilgili çalışmalar olmuyor.
Ne zaman?
İleride bir zaman olur, inşallah olur, ileride belki olur... Hep ileriye atıyoruz.
Cemaatin, toplumun, cemiyetin münevverlerinin, sizlerin, bizlerin şanımız, hâlimiz ne oluyor?
Başka şeylerle uğraşmak…
Halbuki ömrümüzün kısa bir zaman sonra sona ereceğini bilsek belki bir takım lüzumsuz şeyleri eleyip lüzumlu olan şeylere kendimizi daha çok vereceğiz, daha çabuk vereceğiz. Onu geç anlıyoruz. Onu yaşlılar anlıyor, bu sefer yaşlı da diyor ki;
Leyte'ş-şebâbü yeûdü yevmen. "Keşke şu gençlik bir geri gelse!"
O, gençliği kaçırmış, gençliği istiyor. Gençlik, gençliğin içinde gençliğin kıymetini bilmiyor.
O halde ne yapacağız?
Himmetimizi Allah'ı bilmek, mârifetullaha ermek tarafına, bu bilgilere, bu gayretlere doğru sarf edeceğiz ki yapılacak işler çok. Çalışmak lazım. Çalışılarak elde edilecek işler çok.
13. paragrafı da okuyalım.
Kâle ve kâle Ahmedü. "Yine aynı râviler rivayet ettiler ki Ahmet b. Hadraveyh hazretleri şöyle buyurmuş:
el-Kulûbü ev'ıyetün fe-ize'mteleet mine'l-hakkı azheret ziyâdete envârihâ ale'l-cevârih [ve ize'mteleet mine'l-bâtılı azheret ziyâdete zulmetihâ aleʼl-cevârih]
Dikkat ederseniz ikinci cümle köşeli parantez içine alınmış. Bu demektir ki "Kitabı yazan böyle bir cümle sarf etmiş olmalı; ama benim istifade ettiğim yerde yok, muhtemelen bu böyle olacak, ben böyle tahmin ediyorum." O ifade bu mânaya geliyor.
Ahmet b. Hadraveyh hazretleri kaddesa'llâhu sırrahu'l-azîz şöyle buyuruyor:
el-Kulûbü ev'ıyetün. "Kalpler, gönüller çanak çömlek gibi, kaplar gibidir."
Kap kacak, çanak çömlek gibi, mutfak eşyası gibi içine bir şey konulan eşyalara viâ' derler. Cem'i ev'ıye geliyor. Kalp, "İçine bir şey konacak kap kacak gibidir."
Fe-ize'mteleet mine'l-hakkı. "İçi boş olan kalp hak ile dolarsa."
Azheret ziyâdete envârihâ ale'l-cevârih. "Nurlarının fazlalıklarını âzâ ve cevarihe taşırır. Oralarda izhar eder."
İnsanın gönlü Hak ile dolduğu zaman, azaları da nurlanır, azalarına da akseder. Tabi Hak, Cenâb-ı Hakk'ın esmâ-i hüsnâ'sından biridir. Aynı zamanda "batıl ile değil de hak ile dolduğu zaman" yani "dinen, Allah indinde makbul olan, güzel olan şeylerle dolduğu zaman" demek olabilir. Bir de "insanın gönlüne Cenâb-ı Hak tecellî ettiği zaman" demek olabilir. "Esmâ-i hüsnâ'sından birisi de 'Hak' olan Rabbüʼl-âlemîn kalbe gönle geldiği, yerleştiği zaman" demek. O zaman onun nuraniyeti âzâlara akseder; sakalı nurlu olur, yüzü nurlu olur, eli nurlu olur, her işi, her şeyi nurlu olur. Bu nuraniyet, hakkaniyet ,âzâ ve cevârihine akseder.
Ve ize'mteleet mine'l-bâtılı azheret ziyâdete zulmetihâ ale'l-cevârih.
-Köşeli parantez içindeki, ilave cümle-
"Batıl ile dolduğu zaman."
Gönül bir kaptı, içi boştu, hak ile dolduğu zaman âzâlara nurlar akseder; ama batıl ile dolduğu zaman zulmetinin fazlalığı âzâlara da sirayet eder, azalar da kapkara olur. Adamın yüzü nursuzlaşır, hâli tatsızlaşır, uzaktan bakan;
"Aman yâ Rabbi! Allah korusun, Allah şerrinden emin eylesin, ne biçim herif-i nâşerîf!" diye bakışından belli olur.
Kalbinin zulmeti âzâsına akseder. el-Hak gerçekten, bunun böyle olduğu malumdur.
Hatta Kur'ân-ı Kerîm'de, Fetih Suresi'nin son âyet-i kerîmesinde şöyle buyruluyor:
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Muhammedün Resûlullah. "Muhammed-i Mustafa, Allah'ın gönderdiği bir elçidir. Resûlullah'tır." Ve'llezîne me'ahû. "Onun yanındaki mübarekler, sahabesi." Eşiddâü ale'l-küffâri. "Kâfirlere karşı pehlivandır, şiddetlidir, serttir." Ruhamâü beynehüm. "Kendi aralarında şefkatli, merhametli, sevgili ve muhabbetlidir." Terâhüm rukke'an süccedâ. "Onlara baktığın zaman daima namazda; rükûda, secdede görürsün. İbadet ehli insanlardır." Yebteğûne fadlen mine'llâhi ve rıdvânâ. "Onları; Allah'ın ikrâmâtını, fazlını, keremini ve rızasını kazanmak için ibadette görürsün. İbadet ediyor olarak görürsün."
Sîmâhüm. "Alametleri vardır." Fî vücûhihim. "Yüzlerinde."
Bu isim cümlesidir:
Bu âyet-i kerîmeden anlıyoruz ki: İnsan ehl-i secde ise, ehl-i ibâdet ise yüzüne ibadeti akseder ve yüzünde alamet belirir.
Sîmâhüm fî vücûhihim min eseri's-sücûd. "Secdenin izi, emaresi olarak yüzlerinde alametleri, işaretleri, pırıltıları vardır."
Zâlike meselühüm fi't-tevrâh. "Allahu Teâlâ hazretleri, Tevrat'ta Ümmet-i Muhammed'e Musa aleyhisselam'a ve kavmine işte böyle bildirmiştir:"
Okurken burada durulması lazım, durmayı yanlış yapıyorlar.
Sîmâhüm fî vücûhihim min eseri's-sücûd. Zalike meselühüm fi't-Tevrâti ve meselühüm fi'l-İncîl diye vav-ı atıf gibi öbür tarafa geçiyorlar, olmuyor.
Zâlike meselühüm fi't-Tevrâh. "Allahu Teâlâ hazretleri, Ümmet-i Muhammed'i Tevrat'ta Musa aleyhisselam'a ve kavmine işte böyle anlattı:"
Tevrat'ta bu cümle var:
"İleride bir peygamber gelecek. O benim Habîb-i Edîbim, Muhammed-i Mustafa'm olacak. Onun etrafında Allah'ın fazlını, rızasını kazanmak için gece gündüz ibadet eden mübarek sahabesi olacak. Sahabesinin yüzlerinde yaptıkları ibadetlerden, secdelerden nurlar pırıl pırıl parlayacak." diyor.
Allah, Tevrat'ta Musa aleyhisselam'ın kavmine bizleri böyle anlatıyor. Peygamber Efendimiz gelmeden, doğmadan Musa aleyhisselam'a ve İsa aleyhisselam'a müjdesi veriliyor.
Bütün peygamberlerden ahit alınıyor:
"Ümmetinizden bazı kimseler, sizin ümmetinize bağlı olarak, ananevî olarak yaşaya yaşaya onun dünyaya gönderildiği zamana gelirse ona tâbi olacak." diye hepsinden ahd u mîsak alınmıştır.
Afrika'ya bir peygamber gönderilmiştir, Amerika'ya bir peygamber gönderilmiştir. Onun ümmeti yüzyıllardır orada yaşamıştır. Peygamber Efendimiz çağrı yaptığı zaman "O onu duyduğunda tâbi olsun." diye onun peygamberine, onun kitabına Allah bu ahd u mîsakı almıştır, bu haberi vermiştir.
Tevrat'ta ve İncil'de Peygamber Efendimiz ile ilgili müjdeler vardır. Kur'ân-ı Kerîm'de âyet-i kerîmeler bunu bildiriyor. Tabi bizimle ilgili olan nokta şu:
Sîmâhüm fî vücûhihim min eseri's-sücûd.
"Hz. Muhammed'in etrafındaki o mübarek insanların yüzlerinde, secdeden hâsıl olmuş pırıltılar, izler, emareler vardır." buyuruyor Allahu Teâlâ hazretleri, Kur'ân-ı Kerîm'deki ayetlerinde.
Buradan ne anlıyoruz?
Secde her ne kadar maddî bir hareket ise de bir ibadetin tezahürü olduğundan, insanın yüzüne nuraniyet veriyor. Gören gözler o nuraniyeti; "Bu adam abid bir insandır, bu adam dürüst bir insandır, bu melek gibi bir insandır." diye görünüşünden anlıyor.
Ahmet b. Hadraveyh kaddesallahu sırrahu'l-azîz hazretleri burada ne diyor?
"Kalpler kap kacak gibidir; içi boştur, hakla dolarsa âzâ ve cevârihe hakkın nurları zâhir olur, sirayet eder. Her tarafı pırıl pırıl olur. Batıl ile dolarsa şirkle, küfürle dolarsa zulmeti âzâlara akseder. O adamın yüzüne bakıldığı zaman berbat olduğu belli olur."
Erbabı bakar, anlar:
Osman-ı zinnûreyn Efendimiz radıyallahu anh halife iken, emîrü'l-mü'minîn iken birisi kendisini ziyarete geldi. O kimseye şöyle baktı;
"Senin gözlerinde zina izleri gördüm." dedi.
Adam şöyle bir sarsıldı, şaşırdı ve utandı. Şaşkınlığından söylediği cümle şu:
"Yâ emire'l-mü'minîn! Peygamberlik kesilmedi mi yoksa?"
Peygamberlik kesildi ama evliyâlık devam ediyor. Peygamber Efendimiz âhirete irtihal etti ama cennetlik aşere-i mübeşşereden Osman-ı zinnûreyn Efendimiz keramet gösteriyor. Bakışıyla o kimsenin gözünde zina izi olduğunu ona ihtar etti.
"Senin gözünde zina alameti görüyorum." dedi.
Ne olmuş?
O şahıs, Hz. Osman'ın ziyaretine gelirken yolda açık bir kapıdan içeri bakmış.
Allah-u Teâla Hazretleri cümlenizden razı olsun. Cümlenizi Peygamber Efendimiz'in sevgisine, şefaatine, iltifatına nail eylesin. Peygamber Efendimiz'in has ümmeti olmanızı nasip eylesin. Dünya ve ahiretin her türlü tehlikelerinden koruyup, dünya ve ahiretin her türlü hayırlarına erdirdiği kullarından eylesin. Firdevsi Âlâda Peygamber-i Zişan’ımıza cümlenizi komşu eylesin. Cennet nimetleriyle mütena'ım eylesin.
24.07.1993 -
A
17.07.1993 -
B
Diğer Kayıtlar
| Çal | Başlık | Tarih | Süre | Paylaş |
|---|---|---|---|---|
| 17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B 12.10.202526 dk 42 sn | 12.10.2025 | 26 dk 42 sn | ||
| 11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A 10.01.202635 dk 47 sn | 10.01.2026 | 35 dk 47 sn | ||
| 21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B 09.11.202522 dk 55 sn | 09.11.2025 | 22 dk 55 sn | ||
| 17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A 11.10.202527 dk 24 sn | 11.10.2025 | 27 dk 24 sn | ||
| 24.10.1992 - Seriyy es Sakati B 03.05.202623 dk 26 sn | 03.05.2026 | 23 dk 26 sn | ||
| 21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî B 25.01.202625 dk 38 sn | 25.01.2026 | 25 dk 38 sn | ||
| 21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî A 24.01.202632 dk 19 sn | 24.01.2026 | 32 dk 19 sn | ||
| 26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B 07.12.202518 dk 46 sn | 07.12.2025 | 18 dk 46 sn | ||
| 26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A 06.12.202538 dk 37 sn | 06.12.2025 | 38 dk 37 sn | ||
| 29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B 31.08.202522 dk 6 sn | 31.08.2025 | 22 dk 6 sn | ||
| 19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B 30.11.202524 dk 51 sn | 30.11.2025 | 24 dk 51 sn | ||
| 29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A 30.08.202537 dk 44 sn | 30.08.2025 | 37 dk 44 sn | ||
| 19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A 29.11.202530 dk 51 sn | 29.11.2025 | 30 dk 51 sn | ||
| 22.06.1996 - B 09.12.201941 dk 25 sn | 09.12.2019 | 41 dk 25 sn | ||
| 12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B 23.11.202530 dk 52 sn | 23.11.2025 | 30 dk 52 sn | ||
| 22.06.1996 - A 09.12.201938 dk 29 sn | 09.12.2019 | 38 dk 29 sn | ||
| 12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A 22.11.202523 dk 18 sn | 22.11.2025 | 23 dk 18 sn | ||
| 15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B 24.08.202529 dk 56 sn | 24.08.2025 | 29 dk 56 sn | ||
| 05.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B 09.12.201924 dk 11 sn | 09.12.2019 | 24 dk 11 sn | ||
| 15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A 23.08.202527 dk 12 sn | 23.08.2025 | 27 dk 12 sn | ||
| 28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B 16.11.202532 dk 42 sn | 16.11.2025 | 32 dk 42 sn | ||
| 08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B 17.08.202524 dk 25 sn | 17.08.2025 | 24 dk 25 sn | ||
| 28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A 15.11.202526 dk 32 sn | 15.11.2025 | 26 dk 32 sn | ||
| 08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A 16.08.202536 dk 25 sn | 16.08.2025 | 36 dk 25 sn | ||
| 01.06.1996 - A 09.12.201939 dk 58 sn | 09.12.2019 | 39 dk 58 sn | ||
| 21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A 08.11.202526 dk 57 sn | 08.11.2025 | 26 dk 57 sn | ||
| 14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B 02.11.202524 dk 22 sn | 02.11.2025 | 24 dk 22 sn | ||
| 10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri B 10.08.202532 dk 14 sn | 10.08.2025 | 32 dk 14 sn | ||
| 14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A 01.11.202525 dk 5 sn | 01.11.2025 | 25 dk 5 sn | ||
| 10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri A 09.08.202521 dk 51 sn | 09.08.2025 | 21 dk 51 sn | ||
| 16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi B 03.08.202529 dk 20 sn | 03.08.2025 | 29 dk 20 sn | ||
| 31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B 26.10.202525 dk 58 sn | 26.10.2025 | 25 dk 58 sn | ||
| 16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi A 02.08.202530 dk 18 sn | 02.08.2025 | 30 dk 18 sn | ||
| 31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A 25.10.202521 dk 35 sn | 25.10.2025 | 21 dk 35 sn | ||
| 24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B 19.10.202522 dk 2 sn | 19.10.2025 | 22 dk 2 sn | ||
| 30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye B 20.07.202520 dk 28 sn | 20.07.2025 | 20 dk 28 sn | ||
| 30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye A 19.07.202545 dk 9 sn | 19.07.2025 | 45 dk 9 sn | ||
| 24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A 18.10.202523 dk 54 sn | 18.10.2025 | 23 dk 54 sn | ||
| 23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi B 13.07.202518 dk 3 sn | 13.07.2025 | 18 dk 3 sn | ||
| 10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B 05.10.202538 dk 7 sn | 05.10.2025 | 38 dk 7 sn | ||
| 23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi A 12.07.202529 dk 21 sn | 12.07.2025 | 29 dk 21 sn | ||
| 10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A 04.10.202535 dk 38 sn | 04.10.2025 | 35 dk 38 sn | ||
| 05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B 29.06.202526 dk 53 sn | 29.06.2025 | 26 dk 53 sn | ||
| 05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A 28.06.202527 dk 5 sn | 28.06.2025 | 27 dk 5 sn | ||
| 03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B 28.09.202532 dk 38 sn | 28.09.2025 | 32 dk 38 sn | ||
| 08.07.1995 - B 09.12.201921 dk 4 sn | 09.12.2019 | 21 dk 4 sn | ||
| 03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A 27.09.202528 dk 56 sn | 27.09.2025 | 28 dk 56 sn | ||
| 21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B 11.10.202616 dk 57 sn | 11.10.2026 | 16 dk 57 sn | ||
| 08.07.1995 - A 09.12.201912 dk 10 sn | 09.12.2019 | 12 dk 10 sn | ||
| 20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B 21.09.202533 dk 22 sn | 21.09.2025 | 33 dk 22 sn | ||
| 20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A 20.09.202537 dk 26 sn | 20.09.2025 | 37 dk 26 sn | ||
| 24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B 22.06.202530 dk 56 sn | 22.06.2025 | 30 dk 56 sn | ||
| 13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B 14.09.202524 dk 56 sn | 14.09.2025 | 24 dk 56 sn | ||
| 21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A 10.10.202623 dk 51 sn | 10.10.2026 | 23 dk 51 sn | ||
| 24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A 21.06.202534 dk | 21.06.2025 | 34 dk | ||
| 13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A 13.09.202537 dk | 13.09.2025 | 37 dk | ||
| 10.12.1994 - B 09.12.201927 dk 22 sn | 09.12.2019 | 27 dk 22 sn | ||
| 03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B 01.11.202631 dk 35 sn | 01.11.2026 | 31 dk 35 sn | ||
| 06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B 07.09.202523 dk 17 sn | 07.09.2025 | 23 dk 17 sn | ||
| 10.12.1994 - A 09.12.201935 dk 30 sn | 09.12.2019 | 35 dk 30 sn | ||
| 03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A 31.10.202630 dk 23 sn | 31.10.2026 | 30 dk 23 sn | ||
| 06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A 06.09.202532 dk 2 sn | 06.09.2025 | 32 dk 2 sn | ||
| 05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi B 04.10.202624 dk 54 sn | 04.10.2026 | 24 dk 54 sn | ||
| 27.05.1995 - B 09.12.201931 dk 18 sn | 09.12.2019 | 31 dk 18 sn | ||
| 05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi A 03.10.202630 dk 24 sn | 03.10.2026 | 30 dk 24 sn | ||
| 27.05.1995 - A 09.12.201925 dk 34 sn | 09.12.2019 | 25 dk 34 sn | ||
| 22.10.1994 - A 09.12.201945 dk 29 sn | 09.12.2019 | 45 dk 29 sn | ||
| 25.06.1994 - A 09.12.201934 dk 29 sn | 09.12.2019 | 34 dk 29 sn | ||
| 15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B 25.10.202627 dk 1 sn | 25.10.2026 | 27 dk 1 sn | ||
| 15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr B 27.09.202629 dk 47 sn | 27.09.2026 | 29 dk 47 sn | ||
| 11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B 06.09.202619 dk 11 sn | 06.09.2026 | 19 dk 11 sn | ||
| 15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A 24.10.202629 dk 58 sn | 24.10.2026 | 29 dk 58 sn | ||
| 15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr A 26.09.202632 dk 32 sn | 26.09.2026 | 32 dk 32 sn | ||
| 11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A 05.09.202632 dk 6 sn | 05.09.2026 | 32 dk 6 sn | ||
| 01.04.1995 - B 09.12.201934 dk 41 sn | 09.12.2019 | 34 dk 41 sn | ||
| 01.10.1994 - A 09.12.201918 dk 59 sn | 09.12.2019 | 18 dk 59 sn | ||
| 07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B 30.08.202624 dk 25 sn | 30.08.2026 | 24 dk 25 sn | ||
| 01.04.1995 - A 09.12.201921 dk 36 sn | 09.12.2019 | 21 dk 36 sn | ||
| 10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr B 20.09.202628 dk 53 sn | 20.09.2026 | 28 dk 53 sn | ||
| 07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A 29.08.202622 dk 50 sn | 29.08.2026 | 22 dk 50 sn | ||
| 25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B 18.10.202625 dk 57 sn | 18.10.2026 | 25 dk 57 sn | ||
| 10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr A 19.09.202635 dk | 19.09.2026 | 35 dk | ||
| 23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi B 23.08.202629 dk 30 sn | 23.08.2026 | 29 dk 30 sn | ||
| 25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A 17.10.202620 dk 48 sn | 17.10.2026 | 20 dk 48 sn | ||
| 09.07.1994 - B 09.12.201924 dk 20 sn | 09.12.2019 | 24 dk 20 sn | ||
| 23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi A 22.08.202624 dk 18 sn | 22.08.2026 | 24 dk 18 sn | ||
| 09.07.1994 - A 09.12.201920 dk 30 sn | 09.12.2019 | 20 dk 30 sn | ||
| 16.04.1994 - B 09.12.201916 dk 56 sn | 09.12.2019 | 16 dk 56 sn | ||
| 02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B 13.09.202625 dk 52 sn | 13.09.2026 | 25 dk 52 sn | ||
| 02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A 12.09.202630 dk 42 sn | 12.09.2026 | 30 dk 42 sn | ||
| 16.04.1994 - A 09.12.201928 dk 36 sn | 09.12.2019 | 28 dk 36 sn | ||
| 19.03.1994 - B 09.12.201925 dk 28 sn | 09.12.2019 | 25 dk 28 sn | ||
| 19.03.1994 - A 09.12.201926 dk 9 sn | 09.12.2019 | 26 dk 9 sn | ||
| 11.12.1993 - B 09.12.201931 dk 53 sn | 09.12.2019 | 31 dk 53 sn | ||
| 31.07.1993 - B 09.12.201928 dk 40 sn | 09.12.2019 | 28 dk 40 sn | ||
| 11.12.1993 - A 09.12.201928 dk 53 sn | 09.12.2019 | 28 dk 53 sn | ||
| 31.07.1993 - A 09.12.201930 dk 28 sn | 09.12.2019 | 30 dk 28 sn | ||
| 04.12.1993 - B 09.12.201933 dk 7 sn | 09.12.2019 | 33 dk 7 sn | ||
| 24.07.1993 - B 27.07.202531 dk 55 sn | 27.07.2025 | 31 dk 55 sn | ||
| 04.12.1993 - A 09.12.201927 dk 55 sn | 09.12.2019 | 27 dk 55 sn | ||
| 24.07.1993 - A 06.07.202532 dk 35 sn | 06.07.2025 | 32 dk 35 sn | ||
| 17.07.1993 - B 16.08.202626 dk 57 sn | 16.08.2026 | 26 dk 57 sn | ||
| 27.11.1993 - A 09.12.201923 dk 50 sn | 09.12.2019 | 23 dk 50 sn | ||
| 17.07.1993 - A 15.08.202634 dk 4 sn | 15.08.2026 | 34 dk 4 sn | ||
| 20.11.1993 - B 09.12.201926 dk 59 sn | 09.12.2019 | 26 dk 59 sn | ||
| 10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B 09.08.202631 dk 44 sn | 09.08.2026 | 31 dk 44 sn | ||
| 20.11.1993 - A 09.12.201928 dk 26 sn | 09.12.2019 | 28 dk 26 sn | ||
| 10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A 08.08.202629 dk 54 sn | 08.08.2026 | 29 dk 54 sn | ||
| 23.10.1993 - B 09.12.201924 dk 3 sn | 09.12.2019 | 24 dk 3 sn | ||
| 03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B 02.08.202624 dk 58 sn | 02.08.2026 | 24 dk 58 sn | ||
| 23.10.1993 - A 09.12.201924 dk 9 sn | 09.12.2019 | 24 dk 9 sn | ||
| 03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A 01.08.202626 dk 47 sn | 01.08.2026 | 26 dk 47 sn | ||
| 07.10.1993 - B 09.12.201931 dk 12 sn | 09.12.2019 | 31 dk 12 sn | ||
| 26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B 26.07.202620 dk 47 sn | 26.07.2026 | 20 dk 47 sn | ||
| 07.10.1993 - A 09.12.201928 dk 3 sn | 09.12.2019 | 28 dk 3 sn | ||
| 26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A 25.07.202629 dk 48 sn | 25.07.2026 | 29 dk 48 sn | ||
| 12.06.1993 - Bayezid-i Bistami B 19.07.202619 dk 22 sn | 19.07.2026 | 19 dk 22 sn | ||
| 28.08.1993 - B 09.12.201921 dk 4 sn | 09.12.2019 | 21 dk 4 sn | ||
| 12.06.1993 - Bayezid-i Bistami A 18.07.202622 dk 26 sn | 18.07.2026 | 22 dk 26 sn | ||
| 28.08.1993 - A 09.12.201924 dk 5 sn | 09.12.2019 | 24 dk 5 sn | ||
| 15.05.1993 - Bayezid-i Bistami B 12.07.202622 dk 47 sn | 12.07.2026 | 22 dk 47 sn | ||
| 21.08.1993 - B 09.12.201928 dk 17 sn | 09.12.2019 | 28 dk 17 sn | ||
| 15.05.1993 - Bayezid-i Bistami A 11.07.202622 dk 43 sn | 11.07.2026 | 22 dk 43 sn | ||
| 21.08.1993 - A 09.12.201929 dk 59 sn | 09.12.2019 | 29 dk 59 sn | ||
| 08.05.1993 - Bayezid-i Bistami B 05.07.202625 dk 5 sn | 05.07.2026 | 25 dk 5 sn | ||
| 07.08.1993 - B 09.12.201922 dk 10 sn | 09.12.2019 | 22 dk 10 sn | ||
| 08.05.1993 - Bayezid-i Bistami A 04.07.202620 dk 36 sn | 04.07.2026 | 20 dk 36 sn | ||
| 07.08.1993 - A 09.12.201922 dk 3 sn | 09.12.2019 | 22 dk 3 sn | ||
| 01.05.1993 - Bayezid-i Bistami B 28.06.202632 dk 40 sn | 28.06.2026 | 32 dk 40 sn | ||
| 01.05.1993 - Bayezid-i Bistami A 27.06.202628 dk 42 sn | 27.06.2026 | 28 dk 42 sn | ||
| 10.04.1993 - Şakik-ı Belhi B 21.06.202619 dk 22 sn | 21.06.2026 | 19 dk 22 sn | ||
| 10.04.1993 - Şakik-ı Belhi A 20.06.202627 dk 34 sn | 20.06.2026 | 27 dk 34 sn | ||
| 27.03.1993 - Şakik-ı Belhi B 14.06.202626 dk 39 sn | 14.06.2026 | 26 dk 39 sn | ||
| 27.03.1993 - Şakik-ı Belhi A 13.06.202624 dk 24 sn | 13.06.2026 | 24 dk 24 sn | ||
| 23.01.1993 - Şakik-ı Belhi B 07.06.202627 dk 54 sn | 07.06.2026 | 27 dk 54 sn | ||
| 23.01.1993 - Şakik-ı Belhi A 06.06.202635 dk 37 sn | 06.06.2026 | 35 dk 37 sn | ||
| 09.01.1993 - Haris el-Muhasibi B 31.05.202625 dk 59 sn | 31.05.2026 | 25 dk 59 sn | ||
| 09.01.1993 - Haris el-Muhasibi A 30.05.202632 dk 58 sn | 30.05.2026 | 32 dk 58 sn | ||
| 24.12.1992 - Haris el-Muhasibi B 09.12.201922 dk 9 sn | 09.12.2019 | 22 dk 9 sn | ||
| 24.12.1992 - Haris el-Muhasibi A 09.12.201921 dk 39 sn | 09.12.2019 | 21 dk 39 sn | ||
| 05.12.1992 - Haris el-Muhasibi B 24.05.202623 dk 32 sn | 24.05.2026 | 23 dk 32 sn | ||
| 05.12.1992 - Haris el-Muhasibi A 23.05.202631 dk 18 sn | 23.05.2026 | 31 dk 18 sn | ||
| 28.11.1992 - Haris el-Muhasibi B 17.05.202623 dk 31 sn | 17.05.2026 | 23 dk 31 sn | ||
| 28.11.1992 - Haris el-Muhasibi A 16.05.202623 dk 50 sn | 16.05.2026 | 23 dk 50 sn | ||
| 21.11.1992 - Seriyy es Sakati B 10.05.202626 dk 10 sn | 10.05.2026 | 26 dk 10 sn | ||
| 21.11.1992 - Seriyy es Sakati A 09.05.202630 dk 54 sn | 09.05.2026 | 30 dk 54 sn | ||
| 01.08.1992 - Seriyy es Sakati B 12.04.202622 dk 20 sn | 12.04.2026 | 22 dk 20 sn | ||
| 01.08.1992 - Seriyy es Sakati A 11.04.202621 dk 32 sn | 11.04.2026 | 21 dk 32 sn | ||
| 25.07.1992 - Bişr-i Hâfî B 05.04.202628 dk 19 sn | 05.04.2026 | 28 dk 19 sn | ||
| 25.07.1992 - Bişr-i Hâfî A 04.04.202627 dk 21 sn | 04.04.2026 | 27 dk 21 sn | ||
| 04.07.1992 - Bişr-i Hâfî B 29.03.202631 dk 17 sn | 29.03.2026 | 31 dk 17 sn | ||
| 04.07.1992 - Bişr-i Hâfî A 28.03.202629 dk 10 sn | 28.03.2026 | 29 dk 10 sn | ||
| 09.05.1992 - İbrahim bin Edhem B 15.02.202631 dk 34 sn | 15.02.2026 | 31 dk 34 sn | ||
| 09.05.1992 - İbrahim bin Edhem A 14.02.202646 dk 33 sn | 14.02.2026 | 46 dk 33 sn | ||
| 02.05.1992 - İbrahim bin Edhem B 08.02.202628 dk 2 sn | 08.02.2026 | 28 dk 2 sn | ||
| 02.05.1992 - İbrahim bin Edhem A 07.02.202625 dk 59 sn | 07.02.2026 | 25 dk 59 sn | ||
| 18.04.1992 - İbrahim bin Edhem B 01.02.202632 dk 48 sn | 01.02.2026 | 32 dk 48 sn | ||
| 18.04.1992 - İbrahim bin Edhem A 31.01.202627 dk 36 sn | 31.01.2026 | 27 dk 36 sn | ||
| 18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B 18.01.202629 dk 4 sn | 18.01.2026 | 29 dk 4 sn | ||
| 18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A 17.01.202623 dk 59 sn | 17.01.2026 | 23 dk 59 sn | ||
| 11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B 11.01.202632 dk 31 sn | 11.01.2026 | 32 dk 31 sn | ||
| 24.10.1992 - Seriyy es Sakati A 02.05.202629 dk 41 sn | 02.05.2026 | 29 dk 41 sn | ||
| 17.10.1992 - Seriyy es Sakati B 26.04.202624 dk 46 sn | 26.04.2026 | 24 dk 46 sn | ||
| 17.10.1992 - Seriyy es Sakati A 25.04.202623 dk 12 sn | 25.04.2026 | 23 dk 12 sn | ||
| 10.10.1992 - Seriyy es Sakati B 19.04.202629 dk 14 sn | 19.04.2026 | 29 dk 14 sn | ||
| 10.10.1992 - Seriyy es Sakati A 18.04.202624 dk 15 sn | 18.04.2026 | 24 dk 15 sn | ||
| 28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî B 04.01.202643 dk 56 sn | 04.01.2026 | 43 dk 56 sn | ||
| 28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî A 03.01.202633 dk 51 sn | 03.01.2026 | 33 dk 51 sn | ||
| 16.12.1991 - Fudayl Bin İyad B 28.12.202532 dk 40 sn | 28.12.2025 | 32 dk 40 sn | ||
| 16.12.1991 - Fudayl Bin İyad A 27.12.202528 dk 47 sn | 27.12.2025 | 28 dk 47 sn | ||
| 09.12.1991 - Fudayl Bin İyad B 21.12.202527 dk 32 sn | 21.12.2025 | 27 dk 32 sn | ||
| 09.12.1991 - Fudayl Bin İyad A 20.12.202529 dk 2 sn | 20.12.2025 | 29 dk 2 sn | ||
| 02.12.1991 - Fudayl Bin İyad B 14.12.202528 dk 15 sn | 14.12.2025 | 28 dk 15 sn | ||
| 02.12.1991 - Fudayl Bin İyad A 13.12.202541 dk 6 sn | 13.12.2025 | 41 dk 6 sn |
