İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

07.08.1993 - A

07.08.1993 - A
Tasavvuf Sohbetleri

07.08.1993 - A

09.12.2019
22 dk 3 sn

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm

El-Hamdülillâhi rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Kemâ yenbeğî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih.

Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidinâ ve senedinâ ve mededinâ Muhammedini'l Mustafa. Ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi ihsânin ilâ yevmi'l cezâ.

Emmâ ba'd:

Aziz, muhterem ve sevgili kardeşlerim!

Çok kıymetli bir âlimin; Ebû Abdirrahman es-Sülemî'nin -rahmetullâhi aleyh ve kaddesallâhu rûhahû- yazmış olduğu çok değerli, mümtaz bir kitap olan Tabakâtu's-sûfiyye’sini okuyoruz. Ebû Abdirrahman es-Sülemî tasavvuf büyüklerinin hayatlarını ve mübarek fikirlerini toplamış, böyle bir eser meydana getirmiş. Ve bu eseri çok kıymetli mısırlı bir profesör de çok güzel dipnotlar, ilaveler, açıklamalar yaparak neşre hazırlamış. Henüz Türk dilimize tercüme edilmemiş bir kaynak eser olduğu için tasavvuf konusunda en salahiyetli, en meşhur, en büyük, en kıymetli şahısların sözlerini ve fikirlerini buradan öğrenebiliriz diye bu kitabı okuyoruz.  

Allah'ın sevgili kullarının, evliyâullahın hayatlarını toplamış olan Ebû Abdirahman es-Sülemî'nin Tabakâtu's-sûfiyyesi'nin 94. sayfasındayız.

Hâtem-i Esam hazretleri ile ilgili bölümde geriye kalan kısmı okuyup tamamlamaya çalışacağız.

Kâle Ebû Abdirrahmân es-Sülemî. Semi'tü Ebâ Aliyyin Saîde'bni Ahmed el-Belhıyye. Yekûlü semi'tü Ebî, yekûlü semi'tü Muhammede'bni Abdin, yekûlü semi'tü hâlî Muhammede'bne'l-Leysi yekûlu semi'tü Hâmideni'l Leffâfe, yekûlu semi'tü hâtemeni'l-esamme yekûlü el vâsiku men razakahû men la yefrahu bi'l-gınâ ve lâ-yehtemmü bi'l-fakri. Ve lâ yübâlî asbaha fî usrin ev yüsrin.

Müellifimiz Sülemî hazretleri "Ben Ebû Ali'den işittim." diyor. Ebû Ali isimli zâtın ismi Muhammed b. Saîd b. Ahmed imiş. Mevlânâ'nın şehri Belh'ten. Babasından duymuş o da Muhammed b. Abd'den duymuş. O da dayısından duymuş. Dayısı Muhammed b. Leys imiş.

Kâne sikaten. "Bu zât güvenilir bir kimseymiş."

299 senesinde, Ramazan ayında vefat etmiş. Hâmid el-Leffâf'tan duymuş, o da Hâtem-i Esam'ın böyle dediğini duymuş. Rivayet zinciri bu şekilde.

Hâtem-i Esam diyor ki:

el-Vâsiku min rızkıhî men lâ yefrahu bi'l-gınâ ve lâ yehtemmü bi'l-fakri ve lâ yübâlî asbaha fî usrin ev-yüsrin.

el-Vâsik, vesîka, vüsûk "güvenilen demek." Güvenmek masdarından. Güvenilen belgeye de vesika deniliyor. Vâsık, güvenen demek.

el-Vâsiku min-rizkihî. "Rızkından yana Allah'a güvenen."

Ya da benim ilk okuduğum gibi;

el-Vâsiku ve men razakahû. "Kendisine rızkı veren Allah'a tam güvenip dayanan kimse."

"Böyle de okunabilir." diye düşünüyorum.

Esas itibariyle konu şu; bir kimse hakikaten Allah'a tevekkül ediyor mu, hakikaten Allah'a güveniyor mu? Allah'a itimadı tam mı, bağlılığı gerçek mi, sahte mi, hakiki mi, yalancı mı? Hakiki bağlılığı olan kimseyi tarif edecek.

el-Vâsiku bi'l-lâhi's-samed. "Allah'a dayanan, güvenen kimse," nasıl bir kimsedir?

Men lâ yefrahu bi'l-gınâ. "Zenginlikle ferahlanmayan" Ve lâ yehtemmu bi'l-fakr. "Fakirlikten dolayı da gamlanmayan, üzülmeyen" Ve lâ yübâlî asbaha fî usrin ev-yüsrin. "Sabahleyin kolaylık içinde mi yoksa zorluk içinde mi kalktı?"

"Kolaylıkta, bollukta, rahatlıkta mı sabahladı yoksa darlıkta açlıkta, yoksullukta, fakirlikte, ihtiyaç halinde mi sabahladı? Bütün bunlara aldırmayan kimsedir."

Allah'a hakiki güvenen kimsenin ana vasfı; elinde bulunan veya bulunmayan şeye göre değişmeyen bir kişi oluşudur.

Durumu ne olursa olsun Allah'ı seviyor, Allah'a dayanıyor.

İzâ ü'tû minhâ radû ve izâ lem yuğtav minhâ izâhüm yeshatûn.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem eline geçen şeyleri tasadduk ederdi. Fakirlere verirdi; tevzî ve taksim ederdi. Ganimet olsun; sadaka, zekât, hayır olsun hiçbirini depo etmezdi. Biliyoruz ki sabah eline geleni akşama bırakmazdı; dağıtırdı. Akşam eline geleni sabaha bırakmaz hemen tevzî eder, dağıtırdı. İhtiyaç sahiplerine ulaştırırdı. Tabii bazen bir fakire verir; öteki gelen maldan ona vermeyip başkasına da verebilir. "Herkese her zaman vereceğim." diye bir şey de yok; değişik kimselere verebilir. Bazı kimselerin durumu bu âyet-i kerîmede anlatılıyor.

İzâ ü'tû minhâ radû. Gelen varlıklardan; mallardan, sadakalardan, zekâtlardan, ganimetlerden kendilerine verilirse "Memnun olurlar. Razı, hoşnut ve rahat olurlar." Ve izâ lem yuğtav minhâ. "Kendilerine verilmezse" İzâ hüm yeshatûn. "O zaman kızarlar, sinirlenirler."

Böyle olmaması lazım; bu nâmertlerin sıfatıdır. Mert insan, hakikaten bağlı olan, hakikaten seven insan böyle olmaz! Seven, bağlı olan insan ufak tefek değişiklerde, şartların ve durumların değişmesinden dolayı sendelemez, bocalamaz, şaşırmaz, gevşemez, imtihanı kaybetmez!

Geçen gün bir arkadaş birisini anlatıyor:

"İyi insandır, hoş insandır. Beş vakit namazını kılar. Sesi de güzeldir. Camide ezan okur, salâ verir. Hoş bir insandır. Hakikaten dindar bir ailedendir. Bir macerasını anlatıyor. Yalnız biraz acayip halleri vardır. Bir keresinde birçok kuzu beslemiş. Kurbanda satarken de çok para istemiş. En kıymetli kuzusunu satamamış. Satmak için çok uğraşmış ama yüzde elli fazla istediği için satamamış. Kimse gelip de o parayı verip de almamış. O da; 'Benim malım satılmadı.' diye kızgınlığından bayram namazına gelmemiş."

Sen ister bayram namazına gel, istersen gelme! İster namaz kıl, ister kılma! İster müslüman ol, ister olma! Kime kızıyorsun?

Kâfir olsan zararı kendine, mü'min olsan kârı kendine. Allah'a kızmak olur mu? Hâşâ sümme hâşâ! Allah imtihan ediyor. Sen de çok isteme, aç olma, tok gözlü ol! Ama tabii onu anlayacak durumda değil. İşi olmayınca bu sefer camiye namaza da gelmemiş. İnsanların durumları böyle acayip olabilir. Ama derviş, sûfî öyle değildir. Sûfî mert insandır; olağanüstü insandır, kahraman, efsanevî insandır. Destan gibi insandır! Onun için sûfî zenginlikten sevinmez, zenginlikle sevinmez. Zenginlik olmasa da sevinir. Allah vermese de sevinir. Fakirlikten de üzülmez. İster zengin olsun ister fakir olsun. Birçok kimse Allahu Teâlâ hazretlerini tam tanımıyor. Esmâ-i Hüsnâ'sında sayıyoruz.

Ganî, Muğnî, Mu'tî.

Ganî ne demek?

Zengin. Hem zengin demek hem müstağnî demek Ganî. Âlemlere, mahlukâta ihtiyacı yok. İster ibadet etsinler, ister etmesinler.

Mugnî ne demek?

Zengin edici. Zengin ediyor. Hem Mu'tî verici hem Mâni' "men edici" hem Nâfi' "fayda verici" hem Dâr "zarar verici" hem Muhyî "yaşatıcı" hem Mumît "öldürücü."

Millet iki tarafı anlayamıyor. Bir tarafı, kendisine gelen işine gelen tarafı anlıyor; işine gelmeyen tarafı anlamıyor.

Sana nimet geldiği zaman nimeti veren kim?

Allah.

Çocuğun oldu mâşallah, iyi. Para kazandın mâşallah iyi. Bir işe girdin mâşallah, kazancın tıkırında, sıhhatin yerinde; mâşallah iyi.

Bunları veren kim?

Allah.

Memnun musun?

Elhamdülillah, çok şükür memnunum.

Hastalık, fakirlik, yoksulluk gelince; işten çıkınca, çocuk ölünce ne olacak?

O zaman bir karış surat, abuk sabuk sözler…

Böyle kimseler var. Talebelerimden var. Allah bir çocuk verdi; gül yaprağı gibi çok güzel. Ben o kadar güzel bebek az gördüm. Hakikaten çok güzeldi fakat bir iki hafta içinde aldı; verdiği bebeği aldı. Annesi İslâmi şuurunu oynattı. Normal şuuru yerinde, delirmedi ama dinî bakımdan dîvâneleşti. Abuk sabuk, yalan yanlış konuşmaya, Allah'a âsî olacak sözler söylemeye başladı.

Neden?

"Allah sevgili yavrusunu aldı." diye.

Verdiği gün sevinmemiş miydi?

Çok sevinmişti. Herkes memnun olmuştu. Herkes güldü, oynadı. Ama aldığı zaman barut gibi, biber gibi ağzından çıkanı kulağı duymuyor.

Öyle şey olmaz! Derviş öyle insan değil, böyle nâmertlik yapmaz! Derviş olan, kendisini rızıklandıran Allah'a bağlılığı, güveni tam olan kimse zenginlikle sevinmez, gururlanmaz; zenginliğe itimat etmez. Zenginlik gidebilir; mühim değil. Allaha dayanır. Fakirlikten de üzülmez, korkmaz. Çünkü fakirliği giderecek olan da Allah'tır. Allah'ın rızkı boldur. Kendi yanında yok ama; "Benim dayandığım Rabbimin rızkı bol." der oradan da tasaya düşmez. Çünkü imanı sağlam. Sonra; "Sabahleyin darlıkta mı genişlikte mi sabahladı. Sabahleyin elinde yiyecek, içecek, mal, mülk, para pul var mı yok mu?" ona da aldırmaz. İşte gerçek güven bu! Hakikaten güveniyorsa Allah verir, lütfeder.

Hâtem-i Esam; "Rızkımızı elbette verecek." diye rızkı konusunda Allah'a dayanan insanın tavrı bu oluyor." diyor. Tabii insan yaptığı şeyi söyler; yapmadığı şeyi söyleyemez. Hele ki bir mutasavvıf yapmadığı şeyi katiyen söylemez. Gerçek mutasavvıf yapabildiği şeyleri söyler.

Demek ki Hâtem-i Esam hazretleri böyle bir kimse. Çok sevdiğim büyüklerimizden birisi.

Ve bi-isnâdihî kâle Hâtemün. "Yine aynı rivayet zinciri ile gelen habere göre Hâtem-i Esam Efendimiz Ebû Abdirrahman es-Sülemî rahmetullahi aleyh'e şöyle buyurmuş:"

Yu'rafü'l-ihlâsu bi'l-istikâmeti ve'l-istikâmetü bi'r-recâ ve'r-recâü bi'l-irâdeti ve'l-irâdetü bi'l-ma'rifeti. "İhlâs istikâmetle bilinir. İnsanın ihlâsı istikâmetinden bilinir."

İstikâmet yön mânasında değil. Müstakîmü'l-hâl olması, doğru halli olması, doğru yolda yürüyen insan olması mânasında. Bir insanın ihlâsı, doğru yolda yürüyüşünden belli olur. Yamuk gidiyorsa, günah işliyorsa demek ki ihlâslı değil. Müstakîm ise; sırât-ı müstakîmde yürüyen, hâli, sözü, işi müstakîm kimse ise o ihlâslı demektir. İhlâslı kimse müstakîmü'l-hâl olmakla anlaşılır; bir.

Ve'l-istikâmetü bi'r-recâ. "Müstakîmü'l-hâl olmak da Allah'a ümidi olmakla olur."

Allah'a recâsı, ümidi olan, umudu olan kimsede olur.

Ve'r-recâü bi'l-irâdeti. "Umut da müridlikle olur.

Ve'l-irâdetü bi'l-ma'rifeti. "İstemek de mârifetullaha ermekle olur."

Mârifetullah, Allah'ı bilmek demektir. Birçok kimse o mârifetullaha, irfana, ârifliğe ermiş değildir. Müslüman ama ârif seviyesine çıkmış değil. Ham, kaba, eksik, kusurlu, cahil, gafil; tam ârif değil. Eğer bir insan ârif ise o zaman onun iradesi de müridliği de yani Allah'ı istemesi, Allah'a vuslatı arzu etmesi de sağlam olur.

"Allah'ı istemesi; Allah yoluna girmesi, O'na kavuşma azmi tamam olunca o zaman ümidi de tamam olur, hâsıl olur. Ümidi hâsıl olduğu zaman da Allah'a karşı beslediği o umutla müstakîmü'l-hâl olur. Müstakîmü'l-hâl sahibi olunca da ihlâslı olur. İhlâs istikametle bilinir. İstikamet reca ile bilinir. Reca irade ile bilinir. İrade de mârifetle bilinir."

Çetin bir söz bu. Allahu a'lem bunlar bu tarzda birbirleriyle alakalı kavramlardır. Böyle olursa bu sıra ile birbirlerini tevlit ederek, ortaya koyarak bu sonuca ulaşır. Demek ki insanın doğrudan doğruya ihlâslı bir kimse olabilmesi kolay olmuyor. O ihlâs denilen güzel sıfat bütün amellerin kabul olmasının şartıdır. "Allah ihlâssız ameli kabul etmiyor." diye biliyoruz. İhlâssız namazı, orucu, haccı, sadakayı kabul etmiyor. İhlâsın çok önemli olduğunu biliyoruz ama bu ihlâsın elde edilmesinin şekli şemaili kolay değil.

İlk önce insan iyice bir ârif olacak, irfana erecek Ondan sonra irfanı ile mârifetullahla kendisinde Allah'a kavuşma aşkı, şevki, iradesi, isteği belirecek. O belirince Allah'a umudu, şevki olan bir kimse olacak. O şevk kendisine Allah'a karşı âsî olmama durumunu; daima mutî kul olma durumunu sağlayacak. Ondan sonra da her yaptığı işi o duygularla, ihlâsla yapan bir kimse olacak; ibadetleri makbul olacak.

Ve bihî kâle Hâtemün. "Yine aynı rivayetten, aynı kanaldan, aynı şahıslardan nakledildiğine göre Hâtem-i Esam hazretleri şöyle buyurmuş:"

Li-külli kavlin sıdkun ve li-külli sıdkın fi'lün ve li-külli fi'lin sabrun. Ve li-külli sabrin hısbetün ve li-külli hısbetin irâdetün ve li-külli irâdetin eseratün

Hâtem-i Esam hazretleri bir önceki sözü gibi burada da bir sıralama yaptı. Allahu a'lem şöyle buyuruyor:

Li-külli kavlin sıdkun. "Her sözün doğruluğu vardır."

Doğru oluşu vardır. Tabii her sözün doğru olmadığını biz biliyoruz. Bazı sözler yalan. Yalancıların sözleri yalandır. Ama her sözün doğru olması gerekir. O sözün doğru olmasını ispat edecek bir durumun olması lazımdır. "Sözün doğru olması gerekir. Her sözde bir doğruluk aranır." diyelim.

Ve li-külli sıdkın fi'lün. "Her bir doğruluğun da fiiliyatta olması lazım gelir."

Lafla doğruluk olmaz

Söz doğru olacak. Her doğruluğun da bir fiiliyatı vardır.

Lafta, nazariyatta ütopik olarak fikirde değil fiiliyatta görünen bir şey olması lazımdır.

Ve li külli fi'lin sabrun. "Her bir fiilin de yapılması kolay değildir."

Meşakkatlidir çünkü fiildir; tembellik değildir. Bir harekettir, faaliyettir. O da enerji ister. Enerji de sabırla hâsıl olur. Demek ki insan sabırlı olabilecek ki bir şeyler yapabilsin. Yaptığı şeyi doğru olacak. Doğru olduğu zaman sözü tahakkuk etmiş olacak; söylediği gibi bir insan olduğu anlaşılacak.

Ve li-külli sabrın hısbetün. "Her sabrın Allah tarafından bir mükâfatı vardır."

İnsan o sabrı niye yutuyor, niye çekiyor, tahammül ediyor?

Allah'tan sevap olduğu için. Niye akşama kadar oruç tutuyoruz, niye cihada gidiyoruz, yaralanıyoruz, ölümü göze alıyoruz? Niye birtakım fedakârlıklarda bulunuyoruz?

Her sabrın Allah'tan beklenen bir mükâfat tarafı var da onun için sabrediliyor.

Ve li-külli hısbetin irâdetün. "Her Allah'tan sevap ummanın da bir isteme, isteklilik durumu vardır."

İsteyerek olur bu; tesadüfen olursa olmaz. "Tesadüfen şöyle oluverdi." onun sevabı olmaz. Kendisi isteyecek, o mihneti yüklenecek. Düşünmüş taşınmış kararını vermiş; "Tamam ben oruç tutacağım." diyor. Düşünmüş kararını vermiş; "Ben cihada gideceğim." diyor. İrade ile olur; düşünme sonunda olur.

Ve li-külli irâdetin eseratün. "Her istek tefekkür, düşünme ve kararın da bir tesiri vardır da o karar ondan alınmıştır."

Allahu a'lem. Tabii o tesir de yine Allah'tandır. Allah nasip etmese insan iyiliği düşünemez bile.

Ve mâ-teşâûne illâ en-yeşâallâh. "Allah istemese bir şey istemek bile elinizden gelmez."

Her istediğimizi yapıyoruz sanıyoruz ama Allah istemese o istek bile insanın içinde hâsıl olmaz. Yine her şey Allah'tan oluyor.

Bu sözden anladığımız nedir?

Şöyle özetlemek gerekirse; "İnsanın sözü doğru olmalı. Doğruluk lafta kalmamalı fiiliyatta olmalı. Fiiliyatı yaparken de insanda sabır gerekecek; böyle sevaplı işler sabırla olur. Sabır sahibi olmalı. Her bir sabrın da sonunda Allah tarafından bir mükâfatı vardır. O mükâfatı düşünmek de bir iradenin sonunda hâsıl olur. O da içinde Allah'ın verdiği bir aşkla, şevkle, tesirle meydana gelir."

Allah gönüllerimize hayırları ilham eylesin ve her yaptığımız işi Allah'tan mükâfat bekleyerek yapacak şuura erdirsin. İyi olarak kararlaştırdığımız şeyleri de meşakkatine katlanarak, ıhlayarak, sıkılarak yapacak bir sabır, bir metanet versin. Böylece hayırlı fiilleri yapabilelim, tamamlayabilelim. Cümlemize bu şekilde iyi bir müslüman olmak nasip olsun.

Allah-u Teâla Hazretleri cümlenizden razı olsun. Cümlenizi Peygamber Efendimiz'in sevgisine, şefaatine, iltifatına nail eylesin. Peygamber Efendimiz'in has ümmeti olmanızı nasip eylesin. Dünya ve ahiretin her türlü tehlikelerinden koruyup, dünya ve ahiretin her türlü hayırlarına erdirdiği kullarından eylesin. Firdevsi Âlâda Peygamber-i Zişan’ımıza cümlenizi komşu eylesin. Cennet nimetleriyle mütena'ım eylesin.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
12.10.202526 dk 42 sn
11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A
10.01.202635 dk 47 sn
21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
09.11.202522 dk 55 sn
17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
11.10.202527 dk 24 sn
24.10.1992 - Seriyy es Sakati B
03.05.202623 dk 26 sn
21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî B
25.01.202625 dk 38 sn
21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî A
24.01.202632 dk 19 sn
26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
07.12.202518 dk 46 sn
26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
06.12.202538 dk 37 sn
29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
31.08.202522 dk 6 sn
19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
30.11.202524 dk 51 sn
29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
30.08.202537 dk 44 sn
19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
29.11.202530 dk 51 sn
22.06.1996 - B
09.12.201941 dk 25 sn
12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
23.11.202530 dk 52 sn
22.06.1996 - A
09.12.201938 dk 29 sn
12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
22.11.202523 dk 18 sn
15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
24.08.202529 dk 56 sn
05.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
09.12.201924 dk 11 sn
15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
23.08.202527 dk 12 sn
28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
16.11.202532 dk 42 sn
08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
17.08.202524 dk 25 sn
28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
15.11.202526 dk 32 sn
08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
16.08.202536 dk 25 sn
01.06.1996 - A
09.12.201939 dk 58 sn
21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
08.11.202526 dk 57 sn
14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
02.11.202524 dk 22 sn
10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri B
10.08.202532 dk 14 sn
14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
01.11.202525 dk 5 sn
10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri A
09.08.202521 dk 51 sn
16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi B
03.08.202529 dk 20 sn
31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
26.10.202525 dk 58 sn
16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi A
02.08.202530 dk 18 sn
31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
25.10.202521 dk 35 sn
24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
19.10.202522 dk 2 sn
30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye B
20.07.202520 dk 28 sn
30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye A
19.07.202545 dk 9 sn
24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
18.10.202523 dk 54 sn
23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi B
13.07.202518 dk 3 sn
10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
05.10.202538 dk 7 sn
23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi A
12.07.202529 dk 21 sn
10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
04.10.202535 dk 38 sn
05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B
29.06.202526 dk 53 sn
05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A
28.06.202527 dk 5 sn
03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
28.09.202532 dk 38 sn
08.07.1995 - B
09.12.201921 dk 4 sn
03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
27.09.202528 dk 56 sn
21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B
11.10.202616 dk 57 sn
08.07.1995 - A
09.12.201912 dk 10 sn
20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
21.09.202533 dk 22 sn
20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
20.09.202537 dk 26 sn
24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B
22.06.202530 dk 56 sn
13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
14.09.202524 dk 56 sn
21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A
10.10.202623 dk 51 sn
24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A
21.06.202534 dk
13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
13.09.202537 dk
10.12.1994 - B
09.12.201927 dk 22 sn
03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B
01.11.202631 dk 35 sn
06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
07.09.202523 dk 17 sn
10.12.1994 - A
09.12.201935 dk 30 sn
03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A
31.10.202630 dk 23 sn
06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
06.09.202532 dk 2 sn
05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi B
04.10.202624 dk 54 sn
27.05.1995 - B
09.12.201931 dk 18 sn
05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi A
03.10.202630 dk 24 sn
27.05.1995 - A
09.12.201925 dk 34 sn
22.10.1994 - A
09.12.201945 dk 29 sn
25.06.1994 - A
09.12.201934 dk 29 sn
15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B
25.10.202627 dk 1 sn
15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr B
27.09.202629 dk 47 sn
11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
06.09.202619 dk 11 sn
15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A
24.10.202629 dk 58 sn
15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr A
26.09.202632 dk 32 sn
11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
05.09.202632 dk 6 sn
01.04.1995 - B
09.12.201934 dk 41 sn
01.10.1994 - A
09.12.201918 dk 59 sn
07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
30.08.202624 dk 25 sn
01.04.1995 - A
09.12.201921 dk 36 sn
10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr B
20.09.202628 dk 53 sn
07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
29.08.202622 dk 50 sn
25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B
18.10.202625 dk 57 sn
10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr A
19.09.202635 dk
23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi B
23.08.202629 dk 30 sn
25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A
17.10.202620 dk 48 sn
09.07.1994 - B
09.12.201924 dk 20 sn
23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi A
22.08.202624 dk 18 sn
09.07.1994 - A
09.12.201920 dk 30 sn
16.04.1994 - B
09.12.201916 dk 56 sn
02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
13.09.202625 dk 52 sn
02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
12.09.202630 dk 42 sn
16.04.1994 - A
09.12.201928 dk 36 sn
19.03.1994 - B
09.12.201925 dk 28 sn
19.03.1994 - A
09.12.201926 dk 9 sn
11.12.1993 - B
09.12.201931 dk 53 sn
31.07.1993 - B
09.12.201928 dk 40 sn
11.12.1993 - A
09.12.201928 dk 53 sn
31.07.1993 - A
09.12.201930 dk 28 sn
04.12.1993 - B
09.12.201933 dk 7 sn
24.07.1993 - B
27.07.202531 dk 55 sn
04.12.1993 - A
09.12.201927 dk 55 sn
24.07.1993 - A
06.07.202532 dk 35 sn
27.11.1993 - B
09.12.201929 dk 21 sn
17.07.1993 - B
16.08.202626 dk 57 sn
27.11.1993 - A
09.12.201923 dk 50 sn
17.07.1993 - A
15.08.202634 dk 4 sn
20.11.1993 - B
09.12.201926 dk 59 sn
10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
09.08.202631 dk 44 sn
20.11.1993 - A
09.12.201928 dk 26 sn
10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
08.08.202629 dk 54 sn
23.10.1993 - B
09.12.201924 dk 3 sn
03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
02.08.202624 dk 58 sn
23.10.1993 - A
09.12.201924 dk 9 sn
03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
01.08.202626 dk 47 sn
07.10.1993 - B
09.12.201931 dk 12 sn
26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
26.07.202620 dk 47 sn
07.10.1993 - A
09.12.201928 dk 3 sn
26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
25.07.202629 dk 48 sn
12.06.1993 - Bayezid-i Bistami B
19.07.202619 dk 22 sn
28.08.1993 - B
09.12.201921 dk 4 sn
12.06.1993 - Bayezid-i Bistami A
18.07.202622 dk 26 sn
28.08.1993 - A
09.12.201924 dk 5 sn
15.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
12.07.202622 dk 47 sn
21.08.1993 - B
09.12.201928 dk 17 sn
15.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
11.07.202622 dk 43 sn
21.08.1993 - A
09.12.201929 dk 59 sn
08.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
05.07.202625 dk 5 sn
07.08.1993 - B
09.12.201922 dk 10 sn
08.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
04.07.202620 dk 36 sn
01.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
28.06.202632 dk 40 sn
01.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
27.06.202628 dk 42 sn
10.04.1993 - Şakik-ı Belhi B
21.06.202619 dk 22 sn
10.04.1993 - Şakik-ı Belhi A
20.06.202627 dk 34 sn
27.03.1993 - Şakik-ı Belhi B
14.06.202626 dk 39 sn
27.03.1993 - Şakik-ı Belhi A
13.06.202624 dk 24 sn
23.01.1993 - Şakik-ı Belhi B
07.06.202627 dk 54 sn
23.01.1993 - Şakik-ı Belhi A
06.06.202635 dk 37 sn
09.01.1993 - Haris el-Muhasibi B
31.05.202625 dk 59 sn
09.01.1993 - Haris el-Muhasibi A
30.05.202632 dk 58 sn
24.12.1992 - Haris el-Muhasibi B
09.12.201922 dk 9 sn
24.12.1992 - Haris el-Muhasibi A
09.12.201921 dk 39 sn
05.12.1992 - Haris el-Muhasibi B
24.05.202623 dk 32 sn
05.12.1992 - Haris el-Muhasibi A
23.05.202631 dk 18 sn
28.11.1992 - Haris el-Muhasibi B
17.05.202623 dk 31 sn
28.11.1992 - Haris el-Muhasibi A
16.05.202623 dk 50 sn
21.11.1992 - Seriyy es Sakati B
10.05.202626 dk 10 sn
21.11.1992 - Seriyy es Sakati A
09.05.202630 dk 54 sn
01.08.1992 - Seriyy es Sakati B
12.04.202622 dk 20 sn
01.08.1992 - Seriyy es Sakati A
11.04.202621 dk 32 sn
25.07.1992 - Bişr-i Hâfî B
05.04.202628 dk 19 sn
25.07.1992 - Bişr-i Hâfî A
04.04.202627 dk 21 sn
04.07.1992 - Bişr-i Hâfî B
29.03.202631 dk 17 sn
04.07.1992 - Bişr-i Hâfî A
28.03.202629 dk 10 sn
09.05.1992 - İbrahim bin Edhem B
15.02.202631 dk 34 sn
09.05.1992 - İbrahim bin Edhem A
14.02.202646 dk 33 sn
02.05.1992 - İbrahim bin Edhem B
08.02.202628 dk 2 sn
02.05.1992 - İbrahim bin Edhem A
07.02.202625 dk 59 sn
18.04.1992 - İbrahim bin Edhem B
01.02.202632 dk 48 sn
18.04.1992 - İbrahim bin Edhem A
31.01.202627 dk 36 sn
18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B
18.01.202629 dk 4 sn
18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A
17.01.202623 dk 59 sn
11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B
11.01.202632 dk 31 sn
24.10.1992 - Seriyy es Sakati A
02.05.202629 dk 41 sn
17.10.1992 - Seriyy es Sakati B
26.04.202624 dk 46 sn
17.10.1992 - Seriyy es Sakati A
25.04.202623 dk 12 sn
10.10.1992 - Seriyy es Sakati B
19.04.202629 dk 14 sn
10.10.1992 - Seriyy es Sakati A
18.04.202624 dk 15 sn
28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî B
04.01.202643 dk 56 sn
28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî A
03.01.202633 dk 51 sn
16.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
28.12.202532 dk 40 sn
16.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
27.12.202528 dk 47 sn
09.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
21.12.202527 dk 32 sn
09.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
20.12.202529 dk 2 sn
02.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
14.12.202528 dk 15 sn
02.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
13.12.202541 dk 6 sn
AKRA