İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

28.08.1993 - B

28.08.1993 - B
Tasavvuf Sohbetleri

28.08.1993 - B

09.12.2019
21 dk 4 sn

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm

El-Hamdülillâhi rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Kemâ yenbeğî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih.

Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidinâ ve senedinâ ve mededinâ Muhammedini'l Mustafa. Ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi ihsânin ilâ yevmi'l cezâ.

Emmâ ba'd:

Aziz, muhterem ve sevgili kardeşlerim!

Çok kıymetli bir âlimin; Ebû Abdirrahman es-Sülemî'nin -rahmetullâhi aleyh ve kaddesallâhu rûhahû- yazmış olduğu çok değerli, mümtaz bir kitap olan Tabakâtu's-sûfiyye’sini okuyoruz. Ebû Abdirrahman es-Sülemî tasavvuf büyüklerinin hayatlarını ve mübarek fikirlerini toplamış, böyle bir eser meydana getirmiş. Ve bu eseri çok kıymetli Mısırlı bir profesör de çok güzel dipnotlar, ilaveler, açıklamalar yaparak neşre hazırlamış. Henüz Türk dilimize tercüme edilmemiş bir kaynak eser olduğu için; tasavvuf konusunda en salahiyetli, en meşhur, en büyük, en kıymetli şahısların sözlerini ve fikirlerini buradan öğrenebiliriz diye bu kitabı okuyoruz.

Kâle. "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki."

Kâle. Kim?

Kâle kâle resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem. Önceki kâle'nin sahibi Ebû Umâme. "Ebû Umâme dedi ki."

Kâle Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem. "Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu." diye Ebû Umâme, sahabî demiş.

İnne rûhe'l-kudusi nefese fî rûhî, inne nefesen len temûte hattâ testekmile ecelehâ ve testev'ibe rizkahâ. Fe-ecmilû fi't-talebi ve lâ yehmilenne ehadeküm istebtâe şey'in mine'r-rızki. En yetlubehû bi-ma'siyeti'llâhi. Fe-inne'llâhe te'âlâ yunâlü mâ indehû illâ bi-tâ'atihî.

Ebû Nuaym'ın rivayet ettiği hadîs-i şerîf, Ebû Umâme'den Câmiu's-sağîr'de de olan bir hadîs-i şerîf. Aşağıda hadisi "zayıf" diye tavsif etmiş. Ebû Umâme hazretleri Peygamber Efendimiz'in şöyle söylediğini naklediyor:

İnne rûhe'l-kudusi nefese fî rûhî. "Rûhu'l-Kudüs lakaplı olan Cebrail aleyhisselam benim ruhuma bu mânayı ilka eyledi ki."

İnne nefesen len temûte hattâ testekmile ecelehâ. "Hiçbir insanın nefsi, yaşam müddetini tamamlamadıkça, eceli gelmedikçe ölmeyecek. Herkes eceli gelinceye kadar yaşayacak; daha evvel ölmesi mümkün değil."

Ve testev'ibe rizkahâ. "Hiçbir kimse Allah'ın onun alnına yazdığı, tasnif ettiği rızkı tamamen alıncaya kadar, ecelini tamamlayıncaya kadar, rızkı tamamen eline geçinceye kadar ölmeyecek."

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bundan ne sonuç çıkarıyor?

Fe-ecmilû fi't-talebi. "Binaenaleyh rızkınızı kazanmak ve elde etmek konusunda güzel davranın."

Ve lâ yehmilenne ehadeküm istebtâe şey'in mine'r-rızki. En yetlubehû bi-ma'siyeti'llâhi. "Yazılı olan rızkınızın gelmesinde bir gecikme vehmetmeniz, bu kanaat sizi o rızkı haramdan istemeye sevk etmesin."

Bu yanlış bir kanaat; çünkü rızkınız size gelecek, Allah yazmış. Eceliniz gelmeden ölmeyeceksiniz. Açlıktan da ölmeyeceksiniz, başka bir sebepten de ölmezsiniz. Rızkınızı almadıkça, tamamlamadıkça da ölmezsiniz. Binaenaleyh "Galiba gelmiyor. Öğle oldu, hala ortada yemek yok, limonata yok, karnım acıktı." diye rızkınızın biraz gecikmesi, rızkınızı haramdan elde etmeye, el uzatmaya sebep olmasın. "Rızık yazılı, gelecek, korkmayın, sakin olun, telaşlanmayın." demek.

Fe-inne'llâhe te'âlâ yunâlü mâ indehû illâ bi-tâ'atihî.

Günaha sapmayın. Günahtan, haramdan rızkınızı temin etmeye kalkışmayın, harama bulaşmayın. Çünkü Allah'ın iyi kullarına hazırladığı mükâfatlar, Allah'a isyan ederek alınamaz, elde edilemez. Sen haramla karnını doyurursan mâneviyatını kaybedersin, sevap alamazsın, cennete giremezsin. Allah'ın mükâfatlarına nâil olamazsın.

Telaşlanma rızkın gelecek; harama sapma, helalden şaşma. Helalden şaşarsan mükâfatları kaybedersin. Çünkü "Haram yiyip de Allah'ın mükâfatlarına ermek mümkün değil." mânası ifade ediyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem.

O halde nasıl olacağız?

Rahat olacağız.

"Allah benim rızkımı yaratmış." diyeceğiz, harama sapmayacağız. Rızkı kazanma yolunu ve yöntemimizi helalden seçeceğiz.

"İşsiz kalırım, aç kalırım."

Korkma hiçbir şey olmaz. Rızkın yazılı, gelecek. Sen rızkı aradın mı rızkın karşıdan seni arayarak bu tarafa doğru geliyor. Mutlaka çakışacak, karşılaşacaksınız. O da oradan seni arayıp geliyor. Ona da Allah emretmiş ki;

"Sen falancanın rızkısın, boğazından gir, midesine git."

O buraya gelecek, çare yok. Onun için telaş etmeye, harama sapmaya lüzum yok. Haram mesleklerden para kazanmaya kalkışmak akıllılık değildir. Hele hele insan derviş olur da haram yollardan para kazanmaya veya kazandığı işe haram karıştırmaya cesaret ederse, yalanla dolanla haramla kazancını kazanmaya kalkarsa o zaman ebediyen kendisine mânevî mükâfatlar gelmez duruma düşebilir.

Neden?

Çünkü Allahu Teâlâ'nın indindeki mükâfatlara isyanla varılamaz, ancak itaatle varılır.

Mânayı anladık mı?

Rivayet ettiği. Ebû Umâme hazretlerinden Ahmed b. Ebi'l-Havârî'nin rivayet ettiği hadîs-i şerîf bu. Allah, Ruhu'l-Kudüs olan Cebrail aleyhisselam'a bildirmiş.

Cebrail aleyhisselam da bunu Peygamber Efendimiz'in ruhuna vahy ü ilham eylemiş. Hiçbir nefis, eceli gelmeden ölmeyecek. Rızkını tamamen almadan ölmeyecek. Binaenaleyh rızkınızı istemekte, kazanmakta güzel yolu tercih ediniz. Yanlış, günah yollara sapmayınız. Sizden biriniz "Rızkı biraz gecikti." diye düşünerek günaha sapmak yoluyla rızkını temine kalkışmasın. Kimseyi "Rızkım gecikiyor." diye düşündürtmesin, harama saptırtmasın. Çünkü Allah'ın yanındaki mükâfatlara haram işleyerek, haram yiyerek, günaha saparak ulaşılamaz; helal yolla ulaşılır. Şimdi burada bir noktalı virgül koyalım, gelelim tasavvufa…

"Hocam! Ben tarikate girdim, ama feyiz almıyorum."

O zaman senin rızkında bir kusurun var veya davranışlarında günah var. Rızkında kusur var ki dervişlikten gelmesi gereken faydalar sana ulaşamıyor.

Neden?

Günah işliyorsun. Helal lokma yemiyorsun, haram karıştırıyorsun. Ondan dolayı böyle oluyor. Buna dikkat edelim. Böyle olur. Mânevî kaide budur. Hadîs-i şerîf de delili olmuş oluyor. Demek ki bu hadîs-i şerîfi numune olarak kitap yazmış oldu. Ahmed b. Ebi'l-Havârî'nin rivayeti.

Semi'tü'l-Hâkimi Ebâ Ahmede Muhammedebne Ahmedi'bni İshâke el-Hâfız. "Ebû Ahmed isimli Muhammed b. Ahmed İshak el Hâfız'dan."

Müellif "Hafız sıfatlı kişiden işittim." diyor.

Yekûlü "O da şöyle buyurdu." Semi'tü Saîde'bni Abdi'l-azîz el-Halebî. "Halepli Said b. Abdilaziz'den işittim." dedi. Yekûlü semi'tü Ahmede'bni Ebi'l-Havâriyyi yekûl. "Ben Ebu'l-Havârî'nin şöyle dediğini duydum." diye nakletmiş.

Bakalım ne söylemiş Ahmed b. Ebi'l-Havârî?

Men nazara ile'd-dünyâ nazara irâdetin ve hubbin lehâ. Ahraca'llâhu nûre'l-yakîni ve'z-zühdi min kalbihî.

Ahmed b. Ebi'l-Havârî şöyle buyurmuş:

"Kim dünyaya onu isteyerek ve onu severek bakarsa Allah onun gönlünden yakînin ve zühdin nurunu çıkarır."

Yakîn ne demekti?

"Şeksiz şüphesiz iman. Sağlam, tam, eksiksiz iman."

"İmanın nurunu ve zahidliğin nurunu kalbinden söküp alır, ruhsuz bırakır."

Kimi?

Dünyaya sevgiyle ve isteyerek bakanı. Dünyanın ne olduğunu burada, geçtiğimiz derslerde yeri geldikçe anlatıyoruz. Dünya; "ekvatoru olan, kutupları olan, enlemleri boylamları olan, beş kıtası okyanusları olan yer" demek değildir.

Araplar ona ard derler. Semâvâti ve'l-ard. "Semalar ve arz."

"Dünya" dediği "el-hayâtü'd-dünyâ"dır. Tam eksiksizi, tam hâli "el-hayâtü'd-dünyâ"dır. İki hayattan şimdiki hayatı yaşıyoruz; 40 yaşına, 50 yaşına, 60 yaşına geldik; genciz, orta yaşlıyız, ihtiyarız.

Bir "bu hayat" var, bir de öldükten sonraki "öteki hayat" var. Ona da "el-hayâtü'l-âhire" "öteki hayat" derler. Kim bu dünya hayatına isteyerek ve severek bakar, demek yani bu.  Bu dünya hayatı, bizim gayemiz değil. Bizim gayemiz âhiret. Biz bu dünyada misafir gibiyiz, yolcu gibiyiz. Biz buraya imtihan olmaya geldiğimizi biliyoruz. Bizim gayemiz bu dünyada günümüzü gün etmek, işimizi iş etmek, yükselmek, çalıp çırpıp yemek içmek, yan gelip yatmak, eğlenmek değildir. Bizim bu dünyadaki amacımız müslüman olarak âhireti kazanmaktır. Biz onun için değil dünyayı kazanmak, kazandığımız helal dünyalığı, âhiret için sadaka olarak veririz. Allah'ın rızasını kazanmak için veririz. Eğer Allah emretmişse âhireti kazanmak için yaşamımızı bile yitirmeye razı oluruz, canımızı bile feda ederiz. Allah için canımızı veririz. Gazi olmaya koşarız, şehit olmaya koşarız.

Neden?

Bizim amacımız bu dünya hayatı değil. Ama Avrupalı'nın, kâfirin, ehl-i dünyanın amacı bu hayattır. Ölmemektir, yaşamaktır, yemek içmektir, zevk etmektir. Gününü gün etmektir. Aramızda büyük fark var.

İslâmî anlayış ile kâfirlerin anlayışı arasında çok büyük bir fark var; ama bugünün müslümanları da kâfirlerin anlayışına yaklaşmıştır. Bugünün müslümanlarının kafasıyla bugünün Avrupalı'sının kafası arasında çok büyük bir fark yok. Avrupalı'ya benzemiş.

Halbuki bu mübarek ne diyor; "Bir insan; dünyaya isteyerek veya severek bakarsa onun gönlünden sağlam imanın nuru gider. Bir de zahidlik nuru gider. Zühd ü takvâ, ilm ü irfan gider. Ve çoğunun da gitmiş. Onun için "Dervişim." diyen insanların da çoğunda hayır yoktur. "Müslümanım." diyenin de hayrı yoktur. Camide de hayır yoktur, cemaatte de hayır yoktur. Bazen hocasında hayır yoktur. Yerine göre, rütbesine göre.

Neden?

İşin aslı bozulmuş, ilim irfan kalmamış, yerine başka şeyler gelmiş.

Allah bizi korusun, kurtarsın. Zor bir durumdayız. Yunanlı İstanbul'a hücum etse veya Bulgar veya Rus. Silahlanırız. Ama zevk ü sefasıyla keyfiyle dünya hücum edince hiç kimse silahını alıp savunmaya kalkmıyor. Hatta kapıları açmış, içeri buyur etmiş, başköşeye oturtmuş, seyrediyor. İşin doğrusu bu, gerçeği bu. Düşman, televizyon kutusunun içinden çıkıyor.

Peki ne oluyor?

Oradan çıkıyor, senin gözünden gövdene giriyor. Düşman senin içinde. Düşman senin gönlünde, senin aklında. Senin fikrini bozdu, aklını bozdu, mikrop içeride yayıldı. Sen kof bir çınar ağacına döndün. İçine yıldırım çarpmış, kurutmuş. Kuru bir ağaca döndün, farkında değilsin. Kalp kalmadı, gönül kalmadı. Ağlamak kalmadı, zikir kalmadı, fikir kalmadı.

Neden?

Televizyondan yayılan kötülükten buraya girdiği için. Bizden söylemesi!

Ve bi hâze'l-isnâd. Aynı hadîs-i şerîf, aynı kimseden rivayet edildiğine göre:

Kâle Ahmedü, Ahmedi'bni Ebi'l-Havârî başka bir sözünde şöyle söylemiş:

Efdalü'l-bikâi bükâü'l-abdi al âmâ fâtehû min evkâtihî alâ ğayri'l-muvâfakati ev bikâün âlâ sebeka lehû mine'l-muhâlefeti.

Bu sözünde Ahmed b. Ebi'l-Havârî neden bahsediyor?

Hayret edersiniz, ağlamaktan bahsediyor:

"Ağlamanın da en güzeli, en faziletlisi nedir?" onu anlatıyor.

Bizim ağlamakla ne işimiz var?

Biz yirminci yüzyılın insanlarının işi gülmek. Milletin işi; def ve çengi eşliğinde, radyo ve çalgı marifetiyle sinema ve televizyonla gülmek.

Ağlamakla ne işi var?

İşte bak eski insanlarla bizim farkımız çok net olarak ortaya çıkıyor. Onlar hem ağlamayı seviyorlar hem de "Ağlamanın en faziletlisi nedir?" diye bir de kalkıp onu söylüyorlar.

"En faziletli ağlama hangisiymiş?"

Bakın, hayretler içinde dinleyin. Doğru ama. Doğru da İslâm'dan ne kadar uzaklaştığımıza hayret ederek dinleyin. Çünkü bir göz ağlayamıyorsa kalbinin katılığındandır, gönlünün katılığındandır. Müslüman ağlayacak. Hz. Ömer radıyallahu anh'in ağlaması yanaklarına iz yapmış. Koca Hz. Ömer; bahadır, kahraman Hz. Ömer; ağlamaktan gözyaşları yüzüne iz yapmış.

Efdalü'l-bikâi "Ağlamanın en hayırlısı." Bükâü'l-abdi al âmâ fâtehû min evkâtihî alâ ğayri'l-muvâfakati " Allah'ın rızasına muvafık olmayan şekillerde vakitlerinden neleri kaybettiyse onlara ağlamasıdır." buyurmuş.

Bugünü nerede geçirdin?

"Plajda, gazinoda, pavyonda, eğlencede geçirdim." diyorsa bir insan işte buna ağlasın.

Allah'ın rızasına muvafık olmayan yolda, yerde geçirdiği vakitler üzerine ağlamasıdır.

Ev bikâün âlâ sebeka lehû mine'l-muhâlefeti. "Ya da geçmiş zamanlarında Allah'ın emirlerine muhalefet olarak günah kusur olarak neler işlediyse onun üzerine ağlaması."

Bu ağlama; insanın kendi kendisini ölçüp biçmesinden, kendi kendisini kontrol etmesinden, hesaba çekmesinden oluyor. Buna muhasebe derler. İyi bir müslüman kendi kendisini hesaba çeker. "Eyvah! Bugünümü Allah rızasına uygun geçiremedim." diye başlar ağlamaya. "Eyvah! Allah'ın emrine aykırı iş yaptım." diye başlar ağlamaya. İşte ağlamanın hayırlısı budur. Yoksa "Birisi vefat etti veya Karadeniz'de gemilerim battı veyahut ticaretimde zarar ettim." diye oturup ağlamak değil. Adam bunun için oturup ağlıyor. Bu dünyaya ağlamak değil; asıl âhiretten feragat ettiğine ağlaması lazım. Asıl ağlanacak o.

Ve bi-hâze'l-isnâd, semi'tü Ahmede, yekûlü: Yine bu rivayet zinciriyle en son râvî olan şahıs; "Ahmed b. Ebi'l-Havârî'nin şöyle dediğini işittim." buyurmuş.

Men amile bilâ ittibâ'i's-sünnete fe-bâtilun amiluhû. "Kim sünnete uymaktan gayrı bir şekilde amel eylerse."

İbadet, taat, ömür geçirmek, hayır hasenât bâbından bir şeyler yapmaya çalışıyor; ama sünnete uygun değil.

Fe-bâtilun amiluhû. "Sünnete aykırı olarak yapmak istediği bu işlerin hiç kıymeti yoktur."

Neden?

Sünnete uygun değil, bid'at. Bakın ne kadar sünnetten bahsediyorlar. Nasıl sünnet-i seniyyeye uymayı esas alıyorlar ve "Sünnete aykırı olarak yaptığın şeyler boş, kıymeti yok." diyorlar.

Ahberanâ Ebû Ca'ferin Muhammedü'b-nü Ahmede'bni Saîdin er-Râzî. -Deminki râvî-

Kâle: Haddesenâ Ebu'l-Fazl, el-Abbâsü'bnü Hamzate. Bu da ikinci râvî.

Haddesenâ Ahmedü'bnü Ebi'l-Havâriyyi. Bu da hayatını okuduğumuz mübarek.

Kâle. "Şöyle demiş."

Men arefe'd-dünyâ zehede fîhâ. Ve men arefe'l-âhirata rağibe fîhâ ve men arefe'llâhe âsere rizâhu. "Kim dünyayı bilirse dünyadan elini eteğini çeker, zahid olur. Dünyanın mahiyetine kanmayan, gerçek yüzünü bilen, dünyaya yüz vermez.

Ve men arefe'l-âhirata rağibe fîhâ. "Kim âhireti bilirse, âhirete rağbet eder."

Dünyanın gerçek çehresini bilen, ondan yüz döndürür. Âhiretin gerçek mahiyetini anlayıp sevip kavrayabilen âhirete heves eder, rağbet eder, kazanmaya gayret eder."

Ve men arefe'llâhe âsere rizâhu. "Kim Allah'ı bilirse ârif olursa."

Âsere rizâhu. "O'nun rızasını her şeye tercih eder, O'nun rızasını esas alır, Allah'ın razı olduğu şeyi yapmaya koşar."

Velev ki cümle cihan halkı kendisine kızsa bile. Velev cümle cihan halkı karşısına dikilse bile. Velev cümle cihan halkı kendisine düşman olsa bile. Allah'ını bilen, Allah'ın rızasını her şeye tercih eder. O istikamette çalışır. Dünyayı bilen, dünyanın gerçek yapısını mahiyetini anlayan, dünyadan yüz çevirir.

"Ne mülevves bir yermiş yahu, ne çirkinmiş, ne aldatıcıymış! Ne tatsız tuzsuz bir şeymiş. İstemem dünyayı!"

Kim âhireti iyi tanırsa; "Aman ne kadar güzelmiş! Ben bunu istiyorum, bunun için çalışacağım." der.

Kim Allah'ı tam bilirse o da Allah'ın rızasını her şeyden; ana baba, dost, evlat, karı koca, ıvır zıvır, hepsi bir tarafa. Allah'ın rızası bir tarafa.

Büyüklerimizden öğrendiğimiz üzere biz ne diyoruz?

İlâhi ente maksûdî ve rıdâke matlûbî diyoruz. Bu mâna:

"Yâ Rabbi! Maksudum sensin. Ben senin rızanı kazanmak istiyorum. Her işimde amacım bu." diyoruz. Böyle olması lazım.

 

Allah-u Teâla Hazretleri cümlenizden razı olsun. Cümlenizi Peygamber Efendimiz'in sevgisine, şefaatine, iltifatına nail eylesin. Peygamber Efendimiz'in has ümmeti olmanızı nasip eylesin. Dünya ve ahiretin her türlü tehlikelerinden koruyup, dünya ve ahiretin her türlü hayırlarına erdirdiği kullarından eylesin. Firdevsi Âlâda Peygamber-i Zişan’ımıza cümlenizi komşu eylesin. Cennet nimetleriyle mütena'ım eylesin.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
12.10.202526 dk 42 sn
11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A
10.01.202635 dk 47 sn
21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
09.11.202522 dk 55 sn
17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
11.10.202527 dk 24 sn
24.10.1992 - Seriyy es Sakati B
03.05.202623 dk 26 sn
21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî B
25.01.202625 dk 38 sn
21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî A
24.01.202632 dk 19 sn
26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
07.12.202518 dk 46 sn
26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
06.12.202538 dk 37 sn
29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
31.08.202522 dk 6 sn
19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
30.11.202524 dk 51 sn
29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
30.08.202537 dk 44 sn
19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
29.11.202530 dk 51 sn
22.06.1996 - B
09.12.201941 dk 25 sn
12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
23.11.202530 dk 52 sn
22.06.1996 - A
09.12.201938 dk 29 sn
12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
22.11.202523 dk 18 sn
15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
24.08.202529 dk 56 sn
05.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
09.12.201924 dk 11 sn
15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
23.08.202527 dk 12 sn
28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
16.11.202532 dk 42 sn
08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
17.08.202524 dk 25 sn
28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
15.11.202526 dk 32 sn
08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
16.08.202536 dk 25 sn
01.06.1996 - A
09.12.201939 dk 58 sn
21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
08.11.202526 dk 57 sn
14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
02.11.202524 dk 22 sn
10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri B
10.08.202532 dk 14 sn
14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
01.11.202525 dk 5 sn
10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri A
09.08.202521 dk 51 sn
16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi B
03.08.202529 dk 20 sn
31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
26.10.202525 dk 58 sn
16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi A
02.08.202530 dk 18 sn
31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
25.10.202521 dk 35 sn
24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
19.10.202522 dk 2 sn
30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye B
20.07.202520 dk 28 sn
30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye A
19.07.202545 dk 9 sn
24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
18.10.202523 dk 54 sn
23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi B
13.07.202518 dk 3 sn
10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
05.10.202538 dk 7 sn
23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi A
12.07.202529 dk 21 sn
10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
04.10.202535 dk 38 sn
05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B
29.06.202526 dk 53 sn
05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A
28.06.202527 dk 5 sn
03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
28.09.202532 dk 38 sn
08.07.1995 - B
09.12.201921 dk 4 sn
03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
27.09.202528 dk 56 sn
21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B
11.10.202616 dk 57 sn
08.07.1995 - A
09.12.201912 dk 10 sn
20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
21.09.202533 dk 22 sn
20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
20.09.202537 dk 26 sn
24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B
22.06.202530 dk 56 sn
13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
14.09.202524 dk 56 sn
21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A
10.10.202623 dk 51 sn
24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A
21.06.202534 dk
13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
13.09.202537 dk
10.12.1994 - B
09.12.201927 dk 22 sn
03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B
01.11.202631 dk 35 sn
06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
07.09.202523 dk 17 sn
10.12.1994 - A
09.12.201935 dk 30 sn
03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A
31.10.202630 dk 23 sn
06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
06.09.202532 dk 2 sn
05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi B
04.10.202624 dk 54 sn
27.05.1995 - B
09.12.201931 dk 18 sn
05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi A
03.10.202630 dk 24 sn
27.05.1995 - A
09.12.201925 dk 34 sn
22.10.1994 - A
09.12.201945 dk 29 sn
25.06.1994 - A
09.12.201934 dk 29 sn
15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B
25.10.202627 dk 1 sn
15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr B
27.09.202629 dk 47 sn
11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
06.09.202619 dk 11 sn
15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A
24.10.202629 dk 58 sn
15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr A
26.09.202632 dk 32 sn
11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
05.09.202632 dk 6 sn
01.04.1995 - B
09.12.201934 dk 41 sn
01.10.1994 - A
09.12.201918 dk 59 sn
07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
30.08.202624 dk 25 sn
01.04.1995 - A
09.12.201921 dk 36 sn
10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr B
20.09.202628 dk 53 sn
07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
29.08.202622 dk 50 sn
25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B
18.10.202625 dk 57 sn
10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr A
19.09.202635 dk
23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi B
23.08.202629 dk 30 sn
25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A
17.10.202620 dk 48 sn
09.07.1994 - B
09.12.201924 dk 20 sn
23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi A
22.08.202624 dk 18 sn
09.07.1994 - A
09.12.201920 dk 30 sn
16.04.1994 - B
09.12.201916 dk 56 sn
02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
13.09.202625 dk 52 sn
02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
12.09.202630 dk 42 sn
16.04.1994 - A
09.12.201928 dk 36 sn
19.03.1994 - B
09.12.201925 dk 28 sn
19.03.1994 - A
09.12.201926 dk 9 sn
11.12.1993 - B
09.12.201931 dk 53 sn
31.07.1993 - B
09.12.201928 dk 40 sn
11.12.1993 - A
09.12.201928 dk 53 sn
31.07.1993 - A
09.12.201930 dk 28 sn
04.12.1993 - B
09.12.201933 dk 7 sn
24.07.1993 - B
27.07.202531 dk 55 sn
04.12.1993 - A
09.12.201927 dk 55 sn
24.07.1993 - A
06.07.202532 dk 35 sn
27.11.1993 - B
09.12.201929 dk 21 sn
17.07.1993 - B
16.08.202626 dk 57 sn
27.11.1993 - A
09.12.201923 dk 50 sn
17.07.1993 - A
15.08.202634 dk 4 sn
20.11.1993 - B
09.12.201926 dk 59 sn
10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
09.08.202631 dk 44 sn
20.11.1993 - A
09.12.201928 dk 26 sn
10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
08.08.202629 dk 54 sn
23.10.1993 - B
09.12.201924 dk 3 sn
03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
02.08.202624 dk 58 sn
23.10.1993 - A
09.12.201924 dk 9 sn
03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
01.08.202626 dk 47 sn
07.10.1993 - B
09.12.201931 dk 12 sn
26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
26.07.202620 dk 47 sn
07.10.1993 - A
09.12.201928 dk 3 sn
26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
25.07.202629 dk 48 sn
12.06.1993 - Bayezid-i Bistami B
19.07.202619 dk 22 sn
12.06.1993 - Bayezid-i Bistami A
18.07.202622 dk 26 sn
28.08.1993 - A
09.12.201924 dk 5 sn
15.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
12.07.202622 dk 47 sn
21.08.1993 - B
09.12.201928 dk 17 sn
15.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
11.07.202622 dk 43 sn
21.08.1993 - A
09.12.201929 dk 59 sn
08.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
05.07.202625 dk 5 sn
07.08.1993 - B
09.12.201922 dk 10 sn
08.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
04.07.202620 dk 36 sn
07.08.1993 - A
09.12.201922 dk 3 sn
01.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
28.06.202632 dk 40 sn
01.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
27.06.202628 dk 42 sn
10.04.1993 - Şakik-ı Belhi B
21.06.202619 dk 22 sn
10.04.1993 - Şakik-ı Belhi A
20.06.202627 dk 34 sn
27.03.1993 - Şakik-ı Belhi B
14.06.202626 dk 39 sn
27.03.1993 - Şakik-ı Belhi A
13.06.202624 dk 24 sn
23.01.1993 - Şakik-ı Belhi B
07.06.202627 dk 54 sn
23.01.1993 - Şakik-ı Belhi A
06.06.202635 dk 37 sn
09.01.1993 - Haris el-Muhasibi B
31.05.202625 dk 59 sn
09.01.1993 - Haris el-Muhasibi A
30.05.202632 dk 58 sn
24.12.1992 - Haris el-Muhasibi B
09.12.201922 dk 9 sn
24.12.1992 - Haris el-Muhasibi A
09.12.201921 dk 39 sn
05.12.1992 - Haris el-Muhasibi B
24.05.202623 dk 32 sn
05.12.1992 - Haris el-Muhasibi A
23.05.202631 dk 18 sn
28.11.1992 - Haris el-Muhasibi B
17.05.202623 dk 31 sn
28.11.1992 - Haris el-Muhasibi A
16.05.202623 dk 50 sn
21.11.1992 - Seriyy es Sakati B
10.05.202626 dk 10 sn
21.11.1992 - Seriyy es Sakati A
09.05.202630 dk 54 sn
01.08.1992 - Seriyy es Sakati B
12.04.202622 dk 20 sn
01.08.1992 - Seriyy es Sakati A
11.04.202621 dk 32 sn
25.07.1992 - Bişr-i Hâfî B
05.04.202628 dk 19 sn
25.07.1992 - Bişr-i Hâfî A
04.04.202627 dk 21 sn
04.07.1992 - Bişr-i Hâfî B
29.03.202631 dk 17 sn
04.07.1992 - Bişr-i Hâfî A
28.03.202629 dk 10 sn
09.05.1992 - İbrahim bin Edhem B
15.02.202631 dk 34 sn
09.05.1992 - İbrahim bin Edhem A
14.02.202646 dk 33 sn
02.05.1992 - İbrahim bin Edhem B
08.02.202628 dk 2 sn
02.05.1992 - İbrahim bin Edhem A
07.02.202625 dk 59 sn
18.04.1992 - İbrahim bin Edhem B
01.02.202632 dk 48 sn
18.04.1992 - İbrahim bin Edhem A
31.01.202627 dk 36 sn
18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B
18.01.202629 dk 4 sn
18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A
17.01.202623 dk 59 sn
11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B
11.01.202632 dk 31 sn
24.10.1992 - Seriyy es Sakati A
02.05.202629 dk 41 sn
17.10.1992 - Seriyy es Sakati B
26.04.202624 dk 46 sn
17.10.1992 - Seriyy es Sakati A
25.04.202623 dk 12 sn
10.10.1992 - Seriyy es Sakati B
19.04.202629 dk 14 sn
10.10.1992 - Seriyy es Sakati A
18.04.202624 dk 15 sn
28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî B
04.01.202643 dk 56 sn
28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî A
03.01.202633 dk 51 sn
16.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
28.12.202532 dk 40 sn
16.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
27.12.202528 dk 47 sn
09.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
21.12.202527 dk 32 sn
09.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
20.12.202529 dk 2 sn
02.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
14.12.202528 dk 15 sn
02.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
13.12.202541 dk 6 sn
AKRA