İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

068.Bakara (136 - 138) İslâm Bütün İnsanları Kucaklar

068.Bakara (136 - 138) İslâm Bütün İnsanları Kucaklar
Tefsir Sohbetleri

068.Bakara (136 - 138) İslâm Bütün İnsanları Kucaklar

07.12.2023
33 dk 6 sn

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.

Size Malezya'nın Kualalumpur şehrinden bu tefsir sohbetimi yapıyorum. Kualalumpur hakkında önce birkaç cümle ile bilgi vermek isterim.

Malezya hızla gelişen İslâm ülkelerinden birisi. 21 milyon nüfusu var, yani bizim nüfusumuzun üçtebiri gibi. Petrol ve palm yağı (palm-oil) ihracı gibi şeylerle, ticaret ve iş merkezi olması sebebiyle çok hızla gelişen küçümsenmeyecek bir ülke.

Sanıyorum bizim bazı yetkililer, sadece tek yönlü batıya bakanlar, doğudaki bu gelişmeleri göremiyorlar. Doğuda Japonya, Çin, Malezya hızla kalkınan ülkelerden. Endonezya'nın da kalkınma hızı güzeldi ama karışıklıklar onu biraz sarstı. Malezya'nın da dahil olduğu bazı ülkelere Doğu Asya'nın Kaplanları deniliyordu... Onlar da bir uluslarası iktisâdî dalgalanmadan dolayı biraz sarsıntı geçirdiler ama burası çok sağlam, çok gelişmiş. Benim evvelce geldiğime göre şimdi çok farklı gördüm.

Şimdi biz şehrin merkezinde bir oteldeyiz. Karşımızda Petronas Twin Towers isimli çok yüksek ikiz bir bina var. Dünyanın en yüksek binalarından, Amerika'dakinden de yüksek imiş. Üstteki direk boy olarak sayılırsa, iddialılar. Amerikalılar kat olarak daha yükseklermiş, bunlar metre olarak daha yükseklermiş. Yani hızla kalkınan ve büyük gelişmeler gösteren bir ülke.

Türkiye'nin ihmal etmemesi lazım! Türkiye'nin halkı ve yöneticileri buraları görmeli ve bunlarla ileriye dönük çalışmalar yapmalı diye düşünüyorum. Halkımız buralarla ilgilenmeli; ticarî yönden, eğitim yönünden çok faydalanılabilir.

Bugün buradaki Uluslarası İslâm Üniversitesi'ne gittim. Burada yıllarca tanıdığımız, sevdiğimiz bazı Türk üniversite hocaları belli zamanlarda, birer yıl, ikişer yıl veya daha fazla görev yapmışlardı. Ben görmemiştim, yeni taşındığı yere bugün gittim. Fevkalâde güzel!

Rahmetli, merhum, Amerika'daki meşhur profesör İsmâil Farukî'nin [ortaya koyduğu] Bilginin İslâmlaştırılması, yani bilgilerdeki İslâm'a aykırı olan komploların ayıklanması ve İslâmca güzel ve doğru bilgilerin düzeltilerek insanlara öğretilmesi diye bir konu var, bizler için çok önemli; o zihniyetle kurulmuş bir üniversite... İlk önce çok büyük destekler görmüş, şimdi biraz destekçiler desteklerini çekmişler ama çok geniş, tabiatı, manzarası çok güzel bir alanda, çok geniş imkânlarla kurulmuş.

Bir hayli de öğrenci var. Sanıyorum %20 kadar öğrenci dışarıdan, % 80'i buradan. Ülke için çok büyük bir kazanç... Burada gelip okuyanlar da dünyanın muhtelif yerlerinden gelmiş çok renkli medeniyetlere ve anlayışlara sahip insanları tanıma imkânını buluyorlar.

Artık böyle gözümüzü dünyanın her tarafına açmalıyız. Devlet olarak, millet olarak, siyaset olarak, kültür olarak, ilim irfan bakımından diye düşünüyorum. Bunları çok önemli gördüğüm için sohbetimin başında hatırlatmak istedim.

Sohbetim Bakara sûre-i şerîfesinin 136, 137 ve 138. âyetleri üzerinde olacak inşaallah. Önce âyet-i kerîmelerin mübarek metinlerini okuyalım, sonra mealini ve açıklamaları yaparız.

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Kâlû âmennâ billâhi ve mâ ünzile ileynâ ve mâ ünzile ilâ ibrâhîme ve ismâîle ve ishâka ve ya'kûbe ve'l-esbâtı ve mâ ûtiye mûsâ ve îsâ ve mâ ûtiye'n-nebiyyûne min rabbihim lâ nüferriku beyne ehadin minhüm ve nahnü lehû müslimûn.

Fe-in âmenû bi-misli mâ âmentüm bihî fe-kadihtedev ve in tevellev fe-innemâ hüm fî-şikâkin fe-seyekfîkehümüllâhü ve hüve's-semî'u'l-alîm.

Sıbğatallâh ve men ahsenü minallâhi sıbğaten ve nahnü lehû âbidûne.

Sadakallahülazîm.

Bu âyet-i kerîmeler bütün insanlık için çok önemli! Yirmibirinci Yüzyıl'ın insanına, hakkı, hakîkatı, doğru imanı arayan tüm insanlara; Avrupalılara, Amerikalılara, Asyalılara, kuzeydekilere, güneydekilere... herkese çok önemli bir yol gösteriyor.

Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ hazretleri buyuruyor ki;

Kûlû. "Ey mü'minler, ey insanlar, deyiniz ki..."

Rabbimiz daha ziyade biz mü'minlere, başka dinlere mensup insanlara karşı ne söylememiz gerektiğini emrediyor, tarif ve tavsiye buyuruyor.

Âmennâ billâhi. "Biz müslümanlar Allah'a inandık, Allah'a iman etmişiz." Ve mâ ünzile ileynâ. "Allah'ın bize Muhammed-i Mustafâ'sı vasıtasıyla indirmiş olduğu Kur'ân-ı Kerîm'e, emirlere, yasaklara, dine, İslâm'a da inandık." Ve mâ ünzile ilâ ibrâhîme ve ismâîle ve ishâka ve ya'kûbe ve'l-esbâtı. "Ayrıca, İbrâhim aleyhisselam'a, oğlu İsmâil aleyhisselam'a, oğlu İshak aleyhisselam'a, torunu Yâkub aleyhisselam'a ve esbât denilen Benî İsrâil kabilelerine [indirilenlere]." Ve mâ ûtiye mûsâ. "Mûsâ aleyhisselam'a ilâhî hükümler, ahkâm ve âyetler olarak verilenlere." Ve îsâ. "İsâ aleyhisselam'a verilene." Ve mâ ûtiye'n-nebiyyûne min rabbihim. "Rablerinden insanlara bilgi getiren, vahiy getiren bütün peygamberlere verilenlere inandık deyiniz." Lâ nüferriku beyne ehadin minhüm. "Hepsi Allah'ın vazifelendirdiği peygamberler oldukları için, biz onların hiçbirisinin arasını açmayız, biribirinden hiç ayırmayız, seçme, reddetme yapmayız; hepsini kabul ederiz deyin." Ve nahnü lehû müslimûn. "Ve biz âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim olmuş, müslüman olmuş kimseleriz deyin!" diye Rabbimiz emrediyor.

Muhterem kardeşlerim!

Dünyada insanları böyle toplayıcı, böyle güzel hitabı yapan bir başka din sâlikleri, bir başka ümmet yok; sadece müslümanlar var! Bakın, ne kadar bütün insanlığı kucaklayacak, ne kadar güzel, ne kadar barıştırıcı, uzlaştırıcı, insanları derleyen, toplayan, aynı noktaya getiren, kardeş hâline getiren ne güzel kitab! Nasıl geniş bir hitab, nasıl geniş bir görüş!.. Rabbimizin bize emrettiği iman ne kadar güzel!..

Şimdi biz önce, öncelikle, bütün hakîkatlerin kaynağı olduğu için, bunları da onun vasıtasıyla öğrendiğimiz için Peygamberimiz, âhir zaman peygamberi, Tevrat'ta, İncil'de geleceği bildirilmiş, müjdelenmiş olan Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem'e inandık. Allahu Teâlâ hazretlerinin bu âyetle bize tavsiye buyurduğu ilk önemli madde bu.

Ey insanlar, ey eski kitapların mensubları, sizlere sesleniyoruz: Biz âhir zaman peygamberi Muhammed-i Mustafâ'ya inandık. Ona indirilen Kur'ân-ı Kerîm'e inanmış bulunuyoruz, biz ona bağlıyız. Evet, Allah'a bağlıyız, âlemlerin Rabbine bağlıyız; onun indirdiği Kur'ân-ı Kerîm'e, Kur'ân-ı Kerîm kendisine indirilmiş olan Muhammed-i Mustafâ'ya, ki Âdem aleyhisselam'dan beri bütün peygamberlerin, "Âhir zaman peygamberi diye bir zât gelecek!" diye sevdikleri, özledikleri, ümmeti olmaya can attıkları o mübarek kimseye inandık.

En doğru bilgi, en bozulmamış, hiç eksik, karanlık, açıklanmamış tarafı kalmamış olan ve tebliğ edildiği insanlarca çok titizlikle, anında tesbit edilip bize kadar gelmiş olan bir iman... Öteki peygamberlere de Allahu Teâlâ hazretleri vahyetmiş ama o vahyedilen bilgilerin elimizde asılları yok. Kur'ân-ı Kerîm var!..

Peygamber Efendimiz'in hayatı, her safhasıyla biliniyor. Ailevî hayatı, dinî hayatı, savaşları, mücadeleleri, mazlûmiyeti, uğradığı haksızlıklar... Her şey biliniyor ve günü güne her sözü tespit edilmiş ve kendisine indirilen âyetler hemen o anda, âyet indiği zaman vahiy katipleri tarafından yazılmış. Böyle sağlam, hiç bozulmamış, hiçbir şeyi karanlıkta kalmamış, unutulmamış bir sağlam bilgi... Bu sağlam bilgiye inandık. Dünyada başka bu kadar sağlam, güvenilir hiçbir ilâhî bilgi yok.

Öteki bilgiler, o bilgilere inanmış olan papazların, hahamların, din adamlarının, rahiblerinin de bildirdiği gibi, şâibeli... Zâten tesbitlerin de çok çeşitli olması, meselâ İncillerin pek çok olması gibi sebeplerle de fiilen de ihtilaflı olduğu, iyi tesbit edilemediği ortada.

Biz buna inandık. Ama Rabbimiz buyuruyor ki;

Ve mâ ünzile ilâ ibrâhîme ve ismâîle ve ishâka ve ya'kûbe. "İbrâhim aleyhisselam'a da inandık deyin! İsmâil aleyhisselam'a da, onlara indirilene de inandık, İshak aleyhisselam'a, Yakub aleyhisselam'a da indirilene inandık deyin!" diyor.

Bütün peygamberlerin ismini saymıyor, bazılarının ki muhatabı olan yahudiler ve hristiyanlarca mübarek bilinen, saygı duyulan, baştâcı edilen isimler... Onları isim isim açıklıyor, ondan sonra da Mûsâ aleyhisselam diyor, İsâ aleyhisselam diyor, özellikle isim olarak veriyor. Ama genel bir bilgi olarak da arkasından;

Ve mâ ûtiye'n-nebiyyûne min rabbihim. "Allah tarafından insanlara haber getiren bütün peygamberlerin hepsine indirilenlere inandık deyin!" buyuruyor.

Bu çok önemli!.. Yani dünyadaki bütün insanları kucaklayan çok muazzam, çok muhteşem, çok güzel, çok alkışlanacak, çok beğenilecek bir şey.

Şimdi burada, Allahu Teâlâ hazretleri bütün peygamberlere inanmayı bize emrediyor. Biz de Hz. Âdem Atamız'dan âhir zaman peygamberi Muhammed aleyhisselam'a kadar insanlığa Allah'ın emirlerini getirmiş peygamber, enbiyâ ve mürselînin, bu mübarek zâtların hepsine biz de inandık, hâlen de inanıyoruz. Bu âyet-i kerîmede bildirilen şeye biz sahibiz, biz bu yol üzerindeyiz, bu emri tutmuşuz, bütün hepsine inanıyoruz.

İsâ aleyhisselam'ın gönlümüzde, göğsümüzde yeri var; Mûsâ aleyhisselam'ın kalbimizin üzerinde yeri var... Her peygamberin içimizde, gönlümüzde muazzam mekânı var. Hepsini seviyoruz, hepsine bağlıyız.

Var mı bizim gibi böyle bu kadar toplayıcı, bu kadar güze bir kuşatıcılıkla herkese böyle sevgi ile bakan?..

Çok alkışlanacak çok güzel bir durum.

Ve, Lâ nüferriku beyne ehadin minhüm deyin diye bir de te'kid buyuruyor Rabbülâlemîn. Yani, "Biz peygamberlerin hiçbirisini ötekisinden ayırmayız, seçim yapmayız; 'Şuna inandık, buna inanmadık!' demeyiz." Ve nahnü lehû müslimûn. "Biz Allahu Teâlâ hazretlerine teslim olmuşuz." Yani, "Allah ne emretmişse onu yapacağız; neyi yasaklamışsa ondan kendimizi çekeceğiz. Günahlardan, haramlardan uzak duracağız; sevaplı, faydalı, hayırlı işleri yapacağız!" diye söz vermişiz, Allah'a teslim olmuşuz.

Ne kadar güzel, ne kadar hoş! Ne kadar tatlı bir durum, ne kadar güzel bir ifade!..

Kur'ân-ı Kerîm'deki bu âyet-i kerîme son derece önemli! Başka âyet-i kerîmelerde de aynı mâna ifâde buyrulmuş. Mesela eski milletler, eski ümmetler, bizden başka, müslümanlardan başka milletler böyle demedikleri için Allahu Teâlâ hazretleri bir âyet-i kerîmede buyuruyor ki:

Ve yürîdûne en yüferrikû beynallâhi ve rusulihî. "Bu kâfirler, bu eski dinlerin mensupları olanlar, taassuplarından, hasedlerinden istiyorlar ki peygamberler ile Allah'ın arasını ayırsınlar, ayırma yapsınlar." Ve yekûlûne nü'minü bi-ba'dın ve nekfuru b-iba'd. Ve diyorlar ki, "Biz bunların bir kısmına inanırız, bir kısmını reddederiz." Ve yürîdûne en yettahizû beyne zâlike sebîlâ. "İşte böyle bu arada bir yolu tutturmak istiyorlar." Ülâike hümü'l-kâfirûne hakkâ. Bu doğru değil tabii. "Bunlar hakîkaten kâfirlerin tâ kendileridir." diye, kâfir olduklarını Allahu Teâlâ hazretleri, yaratan, Rabbülâlemîn bildiriyor.

Evet, bu âyet-i kerîme son derece önemli! Bunu ezberleyelim, bilelim ve bu şuura sahip olalım!..

Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten İmam Buhârî'nin rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfte de şöyle bir açıklama var. Bu açıklama bu âyet-i kerîmenin niye indiğine dair sebeb-i nüzûlü bildirmiş oluyor. Ebû Hüreyre [radıyallahu anh] diyor ki;

Kâne ehlü'l-kitâbi yakraûne't-tevrâte bi'l-ibrâniyyeti ve yüfessirûnehâ bi'l-arabiyyeti li-ehli'l-islâm. Peygamber Efendimiz'in asrında Medine-i Münevvere'de, Hicaz bölgesinde olan hahamlar, yahudilerden bilgisi olanlar Tevrat'ı İbrânice olarak okuyorlardı, "İşte şöyle diyor Tevrat'ta" diye, Arapça olarak müslümanlara açıklama yapıyorlardı. Kendileri açıklamaları Arapça yapıyorlardı.

Fe-kâle Resûlüllahi sallalahu aleyhi ve sellem. "Onun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki;

Lâ tüsaddikû ehle'l-kitâbi ve lâ tükezzibûhüm. "Ehl-i kitap size böyle bir şeyler söyledikleri zaman, susun; ne tasdik edin, çünkü belki kendi akıllarından yalan yanlış şeyler söylemişlerdir, yanlış bir şeyi tasdik etmiş olursunuz. Ne de tekzib edin, yalan söylüyorsunuz da demeyin; çünkü belki o sırada o cümleleri doğru olmuş olabilir." diyor.

Onlar böyle yaptıkları için Allahu Teâlâ hazretleri bu âyet-i kerîmeyi indirmiş: "Ey mü'minler siz deyin ki;

"Rabbimizin Muhammed-i Mustafâsı vasıtası ile bize indirdiğine inandık; İbrâhim'e, İsmâil'e, İshâk'a, Yâkûb'a indirilenlere de inandık; benî İsrâilin kabilelerinden yetişmiş hak peygamberlere indirlenlere de inandık; Mûsâ aleyhisselam'a ve İsâ aleyhisselam'a da indirilene inandık. İndirilene, yani hak olarak, bozulmamış, tam indirilene inandık. Sayısını Allah'ın bildiği, 124 bin denilen eski peygamberlerin hepsine indirilene inandık. Ayırım yapmayız, hepsini severiz ve Rabbimize teslim olmuşuz." diye bu âyet-i kerîmeyi onun üzerine indirmiş.

Bir de lisân-ı hâl ile; "Biz ayrım yapmıyoruz, siz de yapmayın!" diye lisân-ı hal ile onlara bir ders verilmiş oluyor.

İbrâhim aleyhisselam'a indirilenler, tamam; İsmâil aleyhisselam'a vahyedilenler, tamam... İshak aleyhisselam da İbrâhim aleyhisselam'ın bir oğlu, ona da indirilenlere inanıyoruz. Yâkub aleyhisselam da Yusuf aleyhisselam'ın; şu Mısır'da Zeliha validemizle sonradan evlenen, Mısır'a hazine, tarım bakanı olan, yeryüzünün bitkilerinin, mahsûlâtının bakımına memur olan –bakan gibi- Yusuf aleyhisselam'ın babası. Hani kardeşleri kuyuya atmışlar, Yâkub aleyhisselam'ın ağlamaktan gözlerine ak inmiş, görmez olmuş, işte o Ya'kub aleyhisselam.

Yâkub aleyhisselam'ı, Yusuf aleyhisselam'ı seviyoruz, çocuklarımıza isimlerini vermemizden belli.

Ve'l-esbât "Esbâta indirilene de [inanıyoruz]."

Esbât kimlerdir?

Alimler diyor ki; "Bunlar benû Ya'kub, Yakub aleyhisselam'ın evlâtlarıdır. İsnâ aşere racülen. "Bu evlatlar 12 idi." "Vülide küllü raculin minhüm ümmeten mine'n-nâs." Bunların herbirinden birtakım insanlar türediler, çoğaldılar bunlara esbât denildi." diye bir açıklama var.

Bazı alimler de kısaca; "Esbât yahudi kabîleleridir, kabâilü benî isrâildir. Bunlara, bu kabilelere esbât deniliyor çünkü bunların ataları Yâkub aleyhisselam'ın çocukları imiş. Her birisi onlardan gelmişler, ayrı kabile olmuşlar; benî İsmâîl'in yani İsmâil aleyhisselam'ın evlâtlarından Arap kabilelerinin türediği gibi... Keşşâf'ın yazarı Zemahşerî de, "Esbât Yâkub aleyhisselam'ın torunlarıydı ve onların çocuklarının zürriyetleri idi. Böylece 12 kabile olmuştu." diye aynı mânayı ifade ediyor. Bunların içinden Allahu Teâlâ hazretleri zaman zaman kendilerine doğru yolu gösteren peygamberler indirmişti. Nitekim âyet-i kerîmede buyuruluyor ki;

Üzkürû ni'metallâhi aleyküm. "Ey yahudiler! Tarihte sizin üzerinize Allah'ın gönderdiği nimetleri düşünün, hatırlayın!" İz ce'ale fî-küm enbiyâ'. "Hani sizin içinizden peygamberler çıkarmıştı." Ve ce'aleküm mülûkâ. "Sizlere devlet de ihsân etmişti. İçinizden hükümdarlar da yetişmişti." Büyük bir devlet de kurmuşlardı.

Başka bir âyet-i kerîmede; Ve katta'nâhümü's-netey aşrete esbâtan ümemâ. "Biz onları ayrı ayrı ümmetler, topluluklar halinde 12 kabile eylemiştik." buyuruluyor.

Netice itibariyle bunlar yahudilerin grupları olmuş oluyor.

Esbât kelimesi nereden geliyor?

Sıbt kelimesinden geliyor. Bu tetâbu' yani "peşpeşe gelmek" demek. Böylece cemaat oldukları için, bu sıbt, o sıbt diye böyle isimlendirilmiştir deniliyor.

Lügat alimleri daha da işin kökekini, nereden geldiğini araştırarak diyorlar ki; Sebat kelimesi, yani "be" side üstünlü olarak, ağaçlar demektir. Kabileler ağaç gibi, orman gibi çok olduğundan esbât denmiş. Orman gibi, koru gibi, o mâna düşünülerek verilmiş [bir isim].

İbn Abbas radıyallahu anhüma da bu konuda diyor ki; "Bizim Kur'ân-ı Kerîm'de okuduğumuz, ismini bildiğimiz peygamberlerden on tanesi hariç, hepsi bu İsrâiloğullarından gelmiştir. Hariçte olanlar: [Âdem], Nuh, Hud, Sâlih, Şuayb, İbrâhim, İshak, Yâkub, İsmâil ve Muhammed-i Mustafâ aleyhimü's-salevâtü ve't-teslîmât hazretleridir." diye bir açıklama yapıyor. Bu da hatırınızda kalırsa uygun olur.

Allahu Teâlâ hazretleri bize onların arasından çıkan peygamberlere indirilene de inanmamızı emrediyor. Bütün peygamberlere ve onlara indirilen bütün kitaplara inanmamızı emrediyor; inanıyoruz.

Yalnız, İbn Kesîr'in naklettiğine göre Süleyman b. Habib diyor ki; innemâ ümirnâ en nü'mine bi't-tevrati ve'l-incili ve lâ na'mele bi-mâ fîhâ. Dinimizin ahkamı dikkatli bir şekilde [incelenir,] peygamber Efendimiz'in tavsiyeleri, yukarıda okuduğumuz hadis gibi hadîs-i şerîfler nazarı dikkate alınırsa [anlaşılıyor ki;] "Biz o peygamberlere onların zamanında doğru olarak indirilmiş olan âyetlere inanıyoruz, yoksa şimdikilere değil!" Çünkü şimdikiler asılları değil, kalıntıları, izleri... Doğrular da var içlerinde, yanlışlar da var.

Bu çok önemli bir nokta... Onun için Peygamber Efendimiz o kitapları okuyanları da yasaklamıştır. Ve bir hadîs-i şerîfte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki;

Âminû bi't-tevrâti ve'z-zebûri ve'l-incîli.

"Tevrat'ı, Zebur'u, İncil'i kabul edin, iman ettiğinizi beyan edin, inanın, sevin." Ve li-yesa'kümü'l-kur'ânü. "Ancak Kur'ân-ı Kerîm sizi sarsın, sadece Kur'ân-ı Kerîm size kâfî gelir, Kur'ân-ı Kerîm'le yetinin, Kur'ân-ı Kerîm'e sarılın!" diyor.

Çünkü ötekilerde asıl Tevrat'ta, asıl İncil'de, asıl Zebur'da olmayan cümleler ve yorumlar olabileceği için, yanlışlık olmasın diye Allahu Teâlâ hazretlerinin hak kelâmı, bir harfi bile değişmemiş Kur'ân-ı Kerîm'e sımsıkı sarılmayı, onu [kabul etmeyi,] ötekilerin aslına inanmakla beraber şimdi mütedâvil, arada ortada dolaşanların çok güvenilir olmadığını ifade etmiş oluyor Peygamber Efendimiz. Bu önemli...

Bu âyet-i kerîmede sohbetimde bunları söylemek istiyorum. Bundan sonraki âyet-i kerîmede;

Fe-in âmenû bi-misli mâ âmentüm bihî fe-kadihtedev. "Siz bu güzel davranışı yapınca, -jest diyorsunuz ya- bu jesti yapınca, bütün insanlara bu kucak açmayı yapınca; yahudilere, hıristiyanlara, daha başka din mensuplarına, başka peygamberlere tâbi olduğunu söyleyenlere kucak açınca; "Hepsini kabul ediyoruz, hepsinin hak peygamber olduğunu biliyoruz, seviyoruz, onlara indirilen kitaplara iman ettik" deyince -tamam bu bir örnek, çok güzel bir davranış- onların da böyle yapması lazım."

Onların da böyle yaptığı zaman, hiç bir ayırım yapmamaları sadedinde ne yapmaları gerekiyor?

"[Sizin inandığınız gibi] âhir zaman peygamberi Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem'i de kabul etmeleri, iman etmeleri gerekiyor." Çünkü ilk madde, âmennâ billâhi ve mâ ünzile ileynâ. "Biz Allah'a inandık ve Allah'ın bize indirdiğine inandık." İlk adım bu.

"Onlar da böyle inanırlarsa, fe-kadihtedev. "Doğru yolu bulmuş, hakkı yakalamış, doğru yola ayak basmış olurlar." Ve in tevellev. "Eğer haktan yüz çevirirlerse."

Bu gerçeğe katılmazlarsa, sırt dönerlerse, bâtıla yönelirlerse; bu kadar bu açıklamalar, deliller [varken,] hattâ kendi kitaplarından, kendi tarihlerinden bu kadar kandırıcı, iknâ edici, münakaşayı kesici sağlam deliller söylendikten sonra hâlâ sırt çevirirlerse, inat ederlerse;

Fe-innemâ hüm fî şikâkin. "O zaman onlar şikak, ayrılık, inat, ihtilâf içindedirler."

Yanlış yola sapmışlardır, doğru yoldan ayrılmışlardır. O zaman kendileri hatâ etmiş olurlar.

Fe-se-yekfîkehümüllâhu. Burada kefâ-yekfî fiiline iki muttasıl zamir birleşmiş." Fe-se-yekfîke. "Sana yeter."

Kim?

Allah.

Kimlere karşı?..

Hüm. "O iman etmeyen, inat eden, peygamberlerin bazısına inanıp bazısını inkâr eden; 'Biz Allah'ın şu peygamberine tâbiyiz, şu kitabına tâbiyiz!' deyip de, eski, asılları olmayanlara tâbi olup da asıl yeni, tertemiz ve hiç katıksız olanı inkâr edenlere karşı, Allah sana kâfîdir." Ve hüve's-semîu'l-alîm. "Ve o Allahu Teâlâ hazretleri her şeyi bihakkın, hakkıyla pekâlâ işitendir ve pekâlâ bilendir."

Onların bu konudaki çeşitli abuk sabuk, aykırı sözlerini de işitiyor, davranışlarını da biliyor. Her şeyine vâkıftır. Tabii vâkıf olduğu için de hesabını soracak, yanlış hareket edenlerin cezasını verecek.

Üçüncü âyet-i kerîme;

Sıbğatallâhi ve men ahsenü minallâhi sıbğaten ve nahnü lehû âbidûne.

Sıbğatellâh. Bu, "Allah'ın boyası" demek.

Niye böyle sıbğatellâh diye "te" harfi üstünlü gelmiş, ne demek bu?

İbn Abbas radıyallahu anhüma, "Bunun anlamı "dînullah" demektir." Yani, "Allah'ın dinine biz tâbiyiz." denmiş oluyor. İzra maksadıyla yani "Allah'ın dinine sımsıkı sarılın!" diye teşvik sadedindedir bu. tahrik, harekete geçirme, uyarı sadedindedir. "Haydi bakalım uyuşuk durmayın, bu tarafa gelin, şunu yapaın!" mânasına.

Başka âyet-i kerîmelerde fıtratallah dendiği gibi, İlzemû bi-zâlike demek, yani Arapçası aleykümûhü. "Sizin üzerinize bu vazife olsun!" demek. Yani, "Allah'ın bu dinine, boyasına, bu güzel renge, bu ilâhî renge, bu nurlu, ışıklı renge siz de yapışın! Buna sarılmak sizin göreviniz olsun!" demek. Onun için böyle üstünlü gelmiştir [deniyor.]

Bazıları bu üstünlü gelmesinin sebebini sıbğatullah değil, sıbğatilâh değil de sıbğatallâh gelmesini daha önce geçen milleti ibrâhîme, "İbrâhim'in dinine" sözüne bağlandığı için, ondan bedel olduğu için. "O İbrâhim'in dini Allah'ın bu nurlu yoluydu, Allah'ın boyasıydı. Bu güzel ilâhî boya ile bu renk ile renklenin, bu dine girin, buna sahip olun!" mânasınadır [demişlerdir... ]

Bir büyük din alimi Sibeveyh'de "bu müekked mastardır." Âmennâ billâhiden sonra müekked mastar olarak gelmiştir demiştir. Bunların hep dilbilgisi izahları...

Bu konuda bir de İbn Abbas radıyallahu anhümâ'dan rivayet edilen hadîs-i şerîf var. Peygamber Efendimiz onların eski devirlerdeki [olaylarını] müslümanlara anlatırken [buyurdu ki;]

İnne benî isrâîle kâlû. "Benî İsrâil Mûsâ aleyhisselam'a dediler ki." Yâ rasûlallah hel yesbağu rabbüke. "Rabbin sıbğa kullanır mı, boya ile boyanır mı?" diye soru sordular. Fe-kâle: İttekullâh! Musâ aleyhisselam onlara her zaman yanlış yaptıkları zaman böyle hitap ediyor; "Allah'tan korkun, bu ne biçim soru?" diye onları susturmuş. Fe-nâdâhu rabbühû. "Allahu Teâlâ hazretleri ona vahiy buyurdu ki." Yâ mûsâ seelûke hel yesbağu rabbüke. "'Rabbin boya ile boyanır mı?' diye mi sordular yâ Musâ?" Kâle ne'am. "Evet, böyle sordular yâ Rabbi!" demiş. Ene esbağu'l-elvân. "Ben çeşitli boyalarla kullarımı boyarım." el-Ahmera ve'l-ebyada ve'l-esvede ve'l-elvâne küllehâ min sıbğî. "Bütün bu renkler benim boyalarımdandır, kulları bu boyalarla çeşitli renklerle türlü türlü boyarım."

Bizim Peygamberimiz'e de bu üsluptan, sıbğatallâhi. "İşte Allah'ın boyası, siz de bu boya ile boyanın, bu renge girin! Bu güzel nurlu şeye yapışın!"

Ve men ahsenü minallâhi sıbğaten. "Böyle Cenâb-ı Hakk'ın verdiği renkler bakımından, seçtiği, gösterdiği yol bakımından daha güzel hangi renk, hangi yol, hangi din vardır?" Ve nahnü lehû âbidûn. "Ve biz işte o Rabbimize ibadet ederiz, ediyoruz, edicileriz." diye müslümanlar böyle söylerler.

Her milletin davranışı, yürüyüşü, hayat tarzı bir çeşit renktir. Bir renge boyalı, bir tarzda gidiyorlar. Bizim rengimiz de budur. Allah'ın beğendiği, Allah'ın boyadığı, Allah'ın gösterdiği renk, yol...

Cenâb-ı Hak bizi sevdiği yoldan, renkten, nurlu yoldan ayırmasın...

Böyle insanları kuşatan, insanları birleştiren, kardeş olduğunu hatırlatan, Allah'ın kulu olduğunu gösteren, yanlış inançlardan çeken, doğru yola çağıran bu güzel inanç, bizim iftihar ettiğimiz çok güzel bir tarafımızdır. İslâm'ın muazzam güzelliklerinden, en büyük güzelliklerinden biridir.

Biz bunu böyle vaaz olarak size bildirirken, bu bilgi yayılıyor. Siz de çevrenize böyle bu bilgiyi yayın! Herkesi İslâm'a çağırın, doğru yola çağırın! Yanlış inançta kimse kalmasın, putlara, yanlış varlıklara, yaratıklara yanlış olarak kimse yönelmesin; yanlış dinler tutturmasın, yanlış yollarda yürümesin, âkıbetleri hüsran olmasın... Cenâb-ı Hakk'ın gazabını çekecek yanlışlıklar yapmasınlar... Çünkü yazıktır, hemcinsimizdir, bütün insanlar Âdem aleyhisselam'dan kardeşlerimizdir. Hepsinin iyiliğini istiyoruz.

Ve's-selâmü alâ meni't-tebea'l-hüdâ. "Bu iyilikleri anlayıp hidâyete tâbi olanlara selâm olsun..."

Ötekiler kendi sorumluluklarını kendileri yüklenmiş oluyorlar. Biz onlardan, onlar bizden berîyiz. Biz vazifemizi yapmış oluyoruz. Âhirette, mahkeme-i kübrâda suçlandıkları zaman, kendileri cevap veremeyecekler. O duruma düşmesinler.

Allahu Teâlâ hazretleri bizi ve evlâtlarımızı yolundan ayırmasın, İslâm'dan ayırmasın... Müslüman olarak doğup, müslüman olarak yaşayıp, imân-ı kâmil ile, mü'min-i kâmil olarak, tam müslüman olarak emanetini teslim edip âhirete varmayı, Rabbimizin rızasına ermeyi, cennetine girmeyi, cemâlini görmeyi nasîb eylesin...

Bi-hürmeti's-mihi'l-a'zâm ve bi-hürmeti nebiyyihi'l-ekrem ve bi-hürmeti esrâr-ı sûreti'l-fâtiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
001.Kur an-ı Kerim in Faziletleri
19.09.202434 dk 51 sn
002.Kur an-ı Kerim Tefsirine Giriş
26.09.202450 dk 30 sn
003.Besmele Hakkında
03.10.202450 dk 39 sn
004.Euzü Besmele
10.10.202428 dk 36 sn
005.Fatiha (1 - 2) Hamd ve Senâ
17.10.202450 dk 54 sn
006.Fatiha (3) Allah Rahmân ve Rahîm dir
24.10.202440 dk 4 sn
007.Fatiha (4) Hesap ve Cezâ Gününün Sahibi
31.10.202445 dk 20 sn
008.Fatiha (5 - 7) Kulun Rabbinden İstedikleri
07.11.202453 dk 17 sn
009.Bakara Suresine Giriş
14.11.202431 dk 25 sn
010.Bakara (1) Hurûf-u Mukattaa
21.11.202430 dk 37 sn
011.Bakara (2) Kur an-ı Kerim Hidâyettir
28.11.202450 dk 59 sn
012.Bakara (3) Müttakîlerin Vasıfları
05.12.202448 dk 35 sn
013.Bakara (4 - 5) Ehl-i Kitaptan Müslüman Olanlar
12.12.202445 dk 56 sn
014.Bakara (6 - 7) Bile Bile Hakkı İnkâr Edenlerin Durumu
12.06.202546 dk 23 sn
015.Bakara (8 - 10) Münafıkların Halleri
19.06.202533 dk 34 sn
016.Bakara (11 - 13) Münafıkların Fesad Çıkartmaları
03.07.202550 dk 9 sn
017.Bakara (14 - 22) Münafıkların Şaşkınlıkları
10.07.202549 dk 5 sn
018.Bakara (23 - 24) Kur’an-ı Kerim’in Emsalsiz Oluşu
17.07.202557 dk 3 sn
019.Bakara (25) İman Eden ve Salih Amel İşleyenler
24.07.202539 dk 38 sn
020.Bakara (26 - 27) Kur’an-ı Kerim’deki Misaller
31.07.202556 dk 17 sn
021.Bakara (28 - 29) Allah’ı Nasıl İnkâr Edersiniz?
14.08.202546 dk 3 sn
022.Bakara (30) İnsanın Yaratılması ve Melekler
21.08.202546 dk 16 sn
023.Bakara (31 - 33) Adem As’ın Meleklerden Üstün Kılınması
28.08.202536 dk 57 sn
024.Bakara (34) Şeytanın Hz. Adem’e Secde Etmemesi
04.09.202528 dk 18 sn
025.Bakara (35 - 36) Adem As’ın Cennete Girmesi ve Çıkması
11.09.202535 dk 13 sn
026.Bakara (37 - 39) Hz. Adem’in Tevbesinin Kabul Edilmesi
25.09.202532 dk 14 sn
027.Bakara (40 - 43) Ey İsrâiloğulları
24.11.202251 dk 27 sn
028.Bakara (44 - 46) Bildiği ile Amel Etmemek
02.10.202552 dk 39 sn
029.Bakara (47 - 48) Öyle Bir Günden Sakının Ki...
09.10.202541 dk
030.Bakara (49 - 50) İsrâiloğulları’nın Firavun’un Zulmünden Kurtarılması
16.10.202549 dk 12 sn
031.Bakara (51 - 54) Tur-u Sinâ’da Mûsâ As’a Kitap Verilmesi
23.10.202558 dk 47 sn
032.Bakara (55 - 57) İsrâiloğulları’nın “Allah’ı Görmedikçe İnanmayız!” Demeleri...
30.10.202550 dk 40 sn
033.Bakara (58 - 60) İsrailoğulları’nın Bir Şehre Girmeleri
06.11.202539 dk 37 sn
034.Bakara (61) İsrailoğulları’nın Çeşitli Yiyecekler İstemeleri
13.11.202542 dk 15 sn
035.Bakara (62) İman Edenlere Mükafatlar
20.11.202555 dk 6 sn
036.Bakara (63 - 66) Allah’a Karşı Gelmekten Sakının!
27.11.202545 dk 16 sn
037.Bakara (67 - 73) İsrâiloğulları’na Bir Sığır Kesmelerinin Emredilmesi
04.12.202545 dk 2 sn
038.Bakara (74 - 77) İsrailoğulları’nın Kalplerinin Taştan Katı Olması
24.02.202348 dk 36 sn
039.Bakara (78 - 82) Tevrat’ı Değiştirenlere Veyl Olsun!
11.12.202546 dk 28 sn
040.Bakara (83) İsrâiloğulları’na Verilen Görevler
18.12.202555 dk 40 sn
041.Bakara (84 - 86) Kitabın Bir Kısmına İnanmıyor Musunuz?
01.01.202638 dk 58 sn
042.Bakara (87 - 88) Yahudilerin Peygamberlere Karşı Gelmeleri
08.01.202640 dk 48 sn
043.Bakara (89) Bekledikleri Peygamberi İnkâr Etmeleri
22.01.202638 dk
044.Bakara (90) Yahudilerin Küfrü Tercih Etmeleri
10.12.201942 dk 19 sn
045.Bakara (91 - 96) Yalnız Bize İndirilene İnanırız Demeleri
29.01.202647 dk 31 sn
046.Bakara (97 - 98) Yahudilerin Cebrâil As’a Düşmanlığı
05.02.202646 dk
047.Bakara (99 - 101) Fâsıklar İman Etmezler
12.02.202633 dk 42 sn
048.Bakara (101 - 103) Yahudilerin Şeytana ve Sihre Uymaları
15.06.202345 dk 45 sn
049.Bakara (104 - 105) Yahudilerin Müslümanlarla Alay Etmeleri
02.04.202643 dk 12 sn
050.Bakara (106 - 107) Bazı Ayetlerin Neshedilmesi
09.04.202644 dk 17 sn
051.Bakara (108) Yahudilerin Peygamber Sas’den İstekleri
16.04.202633 dk 28 sn
052.Bakara (109 - 110) Ehl-i Kitabın Müslümanları Küfre Döndermek İstemesi
23.04.202642 dk 50 sn
053.Bakara (111 - 112) Ancak Mü’minler Cennete Girecek
30.04.202632 dk 33 sn
054.Bakara (113) Yahudilerle Necran Heyetinin Tartışmaları
13.08.202049 dk 48 sn
055.Bakara (114 - 115) Mescidlerde Allah’ın Zikrine Engel Olmak
07.05.202651 dk 9 sn
056.Bakara (116 - 117) Allah’a Oğul İsnad Edenler
14.05.202646 dk 45 sn
057.Bakara (118 - 119) Bilmeyenlerin Allah Bizimle Konuşsa Demeleri
21.05.202640 dk 40 sn
058.Bakara (120 - 121) Yahudiler ve Hristiyanlar Senden Asla Memnun Olmayacaktır
04.06.202646 dk 15 sn
059.Bakara (122 - 123) İsrâiloğulları’na Verilen Nimetler
11.06.202631 dk 33 sn
060.Bakara (124) İbrâhim As’ın İmtihan Edilmesi
17.09.202054 dk 56 sn
061.Bakara (125) Kâbe’nin Şerefi
18.06.202642 dk 42 sn
062.Bakara (126) İbrâhim As’ın Mekke İçin Duası
02.07.202644 dk 40 sn
063.Bakara (127 - 128) İbrâhim As ve İsmâil As’ın Kâbe’yi Yapmaları
09.07.202637 dk 18 sn
064.Bakara (129) Yâ Rabbi, Onlara İçlerinden Bir Peygamber Gönder!
16.07.202646 dk 57 sn
065.Bakara (130 - 132) İbrâhim As’ın Dininden Yüz Çevirenler
23.07.202654 dk 35 sn
066 Bakara (133 - 134) Ya’kub As’ın Oğullarına Vasiyeti
30.07.202635 dk 11 sn
067.Bakara (135) İbrâhim As’ın Dinine Gelin!
06.08.202639 dk 46 sn
069.Bakara (139 - 141) Doğru Yol Rasûlüllah’ın Yolu
13.08.202624 dk 36 sn
070.Bakara (142) Allah Dilediğine Hidayet Eder
20.08.202637 dk 28 sn
071.Bakara (143) Ümmet-i Muhammed’in Şerefi
28.12.202349 dk 58 sn
072.Bakara (144 - 147) Kıblenin Kâbe’ye Çevrilmesi
27.08.202637 dk 42 sn
073.Bakara (148 - 150) Yüzünüzü Mescid-i Haram’a Çevirin!
03.09.202632 dk 40 sn
074.Bakara (151 - 152) Beni Zikredin, Ben de Sizi Zikredeyim!
10.09.202640 dk 37 sn
075.Bakara (153 - 154) Sabır ve Namazla Allah’tan Yardım İsteyin!
17.09.202631 dk 57 sn
076.Bakara (155 - 157) Belâlara Sabretmenin Karşılığı
24.09.202647 dk 46 sn
077.Bakara (158) Safâ ile Merve
01.10.202646 dk 45 sn
078.Bakara (159 - 162) Hakkı Söylememek, Susmak
08.10.202650 dk 6 sn
079.Bakara (163 - 164) Allah’ın Varlığı ve Birliği
15.10.202647 dk 48 sn
080.Bakara (165 - 167) Mü’minlerin Allah Sevgisi
22.10.202645 dk 51 sn
081.Bakara (168 - 171) Şeytanın Peşinden Gitmeyin
29.10.202651 dk 56 sn
082.Bakara (172 - 173) Helâl ve Haram Rızıklar
25.04.202439 dk 50 sn
083.Bakara (174 - 176) Ayetleri Saklayanların Cezası
18.03.202127 dk 25 sn
084.Bakara (177) Asıl İyilik
01.04.202161 dk 39 sn
085.Bakara (178 - 179) Kim Haddi Aşarsa...
16.05.202429 dk
086.Bakara (180 - 182) Vasiyet Etmek
16.05.202437 dk 13 sn
087.Bakara (183 - 184) Orucun Farz Kılınması
23.05.202440 dk 15 sn
088.Bakara (185) Ramazan Orucu
08.04.202150 dk 11 sn
089.Bakara (186) Allah-u Teàlâ Duaları Kabul Eder
20.06.202455 dk 12 sn
090.Bakara (187) Oruçla İlgili Hükümler
27.06.202466 dk 50 sn
091.Bakara (188) Haksızlıkla Başkasının Malını Yemeyin!
04.07.202444 dk 3 sn
092.Bakara (189) Ay’ın Durumları
11.07.202433 dk 41 sn
093.Bakara (190 - 192) Allah Aşırılığa Sapanları Sevmez
03.06.202150 dk 37 sn
094.Bakara (193 - 195) Kendi Ellerinizle Kendinizi Tehlikeye Atmayın
10.12.201955 dk 44 sn
095.Bakara (196) Haccı ve Umreyi Tamamlayın!
06.06.202457 dk 48 sn
096.Bakara (197) Haccın İncelikleri
13.06.202439 dk 8 sn
097.Bakara (198 - 199) Hacda Ticaret ve Zikir
10.12.201944 dk 22 sn
098.Bakara (200 - 202) Dünyada da, Ahirette de İyilik
18.07.202443 dk 23 sn
099.Bakara (204 - 207) Münafıkları İyi Tanıyın!
25.07.202448 dk 21 sn
100.Bakara (208 - 210) Topluca İslâm’a Girin!
01.08.202441 dk 50 sn
101.Bakara (210 - 212) Dünya Hayatı ve Kâfirler
08.08.202445 dk 19 sn
102.Bakara (213) Ümmet-i Muhammed ve Diğer Ümmetler
15.08.202454 dk 4 sn
103.Bakara (214) Belâlar ve Allah’ın Yardımı
22.08.202440 dk 19 sn
104.Bakara (215 - 216) Allah Yolunda Harcamak
29.08.202442 dk 1 sn
105.Bakara (217 - 218) Fitne Katilden Daha Kötüdür
07.07.202233 dk 53 sn
106.Bakara (219-220) İçki ve Kumar
05.09.202432 dk 11 sn
107.Bakara (221) Müşriklerle Evlenmeyin!
12.09.202438 dk 28 sn
108.Bakara (222 - 223)
10.12.201947 dk 5 sn
Ali İmran (92) Furkan (74) İnfak, Gıpta Edilecek Kimseler, Sadaka Vermek
29.05.202514 dk 54 sn
Ali İmran 98 - 101 - Hristiyanların Allahın Ayetlerine Tutumları
01.05.202528 dk 30 sn
Bakara (104) Rahman (1- 4) Kuranı Öğrenmek, Kıymet Bilmek
10.04.202519 dk 2 sn
Bakara (146) Hicr (2 -3) Doğru İnancın Önemi
24.04.202519 dk 44 sn
Hac (73 - 76) Mü’minun (14) İnsanın Yaratılışı Süreci
22.05.202537 dk 38 sn
İnsan (1 - 31) Dünya Sevgisi
15.05.202525 dk 40 sn
Rahman (5 -13) Her Şeyin Dengeli Olması ve Her Varlığın Secde Etmesi
17.04.202525 dk 25 sn
Tekvir (1-14) Kıyamet Günü Alametleri, Mahşer Anı, Pişmanlıklar
05.02.202531 dk 11 sn
AKRA