İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

001.Kur an-ı Kerim in Faziletleri

001.Kur an-ı Kerim in Faziletleri
Tefsir Sohbetleri

001.Kur an-ı Kerim in Faziletleri

19.09.2024
34 dk 51 sn

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

Allah'ın rahmeti, bereketi, ihsanı, ikramı, lütfu, keremi üzerinize olsun. 

Fâtiha'dan başlayarak intizamlı bir şekilde, ayet atlamadan sonuna kadar Kur'an-ı Kerim'i böyle anlatmayı temenni ediyoruz; Cenâb-ı Mevlâmız itmâmını nasib ü müyesser eylesin.

Aziz ve muhterem dinleyiciler! 

Kur'an-ı Kerim'in önemi ve değeri tarif edilemeyecek kadar büyüktür. Bu hususta selef-i sâlihînimiz, büyük alimlerimiz pek çok eser telif eylemişlerdir Kur'an-ı Kerim'in faziletini anlatan ciltlerle kitaplar yazılmıştır.

Kur'an-ı Kerim, alemlerin Rabbi Allah-u Tealâ'nın hak kelâmıdır ve biz müslümanlara en muazzam lütfu ve ikramıdır. Çok büyük bir nimettir Kur'an-ı Kerim Cebrâil'in indirdiği, Cenâb-ı Hak katından Muhammed-i Mustafâsına inzal eylediği en mukaddes kitabı ve insanlığa tahrifât ve tezvirâtan korunmuş en sonuncu ve en sağlam hitâbıdır. Allah kelâmıdır, en sonuncu ilâhî kitaptır. Bozulmamış ilâhî kitaptır, tahrifâta uğramamıştır, bir harfi bile değişmemiştir En sağlam hüccettir bizler için.

Onda bizden önceki ümmetlerin halleri, kıssaları, hikâyeleri; bizden sonra dünyanın ve insanların başına geleceklerin, ahiretin, olacak olanların haberi vardır. Hangi dinin, inancın, dünyadaki hangi kavmin ne kusuru olduğu, Allah katında makbul ve doğru inancın nasıl olması gerektiği onda belirtilmiştir. O bakımdan insanlığın kurtarıcısıdır.

O, cennetin nasıl kazanılacağını, cehennemden nasıl kurtulunacağını kesin çizgilerle beyan eder. Onu rehber edineni de, cennete götürür. 

O, Allah'ın habl-i metîni, nûr-u mübîni, zikr-i hakîmi ve sırât-ı müstakîmidir. Bu kelimeler hadis-i şeriflerden alınmıştır. Habl-i metîn, kuvvetli ipi demek. Yâni çukura düşmüş bir insanın sarılıp da ordan çıkartılmasına, kuyuya düşmüş bir insanın çıkartılmasına sebep olan kuvvetli bir ip gibi. Nûr-u mübîni, ortalığı aydınlatan nurudur. Zikr-i hakîmi, hikmet dolu zikridir. Ve sırât-ı müstakîmidir, yâni Kur'an yolu Allah'ın doğru yoludur.

Kur'an-ı Kerim zenginliktir, hazinedir. Rehber ve kılavuzdur. Deva ve şifâdır. Şefaati makbul bir şefaatçidir. Allah katında yerler ve göklerden ve onların içindeki tüm varlıklardan daha sevgili ve daha sevimlidir Kur'an-ı Kerim. O hidayet güneşidir, kurtuluş vesilesidir. O başlara tâc, dertlilere ilâçtır. Gözlere nûr, gönüllere sürûrdur.

Onu öğrenen, öğreten, onun ahkâmını uygulayan kimseyi bizzat Rasûl-ü Ekrem ve Nebiy-yi Muhterem sallallahü aleyhi ve sellem Hazretleri elinden tutup, ona delil olup cennete sevkedecektir. Hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz bizzat kendisi böyle vaad etmiştir. İslâm'ın korunması, fikirlerin darmadağın dağılmaması ondandır, onunladır, insanlar ona sarıldığı zamandır.

Onu bilen ileriye gider, maddeten ve mânen yüksek derecelere yükselir. Onu uygulayan Allah'ın rızasına erer, büyük mükâfatlar kazanır. Onunla hükmeden adâletle hükmetmiş olur. Adâlet işlemiş olur. Ona sımsıkı sarılan fitnelerden korunur ve kurtulur. Onda derinleşen, ulûm-u evvelîn ve âhîrîne kavuşur.

Onunla ilgili bizzat Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz'den pek çok hadis-i şerif rivayet edilmiştir. İlk önce bu hadis-i şeriflerle Kur'an-ı Kerim'in fazâilini size ifade etmek istiyor hadis-i şerifleri izah ederek, böylece de hadis derslerini yaparken Kur'an-ı Kerim derslerine geçerken hadis-i şerifleri köprü ve aracı ve vesile yapmış oluyoruz.

Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifinde buyuruyor ki: İnnî târikün fîküm es-sakaleyn, kitâballah, azze ve celle -ve muhtemelen bir cümle arada- 've itretî' men etbeahû kâne alal-hüdâ ve men terekehû kâne aled-dalâleh

Bu hadis-i şerif ve benzerlerinin farklı kelimelerini de izah ederek yine açıklayacağım Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: İnnî târikün fîküm Ben, benden sonra sizin aranıza bırakıyorum.. es-sakaleyn Burda sakaleyn Yâ eyyühes-sakaleyn! Ey İnsanlar ve cinler!" mânâsına gelir diye izah etmiş bazı alimler. Bazıları da sakaleyn, birisi Kur'an-ı Kerim, birisi de itretî yâni "ehl-i beytim" mânâsına gelir diye tefsir edenler açıklayanlar olmuş.

Bu sakaleyn eğer bu mânâya ikinci mânâya ise, bırakılan şeylerden bir tanesi kitâbullah azze ve celle "Aziz ve celil olan, âlemlerin Rabbi Allah'ın kitâbı. Onu bırakıyorum size. Onlar, âyetler vahyedilmiş, tesbit edilmiş. Ben ahirete göçüyorum ama onlar sizin aranızda kalıyor. Men tebiahû Burdaki hû zamiri Kur'an ı Kerim'e gidiyor: Kim Kur'an-ı Kerim'e tâbi olursa; kâne alel-hüdâ hidayet üzere olur, doğru yol üzere olur. Hidayet yolundan ayrılmamış olur. Kim Kur'an'ı terkederse; kâne aled-dalâleh dalâlet üzerine olur.

Bu mânâya yakın başka hadis-i şerifler de var. Meselâ, İnnî ûşikü en ud'â feucîb diye başlayan bir hadis-i şerif var. Buyuruyor ki Peygamber Efendimiz: Yakın bir zamanda, ben Allah tarafından ahirete davet olunacağım ve o davete icâbet edeceğim. Yâni, aranızdan ayrılacağım, ahirete irtihal edeceğim. Ve innî târikün fîküm es-sakaleyn Ve ben sizin aranıza ey sakaleyn, ey insanlar ve cinler veyahut, sakaleyn diye iki şey bırakıyorum. Bunlardan birisi Allah'ın kitabıdır. ve itretî Kitabullàhi hablün memdûdün mines-semâi ilel-ard Allah'ın kitâbı, sanki semâdan yer yüzüne sarkıtılmış uzun bir kurtuluş ipi gibidir. Ve itretî İtretim de ehli beytî benim evimin ahâlisidir, sülâlemdir, evlâdlarımdır. Ve innel-latîfel-hâbîra habberanî Lâtîf ve habîr olan, her şeyi bilen Allah-u Teàlâ Hazretleri haber verdi ki ennehumâ len yefterikà hattâ yeridâ aleyyel-havd Havz-ı Kevser'in başında bana kavuşacakları zamana kadar bu ikisi birbirinden asla ayrılmayacaklar, ayrı düşmeyecekler. Yâni Kur'an-ı Kerim'le benim itretim beraber olacak, ayrı düşmeyecekler. Fanzûrû keyfe tahlüfûnî fîhimâ Bakın kendinize dikkat edin, benim geride bıraktığım bu iki güzel kıymetli şey hususunda benim arkamdan neler yapacağınıza bakın! Yâni hatâ etmeyin, Kur'an'a ve itretime sımsıkı sarılın!

Başka bir hadis-i şerif: Terektü fîküm Ben sizin aranıza bıraktım ki, yâni ahirete göçmeden evvel bırakmış oluyorum ki mâ len tedillû ba'dî ini'tesamtüm bih Eğer ona sımsıkı sarılırsanız, asla dalâlete düşmeyeceğiniz şeyler bıraktım. kitâballah ve itretî yâni,Allah'ın kitabı ve itretim. Ayın ile ayın t, r,t Ve itretî ehli beytî Benim itretim, ehl-i beytimdir.

Bu, Hatib-i Bağdâdî Câbir tarafından radıyallahu anh'dan rivâyet etmiş. Bundan önceki hadis-i şerifleri Ahmed ibn-i Hanbel, İbn-i Abdil-Ber, İbn-i Sa'd ve diğer kaynaklar Ebû Said el-Hudrî Hazretleri'nden rivayet etmişler. Aynı mânâyı ifade eden bir tanesini daha okuyayım.

Kitâbullàhi ve sünnetî len yeteferraka bir [başka] rivâyette de lem yefterikà hatta yeridâ aleyyel-havd Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edilmiş: "Allah'ın kitabıyla benim sünnetim ayrılmayacaklar birbirlerinden. Birbirlerinden farklılaşmayacaklar, bana havzın başında kavuşuncaya kadar..."

Burdan anlaşılıyor ki, burda sünnetî kelimesi kullanılmış. Bu itretî sünnetim mânâsına da gelebilir. Ehl-i beytim demek olursa; Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz'in sülâle-i tâhiresinden, hep Allah'ın mübarek kulları gelecek onlar Kur'an-ı Kerim'i anlatan, Kur'an'dan ayrılmayan, dinin güzelliklerini, özelliklerini dosdoğru anlatan insanlar olacak demek olur.

Demek ki Peygamber Efendimiz ahirete irtihal ettikten sonra, bizim sarılacağımız şeylerden birisi Kur'an-ı Kerim'dir. Bunuda Peygamber Efendimiz hararetle tavsiye etmiş, "Buna sımsıkı sarılın!" diye. Kur'an-ı Kerim'e sarılmamız gerektiğini, onun mealini, tefsirini, ahkâmını öğrenmemiz gerektiğini gösteren hadis-i şeriflerden olduğu için okumuş oldum.

Bir başka hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: Men karael-kur'âne fehafizahû vestazherahû ve ehalle halâlehû ve harrama harâmehû edhalahullàhül-cennete ve şeffeahû fî aşretin min ehli beytihî küllühüm kad istevceben-nâr. Bu Tirmizî'de, İbn-i Mâce'de, İbn-i Asâkir'de, İbn-i Adiy'de Hazret-i Ali Efendimiz'den ve Hâtib-i Bağdâdî'de de Hazret-i Aişe Validemiz'den rivayet edilmiş. Bu rivayet, bu hadis-i şerif Kur'an'ı medheden hadislerden, okumak istediğim hadislerden birisi. Mânâ-yı münîfi, meâl-i şerifi şöyle:

Men karaael-kur'âne Kim Kur'an-ı Kerim'i okuduysa fehafizahû ve onu hıfzettiyse, yâni ezberlediyse veyahut ahkâmını bellediyse, vestazherahû onu ortaya koyduysa... Ortaya koymaktan maksad, uygulamak demek. Zuhûra getirdiyse, yâni uyguladıysa demek; veyahut zahr kelimesinden, insanın sırtı mânâsına, yâni yüklendiyse sırtına yâni bunun ahkâmını kabul edip, sırtına alıp, ben bunları taşıyacağım, dediyse. Uygulamak mânâsına her ikisi de.

Ve ehalle halâlehû "Kur'an'ın içinde helâl denilen şeyleri helâl bellediyse; ve harrama harâmehû haram dediği şeyleri haram bellediyse, helâllerden nimetlendi, istifade etti ve haramlardan kaçındıysa; edhalahullàhül-cenneh Allah onu cennete dahil eder, sokar; böyle Kur'an'a sarıldığı, onu hıfzettiği ve uyguladığı için. Ve şeffeahû fî aşretin min ehli beytihî Ailesi etrafından on kişi hakkında ona şefaat selâhiyeti, hakkı verir. Küllühüm kad istevceben-nâr Hepsi cehennemi hak etmiş olan on tane ehl-i beytinden kişiyi cehenneme düşmekten bu Kur'an ehli kurtarır. Cehenneme girecekken Allah-u Teàlâ Hazretleri'ne niyaz edince, 'Sen ehl-i Kur'ansın' diye, Allahu Tealâ hazretleri o cehenneme düşecek olanları onun şefaatiyle kurtarır.

Şimdi buradan ne anlıyoruz? Hiç olmazsa çocuklarımızdan böyle hıfzı kuvvetli olan, Kur'an öğrenebilecek olan bir tane, iki tanesini din ilmine, Kur'an ilmine ayırmamız lâzım! Ben bazı kardeşleri, bazı talebelerimi hatırlıyorum, hoca talebelerimi hatırlıyorum. Çocuklarının hepsini, kız-erkek hafız yaptılar. Ne mutlu onlara!

Diğer bir hadis-i şerif: Elâ men teallemel-kur'âne ve allemehû ve alime mâ fîhi fe ene lehû sâikun ve delîlün illel-cenneh Bu da İbn-i Asâkir'in Enes radıyallahu anh'den rivayet etmiş olduğu bir hadis-i şerif:

Elâ "Dikkat ediniz, uyanınız ki kim Kur'an-ı Kerim'i teallüm ederse, öğrenirse; (ve allemehû) ve öğrendiğini başkalarına nakleder, öğretirse; ve alime mâ fîhî ve Kur'an-ı Kerim'in içindeki ahkâmı öğrenir, dini öğrenirse; fe ene lehû sâikun ben onun cennete sevkedicisiyim ve deliliyim. Yâni, "Onu, tutacağım elinden, cennete götüreceğim, cennetin yolunda kılavuzluk edeceğim ve cennete ulaştıracağım!" Bu da yukarıdaki hadis-i şerifle beraber ehl-i Kur'an'ın cennetlik olacağının gösteren hadis-i şeriflerden.

Diğer bir hadis-i şerifte Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki: (El-kur'ânu gınen lâ fakra ba'dehû ve lâ gınen dûnehû) Enes radıyallahu anh'den Hatib-i Bağdâdî, Taberânî ve diğer kaynaklar, İbn-i Abdil-Berr rivayet etmişler.

Peygamber Efendimiz bu hadis-i şerifinde Kur'an-ı Kerim için buyuruyor ki: El-kur'ânu gınen "Kur'an-ı Kerim zenginliktir. El-kur'ânu gınen zenginliktir. Lâ fakra ba'dehû Onu elde ettikten sonra fakirlik yoktur onun sahibine. Yâni maddeten, mânen o çok ağniyâdan, zenginlerden olur. Ve lâ gınen dûnehû O olmadığı zaman da, insanın zenginliği yoktur. Yâni maddî zenginliğin önemi yok. Kur'an'ı bilmiyorsa bir insan o zengin değil demektir, fakir demektir. Demek ki Kur'an-ı Kerim maddeten ve mânen zenginliktir.

Diğer bir hadis-i şerifte: El-kur'ânü hüved-devâ' Ebû Nasr vel Kudâî, Ali radıyallahu anh ve kerremallàhu vecheh Efendimiz'den rivayet eylemiş: "Kur'an-ı Kerim devanın ta kendisidir, şifanın ta kendisidir."

Bu şifa fikrî hastalıklara, îtikàdî hastalıklara, kalbî, mânevî hastalıklara şifâ olduğu gibi Kur'an-ı Kerim -çünkü ayetleri hakikatleri isbat ediyor, yanlış fikirlere, günahlara sahip olan insanları doğru yola çekiyor- maddeten de Kur'an-ı Kerim sûreleri, ayetleri okunduğu zaman, hasta olan insanların maddî hastalıklarına da şifâdır.

Bunun pek çok İslâm tarihinde de ve günümüzde çok misalleri vardır. Sırf Yâsin okunduğu için, kırk bir Yâsin, beşyüz Yâsin okunduğu için yıllardır çoluk çocuğu olmayan zürriyetsiz insanlar, kısır insanlar çoluk çocuk sahibi oluyor. Doktorların ümid kestiği insanlar, ölüme götürücü hastalığa tutulmuş insanlar şifâ buluyor. Kolu bacağı kesilecek insanlar şifâ buluyor. Yâni maddî bakımdan da şifâ olduğu, mânevî bakımdan da Kur'an-ı Kerim'in şifâ ve ilâç ve devâ olduğu ispatlanmış ve denenmiş, görülmüş bir husus.

Diğer bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: (El-kur'ânu şâfiun müşeffaun ve mâhilun musaddakun men cealehû emâmehû kàdehû ilel-cenneh ve men cealehû halfe zahrihî sâkahû ilen-nâr) Taberânî, Hulvânî , İbn-i Mes'ud radıyallahu anh'dan; İbn-i Hibban ve diğer kaynaklarda Câbir radıyallahu anh'den rivayet etmişler:

(El-kur'ânu şâfiun) "Kur'an-ı Kerim şefaatçidir. Ama nasıl şefaatçi? (şâfiun müşeffaun) "Şefaati kabul olunan, şefaat ettiği zaman şefaatine itibar edilen, şefaati kabul buyrulan bir şefaatçidir. Kur'an-ı Kerim şefaat edecek. (Ve mâhilun musaddakun) "Ve söylediği sözleri tasdik edilen sözü muteber bir varlıktır."

Men cealehû emâmehû "Kim Kur'an-ı Kerim'i önüne alırsa, yâni kendisine rehber edinirse, Kur'an'in Kerim'in ardından giderse; (kàdehû ilel-cenneh) Kur'an-ı Kerim onu peşinden sürükler, kılavuzluk eder, cennete götürür. (Ve men cealehû halfe zahrihî) Kim onu sırtının arkasına koyarsa, arka tarafına atarsa, yâni O na Kur'an'a sırt çevirirse, yâni Kur'an-ı Kerim'i öğrenmezse, dinlemezse, anlamazsa, Kur'an üzerinde çalışmazsa; o zaman, (sâkahû ilen-nâr) Kur'an-ı Kerim onu cehenneme iter, cehenneme sevkeder. Kur'an-ı Kerim'e sırt döndüğü için, o kişi cehenneme düşer."

Diğer bir hadis-i şerifte Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den Ebû Nuaym El-İsfahânî'nin rivayet ettiğine göre Kur'an-ı Kerim'i şöyle metheylemiş: Ni'meş-şefîül-kur'ânu lisàhibihî yevmel-kıyâmeh, yekûlu: Yâ rabbi ekrimhü! Feyülbesü tâcül-kerâmeh, sümme yekûlü: Yâ rabbi zidhu! Feyüksâ kisvetel-kerâmeh, sümme yekûlü: Yâ rabbi zidhu irda anhu! Feleyse ba'de rıdallàhi şey'

Güzel memnun olacağınız bir müjde var burada. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: (Ni'meş-şefî', el-kur'ân lisàhibihî [yevmel kıyameti]) "Kur’an ı kerim Kur'an ehline, Kur'an'a sahip olan insana kıyamet gününde ne kadar güzel bir şefaatçidir, ne kadar uygun bir şefaatçidir, ne güzel bir şefaatçidir Kur'an-ı Kerim!" Nasıl şefaat edeceğini bildiriyor:

yekûlu: Yâ rabbi ekrimhü "Kur'an-ı Kerim, kendisine sahip olan, ehl-i Kur'an olan, kendisini öğrenmiş olan, ezberlemiş olan ehl-i Kur'an'dan olan sahibini, arkadaşını Allah'ın huzuruna çekerken, yâ rabbi ekrimhu 'Bu kuluna yâ Rabbi ikram eyle!' [der]. Feyülbesü tâcül-kerâmeh Bunun üzerine Allah-u Teàlâ Hazretleri o Kur'an ehli olan zâta, o insana, o kişiye, âdemoğluna, Kur'an'ın şefaati üzerine başına kerâmet tâcı giydirir. O kişinin başına keramet tacı giydirilir ahırette.

Sümme yekûlü yâ rabbi zidhu Sonra Kur'an-ı Kerim Allah-u Teàlâ Hazretleri'ne yalvarmaya, niyaz etmeye devam eder: Yâ Rabbi, daha çok mükâfat ver! Mükâfatını daha da artır yâ Rabbi! İkram yönünden, mükâfatça onu daha da ziyâde eyle yâ Rabbi!' diye tekrar ricâ eder.

(Feyüksâ kisvetel-kerâmeh) Ve bu zâtın eynine, sırtına kerâmet elbibesi giydirilir. Başına kerâmet tâcı takılır. Eynine, sırtına da keramet hırkası, elbisesi giydirilir. Sümme yekûlü yâ rabbi zidhu Sonra Kur'an-ı Kerim gene durmaz, gene şefaat etmeye, niyaz etmeye devam eder, der ki:

"Yâ Rabbi arttır ikramını bu kuluna, arttır yâ Rabbi! (İrda anhu) “ Bu kulundan razı ol yâ Rabbi" der. (Feleyse ba'de rıdallàhi şey'un) diyor Peygamber Efendimiz sonunda. Yâni "Allah o kulundan râzı olur. Allah'ın râzı olmasının ötesinde de daha büyük mükâfat olmaz. Allah kulundan razı oldu mu, ne mutlu o kula. Çünkü en yüksek mükâfatı almış olur.

İşte ne kadar güzel şefaatçidir Kur'an-ı Kerim! O halde Kur'an-ı Kerim'e sımsıkı sarılalım. İşte orda kütüphanemizin rafında duruyor. Öpüp başımıza koyalım ve Kur'an-ı Kerim'e çok çalışalım!

Diğer bir hadis-i şerife devam ediyorum, bu hadis-i şerifler şevkinizi artırsın, gözümüzden perdeleri kaldırsın da Kur'an-ı Kerim'e daha iyi sarılalım diye sevgili kardeşlerim:

Ebşirû e leyse teşhedûne en lâ ilâhe illallah, ve ennî rasûlüllah, feinne hâzel-kur'âne sebebun tarafuhû biyedillâhi ve tarafuhû bieydîküm fetemessekû bihî feinneküm len tadillû ve len tehlekû

Bu da bir çok kaynaklarda var, mevcut.

Buyurmuş ki Peygamber Efendimiz: Ebşirû "Müjdelenin, müjdeler olsun size, ne mutlu size!" diye böyle bir müjdelenme kelimesiye başlamış sözüne. (E leyse teşhedûne en lâ ilâhe illallah, ve ennî rasûlüllah) "Siz Allah'tan başka tanrı, ma'bud, ilâh olmadığına şehadet eden kişiler değil misiniz? benim onun rasûlü olduğuma şehadet eden kimseler değil misiniz? Buna inanan insanlarsınız. İşte size müjdeler olsun ki; (feinne hâzel-kur'âne sebebun) bu Kur'an-ı Kerim bir iptir,ِ(tarafuhû biyedillâhi) bir ucu Allah-u Teàlâ Hazretleri'nin yed-i kudretinde, elinde; (ve tarafuhû bieydîküm) o ipin bir ucu da sizlerin elinde..."

Sebep, Arapçada ip demek. Kazıklar arasına gerilen ipe sebep derler, kazıklara da veted derler. Asıl mânâsı, yâni Bedevî lisânında ip demek.

"Kur'an-ı Kerim bir ip gibidir, bir ucu Allah-u Teàlâ Hazretleri'nin elinde, bir ucu sizlerin elinde. (Fetemessekû bihî) O halde Kur'an-ı Kerim'e sımsıkı yapışınız, (feinneküm len tadillû ve len tehlekû) böyle yaparsanız dalâlete düşmezsiniz ve helâk olmazsınız." buyuruyor Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz. Kur'an'a ipe sarılır gibi, kurtuluş ipine sarılır gibi sımsıkı sarılmayı tavsiye buyuruyor.

İki hadis-i şerif daha okumak istiyorum, bu fazîlet-i Kur'an üzerine, fazâil-i Kur'an üzerine çok kitaplar yazılmıştır. Alimler çok güzel deliller göstermişlerdir ama bunlar bir numûne olsun diye, benim seçtiklerim. Bir hadis-i şerifinde de El-Hakim ibn-i Ümeyr'den Ebû Nuaym'ın rivayet ettiğine göre Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

El-kur'ânu sa'bun müstas’abun alâ men kerihehû, ve müyesserun alâ men tebiahû, vehüvel-hakem; ve hadîsî sa'bun müstas’abun ve hüvel-hakem; femenistemseke bihadîsî ve fehimehû ve hafizehû câmeal-kur'ân; ve men tehâvene bil-kur'ân, ve bihadîsî hasired-dünya vel-âhireh.

El-kur'ânu sa'bun diyor Peygamber Efendimiz, "Kur'an-ı Kerim zordur, müstas’abun yâni zor gelen, zor bulunan, aslında öyle olmadığı halde zor olduğu hissedilen, anlayışı zor olan bir varlıktır Kur'an." Ama kime karşı? Alâ men kerihehû "Onu sevmeyen, onu istemeyen kimseye karşı zordur. Anlatmaz, anlattırmaz kendisini. Sevmeyen insan Kur'an'ı anlayamaz, Kur'an-ı Kerim ona açılmaz yâni.

Ve müyesserun alâ men tebiahû Ve kendisine tâbi olana da Kur'an-ı Kerim kolaylaştırılır, yâni mânâsı açılır önünde, manzaralar görülür mânâlar gönlüne doğar ve anlar. İnanmayan anlamaz, inanana açılır ve kolaylaştırılır. (Ve hüvel-hakem) Ve Kur'an-ı Kerim hâkimdir, hükmedicidir, Hak ile bâtılın arasında hâkimdir ve kişinin değerinin mahkeme-i kübrâda kararlaştırılmasında da hakemdir."

(Ve hadîsî) "Benim sözlerim, hadis-i şeriflerim de diyor Peygamber Efendimiz . " Kur'an-ı Kerim'in böyle olduğunu duyurduktan sonra (sa'bun müstas’abun) oda zordur, zor gelir insanlara; zor gibi görünür İstemeyene zor gelir demiyor, isteyene kolaylaştırılır demiyor ama, aynı mânâyı burda da düşünebiliriz. " Hadis-i şerifler de zor gelir bazı insanlara. Sevmeyen insanlara, anlaşılmaz gelir, birbirine zıd gibi gelir ama, ona tâbi olanlara mânâları açılır, inceliklerini onu seven insanlar sezerler. (Ve hüvel-hakem) Kur'an-ı Kerim gibi hadis-i şerifler de hâkimdir, hakemdir. İnsanın ahirette mükâfatının verilmesinde veya cezâsının verilmesinde göz önünde bulundurulacaktır." Kur'an'a uyan, sünnete uyan necat bulacaktır, ötekiler helâk olacaktır. O bakımdan hakemdir. Hadis-i şerifler de hakemdir, Kur'an-ı Kerim de hakemdir. (Femenistemseke bi hadîsî) Kim benim hadis-i şerifime sımsıkı sarılırsa (ve fehimehû) ve bunu anlarsa (ve hafizahû) ve hadisimi hıfzederse... " Burdaki hıfzdan maksat, yâni "Ahkâmına riâyet ederse, sünnetime riâyet ederse (câmeal-kur'ân) Kur'an-ı Kerimle bütünleşir, Kur'an-ı Kerime kavuşur, onunla birleşir."

Yâni Kur'an-ı Kerim'i anlamanın yolu, Kur'an-ı Kerim ehli olmanın yolu, Kur'an-ı Kerim'in mânâlarının mânevî bakımdan bir insana açılmasının yolu, Peygamber Efendimiz'in sünnetini öğrenmesi, tanıması, sevmesi ve sünnetine riâyet etmesidir.

Bu da bizim yolumuzun güzel olduğunu gösteriyor. Evliyâullah büyüklerimizin güzel yol gösterdiğini gösteriyor. Bizi terbiye etmek için hadis kitapları te'lif etmişler, "Bunları okuyun!" demişler. Bizim dergâhımızda Râmuzül-Ehâdis okunuyor. Tabii bunları okuyunca insan Kur'an-ı Kerim'le de bütünleşecek, Kur'an-ı Kerim'i de güzel anlaması mümkün olacak.

Çünkü Kur'an-ı Kerim'in bazı ayetlerine, bazı kalbinde eğrilik olan, hastalık olan insanlar özellikle müteşâbih ayetlere yanaşıp, onları kendi keyiflerine göre te'vil edip, ondan sonra dalâlete düşmüşlerdir. Misâl olsun diye söylüyorum. Meselâ: Ve'büd rabbeke hattâ ye'tiyekel-yakîn "Sana yakîn gelinceye kadar Rabbine ibadet et!" diye emrediliyor Kur'an-ı Kerim'de. Yakîn iki mânâya geliyor. Tabii lügattan açılırsa bir kelimenin pek çok mânâsı olur. Bizim Avrupalı bir profesörümüz vardı üniversitedeyken: "Talebe dil öğrenirken, yabancı dilden bir metni çözerken lügate bakar. Lügatte beş altı, sekiz on, üç beş mânâ görür ve en yanlışını seçer." derdi.

Ve'büd rabbeke hattâ ye'tiyekel-yakîn "Sana yakîn gelinceye kadar Rabbine ibadet et!" Yakìnin bir mânâsı şeksiz kanaat, tereddütsüz, şüphesiz inanç ve kanaat demek. Yâni, "Sana bu inanç, kanaat gelinceye kadar ibadet et, ondan sonra ibadeti bırak!" mânâsını çıkarmış bazı zındıklar; namazı, niyazı, orucu, haccı terketmeye kalkışmışlar.

Halbuki Kur'an-ı Kerim bazen, başka ayetlerinden bu ayetinin anlaşılmasına malzeme verir, işaret verir. Kur'an ayetlerini, bazı diğer Kur'an ayetlerini tefsir eder. Öbür ayetlerde hem Allah: "Namaz kılın, oruç tutun, ibadet edin!" diyor, hem de "İyi bir müslüman olunca, yakin gelince ibadeti bırak!" der mi?.. Demez.

O zaman yakînin bir başka mânâsı var. Evet, o mânâyı bir başka ayet-i kerimede görüyoruz. [Kur'an-ı Kerim'de bildiriliyor ki,] kâfirler cehenneme atıldıkları zaman melekler onlara: "Siz ne yaptınız da buraya düştünüz, size peygamber gelmedi mi, Kur'an gelmedi mi, size bu cehennemin varlığı hiç bildirilmedi mi? Ne şaşkınlık ettiniz de buraya düştünüz?" diye sordukları zaman, Onlar Kur'an-ı Kerim'de bildiriliyor ki, O kafirler cehennemde cayır cayır yananlar, onlar diyecekler ki: "Peygamberler bize geldi, bize bunları anlattı, biz onları reddettik. Biz onları tekzib ettik, Hattâ etânel-yakin "Nihayet bize yakîn geldi, yâni hayat bitti, öldük gittik. Onun için böyle cehenneme düştük." diye bildirecekler.

Bu ayetten de görüldüğü gibi yakîn, herkesin başına geleceği kesin olduğu için, ölümün adıdır. Yâni yakîn kelimesinin bir mânâsı da ölümdür. "Ölümün gelinceye kadar ibadet et!" demek. Ama onu anlamıyor.

Demek ki Kur'an-ı Kerim'i ayetler tefsir eder, hadis-i şerifler tefsir eder. "Hadis-i şerifime sarılan, Kur'an-ı Kerim'le bütünleşir." diyor Peygamber Efendimiz. Burada müjdeyi veriyor. Hadis-i şerife sarılan, onu anlayan ve onu uygulayan Kur'an-ı Kerim'le bütünleşir.

Ve men tehâvene bil-kur'âni "Kim Kur'an-ı Kerim'i hafife alırsa, önemsemezse; ve bihadîsî benim hadis i şeriflerime değer vermez, onları hafife alırsa, Kur'an-ı Kerim'i hafife alırsa hasired-dünya vel-âhireh dünyada ahirette hüsrâna uğrar, dünyası, ahireti ziyan dolar, iki cihanda hüsrana uğrayan, zarar eden, cezâ çeken kişi olur." diyor Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem.

Demek ki, "Kur'an-ı Kerim Allah'ın sevgili, mübarek kullarına kolaydır, sünnet-i seniyyeye uyan, hadis-i şerifleri bilen kullarına kolaydır. Ama istemeyen, sevmeyen, hafife alan kimselere Allah mânâlarını açtırmaz, anlattırmaz, kalbine imanı verdirmez. Böylece onlar Kur'an-ı Kerimi anlayamazlar, sevemezler, dünya ve ahiretleri harab olur." diye bildiriyor.

Bu günkü sohbetimi şu hadis-i şerifi okuyarak bitirmek istiyorum; "Peygamber Efendimiz Ebû Nuaym el-İsfahânî'nin İbn-i Amr'dan -herhalde Abdullah ibn-i Amr ibn-iül-Âs radıyallahu anhüma olmalı-rivâyet olunduğuna göre buyurmuş ki: El-Kur'ânu ehabbu ilâllàhi mines-semâvâti vel-ardi ve men fîhinne "Kur'an-ı Kerim Allah-u Teàlâ Hazretleri'ne göklerden ve yerden ve göklerdeki, yerlerdeki bütün varlıklardan, zenginliklerden, nimetlerden, her şeyden daha sevimli ve sevgilidir.

ehabbu ilâllàh Allah’u Tealâ hazretlerine göklerden ve yerden ve bunların içinde O halde Allah'ın sevdiği, en sevimli varlık olan Kur'an-ı Kerim'e, inşaallah bundan sonra daha çok değer vereceğiz.

Biz de bu dersimizle Kur'an-ı Kerim'in açıklanmasına, tanıtılmasına, mânâsının ve ahkâmının öğretilmesine yayınlarımızda başlamış olduk. Bundan sonraki sohbetimde Kur'an-ı Kerim hakkında genel bilgiler, tanıtıcı bilgiler vermeye devam ettikten sonra, eûzü besmeleden başlayıp, Fâtihâ'dan başlayıp Kur'an-ı Kerim'in ayetlerini sonuna kadar, ömrümüz oldukça, Allah fırsat verdikçe anlatmaya devam edeceğiz.

Allah-u Teàlâ Hazretleri lütfeylesin, yardım eylesin, tevfîkini refîk eylesin. Mânâsını anlamayı nasib eylesin... Doğru ve güzel söylemeyi, açıklamayı, tefsir etmeyi nasib eylesin. Söyleyeni de, dinleyenleri de büyük sevaplara mazhar eylesin; cennetiyle, cemâliyle müşerref eylesin.

Allah hepinizden razı olsun aziz ve sevgili Akra dinleyicileri. 

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve be rekâtüh!

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
002.Kur an-ı Kerim Tefsirine Giriş
26.09.202450 dk 30 sn
003.Besmele Hakkında
03.10.202450 dk 39 sn
004.Euzü Besmele
10.10.202428 dk 36 sn
005.Fatiha (1 - 2) Hamd ve Senâ
17.10.202450 dk 54 sn
006.Fatiha (3) Allah Rahmân ve Rahîm dir
24.10.202440 dk 4 sn
007.Fatiha (4) Hesap ve Cezâ Gününün Sahibi
31.10.202445 dk 20 sn
008.Fatiha (5 - 7) Kulun Rabbinden İstedikleri
07.11.202453 dk 17 sn
009.Bakara Suresine Giriş
14.11.202431 dk 25 sn
010.Bakara (1) Hurûf-u Mukattaa
21.11.202430 dk 37 sn
011.Bakara (2) Kur an-ı Kerim Hidâyettir
28.11.202450 dk 59 sn
012.Bakara (3) Müttakîlerin Vasıfları
05.12.202448 dk 35 sn
013.Bakara (4 - 5) Ehl-i Kitaptan Müslüman Olanlar
12.12.202445 dk 56 sn
014.Bakara (6 - 7) Bile Bile Hakkı İnkâr Edenlerin Durumu
12.06.202546 dk 23 sn
015.Bakara (8 - 10) Münafıkların Halleri
19.06.202533 dk 34 sn
016.Bakara (11 - 13) Münafıkların Fesad Çıkartmaları
03.07.202550 dk 9 sn
017.Bakara (14 - 22) Münafıkların Şaşkınlıkları
10.07.202549 dk 5 sn
018.Bakara (23 - 24) Kur’an-ı Kerim’in Emsalsiz Oluşu
17.07.202557 dk 3 sn
019.Bakara (25) İman Eden ve Salih Amel İşleyenler
24.07.202539 dk 38 sn
020.Bakara (26 - 27) Kur’an-ı Kerim’deki Misaller
31.07.202556 dk 17 sn
021.Bakara (28 - 29) Allah’ı Nasıl İnkâr Edersiniz?
14.08.202546 dk 3 sn
022.Bakara (30) İnsanın Yaratılması ve Melekler
21.08.202546 dk 16 sn
023.Bakara (31 - 33) Adem As’ın Meleklerden Üstün Kılınması
28.08.202536 dk 57 sn
024.Bakara (34) Şeytanın Hz. Adem’e Secde Etmemesi
04.09.202528 dk 18 sn
025.Bakara (35 - 36) Adem As’ın Cennete Girmesi ve Çıkması
11.09.202535 dk 13 sn
026.Bakara (37 - 39) Hz. Adem’in Tevbesinin Kabul Edilmesi
25.09.202532 dk 14 sn
027.Bakara (40 - 43) Ey İsrâiloğulları
24.11.202251 dk 27 sn
028.Bakara (44 - 46) Bildiği ile Amel Etmemek
02.10.202552 dk 39 sn
029.Bakara (47 - 48) Öyle Bir Günden Sakının Ki...
09.10.202541 dk
030.Bakara (49 - 50) İsrâiloğulları’nın Firavun’un Zulmünden Kurtarılması
16.10.202549 dk 12 sn
031.Bakara (51 - 54) Tur-u Sinâ’da Mûsâ As’a Kitap Verilmesi
23.10.202558 dk 47 sn
032.Bakara (55 - 57) İsrâiloğulları’nın “Allah’ı Görmedikçe İnanmayız!” Demeleri...
30.10.202550 dk 40 sn
033.Bakara (58 - 60) İsrailoğulları’nın Bir Şehre Girmeleri
06.11.202539 dk 37 sn
034.Bakara (61) İsrailoğulları’nın Çeşitli Yiyecekler İstemeleri
13.11.202542 dk 15 sn
035.Bakara (62) İman Edenlere Mükafatlar
20.11.202555 dk 6 sn
036.Bakara (63 - 66) Allah’a Karşı Gelmekten Sakının!
27.11.202545 dk 16 sn
037.Bakara (67 - 73) İsrâiloğulları’na Bir Sığır Kesmelerinin Emredilmesi
04.12.202545 dk 2 sn
038.Bakara (74 - 77) İsrailoğulları’nın Kalplerinin Taştan Katı Olması
24.02.202348 dk 36 sn
039.Bakara (78 - 82) Tevrat’ı Değiştirenlere Veyl Olsun!
11.12.202546 dk 28 sn
040.Bakara (83) İsrâiloğulları’na Verilen Görevler
18.12.202555 dk 40 sn
041.Bakara (84 - 86) Kitabın Bir Kısmına İnanmıyor Musunuz?
01.01.202638 dk 58 sn
042.Bakara (87 - 88) Yahudilerin Peygamberlere Karşı Gelmeleri
08.01.202640 dk 48 sn
043.Bakara (89) Bekledikleri Peygamberi İnkâr Etmeleri
22.01.202638 dk
044.Bakara (90) Yahudilerin Küfrü Tercih Etmeleri
10.12.201942 dk 19 sn
045.Bakara (91 - 96) Yalnız Bize İndirilene İnanırız Demeleri
29.01.202647 dk 31 sn
046.Bakara (97 - 98) Yahudilerin Cebrâil As’a Düşmanlığı
05.02.202646 dk
047.Bakara (99 - 101) Fâsıklar İman Etmezler
12.02.202633 dk 42 sn
048.Bakara (101 - 103) Yahudilerin Şeytana ve Sihre Uymaları
15.06.202345 dk 45 sn
049.Bakara (104 - 105) Yahudilerin Müslümanlarla Alay Etmeleri
02.04.202643 dk 12 sn
050.Bakara (106 - 107) Bazı Ayetlerin Neshedilmesi
09.04.202644 dk 17 sn
051.Bakara (108) Yahudilerin Peygamber Sas’den İstekleri
16.04.202633 dk 28 sn
052.Bakara (109 - 110) Ehl-i Kitabın Müslümanları Küfre Döndermek İstemesi
23.04.202642 dk 50 sn
053.Bakara (111 - 112) Ancak Mü’minler Cennete Girecek
30.04.202632 dk 33 sn
054.Bakara (113) Yahudilerle Necran Heyetinin Tartışmaları
13.08.202049 dk 48 sn
055.Bakara (114 - 115) Mescidlerde Allah’ın Zikrine Engel Olmak
07.05.202651 dk 9 sn
056.Bakara (116 - 117) Allah’a Oğul İsnad Edenler
14.05.202646 dk 45 sn
057.Bakara (118 - 119) Bilmeyenlerin Allah Bizimle Konuşsa Demeleri
21.05.202640 dk 40 sn
058.Bakara (120 - 121) Yahudiler ve Hristiyanlar Senden Asla Memnun Olmayacaktır
04.06.202646 dk 15 sn
059.Bakara (122 - 123) İsrâiloğulları’na Verilen Nimetler
11.06.202631 dk 33 sn
060.Bakara (124) İbrâhim As’ın İmtihan Edilmesi
17.09.202054 dk 56 sn
061.Bakara (125) Kâbe’nin Şerefi
18.06.202642 dk 42 sn
062.Bakara (126) İbrâhim As’ın Mekke İçin Duası
02.07.202644 dk 40 sn
063.Bakara (127 - 128) İbrâhim As ve İsmâil As’ın Kâbe’yi Yapmaları
09.07.202637 dk 18 sn
064.Bakara (129) Yâ Rabbi, Onlara İçlerinden Bir Peygamber Gönder!
16.07.202646 dk 57 sn
065.Bakara (130 - 132) İbrâhim As’ın Dininden Yüz Çevirenler
23.07.202654 dk 35 sn
066 Bakara (133 - 134) Ya’kub As’ın Oğullarına Vasiyeti
30.07.202635 dk 11 sn
067.Bakara (135) İbrâhim As’ın Dinine Gelin!
06.08.202639 dk 46 sn
068.Bakara (136 - 138) İslâm Bütün İnsanları Kucaklar
07.12.202333 dk 6 sn
069.Bakara (139 - 141) Doğru Yol Rasûlüllah’ın Yolu
13.08.202624 dk 36 sn
070.Bakara (142) Allah Dilediğine Hidayet Eder
20.08.202637 dk 28 sn
071.Bakara (143) Ümmet-i Muhammed’in Şerefi
28.12.202349 dk 58 sn
072.Bakara (144 - 147) Kıblenin Kâbe’ye Çevrilmesi
27.08.202637 dk 42 sn
073.Bakara (148 - 150) Yüzünüzü Mescid-i Haram’a Çevirin!
03.09.202632 dk 40 sn
074.Bakara (151 - 152) Beni Zikredin, Ben de Sizi Zikredeyim!
10.09.202640 dk 37 sn
075.Bakara (153 - 154) Sabır ve Namazla Allah’tan Yardım İsteyin!
17.09.202631 dk 57 sn
076.Bakara (155 - 157) Belâlara Sabretmenin Karşılığı
24.09.202647 dk 46 sn
077.Bakara (158) Safâ ile Merve
01.10.202646 dk 45 sn
078.Bakara (159 - 162) Hakkı Söylememek, Susmak
08.10.202650 dk 6 sn
079.Bakara (163 - 164) Allah’ın Varlığı ve Birliği
15.10.202647 dk 48 sn
080.Bakara (165 - 167) Mü’minlerin Allah Sevgisi
22.10.202645 dk 51 sn
081.Bakara (168 - 171) Şeytanın Peşinden Gitmeyin
29.10.202651 dk 56 sn
082.Bakara (172 - 173) Helâl ve Haram Rızıklar
25.04.202439 dk 50 sn
083.Bakara (174 - 176) Ayetleri Saklayanların Cezası
18.03.202127 dk 25 sn
084.Bakara (177) Asıl İyilik
01.04.202161 dk 39 sn
085.Bakara (178 - 179) Kim Haddi Aşarsa...
16.05.202429 dk
086.Bakara (180 - 182) Vasiyet Etmek
16.05.202437 dk 13 sn
087.Bakara (183 - 184) Orucun Farz Kılınması
23.05.202440 dk 15 sn
088.Bakara (185) Ramazan Orucu
08.04.202150 dk 11 sn
089.Bakara (186) Allah-u Teàlâ Duaları Kabul Eder
20.06.202455 dk 12 sn
090.Bakara (187) Oruçla İlgili Hükümler
27.06.202466 dk 50 sn
091.Bakara (188) Haksızlıkla Başkasının Malını Yemeyin!
04.07.202444 dk 3 sn
092.Bakara (189) Ay’ın Durumları
11.07.202433 dk 41 sn
093.Bakara (190 - 192) Allah Aşırılığa Sapanları Sevmez
03.06.202150 dk 37 sn
094.Bakara (193 - 195) Kendi Ellerinizle Kendinizi Tehlikeye Atmayın
10.12.201955 dk 44 sn
095.Bakara (196) Haccı ve Umreyi Tamamlayın!
06.06.202457 dk 48 sn
096.Bakara (197) Haccın İncelikleri
13.06.202439 dk 8 sn
097.Bakara (198 - 199) Hacda Ticaret ve Zikir
10.12.201944 dk 22 sn
098.Bakara (200 - 202) Dünyada da, Ahirette de İyilik
18.07.202443 dk 23 sn
099.Bakara (204 - 207) Münafıkları İyi Tanıyın!
25.07.202448 dk 21 sn
100.Bakara (208 - 210) Topluca İslâm’a Girin!
01.08.202441 dk 50 sn
101.Bakara (210 - 212) Dünya Hayatı ve Kâfirler
08.08.202445 dk 19 sn
102.Bakara (213) Ümmet-i Muhammed ve Diğer Ümmetler
15.08.202454 dk 4 sn
103.Bakara (214) Belâlar ve Allah’ın Yardımı
22.08.202440 dk 19 sn
104.Bakara (215 - 216) Allah Yolunda Harcamak
29.08.202442 dk 1 sn
105.Bakara (217 - 218) Fitne Katilden Daha Kötüdür
07.07.202233 dk 53 sn
106.Bakara (219-220) İçki ve Kumar
05.09.202432 dk 11 sn
107.Bakara (221) Müşriklerle Evlenmeyin!
12.09.202438 dk 28 sn
108.Bakara (222 - 223)
10.12.201947 dk 5 sn
Ali İmran (92) Furkan (74) İnfak, Gıpta Edilecek Kimseler, Sadaka Vermek
29.05.202514 dk 54 sn
Ali İmran 98 - 101 - Hristiyanların Allahın Ayetlerine Tutumları
01.05.202528 dk 30 sn
Bakara (104) Rahman (1- 4) Kuranı Öğrenmek, Kıymet Bilmek
10.04.202519 dk 2 sn
Bakara (146) Hicr (2 -3) Doğru İnancın Önemi
24.04.202519 dk 44 sn
Hac (73 - 76) Mü’minun (14) İnsanın Yaratılışı Süreci
22.05.202537 dk 38 sn
İnsan (1 - 31) Dünya Sevgisi
15.05.202525 dk 40 sn
Rahman (5 -13) Her Şeyin Dengeli Olması ve Her Varlığın Secde Etmesi
17.04.202525 dk 25 sn
Tekvir (1-14) Kıyamet Günü Alametleri, Mahşer Anı, Pişmanlıklar
05.02.202531 dk 11 sn
AKRA