İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

26.02.1999 - Allahın Sevdiği Davranışlar, Namazı Kabul Olanlar, Kulluğu Güzel Yapmak

26.02.1999 - Allahın Sevdiği Davranışlar, Namazı Kabul Olanlar, Kulluğu Güzel Yapmak
Cuma Sohbetleri

26.02.1999 - Allahın Sevdiği Davranışlar, Namazı Kabul Olanlar, Kulluğu Güzel Yapmak

02.12.2019
55 dk 31 sn

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

Aziz ve sevgili Akradyo dinleyicileri,

Hepinize sevgilerimi, hürmetlerimi, içten dualarımı, temennilerimi arz ederim. Allahu Teâlâ hazretleri dünyanın ve âhiretin her türlü hayırlarına cümlenizi nâil eylesin.

Râmûzü’l-ehâdîs isimli hadis kitabımızın, hocalarımızın hocalarının yazmış olduğu ve daima camimizde, camiamızda okunagelen, bittikçe hatmedildikçe yeniden başına geçilen hadis kitabı.

“Hadislere göre yaşayalım, Peygamber Efendimiz’in sünnetine uyalım; Peygamber Efendimiz’in yolunda yürüyelim.” diye böyle âdet olmuş. Ben de size oradan, 517. sayfadan, hadîs-i şerîfler okumak istiyorum.

Bugün okuyacağım hadîs-i şerîflerin birisi Hz. Ali radıyallahu anh Efendimiz’den rivayet edilmiş.

Allahu Teâlâ hazretlerinin şöyle buyurduğunu Peygamber Efendimiz hadîs-i şerîfinde ifade buyurmuş. Hadîs-i kudsî. Peygamber Efendimiz’den duyduğunu da Hz. Ali Efendimiz bize nakletmiş. Ne kadar güzel, mübarek bir durum. Hadîs-i şerîfin mübarek metni şöyle:

يَقُولُ اللهُ تَعَالَى: «إِنَّمَا أَتَقَبَّلُ الصَّلَاةَ مِمَّنْ تَوَاضَعَ لِعَظَمَتِي، وَلَمْ يَتَكَبَّرْ عَلَى خَلْقِي، وَقَطَعَ نَهَارَهُ بِذِكْرِي، وَلَمْ يَبِتْ مُصِرًّا عَلَى خَطِيئَةٍ. يُطْعِمُ الْجَايِعَ، وَيُؤْوِي الْغَرِيبَ، وَيَرْحَمُ الصَّغِيرَ، وَيُوَقِّرُ الْكَبِيرَ. فَذٰلِكَ الَّذِي يَسْأَلُنِي فَأُعْطِيهِ، وَيَدْعُونِي فَأَسْتَجِيبُ لَهُ، وَيَتَضَرَّعُ إِلَيَّ فَأَرْحَمُهُ. فَمَثَلُهُ عِنْدِي كَمَثَلِ الْفِرْدَوْسِ فِي الْجِنَانِ، لَا تَتَسَنَّى ثِمَارُهَا، وَلَا يَتَغَيَّرُ حَالُهَا.

Yekûlu’llâhu teâlâ innemâ etekabbelü’s-salâte mimmen tevâdaa li-azametî ve lem yetekebber alâ halkî ve kataa nehârehû bi-zikrî ve lem yebit musirran alâ hatîetin yutimü’l-câyia ve yü’vi’l-ğarîbe ve yerhamü’s-sağîre ve yüvakkırü’l-kebîre fe-zâlike’llezî yes’elünî fe-u’tîhi ve yed’ûnî fe-estecibu lehû ve yetedarrau ileyye fe-erhamühû fe-meselühû indî ke-meseli’l-firdevsi fi’l-cinâni lâ yetesennâ simârühâ ve lâ yeteğayyeru hâlühâ.

Sadaka Resûlullah ve nataka habîbullâh.

Hadîs-i kudsî. Allahu Teâlâ hazretlerinin bu izahını yapacağım konuları buyurduğunu, Peygamber Efendimiz naklediyor. Mânasını kelime kelime açıklayalım. İzahını dilimizin döndüğü, aklımızın erdiğince yapmaya çalışalım:

Yekûlu’llâhu Teâlâ.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

“Allahu Teâlâ hazretleri şöyle buyurur, şöyle der.”

Teâlâ ne demek?

“Yüce olan” mânasına, mâzî sîgası; teâlâ yeteâlâ teâlî fiilinden. Ama sıfat olarak kullanılıyor. Böyle bu şekilde Allah lafza-i celâlinin arkasından gelen, mâzî sîgası şeklinde olup da sıfat olarak kullanılan pek çok kelime var, hatırlayacaksınız:

Mesela Allahu Teâla, Allahu azze ve celle, Allahu celle ve alâ, Allahu Tebâreke ve Teâlâ gibi... Bu da teâlâ, “ulu” mastarından, “yüce olmak” mastarından tefâul bâbı...

“Yüce olan Allahu Teâlâ hazretleri, her yönden yücelerin yücesi olan Allahu Teâlâ hazretleri.” demek.

Dede Korkut hikâyelerinden bir ifadeyi, çocukluğumuzdan, okullardan hatırımda kalmıştır; çok severim:

Yücelerden yücesin,

Kimse bilmez nicesin!

diyor.

Hitabını “Ulu Tanrım!” diye yapıyor. Tabi “Kimse bilmez nicesin!” sözünde biraz genelleme var. Çünkü Allahu Teâlâ hazretleri kendisini sevgili kullarına bildirmiş.

Yekûlu’llâhu teâlâ. “Yüce olan, yüksek olan, ulu olan Allahu Teâlâ hazretleri buyurur ki.” diyor Peygamber Efendimiz.

Ne buyururmuş? Rabbimiz’in ifadesi nasıl?

İnnemâ etekabbelü’s-salâte mimmen tevâdaa li-azametî ve lem yetekebber alâ halkî. “Ben namazı ancak şu vasıflara sahip olan kullarımdan kabul ederim, onların namazını kabul ederim.”

O vasıfları da aşağı doğru sıralıyor. Namazını kabul ettiği o vasıflara sahip kulun ne kadar güzel bir kul olduğunu, siz de hadis iyice tamamlandığı zaman anlamış olacaksınız. Zaten Arapça bilen kardeşlerim, metnini okuduğum zaman anladılar.

Şimdi biz namaz kılıyoruz, namaz kılmakla emrolunduk. Allahu Teâlâ hazretleri namazı dosdoğru kılmayı biz müslümanlara emretmiş. Namaz dinin direğidir. Âhirette insanların ilk sorgusu namazdan olacaktır. Namazı kılmamız lazım. Çünkü namaz mü’minin miracıdır, çok şerefli bir ibadettir, çok güzel bir ibadettir.

Peygamber Efendimiz;

قُرَّةُ عَيْنِي فِي الصَّلَاةِ

Kurretü aynî fi’s-salâh buyurmuş:

“Gözümün şenliği, serinliği namazda.”

“Namaz kılınca gözüm şenleniyor, serinleniyor, hoşlaşıyor.” demek istiyor.

Şimdi bu namaz kılınıyor, kıldık ama Allah kimin namazını kabul ediyor, kiminkini kabul etmiyor? Bazılarını kabul etmiyor. Bazılarının haccını kabul etmiyor, bazılarının zekâtını kabul etmiyor, bazılarının duasını kabul etmiyor. Bunların ne sebeplerle kabul olunmadığını kulların iyi öğrenmesi lazım. Öğrenmezse yapar yapar, boşa dönen tekerlek gibi, yerinde sayan insan gibi bir ilerleme olmaz, bir fayda olmaz. Âhirette de tabi çok pişman ve perişan olur.

Onun için ibadetlerin kabul olma sebeplerini ve kabul olmama sebeplerini bilmek lazım!

“Şunları şunları yapmazsa insanın ibadeti makbul olmaz, şunları şunları yaparsa, şu şu güzel vasıflara sahip olursa o zaman namazını, niyazını, ibadetini Allah kabul eder.” diye biz bu hususları çeşitli kitaplarımızda, konuşmalarımızda, önemli bir konu olduğu için, “mühim konular” diye kardeşlerimize ihtar ettik. O kitaplardan okunmasını rica ederim.

Namazı kabul olmayan insanlar...

Mesela bir kere abdestsiz namaz kabul olmaz. Abdest, namazın şartı.

Sonra?

اِنَّمَا يَتَقَبَّلُ اللّٰهُ مِنَ الْمُتَّق۪ينَ

İnnemâ yetekabbelu’llâhu mine’l-müttakîn. “Müttakî olmayanın ibadeti kabul olmaz, müttakî olanınki kabul olur.”

Haramla olan hayrın, ibadetin kabul olmadığı kesin. Helal ile olursa, helâl yoldan olursa kabul olur vesaire...

İnnemâ etekabbelü’s-salâte. “Ancak şu kulların namazını kabul ederim, şu kullardan kılınmış olan namazları kabul buyururum. diyor.

İnnemâ’ya Arapçada edât-ı tahsîs derler.

Tahsis ne demek?

“Bir şeyi özel bir kısım olarak ayırmak, bir sınırla sınırlandırmak, birtakım hudutlarla kısıtlamak” mânasına geliyor.

İnnemâ etekabbelü’s-salâte mimmen tevâdaa li-azametî. “Ben namazı ancak benim azametim karşısında haddini bilip, tevâzuunu, alçak gönüllülüğünü idrak edip, tevâzu gösterenden kabul ederim. Ancak onlardan kabul ederim. Başkasından kabul etmem.” Ve lem yetekebber alâ halkî. “Benim yaratıklarıma, öteki insanlara, mahlûklara tekebbür etmeyenden kabul ederim. Tekebbür edenden kabul etmem.”

Kibirli, burnu büyük, kendini beğenmiş, yanına yanaşılmıyor. Böyle kimselerden, şirret olandan kabul etmez. Mütevazı olandan kabul eder.

“Ancak ondan kabul ederim, ötekilerden kabul etmem.”

Birçok insan namaz kılıyor, kılmıyor. Zaten birçok insan mü’min değil, imanı anlayamamış. Dünyada pek çok insan doğru inanca sahip değil, maalesef. Zaten Kur’ân-ı Kerîm’de de bu ifade ediliyor:

وَمَٓا اَكْثَرُ النَّاسِ وَلَوْ حَرَصْتَ بِمُؤْمِن۪ينَ

Ve mâ ekserü’n-nâse velev haraste bi-mü’minîn.

“Sen ne kadar heves etsen, çalışsan, ter döksen, gayret etsen, uğraşsan da hırsla, iştiyakla çalışsan da ey Resûlüm, insanların pek çoğu bu gerçekleri anlayıp da doğru yola gelecek durumda değil." diye zaten ekseriyetin aklının havalarda olduğunu, başında olmadığını, gerçekleri göremediğini, yalan yanlış şeylere saptığını, yalan yanlış yollarda “din” diye kendisini oyaladığını zaten biliyoruz. Zaten Kur’ân-ı Kerîm söylüyor.

Şimdi taşa tapmanın bir anlamı var mı? Taşın karşısına geçip de ondan medet ummanın, ona tapınmanın bir anlamı var mı? Putun karşısında, taşın karşısında olur mu?

İnsanların çoğu böyle: Hayvanlara tapıyor, taşlara tapıyor, yaratıklara tapıyor. Âciz, nâçiz, güçsüz, kuvvetsiz, idraksiz, iradesiz, kendisine cevap veremeyen, kıpırdayamayan varlıklara, yaratıklara, âciz şeylere –“tanrı” diye farz etmiş, zannetmiş, yanılmış- tapıyor.

Dünyada istatistik yapsanız, sayım yapsanız, maalesef insanların çoğu zaten yanlış. Allah'ın varlığını birliğini anlayan, yeri göğü yaratan Allah’a kulluk eden insanlar zaten az. O imana sahip insanlar az. Onların içinde de ibadet yapanlar az.

Çoğu da diyor ki;

“Efendim, işte hocam, seni çok seviyorum. Allah razı olsun, seni çok seviyorum, sen doğru yapıyorsun; tamam. Sözü doğru söylüyorsun, haklısın; tamam. Nasihatin de yerli yerinde, ama işte kusurluyuz. Kusurumu da biliyorum, namazı kılamıyorum, ibadeti yapamıyorum.”

Sen bu dünyaya imtihan için geldin, niye yapamıyorsun? Yapmazsan mahvolursun, âhirette zarar görürsün. Ne kadar zarar göreceğini hadîs-i şerîflerde, âyet-i kerîmelerde okusan tüylerin diken diken olur.

Niye bunu böyle basit mesele gibi; “İşte kusura bakma, yapamıyorum!” diyorsun?

Ben niye kusura bakayım? Ben affetsem ne olacak? Ben kızsam ne olacak, bağışlasam ne olacak? Mühim olan insanın âhirette cehenneme düşmekten kurtulması, cennete girmesi, Allah’ın rızasını kazanıp ebedî saadete ermesidir.

Ebedî saadete eremedikten sonra ben o kafaya kafa mı derim, o akla akıl mı derim, o yola yol mu derim? Sonu hüsran olduktan sonra o hayata hayat mı derim?

Demek ki tercihini güzel yapamamış.

Elektrik çarpar gibi çarpar. Nasıl elektrik hatayı affetmezse bu durum da affetmez.

“Elektrik hatayı affetmez.” ne demek?

“Ben seninle tanışığım, ahbâbım, sen benim evimde uzun zamandan beri tel olarak bulunuyorsun. Ben sana, şöyle çıplak tele bir dokunayım. Sende elektirik var ama biz seninle ahbap olduk.” desen, elektrik ahbaplık filan tanımaz.

Çıplak elektrik telini, elektrik varken elinle tuttun mu elektrik çarpar.

Neden?

Kanun böyle, elektiriğin kanunu, işi bu. Ateş yakar, elektrik çarpar. Bu işin şakası yok.

Bu ibadetin de şakası yoktur. Allah’a kulluğun laubaliliğe tahammülü yoktur. Allah’a ibadet ciddî bir iştir, önemli bir iştir, hayatın en mühim işidir.

“Aman hocam, benim bir sürü işim var!”

Senin işlerinin hepsi oyalama. Şimdi eğer fırsat olursa başka hadîs-i şerîf okuduğum zaman göreceksin. Şeytan karşına oyalayıcı şeyler çıkarıyor, seni aldatıyor. “Asıl ibadete, asıl vazifene uyanıp da gidip başlamayasın.” diye aldatmak için yapıyor.

Halbuki senin bu dünyada asıl vazifen Allah’ı bilip, Allah'a kulluk edip, Allah’a itaat edip, Allah’ın emrini tutup, Allah’ın buyurduğu şeyleri yapıp, yasakladığından kaçıp, hayat imtihanını başarmak...

Önemsemiyor; “Hocam, kusuruma bakma!” diyor.

E ben kusura bakarım doğrusu.

Neden bakarım?

Çünkü Rabbim kılınmasını emretmiş, kılınmadığı zaman kusur olur. Kusur olduğu zaman da Allah’ın sevmediği bir şeyi ben hoş göremem. Seneler önce kızı için bana birisi geldi; müfettiş, Millî Eğitim Bakanlığı’nda.

“Kızım sizin kitaplarınızı okuyor, çok saygı duyuyor, seviyor. Söyleyin başını açsın, okuldan atacaklar. Çünkü ben söylüyorum, dinlemiyor.” diyor.

Ben dedim ki;

“Beyefendi!”

Çünkü Millî Eğitim’de müfettiş, güzel giyinmiş, kravatlı, çok zarif bir kimse, görgülü, bilgili bir kimse:

“Beyefendi, başörtü emrini ben koymadım ki ben kaldırayım! Başın örtülmesi emri, Kur’ân-ı Kerîm’de, şeriatimizin, dinimizin hükmü. Onun için dünyanın hangi İslâm ülkesine gidersen orada kadınlar kapalıdır, başları örtülüdür.”

“E müslüman olduğu halde başını açan yok mu?”

O ayrı. İnsanların müslüman olduğu halde İslâm’a uyamamaları bir dert, bir hastalık. Onlar ölçü olmaz.

Bâtıl makîsun aleyh olmaz; yanlış olan iş, yapılması için örnek olarak ileri sürülemez. Yanlıştır çünkü. Doğru olan şey örnek olarak gösterilebilir. Bâtıl, ona kıyas edilmez; ona dayanılarak hüküm çıkarılan bir kaynak olamaz.

“Allah'ın emri, tutacaksınız. Ben ‘kaldır’ desem yalan söylemiş, yanlış söylemiş, haddimi aşmış olurum. Benim buna hakkım yok. Sen kızının dindar olmasından memnun musun, değil misin?” dedim.

“Memnunum.”

“Baş örtmesi suç mu, değil mi?”

“Değil.”

“O halde sen müfettiş olarak kızının hakkını savun.” dedim.

Namaz kılmıyor. “Kusura bakma hocam, kabahatimizi de biliyoruz.” diyor.

Tamam, kişi kusurunu bilmek gibi irfan olmaz. Güzel, tamam. Kusur bilmek bir meziyettir. Kusurunu anlamamak çok daha fena bir şey. Kusur olduğunu bilmeden, “kusur değil” diyerek yanlış yolda yürümek daha fena. Tamam, kusurunu biliyorsun, ama o da seni teselli etmesin. Kusur olduğunu biliyorsan, yanlış bir işi yapıyorsan, bile bile ateşle oynuyorsun! Sonra cezasını çekersin. Çok büyük cezası var.

Onun için bu hadîs-i şerîfi anlattığım duygularla takip etmek lazım:

“Ben ancak şunların namazını kabul ederim; herkesin namazını kabul etmem!” buyuruyor, Rabbimiz. Peygamber Efendimiz bize nakletmiş:

İnnemâ etekabbelü’s-salâte mimmen tevâdaa li-azametî. “Benim karşımda, benim ululuğum, azametim, izzetim, celâlim karşısında haddini bilip, mütevazı davranan, boynu bükük davranan kulun namazını kabul ederim.” Ve lem yetekebber alâ halkî. “Benim mahlûkâtıma tepeden bakıp, kibirlenip, burun kaldırıp, kendini beğenip, tekebbür edenlerden değil.”

“Tekebbür etmeyen, benim azametim karşısında tevazuunu takınan kulun namazını kabul ederim.”

Tamam. Bir, Allah'ın huzurunda mütevazı olacağız. Mütekebbir olmayacağız. Kullara tepeden bakıp da hor görmeyeceğiz. Çünkü senin hor gördüğün insan, Allah’ın sevgili kulu olabilir. Senin hayran kaldığın insan da Allah’ın düşmanı, sevmediği insan olabilir.

Sen ilâhî ölçülere göre bak. Çünkü senin beğendiğin insan aslında çok çok kusurlar işliyor da sen ona rağmen seviyorsun, beğeniyorsun. Beğenmediğin insan da bütün gayretiyle Allah’a güzel kulluk yapmaya çalışıyor, güzel şeyler yapıyor da sen onları küçümsüyorsun. Bir şeyine kızmışsın, o adamı sevmiyorsun. Olmaz öyle! Kişisel, hissî, indi, tarafgirâne duygularla gerçekler bulunmaz.

Namazının kabul olmasını isteyen bir insan, haddini bilecek, mütevazı olacak, mütekebbir olmayacak...

Sonra şartları devam ediyor, namazı kabul olunan insanların sıfatları devam ediyor; namazın kabul olma şartı, iyi kulun sıfatları...

Ve kataa nehârehû bi-zikrî. “Gündüzünü, gününü benim zikrim ile geçiren, beni zikrederek geçiren."

Zikrî demek, - buna mastar mef’ûlüne muzaf derler- “beni zikrederek, benim zikrimle” demek.

Ne demek beni zikrederek geçiren, gündüzünü beni zikrederek geçiren?

Niye “gündüzünü beni zikrederek geçiren” buyurmuş olabilir Rabbimiz? Düşünelim...

Çünkü gündüz faaliyet zamanıdır. Gece herkes istirahat ediyor. Herkes kendi başına zikreder ya da uyur. Uyumak da vücudun bir ihtiyacıdır, uyumaya da ruhsat vardır. Teheccüde kalkmak, sabah namazına kalkmak şartıyla yatsı namazını kıldıktan sonra uyunabilir. Asıl olan, gündüz insanların arasındayken Allah’ı zikretmek.

Allah’ı zikretmek ne demek? Zikir ne demek?

Zikir, “hatırlamak” demek.

Bunun zıddı ne?

Zıddını söylersek daha kelimeyi iyi anlarız. Zikr’in zıddı nisyan’dır. Nisyan, “unutmak” demek. Nesiye “unuttu” zekere, “hatırladı” demek.

Allah’ı zikretmek, “Allah’ı hatırlamak” demektir. İnsan gündüz Allah’ı hatırlayacak.

Ne zaman hatırlayacak?

Ticaretinde hatırlayacak, yolda yürürken hatırlayacak, yemek yerken hatırlayacak. Alırken, verirken, konuşurken hatırlayacak:

“Allah beni görüyor, Allah her yerde hâzır ve nâzır; aman kusur işlemeyeyim!” vesaire... Allah’ın huzurunda olduğunu bilerek, o idrak ile yaşayacak, gündüz faaliyetlerini öyle geçirecek.

Hadîs-i şerîfler var. Millet zikri, sadece tesbih elinde “Allah, Allah” demek sanıyor. Bir de televizyonlarda şimdi, zikredenleri kötü göstermek için eğilip, kalkıp, saçı bir arkaya, bir öne giden insanları, kendinden geçmiş insanları sahneliyorlar. Milletin de zikirden ödü patlıyor.

Evet, o da “Allah Allah” demek de bir çeşit zikir, ama asıl zikir o değil. O tezekkür; bir gayretle zikre ulaşmak için yapılan çalışma. Onun sonucunda eğer insanın aklı başına gelir, insanın gönlü yörüngesine oturur da Allah’ın kendisini gördüğü idrakine kavuşur, her işi; “Allah’ın huzurundayım, Allah beni görüyor.” diye yaparsa asıl zikir odur.

الذكر بالتذكر

ez-Zikrü bi’t-tezekküri.

Öteki zikir yavaş yavaş aşkullah, muhabbetullah hâsıl eder de insan sonunda o hâle gelir. İhsân makamına çıkar, Allah’ın kendisini gördüğünü bilir. Sözünü ona göre söyler, işini ona göre yapar. Allah’tan korkar:

“Allah görüyor, ben bunu yapamam. Kimse olmasa bile yapamam. Polis olmasa bile yapmam bu suçu. Cümle cihan halkı istese de yapmam. ‘Allah’ın istemediğini insanlar istiyor.’ diye yapmam!" der.

Evet, demek ki gündüz Allah’ı zikretmek önemli. Hadîs-i şerîflerde geçiyor:

“Bir insan günah işliyorsa elinde tesbih, dilinde zikir olsa da o Allah’ı zikretmiyor demektir.” diyor, Peygamber Efendimiz.

İtaat ediyorsa, Allah’ın emrini tutuyorsa, isyan etmiyorsa, günah işlemiyorsa, Allah’ı zikrediyor demektir. Elinde tesbihi az olsa bile. Çünkü aslolan o idrake ulaşıp o idrake göre yaşamaktır.

Onun için; “gündüzünü beni zikretmekle geçiren denmiş olabilir.

Gece kişisel yaşam, gündüz toplumsal yaşam var. Toplumsal yaşamda Allah’ı bilecek, Allah’ı unutmayacak. Her işini Allah hatırında olarak yapacak. Allah için konuşacak, Allah için sevecek, Allah için hakkı savunacak, Allah için gayret edecek. Verecek, alacak, sevecek, kızacak, konuşacak, susacak... Hepsi Allah için olacak. O Allah’ı hatırlamakla olur.

Hatırlamayan paldır küldür yaşar. Bir de bakar, akşam oluvermiş ya! Hah hah ha, hih hih hi... Oynarken, eğlenirken akşam oluvermiş.

Gündüz maç seyrederken akşam olur, televizyon seyrederken akşam olur. Kahvede otururken akşam olur, oyun oynarken akşam olur. Gafilce bir vakit geçirme...

Namazı kabul olunan insan; Allah’ın azameti karşısında haddini bilip tevazuunu takınan, Allah’ın kullarına karşı tekebbür etmeyen, mütekebbir davranmayan, mütekebbirâne davranmayan, gündüzünü Allah’ı anarak geçiren kimsedir.

Buna ne derler?

Gündüz faaliyetteyken, işine giderken, Allah’ı zikrederek geçirmek; Süleymaniye camiine sabahleyin girip de yatsıda çıkmak, hiç dışarıya çıkmamak, hep içeride Kur’an okumak, tesbih çekmek mi demek?

Hayır! “Halkın içinde, işin içinde, yaşamın içinde, çalışmanın içinde Cenâb-ı Hakk’ı unutmamak.” demek.

Buna bizim Nakşî tarikatinde halvet der encümen derler:

Toplulukta hâli; halvette, tenhadaymış gibi, Allah’ı halvethânede zikrediyormuş gibi olabilmek.

“Eli kârda, gönlü yârda” derler. “Eli iş yapıyor; ama gönlü Allah ile. Yar olan, dost olan, sevgili olan Mevlâ ile olmak” derler.

Daha başka tabirleri vardır. “Eli işte, gönlü bilişte” derler. Biliş, “ma’rûf ve mâlum olan Mevlâ” mânasına, “dostta” demek.

“Gündüzünü zikrimle geçiren.” Bu namazı kabul olacak insanların bir sıfatı da bu.

Ve lem yebit musırran alâ hatîetin.  “Bir günaha ısrarla devam eder bir vaziyette gecelemeyen.”

Bazıları gündüz külahlı, gece silahlı oluyor. “Gece oldu mu hiç kimse görmüyor; tenha, evinde veya karanlıkta” diye günahlı işler yapabiliyor. Gündüz çekiniyor: “Hele bir akşam olsun, akşam karanlığı bir bastırsın, o zaman ben şu karanlıktan istifade ederek şöyle yapayım, böyle yapayım.” diye işte geceleyin neler olduğunu hikâyelerde, masallarda, romanlarda, gazetelerde vesairede görüyorsunuz.

“Geceleyin hatada ısrar etmeyen.”

Evet, hatasız kul olmaz.

Neden?

Şeytan kandırır, nefis mağlup eder. İnsanı pes ettirir, tuşa getirir, hatayı yaptırır. Kul hata yapmamalı, hata yapması fena, ama hata yapar. Hata yapınca hemen ve etbii’s-seyyiete’l-heseneh arkasından bir iyilik yapıp onu sildirmek lazım. Bir de hemen tevbe etmek lazım:

“Eyvah yâ Rabbi! Ben yine hata işledim, yine yanlış oldu, yine kendimi bilemedim, tutamadım, affet yâ Rabbi!” diye hemen hatadan vazgeçmek lazım. Hatada ısrar etmek, hatada devam etmek, ısrarlı, devamlı o işi yapmak...

“Canım işte dün söyledin ya!”

“Dün söyledim, bugün niye yapıyorsun yine? Her gün yapıyorsun. Söylediğim halde, hata olduğunu bildiğin halde, aynı şeyi yapıyorsun!”

“Hocam, işte biliyoruz ki bu sigara zararlı.”

Millet sigaranın zararlı olduğunu biliyor, yine de içiyor. Burada reklamlarda; “Sigara yavaş yavaş öldürür.” diye yazıyor. O öldüren şeyi, insanın hayatına kast eden şeyi para verip alıyor, içiyor. Mesela bunun gibi. Hatalı olduğunu biliyor. Hatta doktor ameliyattan çıkıyor, hemşire hanıma;

“Şuradan bir sigara yak, ağzıma tutuver!” diyor.

Elinde daha ameliyat eldivenleri var, sigara içiyor. Fosur fosur, püfür püfür sigara içen içene... Birisini söndürüyor, öbürünü yakıyor, derin derin çekiyor. İçerisi kararıyor, katran doluyor, zift, zifir doluyor.

Ben konuşunca; “Bizim sigaramıza karışma!” diyorlar. Biliyorum; tıbbî yönünü, zararını bilimsel yönden biliyorum, doktorların kanaatlerini biliyorum. Söyleyince de; “Efendim, işte şudur, budur...” diye, itiraz ediyorlar. Hatada ısrar doğru değil. Bir şeyin hata olduğunu anlayınca tevbe edip onu bırakmak lazım!

Hatada ısrar, küçük günah bile olsa işi büyütür, cezayı arttırır. Dünyevî işlerde de öyledir. Adam bir suç işlerse bir ceza verilir; ısrar ederse ceza arttırılır; bir daha yaparsa daha arttırılır. Kanunlarda da böyledir.

“Günahta ısrar etmeyen, gündüzünü benim zikrimle geçiren, benim yaratıklarıma kibirlenmeyen, tepeden bakmayan, benim azametim karşısında tevazuunu takınan...” diye güzel güzel sıfatlar devam ediyor.

Bunlara sahip olmaya çalışacağız. Hatada ısrar etmemek de amaçlarımızdan birisi olmalı. Gündüz de Allah’ı unutmayacağız; dükkânda, ticarette, memuriyette, siyasette, hiçbir yerde unutmayacağız. Allah’ı hatırlayarak yaşayacağız.

Yut’imü’l-câia. Kelimenin üstünde vakfedersek; “Açı doyurur.”

Namazını kabul ettiğim insanların bir vasfı da nedir?

Aç bir insan gördü mü doyurur.

“Buyur, Allah ne verdiyse bizim evde çorbayı beraber içelim, gel kardeşim!” der, eve götürür.

Mehmed Zahid Kotku Hocamız rahmetullahi aleyh’in kendisinden icâzet ve hilafet aldığı Tekirdağlı Mustafa Feyzi Efendi hazretlerinin kardeşi, Tekirdağ müftüsüymüş. Tekirdağ Müftüsü imiş, ama o da evliyâullahtan... Hocamızın hocası da evliyâullahtan.

Mübarek, hiç yalnız yemek yemezmiş. Evinin misafir odasının dışarıya açılan kapısı varmış, bir de evin iç tarafına açılan kapısı varmış. Misafir hemen doğrudan doğruya misafir odasına gelirmiş. Sofrada, yemek vaktinde misafir olmadığı zaman kalkar; han odalarından yolcu, işçi, amele kimi bulursa onları alır, sofrasına getirir, doyururmuş.

Bak burada da ne diyor?

Yut’imü’l-câi': Câi', cû' mastarından “acıkmak” demek. Cim, vav, ayn, cû' masdarından ism-i fâil, câi', “acıkan” demek.

“Acıkmış insanı doyurur.”

Ve yü’vi’l-ğarîb. Âvâ, yü’vî, me’vâ, “veren, barındıran” demek. Me’vâ da “barınak” mânasına geliyor. “Sığındıran, evine alan, iskân eden, garip insanı evine alıp misafir eden” demek.

Garîb ne demek?

“Diyâr-ı gurbette olan, kendi yurdunda olmayan” demek. İnsan diyâr-ı gurbette oldu mu hâli zor olur, garip olur. Garibin işi zor olur.

Yunus Emre nasıl anlatıyor?

Zavallı ölür; kimse neden öldüğünü bilmez. Belki açlıktan öldü.

Bir garip ölmüş diyeler. “Mahallede bir garip ölmüş, kimse tanımıyor.” Üç günden sonra duyalar. “Öldüğünü de hemen duymazlar; çünkü gelip gideni yok, tanıyanı yok. Adam ölmüş, neden sonra anlıyorlar.” Soğuk su ile yuyalar. “Başkalarının cenazesini yıkamak için su filan ısıtılır. Ama bu garip, kimsesi yok, baştan savma yaparlar, soğuk su ile yıkarlar. Şöyle garip bencileyin. “İşte ben nasıl garipsem öyle garip” diyor Yunus Emre, kendisini misal veriyor.

Diyâr-ı gurbette garibin işi zor olur; ona himaye göstermek lazım, ilgi göstermek lazım. Alıp “Gel bizim evde kal!” demek lazım, barındırmak lazım.

Eskiden oteller azdı. Bu daha da önemliydi. Şimdi adam parası oldu mu gidiyor üç yıldızlı, dört yıldızlı, beş yıldızlı otelde kalıyor, geçip gidiyor. Şimdi şartlar biraz değişti, ama yine de müslüman kardeşi, iyi insan; gariban, mazlum, mağdur, fakir bir insan oldu mu onu açıkta bırakmamak lazım.

Bazen biz bir şehre gidiyoruz, başka şehirlerden arkadaşlar, aileler, akrabalar hoş geldine geliyor. On beş, yirmi, otuz aile. Hoşuma gidiyor. Arkadaşlarımız her birini paylaşıyorlar, evlerine götürüyorlar, misafir ediyorlar.

Evinde bulunmayan insanlar da giderken; “Misafir gelirse bizim evde kalabilirler, oturabilirler.” diye anahtar vermiş oluyor, onları kullanıyorlar. İşte kardeşlik bu, Müslümanlık bu.

Garibi barındırır, meskeninde sığındırır.

Ve yerhamü’s-sagîr. “Küçüğe merhamet eder.”

Kendisinden küçük, güçsüz; ama rütbesi küçük, yaşı küçük, şusu küçük, busu küçük neyse kendisinden küçük olana merhamet eder.

Ve yüvakkırü’l-kebîr. “Kendisinden büyük olana da tevkîr ile hürmet ile saygı ile davranır, saygısını takınır.”

Tabi bu rütbe büyüklüğü bazen yaşta olur. Tabi yaşça büyüğü saymak lazım. Bazen mevkide, makamda olur; onu da saymak lazım! Bazen ilimde, irfanda olur, mânevî yönden olur; tabi onu da saymak lazım!

Bir insan veya bir toplum onları saymıyorsa bozulmuş demektir. Talebe hocayı saymıyor, derviş şeyhi takmıyor, aşağıdaki yukarıdakine kulak asmıyor, herkes birbirine karşı laubali. Tabi İslâmî ahlâk bu değil. Büyüğe, saygıdeğer kimseye saygı göstermek İslâm’ın şiârındandır. İşte bu sıfatlara sahip insan...

Bir daha sayalım. Allahu Teâlâ hazretleri buyuruyor ki;

“Benim azametim karşısında tevazuunu takınan, benim mahlûkâtıma karşı mütekebbir davranmayan, kibirli davranmayan, gündüzünü beni anarak geçiren, geceleyin günahta ısrar eder vaziyette gecelemeyen, günah işlemeyen, aç bir kimse gördü mü doyuran, gurbette bir kimse gördü mü evine alıp barındırıp sığındırıp misafir eden; küçüğe merhamet eden, büyüğe saygı ile muamele eden, hizmet eden kimsenin namazını kabul ederim ancak.”

Güzel huylara sahip böyle bir insanın namazını kabul ederim.

Fe-zâlike’llezî yes’elünî fe-u’tîhi. “Böyle bir adam, benden bir şey isterse ben hemen onun istediğini veririm.”

Bak böyle güzel huylara sahip oldu mu mükâfâtın büyüklüğünü gör! Allah duasını kabul ediyor, istediğini veriyor.

Ve yed’ûnî fe-estecîbü lehû. Ayrıca “dua etmek” kelimesi arkasından geldi: “Bana dua eder, duasına icabet ederim. Benden bir şey ister, istediği şeyi veririm.” Ve yetedarrau ileyye fe-erhamühû. “Boynunu büker; bana tazarrû, niyaz, dua, yalvarış ve yakarışta bulunur. Sızlanır, ağlar, ‘Aman yâ Rabbi!’ der; ben de ona merhamet ederim, rahmetime erdiririm.” Ke-meselühû indî. “Böyle bir kulun benim indimde, katımda misali.” Ke-meselü’l-firdevsi fi’l-cinân. “Cennetler arasında Firdevs-i Âlâ’nın şanı, şerefi, izzeti ne kadar yüksekse onun gibidir.”

Ötekiler de cennet ama Firdevs-i Âlâ en yüksek cennet. Öteki kullar da Müslüman ama böyle bir kul benim nazarımda “Firdevs cenneti” gibidir.

 Lâ tetesennâ simârühâ ve lâ yeteğayyeru hâlühâ.

Simâr, semere kelimesinin çoğulu, “meyveler” demek.

“Benim indimde meyveleri bozulmayan, hâli değişip güzel halden kötü hâle dönüşmeyen Firdevs-i Âlâ gibidir. Böyle bir kul benim için o kadar, cennet gibi kıymetlidir.” diye Peygamber Efendimiz, böyle bir kulu Allah’ın sevdiğini, böyle bir kulun namazını kabul ettiğini; istediğini verdiğini, duasını da müstecab eylediğini; yakardığı, yalvardığı zaman rahmettiğini bildiriyor.

Tabi bunlar çok güzel amaçlar, sonuçlar. Herkesin amacı böyle olmalı. Allah’ın sevdiği, duasını kabul ettiği, rahmettiği kul olmak en güzel şey. O halde bunlara sahip olalım.

Tevazu, kibirli olmamak; zikre, Allah’ı anmaya, Allah’ın kendisini gördüğünü, her yerde hâzır ve nâzır olduğunu bilip Allah’ın zikrine devam etmek; günahta ısrar etmemek, cömert olup açları doyurmak; misafirperver olup garipleri evine alıp barındırmak, sığındırmak; küçüklere sevgi ile merhametle muamele etmek; büyüklere saygıyla, izzetle, ikramla muamele etmek...

İşte böyle kulları Allah’ın sevdiğini anlıyoruz, azîz ve sevgili kardeşlerim!

Bu hadîs-i şerîfi anlatırken saatler de ilerlemiş oldu. Yalnız bir hadis daha okuyacağımı söylediğim için hiç olmazsa aynı sayfadan ikinci bir hadisi daha eklemiş olayım.

Taberânî ve Hâkim’in Müstedrek’inde Ma’kıl İbn Yesâr radıyallahu anh’in rivayet ettiğine göre Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki;

يَقُولُ رَبُّكُمْ: يَا بْنَ آدَمَ، تَفَرَّغْ لِعِبَادَتِي أَمْلَأْ صَدْرَكَ غِنًى، وَأَمْلَأْ يَدَيْكَ رِزْقًا. يَا بْنَ آدَمَ، لَا تُبَاعِدْ مِنِّي، فَأَمْلَأَ قَلْبَكَ فَقْرًا، وَأَمْلَأَ يَدَيْكَ شَغْلًا

Yekûlü rabbüküm: Ye’bne Âdem! Teferrağ li-ibâdetî emle’ kalbeke ğınâ ve emle' yedeyke rizkâ. Ye’bne Âdem! Lâ tebâad minnî fe-emle' kalbeke fakran ve emle’ yedeyke şuğlâ.

Deminki hadîs-i şerîfin izahında temas ettiğim mâna burada var. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

Yekûlü rabbüküm. “Ey müslümanlar, ey muhataplarım! Sizin Rabbiniz buyuruyor ki.”

Rabbü’l-âlemîn, Rabbü’n-nâsi külli şey’in ve melikühû; her şeyin sahibi, Rabbi olan Mevlâmız’ın böyle buyurduğunu söylüyor.

“Rab” ne demek?

“Geliştiren, besleyen, değiştiren, ribâlandıran, arttıran” mânasına geliyor.

Niye Allahu Teâlâ hazretlerine “Rab” diyoruz?

Âlemlerin Rabbi. Çünkü küçücükken büyütüyor, tohumu ağaç yapıyor. Küçücük bir hücreyi bir insân-ı kâmil yapıyor, geliştiriyor. O gelişme, o oluşum, o mükemmelleşme Allah’ın işi, Allah'ın yaratmasıyla oluyor.

“Rab” deyince artık “Ya ben ne idim, şu hâle bak, Rabbim lütfuyla, keremiyle ne hâle getirdi!” diye şükürle dolmamız lazım. Rab sözünün lezzeti çok fazladır.

Yekûlü rabbüküm. “Sizin Rabbiniz diyor ki.”

“Ey kullar! Rabbiniz’in nimetlerini hatırlayın, onun sözüne daha çok kulak verin.” mânasına böyle bir incelik var.

Ye’bne Âdem.

Yâ, nidâ edatı. İbn kelimesinin başındaki elif vasledilen, atlanan elif olduğundan, Yâ İbni Âdem denmiyor, Ye’bne Âdem deniliyor.

“Ey Ademoğlu!”

Hepimiz Hz. Âdem'in torunları olduğumuz için insanlara bazen böyle hitap ediliyor.

“Ey Ademoğlu! Rabbiniz diyor ki.”

يَقُولُ رَبُّكُمْ: يَا بْنَ آدَمَ، تَفَرَّغْ لِعِبَادَتِي أَمْلَأْ صَدْرَكَ غِنًى، وَأَمْلَأْ يَدَيْكَ رِزْقًا. يَا بْنَ آدَمَ، لَا تُبَاعِدْ مِنِّي، فَأَمْلَأَ قَلْبَكَ فَقْرًا، وَأَمْلَأَ يَدَيْكَ شَغْلًا.

Teferrağ li-ibâdetî emle’ kalbeke ğınâ ve emle’ yedeyke rızkâ. “Sen benim ibadetime yönel, sarıl, giriş, başka işlerden boşal, sıyrıl, benim ibadetime dal; o zaman ben senin gönlünü zenginlikle doldururum.”

“Sen hele benim kulluğuma bir niyet et, bana kulluğu güzel yapmaya bir giriş, öbür işlerden bir sıyrıl; fânî, mâlâyânî, boş, zararlı işlerden bir sıyrıl; o zaman ben senin gönlünü zenginlikle doldururum.”

Tabi gönlün zenginlikle dolması, çok güzel bir duygu. Bir kere gönül zengin oldu mu insan tamahkâr ve haris olmadığı zaman çok rahat eder.

Bir de zenginliklerin çok çeşitleri var:

En büyük zenginlik dindarlıktır, takvâdır, yakîndir, sıdktır. Bunlar hep gönülde olan vasıflardır. Böyle güzel vasıflar gönüle geldi mi kişinin gönlü zenginleşir; o zaman insan-ı kâmil olur.

“Sen öyle yaparsan hem kalbini zenginlikle doldururum, müstağnî olursun, kimseye eyvallah etmeyen tok gönüllü insan olursun ve elini de rızıkla doldururum.”

Şimdi bakın burada çok önemli bir nokta var. Rızkı da bol oluyor, kazancı da bol oluyor. Allah'a güzel ibadete yöneldiği zaman, insanın dünyalığı da bol oluyor. Millet burayı anlamıyor. “Dünyalığı bol kazanacağım.” diye ibadeti ihmal ediyor, yanlış iş yapıyor, eline bir şey geçmiyor. Zaten şimdi onu söyleyecek:

Ye’bne Âdem! “Ey Âdemoğlu, ey insan!” Lâ tebâad minnî. “Benden uzaklaşma!”

Allah’tan uzaklaşmak nasıl olur? Allah her yerde hâzır ve nâzır.

Kul ibadetten uzaklaşır. Allah’a kulluktan, itaatten, güzel müslüman olmaktan uzaklaşır.

“Benden uzaklaşma!”

Fe emle’ kalbeke fakrâ. “Uzaklaşma ki o zaman senin kalbini fakirlikle doldururum.”

İnsanın gönlünün fakirlikle dolması ne demek?

“Ay, hiçbir şeyim yok! Eyvah, ne yapacağım?” diye bir telaş, bir korku. Aç kalacakmış, ölecekmiş gibi bir hal, bir huzursuzluk.

Adam dur, ne oluyorsun? Milyonların var, milyarların var, şu kadar evin var, bu kadar barkın var. Daha şuradaki fakir gibi bir rahat hâlin yok! Şu hâline bak, nedir bu telaş?

İşte ibadetten uzaklaşınca bir kere iç huzuru, gönül zenginliği gidiyor; gönül fakirliği geliyor. Gönül tok olmuyor. O da çok büyük huzursuzluğa, içeride fırtınalara sebep oluyor.

Ve emle’ yedeyke şuğlâ. “Ve elini de meşguliyetle doldururum!”

İşleri bitiremezsin; o işten bu işe, o işten bu işe koşar durursun.

Neden?

O bir cezâ. Allah kendisine kulluktan, ibadetten uzaklaştığın için seni boş şeylerle uğraştırıyor.

Geçen gün bir canım sıkıldı. Sabahleyin bir işe başladım, akşama kadar küçük şeylerle vakit geçti. “Bu aziz ömür böyle küçük şeylerle mi geçmeli?” diye çok üzüldüm. Tatsız tuzsuz bir şey oluyor.

İnsanın yaptığı şey, Allah’ın beğeneceği, dünyasına ve âhiretine fayda verecek bir şey olmalı! İnsanlar faydasız, boş şeylerle meşgul oluyorlar, çok üzülüyorum. Kahvelerde, eğlence yerlerinde, kıpır kıpır, kıvır kıvır insanlar kaynaşıyor; fayda verecek yerlerde kimse yok. Ömürler boş boş geçiyor.

Amerika’da görmüştüm; adamın birisi üniversitenin bahçesindeki gölete sopalı oltayı atmış, ip suyun içinde, kenarda duruyor.

Üniversitede okuyan arkadaşa sordum, dedim ki;

“Bu göletteki balıkları tutmak yasak değil mi? Bu adam gelmiş, sopayı uzatmış, balık tutuyor. Türkiye’de olsa ‘Çimene basmayın, çiçekleri koparmayın, balıklara dokunmayın yasak, asarız, keseriz.’ derler. Bak burada bu adama bir şey demiyorlar, bu nasıl duruyor böyle, şaşırdım.”

Güldü arkadaş, dedi ki;

“Hocam, o oltanın ucunda kanca yok, yem yok. Boş yere burada duruyor, kendisinin gerilimini attırıyor. Balık tutmayacağını bildiği halde orada bekliyor.”

Delilik… Şaşırdım; ona daha çok hayret ettim. İnsanlar boş vakti bulmuşlar da nasıl değerlendireceklerini bilemedikleri için boş yerlerde vakit geçiriyorlar.

Burada yaşlılar için bowling club’ler var, “bowling” diye bir oyun var. Tahtalar karşı tarafta, madenden ağır toplar... Uzak bir mesafede de şişe gibi tahtalar var; uzun, lobut gibi... Bu taraftan o madenî topu yuvarlayacak, o yan yana dizilmiş iki karış boyundaki şişe gibi tahtaları düşürecek. O top giderken o şişe gibi tahtalardan birisine çarpıyor. Yirmi metre, otuz metre, kırk metre ötede, neyse. Ne kadar metre olduğunu, mesafeyi de bilmiyorum. Ona vurduğu zaman altı tahtadan bir tanesini mi, iki tanesini mi, beş tanesini mi düşürdü; ona göre bir sayı oluyor. Böyle bir oyun.

Kulübün üyeleri, beyaz elbiseler giyiyorlar, yassı şapkalar takıyorlar. Kadınlar, erkekler aynı, üniforma, tek tip giyim. O topu oraya atıyorlar, onu deviriyorlar; öyle vakit geçiriyorlar. İhtiyarları oyalamak için, “topla, tahta şişe devirme oyunu kulübü” kurmuşlar. Bayağı da zengin, masraflı bir şey galiba, burada öyle ömür geçiyor.

Başka bir şey golf club “golf kulübü” var. Temiz, uzun, geniş alanları düzenliyorlar. Halı gibi çimen... Belli delikler var, ellerinde sopalar var, toplar var. Topa bir vuruyor; o deliklere sokacak, işte nasıl bir oyunsa oradan sayı kazanacak, galip gelecek. Torbasını yanında taşıyor. O deliğe o topu soksan ne olacak, sokmasan ne olacak?

“Yavaş yavaş, yavaş yavaş yürüyerek temiz havada vakit geçiriyorlar hocam.” diyorlar.

Çok da pahalı bir kulüp. Çok da masraflarla o çimenleri halı gibi yapıyorlar ve koruyorlar. Boş şeylerle vakit geçiyor.

Bizim köyde rahmetli Ramazan Amca vardı. Bizim akrabalardan gençler, İstanbul’dan yazın köye, yalıya gelenler, tarlasının önünden sabahleyin geçiyorlar, yedi kilometre mesafedeki kasabaya gidiyorlar, dönüyorlar. Her sabah böyle.

Demiş ki:

“Ülen, siz böyle her sabah nereye gidip geliyorsunuz?”

Tabi çocuklar var; delikanlılar, kızlar, erkekler var.

Demişler ki;

“Biz idman yapıyoruz; sıhhat kazanmak için böyle yürüyoruz, gidiyoruz geliyoruz. Vücut çalışıyor."

Tabi amca, köylü tabiriyle bir şeyler söylemiş. Ben onların hepsini söyleyemeyeceğim de yalnız demiş ki:

“Ülen, böyle boş yere yürüyüp duracağınıza, bir fakirin tarlasını çapalasanız da tarla işlenmiş olsa da o bir fakire faydanız olsa ya!”

“O da bir idman değil mi?” demek istemiş.

Ârif olan köylünün mantığı, boş idmana yatmıyor. “Yapacaksa, sonucunda fayda olacak bir iş olsun.” diye düşünüyor. Çalışkan bir insandı, Allah rahmet eylesin; kanserden vefat etti. Dürüst, namazlı, niyazlı, ahlâklı bir kimse idi. Allah cümle geçmişlerimize rahmet eylesin...

Evet, Allah elini işle doldurur. Bir işten bir işe, sabahtan akşama koşturur, kendini perişan eder; hiçbir şeye de yaramaz.

Neden?

Çünkü Allah’ın ibadetinden uzaklaştı da Allah ceza olarak gönlüne fakirlik duygusu verdi. Elini, kucağını da bir sürü işle doldurdu. Bitiremez, yorulur, uğraşır, gece uykularına girer..

İşte böyle, aziz ve muhterem kardeşlerim!

Üçüncü bir hadîs-i şerîf. Üç olsun. Hem de bu çok müjdeli ve de kısa. Bunu da okuyalım, sohbetimiz tamam olsun.

Enes radıyallahu anh’ten rivayet edilmiş.

يَقُولُ اللهُ تَعَالَى: «انْظُرُوا فِي دِيوَانِ عَبْدِي، فَمَنْ رَأَيْتُمُوهُ سأَلنِي الْجَنَّةَ أَعْطَيْتُهُ، وَمَنِ اسْتَعَاذَنِي مِنَ النَّارِ أَعَذْتُهُ.

Yekûlu’llâhu Teâlâ: Ünzurû fî dîvâni abdî fe-men raeytümûhü seeleni’l-cennete a’taytühû ve meni’steâzenî mine’n-nâri üiztühû?

Bu çok müjdeli bir hadîs-i şerîf. Bununla herhalde gönlünüz çok rahat edecek.

Peygamber Efendimiz diyor ki;

Yekûlu’llâhu Teâlâ. “Allahu Teâlâ hazretleri buyurur ki:” Ünzurû fî dîvâni abdî. “Ey melekler! –bu meleklere hitap olmalı- Bakınız.”

Ünzurû, nazara, yenzuru’dan “bakmak” fiilinden.

Ünzurû fî dîvâni abdî. “Kulumun amel defterine bakın.”

Dîvan, kocaman amel defteri; sevapları, günahları, ömrü yazılmış:

“Bakın bakalım amel defterine!”

Fe-men raeytümûhü seeleni’l-cennete. “Bu defterini karıştırdığınız zaman, incelediğiniz zaman, kimin cenneti istediğini gördüyseniz a’taytühû ben ona istediğini vereceğim, onu cennetime sokacağım.” Ve meni’steâzenî mine’n-nâr. “Bakın yine; defterine, hayatına, faaliyetine.”

en-Nâr, “ateş demek; ama elif lam’lı “o belli ateş” demek, “cehennem.”

“Kim cehennemden bana sığınmışsa.”

“Yâ Rabbi! Beni cehenneme sokma, ateşlerde yakma! Cehennemden âzat ettiğin, cennetine dâhil ettiğin kullarından eyle!” gibi.

Allâhümme ecirnî mine’n-nâr Ve edhılne’l-cennete mea’l-ebrâr. -ecirnâ, “bizi” ecirnî, “beni” demek.- diye dua etmişse...

Üiztühû. “Onu da cehennemden koruyacağım.” buyurur.

Allâhümme ecirnâ mine’n-nâr. “Yâ Rabbi! Bizi cehennemden kurtar, uzaklaştır!” Ve edhılne’l-cennete mea’l-ebrâr. “Bizi salâh sahibi, birr ü takvâ sahibi kullarınla beraber cennetine sok!” diye Peygamber Efendimiz’in öğrettiği dua var.

Sabah ve yatsı namazından sonra yedişer defa söylenen dua var:

“Yâ Rabbi! Senden cenneti istiyoruz; cehennemden sana sığınıyoruz.” diyoruz.

“Kim cenneti istiyorsa ona istediğini vereceğim; -bakın defterine- kim cehennemden bana sığınmışsa onu da cehennemden koruyacağım, cehenneme atmayacağım.” buyuruyor.

Eâze, yuîzü, uiztühû olacak o da. Harekesi, sayfasını eğer açıp da bakanlar varsa, 517. sayfada dördüncü hadîs-i şerîf. Harekeleri tashih ediyorum.

Demek ki erhamü’r-râhimîn olan, merhametlilerin en merhametlisi olan, merhametlilere o güzel merhamet duygularını bahşeden, veren Rabbimiz; ekremü’l-ekremîn olan Rabbimiz, cömertlerin cömerdi olan Mevlâmız, her şeyimizi bize veren Rabbimiz.

O kadar cömert ki kulların defterine baktıracak; cenneti isteyene cenneti verecek, cehennemden sığınanı da cehennemden âzat edip cehenneme atmayacak. İstediğini verecek; onu da cehennemden koruyacak.

O halde aziz ve muhterem kardeşlerim!

Erhamü’r-râhimîn olan Mevlâmız’ı unutmayalım! Ona kulluğu güzel yapmak hayatımızın amacıdır, bir numaralı meselesidir. Ona kulluğu güzel yapmaya gayret edelim. Cenneti kazanmaya çalışalım, cehennemden Allah'a sığınalım.

Allah bizi cehenneme atmadan, ateşlerde yakmadan, azaba uğratmadan, sevdiği kullarıyla beraber, dühûl-i evvelîn ile -dühûl buradaki dâhil kelimesinin çoğuludur. İsm-i fâil sîgası bazen böyle fuûl vezninde gelir.- ilk girenlerle beraber cennetine lütfuyla, keremiyle dâhil eylesin. Habîb-i Edîbi’ne cümlemizi komşu eylesin. Cemâliyle müşerref eylesin, selâmına mazhar eylesin, Rıdvân-ı Ekber’ine nâil eylesin.

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
13.10.2000 - Allah İçin Sevmek, Kızmak, Pazarda Tesbihin Sevabı, Kış Müminin Baharıdır
26.12.202531 dk 25 sn
08.12.2000 - Ramazan, Sıcak Günlerde Oruç, Tevhidi Yaymak
14.03.202531 dk 1 sn
12.12.1997 - Şabanın Ortası, Peygamber Efendimizin Sıfatları, Cehennem
30.01.202630 dk 47 sn
05.09.1997 - Yardımlaşmak, Tasavvufun Çeşitli Yolları
17.01.202532 dk 56 sn
31.12.1999 - Ramazan, İlmin Önemi, Takva, Mümin Kardeşini Sevindirmek
24.11.202343 dk 20 sn
29.12.1995 - Rasulullahın Rüyası, Seher Vakti, Teheccüd, Hz. Ebubekir, Rüya Tabiri, Hz. Aişenin Rüyası
24.11.202328 dk 49 sn
29.09.1995 - Dört Çeşit Göz Hakkında Bilgiler
02.10.202628 dk 39 sn
28.10.1994 - Nefsini Küçültmek, Mütevazı Olmak, Malını Hayra Vermek, Sözünü Tutmak, Müslümanın Özellikleri
14.11.202530 dk
27.07.1996 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Soyu, Peygamber Özellikleri Ve Ona Tabi Olmak
14.09.202447 dk 8 sn
26.05.1995 - Hicri Yıl Geliyor, Muharrem Oruçları, Aşurede Olan Olaylar, Yılı Oruçla Kapatıp Oruçla Açmak
12.06.202621 dk 56 sn
25.09.1998 - İlimle Meşgul Olmak, Dini Ögrenmek, Fakih Olmak
24.11.202325 dk 49 sn
24.10.1997 - Meleklerin Dua Ettiği Üç Zümre, Alim, Cömert, Zalim, Aşikare, Günahkar, Bidatçi
24.11.202318 dk 28 sn
23.08.1996 - İçkinin Kötülüğü, İlim Öğrenmek, Genç Yaşta Kuran Öğrenmek, Hadis Öğrenmek
24.11.202342 dk 36 sn
22.11.1996 - Miraçtan Önce, Helal Kazanç, Ailenin İhtiyaçlarını Görmek
24.11.202342 dk 7 sn
22.07.1994 - Cemaat Sevabı, Nefsi Yenmek, Tasavvuf, Allah'ın Emirlerine Uymak, Nefs Terbiyesi, Kulluk
24.11.202328 dk 53 sn
21.05.1999 - Önce Allahın Kitabını Öğrenmek, Kuranın Öğrenilmesi, Fetih Haftası
24.11.202352 dk 2 sn
20.02.1998 - Ramazan Sonrası Dikkat Edilecek Hususlar
11.04.202524 dk 43 sn
19.01.2001 - Dua Edenin Eli Boş Kalmaz, Allah Verdiği Nimeti Görmek İster, Peygamber Efendimizin Merhameti
24.11.202331 dk 41 sn
18.12.1998 - Şabanın Son Günleri, Oruç İle İlgili Hadisler, Ramazan Geliyor
24.11.202329 dk 23 sn
15.02.1996 - Kadir Gecesi
24.11.202328 dk 10 sn
10.04.1998 - Kurban Bayramı 4. Gün, Mekkeden Ayrılmadan Veda Tavafı, Haccın Muhteşemliği
24.11.202333 dk 15 sn
10.02.1995 - İlk On Gün, Ramazan
24.11.202342 dk 9 sn
09.08.1996 - Doğanın Korunmasına Verilen Önem, Ateş, Peygamberimizin Fakihliği, Salatu Selam Getirmek, Selamın Önemi
24.11.202334 dk 39 sn
09.05.1997 - 1 Muharrem 1418, Hicri Yılbaşı, Hicri Yıl İlk Günü
16.06.202630 dk 24 sn
08.01.1999 - Kadir Gecesinin Önemi
13.03.202630 dk 13 sn
07.04.2000 - Hicri yıl
24.11.202334 dk 45 sn
04.04.1997 - Zilhicce ve Hac Yaklaşıyor, Evi İbadetle Şenlendirmek, Ecdadın Mirasına Ve Kültürümüze Sahip Çıkmak, Küçük Yaşta Eğitim
08.05.202627 dk 26 sn
03.04.1998 - Hac Günleri, Zilhiccenin İlk Günü, Arife, Hicret, Günahlardan Uzak Durmak, Kurban Bayram öncesi
24.11.202335 dk 47 sn
18.02.2000 - Kuranın Önemi, Kuran Öğrenmenin Önemi
02.08.202431 dk
27.12.1996 - Şaban Ayı, Oruç ve Allahın Rızasını Gözetmek
07.02.202523 dk 26 sn
13.02.1998 - İnanç Özgürlüğü, Tercihler, Ümmetten Bozulmayacak Olanlar, İçkinin İçilmesi ve Sunulması, Allah
10.02.202320 dk 21 sn
21.07.1995 - Sabır ve Şükür, Kurana İtaat Mükafatları, Cennete Dört Vesile
13.09.202225 dk 30 sn
24.11.2000 - Orucun Faziletleri ve İncelikleri
06.02.202624 dk 35 sn
13.12.1996 - Şaban Ayı, Sünnet Yolu, Dünyayı Terketmek, Ramazana Hazırlık, Salavat
31.01.202535 dk 31 sn
13.08.1999 - Gazilerin Önemi, Müslümanın Güçlü Olması,Tefekkür
01.02.202244 dk 27 sn
10.09.1999 - Allah Yolunda Yürümek, İlimsiz Fetva Vermek
01.02.202251 dk 8 sn
09.07.1999 - Kurtuluş İslamda, Peygamber Efendimizin Şefaati, Salih İnsanların Azalması, İlim
01.02.202251 dk 17 sn
08.10.1999 - Medinenin Önemi,Tarihi, Sadaka, Tevhidin Önemi
01.02.202253 dk 50 sn
07.05.1999 - Oruç, Namaz, Gusül, İlmihal Bilgisi
01.02.202233 dk 27 sn
09.12.1994 - Recep, Şaban ve Ramazanın Önemi, Tevbede Acele Etmek, İnancın Doğru Olması
03.01.202530 dk 19 sn
27.01.1995 - Dünyanın Faniliği, Kabir Hayatı, Asi Olmamak, İbadet ve Taat Etmek, Şükredici Olmak
09.10.202633 dk 23 sn
19.12.1996 - Şaban Ayındayız, Allahın Lütfuna, Kaderine, Rızka Rıza
23.01.202621 dk 23 sn
28.11.1997 - İmanı Korumak, Müslümanın Hali, Recep Ayının Son Günleri
16.01.202635 dk 29 sn
06.12.1996 - Tevbe Etmek, Gönlü Allah ile Olmak, Ramazana Hazırlık
05.03.202133 dk 49 sn
24.11.1995 - Recep Ayına Girerken Dua, Recebin ve Üç Ayların İçerisindeki Kandil Geceleri
12.01.202421 dk 21 sn
07.10.1994 - Müminlerin Güzel Özellikleri, Emin Olmak, Ahir Zaman
31.10.202529 dk 10 sn
22.05.1998 - Dilin Önemi, Haktan Yana Olmak, Uzun Ömürlü Müminin Değeri
25.12.202031 dk 33 sn
17.02.1999 - Müslümanlara Yardım, Dua
18.12.202037 dk 41 sn
20.10.2000 - Dünya ve Ahiret İçin Çalışmak, Hastanın Duası
20.11.202013 dk 6 sn
01.12.2000 - Ramazanda Verilen Beş Şey, Orucun Faziletleri
31.03.202330 dk 14 sn
01.03.1996 - Ramazan Sonrası Şevval
04.04.202536 dk 9 sn
31.12.1997 - Ramazanın İlk Günleri
08.05.202036 dk 8 sn
26.12.1997 - Ramazan Öncesi Yapılması Gerekenler
01.04.202235 dk 10 sn
24.12.1998 - Oruçlunun Duası
08.05.202030 dk 31 sn
24.02.1995 - Ramazandan Sonra Halimizi Muhafaza Etmek
08.05.202027 dk 42 sn
24.01.1997 - Allah Rızası, Ramazandan Sonraki Halimiz, Ayet el-Kürsi, Keramet
08.05.202038 dk 42 sn
22.12.2000 - İlmin Önemi, Kadir Gecesi Temennileri
08.05.202043 dk 54 sn
22.01.1999 - Ramazandan Sonra, Şevval Orucu, Kurban Arifesi, Nafile Oruçlar
03.04.202644 dk
21.02.1997 - İnsanların Hayırlısı, Ramazanda Zekat, Ayet-el Kürsi
12.09.202540 dk 15 sn
20.02.1998 - Ramazan Sonrası Dikkat Edilecek Şeyler
28.04.202328 dk 12 sn
17.03.1994 - Ramazan Bayramı Sonrası, Zikir, Şükür, Eş Seçiminin Önemi, Arkadaş
27.03.202625 dk 4 sn
16.01.1998 - Ramazanda İtikafa Girmenin Sevabı
06.03.202625 dk 28 sn
11.02.1994 - Ramazanın Fazileti
21.02.202525 dk 17 sn
10.12.1999 - Ramazan, Orucun Mükafatı, Orucun Sevabını Götürecek Olanlar
08.05.202035 dk 59 sn
10.01.1997 - Ramazanın İlk Günü, Ramazanda Sevaplar, Tavsiyeler
08.05.202029 dk 58 sn
09.02.1996 - Ramazanda Mukabele, Zekat
08.05.202026 dk 19 sn
09.01.1998 - Ramazan Gufran Ayıdır, Kuran Ayıdır
08.05.202033 dk 24 sn
03.01.1997 - Ramazan Ayetleri
13.02.202627 dk 17 sn
02.02.1996 - Ramazanın İlk Haftası
08.05.202027 dk 53 sn
02.01.1998 - Ramazanın Faziletleri, Teravih, Kadir Gecesi
22.03.202433 dk 17 sn
12.03.1999 - İtikafın Sevabı, Allahı Zikretmek, Çocuklar Arasında Adalet, Miras, Koca ve Anne Hakkı
22.04.202233 dk 3 sn
31.01.1997 - Aşrul Evahir, Ramazanın Son On Günü, Kadir Gecesini Değerlendirmek
03.12.201935 dk 24 sn
03.02.1995 - Ramazanın İlk Haftası, Ramazanı Değerlendirmek
20.02.202624 dk 6 sn
07.02.1997 - Ramazanın Son Cuması ve Bayram, Niyetin Önemi, Allah Yolunda Para Harcamak
28.03.202535 dk 46 sn
07.01.2000 - Ramazanın Son Günleri, Veda
02.12.201924 dk 43 sn
06.02.1998 - Kulun Vazifesi, Kuranın Anlaşılması, Ramazandaki İyi Halin Devam Etmesi
02.12.201945 dk 8 sn
13.11.1998 - Miraç Kandili
02.12.201931 dk 52 sn
14.11.1997 - Mehmed Zahid Kotku, Gerçek Akıllı İnsan, Nefsi Terbiye Etmek, Evliyaların Anılması
03.09.202130 dk 45 sn
06.12.1996 - Şaban, Miraç Kandili Öncesi, Ramazana Hazırlık
09.01.202634 dk 12 sn
05.07.1998 - Mevlid Kandili Sohbeti
02.12.201943 dk 52 sn
05.01.1996 - Berat Kandili, Günahları Affedilmeyecek Kişiler, Berat Gecesinde Yapılması Gerekenler
23.02.202428 dk 39 sn
26.07.1996 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimiz
02.12.201957 dk 46 sn
19.01.1996 - Berat Kandili, Ramazana Yaklaşırken Dikkat Edilecekler
25.03.202133 dk 57 sn
15.12.2000 - Kadir Gecesi, Şehitler, Sıddıklar, Tervaih
02.12.201931 dk 6 sn
15.10.1999 - Dua, Salavat, Doğru Söz Söylemek, Sıla-i Rahim
02.12.201932 dk 5 sn
15.01.1999 - Kadir Gecesi Geçti, Ramazanda Zekat ve Fitre Vermek
02.12.201927 dk 5 sn
02.06.1995 - Hicri Yıl ve Aşure Günü Orucu, Hicri Yıl Girdi
19.06.202632 dk 52 sn
01.05.1998 - Hicri Yılbaşı, Oruç Tutmak, Müslümanlara Düşen Toplumsal Görevler
06.08.202127 dk 29 sn
26.05.1995 - Hicri Yıl Geliyor, Aşurede Olan Olaylar, Hicri Yılda Oruç Tutmak
14.07.202325 dk 40 sn
17.05.1996 - Yarın Hicri Yıl, Hilali Gözlemlemek, Müslümanlara Düşen Vazifeler
29.07.202234 dk 36 sn
16.05.1997 - Muharrem, Aşure Günün Önemi, Orucunun Fazileti, Muharremde Neler Yapılmalı
04.07.202528 dk 9 sn
14.04.2000 - Aşure Gününde Oruç, Alışveriş Yapmak
28.08.202025 dk 54 sn
04.04.1997 - Hac Yaklaşıyor, Kültürümüze Sahip Çıkmak, İyi Niyet
16.06.202328 dk 37 sn
03.06.1994 - Hac Sonrası, İnanç, İmanın Özelliği
23.07.202122 dk 4 sn
02.04.1999 - Hacdan Dönüşler, Lebbeyk Demek, İlim Öğrenmek, Eşe ve Çocuğa İkram Sadakadır
13.06.202530 dk 25 sn
27.05.1994 - Haccın Önemi, Alimin Abide Üstünlüğü, Cumanın Faziletleri
02.12.201920 dk 25 sn
26.04.1996 - Hac Hadisleri, Zekat, Hacıların Duası, Arefe Orucu
22.05.202633 dk 39 sn
26.03.1999 - Zilhiccenin 10 Günü, Arefe ve Aşure Orucu, Bayram Günü
07.06.202420 dk 31 sn
25.04.1997 - Haccın Muhteşemliği, Hacdan Sonra, Şehit Mertebeleri
02.12.201936 dk 39 sn
19.03.1999 - Zilhiccenin 10 Günü
15.05.202622 dk 50 sn
18.07.1997 - Hac, Müslümanlar, Tefekkür
02.12.201946 dk 7 sn
17.04.1998 - Haccın Önemi, Ziyaret Edilecek Mescitler, Toplumsal Durumlar
31.05.202429 dk 54 sn
17.03.2000 - Kurban Bayramı, Bayram Gecelerinin İhyası
02.12.201930 dk 1 sn
13.03.1998 - Kurban ve Arife Orucu, Cemaatle Namaz, Nafile Oruçlar
30.05.202533 dk 55 sn
12.04.1996 - Hacda Sabırlı Olmak, İyi Niyetin Kıymeti
02.12.201932 dk 5 sn
12.02.1999 - Oruç Tutmak, Her Sene Hacca Gitmek
02.12.201946 dk 39 sn
11.04.1997 - Mescid-i Haram Ziyareti, Seher Vakti İbadet
16.07.202136 dk 35 sn
29.05.1998 - İstanbul
02.12.201941 dk 53 sn
11.06.1999 - İstanbul'un Fethinden Sonra, Romanın Fethi, Subanallah Demek, Deccal
02.12.201945 dk 45 sn
17.01.1997 - Evliyaların Önemi
02.12.201936 dk 47 sn
30.01.1998 - Ramazan Bayramı, Ramazandan Sonra İbadetlere Devam Etmek
20.03.202632 dk 59 sn
29.12.2000 - Ramazan Bayramı, Ramazan Sonrası Durum, Alimlerin Önemi
12.04.202439 dk
23.02.1996 - Ramazan Bayramının Son Günü
02.12.201937 dk 56 sn
18.04.1997 - Kurban Bayramı, Salatu Selam, Ziyaret Etmek, Sadaka Vermek
29.05.202629 dk 26 sn
26.01.2001 - Kabir, Kıyamet Alametleri, Müslümanca Yaşamak
02.12.201936 dk 41 sn
19.01.2001 - Allahın Sevdiği Haller, Hakla İyi Geçinmek
05.05.202332 dk 49 sn
05.01.2001 - Gerçek İman ve Tezahürleri, İman ve Namaz , Allah Sevgisi
29.11.202436 dk 49 sn
02.02.2001 - Ahiretin Hayrı, Dünyanın Geçiciliği, Peygamber Efendimiz
07.08.202642 dk 43 sn
30.06.2000 - Sabır ve Takva, Allah
02.12.201926 dk 6 sn
28.07.2000 - Allah'ın Sevdiği ve Kızdığı İşler,Tevbekâr Genç Günahkar Yaşlı,Cuma Gününde Yapılacaklar
02.12.201930 dk 54 sn
28.04.2000 - Hasta Ziyareti, Belalara Sabır, Rıza, Müslümana Yardım
02.12.201937 dk 42 sn
28.01.2000 - Gaziye Yardım Etmek, Mescid Yapmak, Müslümana Yardım Etmek
02.12.201927 dk 50 sn
27.10.2000 - Kardeşini Kendisine Tercih Etmek, Haksız Kazanç, Ölümden İbret Alın
02.12.201930 dk 43 sn
26.05.2000 - İlim ve Alimin Önemi, Alimin Vefatı
02.12.201936 dk 29 sn
25.08.2000 - Fitne Zamanında Güzel Kulluk, Sünnete Sarılmanın Karşılığı
09.05.202529 dk 18 sn
25.02.2000 - Allah Bir Kavmin Hayrını İsterse Alimleri Çogaltır, İyi ve Kötü Kavimler, Misafirin Önemi
02.12.201922 dk 31 sn
21.07.2000 - Salih Amellere Koşmak, Gece Karanlığı Gibi Fitneler Olması
02.12.201925 dk 39 sn
21.04.2000 - Nefse Uymak, Allah Rızası İçin Öfkelenmek, Allah Rızası İçin Yaşamak
02.12.201943 dk 7 sn
21.01.2000 - Gaziye Yardımcı Olmak, Şehide Mükafat
02.12.201930 dk 33 sn
20.07.2000 - Fitne Zamanı Hayırlı Amellere Sarılmak, Toplum Ahlakı, Sadaka, Zekat, Buğz Etmek
02.12.201928 dk 58 sn
19.05.2000 - Peygamber Efendimizin Saçını Ağartan Sûreler, Şehidler
02.12.201924 dk 55 sn
18.08.2000 - İyiliği Hor Görmemek, İmanın Tadı, Munakasa, Cennet, Cehennem
02.12.201918 dk 9 sn
17.11.2000 - Allahı Zikretmek, Ölümü Düşünmek
17.11.202335 dk 33 sn
14.07.2000 - Anne Babasının İhtiyacını Görmek, Allah İçin Sevmek, Zahidin Özellikleri
02.12.201940 dk 58 sn
14.01.2000 - Deccal, Kehf Sûresi, Hz.İsâ
02.12.201932 dk 45 sn
12.05.2000 - Emanet, Doğruluk, Komşu, Sadaka, Vakıf, Lanetleme, İçki
02.12.201927 dk 2 sn
11.08.2000 - İnsanı Cennete Götüren Ameller, Selam, Gece Namazı, İyi Geçim, Sıla-i Rahim, İlim Öğrenmek, Takva
02.12.201945 dk 51 sn
11.02.2000 - Bela, Hasta Ziyareti, Musibete Uğrayan Kimse, Müslümanın Yardımına Koşmak
02.12.201927 dk 46 sn
10.11.2000 - Cömertlik, Allah Rızası İçin Şehit Olmak
02.12.201934 dk 53 sn
09.06.2000 - Peygamber Efendimizin Soyu, Asaleti, Son Peygamberliği, Makam-ı Mahmud
13.09.202443 dk 7 sn
07.07.2000 - Aktarırken Yalnış Aktarmak, Allahın Gazabı
02.12.201925 dk 32 sn
07.04.2000 - Kalplerin Pası, Veli Kullar, Riya, Pazartesi ve Perşembenin Fazileti
02.12.201929 dk 33 sn
06.10.2000 - Dinini Öğrenmek, Ahir Zamanda Belâların Gelmesi, Dinden Çıkan Alim
02.12.201933 dk 38 sn
04.08.2000 - Zenginlerin Hali, Fakirin Hakkı, Kötü Alimler
02.12.201928 dk 26 sn
04.02.2000 - Hakkı Söylemek, Alimlerin Susması, Mümine Belaların Gelmesi
02.12.201925 dk 39 sn
03.11.2000 - Kimseye Yük Olmamak, Zikrin Kıymetli Olduğu Zamanlar, Kuran-ı Kerim
22.11.202429 dk 24 sn
03.03.2000 - Salavat, Müminler, Cennet, Yahudiler
02.12.201929 dk 6 sn
02.06.2000 - Tefekkür, Amel Niyet ve Sünnete Uygunluk
02.12.201936 dk 21 sn
01.09.2000 - Günahkar Uyarma, Yöneticilerin Veballeri, Ölümden Sonra Pişmanlık
02.12.201927 dk 34 sn
01.10.1999 - Namaz Vaktinde Nida Eden Melek, Sabır Göstermek
02.12.201941 dk 18 sn
30.04.1999 - Müslümanın Temiz Olması, Melekler, Hocaya ve Öğrenciye Saygı
02.12.201939 dk 22 sn
29.10.1999 - Peygamber Efendimizi Görmek İstemek, Allah Sevgisi ve Merhamet, İslamı Yaymak, Sadaka ve Dua, Cennet Ehli
02.12.201924 dk 39 sn
29.01.1999 - Allahın Rızasını Gözetmek, Müslüman Akıllı Olmalı, İslama Hizmet
08.12.202337 dk 57 sn
28.05.1999 - İslamın Küfre Galip Gelmesi, Zaferler, İslamın Yayılması Yeni Fetihler
02.12.201930 dk 16 sn
26.11.1999 - Büyük Konuşmak, İnşallah Demek, Edep, Yasin Suresi
07.07.202340 dk 39 sn
25.06.1999 - Bidatçiye Hürmet, İdarecilerin Vasıfları, Merhamet Etmek
02.12.201931 dk 43 sn
24.09.1999 - Mazlumun Duası, Günahlar, Kötü Arkadaş
02.12.201937 dk 8 sn
23.07.1999 - Mağfiret İstemek, Tevbe, İman Kıymeti, Allah
02.12.201934 dk 34 sn
23.04.1999 - Kurana Bağlılık, Sadaka, Yardımlaşma, Anne Babayı Hoşnut Etmek, Birlik ve Beraberlik
30.08.202434 dk 44 sn
22.10.1999 - Ölüm Sonrası
02.12.201940 dk
20.08.1999 - Zikirin Faydaları, Tatil,Kuran Kursu, Fakih Olmak
02.12.201934 dk 14 sn
19.11.1999 - Kabir Ehline Yapılacaklar, Ahde Vefa, Haramdan Sadaka Vermek, Tevbe Etmek
25.07.202529 dk 41 sn
18.06.1999 - Şehit Olmak, Ayetel Kürsi ve İhlas Suresinin Faziletleri
02.12.201935 dk 14 sn
17.09.1999 - Adaletli Hükmetmek, Amel-i Salihada Acele Etmek, Deccal
02.12.201926 dk 35 sn
16.07.1999 - Allah ve Resulune İtaat, Yöneticiler, Zikir Ehli
02.12.201945 dk 18 sn
14.05.1999 - Adaletli Olmak, Cehennem, Çocuk ve Eş İmtihanımız, Adaletli Olmak
02.12.201934 dk 31 sn
06.08.1999 - Gaziye Yardımcı Olmak, Müslümana Yardımcı Olmak
02.12.201932 dk 33 sn
04.06.1999 - İlim Talep Etmek, İlmin Sadakası, Ganimet Malı
02.12.201938 dk 53 sn
03.09.1999 - Zikirin Faydası, Abdest, Fakih Olmak
02.12.201942 dk 6 sn
02.07.1999 - Peygamber Efendimizine İman, İslam Olmak, Hicret
15.08.202532 dk 12 sn
27.02.1998 - Müslüman Kardeşine Yardım Etmek
04.06.202124 dk 30 sn
26.06.1998 - Helal Kazanç, İhtiyacını Görmek, Darlıktan Sonra Kurtuluş, İkram Etmek
26.06.202633 dk 37 sn
20.11.1998 - Ahir Zaman Haramdan Mal Kazanmak, Müslümanın Arıya Benzemesi
02.12.201928 dk 5 sn
20.03.1998 - Cennet Ehline İkramlar ve Alimin Önemi, Allahu Teala
22.10.202120 dk 44 sn
19.06.1998 - Dünyanın Kıymetsizliği, Afiyet İstemek, Zikir
02.12.201942 dk 59 sn
15.05.1998 - Belaların Gelmesi ve Sebebleri, Lailaheillallah Demek, Kardeşinin İhtiyaçlarını Görmek
02.12.201947 dk 19 sn
13.02.1998 - İnanç Özgürlüğü, Tercihler, Ümmetten Bozulmayacak Olanlar, İçkinin İçilmesi ve Sunulması
02.12.201939 dk 22 sn
12.06.1998 - Toplum Hayatının Önemi
28.06.202441 dk 23 sn
11.12.1998 - Mescid Yaptırmak, Meleklerin Girmedikleri Evler, Ömürün Kıymeti
02.12.201933 dk 51 sn
08.05.1998 - Hesap Yapmak, Dünya Müslümanları, Batıl Din, Doğru İnanç, Çanakkale Savaşı
02.12.201927 dk 14 sn
07.08.1998 - Müslümanların İşleriyle İlgilenmek, Edepsiz Olanlar, Tevbe Etmek
02.12.201942 dk 10 sn
06.11.1998 - Helal Kazanç, Doğru Arkadaş Edinmek, Sağlam Dostluklar, Sünnete Sarılmak
10.11.202339 dk 14 sn
06.03.1998 - Cuma Namazının Önemi, Diğer Ülkelerdeki Rahatlık
02.12.201925 dk 32 sn
05.06.1998 - Estagfirullah, Zikir, Musibetler Karşısındaki Haller
05.11.202138 dk 29 sn
04.12.1998 - Erhamerrahimin Demek, Vefat Haberi Almak, Azrail
02.12.201926 dk 57 sn
03.07.1998 - Allah Sevgisi, Peygamber Efendimizin Doğumu, Salavat Getirmek, Ümmete Hizmet Etmek
05.09.202528 dk 16 sn
31.10.1997 - Tüm İnsanlığa Merhamet, Cömertlik, Cesurluk, Huysuzluk ve Cimrilik
26.09.202527 dk 44 sn
29.08.1997 - Cehennemde Cennette Ebedi Kalmak, İslam
02.12.201941 dk
28.03.1997 - Faiz, Zina
02.12.201929 dk 46 sn
28.02.1997 - Peygamber Efendimize İtaat, Kuran-ı Kerim Okumak, Cennet, Cehennem, Allah
19.09.202534 dk 20 sn
27.06.1997 - Musibetin Sebepleri, Zekatın Önemi, Allah Bir Topluma Gazap Etmişse Bunun İşaretleri
02.12.201945 dk 11 sn
26.09.1997 - Allahın Sevmedikleri, Sevgide ve Buğzda Aşırıya Kaçmak, Mal, Eş ve Evlatla İmtihan, Kalpler Allahın Elinde
02.12.201945 dk 46 sn
25.07.1997 - Mümin Kardeşe Sevgiyle Bakmak, Evde Namaz, Kuranı Anlamak, Sabretmek
03.10.202518 dk 13 sn
23.05.1997 - Gıybet, İftira, Dedikodu, Müslümanın Heybeti
02.12.201929 dk 52 sn
22.08.1997 - Mücahit, Hurafeler, Sıla-ı Rahim Yapmak, Emirlerin, Yöneticilerin Veballeri
02.12.201943 dk 13 sn
21.11.1997 - Zulmetmek, Affetmek, Hidayet, Hamdetmek
02.12.201937 dk 34 sn
21.03.1997 - Amil ile Abid Arasındaki Fark, Tövbe, Zikir
02.12.201931 dk 59 sn
20.06.1997 - Hz. Ali, Kulluk, Dünyaya Rağbet Etmek, Ahiret, Cehennem
02.12.201932 dk 57 sn
19.12.1997 - Doğru İnanç, Allaha İtaat, Rasulullahın Namazı, Nimetlere Şükür, Dünya Müslümanlarını Unutmamak
02.12.201927 dk 2 sn
19.09.1997 - Dili Tutmak, Susulacak ve Konuşulacak Yerler, İlim ile Amil Olmak, Zamanın Kıymetini Bilmek
02.12.201949 dk 54 sn
17.10.1997 - Tevhidin Faziletleri, Doğru İnanç, Temizlik, Müslüman Kardeşine İyilik Etmek
03.07.202628 dk 25 sn
15.08.1997 - Peygamber Efendimiz Özellikleri, Ahlakı, Şefaati, Hanımlarına Davranışı
28.08.202631 dk 52 sn
14.03.1997 - Cahillik, Akıl Zenginliği, Tefekkür, Cennete Giremeyecek Kişiler
02.12.201945 dk 32 sn
14.02.1997 - Aile Eğitimi, Hicret Etmek
02.12.201936 dk 29 sn
12.09.1997 - Anne Babaya İtaat, Allah ve Peygambere İtaat, Allah
02.12.201948 dk 33 sn
11.07.1997- Hayırlı Yardımcılar, İdarecilerin Sorumlulukları, İyi Niyet
02.12.201927 dk 41 sn
10.10.1997 - Amerikadaki İnanç, Tevhid İnancı, Ölümden Sonra Dirilmek
02.12.201934 dk 49 sn
08.08.1997 - Merhamet, Acıma, Emri Maruf Nehyi Münker
02.12.201939 dk 24 sn
07.11.1997 - Bildiğini Uygulamamak, Alimin Önemi, Peygamber Efendimizin Kıyafet Tavsiyleri
02.12.201924 dk 53 sn
07.03.1997 - Alim Olmak, Kabenin Anahtarı, Eman Vermek, Tevbe Etmek
02.12.201930 dk 50 sn
05.12.1997 - Hayat Gayesi, İsraf, Namazın Önemi, Mekke
01.12.202327 dk 31 sn
03.10.1997 - Muhabbet, Hediyeleşme, Misvak, Tevbe, İyi İnsan Olmak
30.10.202626 dk 28 sn
02.05.1997 - Muharreme Yaklaşıyoruz, Alimlerin Çeşitleri ve Kıymeti, Alim Olmaya Çalışmak
02.12.201932 dk 23 sn
01.08.1997 - Müslümanların Sıkıntılarıyla İlgilenmek, Allaha, Rasulüne, İmama, Müslümanlara Samimiyet
02.12.201940 dk 22 sn
01.03.1997 - Alimlerin Önemi ve Üstünlükleri, Çeşitleri
04.08.202333 dk 37 sn
02.08.1996 - Salih Kimseleri Anmak, Sıkıntılar İçin Estağfirullah, Kin Tutmak, Kıskançlık, İbadeti İsteksiz Yapmak
24.07.202627 dk 40 sn
01.11.1996 - Tevbe Etmek, Allah İçin Sevmek, Sevginin Gerekliliği
05.12.202533 dk 13 sn
31.05.1996 - Müslüman Kardeşine Yardım Etmek, Borçluya Mühlet Tanımak, İstiğfar Etmek, La Havle ve La Kuvvete
01.08.202541 dk 41 sn
30.08.1996 - İstihare, İstişare Yapmak, Yolculuk, Tevbe Duası
02.12.201944 dk 35 sn
29.03.1996 - Peygamber Efendimizin Şemaili, Merhameti, Adetleri
02.12.201937 dk 48 sn
28.06.1996 - Allahın Cömert Olması, Alimin Önemi, Cömertliğin Çeşitleri
02.12.201926 dk 56 sn
27.09.1996 - Toplumu Düzeltmek, Azap, Umumi Gelir, Günah İşleyenleri İkaz Etmek
02.12.201937 dk 52 sn
25.10.1996 - İçi Temizlemek, Ahiret İçin Hazırlanmak
08.08.202547 dk 40 sn
23.08.1996 - İlim Öğrenmek, Affedilmek, Genç Kuran Öğrenmek, Hadis Öğrenmek
02.12.201942 dk 20 sn
22.11.1996 - Ticaret, Helal-Haram Kazanç, İlim Talep Etmenin Niyeti, Komşuluk
02.12.201940 dk 39 sn
21.06.1996 - Salavatın Faziletleri, Mütevazi Olmak, Cematin Önemi, Avlanmanın Sakıncaları
02.12.201928 dk 12 sn
19.07.1996 - Özgürlük Anlayışı, Eşler Arası İletişim, Muhabbet, Anne Babanın Çocuguna Bakması
07.08.202032 dk 2 sn
19.04.1996 - Haccın Faziletleri, Hacının Şefaati
01.05.202629 dk 10 sn
18.10.1996 - Kadın ve Erkekte Kıyafet Ölçüsü, İlimin Önemi, Hastalığın Sevabı
02.12.201947 dk 24 sn
16.08.1996 - Gıybet, Tartışmaya Girmemek, Çok Konuşmamak, Helal Kazanç
24.04.202642 dk 48 sn
15.11.1996 - Recep Ayının Faziletleri, Kuran Okumak, Kalp ve Dil Temizliği
19.12.202527 dk 54 sn
14.06.1996 - İlim Öğrenmek, Hoca ve Talebe
02.12.201923 dk 58 sn
12.07.1996 - Komşuluk Hakkı, Güzel Ahlak, Akıllı İnsan
02.05.202530 dk 3 sn
12.01.1996 - Dünya Kaygısının Nelere Sebep Verdiği, Ahireti Düşünmek
19.07.202428 dk 44 sn
11.10.1996 - İftira Atmak, Evlenmek, Abdestin Fazileti
10.04.202632 dk 41 sn
10.05.1996 - Ahlakı Güzelleştirmek, Evlenmek, Hamileliğin ve Çocuk Büyütmenin Sevabı, Nikah
02.12.201932 dk 23 sn
08.11.1996 - Kabenin O Zamanki İnşaatı, Kabe-i Muazzama
02.12.201928 dk 15 sn
08.03.1996 - Salavat Getirmek, 20 Kişiye Selam Vermek, Ezanı Tekrar Etmek, Cemaate Devam Etmek
25.04.202525 dk 44 sn
07.06.1996 - Peygamber Efendimizin Zühd Sahibi Olması, Rüşvet, Dünyayı Sevmek
17.04.202636 dk 40 sn
06.09.1996 - Hamdetmek, Estagfirullah, Laileheilallah Demek, Allahın Kula Kızmasıyla Kulda Değişen Haller
05.06.202633 dk 41 sn
05.07.1996 - Rahman, Rahim ve Hay Olması, Ellerin Açılıp Dua Edilmesi
02.12.201937 dk 21 sn
04.10.1996 - Mümin Kardeşini Sevindirme, Cennetteki Arazileri İbadetle Mamur Hala Getirme
02.12.201932 dk 10 sn
29.12.1995 - Rüyaların Önemi, Rüyaların Hakikati
02.12.201928 dk 42 sn
27.10.1995 - Zikrin Faydaları, Toplumda İyiliği Yaymak, Topluma Karşı Görevler, Kardeşi Sevindirmek
25.09.202620 dk 52 sn
25.08.1995 - Akra, İlahi Ente Maksudi ve Ridaike Matlubi, Müslümanların Genel Durumu
02.12.201928 dk 53 sn
24.03.1995 - Mazluma Yardım, Müslüman Kardeşliği, Yardım Etmek, Dertlenmek
18.06.202135 dk 11 sn
22.12.1995 - Allahın Kudreti, İslamın Güzelliği
28.11.202534 dk 50 sn
20.01.1995 - Hayır İşlemek, Hayra Vesile Olmak, Şerden Sakınmak
18.09.202635 dk 28 sn
18.08.1995 - Peygamber Efendimizin Şefaati, Merhameti, Paylaşımcı Olmak, Aile Sevgisinin Önemi
02.12.201929 dk 25 sn
17.11.1995 - Allaha ve Resulune Yakın Olmak
02.12.201929 dk 12 sn
16.06.1995 - Okul Yaz Tatilini İyi Değerlendirmek
02.12.201923 dk 2 sn
15.12.1995 - Allaha ve Peygamberimize Kendimizi Sevdirmek, Emanete Riayet
14.08.202632 dk 30 sn
14.04.1995 - Kötü Huyun Ameli Bozması, Hased
02.12.201932 dk 16 sn
13.10.1995 - Karadeniz Gezisi, Cenneti İsteyip Ona Göre Çalışma Yapmak
02.12.201921 dk 19 sn
13.01.1995 - Gönlün Önemi ve Gönül Kırmamaya Dikkat Etmek
04.09.202631 dk 11 sn
10.11.1995 - Mümin Kulların Kaza ve Kader Karşısındaki Tavırları, Mümin Kulların Özellikleri
11.09.202635 dk 54 sn
08.12.1995 - Şaka, Mizah Ölçüsü, Kendisi İçin İstediğini Kardeşi için İstemek
02.12.201934 dk 51 sn
01.12.1995 - Borç Vermenin Sevabı, Sadaka ve Zekatın Önemi
27.02.202631 dk 31 sn
30.12.1994 - Gıybet, Haramlardan Sakınma, İlmiyle Amel Etmek ve Dünyaya Tamah Etmemek
11.10.202423 dk 2 sn
29.04.1994 - İyilik ve Kötülükte Niyetin Önemi, Nefisle Mücadele
02.01.202628 dk 26 sn
26.08.1994 - Allahın Rızasını Kazanmak, Hayırlarda Yarışmak, Nefsi Dizginlemek
31.07.202631 dk 56 sn
25.03.1994 - İlimin Önemi, İlimin Mükafatı, Bahar Ayına Giriyoruz
02.12.201923 dk 35 sn
21.10.1994 - Ölümü Hatırlamak, İbret Almak, Nasihat, Başkasının Ayıbına Bakmamak
07.11.202528 dk 7 sn
19.08.1994 - Peygamber Efendimizin Doğumu ve Vefatı
30.09.202223 dk 35 sn
17.06.1994 - Tatili Değerlendirme
18.07.202519 dk 43 sn
16.12.1994 - Kanaatkar Olmak, Söylenenle Yapılanın Bir Olması, Sadaka Vermek
17.10.202522 dk 26 sn
14.10.1994 - Marifetullah, Arif Olmanın Özellikleri
02.12.201927 dk 40 sn
11.11.1994 - Ahir Zamanda Cahillik, Emri Maruf, Sünnete ve Kurana Sarılmak
02.12.201928 dk 57 sn
10.06.1994 - Allahtan Korkmak, Zenginlik, Adalet, Cimrilik, Kendini Beğenme, Nefsine Uyma, Yemek Yedirme, Selam Verme
23.10.202629 dk 9 sn
08.08.1995 - Peygamber Efendimizin Doğumu, Son Peygamber Oluşu, Peygamberlerden Üstünlüğü
21.08.202640 dk 6 sn
07.04.1995 - Allah Güzeldir Güzeli Sever, Cemalullah, Allah Nimeti Üstünde Görmek İster, Kibir
31.12.202129 dk 20 sn
06.04.1995 - Sabır, Doğru Yol, Mescitleri Doldurmak, Allah İçin Arkadaşlık Yapmak, Seherde İbadet Etmek
16.10.202633 dk 17 sn
03.11.1995 - Yalnızlığın Yararları
05.11.201929 dk 23 sn
06.05.1994 - Rızkın Kesilmesi, Tövbe Etmek, Seher Vaktinde İbadet
21.11.202532 dk 15 sn
05.08.1994 - Allahtan İstemek, Cennet, Her İşte Allahın Rızasını Düşünmek, Cehennemden Korkmak
25.10.201927 dk 16 sn
04.11.1994 - Sahih Kaynakların Önemi, Sahte Din Alimlerine Dikkat, Hak Yolda Olmak Hakkı Söylemek
17.07.202627 dk 35 sn
02.09.1994 - Kalbin Paslanması, Ölümü Düşünmek, Kuran-ı Kerim Okumak
24.10.202526 dk 18 sn
01.07.1994 - Belalara Sabır ve Şükür, 4 Şeyden Sakınmak, Kuran-ı Kerim
08.11.202437 dk 34 sn
31.03.1993 - Günah İşleyeni Engellememek, İyi İşlere Vesile Olmak
12.12.202535 dk 22 sn
24.12.1993 - İlmin ve Alimin Önemi ve İbadetin Anlamı, Yeryüzünün Işıkları, Varisleri
25.10.201928 dk 58 sn
12.11.1993 - Cuma Gününün Faziletleri, Temizlenmek, Camiye Erken Gitmek, Cuma Günü Salavat-ı Şerife Getirmek
25.10.202437 dk 43 sn
09.12.1993 - Hamd Etmek, Allaha Tam Teslimiyet ve İrfan Gözü ile Bakmak
10.07.202624 dk 45 sn
AKRA