İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

03.12.2000 - Orucun Mükafatı, Oruç Adabı

03.12.2000 - Orucun Mükafatı, Oruç Adabı
Özel Gün Ve Geceler

03.12.2000 - Orucun Mükafatı, Oruç Adabı

28.11.2023
24 dk 7 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

el-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîhi alâ külli hâlin ve fî külli hîn.

Emmâ ba'd:

Fe-kâle Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

Kâle'llâhu azze ve celle: Küllü ameli'bni Âdeme lehû ille's-savme ve fe-innehû lî ve ene eczî bihî. Ve's-sıyâmu cünnetün fe-izâ kâne yevmu savmi ehadiküm fe-lâ yerfüs [yevme-izin] ve lâ yeshab fe-in sâbbehû ehadün ev kâtelehû fe'l-yekul: innî sâimun innî sâimun. Vellezî nefsü Muhammedin bi-yedihî le-hulûfu femi's-sâimi atyebu inda'llâhi min rîhi'l-miski veli's-sâimi ferhatâni yefrahu bihimâ izâ eftara feriha bi-fıtrıhî ve izâ lakiye rabbehû feriha bi-savmihî.

Revâhu'l-Buhârî rahmetullâhi aleyh.

et-Tergîb ve't-Terhîb isimli çok değerli hadis kitabından, kıymetli, sağlam, ciddi, güzel bir eser olan kitaptan hadis bölümünü başından tarayarak okumaya niyet ettik. Onun için Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten Buhârî'nin rivayet ettiği bu hadîs-i şerîfle bu akşam taramaya başlamış oluyoruz.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki;

Kâle'llâhu azze ve celle: Küllü ameli'bni Âdeme lehû ille's-savme ve fe-innehû lî. "Pek aziz ve çok celil olan Allahu Teâlâ hazretleri dedi ki, buyurdu ki;"

"Âdemoğlunun bütün ibadetleri onundur, oruç hariç; çünkü oruç benimdir. Ötekiler onundur; ama oruç benimdir."

Peygamber Efendimiz'in bildirdiğine göre Allahu Teâlâ hazretleri böyle buyuruyor.

Şöyle de tercüme edilebilir:

Lehû'daki le harfi Arapça'da "için" mânasına da gelir. "Onlar onun, bu benim. Bu benim mülküm, o onun mülkü..." Mülkiyet ifade ettiği gibi sebebiyet

sebep de ifade eder.

"Âdemoğlunun bütün ibadetleri onun içindir, kendisi içindir; ama oruç benim içindir." Yani bütün ibadetlerden âdemoğlu bir sevap kazanır. Kendisinin menfaatine uygundur. Onun içindir. Bir mahrumiyet var. Bir sevap kazanır da, eline bir maddî bir kâr geçmiyor gibi görünüyor, mahrumiyet var gibi görünüyor. "İşte o benim içindir. Benim rızam içindir." mânasına gelmiş olabilir. Tabii asıl mânasını Cenâbı Hak bilir. Kullanılan kelimelere göre bizim tahminlerimiz böyle.

Demek ki Bütün ibadetler güzel; ama orucun demek ki çok ayrı bir yeri var, müstesna bir makamı var, yüce bir şerefi var. Bunu böylece aklımıza yerleştirdikten sonra cümleye devam edelim.

Ve ene eczî bihî. "Ve orucun mükâfatını ben vereceğim."

"Ben oruç sebebi ile oruç tutan kimseyi mükâfatlandıracağım. O benim için fedakârlık yaptığından mükâfatlandıracağım."

Tabii ötekileri de; namaz kıldığımız, hacca gittiğimiz, kelime-i şehâdet getirdiğimiz, zikir yaptığımız, zekât verdiğimiz sâir zamanlarda da hepsinin mükâfatını Cenâb-ı Hak veriyor. Ama buradan, sözün gelişinden anlıyoruz ki oruca çok mükâfat verecek.

Zaten geçen akşam okuduğumuz hadîs-i şerîfte de orucun kat sayısını söylemediğini, artık nasıl dilerse o kadar, -bir kere 700'den fazla olduğunu- ne kadar verirse kendisinin fazl u kereminden vereceğini anlamış olduk.

Demek ki Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ; "Oruç benim rızam için tutuluyor, bir fedakârlık olduğundan, ben onu mükâfatlandıracağım. Benim için olduğu için, fedakârlık olduğu için, mahrumiyet olduğundan, sıkıntı olduğundan onun mükâfatını özel olarak ben fazla olarak vereceğim, oruç tutanı mükâfatlandıracağım." buyurmuş oluyor.

Ve's-sıyâmu cünnetün. "Ve oruç bir kalkandır."

Kalkan ne demek?

Harpte insanı tehlikeden koruyan harp âleti; yuvarlak oluyor, dört köşe oluyor, uzun oluyor, kısa oluyor... Şimdi de taştan filan korunmak için zabıta ve toplum polisi kullanıyorlar. Kalkanı biliyoruz.

Oruç da kalkandır. Oruç tutan kimseyi oruç neye karşı korur?

Cehennem ateşine karşı korur. Cehennem ateşinden koruyucu. Oruç kalkandır.

Fe-izâ kâne yevmu savmi ehadiküm fe-lâ yerfüs [yevme-izin] ve lâ yeshab. "Sizden birinizin oruç tutma günü olduğu zaman..." Fe-lâ yerfüs. "Ağzını bozmasın; çirkin, kötü, müstehcen laf söylemesin."

Refese-yerfüsü, "müstehcen sözleri söylemek, utanılacak ayıp sözleri söylemek veya ayıp işleri yapmak" mânasına gelir. Hadis alimlerinin buradaki açıklamalarına göre oruçlunun -zaten hanımı yasak- buradan maksat ağzını bozmaması, tatlı dilli, güleç yüzlü olması, küfür filan etmemesi. Böyle sövüp saymasın.

Ve lâ yeshab. "Bağırıp çağırmasın."

Hı harfi ile, sad harfi ile sahiba-yeshabu; yüksek sesle bağırıp çağırmak. Yani "Efelik yapmak, ağzı bozmak gibi şeyler olmasın." denmiş oluyor. Oruçlu kimse kendini tutacak.

Fe-in sâbbehû ehadün. "Eğer birisi onunla sövüşmeye kalkarsa..."

Sebbe "sövmek"; sâbbe -uzun olursa- "sövüşmek" demek. Birisi bir laf söylüyor, ötekisi de karşılık veriyor. O başlıyor, o karşılık veriyor. Buna "karşılıklı ağız dalaşı" diyoruz. Sövüşmek, sövmek; birisi ötekisine sövüyor, ötekisi berikisine sövüyor.

"Birisi sövüşmeye kalkarsa, oruçlu kimseye gelip çatarsa..."

Ev kâtelehû. "Yahut savaşmaya kalkarsa..."

Katele "öldürmek" demek; kâtele "karşılıklı öldürüşmek, savaşmak" demek.

"Birisi gelip ağır ağır sözler söylerse, birisi kavga çıkarmak için yanına gelirse..."

Ne oluyor?

Hakaret ediyorlar. Bazen omuz vuruyorlar. Yakasını tutuyorlar. Kavgayı başlatmak için çeşitli bahaneler icat ediyorlar. "Vay sen misin bana öyle yapan!" O da karşılık verince kavga çıkıyor. Ama kavga iki kişi ile yapılır. Tek kişi [ile olmaz.]

Peygamber Efendimiz;

"Oruçlu, kavga çıkarmak isteyen kimseye uymasın." diyor.

Onun edepsizliğine karşılık vermesin, uymasın. Kötü söz söylemişse cevap vermeyecek. El ense çekmeye başladıysa, omuz vurduysa, vurmaya kalktıysa -kabadayılıkların çeşitlerini gözünüzün önüne getirin- o da yine karşılık vermeyecek.

Burada anlıyoruz ki Yunus'un -Allah rahmet eylesin, makamını yüksek eylesin, ruhunu şâd eylesin.- "Dövene elsiz gerek, sövene dilsiz gerek." sözü demek ki hadîs-i şerîflerden alınmış çok güzel Türkçe bir söz. Dövene elsiz gerek. Yani vurana vurmayacak. İşte hadîs-i şerîf. Sövene dilsiz gerek. İşte hadîs-i şerîfte söyleniyor. Derviş gönülsüz gerek. Sanki gönlü yokmuş gibi, gönlü kırılmamış gibi, öyle sessiz karşılık vermeyecek. Sen böyle yaparsan olmaz. Sen derviş olamazsın. Sen hakkı bulamazsın.

Derviş olmak da Fenerbahçe, Beşiktaş kulübüne girmek gibi basit bir şey değil.

İnsan dervişlik yoluna neden giriyor? Takvâ yoluna neden giriyor? Niye tesbihleri çekiyor? Niye ibadetleri, taatleri yapıyor?

Sevap kazanmak için. Cenneti kazanmak için. Allah'ın rızasını kazanmak için.

Öyle olmazsa o sevapları kazanamaz. Dövene elsiz, sövene dilsiz olamazsa, o zaman sevapları kazanamaz, derviş olamaz, Allahu Teâlâ hazretlerinin rızasına eremez.

Aferin Yunus'a! Demek ki bu hadîs-i şerîfleri okumuş. Bu kitaplar vardı demek ki kendisinde... İyi tahsil görmüş.

Diyorlar ki;

"Yunus Emre ümmî."

Nasıl biliyor bunları?

Çok iyi biliyor ve en güzel tarzda tercüme etmiş. Gayet güzel okutmuş. Kısaca tam Türkçe karşılığını söyleyivermiş. Halk da anlamış. Anlaşılacak gibi söylemiş. Demek ki tahsil, terbiye görmüş de mütevâzılığından öyle söylüyor.

Peygamber Efendimiz de ümmî değil miydi?

Ümmî idi. Ama nice nice ciltlere sağmayan hikmetli sözleri var. Nice nice alimler ayağının tozuna kurban. O bakımdan o ümmîlik başka. O ümmîlik, "Başka bir tahsil, terbiye ve tesir altında kalmamış, tamamen Cenâb-ı Hakk'ın medrese-i ilâhiyesinde okumuş." demek. Peygamber Efendimiz ümmî, ne demek?

Onun mektebinde, bunun mektebinde okuyup da şu misyonerlerin, bu misyonerlerin fikrini alıp da, tesiri altında kalıp da ondan etkilenmiş değil. Nereden etkilenmiş?

Cenâb-ı Hakk'ın ilâhî medresesinde yetişmiş; hiçbir mektep medrese görmediği halde ulûm-u evvelîn ve âhirîne sahip olmuş, yani Âdem atamıza kadar evvelkilerin bilgilerine ve bizden sonra kıyamete kadar da gelecek, yaşayacak olanların ilmine sahip olmuş. Nasıl sahip olmuş?

Allah vermiş de ondan.

Nereden biliyoruz?

Hadis kitaplarında hem eskileri anlatıyor: "Âdem aleyhisselam şöyle dedi. Oğlu böyle dedi. Nuh aleyhisselam kavmi ile şöyle konuştu, böyle yaptı..." Hem de; "Kıyamette şöyle olacak, böyle olacak... Ahlâk bozulacak. Terbiyesiz insanlar çoğalacak. Sokaklarda kötülükler yapılacak..." Kıyamet alâmetleri, ileride olacak şeyleri, hepsini sıralıyor. "İstanbul fetholacak, Roma fetholacak..." Bunların hepsini söylüyor. Demek ki Cenâb-ı Hak bildirince her şeyi, Cenâb-ı Hakk'ın bildirmesi ile biliyor.

"Birisi gelip sövmeye, dövmeye kalkarsa..."

Fe'l-yekul. "Oruçlu desin ki;" İnnî sâimun innî sâimun. "Ben oruçluyum. Ben oruçluyum. Bana dokunma!"

Adamın birisi için demişler ki;

"Bu adam çok iyi huyludur. Tatlı bir insandır. Melek gibidir."

Birisi de kenardan dinlemiş. Mahallenin efesi; bıyık buranlardan, kuşağına bıçak sokanlardan, ceketi yandan takıp da efe efe ortalıkta dolaşanlardan birisi. Dinlemiş, dinlemiş... "Onun huyunu o kadar methediyorsunuz, ben gösteririm size... Onun ipliğini pazara çıkartayım, sizin dediğiniz gibi olmadığını size anlatayım!" Kendi içinden böyle düşünmüş. Adamı takip etmeye başlamış. O gün cuma imiş demek ki, adam da kalkmış hamama gitmiş, yıkanacak. Yıkanacak da Cuma'ya gelecek.

Cuma'ya yıkanıp da gelirse bir insan, yedi günlük günahı üç gün de artısı ile affoluyor. On günlük günahı affoluyor. Yıkanmak lazım. Evinde su yok; hamamda yıkanır, sevabı kazanır.

Hamama gitmiş, peştamali sarılmış. Tası sabunu, lifi, yıkanmak için neler lazımsa -o zaman şampuan yok- almış, bir yere oturmuş. Kurnayı açmış. Suyun dolduğu yere ne derler, orayı doldurmaya başlamış.

Kurna; su doldurulan yer. Neyse onun adı... Bizde "ahar" derler, "yalak" denir. Yalak daha ziyade -bizde- suyun aktığı [çeşmeye] derler, içinden su akan [çeşme...] İçine aktığı hazneye, suyun aktığı yere de "ahar" derler. Kurna kelimesi aslında horn, "boynuz" kelimesinden geliyor. Horn, "boynuz" demek. Eskiden boynuzun ucunu kesip de üfürdükleri zaman çalarmış ya, kurna oradan geliyor. Boynuz gibi eğri olup da su içinden aktığından. Aslında kurna, "musluk" demek sonuç itibari ile... Ama musluktaki, kurnadaki suyun aktığı birikme yerine Arapça'da hazne derler, su haznesi; suyun biriktiği yer. Bizim köyde "ahar" derler; çeşmenin aharı, bizde öyle derler.

Tam suyu doldurmaya başlamış... Efe de arkadan takip ediyor ya onu; o da peştamali, hamamcının verdiği malzemeyi, tas, sabun vesaire almış, bunun başına dikilmiş, demiş ki;

"Kalk buradan, ben burada yıkanacağım." demiş.

"Ya orada bir sürü kurnalar var. Git orada yıkan."

"Burada yıkanacağım. Kalk buradan." demiş.

Tası tarağı toplamış. Adam kalkmış, öbür tarafa gitmiş. "Tası tarağı topladı, gitti." sözü de o manzaradan geliyor.

Allah Allah, kavga çıkartmak istedi; itiraz bile etmedi, "peki" dedi, hemen kalktı, öbür tarafa gitti. "Kalk ben oturacağım." dedi. Orada biraz oturmuş. Gözü ile adamı takip ediyor. O da öbür tarafa gitmiş. Hamamda suları atarlar, daha önce yıkanmış olan insanın kirleri varsa gitsin diye biraz ortalığı temizlerler...Ondan sonra açmış, hazneyi doldurmaya başlamış. Bir soğuğu bir sıcağı açarsın, ılıştırırsın. Kenara sabunu, tası koyarsın. Tam hazırlıklar başlamış, adam oradan kalkmış;

"Ben burada yıkanacağım, kalk buradan!" demiş.

"Peki" demiş, yine tası tarağı toplamış, yine gitmiş.

O oraya oturmuş biraz daha... Yine arkasından gitmiş. Ondan sonra;

"Kalk, ben burada yıkanacağım!"

Yine "peki" demiş, gitmiş.

Allah Allah... Bakmış ki, ne zaman [onu kaldırsa] "gık" demiyor, bir itiraz etmiyor. Artık kaç defa yaptıysa bunu, en sonunda demiş ki;

"Ya hakikaten sen methettikleri kadar varmışsın. Ben seni denemek istedim ama gerçekten ahlâkın güzelmiş."

"Kavga iki kişi ile oluyor." dedim ya; bak, birisi uymayınca kavga çıkmıyor. Kavga çıkması için birisi başlatacak, ötekisi de uyacak, karşılıklı iki rakip olacak ki kavga olsun. Birisi uymayınca kavga olmuyor.

Peygamber Efendimiz de ne buyuruyor burada, neyi öğretiyor?

Oruçlu diyecek ki; "Ben oruçluyum, ben oruçluyum." "Peki, peki..." demek gibi. Yani uymayacak.

Bu münasebetle bir başka evliyâullahtan zâtın hikâyesi aklıma geldi, onu da anlatayım. Onu da çok methetmişler. "Bu çok mübarek bir zât" demişler. Birisi gitmiş çağırmış, demiş ki;

"Hoca efendi, bugün bizim evde çorbayı beraber içelim." demiş.

Öyle çok methettiler ya; "Buyur, çorbayı bizim evde içelim." demiş.

Hoca efendi; "olur" demiş. Davete icabet lazım geliyor. Peygamber Efendimiz davet edildiği yere giderdi. Kalkmış, adamın peşinden gitmiş. Evin kapısına gelmişler.

"Dur, ben içeriye bir bakayım, geldiğimizi hanıma haber vereyim."

Ondan sonra içeri girmiş, çıkmış.

"Hoca efendi, kusura bakma, ev müsait değilmiş. Seni içeri alamayacağım." demiş.

"Peki evlâdım." demiş. Hoca efendi dönmüş, camiye gitmiş.

Biraz sonra aynı adam tekrar gelmiş. Demiş ki;

"Hocam ev müsait oldu şimdi. Bu sefer gel. Ben 'Seninle yemeği beraber yiyelim.' demiştim ya, şimdi müsait oldu, gel."

"Peki evlâdım." demiş. Kalkmışlar, yine eve kadar gitmişler. Tekrar içeri girmiş;

"Hocam, hay aksilik, yine müsait değilmiş, yine olmuyor." demiş.

"Peki evlâdım." demiş, yine camiye dönmüş. İki.

Ondan sonra bir daha çağırmış, yine bir bahane bulmuş, yine geri götürmüş. Üç, dört... Her seferinde "Peki evlâdım." diyor. Çağırdığı zaman geliyor; "müsait değil" dediği zaman dönüyor. Bakmış ki hiç kızmıyor, hep böyle diyor. Eline ayağına sarılmış, demiş ki;

"Beni affet hocam. Senin çok olgun bir kimse olduğunu söylemişlerdi. Çok büyük bir zât olduğunu söylemişlerdi. Denemek istedim. 'Hiç kızmaz' demişlerdi. Kızdırmak istedim; ama hakikaten kızmıyorsunuz. Hakikaten methettikleri kadar büyük zatmışsınız." deyince;

"Yok evlâdım, büyüklük nerede, güzel huyluluk nerede... Bu güzel huy değil ki... Bunu Horasan'ın köpekleri bile yapar." demiş.

Horasan'ın köpeklerine yemeği gösterirsin, "gel gel" dersin, gelir; "hoşt" dedin mi gider. Yine çağırırsın, zavallı hayvan yiyecek diye yine gelir. Yine kovalarsın, yine gider, yine uzaktan bakar, çağırırsan yine gelir.

"Köpeklerin bile yapabildiği bir şeyi insanın yapması mühim bir şey değil ki... Bunun güzellikle neresinde?" demiş.

Ama işte böyle güzel huylu insanlarmış. Kavga böyle olursa çıkmaz.

Bizim kavga çıkartmamızın sebebi ne oluyor?

Biz bir noktada "Bu kadarı da artık fazla!" diyoruz, bizim sigorta atıyor. 'Pat' diye attıktan sonra o zaman kavga başlıyor. Yani biz razı oluyoruz. Şeytan diyor ki; "İkiniz kavga edin, kavga edin..." Dayanıyoruz, dayanıyoruz, dayanıyoruz... En sonunda şeytana diyoruz ki; "Madem bu kadar ısrar ettin, peki ben de kavga edeyim." diyoruz. Halbuki yapmasak yapmayız. "Tamam" desek, "peki" desek olmayacak bir şey. İnşaallah olmaz.

Dövene elsiz gerek, sövene dilsiz gerek olunca, o zaman gönüller fethediliyor. Yunus Emre hiç dayak yedi mi acaba? "Dövene elsiz gerek" dedi de hiç dayak yedi mi Yunus Emre?

Sanmıyorum.

Sövdüler mi acaba kendisine?

Onu da sanmam.

Ama sövene karşılık vermeyecek gibi, dövene karşılık vermeyecek gibi güzel huylu olduğundan, öyle sevilmiş ki hâlâ unutulmuyor. Yirmibirinci yüzyıla geldik, 2000 yılında Stockholm'de nâmı konuşuluyor. Demek ki güzel huyluluk çok güzel.

İşte oruçlu; "Ben oruçluyum, ben oruçluyum." diyecek. Yunus demek ki Peygamber Efendimiz'in istediği güzel insanlığı, güzel ahlâkı yakalayabilmiş, olmuş. Biz yapabildiysek yapabildik; yapamadıysak yapmaya çalışalım.

Vellezî nefsü Muhammedin bi-yedihî. "Muhammed'in canı elinde olana yemin olsun ki."

Tabir bu: "Muhammed'in nefsi, canı, hayatı elinde olana yemin olsun ki..."

Muhammed'in canı, senin canın, benim canım, bütün insanların canı, bütün canlıların canı kimin elinde?

Cenâb-ı Hakk'ın elinde.

"Canı elinde" ne demek?

İsterse alır, vermez. Bir de bakarsın, "Adam öldü." derler. "Aa! Demin konuşuyordu?" Şimdi konuşmuyor. Hayatı bitti, son nefesini verdi. Allah rahmet eylesin, öldü. İsterse yaşatır, isterse öldürür. Dilerse hayat verir, dilerse öldürür. Hayatı elinde.

Zaten bize bu vücudu, bu varlığı, bu imkânları, bu aklı, bu fikri, bu sağlığı, sıhhati, her şeyi veren de yine Allah. Biz mi sağladık bu kemikleri, etleri? Kasaptan alıp da mı yapıştırdık? Kemikleri birbirine biz mi ekledik? Bak ne kadar ince kıvrımları var, tutma kabiliyeti var, neler yapıyor bu eller.. Hatta elleri rahatsız oluyor da ayakları ile sakat insanlar neler yapıyor. Cenâb-ı Hak ne kabiliyetler vermiş. Bunları biz mi yaptık?

"Vallah billah hiç haberimiz bile yok. Küçükken bunlar olmuş. Ben daha küçücük bebekken bir de bakıyorum, her şeyim olmuş."

Her şeyi veren Cenâb-ı Hak. O da öyle yemin ediyor. "Canım Allah'ın elinde; beni yaşatan Allah'a yemin olsun ki." demek. Bunun açılmış şekli, mânası bu.

Le-hulûfu femi's-sâimi atyebu inda'llâhi min rîhi'l-miski. "Oruçlunun ağzının kokması, en kıymetli koku olan misk kokusundan Allah indinde daha kıymetlidir."

Evet, insan acıktı mı ağzı kokar. "Açlıktan nefesi kokuyor." derler. Güzel kokmaz, çirkin kokar. Bazı insanların da nefesi kokar, ağzı kokar. Mesela şeker hastalarının ağzı kokar. Onun için kokmasın diye, kokusu bastırılsın diye ciklet alınıyor, karanfil alınıyor. Ağzımızın kokusu [olmasın] diye karanfil alıyoruz, karanfil kokusu duyulsun diye çirkin kokuyu bastırmaya çalışıyoruz. Ama bu çirkin kokuyu Allah sever. Açlıktan, oruçtan olan bu kokuyu Allah çok sever. Çünkü oruç onun için tutuluyor. Evet, insan zorlanıyor biraz ama çok faydalı. Allah onu çok sever.

Li's-sâimi ferhatâni. "Oruçlunun iki sevinci vardır, sevinç zamanı vardır." Yefrahu bihimâ. "Onunla o zamanlar geldiği zaman ferahlanır."

İzâ eftara feriha bi-fıtrıhî. "Orucunu açarken yemeklerden memnun olur."

Suyu içiyor, yemeği yiyor; bir keyif, bir neşe... O orucu açarken bir neşelenir. Oruçlunun bir sevinci dünyada; akşam vakti sevinir. İftar ettiği, orucunu açtığı zaman sevinir. Bir neşe, bir şaka, bir tatlı hal... "Oh... Oruç bitti, şunu da yiyeyim, bunu da içeyim..." Keyifli keyifli bir sevinç... Sevincin bir tanesi bu; ama asıl öteki sevinç çok önemli:

Ve izâ lakiye rabbehû feriha bi-savmihî. "Rabbine kavuştuğu zaman..."

Öldükten sonra, âhirete gittiği zaman, hesabı görüleceği zaman; o zaman da oruç tutmuş olduğundan dolayı bir sevinir ki o sevincin haddi hududu olmaz. Çünkü mükâfatını orada görür, Rabbinin kendisini sevdiğini görür, Rabbine sevdiği bir kul olarak kavuştuğu için fevkalâde büyük bir sevinç olur.

Demek ki bizim buradaki iftardaki sevincimiz bir sevinç; ama dünya sevinci. Oruçlulara asıl büyük sevinç ne zaman olacak?

İnşaallah âhirette, Allahu Teâlâ hazretlerinin divanına, dergâh-ı ilâhiyyeye vardığı zaman olacak. Orada orucundan dolayı sevaplar kazandığını gördüğü için olacak.

Allahu Teâlâ hazretleri bu kadar kıymetli bir ibadeti yapma ayına bizi eriştirdi, elhamdülillah. Elimizden geldiğince tutuyoruz, inceliklerini de öğrenelim inşaallah. Tuttuğumuz oruçlar hatalı olmasın, güzel olsun, Allah'ın rızasına uygun olsun diye de gayret edelim.

Allah hepimize tevfîkini refîk eylesin. Hepimizi cennetiyle cemâliyle müşerref eylesin.

el-Fâtiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
16.04.1997 - Arafat Duası
26.05.202626 dk 16 sn
13.11 1995 - Mehmed Zahid Kotku Kabri Başında Dua
26.07.202512 dk 48 sn
28.05.1999 - Fatih Sultan Mehmed'in Kişiliği, Fetih Ruhu
28.11.202350 dk 52 sn
02.11.2000 - Ramazanın İlk Gecesinin Fazileti, Kadir Gecesi, İftar Ettirmek
28.11.202342 dk 46 sn
00.12.2000 - Orucun Önemi, Orucu Zedeleyen Şeyler, Oruçlunun Mükafatı
28.11.202322 dk 7 sn
29.12.1999 - Kul Hakkı, Deccal, Veda Haccı
28.11.202316 dk 24 sn
29.06.1985 - Bayram Kutlamaları, Ramazan Sonrası, Şevval Orucu
28.11.202332 dk 17 sn
29.05.1987 - Ramazandan Sonraki Halimiz
28.11.202358 dk 16 sn
28.12.1999 - İtikaf
28.11.202344 dk 11 sn
27.11.2000 - Ramazan Ayının Başı, Sahur Vakti, İbadet
28.11.202318 dk 20 sn
26.05.1995 - Aşure Günü, Nafile Oruçlar
05.07.202518 dk 7 sn
26.04.1990 - Ramazandan Sonra İbadetlere Dikkat, Mümin Kardeşine Memnun Etmek, Bayram, Ariflerin Özellikleri
20.03.202629 dk 12 sn
24.03.1993 - Ramazanda Kazanılan Mükafatlar, Aileye Verilen Önem, Ramazan Sonrası İbadetler
28.11.202331 dk 39 sn
22.11.1999 - Berat Kandili
02.02.202640 dk 4 sn
21.12.2000 - İtikaf, Çocuk Yetiştirme
28.11.202315 dk 25 sn
21.01.1990 - Peygamber Efendimizin Yemin Etmesi, Bayram Namazına Gitmesi, Hutbesi, Zemzemin Faziletleri, Ailenin Önemi
28.11.202323 dk 21 sn
20.06.1985 - Bayram Namazı Öncesi, Ramazandan Sonra, Şevval Orucu, İmanın Tadı, Ramazan Bayramı
28.11.202334 dk 4 sn
19.11.1989 - Mescidden Kalkarken Okunacak Dua, Peygamber Efendimizin Bayram Namazına Ailesini Getirmesi
28.11.202326 dk 55 sn
19.06.2000 - Kuran Kıraati
28.11.202316 dk 5 sn
18.04.1997 - Kurban Bayramı, Yardımlaşma, Hac Manzaraları
26.05.202630 dk 23 sn
17.12.2000 - Gece Namazı, Ramazandan Sonra Alışkanlıkların Devam Etmesi
28.11.202337 dk 27 sn
16.05.1997 - Muharrem, Aşure Gününün Önemi, Orucun Fazileti, Muharremde Neler Yapılmalı
28.11.202323 dk 24 sn
16.05.1997 - Aşure Günü
28.11.202328 dk 32 sn
16.01.1999 - Sabah Ve İkindi Namazlarının Önemi
28.11.202322 dk 14 sn
15.12.2000 - İtikaf Fazileti
28.11.202323 dk 7 sn
15.12.1999 - Müminin Güzelliği, Hikmet, Kardeşin İhtiyacını Görmek
28.11.202339 dk
15.07.1990 - Tevhid, Namaz, Zekat
28.11.202323 dk 11 sn
14.01.1999 - Kadir Gecesi
28.11.202339 dk 46 sn
13.12.2000 - Cennet Ve Oruç
28.11.202333 dk 34 sn
13.01.1999 - İslamda Kardeşlik
28.11.202335 dk 30 sn
11.01.1998 - Ramazandan Sonra Hali Muhafaza Etmek
28.11.202332 dk 53 sn
10.01.2001 - Güzel Ahlak Sahibi Olmak, Zikir
28.11.202323 dk 19 sn
07.12.2000 - Oruç Tutmak, İftar Ettirmek
28.11.202326 dk 29 sn
07.01.2000 - Ramazanın Son Günü
28.11.202331 dk 49 sn
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Peygamber Efendimiz
28.05.202627 dk 34 sn
05.07.1990 - Hac, Mazlumun Günahını Almak, Dürüst Olmak, Güvenilir Olmak, Sözünde Durmak
28.11.202316 dk 16 sn
05.04.1992 - Ramazandan Sonra, Ramazanın Mükafatı, Sünneti Seniyye
28.11.202340 dk 41 sn
05.04.1992 - Ramazandan Sonra, Ramazanın Mükafatı, Sünneti Seniyye, Ahmet Ziyaüddin Gümüşhanevi
28.11.202356 dk 20 sn
05.02.1992 - Güzel Ahlakın Önemi
28.11.202315 dk 26 sn
05.01.1998 - Ramazanda Takva Sahibi Olmak
28.11.202321 dk 56 sn
04.00.0000 - Allahın Seveceği Kullar
28.11.202343 dk 30 sn
00.12.2000 - İftarı Suyla Açmak, Sahura Kalmak, Yalan Yere Yemin, Gıybet
28.11.202322 dk 34 sn
00.12.2000 - Cennetin Ramazan Ayında Süslenmesi
28.11.202335 dk 4 sn
00.00.2000 - Ramazanda Sahura Kalkmak, Hilalin Görünmesi
28.11.202314 dk 3 sn
00.00.2000 - Ramazan, İftar Ettirmek
28.11.202342 dk 4 sn
00.00.2000 - İftar Ettirmek, Oruçlunun Yanında Yemek
28.11.202316 dk 5 sn
00.00.1999 - Ramazan, Orucun Faydaları
28.11.202322 dk 2 sn
00.00.1999 - Güzel Ahlak, Münafığın Alametleri
28.11.202322 dk 13 sn
00.00.0000 - İyi Ve Kötü Huy, Toplum Ahlakı, Kullara İyilik, Kullara Kötülük
28.11.202328 dk 16 sn
26.12.2000 Ramazandan Sonrası, Allahın Adını Anarak Birşey İstemek, Münafığa Efendi Demek, İyilik
20.04.202324 dk 8 sn
27.07.1996 Peygamber Efendimizin Soyu, Peygamber Özellikleri
03.09.202547 dk 7 sn
Mahmud Esad Coşan Hocaefendinin Çeşitli Sohbetlerinden Mehmed Zahid Kotku
18.09.202029 dk 19 sn
25.10.1995 - M. Zahid Kotku Hocaefendinin Hayatı
04.06.202057 dk 9 sn
13.11.2000 - M. Zahid Kotku Hocaefendinin Özellikleri, Şemaili, Kerametleri
18.09.202028 dk 58 sn
13.11.1999 - Hak Din İslam, Sünnete Uygun Müslümanlık, Tasavvuf
04.06.202044 dk 25 sn
13.11.1994 - Alimlerin Önemi
15.07.202642 dk 34 sn
13.11.1993 - M.Zahid Kotku Hocaefendi Anma Programı
04.06.202031 dk 25 sn
13.11.1992 - M.Zahid Kotku Hocaefendi ve Teslimiyet
26.07.202539 dk 41 sn
06.11.1997 - Recebin Önemi, Tevbe Etmek, Regaip Kandili
25.12.202548 dk 16 sn
06.00.0000 - Receb, Şaban, Ramazan, Regaip Kandili, Recebin İlk Günü ve Cuma Gecesi
18.02.202143 dk 2 sn
28.09.2000 - Regaip Kandili, Receb Ayının Faziletleri
18.02.202129 dk 38 sn
14.09.1999 - Recebin İlk Cuma Gecesi
18.02.202147 dk 46 sn
13.03.1986 - Recep Ayı
25.12.202533 dk 57 sn
09.01.1992 - Recep Ayının Faziletleri, Üç aylar
18.02.202134 dk 13 sn
08.12.1994 - Regaib Kandili, Recebin Önemi, İlk Cuması
18.02.202138 dk 5 sn
25.12.1996 - Berat Kandilinin Önemi, Affedilemeyenler
25.03.202131 dk 47 sn
22.11.1999 - Berat Kandili, Duhan Suresi
06.03.202340 dk 4 sn
20.11.1988 - Berat Kandili, Sevap Kazanmak
25.03.202124 dk 33 sn
14.12.1997 - Berat Kandili, Affedilecek ve Edilmeyecek Olanlar
17.03.202238 dk 9 sn
11.03.1990 - Berat Kandilinin Önemi, İhyası ve Ramazana Hazırlık
25.03.202151 dk 41 sn
10.11.2000 - Berat Kandili
25.03.202160 dk 30 sn
10.11.2000 - Berat Kandili, Allahı Zikretmek, Tevbe Etmek
25.03.202128 dk 23 sn
04.05.1985 - Berat Kandilinin Faziletleri
25.03.202138 dk 45 sn
03.12.1998 - Berat Kandilinde Duaların Kabul Oluşu
25.03.202136 dk 53 sn
00.00.1987 - Berat Kandili, Berat Kandilini İdrak Etmek
17.03.202227 dk 37 sn
31.01.1992 - Mirac Kandilinde Oruç Tutmanın Sevabı
08.03.202118 dk 50 sn
28.04.1984 - Miraçta Peygamberimizin Yaşadıkları
08.03.202152 dk 33 sn
27.05.2000 - Mirac Gecesinde Görülenler, Faiz, Namaz
08.03.202119 dk 7 sn
26.11.1997 - Mirac Hadisesi
17.02.202337 dk 53 sn
24.10.2000 - Mirac, İsra Hadisesi, Kandili İdrak Etmek
08.03.202148 dk 26 sn
19.12.1995 - Mirac Hediyeleri
15.01.202652 dk 52 sn
19.01.1993 - Mirac Kandili
08.03.202151 dk 41 sn
15.02.1981 - Peygamberimizin İsra ve Mirac, Miraçta Gördükleri
08.03.202122 dk 2 sn
06.04.1986 - Mirac Kandilinin Önemi, İsra Hadisesi, Oruç ve Nefis Terbiyesi
06.02.202433 dk 50 sn
30.09.1990 - Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
26.09.202339 dk 52 sn
29.08.1993 - Peygamber Efendimiz, Mevlid Kandili
04.06.202035 dk 13 sn
19.09.1991 - Mevlid Kandili, Peygamberimizin Dünyaya Teşrifi
24.08.202637 dk 43 sn
15.07.1997 - Mevlid Kandili, Mekke
04.06.202058 dk 16 sn
14.11.1986 - Mevlid Kandili, Peygamberimizin Hadis Yolu Oluşu
04.06.202043 dk 32 sn
14.06.2000 - Mevlid Kandili
04.06.202018 dk 16 sn
10.10.1989 - Peygamber Sevgisi, Sünnete Uymak
04.06.202063 dk 22 sn
08.08.1995 - Mevlid Kandili
24.08.202642 dk 22 sn
25.01.1998 - Kadir Gecesi
04.06.202030 dk 36 sn
23.12.2000 - Kadir Gecesinin Önemi, Kuran-ı Kerim
04.06.202034 dk 23 sn
20.03.1993 - Kadir Gecesinin ve Ramazanın Önemi, Rahmetten Ümit Kesmemek
04.06.202041 dk 26 sn
15.06.1985 - Kadir Gecesi, Halis Niyet
04.06.202038 dk 20 sn
15.02.1996 - Kadir Gecesinin Ramazanın 27.Günü Olması
04.06.202028 dk 10 sn
14.01.1999 - Kadir Gecesinin İhyası
04.06.202040 dk 20 sn
07.07.1983 - Dua
04.06.202032 dk 20 sn
03.01.2000 - Kadir Gecesi
04.06.202050 dk 56 sn
29.05.1998 - Fetih
04.06.202050 dk 51 sn
29.05.1995 - Fatih ve Fetih Ruhu
04.06.202037 dk 2 sn
29.05.1990 - Vatan, Fatih ve Fetih
04.06.202045 dk 19 sn
28.05.1999 - Fatih Sultan Mehmet'in Çevresi,Fetih Ruhu
04.06.202047 dk 17 sn
29.05.1987 - Ramazan Bayramı, Takva, İman, Ramazandan Sonraki Halimiz
04.06.202033 dk 52 sn
21.01.1990 - Zemzemin Taşınması, Peygamber Efendimizin Özellikleri
04.06.202023 dk 21 sn
20.06.1985 - Bayram Kutlamaları, Ramazandaki Sevaplar, Ramazan Sonrası, Şevval Orucu
10.04.202431 dk 38 sn
09.02.1997 - Bayram Tebriği, Sadaka Vermek, Şevval Oruçları, Bayram Sonrası
31.03.202528 dk 16 sn
08.01.2000 - Bayram Tebriği, Bayramdan Sonra Oruç Tutmak
21.03.202621 dk 7 sn
06.05.1990 - Bayramda Def Çalınması, Cumaya Temiz Gitmek, Peygamber Sevgisi
04.06.202028 dk 26 sn
28.04.1996 - Kurban Bayramı, Kurban Kesmenin Fazileti
27.05.202626 dk 11 sn
18.04.1997 - Kurban Bayramı, Salatu Selam, Ziyaret Etmek, Sadaka Vermek
04.06.202027 dk 57 sn
17.04.1998 - Hac Sonrası, Büyük Mescitlerde İbadet, Avrupa Ülkeleri
02.08.202036 dk 52 sn
17.03.2000 - Kurban Bayramı, Kurban Kesmenin Fazileti
07.06.202525 dk 32 sn
05.04.1998 - Kurban Bayramı, Ziyaretleşme, Hediyeleşme
28.05.202623 dk 45 sn
01.07.1990 - Arefe Günü, Arafatta Dua, Hac, Kalb Temizliği
15.06.202430 dk 29 sn
AKRA