İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

05.01.1998 - Ramazanda Takva Sahibi Olmak

05.01.1998 - Ramazanda Takva Sahibi Olmak
Özel Gün Ve Geceler

05.01.1998 - Ramazanda Takva Sahibi Olmak

28.11.2023
21 dk 56 sn

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

Çok sevinçli, kat kat bereketli, katmerli mübarek bir günde size hitap ediyorum. Hem bayramınız hem Cumanız mübarek olsun. Cenâb-ı Hak dünya ve âhiretin her türlü hayırlarına, lütuflarına erdirsin. Sizleri sevdiği kullar eylesin. İki cihanda aziz ve bahtiyar olun.

Güzel, mübarek, sevaplı, feyizli, tariflere sığmaz hoşlukta bir mânevî mevsim olan Ramazan geride kaldı. Bir bakıma hüzünlüyüz ama Allah herhalde hüzünlü olmamızı da istemediğinden Ramazan'ın sonunda bayram eylemiş; elhamdülillah bayram ediyoruz.

Tabii Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ hazretleri kullarının hâlini biliyor. İbadetin her an devam etmesi değil de, zaman zaman [bırakılması var]. İşte Ramazan'da bir ay oruç tutuluyor, ondan sonra başka günler [oruç zorunlu olmuyor]. Bütün sene Ramazan olmasını uygun bulmamış, uygun görmemiş; bir aylık bir [süre] iyi. Tabii arada oruç tutulmamış zamanlar da olacak ki orucun zorluğu olsun ve sevabı olsun, alışkanlık olmasın.

Peygamber Efendimiz'in çok sıcak, çok zorlu günlerde oruç tutmak hakkında "çok sevap" diye hadîs-i şerîfleri var. Sahabeden bazı mübarekler yılın en sıcak günlerini arayıp o günlerde oruç tutup o sevabı kazanmaya gayret ederlermiş.

Peygamber Efendimiz işaret etseydi, Allahu Teâlâ hazretleri müsaade buyursaydı, Allah'ın âşık-ı sâdık, her türlü fedakârlığa hazır kulları bütün sene oruç tutardı. Ama bazen olup bazen olmadığı zaman orucun tesiri daha fazla oluyor. Olmadığı zamanların da faydası var, olduğu zamanların da faydası var.

Peygamber Efendimiz Allah'ın en takvâlı, Allah'tan en çok korkan, Allah'a en güzel ibadet eden kulu olduğu halde Ramazan'ın dışındaki hayatında hem oruçlu olduğu zamanlar olurmuş hem oruçsuz geçirdiği günler olurmuş. Oruç tuttuğu zaman sabır sevabını alıyor, oruç tutmadığı nimetleri yediği zaman şükür sevabını alıyor. Gecenin bir bölüğünde uyurmuş. İstirahat ediyor, vücudun hakkı var; bedenin gelişmesi için, verimli çalışması için dinlenmesi lazım. Ama kalkıp da gecenin uzun uzun o mübarek bereketli saatlerinde ibadet edermiş.

Dünyayı terk edip de dünyaya hiç aldırmamak, bakmamak yolunu göstermemiş; dünyaya da âhirete de değer verip dünya için de âhiret için de çalışmayı meşru saymış. Hatta hadîs-i şerîflerde; "Allah'ın en sevdiği kullardan birisi, doğru sözlü güvenilir tüccardır." diye geçiyor. Ticaret mübarek bir meslek; çünkü bir yerlerden mal getiriliyor, halkın istifadesine sunuluyor. Getiren kâr ediyor ama halk da o ticaret dolayısıyla kendi beldesinde olmayan metaa, gıdalara kavuşuyor. Düşünün ki Akdeniz'in güzel yörelerinin hoş meyveleri en soğuk, karlı buzlu günlerde soğuk diyarlara geliyor. Sıcak yerlerde seralarda yetişen taptaze meyveler, sebzeler, domatesler, salatalar soğuk yerlerde yeniliyor. Hep böyle çeşitlilik...

Her şey yerli yerinde, hepsi güzel.

Demek ki çalışmak da iyi, ibadet etmek de iyi. Uyumak da lazım, kalkıp uykusunu bölüp fedakârlık yapıp ibadet etmek de lazım. Oruç tutmak da lazım, bazı günlerde iftar edip şükretmek lazım.

İşte böylece dengeli, mâkul, insan tabiatına fıtratına uygun, yaşamın bütün ihtiyaçlarını karşılamaya bütün yönleriyle hazır, güzel bir dinimiz var. Elhamdülillâh alâ ni'meti'l-İslâm...

İşte böyle bir güzel dinin bozulmamış tertemiz ahkâmı içinde üç aylara başladık; gittikçe miktarı artan derûnî hazlar, zevkler, lezzetler ile ibadetler ettik. Ramazan'a ulaştık. Ramazan'da da daha coşkulu ibadetlerle, daha âşıkâne, daha sâdıkâne, daha muhlisâne ibadetler ettik. Hele hele Ramazan'ın sonunda bazı kardeşlerimiz itikâflara girdiler, artık evden de ayrılıp tamamen camide tamamen kendisini ibadete vererek ibadetin doruğuna ulaşmış oldular. Everest'in zirvesine çıktılar, fütuhât zafer bayrağını diktiler elhamdülillah... Elhamdülillah, bayramı Allah ihsan eyledi. "Ey kullarım! Bu kadar benim için yemenizi içmenizi, arzularınızı engellediniz, size bayramı ihsan eyledim!" diye Cenâb-ı Hakk'ın emri ile bayram ediyoruz. O bakımdan da çok sevinçliyiz.

Allahu Teâlâ hazretleri nice Ramazanlar'a, nice Kadirler'e, nice feyizli gecelere günlere, nice bayramlara hem dünyada erdirsin hem de rızasına vâsıl eyleyip âhirette asıl büyük bayrama ulaşmayı nasip eylesin.

Çeşitli konuşmalarımızda Ramazan'ı çok çeşitli yönlerle sizlere anlatmaya, Peygamber Efendimiz'in talimâtını, hadîs-i şerîflerini nakletmeye çalıştık. Ramazan'ıveciz, kısa, özlü tariflerle iyi anlatalım diye anlatmak istediğimiz zaman çeşitli yönlerden tarif ettik. Mesela;

"Ramazan dervişlik ayıdır." dedik.

"Ramazan bir bakıma Kur'an ayıdır." dedik; çünkü Kur'an'la çok meşgul oluyor.

"Ramazan sabır ayıdır." Hiç şüphe yok, sabrın her çeşitleri uygulanıyor.

Ramazan bir bakıma da bir mâneviyat üniversitesidir, mâneviyat mektebidir; Ramazan içinde insanlar çok yüksek bir mânevî eğitim görüyor, çok güzel alışkanlıkları bir ay boyunca uyguluyorlar. Ondan sonraki on bir ayda bu alışkanlıklarını inşaallah koruyacaklar, o alışkanlıklarıyla daha faziletli, daha erdemli, daha sevaplı, daha mübarek insanlar olarak yaşayacaklar.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir hadîs-i şerîfinde buyurmuşlar ki;

Men sâme ramadâne ve etbeahû sitten min şevvâlin kâne ke-savmi'd-dehr.

Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl.

Bu, mübarek kabri İstanbulumuz'u şereflendiren Ebû Eyyûb el-Ensârî hazretleri tarafından da rivayet edilmiş. Bazı kaynaklarda Sevban -peltek se ile, üç noktalı se ile yazılıyor- radıyallahu anh'ten de rivayet edilmiş. Mühim kaynaklarımızda var. Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde, Tahâvî'de, Ebû Dâvud'da, Neseî'de, Tirmizî'de, İbn Mâce'de, Müslim'de var. Sahih bir hadîs-i şerîf, râvileri kuvvetli.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

"Kim Ramazan'ı oruçla geçirirse, Ramazan'daki oruç vazifesini yaparsa..." Ve etbeahû sitten min şevvâl. "Şevval'de de altıyı buna eklerse..."

Şevval nedir?

Ramazan'dan sonraki aydır. Bayramın ilk günü Şevval'in 1'i olmuş oluyor. Ramazan biter bitmez başlayan ay Şevval ayıdır.

"Ramazan ayına Şevval ayında altı günü eklerse..."

Kâne ke-savmü'd-dehr. "Tüm seneyi, bütün hayatını oruçlu geçirmiş gibi olur."

Dehr, "zaman" demek. Savmu'd-dehr de, "bütün zamanını oruçlu geçirmek" demek; ama "senenin bütün günlerinde oruç tutmak" mânasına.

Savmu'd-dehr, Peygamber Efendimiz tarafından tavsiye olunmamış. O zaman insan orucu günlük âdeti hâline getirmiş olur. Öyle olmayacak; bir gün tutacak, bazı günler tutmayacak ki açlığı da tokluğu da vücut tatsın ve aç kaldığı zaman zorlansın da oradan bir eğitim olsun, sevap olsun, meşakkâtten dolayı mükâfat olsun. Bütün sene oruç tutmak Efendimiz'in tavsiye etmediği bir şey. Adı savmu'd-dehr oluyor. Hiçbir gün bırakmıyor, her gün oruç tutuyor; bu makbul değil.

İnsan bütün sene niçin oruç tutar?

Sevap kazanmak için. Orucun sevabı çok. Ben de bütün sene her gün oruç tutarım, böylece her gün sevaplı geçirmiş olurum.

Evet, öyle yapmak doğru değil ama o arzu edilen sevaba ulaşmanın bir yolu var; işte bu hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz buyurmuş:

"Ramazan'dan sonraki ayda, Şevval ayında altı gün kim oruç tutarsa bütün seneyi oruçla geçirmiş gibi olur."

Bu hadîs-i şerîfin mânası, tabii böyle söylediğine göre Peygamber Efendimiz, tamamdır, inşaallah biz de bayramdan sonraki günlerde altı gün oruç tutarak böylece Ramazan'dan sonra altı gün daha tutup bütün seneyi oruçla geçirmiş olmanın zevkini, sevabını, mükâfatını yakalayalım.

Allah ihsan eylesin.

Bir de bunun çeşitli bilgilerimizle teyit ve takviyesi bâbında şu açıklamayı yapabiliriz:

el-Hasenetü bi-aşri emsâlihâ. "Yapılan iyi bir hareketin, ibadetin mükâfatı en aşağı bire ondur."

O zaman Ramazan'ın otuz gün orucu bire on hesabı ile olursa 300 eder. Altı gün oruç da bire on hesabıyla 60 eder; 360. Zaten kamerî sene 354 gün, 360 bile değil.

Hicrî sene, aya göre olan sene, yani Ramazan'dan Ramazan'a, hacdan hacca, o dinî [ibadetlerimizde] kullandığımız sene 354 gündür, biraz da saatlerle küsurâtı var. Bu güneş takviminden farklı, arada 11 gün kadar fark var. Bizimki 365 gün. Her sene de aynı olmuyor da dört senede bir Şubat 29 oluyor. Bu işlerin bazı incelikleri veya tam kurala uymaz gibi görünen yönleri var.

Demek ki 300+60, 360; bütün seneyi oruç tutmuş gibi oluyor.

Ama buradan şu anlaşılmasın; Allah oruca bire on verecek. Hayır! Bire on değil, bire 70 değil, bire 700 değil, ondan da fazla, bi-ğayri hisâb vereceğini hadîs-i şerîflerden biliyoruz. Çünkü oruç sabır ibadetidir, güzel yapıldığı zaman sabrın mükâfatı;

İnnemâ yüveffe's-sâbirûne ecrehüm bi-ğayri hisâb, hesaba sığmayacak kadar, rakamlarla söylenemeyecek kadar daha yüksek, daha fazla olur.

Demek ki Ramazan'ı ve [Şevval oruçlarını] tutanlar mükâfat bakımından belki çok çok daha büyük mükâfatlar alacak. Ama sanki bütün sene de oruçla geçirilmiş gibi olacak.

Onun için bu sohbetimde bu hadîs-i şerîfi kaynaklardan aradım buldum, size okudum, hatırlatıyorum ki bayramdan sonraki günlerde altı gün orucunu isterseniz peş peşe tutun, isterseniz ikişer üçer Şevval ayı içinde tamamlayın, bu oruçları böylece tutarak bütün seneyi oruç tutmuş olma noktasına ulaşın.

Ramazan bir mektep. O mektepte okuduk. Mektepte okuduktan sonra insan öğrendiklerini tatbik etmeli.

İslâm'da en önemli olan iş; iyi bilgilerini uygulamaktır, ilmiyle âmil olmaktır, öğrendiklerini tatbik etmektir.

Tatbik etmezse "biliyor ama yapmıyor" denilir. Hem dinî bakımdan kusurlu duruma düşer hem de dünyevî bakımdan da böyle insanlar pek makbul değildir. Sözü var, hareketi yok; "palavracı" derler, "atıyor" derler, "sözünü tutmuyor" derler.

Bu iş öğrendiğini de uygulaması bakımından da olmuş oluyor.

Ramazan'da oruç tutmayı öğrendik, Şevval'de de altı gün devam ediyoruz. Ondan sonra da sünnet olan, haftanın pazartesi perşembe oruçları var. Her Arabî ayın başında ortasında sonunda oruç tutmak var. Ortasındaki 13-14-15'i, eyyâm-ı biyz oruçları var, mehtaplı gecelerin gündüzlerinde oruçlar var. Tabii bunların da devam etmesi, Ramazan'da öğrendiğimiz oruç ibadetini senenin uygun günlerinde Allah'ın rızasına, Peygamber Efendimiz'in sünnetine uygun olarak uygulanması olacaktır. O halde mektebi mezun olanlar, başarıyla bitirenler ona devam ederler.

Biz de Ramazan mektebi mezunları olarak bütün müslüman kardeşlerimize bu Şevval orucunu da tavsiye ediyoruz. Ayrıca her hafta Şevval geçtikten sonra da pazartesi perşembe oruçlarını tavsiye ederiz, Efendimiz'in tavsiyesidir. Farz değildir ama farz olmayan oruçların da çok sevabı var.

O hususta da Enes radıyallahu anh'ten İbnü'n-Neccâr ve İbn Asâkir'in rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfi okuyuvereyim:

Men sâme yevmen tatavvuan felev u'tiye mi'lü'l-ardı zeheben mâ vefâ ecrehû dûne yevmi'l-hisâbi.

"Kim tatavvu olarak, yani ibadet ve taat duygusuyla, Allah'tan sevap umduğu için, sevap kazanayım diye, farz olmadığı halde kendiliğinden, Allah'ın sevdiği kul olayım diye bir gün oruç tutsa, -farz değil, Ramazan dışındaki oruçlar- eğer o kimseye, yeryüzü bir boş kap olsa, onun dolusunca altın verilse, yine bu hesap gününde o tuttuğu bir günlük farz olmayan, sevap aşkıyla tutulmuş olan orucun ecrini karşılayamaz."

Demek ki dünyalar dolusu altınlardan daha büyük sevap oluyor. O bakımdan, bu oruçları tutmanızı tavsiye ederim.

Bir de kulağınızda, zihninizde kalsın; defterinize, takviminizin bir kenarına yazın:

Hacca gitmeyen kardeşlerimiz Kurban Bayramı'nın arefesinde oruç tutarsa o da çok büyük sevap. "Hem geçmiş senenin günahları affolunacak" diye bildiriyor Peygamber Efendimiz, "hem de gelecek senenin günahları affolacak." diye bildiriyor. Bu da çok önemli bir şey. Demek ki Allah bir sene daha yaşatacak, hem de günahları affedecek; belki de günah yaptırmayacak, iyi bir kul olacak yaşatacak. Hem ömür veriliyor hem de salih bir insan olarak ömür geçirmesi nasip oluyor demektir.

Demek ki Ramazan mekteb-i âlîsinde yani yüksek mektebinde, Ramazan'ın mânevî mektebinde öğrendiğimiz orucu tutacağız, Ramazan'dan sonra Şevval'in altı gün orucuyla beraber başlayarak...

Sonra, Ramazan'ın zaten âyet-i kerîmede okunduğu zaman asıl ana amacının, hedefinin ne olduğunu biliyoruz:

Le-alleküm tettekûn.

Yâ eyyühe'llezîne âmenû. "Ey iman edenler!" Kütibe aleykümü's-siyâmu. "Oruç sizin boynunuza bir ibadet olarak farz kılındı, yazıldı; ödevleriniz arasına, farz vazifeler arasına yazıldı." Kemâ kütibe ale'llezîne min kabliküm. "Sizden önceki peygamberlerin ümmetlerine de yazılmış olduğu gibi, Allah'ın emretmiş olduğu gibi." Le-alleküm tettekûn. "Ta ki takvâ ehli olasınız."

Demek ki hedef; takvâyı öğrenmek, takvâ ehli olmak, müttakî bir kul hâline gelmek.

Oruç bir ilaçsa, [orucu] çok şifalı çok kıymetli bir ilaç olarak düşünürsek, benzetmeyi öyle yaparsak; amansız olan, çok zor tedavi olacak olan bir hastalığa iyi geliyor.

Hangi hastalığa iyi geliyor?

Takvâsızlığa, Allah'tan korkmadan bildiğini işlemek gibi gafil, cahil, küstah yaşama veyahut bîhaber yaşama veyahut haramlardan günahlardan kaçınmadan kendisini mahvedecek bir doludizgin tehlikeli gidiş ile gitme durumuna ilaç oluyor.

Demek ki Ramazan, insana takvâyı kazandırıyor.

Fe-inne hayre'z-zâdi't-takvâ. Takvâ da âhiret yolcusunun en önemli azığıdır, en çok lazım olan malıdır, yanında en çok bulunması gereken haslettir.

Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde buyuruyor ki;

Evliyâî minküm el-müttakûn. "Ey mü'minler! Sizin içinizden benim dostlarım..."

Peygamber Efendimiz'in dostları, onun sevdiği kimseler kimlermiş?

el-Müttakûn. "Takvâ ehli olan kimseler."

Demek ki biz Ramazan mekteb-i âlîsinde, Ramazan'ın yüce ihtisas mektebinde, lisansüstü doktora veyahut "üstad olma mektebi" diyelim, çünkü kıymeti çok yüksek; o mektepte öğreneceğimiz en önemli şey takvâ olacak. Günahlardan korunmak sakınmak, Allah'tan korkmak, cehenneme düşmemek için dikkatli olmak, Allah'ın rızasını kaybetmemek için dikkatli olmak, titiz müslüman olmak, pürdikkat kulluğunu güzel yapmak.

İşte Ramazan'da o hâli alacaktık. Oruçla da irademizi kuvvetlendirdik, iradeyi kuvvetlendirme eğitimi aldık. 30 gün sıcak günlerde su karşımızda olduğu halde su içmedik, karnımız acıktığı midemiz burkulduğu halde yemek yemedik, diğer arzularımızı tutabildik... Tutulabiliyormuş; sigara içilmiyormuş, alışkanlıklar kenarda durabiliyormuş. İnsanın en tabiî iç güdüleri bile icabında sabırla yenilebiliyormuş. Onları öğrendik.

Ramazan'dan sonra da artık o öğrenilen takvânın uygulanması lazım. Yani kulların günahlardan kaçması lazım, günahlara yanaşmaması lazım, Ramazan'dan önceki kötü alışkanlıklarına düşmemesi lazım ve iyi kul olarak devam etmesi lazım.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

Fe-in küntüm ülâike fe-zâlike. "Eğer siz takvâ ehli insanlar olabilmişseniz ne âlâ, çok iyi o zaman... Olabildiyseniz benim dostlarım olursunuz, o zaman Resûlullah'ın dostları sınıfına yükselirsiniz, o yüksek sınıfa girersiniz."

Ve illâ fe'bsurû sümme'bsurû. "Eğer müttakî kullar olamadıysanız, haramlardan günahlardan sakınan, Allah'tan korkan, Allah'ın sevgisini kazanmaya gayret eden; gazabına uğramamaya, attığı adamları dikkatli atan, gözüne, diline, eline sahip olan bir müslüman olamadıysanız bekleyin o zaman; bakın bakalım başınıza geleceklere!.." diye buyuruyor Peygamber Efendimiz.

Bir de tavsiye buyuruyor:

Lâ ye'tiyenne'n-nâsu bi'l-a'mâli -veya lâ ye'tîne'n-nâsu bi'l-a'mâl- ve te'tûne bi'l-eskâli. "İnsanlar güzel güzel ibadetleri yapmış, sevapları kazanmış olarak Allah'ın huzuruna âhirete gelirken siz de dağlar gibi günah yüklerini yüklemiş olarak gelmeyin. Böyle bir duruma düşmeyin."

Fe-yur'ad anküm. "O zaman Cenâb-ı Hak size nazar eylemez, kimse sizin yüzünüze bakmaz, yüzünüze bakılmaz."

Resûlullah bakmaz. Şefaatçi olabilecek alim, fâzıl, mübarek, kâmil kimseler bakmaz. Allah sevmedi mi, Allah'ın sevmediği kimseye hiç başkasının bakacağı olmaz. Allah'ın sevdiğine müsaade ettiğine bakarlar.

Onun için mutlaka ve mutlaka, takvâyı ve müttakî kul olmayı da sağlamalıyız.

Allahu Teâlâ hazretleri o takvâ hasletine sımsıkı sarılmayı, müttakî kullar olmayı hepinize nasip eylesin.

Diğer bir hadîs-i şerîfte de Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

Elâ uhbirüküm ani'l-ecvedi? el-Ecvedü'llâhu. el-Ecvedü'llâhu. el-Ecvedü'llâhu. -el-Ecvedü Allah, el-ecvedü Allah, el-ecvedü Allah diye de okunabilir- Ve ene ecvedü veledi Âdeme ve ecvedühüm min ba'dî raculün alime ilmen fe-neşere ilmehû yub'asü yevme'l-kıyâmeti ümmeten vâhdehû ve raculün câde bi-nefsihî fî sebîlillâhi hattâ yuktele.

Bu hadîs-i şerîfi Enes radıyallahu anh'ten İbn Abdilberr rivayet etmiş.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

Elâ uhbirüküm ani'l-ecvedi. "Ben size en cömerdi haber vereceğim; dikkat edin, pür dikkat beni dinleyin! Bütün dikkatinizi toplayın, iyice dinleyin ki ben size en cömerdi haber vereceğim!" buyurduktan, uyardıktan, dinleyicilerin dikkatlerini toplamalarını ikaz olarak söyledikten sonra buyuruyor ki;

el-Ecved Allah. "En cömert Allah'tır." el-Ecved Allah. "En cömert Allah'tır." el-Ecved Allah. "En cömert Allah'tır."

Evet, Allahu Teâlâ hazretleri ekberdir, "en büyüktür"; a'zamdır, "en uludur"; ekremdir, "en kerem sahibidir"; ecveddir, "en cûd u sahâ sahibidir". Her şeyi en büyüktür, hem de hiçbir şeyle mukayese edilmeyecek gibi... Lütfundan, cûd u kereminden herkese rızıklar ihsan ediyor, nice nice nimetlerle insanları perverde ediyor.

Ve ene ecvedü veledi Âdem. "Ben de Cenâb-ı Hakk'ın peygamberi, habîbi olarak benî Âdem'in yani insan cinsinin, Âdemoğullarının en cömerdiyim."

Evet, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hayatında bunun sayısız misallerini göstermiştir, kitaplara girmiştir. Gözleri açık bırakacak, ağızları hayretten açık bırakacak bollukta çoklukta verirdi. Yanına dağlar kadar mal mülk, para gelse onu hemen akşama bırakmadan dağıtırdı; akşam gelirse sabaha çıkmadan dağıtırdı. Verdiğini öyle bir doyururdu ki bir kişiye bir sürü verirdi, o kadar bol bol verirdi Peygamber Efendimiz...

Ve ene ecvedü benî Âdem. Benî Âdem'in, veled-i Âdem'in, Âdem aleyhisselâm'ın evlatlarının... Veled, vüld diye de de okunursa o zaman "çocuklar" mânasına gelir, daha iyi. Ecvedü vüldi Âdem. "Âdem aleyhisselâm'ın çocuklarının en cömerdi."

Evet, Peygamber Efendimiz maddeten mânen, ilmen irfânen, her yönden en cömerdiydi.

Bunlar tabii... Allah'ın en cömet olduğunu biliyoruz. "Tabii" dediğim bizim bildiğimiz bilgiler, yeni bir şey değil. Ama bundan sonrasını iyi dinleyin:

Ve ecvedühüm min ba'dî. "Müslümanların benden sonra en cömerdi..."

Kimdir?

Raculün alime ilmen fe-neşere ilmehû. "Bir adam ki ilmi bildi ve o bildiği ilmi neşretti, yaydı, öğretti."

Demek ki ilmi bilip de insanlara ilmi öğreten bir müslüman alim ve muallim kişi; biliyor, bildiğini de öğretiyor, o da insanların en cömerdidir. Çünkü; para verse o aldığı parayla insan gider çarşıdan pazardan bir şeyler alır ama alimin verdiği ilimle kazandığı mânevî faydalar, hatta maddî ve dünyevî faydaların yanında o alacağı yiyecek, giyecek, eşya, meta çok cüz'î kalır. Çünkü insan bazen bir alimden bir söz duyar; hayatı, görüşü, yönü değişir, cennete doğru yönünü değiştirir, cennetlik olur. Bir alimin bir mübarek sözünden, bir mübareğin irşadından... Demek ki en cömert onlardır. Mânevî bakımdan insanlara hazineler veriyorlar.

Yub'asü yevme'l-kıyâmeti ümmeten vahdehû. "Alim, tek başına bir ümmet olarak haşrolur."

Ümmet, "kalabalık" demek, "bir sevk edicinin etrafında toplanmış, ona bağlı insanlar topluluğu" demek.

Tek başına bir ümmet şerefini kazanır. Yani topluluğa bedel olmuş oluyor. Yığınla insana bedel olmuş oluyor. Bu, Resûlullah'tan sonra en cömert insandır.

Muhterem kardeşlerim!

O halde, lütfen Ramazan mekteb-i âlîsinde öğrendiğiniz güzel bilgileri etrafınıza yayınız; bu lütfu, bu cömertliği gösteriniz. Ramazan'da neler öğrendiyseniz çoluk çocuğunuza öğretin, komşunuza öğretin, arkadaşlarınıza öğretin, etrafa öğretin; İslâm yayılsın.

Ben dünyayı gezen bir kardeşiniz olarak görüyorum; başka dinlerin mensupları yanlış inançlarına rağmen çok ustaca çalışıyorlar, çok milletleri kendi tarafına çekiyorlar, ilerleme kaydediyorlar. Hak dinin mensubu olan müslümanlar kendi ülkelerinde kan kaybediyor, kendi çocuklarını iyi yetiştiremiyor, sahip çıkamıyor. Hatta kendilerine sahip olamıyorlar.

Onun için ilmi öğrenmek ve neşretmek, öğretmek, yaymak, benimsetmek bu devirde çok büyük önem kazanmış bulunuyor. Lütfen Ramazan'da öğrendiklerinizi öğretmeye başlayarak siz de İslâm'ın tanıtılması, öğretilmesi gayreti içindeki hissenizi, yerinizi alın, çalışmaları yapın.

Ve raculün câde bi-nefsinî fî sebîlillâhi hattâ yuktele.

Bir de en cömert insan kimdir? Peygamber Efendimiz alimden sonra söylüyor;

Allah yoluna hayatını feda ediyor, bahşediyor, harcıyor. Allah yolunda şehit oluncaya kadar savaşıyor.

Nihayet şehit oluyor, hayatını veriyor.

İnsanın hayattan kıymetli nesi var? Hayatını veriyor, daha nesini versin?

Hayatını veriyor, elbette bu da çok cömert.

Ama dikkat edersiniz; hayatı vermek de savaşmak da ya kendisi feda oluyor ya da karşı tarafta insanlar hayatlarından oluyorlar. Savaş istenilen bir şey değil; olduğu zaman iki taraftan da zâyiat veriliyor. Ama alimin yaptığında, çalışmasında ölen yok; kaybedilenlerin kazanılması var, kaybedilecek olanların, belki öldürülecek olanların kazanılması var, belki başının kesilmesi gerekenlerin kazanılması var. Onun için ilim çok önemli.

Peygamber Efendimiz'in bir hadîs-i şerîfini burada mutlaka yeri gelmişken bir daha hatırlayalım:

el-İlmü hayâtü'l-İslâm. "İlim, İslâm'ın canıdır, hayatıdır."

"İlim varsa İslâm vardır." demek.

Demek ki ilim aynı zamanda insanlığın da hayatıdır. İnsâniyetin de hayatıdır. İlim İslâm'ın da hayatıdır, insanoğlunun da hayatıdır. Çünkü ilim öğrendiği zaman bir insan kurtuluyor; maddeten de mânen de, dünyada da âhirette de kurtuluyor. Demek ki hayatı kurtuluyor. Öteki türlü hayatı sönecekti; hem bu dünyada sönecekti hem de kâfir olarak öldüğü zaman âhirette sönecekti.

Onun için Peygamber Efendimiz ilmi, alimin derecesini öne almış. Hakikaten de dinimizin emri, bildirmesi böyledir. Alimin derecesi daha üstündür. Alim cennetin kapısında durur, kendisine "İstediğine şefaat et." denir, şefaat eder. Şehitten dahi daha üstündür. Alimin mürekkebi şehidin kanıyla tartılır ve daha üstün gelir.

O bakımdan, çoluk çocuğunuzdan en akıllı olanını İslâmî ilimlere sevk edin. Allah rızası için, maddî fayda beklemeden, vicdanının sesinden başka bir baskıya kulak asmadan Kur'an'ı öğretin. İnsanlara Kur'an'ı öğretsin. Sünnet-i seniyyeyi, dinin ahkâmını öğretin; o çocuğunuz öğretsin, size de sevaplar gelsin. İlim öğretin.

Tabii zamanı gelince bazen ilim de artık yetmez; ülkenin korunması lazım, müslümanların korunması lazım, savaşmak gerekebilir, düşman saldırır. O zaman da nihayet şehit oluncaya kadar bir kimsenin çarpışıp çarpışıp, kurtuluş ihtimali yok, [canını veriyor]. Ama Allahu Teâlâ hazretleri de ona en büyük sevapları veriyor. O cömertlik de çok güzel.

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Demek ki Ramazan mekteb-i âlîsinde öğrendiklerimizi Ramazan'dan sonra tatbik edeceğiz.

Başka söylememiz gereken neler var?

Ramazan'da sabrı öğrendik.

Sabrı Allah çok seviyor, Peygamber Efendimiz çok tavsiye eyledi.

İnna'llâhe mea's-sâbirîn. "Allah hiç şüphe yok ki sabredenlerin yanındadır, onları seviyor, onunla beraberdir."

Kendimizi dizginlemeyi öğrendik. Arzularımızı dizginlemeyi öğrendik. Tutmayı öğrendik, irademizi kuvvetlendirdik. İnsan bu sabırdan çok sevaplar kazanır. Sabredin, sabredin, sabredin; sevapları kazanın.

Sonra, Ramazan'da Kur'ân-ı Kerîm'i aşk ile şevk ile camilerde okuduk, mukabelelerde dinledik. Kendimiz evimizde hatimler sürdük. Ramazan'dan sonra da o sevgili kitabımıza, Kur'ân-ı Kerîmimiz'e bağlılığımızı gevşetmeyelim, sevgimiz gevşemesin. Var gücümüzle Kur'ân-ı Kerîm'i ezberlemeye, öğrenmeye, çoluk çocuğumuza öğretmeye gayret edelim.

Şimdi benim elimde imkân olsa, ben şu sırada tek söz sahibi insan olsam, müslümanların hepsine ilk önce Kur'ân-ı Kerîm'i öğretirim. Kur'ân-ı Kerîm'i ezberletirim, Kur'an-ı Kerîm'i öğretirim; Kur'ân-ı Kerîm'i öğrettikten sonra da öteki ilimleri öğretirken öteki ilimlerin eğrisini doğrusunu o Kur'an bilgisiyle öğrenen kişi bilir; en sağlam yerden ana fikirleri almış olduğu için, ana yeri kaynağı bulmuş olduğu için o zaman çok başarılı olur.

İnsanların bir taraftan kendisini müslüman sanıp da bir taraftan da İslâm'a çok aykırı işler yapması tersten başlamalarından oluyor. Kur'ân-ı Kerîm'den başlasa, "Kur'ân-ı Kerîm Allah'ın kelâmıdır; Muhammed-i Mustafası'na, Habîb-i Edîb'ine bunu vahiyle indirmiş. Kur'ân-ı Kerîm budur, bunları emrediyor, bunu iyi ezberle evlâdım!" derse, çocuğu ona göre yetiştirirse, "Hayatında senin amacın Kur'ân-ı Kerîm'i öğrenip öğrendiğini Kur'an'a göre hayatını sürmektir, geçirmektir." diye öğretirse ona göre yürürken karşılaştığı her olayda Kur'an terazisinde olayı tartar, ölçer, doğruyu eğriden ayırır; Kur'ân-ı Kerîm'in nuru, kılavuzluğu ile doğru yolu bırakmaz, yanlış yollara kaymaz, doğru yolda yürür.

Kur'ân-ı Kerîm kıraatini de, hatmini de, tefsirini de, öğrenilmesini de çok daha ciddi bir şekilde Ramazan'dan sonra devam ettirmenizi tavsiye ederim.

Geceleyin teheccüd namazlarına, yemek yemek için sahura kalktığınız gibi bu sefer de mânevî ziyafet sofralarında kalkıp o mânevî ikramları almak için gece vakti teheccüde lütfen kalkmanızı tavsiye ederim. Çünkü;

Rek'atâni mine'l-leyli hayrun mine'd-dünyâ ve mâ fîhâ. "Geceleyin kılınan iki rekât bir namaz, -farz değil; yatsıdan, vitirden sonra, sabah namazından önce, arada kılınan iki rekât namaz- dünyadan da dünyanın içindeki her şeye sahip olmaktan da hayırlıdır."

O sevabı da kaçırmayın.

Bir hadîs-i şerîf daha söyleyerek, okuyarak sohbetimi bitirmek istiyorum.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in en çok sevdiği şey, hadîs-i şerîfte geçiyor ki, onun metnini de okuyalım, Peygamber Efendimiz'in arzusunu, zevkini, isteğini, işaretini size nakletmiş, bildirmiş olayım.

Buhârî'de ve İbn Mâce'de var. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hakkında Âişe-i Sıddîka validemiz naklediyor ki;

Kâne ehabbu'd-dîni ileyhi mâ dâveme aleyhi sâhibuhû.

"Peygamber Efendimiz'in nazarında, onun peygamberâne isabetli görüşüne göre en sevimli, en güzel dindarlık..."

Mâ dâveme aleyhi sâhibuhû. "İbadeti yapan kimsenin yaptığı ibadete devam ettiği dindarlıktır."

Bir insan dindarlığına göre yapmış olduğu ibadetini devam ettiriyorsa, bırakmıyorsa, kesmiyorsa, muvakkat, bir zaman yapıp sonra bırakmıyorsa, daima yaptığı güzel ibadeti devam ettiriyorsa işte Peygamber Efendimiz o kimsenin dindarlığını seviyormuş. Âişe-i Sıddîka validemizin rivayetinden anlaşılan bu.

O halde, Ramazan'daki güzel hâlinizi Ramazan'dan sonra da aynen daha güzel bir şekilde devam ettirin ve Ramazan'daki o meleklik, sâfiyet inşaallah aynen devam etsin, artsın, eksilmesin, daha ziyade olsun.

Cenâb-ı Hakk'ın sevgisini kazanmayı Allahu Teâlâ hazretleri cümlenize nasip eylesin. Hem dünyada sevdiği kul olarak yaşayın, hem de âhirete vardığınız zaman en büyük mükâfatlara erin. Rabbimiz cümlenizi cümlemizi cennetiyle cemaliyle müşerref eylesin. Sevdiği razı olduğu kullarından eylesin. Rıdvân-ı ekberine vâsıl eylesin. Selâmına erenlerden eylesin. Cemâlini görenlerden eylesin. Allah hepinizden razı olsun.

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû...

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
16.04.1997 - Arafat Duası
26.05.202626 dk 16 sn
13.11 1995 - Mehmed Zahid Kotku Kabri Başında Dua
26.07.202512 dk 48 sn
28.05.1999 - Fatih Sultan Mehmed'in Kişiliği, Fetih Ruhu
28.11.202350 dk 52 sn
02.11.2000 - Ramazanın İlk Gecesinin Fazileti, Kadir Gecesi, İftar Ettirmek
28.11.202342 dk 46 sn
00.12.2000 - Orucun Önemi, Orucu Zedeleyen Şeyler, Oruçlunun Mükafatı
28.11.202322 dk 7 sn
29.12.1999 - Kul Hakkı, Deccal, Veda Haccı
28.11.202316 dk 24 sn
29.06.1985 - Bayram Kutlamaları, Ramazan Sonrası, Şevval Orucu
28.11.202332 dk 17 sn
29.05.1987 - Ramazandan Sonraki Halimiz
28.11.202358 dk 16 sn
28.12.1999 - İtikaf
28.11.202344 dk 11 sn
27.11.2000 - Ramazan Ayının Başı, Sahur Vakti, İbadet
28.11.202318 dk 20 sn
26.05.1995 - Aşure Günü, Nafile Oruçlar
05.07.202518 dk 7 sn
26.04.1990 - Ramazandan Sonra İbadetlere Dikkat, Mümin Kardeşine Memnun Etmek, Bayram, Ariflerin Özellikleri
20.03.202629 dk 12 sn
24.03.1993 - Ramazanda Kazanılan Mükafatlar, Aileye Verilen Önem, Ramazan Sonrası İbadetler
28.11.202331 dk 39 sn
22.11.1999 - Berat Kandili
02.02.202640 dk 4 sn
21.12.2000 - İtikaf, Çocuk Yetiştirme
28.11.202315 dk 25 sn
21.01.1990 - Peygamber Efendimizin Yemin Etmesi, Bayram Namazına Gitmesi, Hutbesi, Zemzemin Faziletleri, Ailenin Önemi
28.11.202323 dk 21 sn
20.06.1985 - Bayram Namazı Öncesi, Ramazandan Sonra, Şevval Orucu, İmanın Tadı, Ramazan Bayramı
28.11.202334 dk 4 sn
19.11.1989 - Mescidden Kalkarken Okunacak Dua, Peygamber Efendimizin Bayram Namazına Ailesini Getirmesi
28.11.202326 dk 55 sn
19.06.2000 - Kuran Kıraati
28.11.202316 dk 5 sn
18.04.1997 - Kurban Bayramı, Yardımlaşma, Hac Manzaraları
26.05.202630 dk 23 sn
17.12.2000 - Gece Namazı, Ramazandan Sonra Alışkanlıkların Devam Etmesi
28.11.202337 dk 27 sn
16.05.1997 - Muharrem, Aşure Gününün Önemi, Orucun Fazileti, Muharremde Neler Yapılmalı
28.11.202323 dk 24 sn
16.05.1997 - Aşure Günü
28.11.202328 dk 32 sn
16.01.1999 - Sabah Ve İkindi Namazlarının Önemi
28.11.202322 dk 14 sn
15.12.2000 - İtikaf Fazileti
28.11.202323 dk 7 sn
15.12.1999 - Müminin Güzelliği, Hikmet, Kardeşin İhtiyacını Görmek
28.11.202339 dk
15.07.1990 - Tevhid, Namaz, Zekat
28.11.202323 dk 11 sn
14.01.1999 - Kadir Gecesi
28.11.202339 dk 46 sn
13.12.2000 - Cennet Ve Oruç
28.11.202333 dk 34 sn
13.01.1999 - İslamda Kardeşlik
28.11.202335 dk 30 sn
11.01.1998 - Ramazandan Sonra Hali Muhafaza Etmek
28.11.202332 dk 53 sn
10.01.2001 - Güzel Ahlak Sahibi Olmak, Zikir
28.11.202323 dk 19 sn
07.12.2000 - Oruç Tutmak, İftar Ettirmek
28.11.202326 dk 29 sn
07.01.2000 - Ramazanın Son Günü
28.11.202331 dk 49 sn
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Peygamber Efendimiz
28.05.202627 dk 34 sn
05.07.1990 - Hac, Mazlumun Günahını Almak, Dürüst Olmak, Güvenilir Olmak, Sözünde Durmak
28.11.202316 dk 16 sn
05.04.1992 - Ramazandan Sonra, Ramazanın Mükafatı, Sünneti Seniyye
28.11.202340 dk 41 sn
05.04.1992 - Ramazandan Sonra, Ramazanın Mükafatı, Sünneti Seniyye, Ahmet Ziyaüddin Gümüşhanevi
28.11.202356 dk 20 sn
05.02.1992 - Güzel Ahlakın Önemi
28.11.202315 dk 26 sn
04.00.0000 - Allahın Seveceği Kullar
28.11.202343 dk 30 sn
03.12.2000 - Orucun Mükafatı, Oruç Adabı
28.11.202324 dk 7 sn
00.12.2000 - İftarı Suyla Açmak, Sahura Kalmak, Yalan Yere Yemin, Gıybet
28.11.202322 dk 34 sn
00.12.2000 - Cennetin Ramazan Ayında Süslenmesi
28.11.202335 dk 4 sn
00.00.2000 - Ramazanda Sahura Kalkmak, Hilalin Görünmesi
28.11.202314 dk 3 sn
00.00.2000 - Ramazan, İftar Ettirmek
28.11.202342 dk 4 sn
00.00.2000 - İftar Ettirmek, Oruçlunun Yanında Yemek
28.11.202316 dk 5 sn
00.00.1999 - Ramazan, Orucun Faydaları
28.11.202322 dk 2 sn
00.00.1999 - Güzel Ahlak, Münafığın Alametleri
28.11.202322 dk 13 sn
00.00.0000 - İyi Ve Kötü Huy, Toplum Ahlakı, Kullara İyilik, Kullara Kötülük
28.11.202328 dk 16 sn
26.12.2000 Ramazandan Sonrası, Allahın Adını Anarak Birşey İstemek, Münafığa Efendi Demek, İyilik
20.04.202324 dk 8 sn
27.07.1996 Peygamber Efendimizin Soyu, Peygamber Özellikleri
03.09.202547 dk 7 sn
Mahmud Esad Coşan Hocaefendinin Çeşitli Sohbetlerinden Mehmed Zahid Kotku
18.09.202029 dk 19 sn
25.10.1995 - M. Zahid Kotku Hocaefendinin Hayatı
04.06.202057 dk 9 sn
13.11.2000 - M. Zahid Kotku Hocaefendinin Özellikleri, Şemaili, Kerametleri
18.09.202028 dk 58 sn
13.11.1999 - Hak Din İslam, Sünnete Uygun Müslümanlık, Tasavvuf
04.06.202044 dk 25 sn
13.11.1994 - Alimlerin Önemi
15.07.202642 dk 34 sn
13.11.1993 - M.Zahid Kotku Hocaefendi Anma Programı
04.06.202031 dk 25 sn
13.11.1992 - M.Zahid Kotku Hocaefendi ve Teslimiyet
26.07.202539 dk 41 sn
06.11.1997 - Recebin Önemi, Tevbe Etmek, Regaip Kandili
25.12.202548 dk 16 sn
06.00.0000 - Receb, Şaban, Ramazan, Regaip Kandili, Recebin İlk Günü ve Cuma Gecesi
18.02.202143 dk 2 sn
28.09.2000 - Regaip Kandili, Receb Ayının Faziletleri
18.02.202129 dk 38 sn
14.09.1999 - Recebin İlk Cuma Gecesi
18.02.202147 dk 46 sn
13.03.1986 - Recep Ayı
25.12.202533 dk 57 sn
09.01.1992 - Recep Ayının Faziletleri, Üç aylar
18.02.202134 dk 13 sn
08.12.1994 - Regaib Kandili, Recebin Önemi, İlk Cuması
18.02.202138 dk 5 sn
25.12.1996 - Berat Kandilinin Önemi, Affedilemeyenler
25.03.202131 dk 47 sn
22.11.1999 - Berat Kandili, Duhan Suresi
06.03.202340 dk 4 sn
20.11.1988 - Berat Kandili, Sevap Kazanmak
25.03.202124 dk 33 sn
14.12.1997 - Berat Kandili, Affedilecek ve Edilmeyecek Olanlar
17.03.202238 dk 9 sn
11.03.1990 - Berat Kandilinin Önemi, İhyası ve Ramazana Hazırlık
25.03.202151 dk 41 sn
10.11.2000 - Berat Kandili
25.03.202160 dk 30 sn
10.11.2000 - Berat Kandili, Allahı Zikretmek, Tevbe Etmek
25.03.202128 dk 23 sn
04.05.1985 - Berat Kandilinin Faziletleri
25.03.202138 dk 45 sn
03.12.1998 - Berat Kandilinde Duaların Kabul Oluşu
25.03.202136 dk 53 sn
00.00.1987 - Berat Kandili, Berat Kandilini İdrak Etmek
17.03.202227 dk 37 sn
31.01.1992 - Mirac Kandilinde Oruç Tutmanın Sevabı
08.03.202118 dk 50 sn
28.04.1984 - Miraçta Peygamberimizin Yaşadıkları
08.03.202152 dk 33 sn
27.05.2000 - Mirac Gecesinde Görülenler, Faiz, Namaz
08.03.202119 dk 7 sn
26.11.1997 - Mirac Hadisesi
17.02.202337 dk 53 sn
24.10.2000 - Mirac, İsra Hadisesi, Kandili İdrak Etmek
08.03.202148 dk 26 sn
19.12.1995 - Mirac Hediyeleri
15.01.202652 dk 52 sn
19.01.1993 - Mirac Kandili
08.03.202151 dk 41 sn
15.02.1981 - Peygamberimizin İsra ve Mirac, Miraçta Gördükleri
08.03.202122 dk 2 sn
06.04.1986 - Mirac Kandilinin Önemi, İsra Hadisesi, Oruç ve Nefis Terbiyesi
06.02.202433 dk 50 sn
30.09.1990 - Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
26.09.202339 dk 52 sn
29.08.1993 - Peygamber Efendimiz, Mevlid Kandili
04.06.202035 dk 13 sn
19.09.1991 - Mevlid Kandili, Peygamberimizin Dünyaya Teşrifi
24.08.202637 dk 43 sn
15.07.1997 - Mevlid Kandili, Mekke
04.06.202058 dk 16 sn
14.11.1986 - Mevlid Kandili, Peygamberimizin Hadis Yolu Oluşu
04.06.202043 dk 32 sn
14.06.2000 - Mevlid Kandili
04.06.202018 dk 16 sn
10.10.1989 - Peygamber Sevgisi, Sünnete Uymak
04.06.202063 dk 22 sn
08.08.1995 - Mevlid Kandili
24.08.202642 dk 22 sn
25.01.1998 - Kadir Gecesi
04.06.202030 dk 36 sn
23.12.2000 - Kadir Gecesinin Önemi, Kuran-ı Kerim
04.06.202034 dk 23 sn
20.03.1993 - Kadir Gecesinin ve Ramazanın Önemi, Rahmetten Ümit Kesmemek
04.06.202041 dk 26 sn
15.06.1985 - Kadir Gecesi, Halis Niyet
04.06.202038 dk 20 sn
15.02.1996 - Kadir Gecesinin Ramazanın 27.Günü Olması
04.06.202028 dk 10 sn
14.01.1999 - Kadir Gecesinin İhyası
04.06.202040 dk 20 sn
07.07.1983 - Dua
04.06.202032 dk 20 sn
03.01.2000 - Kadir Gecesi
04.06.202050 dk 56 sn
29.05.1998 - Fetih
04.06.202050 dk 51 sn
29.05.1995 - Fatih ve Fetih Ruhu
04.06.202037 dk 2 sn
29.05.1990 - Vatan, Fatih ve Fetih
04.06.202045 dk 19 sn
28.05.1999 - Fatih Sultan Mehmet'in Çevresi,Fetih Ruhu
04.06.202047 dk 17 sn
29.05.1987 - Ramazan Bayramı, Takva, İman, Ramazandan Sonraki Halimiz
04.06.202033 dk 52 sn
21.01.1990 - Zemzemin Taşınması, Peygamber Efendimizin Özellikleri
04.06.202023 dk 21 sn
20.06.1985 - Bayram Kutlamaları, Ramazandaki Sevaplar, Ramazan Sonrası, Şevval Orucu
10.04.202431 dk 38 sn
09.02.1997 - Bayram Tebriği, Sadaka Vermek, Şevval Oruçları, Bayram Sonrası
31.03.202528 dk 16 sn
08.01.2000 - Bayram Tebriği, Bayramdan Sonra Oruç Tutmak
21.03.202621 dk 7 sn
06.05.1990 - Bayramda Def Çalınması, Cumaya Temiz Gitmek, Peygamber Sevgisi
04.06.202028 dk 26 sn
28.04.1996 - Kurban Bayramı, Kurban Kesmenin Fazileti
27.05.202626 dk 11 sn
18.04.1997 - Kurban Bayramı, Salatu Selam, Ziyaret Etmek, Sadaka Vermek
04.06.202027 dk 57 sn
17.04.1998 - Hac Sonrası, Büyük Mescitlerde İbadet, Avrupa Ülkeleri
02.08.202036 dk 52 sn
17.03.2000 - Kurban Bayramı, Kurban Kesmenin Fazileti
07.06.202525 dk 32 sn
05.04.1998 - Kurban Bayramı, Ziyaretleşme, Hediyeleşme
28.05.202623 dk 45 sn
01.07.1990 - Arefe Günü, Arafatta Dua, Hac, Kalb Temizliği
15.06.202430 dk 29 sn
AKRA