İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

18.04.1997 - Kurban Bayramı, Yardımlaşma, Hac Manzaraları

18.04.1997 - Kurban Bayramı, Yardımlaşma, Hac Manzaraları
Özel Gün Ve Geceler

18.04.1997 - Kurban Bayramı, Yardımlaşma, Hac Manzaraları

26.05.2026
30 dk 23 sn

Bayramınız mübarek olsun, aziz ve sevgili Akra dinleyicileri!

Bugün Allah’a hamd ü senâlar olsun ki kurban bayramındayız.

Biliyorsunuz daha önceki konuşmalarımda da Ramazan bayramı münasebeti ile söylemiştim.

Müslümanların biri Ramazan, diğeri Kurban olmak üzere senede iki bayramı vardır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, Medine-i Münevvere’ye gittiği zaman onların bazı şenlikler yaptıklarını, eğlence ve sevinç izhar ettiğini görünce bunun sebebini sormuştu.

“İşte biz de bunlara, nevruz deriz. Bu eğlenceleri yaparız yâ Resûlallah.” Deyince;

“Allah bu iki bayram yerine size daha hayırlı iki gün olan Ramazan ve Kurban bayramını vermiştir.” buyurmuştu.

Enes radıyallahu anh’ten rivayet edilen bu hadîs-i şerîfi, Ebû Dâvud, Sünen’inde zikretmiştir. Nesâî’de de, Ahmed b. Hanbel’de de vardır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in mübarek fem-i saadetinden sadır olmasıyla tescil edilmiş iki güzel, mükemmel, mübarek bayramımızdan ikincisi olan Kurban bayramını idrak etmiş oluyoruz.

Allahu Teâlâ hazretleri bu bayramı, âlem-i İslâm’a hayırlı ve mübarek eylesin. Dertli kardeşlerimizi dertlerden kurtarsın. Sıkıntıda, meşakkatte, üzüntüde olan kardeşlerimizi bu sıkıntılardan, üzüntülerden kurtarsın. Her türlü maddî, mânevî nimetlere mazhar eylesin, gönüllerinin muratlarını ihsan eylesin, cennetiyle Cemâli’yle âhirette de müşerref eylesin.

Biliyorsunuz; bayram kelimesi Arapçada îyd şeklinde ayn, ye, dal ile yazılıyor. Îyd kelimesi, avdet etmek, dönüp dönüp tekrar gelmek kelimesiyle ilgili âde- ye’ûdu kökünden geliyor. Her sene dönüp dönüp müslümanların karşısına çıktığından bu isim verilmiş olabilir. Bir de ihsan sahibi kişilerin, bazı kimseleri hediyeleri döndürüp vermesi dolayısı ile yapılan hediyelere de âide ve avâ’id denir. Sevinçlerin neşenin tekrarlanması, dünyevî ve uhrevî, dînî ve mânevî, İlâhî ikramların verilmesi dolayısı ile bu isim verilmiştir deniliyor. İştikakı, kelimenin çıkış noktası bu.

Bu bayramda yapmamız gereken, önemli olan bazı şeyler var.

Bu konuşmamın dinlendiği sırada bunların zamanı geçmiş olacak.

Kurban bayramının namazının, kılınması vaciptir. Namazın içinde altı tane ilave tekbir vardır: Birinci rekâtta Sübhaneke’den sonra, ikinci rekâtta da zamm-ı sûreden sonra, rükua varmadan önce, üçer üçer iki tekbir. Bunlar da vaciptir.

Bir de arife günü; sabah namazından itibaren, bayramın dördüncü günü ikindi namazı dâhil ,yirmi üç vakitte, müslümanlar Kurban bayramında -erkekler açık, yüksek sesle- bir defa tekbir getirirler. Allâhu ekber Allâhu ekber lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber Allâhu ekber velillâhi’l-hamd sözünü söylemeleri vaciptir.

Bunlar birer vazifeydi, keşke daha önceden konuşmayla, bunlar halkımıza duyurulmuş olsaydı. Neyse, bu sene bunu böyle anlatırız, inşaallah önümüzdeki seneler Allah bir mâni vermezse, radyomuz, -Allah daim etsin, zulme, gadre uğrattırmasın- inşaallah o zaman dinlenir.

Bayramın mendubları da şunlardır; bayram günü müslüman erken kalkacak, gusül abdesti alacak, misvak kullanacak, dişlerini, ağzını güzelce misvaklayacak, güzel kokular sürünecek, giyilmesi mubah olan elbiselerinin en güzelini giyecek. Burada mubah sözünü bastırarak söylüyorum, giyimin İslâmî şartlara uygun olması lazım. Mesela kadın giyiminde vücudun hatlarını belli etmeyecek şekilde bol olması, altını göstermeyecek, şeffaf olmayan bir şekilde olması lazım. Kapatılması gereken kısımları örtmesi lazım. Erkeklerin de yine vücut hatları belli olmayacak şekilde giyinmesi, rükua vardıkları, eğildikleri, kalktıkları zaman, avret mahallerinin belli olmayacak şekilde olması lazım.

Güzel, İslâmî şekillere sahip elbiselerini giyecek. Temiz olmak, yıkanmış olmak şartıyla, ilk elbise olmayabilir, yepyeni de olabilir. Allah’ın nimetlerini düşünerek sevinçli ve neşeli görünecek, yüzük takacak. Bayramda yüzük takmak da mendubdur. Tatlı bir şey - mümkünse tek adet olmak üzere hurma- yiyecek. Kurban bayramında; kurban kesecek olan kimselerin, kurban etinden yemek için bir şeyi yemeden namazdan sonra kurbanın kesilmesini beklemesi de mendubdur.

Sabah namazını camide kılacak. Ondan sonra bayram namazı için mümkünse daha büyük camiye gidecek veya bulunduğu camide kılacak. Acele etmeyip sükûnetle yürüyecek, namaza giderken tekbir getirecek. Allâhu ekber Allâhu ekber lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber Allâhu ekber velillâhi’l-hamd diyerek gittiği yoldan, başka bir yoldan dönecek. Dönerken; mü’minlerle karşılaştığı zaman güler yüz gösterecek, selam verecek, elinden geldiğince çok çok sadaka verecek. Bunlar bayram günlerinde müslümanların yapması gereken şeyler. Ayrıca kabirleri ziyaret etmesi, âhirete irtihal etmiş olan büyüklerinin kabirlerini ziyaret ederek ruhlarına Fâtihalar okuyarak, hayırla anarak, ruhlarını şâd etmesi de lazım.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, Enes radıyallahu anh’ten rivayet edildiğine göre bayramlar hakkında buyurmuş ki;

زينو العيدين بالتهايل و التكبير و ااتحميد والتقديس.

Zeyyinü’l-îydeyni bi’t-tehlîli ve’t-tekbîri ve’t-tahmîdi ve’t-takdîsi. “Bu iki bayramı…”

Bakın burada da Peygamber Efendimiz’in iki bayramı kabul ettiğini anlamış oluyoruz.

“İki bayramı ziynetlendiriniz.”

Ne ile?

Bi’t-tehlîli yani lâ ilâhe illallâh lâ ilâhe illallâh diyerek. Lâ ilâhe illallâh kısasıdır. Uzunu; lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke lehu lehü’l-mülkü velehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadîr.

Bu, tevhid mânasını ilave cümlelerle daha da takviye ediyor.

Lâ ilâhe illallâh. “Allah’tan başka ilâh yok, sadece ve sadece âlemlerin Rabbi, Allahu Teâlâ hazretleri var.” Vahdehû. “O tektir.” Lâ şerîke lehû. “Şerîki, nazîri, eşi benzeri yoktur. İki değildir, üç değildir, çok değildir.”

Politeizmi, düalizmi hepsini reddediyor.

Vahdehû lâ şerîke lehû lehü’l-mülkü. “Kâinatın yönetiminde güç kuvvet O’nun elindedir, mülk O’nundur, egemenlik O’nundur.” Ve lehü’l-hamdü. “Hamd ü senâlar, şükürler hepsi Allah’ındır.”

Çünkü her güzel şeyi yaratan, Allah’tır.

Ve hüve alâ külli şeyin kadîr. “O her şeye kâdirdir.”

Lâ ilâhe illallâh’ın genişçe bir izahlı ifadesi olmuş oluyor. Mufassal şekli olmuş oluyor. Âşikâr tevhiddir bu. “Allah bir” demenin âşikâre şeklidir. Bir de gizli tevhid vardır. O da lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh’tır. “Allah’tan başka güç ve kuvvet sahibi yok, güç kuvvet Allah’ın” demek. “Allah istemezse, kimse bir şey yapamaz, Allah bir şeyi isterse kimse onu engelleyemez, güç kuvvet Allah’ındır.” demek. O da bir mânevî zevktir, çok büyük bir tecrübedir. Onu ancak yüksek müslümanlar anlar, tevhidin inceliğine, gizlisine, gizli tevhide ancak derin imanı olan insanlar ulaşırlar. Lâ ilâhe illallâh veya böyle mufassal şekilde lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke lehu lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadîr diyecek, lâ havle ve lâ kuvvete illâ bi’llâhi’l-aliyyi’l-azîm diyecek, bu bir.

Bayramlarınızı lâ ilâhe illallâh’la süsleyin.

Ve’t-tekbîri. “Tekbir ile.”

Tekbir ne demek?

Allâhu ekber Allâhu ekber lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber Allâhu ekber velillâhi’l-hamd.

Tekbir, “Allahu Ekber” demek. “Allah en büyüktür, hiçbir şeyle mukayese kabul etmez şekilde eşsiz, emsalsiz şekilde en büyüktür.” demek. Şundan, bundan daha büyük diye onunla mukayese edilecek bir varlık bile yoktur. Her şeyden daha büyüktür.

Allâhu ekberu min külli şeyin. “Her şeyden daha büyüktür.” Allâhu ekber Allâhu ekber lâ ilâhe illallâh. O’ndan başka ilâh yoktur. Vallâhu ekber Allâhu ekber velillâhi’l-hamd. “Hamd ü senâ da O’nadır.”

Bizdeki her nimet, bizim varlığımız, sağlığımız, aklımız, ömrümüz, malımız, mülkümüz, çoluğumuz, çocuğumuz, saadetimiz, sevincimiz, bayramımız, her şeyimiz Allah’tandır. Onun için O’na hamd ü senâlar ediyoruz. Bunu da bayramda çok söyleyeceğiz.

Görüyorsunuz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bizleri, zikre teşvik ediyor. Tasavvufa, dervişliğe teşvik ediyor.

Ve’t-tekbîrü ve’t-tahmîd. “Bayramları süsleyeceğimiz şeylerden birisi de tahmiddir.”

Lâ ilâhe illallâh diyeceğiz, Allahu ekber diyeceğiz. Tahmid de; hamd ü senâlar etmek, Elhamdülillâhi rabbi’l-âlemîn demek. “Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” demek. Hamd övülmek demek, yani edilgen mastarı oluyor. Hamide-yahmedü “övmek” demek. Allahu Teâlâ hazretlerine hamd olsun demek de, “Övgüler Allah’a olsun” demektir. Öven kul oluyor, hamd eden kul oluyor; övülen, hamd edilen Allah oluyor. Âlemlerin Rabbi’ne hamd olsun demek, bütün övgüler O’nundur demek. Çünkü Allah’ın üzerimizde sonsuz nimetleri vardır. Allahu Teâlâ hazretlerinin sonsuz Esmâ-i Hüsnâ’sı vardır. Her şeyi güzeldir, her şeyi hikmetlidir, ibretlidir. Neye baksanız, neyi övseniz, neyi sevseniz, neyi beğenseniz onu yaratan Allah’a gider. Onun için hamd de çok kıymetli bir cümledir. Bayramda müslüman Elhamdülillah’ı da çok söyleyecek, bayramı bu sözlerle süsleyecek, günü kuru geçmeyecek.

Ve’t-takdîsü. Takdis de “bir şeyi tertemiz eylemek” mânasına geliyor. Burada maksat Sübhanallah demek. Allahu Teâlâ hazretlerinin her türlü noksandan, eksiklikten, kusurdan müberra olduğunu, uzak olduğunu bilerek; her türlü kemale sahip olduğunu bilerek, severek “Senin her şeyin güzel, tam, her türlü noksandan münezzehsin yâ Rabbi!” demek oluyor. “Her çeşit noksanlıktan, şerîkten, nazîrden; müşriklerin, kâfirlerin senin hakkındaki pis, bozuk inançlarından temizsin sen yâ Rabbi!” demiş oluyoruz. Onun için Sübhanallah’a takdis derler. 

Kur’ân-ı Kerîm’in âyet-i kerîmelerinde var:

سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ  

Sebbeha lillâhi mâ fi’s-semâvâti ve mâ fi’l-ardi. [1] “Yerdeki, gökteki her şey Allah’a Sübhanallah diyor. Sen her türlü noksandan münezzehsin.” diyor.

“Dedi” veya “diyor” şeklinde; hem vukuunun kesinliğinden dolayı geçmiş zaman sîgasıyla “hem de etmekte, devam ediyor” mânasına.

يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ.

Yüsebbihu lillâhi mâ fi’s-semâvâti ve mâ fi’l-ardi’l-meliki’l-kuddûsi’l-azîzi’l-alîm. [2]

Devam etmekte, tesbih etmekte, sübhanallah demekte devam ediyorlar, diye de âyet-i kerîme bildiriyor.

Her şey lisân-ı hâl ile ve lisân-ı kâl ile bilmediğimiz kendi dilince Allah’ı tesbih ediyor. Zerreler, küreler, kâinat, feza, büyük âlem, küçük âlem, hücreler, atomlar, zerreler… Her şey Allah’a, Sübhanallah diyor. “Senin şânın ne yüce yâ Rabbi! Sen her türlü noksandan münezzehsin ve mukaddessin!” diyorlar.

Biz bu sözleri bayramda çokça söyleyeceğiz, imanımızın gereği olan bu güzel cümleleri söyleyerek; birçok sevap alacağız ve bayramımız da kuru, boş geçmekten kurtulmuş olacak; günlerimiz, dakikalarımız, saniyelerimiz, dilimiz şereflenecek, zamanlarımız, günlerimiz bu güzel sözlerle şereflenecek. Bir insan aşk ile bir kez Allah dese günahları sapır sapır, sonbaharda yaprakların döküldüğü gibi dökülür. İkinci defa dese sevap alır. Üçüncü defa dese derecesi daha artar, daha artar, daha artar… Demek ki, bayramlarda bizi bu bayrama eriştiren Allah’a hamd ü senâlar olsun diyerek lâ ilâhe illallâh’ı, Sübhanallah’ı, Elhamdülillah’ı, Allahu Ekber’i çokça söyleyeceğiz. Bunların hepsinin bulunduğu bir tesbih de var:

Sübhânallâhi ve’l-hamdü li’llâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ bi’llâhi’l-aliyyi’l-azîm.

Bu da deminden beri söylediğim ve hadîs-i şerîfte sıralanan her şeyi ihtiva eden bir tesbihtir. Bunu da hatta insan her gün 100 defa söylerse nice nice sevaplar alır.

Görüyorsunuz, bir bayram münasebetiyle Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bizleri dili zikirli, kalbi zikirli, nurlu müslümanlar olmaya; eli, dili tesbihli müslümanlar olmaya teşvik eyledi.

Önümde Gümüşhaneli Ahmed Ziyâeddin Hocamız hazretlerinin tertip etmiş olduğu –cennet-mekân, ruhu şâd olsun, kabri nur dolsun, makamı âlâ olsun, himmeti üzerimize hâzır olsun- Râmuzü’l-ehâdîs kitabı var:

زينوا مجالسكم بالصلاة علىَّ فإن صلاتكم علىَّ نور لكم يوم القيامة.

Zeyyinû mecâliseküm bi’s-salâti aleyye fe inne salâteküm aleyye nûrun leküm yevme’l-kıyâmeti.

buyurmuş Peygamber Efendimiz,

Ebû Umâme radıyallahu anh’ın rivayet ettiğine göre. Ebû  Nuaym ve Deylemî’de var Abdullah b. Ömer’den rivayet edilmiş.

Efendimiz buyuruyor ki; “Meclislerinizi bana salât ü selâm getirmekle ziynetlendirin.” Zeyyinû mecâliseküm. “Toplantılarınızı, topluluklarınızı, meclislerinizi, sohbetlerinizi bana salât ü selâm getirerek ziynetlendiriniz. Çünkü sizin bana salât ü selâm getirmeniz, yarın kıyamet gününde sizin için nur olacak.”

Bir insan Resûlullah Efendimiz’e salât ü selâm getirince, çok çok sevaplara, dünyevî ve uhrevî faydalara nâil olur, hem dünyada hem âhirette nice nice lütuflara erer. Onun için Resûllullah sallallahu aleyhi ve selleme de salât ü selâmı çokça eyleyiniz. Her cuma çokça eyleyiniz, her gün vazifeniz olsun, 100 defa salâvat-ı şerîfe getirmek vasiyetim olsun. Benden size yâdigâr ve hediye olsun. Salât ü selâmı da unutmayın.

Cuma günü de mümkünse 1000 defa salât ü selâm getirin. Çünkü cuma gününde salât ü selâmı artırmayı Peygamber Efendimiz tavsiye ediyor. Bayram gününde de salât ü selâmı çokça eyleyiniz.

Müslümanlar bayramda; birbirlerini ziyaret edecek, büyüklere hürmet arz olunacak, küçüklere sevgi arz olunacak, hediyeler verilecek, şekerler, tatlılar, ikramlar olacak.

Ziyaretlerin acaba mükâfatı ne?

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki;

زيارة الغنى كالصائم القائم ، وزيارة الفقير كالجهاد فى سبيل الله وتعدل خطاه فى سبيل الله

Ziyâretü’l-ganiyyi ke’s-sâimi’l-kâimi ve ziyâretü’l-fakîri ke’l-cihâdi fî sebîlillâh ve ta‘dilü hutâhu fî sebîlillâhi azze ve celle.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ten

Bu, ziyaretin umumî olarak sevabını anlatan bir hadîs-i şerîftir. Bayramda çok ziyaret olduğu için ben size bu hadîs-i şerîfi okuyorum. Ama her zaman ziyaret sevap. Önce mânasını söyleyeyim sonra bayramdaki ziyaretlere geçelim:

Ziyâretü’l-ganiyyi. “Zengini ziyaret etmek” yani bir insan, zengin bir kimseyi ziyaret etti.

Bu nedir, ziyaret eden kimse ne durumdadır?

Ke’s-sâimi’l-kâimi. “Zengini ziyaret etmişse sanki gündüz oruç tutmuş, gece namaza kalkmış, gece ibadetini yapmış, teheccüd namazları kılmış böylece çok sevaplar kazanmış insan gibidir.”

Ama ve ziyâretü’l-fakîri. “Yoksul, fakir bir kimseyi ziyaret etmişse…” Ke’l-cihâdi fî sebîlillâh. “Fakiri ziyaret etmesi, Allah yolunda cihat etmiş gibidir.” Ve ta‘dilü hutâhu. “Adımları sayılır.” Fî sebîlillâhi azze ve celle. “Azîz ve Celîl olan Allah yolunda cihat etmek gibi sayılır.” diye Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor.

Her zaman -sadece bayramlara mahsus değil- birbirimizi seveceğiz, birbirimizi ziyaret edeceğiz, büyüklerimizi ziyaret edeceğiz, küçüklerimizi ziyaret edeceğiz, zengin tanıdıklarımızı ziyaret edebiliriz. Onun da sevabı var, fakirleri ziyarete de daha çok rağbet edeceğiz. Çünkü zengine herkes vazifesini düşünür yapar. “Bu zengindir, buna karşı görevim ne?” der, “bu beni sorar, sitem eder” der, “aman” der, filan. Herkes zengine karşı sevgisinde, saygısında, içtimaî vazifelerini yapmakta uyanık, dikkatli bulunur, gayret eder. Ama fakiri kimse hatırlamaz. Yunus merhum ne diyor:

Bir garip öldü diyeler

Üç günden sonra duyalar

Soğuk su ile yuyalar

Şöyle garip bencileyin. [3]

Bu dörtlükler, okuduğum zaman beni mahzunlaştırır. Bir garip ölmüş derler, vefatını da hemen anlamazlar, üç gün sonra duyarlar, suyunu da ısıtmazlar, soğuk suyla yıkayıp gömüverirler. İtibarı az oluyor garibanların, yoksulların, kimsesizlerin. Halbuki onların sahibi, Allah.

İşte insan onları ziyaret ettiği zaman Allah yolunda cihat etmiş gibi oluyor, attığı adımlar Allah yoluna atılmış adımlar gibi muazzam sevaplarla karşılanıyor. Bu ziyaretlerin bayramda ayrı bir önemi vardır. Büyüklerimizi ziyaret edeceğiz, dostlarımızı, komşularımızı ziyaret edeceğiz, dargınlar barışacak. Üç günden fazla dargın durmak haram…

Ayrıca vefat etmiş kimseleri, kabirlerinde ziyaret edeceğiz. Babalarımızı, annelerimizi, akrabamızı, dedelerimizi, kabirleri ziyaret edip 11 İhlâs okumak en kısa ziyaret âdâbı veya baş ucunda Yâsîn, Tebâreke okumak usûlden. Böyle ziyaretler edeceğiz. Böyle kabir ziyaretinden; kabirdeki zât çok memnun olur, sevinir, istifade eder ve onu ziyaret eden kimsenin yaptığı, onun hakkındaki duaları Allah kabul eder. Onun için kabirde yatan mevtanızı, geçmişlerinizi, âhirete göçmüşleri ziyareti ihmal etmeyeceksiniz. Hatta onlar için hayır hasenât yapıvermek de iyidir. Mesela hacca gelenler için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki;

“Ne olurdu bir kimse babası için, annesi için, vefat etmiş, âhirete göçmüş bir yakını için hac yapıverse… Hem sevabı o kimin niyetine yapıverdiyse ona gider, hem kendisi de yine bir nafile hac sevabı alır.” diye teşvik de ediyor bu gibi şeyleri Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Bunun mevtaya faydası da vardır. Çünkü Peygamber Efendimiz hadîs-i şerîfinde buyurmuş ki;

“Nice insan vardır ki kabire hatalı, kusurlu, günahlı olarak girer ama kabirden kıyamet koptuğunda kalktığı zaman, ve’l-ba‘sü ba‘de’l-mevt hakkun; öldükten sonra dirilmeye kalktığı zaman mahşerde toplanacak insanlar, o zaman günahsız kalkar.’’

Ne oldu, günahları vardı gömüldüğü zaman, kalktığı zaman hiçbir şey kalmamış?

Arkasındakiler dua ede ede, günahları gide gide tertemiz olabiliyor demek ki. Onun için kabir ziyaretini de unutmayın.

Bu güzel günlerde, sadakayı çok vermeniz gerektiğini söylemiştim. Yoksulları arayın, bulun, ziyaret edin. Akrabanın yoksulları önce gelir. Onların da gönlünü almaya, duasını almaya çalışın. Hayatınız, sağlığınız, afiyetiniz devam ederken, aklınız başındayken, kendi imkânınızla, âhirette sizin işinize yarayacak sevapları, işleri çok yapın.

Bir hadîs-i şerîf daha okumak istiyorum.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki;

من شهد عيدًا من أعياد المسلمين فى ثغر من ثغور المسلمين كان له من الحسنات عدد ريش كل طير فى حريم الإسلام.

Men şehide îyden min a‘yâdi’l-müslimîne fi sağrin min suğûri’l-müslimîne kâne lehû mine’l-hasenâti adede rîşi külli tayrin fi harîmi’l-İslâm.

Müslümanların bayramlarından bir bayramı, müslümanların sınırlarından bir sınırda idrak eden bir kimse…

Niçin o sınırda duruyor?

Nöbetçi olduğu, düşman gelmesin diye beklediği için, düşmana karşı ahalisini, ülkesini, yurdunu, diyarını korumak istediği için orada bulunuyor. Hudut kalelerinden, girintilerinden, tepelerinden, siperlerinden bir siperde, bayram oldu… Aklıma geliverdi, hani bazen askerler bayram izni alır ama bazıları da alamazlar, bazen olağanüstü durumlar olur, bazen şartlar müsait olmaz, bayram izni alamaz, nöbet tutacak belki karşısında düşman var, can tehlikesi var. İşte böyle bir insan için bir müjde bu hadîs-i şerîf.

Müslümanların bayramlarından bir bayramı, müslümanların hudutlarından bir hudutta idrak eden bir kimse yani anasının, babasının, eşinin, dostunun yanına gelememiş siperde, bayram ama ne yapsın, o orada nöbet tutuyor.

Kâne lehû mine’l-hasenâti adede rîşi külli tayrin fi harîmi’l-İslâm. “İslâm diyarının içindeki her kuşun her tüyü adedince ona hasenât yazılır.”

Bu da Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in çokluğu güzel anlatmak için bir ifadesi olmuş oluyor, bir anlatım şekli oluyor.

İçeride birçok kuş var, kaç tane?

Sayısı sayılamaz koca ülke, ülkenin içinde bir sürü kuş var, bir kuşun üzerinde kaç tane tüy var?

O da sayılamaz, içerdeki kuşların tüylerinin sayısınca bu nöbet tutan kimseye sevap verilir.

Her zaman yeri geldikçe, fırsat oldukça söylüyoruz; düşman şimdi huduttan gelmiyor. Huduttan da gelebilir, tanklarıyla saldırabilir, uçaklarıyla hücuma geçebilir, önce bombardıman eder ondan sonra piyadesini gönderir, işte bildiğimiz bir bombalı düşman saldırısı, onun karşısında da bizimkiler kahramanca savunurlar, düşmanı sokmazlar. Belki mağlup ederler, belki daha ileriye doğru giderler. Böyle tarihî bir mânada, herkesin bildiği hemen herkesin hatırına ilk gelen, savaş şekli var.

Bir de bu devirde durum değişti, o kadar değişti ki, ahkâmı da bu değişen şartlara göre yeniden düşünmek lazım. Kalkıyoruz, gidiyoruz Almanya’ya, Amerika’ya, İngiltere’ye gayrimüslimlerin diyarı diyoruz; orada iş tutuyor kardeşlerimiz, oturuyorlar, yerleşiyorlar, yaşıyorlar.

Bayramdan önce nasip oldu Almanya’ya, Hollanda’ya, Danimarka’ya gittim, gezdim. Orada tertiplenen konuşmalara, toplantılara katıldım. Kardeşlerimizle muhabbet ettik, ziyaretleşme oldu Elhamdülillah her şehirde, kaç tane cami kurmuşlar, büyük büyük binaları almışlar, güzel güzel yerler edinmişler. İslâm’ı yaşıyorlar, baskısız, tazyiksiz yaşıyorlar.

İslâmî yaşantılarını, çok güzel devam ettiriyorlar. Hatta bazı kereler kendi ülkemizdekinden daha rahat bir şekilde İslâmî yaşantılarını sürdürüyorlar. Orada müslümanca yaşayabiliyor. Bizim onların diyarına gidebildiğimiz gibi, bu sefer karşı hareket olarak da uluslar arası ilişkiler geliştiği için onların da misyonerleri, birtakım kötü niyetli adamları bizim ülkemize geliyor “ticaret yapacağım” diye, başka sebeplerle ziyaret diye, seyahat diye geliyorlar. Onlar da kendi amaçlarını tahakkuk ettirmeye çalışıyorlar. Tarihî eserlerimizi çalıp götürüyorlar bazen, bazen Hıristiyanlık propagandası yapıyorlar.

Bir gazetede okudum: “Bu  çağda böyle kafa, bir bakan, bir yerde bir köyün kurulmasına izin vermemiş” diye gazete tarizde bulunuyor. Allah Allah “Doğru, gazete doğru söylüyor.” dedim. Bakan niye böyle kurulacak çocuk köyüne izin vermiyor diye sonradan bir başka gazetede okudum, kurulacak köy misyoner köyü, bu işi ayarlayanlar da gayrimüslim teşkilatlar. O zaman bakanımız, gayet haklı hareket ediyor ki kendi ülkemizdeki, kendi evlatlarımız başka kültüre kaymasınlar. Dinleri, âhiretleri mahvolmasın, cehenneme düşmesinler, Allah’ın kahrına, gazabına, uğramasınlar diye…

Bu da güzel bir şey.

Biz yabancı ülkelere gidebiliyoruz, onlar da bizim ülkemize gelebiliyorlar. Bazen İslâm’ı savunmak, hudutta nöbet tutmakla olmuyor. Belki bir radyonun yönetilmesi, İslâm’ı savunma oluyor. Belki bir derginin çıkartılması, İslâm’ın savunması oluyor. Belki bir televizyon şirketinin çalışması, İslâm’ın savunulması oluyor. İslâm’ın kalelerinden bir kale oluyor, insanları hak yola çağıran veya yanlış yola sapmasını engelleyen veya ülkemizi, kültürümüzü, tarihimizi, imanımızı koruyan Allah’ın rızasını sağlamaya çalışan, en hayırlı müessesler oluyor. Onlar da çok önemli!

Ben şahsen bu, radyolarımızdan çok memnunum. Dünyanın neresine gitsem, telefonla bağlantı kuruyoruz da hadîs-i şerîfleri, âyet-i kerîmeleri kardeşlerimize anlatıyoruz, yüz binlerce kardeşimiz dinliyor, banta alıyorlar, konuşuyorlar, böylece İslâm öğrenilmiş oluyor. Bir camiye sığmayacak, on camiye sığmayacak, yüz camiye sığmayacak insan… Belki kadın, çoluk çocuğunu bırakıp camiye gelemeyecek ama mutfakta bu konuşmayı dinliyor. Belki şoför kardeşimiz camiye gelip vaazı dinleyemeyecek ama arabasını sürerken müşteri indirip bindirirken radyodan konuşmaları dinliyor, dinini öğreniyor, tenevvür ediyor, aydınlanıyor, iyi insan oluyor. Onun için, hudutlarda bekleyen kardeşlerimiz büyük sevap kazanıyorlar. Allah razı olsun!

Ama İslâm’ı savunan kardeşlerimiz, daha büyük sevap kazanıyorlar, Allah onlardan daha çok razı olsun! Bu gibi çalışmaların önemi kat kat daha fazladır. Böylece cümle cihan fetholur, keşke bizim ecdadımız Devlet-i Aliyye zamanında, kıtalara hükmettikleri zamanda, tahsisâtlarının büyük kısmını İslâm’ın öğretilmesine ve anlatılmasına harcasalardı. Viyana’ya kadar dayanmışken, Yugoslavya, Romanya, Kırım, Beyaz Rusya’ya, Kazan’a, Moskova’ya kadar diyarlar elimizde iken; bir gayret sarf etselerdi, çok çalışsalardı, İslâm’ı anlatsalardı da cümle cihan halkı gerçek dine, imana Allah’ın razı olduğu İslâm’a, aşina olsalardı. Dünyada zulüm kalmasaydı, herkes iyi insan olsaydı…

Allahu Teâlâ hazretleri bize; dîn-i mübîn-i İslâm için güzel çalışmalar yapmayı nasip eylesin, her türlü şerlinin şerrinden, her türlü zararlının muzırlığından bizi korusun, yolunda daim eylesin. İbadetine müdavim eylesin. Nice nice bayramlara sıhhatle, afiyetle, huzur ve saadetle erişmemizi nasip eylesin. Gittikçe güçlenen, büyüyen milletimizi, devletimizi, kıyamete kadar payidâr eylesin. Cümle cihana ışık tutan süperlerin süperi, yükseklerin yükseği, bir büyük devlet hâline gelmemizi nasip eylesin.

Allah, mü’minlerin gönüllerini birbirleriyle cem ve telif eylesin. Müslümanların, mü’minlerin aleyhine kötülükler, fitneler, fesatlar düşünenlerin fitnelerini, fesatlarını, tuzaklarını, aleyhlerine çevirsin. Birliklerini parçalasın, onları münhezim ve perişan eylesin, ehl-i imanı payidâr ve galip ve mansur ve müeyyed ve muzaffer eylesin. Cümle cihana, İslâm’ın nuru yayılsın. Cümle cihan, huzur ve saadete ersin, Allahu Teâlâ hazretleri cümlemizi, dünyada ve âhirette aziz ve bahtiyar eylesin. Hele âhirette huzurla sevdiği, razı olduğu kul olarak varıp, cenneti ile Cemâli ile müşerref olmayı cümlenize, cümlemize sevdiklerimizle beraber nasip eylesin.

Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri. Size Mekke-i Mükerreme’den, hac ve umre vazifeleri arasından, kucaklar dolusu, gönüller dolusu sevgiler saygılar,dualar, tebrikler.

Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!..



[1] 57/Hadid, 1.

[2] 62/Cuma, 1.

[3] Mustafa Tatcı, Yûnus Emre Dîvânı -Tenkitli Metin-, H Yayınları, İstanbul 2008, s. 296.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
16.04.1997 - Arafat Duası
26.05.202626 dk 16 sn
13.11 1995 - Mehmed Zahid Kotku Kabri Başında Dua
26.07.202512 dk 48 sn
28.05.1999 - Fatih Sultan Mehmed'in Kişiliği, Fetih Ruhu
28.11.202350 dk 52 sn
02.11.2000 - Ramazanın İlk Gecesinin Fazileti, Kadir Gecesi, İftar Ettirmek
28.11.202342 dk 46 sn
00.12.2000 - Orucun Önemi, Orucu Zedeleyen Şeyler, Oruçlunun Mükafatı
28.11.202322 dk 7 sn
29.12.1999 - Kul Hakkı, Deccal, Veda Haccı
28.11.202316 dk 24 sn
29.06.1985 - Bayram Kutlamaları, Ramazan Sonrası, Şevval Orucu
28.11.202332 dk 17 sn
29.05.1987 - Ramazandan Sonraki Halimiz
28.11.202358 dk 16 sn
28.12.1999 - İtikaf
28.11.202344 dk 11 sn
27.11.2000 - Ramazan Ayının Başı, Sahur Vakti, İbadet
28.11.202318 dk 20 sn
26.05.1995 - Aşure Günü, Nafile Oruçlar
05.07.202518 dk 7 sn
26.04.1990 - Ramazandan Sonra İbadetlere Dikkat, Mümin Kardeşine Memnun Etmek, Bayram, Ariflerin Özellikleri
20.03.202629 dk 12 sn
24.03.1993 - Ramazanda Kazanılan Mükafatlar, Aileye Verilen Önem, Ramazan Sonrası İbadetler
28.11.202331 dk 39 sn
22.11.1999 - Berat Kandili
02.02.202640 dk 4 sn
21.12.2000 - İtikaf, Çocuk Yetiştirme
28.11.202315 dk 25 sn
21.01.1990 - Peygamber Efendimizin Yemin Etmesi, Bayram Namazına Gitmesi, Hutbesi, Zemzemin Faziletleri, Ailenin Önemi
28.11.202323 dk 21 sn
20.06.1985 - Bayram Namazı Öncesi, Ramazandan Sonra, Şevval Orucu, İmanın Tadı, Ramazan Bayramı
28.11.202334 dk 4 sn
19.11.1989 - Mescidden Kalkarken Okunacak Dua, Peygamber Efendimizin Bayram Namazına Ailesini Getirmesi
28.11.202326 dk 55 sn
19.06.2000 - Kuran Kıraati
28.11.202316 dk 5 sn
17.12.2000 - Gece Namazı, Ramazandan Sonra Alışkanlıkların Devam Etmesi
28.11.202337 dk 27 sn
16.05.1997 - Muharrem, Aşure Gününün Önemi, Orucun Fazileti, Muharremde Neler Yapılmalı
28.11.202323 dk 24 sn
16.05.1997 - Aşure Günü
28.11.202328 dk 32 sn
16.01.1999 - Sabah Ve İkindi Namazlarının Önemi
28.11.202322 dk 14 sn
15.12.2000 - İtikaf Fazileti
28.11.202323 dk 7 sn
15.12.1999 - Müminin Güzelliği, Hikmet, Kardeşin İhtiyacını Görmek
28.11.202339 dk
15.07.1990 - Tevhid, Namaz, Zekat
28.11.202323 dk 11 sn
14.01.1999 - Kadir Gecesi
28.11.202339 dk 46 sn
13.12.2000 - Cennet Ve Oruç
28.11.202333 dk 34 sn
13.01.1999 - İslamda Kardeşlik
28.11.202335 dk 30 sn
11.01.1998 - Ramazandan Sonra Hali Muhafaza Etmek
28.11.202332 dk 53 sn
10.01.2001 - Güzel Ahlak Sahibi Olmak, Zikir
28.11.202323 dk 19 sn
07.12.2000 - Oruç Tutmak, İftar Ettirmek
28.11.202326 dk 29 sn
07.01.2000 - Ramazanın Son Günü
28.11.202331 dk 49 sn
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Peygamber Efendimiz
28.05.202627 dk 34 sn
05.07.1990 - Hac, Mazlumun Günahını Almak, Dürüst Olmak, Güvenilir Olmak, Sözünde Durmak
28.11.202316 dk 16 sn
05.04.1992 - Ramazandan Sonra, Ramazanın Mükafatı, Sünneti Seniyye
28.11.202340 dk 41 sn
05.04.1992 - Ramazandan Sonra, Ramazanın Mükafatı, Sünneti Seniyye, Ahmet Ziyaüddin Gümüşhanevi
28.11.202356 dk 20 sn
05.02.1992 - Güzel Ahlakın Önemi
28.11.202315 dk 26 sn
05.01.1998 - Ramazanda Takva Sahibi Olmak
28.11.202321 dk 56 sn
04.00.0000 - Allahın Seveceği Kullar
28.11.202343 dk 30 sn
03.12.2000 - Orucun Mükafatı, Oruç Adabı
28.11.202324 dk 7 sn
00.12.2000 - İftarı Suyla Açmak, Sahura Kalmak, Yalan Yere Yemin, Gıybet
28.11.202322 dk 34 sn
00.12.2000 - Cennetin Ramazan Ayında Süslenmesi
28.11.202335 dk 4 sn
00.00.2000 - Ramazanda Sahura Kalkmak, Hilalin Görünmesi
28.11.202314 dk 3 sn
00.00.2000 - Ramazan, İftar Ettirmek
28.11.202342 dk 4 sn
00.00.2000 - İftar Ettirmek, Oruçlunun Yanında Yemek
28.11.202316 dk 5 sn
00.00.1999 - Ramazan, Orucun Faydaları
28.11.202322 dk 2 sn
00.00.1999 - Güzel Ahlak, Münafığın Alametleri
28.11.202322 dk 13 sn
00.00.0000 - İyi Ve Kötü Huy, Toplum Ahlakı, Kullara İyilik, Kullara Kötülük
28.11.202328 dk 16 sn
26.12.2000 Ramazandan Sonrası, Allahın Adını Anarak Birşey İstemek, Münafığa Efendi Demek, İyilik
20.04.202324 dk 8 sn
27.07.1996 Peygamber Efendimizin Soyu, Peygamber Özellikleri
03.09.202547 dk 7 sn
Mahmud Esad Coşan Hocaefendinin Çeşitli Sohbetlerinden Mehmed Zahid Kotku
18.09.202029 dk 19 sn
25.10.1995 - M. Zahid Kotku Hocaefendinin Hayatı
04.06.202057 dk 9 sn
13.11.2000 - M. Zahid Kotku Hocaefendinin Özellikleri, Şemaili, Kerametleri
18.09.202028 dk 58 sn
13.11.1999 - Hak Din İslam, Sünnete Uygun Müslümanlık, Tasavvuf
04.06.202044 dk 25 sn
13.11.1994 - Alimlerin Önemi
15.07.202642 dk 34 sn
13.11.1993 - M.Zahid Kotku Hocaefendi Anma Programı
04.06.202031 dk 25 sn
13.11.1992 - M.Zahid Kotku Hocaefendi ve Teslimiyet
26.07.202539 dk 41 sn
06.11.1997 - Recebin Önemi, Tevbe Etmek, Regaip Kandili
25.12.202548 dk 16 sn
06.00.0000 - Receb, Şaban, Ramazan, Regaip Kandili, Recebin İlk Günü ve Cuma Gecesi
18.02.202143 dk 2 sn
28.09.2000 - Regaip Kandili, Receb Ayının Faziletleri
18.02.202129 dk 38 sn
14.09.1999 - Recebin İlk Cuma Gecesi
18.02.202147 dk 46 sn
13.03.1986 - Recep Ayı
25.12.202533 dk 57 sn
09.01.1992 - Recep Ayının Faziletleri, Üç aylar
18.02.202134 dk 13 sn
08.12.1994 - Regaib Kandili, Recebin Önemi, İlk Cuması
18.02.202138 dk 5 sn
25.12.1996 - Berat Kandilinin Önemi, Affedilemeyenler
25.03.202131 dk 47 sn
22.11.1999 - Berat Kandili, Duhan Suresi
06.03.202340 dk 4 sn
20.11.1988 - Berat Kandili, Sevap Kazanmak
25.03.202124 dk 33 sn
14.12.1997 - Berat Kandili, Affedilecek ve Edilmeyecek Olanlar
17.03.202238 dk 9 sn
11.03.1990 - Berat Kandilinin Önemi, İhyası ve Ramazana Hazırlık
25.03.202151 dk 41 sn
10.11.2000 - Berat Kandili
25.03.202160 dk 30 sn
10.11.2000 - Berat Kandili, Allahı Zikretmek, Tevbe Etmek
25.03.202128 dk 23 sn
04.05.1985 - Berat Kandilinin Faziletleri
25.03.202138 dk 45 sn
03.12.1998 - Berat Kandilinde Duaların Kabul Oluşu
25.03.202136 dk 53 sn
00.00.1987 - Berat Kandili, Berat Kandilini İdrak Etmek
17.03.202227 dk 37 sn
31.01.1992 - Mirac Kandilinde Oruç Tutmanın Sevabı
08.03.202118 dk 50 sn
28.04.1984 - Miraçta Peygamberimizin Yaşadıkları
08.03.202152 dk 33 sn
27.05.2000 - Mirac Gecesinde Görülenler, Faiz, Namaz
08.03.202119 dk 7 sn
26.11.1997 - Mirac Hadisesi
17.02.202337 dk 53 sn
24.10.2000 - Mirac, İsra Hadisesi, Kandili İdrak Etmek
08.03.202148 dk 26 sn
19.12.1995 - Mirac Hediyeleri
15.01.202652 dk 52 sn
19.01.1993 - Mirac Kandili
08.03.202151 dk 41 sn
15.02.1981 - Peygamberimizin İsra ve Mirac, Miraçta Gördükleri
08.03.202122 dk 2 sn
06.04.1986 - Mirac Kandilinin Önemi, İsra Hadisesi, Oruç ve Nefis Terbiyesi
06.02.202433 dk 50 sn
30.09.1990 - Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
26.09.202339 dk 52 sn
29.08.1993 - Peygamber Efendimiz, Mevlid Kandili
04.06.202035 dk 13 sn
19.09.1991 - Mevlid Kandili, Peygamberimizin Dünyaya Teşrifi
24.08.202637 dk 43 sn
15.07.1997 - Mevlid Kandili, Mekke
04.06.202058 dk 16 sn
14.11.1986 - Mevlid Kandili, Peygamberimizin Hadis Yolu Oluşu
04.06.202043 dk 32 sn
14.06.2000 - Mevlid Kandili
04.06.202018 dk 16 sn
10.10.1989 - Peygamber Sevgisi, Sünnete Uymak
04.06.202063 dk 22 sn
08.08.1995 - Mevlid Kandili
24.08.202642 dk 22 sn
25.01.1998 - Kadir Gecesi
04.06.202030 dk 36 sn
23.12.2000 - Kadir Gecesinin Önemi, Kuran-ı Kerim
04.06.202034 dk 23 sn
20.03.1993 - Kadir Gecesinin ve Ramazanın Önemi, Rahmetten Ümit Kesmemek
04.06.202041 dk 26 sn
15.06.1985 - Kadir Gecesi, Halis Niyet
04.06.202038 dk 20 sn
15.02.1996 - Kadir Gecesinin Ramazanın 27.Günü Olması
04.06.202028 dk 10 sn
14.01.1999 - Kadir Gecesinin İhyası
04.06.202040 dk 20 sn
07.07.1983 - Dua
04.06.202032 dk 20 sn
03.01.2000 - Kadir Gecesi
04.06.202050 dk 56 sn
29.05.1998 - Fetih
04.06.202050 dk 51 sn
29.05.1995 - Fatih ve Fetih Ruhu
04.06.202037 dk 2 sn
29.05.1990 - Vatan, Fatih ve Fetih
04.06.202045 dk 19 sn
28.05.1999 - Fatih Sultan Mehmet'in Çevresi,Fetih Ruhu
04.06.202047 dk 17 sn
29.05.1987 - Ramazan Bayramı, Takva, İman, Ramazandan Sonraki Halimiz
04.06.202033 dk 52 sn
21.01.1990 - Zemzemin Taşınması, Peygamber Efendimizin Özellikleri
04.06.202023 dk 21 sn
20.06.1985 - Bayram Kutlamaları, Ramazandaki Sevaplar, Ramazan Sonrası, Şevval Orucu
10.04.202431 dk 38 sn
09.02.1997 - Bayram Tebriği, Sadaka Vermek, Şevval Oruçları, Bayram Sonrası
31.03.202528 dk 16 sn
08.01.2000 - Bayram Tebriği, Bayramdan Sonra Oruç Tutmak
21.03.202621 dk 7 sn
06.05.1990 - Bayramda Def Çalınması, Cumaya Temiz Gitmek, Peygamber Sevgisi
04.06.202028 dk 26 sn
28.04.1996 - Kurban Bayramı, Kurban Kesmenin Fazileti
27.05.202626 dk 11 sn
18.04.1997 - Kurban Bayramı, Salatu Selam, Ziyaret Etmek, Sadaka Vermek
04.06.202027 dk 57 sn
17.04.1998 - Hac Sonrası, Büyük Mescitlerde İbadet, Avrupa Ülkeleri
02.08.202036 dk 52 sn
17.03.2000 - Kurban Bayramı, Kurban Kesmenin Fazileti
07.06.202525 dk 32 sn
05.04.1998 - Kurban Bayramı, Ziyaretleşme, Hediyeleşme
28.05.202623 dk 45 sn
01.07.1990 - Arefe Günü, Arafatta Dua, Hac, Kalb Temizliği
15.06.202430 dk 29 sn
AKRA