İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

13.01.1999 - İslamda Kardeşlik

13.01.1999 - İslamda Kardeşlik
Özel Gün Ve Geceler

13.01.1999 - İslamda Kardeşlik

28.11.2023
35 dk 30 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

el-Hamdü li’llâhi Rabbi’l-âlemîn. Ve’s-selâtü ve’s-selâmü alâ seyyidi’l-evvelîne ve’l-âhirîn Muhammedini’l-Mustafâ ve âlâ âlihî ve sahbihî ve men tebi’ahû bi-ihsânin ilâ yevmi’d-dîn.

Emma bâ’dü ve ‘an Ebû Hureyrete radıyallahu anhu enne Resûlallahi sallallahu aleyhi ve selleme kâle:

وعن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏"‏إياكم والظن، فإن الظن أكذب الحديث، ولا تحسسوا، ولا تجسسوا ولا تنافسوا، ولا تحاسدوا، ولا تباغضوا، ولا تدابروا، وكونوا عباد الله إخوانًا كما أمركم‏.‏ المسلم أخو المسلم، لا يظلمه، ولا يخذله ولا يحقره‏.‏ التقوى ههنا، ‏"‏ ويشير إلى صدره ‏"‏بحسب امرئ من الشر أن يحقر أخاه المسلم، كل المسلم على المسلم حرام‏:‏ دمه، وعرضه، وماله، إن الله لا ينظر إلى أجسادكم، ولا إلى صوركم، ولكن ينظر إلى قلوبكم وأعمالكم‏"‏‏.‏ وفي رواية‏:‏ ‏"‏لا تحاسدوا، ولا تباغضوا، ولا تجسسوا، ولا تحسسوا ولا تناجشوا وكونوا عباد الله إخوانًا‏"‏‏.‏

وفي رواية‏:‏ ‏"‏لا تقاطعوا، ولا تدابروا، ولا تباغضوا ولا تحاسدوا، وكونوا عباد الله إخوانًا‏"‏‏.‏ وفي رواية‏:‏ ‏"‏لا تهاجروا ولا يبع بعضكم على بيع بعض‏"‏‏.‏

‏(‏‏(‏رواه مسلم بكل هذه الروايات، وروى البخاري أكثرها‏)‏‏)‏‏.‏

İyyâküm ve’z-zanne fe-inne’z-zanne ekzebü’l-hadîsi ve lâ tehassesû ve lâ tecessesû ve lâ tenâfesû ve lâ tehâsedû ve lâ tebâğadû ve lâ tedâberû ve kûnû ibâdallâhi ihvânen ke-mâ emerakum el-müslimü ehu’l-müslimi lâ yazlimühû ve lâ yahzülühû ve lâ yahkiruhû. Et-takvâ hâhünâ et-takvâ hâhünâ ve yüşîru ilâ sadrihî bi-hasebimriin mine’ş-şerri en yahkira ehâhü’l-müslimi küllü’l-müslimi ale’l-müslimi harâmun demuhû ve ‘ırduhû ve mâluhû innellâhe lâ yenzuru ilâ icsadiküm ve lâ ilâ suveriküm ve a’mâliküm ve lâkin yenzuru ilâ kulûbiküm.

Ve fî rivâyetin lâ tehâsedû ve lâ tebâğadû ve lâ tehassesû ve lâ tecessesû ve lâ tenâceşû ve kûnû ibâdallâhi ihvânen.

Ve fî rivâyetin lâ tekâta’û ve lâ tedâberû ve lâ tebâğadû ve lâ tehâsedû ve kûnû ibâdallâhi ihvânen.

Ve fî rivâyetin ve lâ tehâcerû ve lâ yebi’ ba’duküm alâ bey’i ba’dın.

Revâhu müslimu bi-külli hâzihi’r-rivâyâti ve rava’l-buhâriyyu ekserahâ.

Bu, Ebu Hureyre radıyallahu anh’den rivayet edilmiş, hadis-i şerif. İmam Buhari ve İmam Müslim rahmetullahi aleyhima, kaydetmişler. Çeşitli rivayetleri var,  üç dört tane kayıt var, kelimelerde bazı değişiklik var. Onları okuyalım, açıklamasını yapalım.

Enne Resûlallahi sallallahu aleyhi ve selleme kâle: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurdu ki;  diyor Ebu Hureyre radıyallahu anh.

İyyâküm ve’z-zanne. Zannetmekten kendinizi koruyun. Fe-inne’z-zanne. Çünkü zannetmek. Ekzebü’l-hadîsi. En yalan sözdür.

Şimdi, iyi bilinmediği zaman bir olay zanneder insan; zannediyorum ki, şu şöyle. Şüpheli yani belli değil, kesin değil. Haa, bilmiyorsanız konuşmayın. Zan; iyi değil, en yalan söz. Hem öyle tahmin ediyorum, zannediyorum diyorsun, hem de adamı kötülüyorsun, sonuç itibariyle. Ortada kesin birşey yok. Onun için zan doğru değil.

Tabi burada ez-zann mutlak olarak geçiyor amma zannın iki çeşidi var. Birisi hüsn-i zan, yani iyi zannetmek, iyiye yormak. Birisi de zannın diğeri de; sû-i zan, kötü çalıştırmak zannını, kötü zannetmek.

Hüsn-i zan tavsiye edilmiştir. Yani arkadaşının sana yaptığı hareket, biraz dikkatini çekti irkildin, herhalde onu şu sebeple yapmıştır diye bir hüsn-i zan ile düşünürsen iyi olur. Çünkü sonuç itibariyle ortaya; bir dalaşma, kavga ,gürültü, kırgınlık çıkmaz. İyiye yormak, gördüğü nahoş bir olayı iyiye yormak iyi zannetmek iyidir. Onun için Müslümanlar, bu çeşit zannı yapmakla emrolunmuşlardır.

Birbirimize ne yapacağız?

Çok mahiyetini iyi bilemediğimiz, hareketlerin yorumunda hüsn-i zan edeceğiz.

Bugün o arkadaş, yanımda kaşları çatık durdu. Kaşları çatık durdu bugün yanımda, tatsız tutsuz herif zaten ya. Allah Allah hep kaşlarını çatıyor. Yani herhalde benim şöyle bir şey yapmıştım ona mı kızdı ne yaptı boyuna surat asıyor. Bu sû-i zan.

Hüsn-i zan nedir?

Ramazan’da oruç tutuyor, itikâfta bu kardeşimiz. Herhalde günahlarını düşünmüştür, pişman olmuştur. Cenâb-ı Hak affedecek mi affetmeyecek mi diye kendi derdine düşmüştür, ondan öyle yapmıştır zavallıcık. Acep beni Mevlâm, affedecek mi affetmeyecek mi? diye. Ha bu da hüsn-i zan işte.

Yani aynı olayı, iki türlü yorum şeklinin misalini verdik. Biz iyiye yorarsak; toplum fayda görür bundan, arkadaş kaybetmeyiz, kavga gürültü çıkmaz. Kötüye yorarsak; soğukluk olur, buz olur, adavet olur, kırılmalar darılmalar olur, küsmeler olur, ayrılmalar olur. Adam sana küser, camiye gelmez. Haydi al başına belayı. Senin yüzünden adam namazı bıraktı. İmama kızıyor camiye gelmiyor.

Yok mu böyleleri?

Doğruyu söyleyince kızıyorlar.

Ben akrabadan birisine, zenginsin hacca git dedim, birkaç defa söyledim. Sonra hanımı diyormuş ki gel Es’ad Hocaya gidelim gene filan. Yok diyormuş ben ona gidersem şimdi o bana tekrar nasihat eder diyormuş, gelmiyor.

Bazen yani usulünü bilmezsen kaçıyor millet. Onun için hüsn-i zannedeceğiz, sû-i zan etmeyeceğiz.

İki;

Ve lâ tehassesû.

Tehassesû ne demek?

Bir işin peşine hassasça düşüp; aslını dibini asdarını inceliklerini anlamaya çalışmak demek, hassas hassas.

Bu da doğru değil.

Sana ne, ne diye karıştırıyorsun ne diye peşine düşüyorsun? Üstüne lazım olmayan şeyin peşine niye düşüyorsun?

Araştırmak, ayıbını araştırmak doğru değil.

Ve lâ tecessesû. Casusluk da yapmayın. Casusluk değil bu tam, tecessüs yani birisini merak etmek.

Acaba bugün onların evine ne geldi? Araba geldi, bir şeyler indi, bir adam geldi bir adam çıktı?

Ya bu kadar merak, bu kadar tecessüs doğru değil.

Sonra, tecessüs de etmeyin.

Ve lâ tenâfesû. Birbirinize münâfese de etmeyin. Yani nefsani tavırlarla, birbirlerinin karşısına çıkmak, zıtlaşmak. Öyle de yapmayın.

Ve lâ tehâsedû. Birbirinize, haset de etmeyin.

Vay be, onun amma güzel arabası var ya. Bizim külüstürün her gün tekeri patlar, vay be onun arabası amma güzel ha!

Tamam, Allah daha iyisini versin, sana da versin. Haset etmek doğru değil.

Haset nedir?

Kötü bir duygudur, arkadaşının elindeki nimete kendisi imreniyor, bir de keşke onda olmasa bende olsa diyor, arkadaştakinin olmasını hazmedemiyor.

Vay be, adam çocuğunu okuttu bir de hafız da yaptı ya. Bir de öteki çocuğunu da okuttu doktor yaptı ya filan.

E ne oluyorsun? Sen de çalış, şey yap yani.

Haset nedir?

Karşıdaki insandaki nimetin, ondan gitmesini isteyerek, kıskanmak.

Peki, helal olsun, Allah daha çok versin diye hiç içinde öyle bir ters duygu yok, tamam bana da versin diyor.

Onun adı nedir?

Ona haset demezler, onun adı; gıptadır.

Vay be, falanca adam bu Ramazan’da amma hayır yaptı ya. Allah bize de biraz para verse de bizde hayırlar yapsak. İhya etti, ortalığı ya. Çok hayırlar yaptı ,maşallah. Bize de verse biz de yapsak.

Tamam, böyle iyi şeyi özlemek ve onda olmasından rahatsız olmamak, daha çok olsun kendisinde de olmasını istemek; gıpta bu iyi. Onda olmasını hazmedememek; haset. O fena, o günah.

Haset de etmeyeceğiz.

Adamın birisinin hikayesini anlatıyor, tasavvuf kitapları. Komşusunun eşşeği varmış, kendisinin eşşeği yokmuş. Komşusu odunu küfeyi yükü eşeğine sarıp getiriyormuş eve bunun da öyle bir şeyi olmadığından hepsini sırtında taşıyormuş, sırtı yara oluyormuş. Benim de böyle bir hayvanım olsa da bende bu sefaletten kurtulsam da şu sırtım yara oldu sırtımla taşımasam da hayvanla taşısam, filan diye istiyormuş.

Rüyada aksakallı bir mübarek zat görünmüş buna demiş ki, sen istiyor musun?

İstiyorum çok istiyorum, komşuda var bizde yok.

Peki istiyorsan, şöyle dua et. Ya Rabbi! Sen komşuya, bir tane daha ver bana da ver. Komşuya da ver bana da ver. Onun iki tane olsun, benimki bir tane olsun. Böyle dua et. Yani kendisinde bir tane olacak sonuç itibariyle. Rüyada o aksakallıya demiş ki, yo yo yoo! Aman aman aman istemem! İstemem, ben zaten onda bir tane eşek olduğunu hazmedemiyorum iki tane olursa çatlarım.

İşte bu haset, olmasını istemiyor, olmasına hazmedemiyor.

Böyle hikayelerle, halka iyi anlatıyorlar. Yani duyguların, nasıl insanın içini kasıp,kavurduğunu eski mübarekler.

Ve lâ tebâğadû. Birbirlerinize buğuz da etmeyin, kin tutup kızgınlık da sürdürmeyin.

Ben Ahmed Sav’ı bir görürsem, bizim mahalleden geçerse, gösteririm ona, Ahmed Sav’a. ben onu bizim mahalleden geçerse gösteririm ona. Kin tutmak, buğz etmek doğru değil.

Bizim köyde bir acayip âdet gördüm ben, böyle yazları tatilde gittiğimiz zaman. Birisi birisine darılırsa konuşmuyor, yolda karşılaşırlarsa bayağı böyle yetişkin delikanlılar arasında da böyle bir âdet yani bu. O başını bu tarafa çeviriyor, bu başını bu tarafa çeviriyor, bir de vuuvv diyorlar birbirlerine.

Yani böyle bir âdet var, bilmiyorum başka yerlerde var mıdır?

(…Sizde de var.)

Vuuvv o da bıııırr yapıyor, yani kızgınlığını öyle ifade ediyor.

Allah sevmez. Buğuz etmeyi de yasak ediyor, Peygamber Efendimiz.

Ve lâ tedâberû. Birbirinize sırt da dönmeyin, arka da çevirmeyin.

Yani bırak ya onunla konuşulmaz ya. Bırak tamam, ilgiyi kestim filan. Bu da doğru değil.

E hangisi doğru?

Bunları sıralamış, çeşitli kelimelerle, insanoğullarının bir toplum içindeki birbirlerine davranış şekillerini gösteren, çeşitli kelimeler kullanmış Peygamber Efendimiz.

Sonra ne buyuruyor?

Ve kûnû ibâdallâhi. Ey Allah’ın kulları. İhvânen. Kardeş olun, ihvan olun birbirinizle.

İhvan ne demek?

Kardeş demek.

Birbirinizle kardeş olun. Çünkü Allah, Müslümanlar kardeştir diye buyurdu Kur’ân-ı Kerîm’de. Kardeş olun, kardeşliğin gereği neyse, sevgi ile muhabbetle birbirinizi seven kardeşler olun, ihvan olun.

Ke-mâ emerakum. Allah’ın size emrettiği üzere.

İnneme’l-mü’minûne ıhvetün. [1] Müslümanlar kardeştir dedi, o zaman birbirinizi sevin. Kardeş olun, Allah’ın emrettiği gibi.

el-Müslimü ehu’l-müslimi. Müslüman, Müslümanın kardeşidir.

Hasan benim kardeşim, Ahmed benim kardeşim, Ömer benim kardeşim. Kardeşiz, ben de onların kardeşiyim, din kardeşiyiz.

Lâ yazlimühû. Müslüman, Müslümanın kardeşidir, ona zulüm yapmaz.

Ve lâ yahzülühû. Onu yardım edilecek yerde, kendi başına da bırakıvermez, yardımsız da bırakmaz, geçip gidivermez. Yardımsız da bırakmaz.

Ve lâ yahkiruhû. Hor hakir de görmez. Aşağı da görmez kardeşini.

Niye hakir görmez?

Diyecek ki; Allah’ın yanında, kimin kıymetli olduğunu Allah bilir. Belki Allah, bu kulu seviyor. Fakirlik zenginliğe göre yapmıyor Cenâb-ı Hak muameleyi, gönlüne göre yapıyor. Belki benim bilmediğim zamanda, gece ibadeti vardır, tesbihi vardır, Allah’ı daha çok seviyordur diyecek, hor görmeyecek.

Küçüklere, diyecek ki bunlar benden yaşça küçük. Bir mutasavvıf öyle diyor, bunlar benden yaşça küçük, daha az yaşadılar benden demek ki; daha az günah yaptılar, bunlar benden iyi diyecek. Ben daha çok yaşadım. E, hep de hata günah işliyoruz ya. E ben daha yaşlıyım, ben daha kart günahkârım, o daha az günahının seviyesi benim ki kadar olamamış, çünkü az yaşamış diyecek.

Yaşlı ise karşısındaki haa, bu kardeş benden daha çok yaşamış benden daha çok ibadet etmiştir. Ben bunun kadar ibadet edemedim. Kim bilir ne namazlar kılmıştır ne hayırlar yapmıştır bu ömür boyunca bu aksakalı ile bu mübarek, bu benden kıymetli diyecek. Küçüğü de kendisinden kıymetli bilecek, büyüğü de kıymetli bilecek. Fakiri de kendisinden kıymetli bilecek, belki sabrediyordur sevap kazanıyordur. Zengini de kendisinden kıymetli bilecek. Zengini, zaten kıymetli biliyor herkes. Zengini korumaya, lüzum yok. Ye kürküm ye, ha babam ha! Zengin oldu mu herkes el pençe divan duruyor, sıraya geçiyor, kenarda selam çakıyor. Zengin arabasını dağdan aşırıyor, fakir düz yolda yolu şaşırıyor.

Et-takvâ hâhünâ et-takvâ hâhünâ ve yüşîru ilâ sadrihî. Şöyle göğsüne işaret ederek takvâ burdadır, takvâ burdadır buyurmuş, Peygamber Efendimiz.

Yani bunları yapmak için insanın; Allah’tan korkan takvâlı insan olması lazım. İşte Allah şuraya şu takvâyı versin öyle olursa iyi müslüman olur. Öyle olursa hased etmez, öyle olursa hakir görmez, zulüm etmez, yardımsız bırakmaz falan.

Bi-hasebimriin mine’ş-şerri en yahkira ehâhü’l-müslimi. Kişiye kötülük olarak, Müslüman kardeşini hakir görmesi, yeter de artar bile.

Falanca Müslümanı, hakir mi görüyor, hor mu görüyor?

Bir kimseyi hor hakir görmesi, kendisine kötülük olarak yeter de artar bile. Kâfi, tamam artık onun bir başka bela aramasına lüzum yok, bu hor görmesinden çok günaha giriyor.

Küllü’l-müslimi ale’l-müslimi harâmun demuhû ve ‘ırduhû ve mâluhû. Her müslümanın, müslümana üç şeyi haramdır, yani onlara zarar vermemesi lazım üç şeyine. Müslüman, müslüman kardeşinin üç şeyini kollaması lazım, zarar vermemesi lazım.

Ne?

Bir, demuhû. Kanı haramdır yani kanını dökmemesi lazım.

Yani yaralamaması öldürmemesi lazım, saldırmaması lazım. Müslüman, müslümana saldırmaz. O kabile bu kabileye saldırıyor, erkekleri öldürüyor, kadınları çocukları esir alıyor. O İslam’da olmaz, o cahiliyet devrindeymiş. Müslüman, müslümanın kanını dökmez.

Ve ‘ırduhû. Irzına da tecavüz etmez, ayaklar altına almaz.

Yani namusuna da tecavüz etmez, namusunu da lekeleyecek bir davranış yapmaz, namusuna da yan bakmaz.

Ve mâluhû. Malına da el uzatamaz.

Müslümanın, müslümanın malına; hırsızlık yoluyla, gasp yoluyla, zulüm yoluyla, aldatma yoluyla, şu yolla bu yolla malına el uzatması da yoktur. Bunları yapmaması lazım.

İnnellâhe lâ yenzuru ilâ icsadiküm ve lâ ilâ suveriküm ve a’mâliküm. Hiç şüphe yok ki Allahu Teâlâ hazretleri, sizin vücutlarınızın boyunuzun posunuzun şekline bakmaz, dış görünüşe yüzünüze bakmaz, akça pakça yakışıklı kaşlı gözlü filan diye. Yaptığınız işlerin dış görünüşüne bakmaz. İşte şöyle yapıyor, böyle yapıyor.

Neye bakar?

Velâkin yenzuru ilâ kulûbiküm. Gönüllerinize bakar, Cenâb-ı Hak.

Yani gönlünüz temizse sever, gönlünüz temiz değilse; kirli ise pis ise niyetiniz kötü ise o zaman vücudunuz selvi boylu olsa kıymeti yok, yüzünüz güneş gibi parlasa, kıymeti yok, yaptığınız işler, çok çok işler yapsanız bile kıymeti yok. Koşuştursanız oraya buraya çünkü niyetiniz fena. Kalbiniz fena olunca, kıymeti yok. Allah kalbine bakar, insanların gönlüne.

Başka bir rivayetin, kelimelerini gösteriyor şimdi.

Lâ tehâsedû demiş, hasedleşmeyin.

Ve lâ tebâğadû. Buğzlaşmayın birbirinizle,

Ve lâ tehassesû. İnce ince işlerini, araştırmayın.

Ve lâ tecessesû. Tecessüs etmeyin.

Ve lâ tenâceşû. Haa, bu rivayette bir de tenâceşû geçiyor.

O ne demek?

Onun manası; onun alışverişine ,yandan çarklı girip,onun alacağı malın fiyatını arttırmayın.

Bu tenacüşmüş bunun adı. Yani ben tam gidiyorum, atı alacağım beğendim, tamam güzel boylu poslu maşallah filan, şap şap şap vuruyor. Kaça bu, bilmem ne filan. O da geliyor haa, bu at kaça ya? Güzelmiş ya bilmem ne filan.

Şimdi atın sahibi bakıyor birinci adam var, bir de ikincisi geldi. İkisine bakıyor şöyle 300 diyecekse 500 diyor.

Niye?

Müşteri çok, o almazsa o alır filan diye.

Haa, öyle arkadaşınızın alacağı mala yandan müdahil olup, girip müşteri olup onun pazarlığına olumsuz etki yapmayın, pazarlığını bozmayın.

Başka hadisi şeriflerde şöyle geçer bu; arkadaşınızın alacağı mala, siz o anda talib olmayın. Pazarlığı yapsın, anlaşırsa alsın anlaşmazsa gidince, gidin o zaman.

Başka bir hadis-i şerifte diyor ki; kardeşinizin talip olduğu kıza, siz de o anda talip olmayın. Aa falanca Ayşe hanımın kızını istemiş, tamam paldır küldür paldır küldür, ya ben de istiyorum o kızı. Olmaz. İlk önce, o ilk müracaat eden bir cevap alsın, olumlu veya olumsuz. Olumsuz ise o zaman şey yaparsınız.

Yani nikahlanmak istediği kıza; bir arkadaş müracaat etmişken, ikinci müracaat doğru değil. Alınmak istenen mala; o arkadaşa işi bitirmeden, müracaat etmek doğru değil. Böyle yapmak onu zarara uğratmaktır. Yasaklıyor, Peygamber Efendimiz.

Bu tenâceşû diye geçiyor.

Ve kûnû ibâdallâhi ihvânen. Birbirinize kardeş olun, ey Allah’ın kulları.

Ve fî rivâyetin. Bir başka rivayette de şu kelimeler var.

Ve lâ tekâta’û. Birbirinizle alakaları koparmayın.

Ya bizim camimize, falanca gelirdi filanca gelirdi, hiiç uğramıyorlar.

Neden?

Koptular gittiler toplumdan.

Öyle kopmak, birbirinden ilgiyi kesmek yok. Ha eskiden filanca falanca arkadaşlar vardı şimdi hiç uğramıyorlar. Kopmak yok, birbirinizden alakaları koparmayın.

Nasıl olacak?

Vefalı olacak, arkadaşlık devamlı olacak.

Ne demişler?

Kahve; bir fincan kahvenin, vay be 40 yıl hatırı var demişler.

Biz ne sofraları tepiyoruz ne iyilikleri unutuyoruz. Dedelerimiz, bir kahveyi bile 40 yıl hatırından çıkartmıyor, o bana bir kahve ikram etmişti diye, kahveyi ikram eden kimseye izzet ediyor hürmet ediyor, bağlantıyı devam ettiriyor. Doksan dokuz gün, iyiliğini gördüğümüz bir insanın 100’üncü gün kötülüğünü gördük mü biz tak koparıyoruz bağları. Koca koca halatlarla bağlansa bile patır kütür kopuyor. Ondan sonra, bir daha ben onunla görüşmem. Olmaz! Öyle kopartmayın ilgileri diyor, Peygamber Efendimiz.

Ve lâ tedâberû. Birbirinize sırt çevirmeyin. Tamam, o da vardı öbür tarafta.

Ve lâ tebâğadû. Birbirinize buğz etmeyin. O vardı.

Ve lâ tehâsedû. Hased etmeyin. O vardı.

Ve kûnû ibâdallâhi ihvânen. Demek ki burada kopartmak, ilişkileri kopartmak kelimesi fazla, onu şey yaptı.

Ve fî rivâyetin. Bir başka rivayette de;

Ve lâ tehâcerû. Birbirinizden hicret etmeyin.

Peygamber Efendimiz, Mekke’den Medine’ye hicret etti yani oraya gitti.

Birbirinden hicret etmek ne demek?

Uzaklaşmak demek. Birbirinizden uzaklaşmayın, yakınlığı devam ettirin. Birbirinizden küsüşüp, uzaklaşmayın.

Ve lâ yebi’ ba’duküm alâ bey’i ba’dın. Hah burada geldi. Sizden biriniz bir arkadaşınızın alacağı mala müşteri olmasın, gidip o anda.

O başında iken gidip ona, o da müşteri olmasın. Onu alacağı mala, o da müşteri çıkmasın.

Neden?

Ticaretini bozar, fiyatı arttırmaya sebep olur.

Beklersin, o gider ondan sonra. Cevabı alır yani vermiyorum der.

400 olmaz mı?

Olmaz dedi.

Tamam sen gidersin o zaman olmaz dedi ara şey yaptı, o zaman gidersin.

Revâhu müslimu bi-külli hâzihi’r-rivâyâti. Bütün bu rivayetleri Müslim rivayet etmiş. Ve rava’l-buhâriyyu ekserahâ. İmam Buhari de çoğunu rivayet etmiş. Bazıları yok, İmam Buhari’de.

وعن معاوية رضي الله عنه قال‏:‏ سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ ‏ "‏إنك إن اتبعت عورات المسلمين أفسدتهم، أو كدت تفسدهم‏"‏‏.‏ حديث صحيح رواه أبو داود بإسناد صحيح‏.‏

Ve an Muaviyete radıyallahu anhu kale semi’tü Resulallah sallallahu aleyhi ve sellem yekûl. Muaviye’den rivayet olunduğuna radıyallahu anh Peygamber Efendimizin şöyle dediğini duymuş, rivayet etmiş.

İnneke ini’t-teba’te avrâti’l-müslimîne efsedtehüm ev kidte tüfsidühüm.

Peygamber Efendimiz ne buyurmuş?

Eğer sen Müslümanların ayıplarını görünce; şunun aslını bir anlayayım diye peşine düşersen, ayıplarının iyice kökünü asdarını arayayım, dur bakalım bu olayı iyice bir şöyle bir gazeteye yazılacak hale bir getireyim gibi böyle öğreneyim diye şey yaparsan ne yapmış olursun onu?

Efsedtehüm. Onu sen bozmuş olursun. Fesada, günaha, kötülüğe itmiş olursun.

Çünkü; ayıp meydana çıktı mı adamda küstahlaşır, belli oldu artık benim ayıbım der. Ayıpları örtmek lazım onun için. Ayıpları ortaya koydun mu olan oldu artık, bundan sonra ne olursa olsun, diye kötülüğe itmiş olursun.

Ev kidte tüfsidühüm. Neredeyse bozma durumu, bozulma durumuna, itmiş olursun diyor.

Demek ki; ayıpları araştırmayacağız, mümkünse örteceğiz, gerekiyorsa kenara yavaşçacık çekip, kardeşim ben seni seviyorum ama şöyle bir şey yaptığını gördüm. Hadis-i şerifte bunu Peygamber Efendimiz yasaklamış. Günah bu, lütfen bunu yapma, düzeltiver bunu. Tamam böyle olur. Amma fâş etmek, sırrını ayıbını yaymak, bu olmaz.

وعن ابن مسعود رضي الله عنه أنه أتي برجل فقيل له هَذَا فُلاَنٌ تَقْطُرُ لِحْيَتُهُ خَمْرًا فَقَالَ إِنَّا قَدْ نُهِينَا عَنِ التَّجَسُّسِ وَلَكِنْ إِنْ يَظْهَرْ لَنَا شَىْءٌ نَأْخُذْ بِهِ ‏.‏

Ve an ibni mes’ûdin radıyallahu anh.

Bu bir önceki hadis-i şerif, Muaviye’den rivayet edilmiştir diye geçti ya. Üç tane Muaviye bahis konusu.

Bir, Muaviyetü’bnü Ebû Süfyan. Emevi devletinin kurucusu.

İki, Muaviye İbn Hakem Es-sülemî. Süleym kabilesinden. Bu, Peygamber Efendimizden 13 hadis rivayet etmiş.

Üçüncüsü, Muaviyetü’bnü Hayde. Üç Muaviye var. Burada hangisi olduğu söylenmiyor. rıdvanallahi aleyhim ecmain.

Bu sonuncu hadis-i şerif ,İbn Mes’ud radıyallahu anh’den. Kur’an-ı çok iyi çalışan sahabeden mübarek zat.

Ennehû ütiye bi-racülin fe-kîle lehû hâzâ fulânün takturu lihyetühû hamran fe-kâle innâ kad nühînâ ani’t-tecessüsi velâkin in yazhar lenâ şey’ün ne’huz bihî.

Hadisün sahihun revâhu Ebu Davud b-isnâdin ala şarti’l-Buhârî ve Müslim.

Şimdi bu, İbn Mes’ud radıyallahu anh, ashabtan Mekkeli bir sahabe idi. Sonra Peygamber Efendimiz’den sonra, vali filan oldu ama hangi şehre olduğuna bakıyorum, nereye vali olduğunu burda yazıyor mudur diye. Sanıyorum ,Basra veya öyle bir şehre vali de oldu, İbn Mes’ud sonradan. Hani Peygamber Efendimizin, irtihal-i dâr-ı bekâ etmesinden sonra Hz. Ebu Bekkr-i Sıddık, Ömerü’l-Faruk zamanında bu sahabe-i kiramının hepsi bir yere vali oldular. Çok sıkıntılar çektiler, bir hurma ile yetindiler, bir çul örtecek çul bulamadılar. Çook aç kaldılar, açık kaldılar, ızdırap çektiler, savaşlara katıldılar. Sonra, Cenâb-ı Hak dünyalığı açtı bunların önüne; zengin oldular, evlendiler, konak sahibleri oldular.

Sanıyorum bu İbn Mes’ud’un hem valiliği var, hem de çok zürriyeti geniş oldu. Hepsi rahata erdiler, bir de öyle imtihan. Bir öyle imtihan, bir öteki türlü.

Şimdi bu İbn Mes’ud’a bir adam getirilmiş, niye ben bunları anlatıyorum?

İbni Mes’ud’a bir adam getirildi.

Bir adam tutulup da bir adama niye getirilir?

Bir idari görevi var da, herhalde ondan, durup dururken getirilmez.

Yani ben bir adamı yakalayıp da Ahmed Sav’ın yanına götürmüşsem neden bu?

Hazine müsteşarı olduğundan. Vazifesi var da ondan götürürüm yoksa götürülmez niye götüreceğim? O zaman Mehmed Ali’ye götürürüm mesela.

Fe-kîle lehû. Ve denildi ki. Hâzâ fulânün. Bu öyle bir adamdır ki. Takturu lihyetühû hamran. Sakalından içki damlar, bu adamın.

Dımp dımp dımp içki damlar, yani ne demek?

Lıkır lıkır lıkır çok içiyor ,sakalından dökülüyor, ayyaş, sarhoş öyle demek yani.

Bu öyle bir adamdır ki bunun sakalından içki damlar.

Fe-kâle. Onun üzerine dedi ki Abdullah İbni Mes’ud. İnnâ. Bizler. Kad nühînâ ani’t-tecessüsi. Biz araştırmaktan, kökünü kurcalamaktan men olunduk. Peygamber Efendimiz, tecessüs yapmayın dedi, okuduk ya demin. Tecessüsü yapmaktan, men olunduk.

Velâkin. Amma. İn yazhar lenâ şey’ün. Eğer bir kötülüğü de açıkça görürsek. Ne’huz bihî.  Suçluyu, o suçundan dolayı da yakalarız.

Allahu Teâlâ hazretleri, birbirimizle güzel kardeşler olarak, muhabbetle yaşamamızı ve İslam için güzel işler yapmamızı, bir de Allah’ın sevdiği şekilde kardeşliğimizi götürmemizi nasib etsin. Kötü huylardan korusun. Dargınlıktan, kırgınlıktan, hasedleşmekten birbirimizin ayağına çelme takmaktan, ayağının altına, karpuz kabuğu koymaktan, sırtına arkasını döndükten sonra hançer saplamaktan vesaireden Allah bizi korusun.

En sevaplı ibadetlerden birisi nedir?

İbadet; namaz, zikir, hac, oruç, itikâf gibi ibadetler içinde en sevaplılardan bir tanesi nedir?

Müminin mümini Allah için sevip dost olmasıdır.

En sevaplı, hem de koley, heç de zor deel. [2] Ben seni seviyorum, gönül ferman dinlemez, o kadar.

Bunun, var mı bunun bir ağırlığı?

Zor değil, zahmetli değil, sıkıntılı değil, ben seviyorum. Ne yapayım, gönül ferman dinlemez, seviyorum. Çok sevap. Müminin, mümini sevmesi çok sevap, en sevaplı işlerden birisi. Hem de Cenâb-ı Hak, en büyük mükâfatı verecek.

İşte inşallah böyle taklit yaparken, tahkike ereceğiz. İnşallah uyduruk kaydırık, yaparken güzel yapmayı öğreneceğiz. Kürdün göçü gide gide düzelirmiş, ne yapalım? Yavaş yavaş vaziyeti ayarlayacağız, adam gibi muamele etmeyi, sevmeyi, tam müslüman gibi kardeş olmayı bir zaman gelecek öğreneceğiz. Şimdi çok kusurluyuz, çok dikenliyiz. Yanımıza birisi geldi mi yandım Allah diye bağırıp gidiyor. Orda diken burada diken, her tarafımız dikenli. Kaynana dili bitkisinin, meyvesi gibiyiz yani amma inşallah düzeleceğiz bu oyunu oynarken. Talim talim talim ondan sonra inşallah severiz birbirimizi.

Ha bu birbirini muhabbet etmek, sevmek, yalnız böyle er kişilere mahsus değildir. Hem de aynı zaman da hemi hanımlar için de aynı şeyler, ahkâm vardır, böyle biline. Hanımlar birbirlerine dedikodu yapamaz, hased edemez, gıybet edemez, darılamaz, küsemez tamam mı?

Temam mı?

Ya bütün ağır ağır ithamlar, bu ağır ağır laflar, yenilmez yutulmaz hazmedilmez, zaten oruçluyuz, sadece ve sadece er kişilere değildir. Hanımlar da bu vazifelerle muvazzaftırlar, onlar da birbirlerini sevecekler. Hem de kusurlarına rağmen.

Neden?

Hobbala, kusurlarına rağmen, sevecekmişim.

Evet mümin, mümini kusurlarına rağmen sevecek.

Neden?

Kusursuz kul olmaz da ondan.

Var mı?

Yok.

Her kulun bir kusuru vardır. Allah bilir. Arkadaşlar da bilir, hanımı da bilir, çocuğu da bilir, komşusu da bilir. Herkesin kusuru vardır. Kusurlarına rağmen sevecek, kusurlarına rağmen kusurları varken.

Onun kusuru var, ben onu sevmiyorum.

Yoo, öyle şey yok, kusur olsa da sevecek. Hanımlar da öyle. Hanımlar da öyle, beyler de öyle.

Allahu Teâlâ hazretleri, güzel Müslüman olmayı hepimize nasib etsin.

Niyetlendik, bur da tornayı tesviyeye girdik ama ne kadar yontulduk, o sivriler çapaklar ne kadar gitti Ömer Yaprak kardeşim bilmiyorum ben. Yani çok çapaklı bizim dökümler, tornada tesviyede ne kadar parladık, yontulduk. İnşallah! İnşallah çıkınca pırıl pırıl yeni tordan çıkmış, bir müslüman. Günahları da silinmiş, ooh tezgâhtan da yeni çıkmış, bir müslüman olarak güzel işler yaparız inşallah.

Allah hepinizden razı olsun.

Bi-hürmeti esmâihi’l-hüsnâ ve habîbihi’l-müctebâ ve bi-hürmeti esrâri sûrati’l-Fâtiha.


[1] 49/Hucurât 10.

[2] Hocamız burada bu lehçe ile konuşuyor, onun için kelimeler konuştuğu gibi yazıldı.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
16.04.1997 - Arafat Duası
26.05.202626 dk 16 sn
13.11 1995 - Mehmed Zahid Kotku Kabri Başında Dua
26.07.202512 dk 48 sn
28.05.1999 - Fatih Sultan Mehmed'in Kişiliği, Fetih Ruhu
28.11.202350 dk 52 sn
02.11.2000 - Ramazanın İlk Gecesinin Fazileti, Kadir Gecesi, İftar Ettirmek
28.11.202342 dk 46 sn
00.12.2000 - Orucun Önemi, Orucu Zedeleyen Şeyler, Oruçlunun Mükafatı
28.11.202322 dk 7 sn
29.12.1999 - Kul Hakkı, Deccal, Veda Haccı
28.11.202316 dk 24 sn
29.06.1985 - Bayram Kutlamaları, Ramazan Sonrası, Şevval Orucu
28.11.202332 dk 17 sn
29.05.1987 - Ramazandan Sonraki Halimiz
28.11.202358 dk 16 sn
28.12.1999 - İtikaf
28.11.202344 dk 11 sn
27.11.2000 - Ramazan Ayının Başı, Sahur Vakti, İbadet
28.11.202318 dk 20 sn
26.05.1995 - Aşure Günü, Nafile Oruçlar
05.07.202518 dk 7 sn
26.04.1990 - Ramazandan Sonra İbadetlere Dikkat, Mümin Kardeşine Memnun Etmek, Bayram, Ariflerin Özellikleri
20.03.202629 dk 12 sn
24.03.1993 - Ramazanda Kazanılan Mükafatlar, Aileye Verilen Önem, Ramazan Sonrası İbadetler
28.11.202331 dk 39 sn
22.11.1999 - Berat Kandili
02.02.202640 dk 4 sn
21.12.2000 - İtikaf, Çocuk Yetiştirme
28.11.202315 dk 25 sn
21.01.1990 - Peygamber Efendimizin Yemin Etmesi, Bayram Namazına Gitmesi, Hutbesi, Zemzemin Faziletleri, Ailenin Önemi
28.11.202323 dk 21 sn
20.06.1985 - Bayram Namazı Öncesi, Ramazandan Sonra, Şevval Orucu, İmanın Tadı, Ramazan Bayramı
28.11.202334 dk 4 sn
19.11.1989 - Mescidden Kalkarken Okunacak Dua, Peygamber Efendimizin Bayram Namazına Ailesini Getirmesi
28.11.202326 dk 55 sn
19.06.2000 - Kuran Kıraati
28.11.202316 dk 5 sn
18.04.1997 - Kurban Bayramı, Yardımlaşma, Hac Manzaraları
26.05.202630 dk 23 sn
17.12.2000 - Gece Namazı, Ramazandan Sonra Alışkanlıkların Devam Etmesi
28.11.202337 dk 27 sn
16.05.1997 - Muharrem, Aşure Gününün Önemi, Orucun Fazileti, Muharremde Neler Yapılmalı
28.11.202323 dk 24 sn
16.05.1997 - Aşure Günü
28.11.202328 dk 32 sn
16.01.1999 - Sabah Ve İkindi Namazlarının Önemi
28.11.202322 dk 14 sn
15.12.2000 - İtikaf Fazileti
28.11.202323 dk 7 sn
15.12.1999 - Müminin Güzelliği, Hikmet, Kardeşin İhtiyacını Görmek
28.11.202339 dk
15.07.1990 - Tevhid, Namaz, Zekat
28.11.202323 dk 11 sn
14.01.1999 - Kadir Gecesi
28.11.202339 dk 46 sn
13.12.2000 - Cennet Ve Oruç
28.11.202333 dk 34 sn
11.01.1998 - Ramazandan Sonra Hali Muhafaza Etmek
28.11.202332 dk 53 sn
10.01.2001 - Güzel Ahlak Sahibi Olmak, Zikir
28.11.202323 dk 19 sn
07.12.2000 - Oruç Tutmak, İftar Ettirmek
28.11.202326 dk 29 sn
07.01.2000 - Ramazanın Son Günü
28.11.202331 dk 49 sn
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Peygamber Efendimiz
28.05.202627 dk 34 sn
05.07.1990 - Hac, Mazlumun Günahını Almak, Dürüst Olmak, Güvenilir Olmak, Sözünde Durmak
28.11.202316 dk 16 sn
05.04.1992 - Ramazandan Sonra, Ramazanın Mükafatı, Sünneti Seniyye
28.11.202340 dk 41 sn
05.04.1992 - Ramazandan Sonra, Ramazanın Mükafatı, Sünneti Seniyye, Ahmet Ziyaüddin Gümüşhanevi
28.11.202356 dk 20 sn
05.02.1992 - Güzel Ahlakın Önemi
28.11.202315 dk 26 sn
05.01.1998 - Ramazanda Takva Sahibi Olmak
28.11.202321 dk 56 sn
04.00.0000 - Allahın Seveceği Kullar
28.11.202343 dk 30 sn
03.12.2000 - Orucun Mükafatı, Oruç Adabı
28.11.202324 dk 7 sn
00.12.2000 - İftarı Suyla Açmak, Sahura Kalmak, Yalan Yere Yemin, Gıybet
28.11.202322 dk 34 sn
00.12.2000 - Cennetin Ramazan Ayında Süslenmesi
28.11.202335 dk 4 sn
00.00.2000 - Ramazanda Sahura Kalkmak, Hilalin Görünmesi
28.11.202314 dk 3 sn
00.00.2000 - Ramazan, İftar Ettirmek
28.11.202342 dk 4 sn
00.00.2000 - İftar Ettirmek, Oruçlunun Yanında Yemek
28.11.202316 dk 5 sn
00.00.1999 - Ramazan, Orucun Faydaları
28.11.202322 dk 2 sn
00.00.1999 - Güzel Ahlak, Münafığın Alametleri
28.11.202322 dk 13 sn
00.00.0000 - İyi Ve Kötü Huy, Toplum Ahlakı, Kullara İyilik, Kullara Kötülük
28.11.202328 dk 16 sn
26.12.2000 Ramazandan Sonrası, Allahın Adını Anarak Birşey İstemek, Münafığa Efendi Demek, İyilik
20.04.202324 dk 8 sn
27.07.1996 Peygamber Efendimizin Soyu, Peygamber Özellikleri
03.09.202547 dk 7 sn
Mahmud Esad Coşan Hocaefendinin Çeşitli Sohbetlerinden Mehmed Zahid Kotku
18.09.202029 dk 19 sn
25.10.1995 - M. Zahid Kotku Hocaefendinin Hayatı
04.06.202057 dk 9 sn
13.11.2000 - M. Zahid Kotku Hocaefendinin Özellikleri, Şemaili, Kerametleri
18.09.202028 dk 58 sn
13.11.1999 - Hak Din İslam, Sünnete Uygun Müslümanlık, Tasavvuf
04.06.202044 dk 25 sn
13.11.1994 - Alimlerin Önemi
15.07.202642 dk 34 sn
13.11.1993 - M.Zahid Kotku Hocaefendi Anma Programı
04.06.202031 dk 25 sn
13.11.1992 - M.Zahid Kotku Hocaefendi ve Teslimiyet
26.07.202539 dk 41 sn
06.11.1997 - Recebin Önemi, Tevbe Etmek, Regaip Kandili
25.12.202548 dk 16 sn
06.00.0000 - Receb, Şaban, Ramazan, Regaip Kandili, Recebin İlk Günü ve Cuma Gecesi
18.02.202143 dk 2 sn
28.09.2000 - Regaip Kandili, Receb Ayının Faziletleri
18.02.202129 dk 38 sn
14.09.1999 - Recebin İlk Cuma Gecesi
18.02.202147 dk 46 sn
13.03.1986 - Recep Ayı
25.12.202533 dk 57 sn
09.01.1992 - Recep Ayının Faziletleri, Üç aylar
18.02.202134 dk 13 sn
08.12.1994 - Regaib Kandili, Recebin Önemi, İlk Cuması
18.02.202138 dk 5 sn
25.12.1996 - Berat Kandilinin Önemi, Affedilemeyenler
25.03.202131 dk 47 sn
22.11.1999 - Berat Kandili, Duhan Suresi
06.03.202340 dk 4 sn
20.11.1988 - Berat Kandili, Sevap Kazanmak
25.03.202124 dk 33 sn
14.12.1997 - Berat Kandili, Affedilecek ve Edilmeyecek Olanlar
17.03.202238 dk 9 sn
11.03.1990 - Berat Kandilinin Önemi, İhyası ve Ramazana Hazırlık
25.03.202151 dk 41 sn
10.11.2000 - Berat Kandili
25.03.202160 dk 30 sn
10.11.2000 - Berat Kandili, Allahı Zikretmek, Tevbe Etmek
25.03.202128 dk 23 sn
04.05.1985 - Berat Kandilinin Faziletleri
25.03.202138 dk 45 sn
03.12.1998 - Berat Kandilinde Duaların Kabul Oluşu
25.03.202136 dk 53 sn
00.00.1987 - Berat Kandili, Berat Kandilini İdrak Etmek
17.03.202227 dk 37 sn
31.01.1992 - Mirac Kandilinde Oruç Tutmanın Sevabı
08.03.202118 dk 50 sn
28.04.1984 - Miraçta Peygamberimizin Yaşadıkları
08.03.202152 dk 33 sn
27.05.2000 - Mirac Gecesinde Görülenler, Faiz, Namaz
08.03.202119 dk 7 sn
26.11.1997 - Mirac Hadisesi
17.02.202337 dk 53 sn
24.10.2000 - Mirac, İsra Hadisesi, Kandili İdrak Etmek
08.03.202148 dk 26 sn
19.12.1995 - Mirac Hediyeleri
15.01.202652 dk 52 sn
19.01.1993 - Mirac Kandili
08.03.202151 dk 41 sn
15.02.1981 - Peygamberimizin İsra ve Mirac, Miraçta Gördükleri
08.03.202122 dk 2 sn
06.04.1986 - Mirac Kandilinin Önemi, İsra Hadisesi, Oruç ve Nefis Terbiyesi
06.02.202433 dk 50 sn
30.09.1990 - Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
26.09.202339 dk 52 sn
29.08.1993 - Peygamber Efendimiz, Mevlid Kandili
04.06.202035 dk 13 sn
19.09.1991 - Mevlid Kandili, Peygamberimizin Dünyaya Teşrifi
24.08.202637 dk 43 sn
15.07.1997 - Mevlid Kandili, Mekke
04.06.202058 dk 16 sn
14.11.1986 - Mevlid Kandili, Peygamberimizin Hadis Yolu Oluşu
04.06.202043 dk 32 sn
14.06.2000 - Mevlid Kandili
04.06.202018 dk 16 sn
10.10.1989 - Peygamber Sevgisi, Sünnete Uymak
04.06.202063 dk 22 sn
08.08.1995 - Mevlid Kandili
24.08.202642 dk 22 sn
25.01.1998 - Kadir Gecesi
04.06.202030 dk 36 sn
23.12.2000 - Kadir Gecesinin Önemi, Kuran-ı Kerim
04.06.202034 dk 23 sn
20.03.1993 - Kadir Gecesinin ve Ramazanın Önemi, Rahmetten Ümit Kesmemek
04.06.202041 dk 26 sn
15.06.1985 - Kadir Gecesi, Halis Niyet
04.06.202038 dk 20 sn
15.02.1996 - Kadir Gecesinin Ramazanın 27.Günü Olması
04.06.202028 dk 10 sn
14.01.1999 - Kadir Gecesinin İhyası
04.06.202040 dk 20 sn
07.07.1983 - Dua
04.06.202032 dk 20 sn
03.01.2000 - Kadir Gecesi
04.06.202050 dk 56 sn
29.05.1998 - Fetih
04.06.202050 dk 51 sn
29.05.1995 - Fatih ve Fetih Ruhu
04.06.202037 dk 2 sn
29.05.1990 - Vatan, Fatih ve Fetih
04.06.202045 dk 19 sn
28.05.1999 - Fatih Sultan Mehmet'in Çevresi,Fetih Ruhu
04.06.202047 dk 17 sn
29.05.1987 - Ramazan Bayramı, Takva, İman, Ramazandan Sonraki Halimiz
04.06.202033 dk 52 sn
21.01.1990 - Zemzemin Taşınması, Peygamber Efendimizin Özellikleri
04.06.202023 dk 21 sn
20.06.1985 - Bayram Kutlamaları, Ramazandaki Sevaplar, Ramazan Sonrası, Şevval Orucu
10.04.202431 dk 38 sn
09.02.1997 - Bayram Tebriği, Sadaka Vermek, Şevval Oruçları, Bayram Sonrası
31.03.202528 dk 16 sn
08.01.2000 - Bayram Tebriği, Bayramdan Sonra Oruç Tutmak
21.03.202621 dk 7 sn
06.05.1990 - Bayramda Def Çalınması, Cumaya Temiz Gitmek, Peygamber Sevgisi
04.06.202028 dk 26 sn
28.04.1996 - Kurban Bayramı, Kurban Kesmenin Fazileti
27.05.202626 dk 11 sn
18.04.1997 - Kurban Bayramı, Salatu Selam, Ziyaret Etmek, Sadaka Vermek
04.06.202027 dk 57 sn
17.04.1998 - Hac Sonrası, Büyük Mescitlerde İbadet, Avrupa Ülkeleri
02.08.202036 dk 52 sn
17.03.2000 - Kurban Bayramı, Kurban Kesmenin Fazileti
07.06.202525 dk 32 sn
05.04.1998 - Kurban Bayramı, Ziyaretleşme, Hediyeleşme
28.05.202623 dk 45 sn
01.07.1990 - Arefe Günü, Arafatta Dua, Hac, Kalb Temizliği
15.06.202430 dk 29 sn
AKRA