İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

19.11.1989 - Mescidden Kalkarken Okunacak Dua, Peygamber Efendimizin Bayram Namazına Ailesini Getirmesi

19.11.1989 - Mescidden Kalkarken Okunacak Dua, Peygamber Efendimizin Bayram Namazına Ailesini Getirmesi
Özel Gün Ve Geceler

19.11.1989 - Mescidden Kalkarken Okunacak Dua, Peygamber Efendimizin Bayram Namazına Ailesini Getirmesi

28.11.2023
26 dk 55 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

El-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahûbi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.

Emmâba'd:

Fa’lemû eyyühe’l-ihvân fe-inne efdale’l-hadîsi kitâbullâh ve efdale’l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre’l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid’atün ve külle bid’atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî’n-nâr. Ve bi’s-senedi’l-muttasılı ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem:

Ennehû kâne lâ yekûmu min meclisin illâ kâl: Sübhânekallâhümme rabbî ve bi-hamdik lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbuileyk. Ve kâl: Lâ yekûlu hünne ehadün haysü yekûmu minmeclisihî illâ ğufire lehûmâ kâne minhü fî zâlike’l-meclis.

An Âişe radıyallahu teâla anhâ rivayet eylemiş ki;

Hz. Âişe-i Sıddîka validemiz radıyallahu teâlâ anhâ rivayet eylemiş ki;

“Peygamber sallallahu aleyhi ve selem; bir meclisten, bir toplantı yerinden, oturmuş olup sohbet etmiş olduğu herhangi bir mahalden kalkarken, muhakkak şöyle buyururdu:

Sübhânekallâhümme rabbî ve bi-hamdik lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk.

Mânası:

Sübhânekallâhümme.“Ey benim Rabbim! Seni her türlü noksandan tenzih ederim.”

“Her türlü noksandan münezzehsin.Her şeyin güzel. Her şeyin tam, mükemmel.Her şeyi bilirsin. Her şeyi görürsün. Her şeye kâdirsin. Rabbim, seni tenzih ederim. Sen yüceler yücesin.”

Ve bi-hamdik.“Seni överim. Sana, hamd ü senâ ederim.”Lâ ilâhe illâ ente.“Senden gayri hiçbir ilâh yok.”Estağfiruke ve etûbu ileyk.“Senden mağrifet isterim,sana yönelirim, sana tevbe ederim yâ Rabbi.” derdi.

Hangi toplantıdan, hangi oturduğu meclisten, hangi yerden kalksa bu sözü söylemeden kalkmazdı, muhakkak bu duayı yapardı.

Ve kâl.“Buyururdu ki:”

Lâ yekûlu hünne ehadün haysü yekûmu min meclisihî illâ ğufira lehû mâkâne minhü fî zâlike'l-meclis.“Her kim şu benim söylediğim duaları, sözleri, meclisinden, oturduğu yerden, toplantı ettiği, arkadaşlarıyla buluşup sohbet ettiği yerden, kalkarken söylerse; muhakkak o mecliste,o oturumda, o toplantıda kendisinden sâdır olmuş hata, günah ve kusur varsa bunların hepsi mağfiret olunur, afvolunur.”

Mâlum, toplantıda bazen kalp kırıcı şeyler olabilir, bazen hatalı sözler olabilir, bazen gıybet olabilir, dedikodu olabilir,Allahu Teâlâ hazretlerinin razı gelmeyeceği işler olabilir, sözler söylenebilir. Onlara karşı bir garanti olmuş oluyor. İnsan herhangi bir yerden ayrılırken, bir toplantıdan ayrılırken bu duayı öğrenmeli ve söylemeli ki o meclisten kendisine bir vebal, bir sorumluluk, bir günah yazılmasın, hatası varsa afvolsun.

Sübhânekallâhümme rabbî ve bi-hamdik lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in itiyatlarını, âdetlerini, alışkanlıklarını okuyoruz.Efendimiz’in en göze çarpan davranışı, davranış şekilleri dua oluyor. Otururken, kalkarken, her yerde, her zaman belli ki Allahu Teâlâ hazretleri gönlünde, dilinde,aklında, hatırında, daima O’nunla ilgisi en canlı şekilde duruyor. Bu bize tabii örnek olacak bir durum. Her halimizde, her ânımızda, her işimizde bizde Allahu Teâlâ hazretlerini Peygamber Efendimiz gibi hatırımıza getirmeliyiz, hatırda tutmalıyız.

Bunun çaresi nedir?

İşte bu duaları ezberlemek,bu duaları söylemek, bu işleri yapmaktır.

Mesela bir işe başlarken besmele çekiyoruz, güzel. Ondan sonra bir yere oturduğumuz zaman, kalktığımız zaman bunu söylüyoruz, güzel. Kapıdan girerken söylüyoruz, güzel. Camiye girerken duası var,camiden çıkarken duası var. Abdest alırken duaları var. “Kim abdest alırken o duaları yaparsa abdestin hayrını, sevabını görür, nice nice faziletlere nail olur.” diye daha önce okumuştuk. Yeni bir elbise giydiği zaman onun sevabı var, yeni bir ayakkabı giydiği zaman sevabı var, duası var.

O halde bu duaları mânalarıyla beraber ezberlemeliyiz.

Bir zengin kardeşimiz, iş yerinde bir camiye devam ediyormuş. Kendisini de caminin idare heyetine yazmışlar;“Sen bizim idare heyetimize seçildin.”diye bildirmişler.İlk anda hemen reddetmiş;

“Yapamam, işim çok, bulunamam...”

Sonradan düşünmüş ki;

“Ya ben neyi reddediyorum?Allahu Teâlâ hazretlerinin ibadethânelerinden bir ibadethâneye hizmeti reddediyorum. Olur mu öyle şey?Dünya işlerinin hepsi geri kalsın, ben bu işi kabul edeyim.” demiş, tekrar “Tamam, gelin, kabul ettim.” demiş.

Kendisi anlatıyor: “Kendi çapımda küçücük bir anketçik yaptım,10 kişiye sordum.”diyor.

“Sen Allahu Ekber demenin mânasını biliyor musun?”

“On kişiden sekiz kişi bilemedi.” diyor. “Allahu Ekber ne demek, bilemedi.” diyor.

“Valla güzel mânalı bir şey ama...” demiş; o kadar, ötesini diyememiş. Güzel olduğunu bilmiş de daha ötesinde başka bilememiş.

Onun üzerine, bana da gösterdi, küçük bir cep kitabı hazırlamış.Bir imam, bir alim kardeşe vazife vermiş, hazırlatmış. Namazda söylediğimiz her şeyin okunuşunu ve mânasını-eski yazılı, aslî yazılı şeklini, eskimez yazılı şeklini...Eski diyoruz, bundan önce her yerde kullanılıyordu; okulda, şurada burada... Onun için eski diyoruz ama eskimez bu yazı, çünkü Kur’an yazısı ebediyen öyle devam edecek- yazmış. Kitabı gördüm. , yeni yazı ile okunuşunu yazmış, burasına da mânasını yazmış.Namaza gelecek bir insan; abdest almaktan namaz kılıp çıkıncaya kadar ne söylediğini bilsin diye elinden geleni yapmış.

Hoşuma gitti. Bak, iş adamlarının hâli başka oluyor. Ben iş adamlarını daha çok sevmeye başladım. Zeki, pratik insanlar oluyorlar.Hemen gördükleri bir eksikliğin tedbirini, çaresini buluyorlar. Yani hemen teşebbüse geçiyorlar. Herhalde ceplerinde para da olduğundan oluyor biraz, ama her para olan da bu işi yapamıyor, ne yapması gerektiğini bilemiyor.Bu kardeşimizi takdir ettim, prensip sahibi.

Söylediğimiz sözün mânasını bilmeliyiz. Ağzımızdan çıkanı, kulağımız duymalı.

Allahu Ekber diyoruz, ne demek? Elhamdülillah diyoruz, ne demek? Sübhanallah diyoruz, ne demek? Rabbî diyoruz, yâ Rabbi diyoruz, ne demek?

Bazı dualar ediyoruz.

Bazen halkın ezberlemiş olduğu duaları duyuyorum.“Bana köyden birisi öğretti bu duayı hocam, nasıl bu dua?” diyor, güleceğim geliyor, dudağımı ısırıyorum, zor. Öyle bozmuş ki duayı; tersine çevirmiş, allak bullak etmiş. Yalan yanlış okuyor. Olmaz.

Hattâ ta’lemü mâtekûlûn.

Mâlum, namazda insan ne söylediğini, hayramı gidecek, şerre mi gidecek,ters mâna mı çıkacak...Ters mâna çıkacak olursa namaz fâsid olur, bozulur. Okuduğu şeyde mânası terse giderse, namazda olmaz. Onun için bazıları bilmiyor.Çok hatalar ediyor, çok kayıplara uğruyorlar.

Bir şeyi mânasıyla öğrenelim.

Ben mânasını kısaca söyledim. Siz de hatırınızda tutun.

Bir şeyi daha takdir ederek, söylemek istiyorum, Allah razı olsun.

Abdülaziz [Bekkine] Hocamız Abdülaziz Hocamız,böyle benim okuduğum gibi Râmûzü’l-ehâdîs’i okur imiş. Bu kitap bizim, muntazam okunan kitabıdır. Bitince yeniden başa geçeceğiz, yine okuyacağız. Yine bitince -sağ olursak- yine okuyacağız.

Neden?

Tekrarın sevabı var.

Eskiler bunu nasıl okurlarmış?

Sayfadan Arapça’yı açarlarmış,herkes eline kitabı alırmış; hani Kur’ân-ı Kerîm mukabelesi dinliyoruz ya sabahları,elimize Kur’an’ı alıyoruz, hafız efendi okuyor, bizde oradan takip ediyoruz ya; onun gibi okurlarmış. Hızlı okurlarmış. Eee devirler değişti,köprülerin altında çok sular geçti, ne hâle geldik. Eskiden şu kitabı hiç benim böyle izah ettiğim gibi izaha lüzum kalmadan cemaat anlıyormuş.Anlıyormuş da okuyorlarmış, ellerinde kitaplar öyle devam ediyormuş.

Sonra Abdülaziz Hocaefendi Arapça’sını okuyup kısaca mânasını verip geçermiş. Onu da steno gibi gayet hızlı bir şekilde kardeşimiz, ihvanımızdan Osman Bey onu yazmış, bak kitap haline getirdi.O kadar muntazam takip etmiş, o kadar muntazam yazmış ki kitap haline geldi.

Muhterem kardeşlerim!

Güzel bir söz var, deniliyor ki;

el-İlmi saydün ve’l-kitâbetü kaydun.

İlim bir çeşit avdır. Av gibi düşünecek olursak, avlanmak gibi düşünecek olursak; bu yakaladığın avın bağlanması da yazmadır. Yoksa uçar gider. Kuşu yakaladın. Oh ne güzel, tüylü, kocaman,iri, yağlı, güzel bir keklik yakaladın. Uçar gider. Bunun bağlanması yazıyla olur.

Onun için ben diyorum ki gençlere, fakültede de söylerdim, muhtelif konuşmalarımda da söylüyorum;

Herkesin defteri olmalı, bir de küçük kalemi olmalı; hemen şöyle çekebilmeli, yazabilmeli.Yanında bir mendil bulunacak, elini yüzünü silmek için. Tarak bulunacak. Peygamber Efendimiz’in aynası var, tarağı var, misvağı var, üç.

Başka nesi var?

Sakal tarağı var, dört. Bir de gözlerine sürme çekmek için, sürmedan dediğimiz sürmeliği var.Beş şeyi yanından hiç ayırmazmış. Demek ki Peygamber Efendimiz dış şekle de önem veriyordu.Yani dış şekli de ihmal etmiyordu. Saçları, sakalları darmadağın değildi.Devamlı güzel koku kullanırdı.Güzel kokuyu çok severdi.Tîb denilen güzel koku, hangi cinsi olursa; gül yağı mı olur, artık şebboy mu olur, karanfil mi olur, hangisini isterse insan, sürsün.Efendimiz güzel kokuyu çok severdi ve sürünürdü.“Sizin dünyanızdan bana sevdirilen şeylerden biri” diye sıraladığı şeylerden birisi de güzel koku idi.

Demek ki yanımızda, bu devirde bir de ne bulunacak?

Kâğıt ve kalem. Küçük bir defter,ciltli olursa iyi olur. Cildin başına 1 yazarsınız, dolduğu zaman onu koyarsınız; ikinci defteri alırsınız,2 yazarsınız. Bakalım ömrünüzün sonuna kadar kaç tane defter böyle güzel şeylerle dolacak...

Bir hatıra daha nakledeyim.

Raif Bey diye birisi vardı,belediyede müfettiş idi, yüksek bir mevkii vardı. Ama her cuma İtfaiye camiinde -İtfaiye Teşkilatının camiinde- fahrî olarak, Allah rızası için vaaz verirdi. Her şeyini yazmış mübarek. Kaç tane hatim indirmişse kayda geçirmiş. Diyelim ki ömrü boyunca -rakamı hatırımda kalmadı- şu kadar bin Kur’an hatmi yapmış, belli. Kaç tanelâ ilâhe illallah demişse onu hesaba geçirmiş,“Şu kadar milyon lâ ilâhe illallah’ım var.” diye. Ne kadar kelime-i tevhid, ne kadar lafza-i celal, ne kadar sübhanallah; her şeyi belli.

Bir başka arkadaşımız, memuriyete girdiği andan şu ana kadar 30 senelik hizmetinde her maaşını yazmış.Yani ne titiz insanlar var...

Güzel.Bu titizlik, bu intizam çok güzel, gayet iyi. İnsanın ne yaptığını bilmesi çok iyi. O bakımdan bu duaları yazalım, ezberleyelim.

Peygamber Efendimiz’in zamanında o mübareklerin, dikkatleri ne kadar yüksekmiş;Peygamber Efendimiz’i başlarının üstüne kuş konulmuş gibi kıpırdamadan dinlerlermiş.Hani omzuna veya başına bir kuş konsa, kıpırdasa uçacak,aman uçmasın diye nefesi kesilmiş bir vaziyette dinler gibi Peygamber Efendimiz’i öyle dinlerlermiş. Şıp diye hatırlarına alırlarmış; “Efendimiz şöyle buyurdu.” tıkır tıkır, tıkır tıkır kelimeleri söyleyebiliyor.

Biz bu dinleme hafızamızı, dinleyip de hafızamıza yerleştirme melekemizi çok geliştirmemişiz.

Bizim bir ordinaryüs profesörümüz vardı, Edebiyat Fakültesi’nde; hiç önüne defter kitap almadan geçerdi kürsüye, saatlerce ders anlatırdı. İsimler hepsi ezberindeydi, tarihler hepsi ezberindeydi. Derya gibi adamdı.

“Çocuklar” derdi, “bu hafızanızı kullanın, kullandıkça gelişir.” derdi.

Pazu gibidir.İnsan pazusunu kullandıkça...

Nasıl demircinin pazusuyla başa çıkabilir misin?

Ömrü boyunca, boyuna örsün üzerine balyoz indiriyor.İşte onun gibi.

Onun için dikkat ederseniz hafız kardeşlarimizin,  hafızası daha kuvvetli. Bu kadar Kur’ân-ı Kerîm’i ezberlemiş,hafızası yükselmiş. Merak etme, en zeki insanlar tüm hafızasının, tüm beyninin dokuzda birini, sekizde birini kullanıyormuş.Yani geriye dokuzda sekizi kalıyor. İnsan yükleyebildiği kadar,çalışabildiği kadar çalışabilir.

Yanımızda deftersiz gezmeyelim.Küçük zarif bir kalem, küçük zarif bir defter; böyle güzel her şeyi yazalım.

Bazı arkadaşlar var... Benim talebelerimden bir tanesi var,bayağı şimdi meşhur bir yazar oldu. Dikkat ediyorum, prensipleri gayet iyi. Yanında defter, hemen hoşuna giden birşey oldu mu defteri açıyor, “Hocam bir dakika, müsaade” tık tık tık hemen kaydediyor onu. Unutulur,“Ne demişti?” diye insan biraz sonra hatırlamaya çalışır, unutulur. Bu ilmi yakalamak için, yakalayıp bağlamak lazım.Bağlanması yazıyla oluyor. O bakımdan hepimizin defterimiz olursa, kalemimiz olursa her halde epeyce kâr ederiz. Bundan sonraki ömrümüzde onun faydasını görürüz.

كَانَ لاَ يَكادُ يَدَعُ أَحَداً مِنْ أَهْلِهِ فِي يَوْمِ عِيدٍ إِلا أَخْرَجَهُ

Kâne lâ yekâdu yedeu ehaden min ehlihî  fî yevmi îdin illâ ahracehû.

Câbir radıyallahu anh’ten İbn Asâkir rahmetullahi aleyh rivayet etmiş.

“Peygamber Efendimiz neredeyse ailesinden bayram günü hiç kimse komazdı, hepsini bayram namazına getirirdi.”

Şimdi demek ki bu memlekette o yapılmadığına göre,biraz Peygamber Efendimiz’in yaptığı gibi yapmayı düşünebiliriz. Ben şaşırdım ilk önce; bir bayram nasip oldu bana Kâbe-i Müşerrefe’nin olduğu Mescid-i Haram’da; baktım herkes güzel, çocuklarını giydirmişler; kız çocukları, erkek çocukları, hanımlar, beyler, hepsi birden camiye –yani Mescid-i Haram’a, Kâbe’nin çevresinde olan o büyük yere- ailece geldiler.Ben de biraz “Ya hanımları getirmesinler,bizde bayram namazında âdet değildir hanımları getirmek.”diye yadırgadım.Şimdi karşımıza çıkıyor.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve selem ailesinden kim varsa, hepsini bayrama çıkartırmış. Sevabı var diye, sevinç günü diye bayram namazına getirir, çıkartırmış.

Muterem kardeşlerim!

Bir eksiklik olarak, bizim camilerimizde kadınlara yönelik hizmetlerin çok zayıf olduğunu görüyorum.

Geçenlerde, Süleymaniye camisine gittim. Halinden, tavrından, kıyafetinden bizim üniversiteli hanım kızlardan birisi olduğu anlaşılıyor. Kollarını sıvamış kızcağız, erkeklerin sırasında -hani kapının girişinde sağ tarafta 30 tane,40 tane çeşme var ya, orada-erkekler gibi abdest alıyor. İşin farkında değil. Kızcağız kadınların bilekten yukarısının nâmahrem olduğunu bilmiyor.Erkekler gibi soyunmuş, kollarını sıvamış, orada abdest alıyor. Din ilmi çok zayıflamış.Yani dindar, kızcağız camiye geliyor, namaz kılacak ama orada erkeklerin sırasına girmiş,erkekler gibi...Güldüm ve şaşırdım, bir taraftan da üzüldüm.

Süleymaniye gibi büyük bir cami...Süleymaniye bir sitedir, sadece cami değildir.Cami bu sitenin küçük bir parçasıdır.Süleymaniye camiinin alt tarafı vardır, arka tarafı vardır, yan tarafı vardır, ön tarafı vardır; her tarafı Süleymaniye camisi sitesinin, birer parçasıdır.Medreseler vardır, hepsi yağmalanmış.Bir zamanlar Çingenelerin ikametgâhı halindeydi, ben biliyorum.Metruktu. Sultanahmet camii de öyleydi.

Biz muhterem kardeşlerim, o kadar kötü bir nesiliz, öyle kötü torunlarız ki dedelerimiz mezardan çıksa sanıyorum sorumluları sopayla kovalar,elde sopa, aksakalıyla kovalar.

Neden?

Camileri koruyamamışız.Medreseleri koruyamamışız.Tarihî eserleri koruyamamışız.Kabirleri koruyamamışız. Kabirlere bile tecavüz etmişiz.

Karacaahmet’in yanından geçtim.Karacaahmet İstanbul’un yüz akıdır.

Allah Allah,Karacaahmet nasıl yüz akı oluyor?

Bir sürü selvi vardır, bir sürü yeşillik vardır; hem manzara vardır orada hem temiz hava vardır.İyi bir orası kalmış. İyi ki oradaki kabirdekileri rahatsız etmemişler. Onları da kazıyıp, kürüyüp da oraları da iyi ki apartman yapmamışlar.

Şu İstanbul’da biz eğer kabirleri muhafaza etseydik, İstanbul cennet gibi yemyeşil bir şehir olurdu.Kabirleri kaldırmışız, mescitleri yıkmışız, duvarlarına tecavüz etmişiz, içine ev yapmışız, gecekondu yapmışız.Her taraf berbat...

Edirnekapı’da Ahmed kâmiltekkesi var,ön tarafında bir cami harabesi var; harabe, yıkılmış.Bakmamışız,dedelerin yapıp, bize emanet bıraktığı şeyleri koruyamamışız.

Allah affetsin, bizim kusurumuz varsa.Bizden öncekiler yapmış gibi görünüyor ama bizde bu harabe olanları, yeniden kurtarma çalışması yapmalıyız.

Bir tanesini hatırlıyorum.

Uzun Çarşı denilen,çantacılar çarşısından Rüstem Paşa Camii’ne doğru giderken sağ tarafta bir girinti içinde, sokak içinde idi. Handı.Fatih Sultan Mehmed zamanında yapılmış cami handı, bir Ermeni’nin mülküydü. Ermeni getirmiş, mihrabın olduğu yere, hanın yüznumarasını yapmış.Bak şuuruna... Neyse bizim vicdanlı müslümanlardan bir-iki tanesi bu işin farkına varmış da, para toplamışlar,tarihî eserdir diye orayı istimlak ettirmiş.Şimdi cami olarak hizmet görüyor. Yazıklar olsun onu, Ermeniye satana!Yazıklar olsun orada mihrab yerine yüznumara yaptırana!

Böyle yerler hâlâ çok.Ayvansaray’da sahabe kabri var,caminin duvarları kalmış, orta yerine ayyaşın birisi getirmiş, bir gecekondu koymuş. Mahalle sakinleri diyor ki;

“Ayyaş olmasa yüreğimiz o kadar yanmayacak. Hem caminin içine ,gecekondu kurdu...”

Şimdi şu caminin,Allah saklasın, kubbelerini yok farzedin,duvarları yıkılmış farz edin.Kapısında kitâbesi var,cami olduğu belli ama duvarları yıkılmış, burası açık alan gibi. Sizin oturduğunuz yere birisi gecekondu yapmış.Akşamları da demleniyor orada

Yüreğiniz dayanır mı?

Dayanmıyor.

Ama cami orada hâlâ o durumda!Hâlâ Ayvansaray’da o durumda cami...

Hâlâ Ahmed kâmil tekkesinin karşısında mescit var.Mescidin izleri var, hâlâ duruyor.

Bir zamanlar öyle zalim,öyle hain, öyle kâfir insanlar idareci olarak bulunmuş ki... Mimar Sinan’ın Edirne’de,Selimiye camisi burada, Selimiye camisine bakan bir gerideki tepede onun yaptırdığı bir başka cami var.O hain, zalim vali kazmayla yıkamamış bu ikinci küçük mescidi,dinamit koymuş,dinamit patlattırmış, kubbeyi aşağıya çökertmişler.Duvarları çatlamış, karpuz gibi ayrılmış. Onu gördük. Gittik, o zaman ki Vakıflar Genel Müdürü olan kardeşimiz, Allah razı olsun, bizim kardeşimizdi, oraya tahsisat ayırdı,temele kadar duvarları yıkıldı, yeniden eski haline göre restore edilip cami yeniden yapıldı. Muhterem kardeşlerim! Yani yapılmışı kazmayla yıkamayınca, dinamitle yıkmışlar bir ara...

Düzce’de meşhur bir alimin köyüne gittik.“Okuduğumuz kitaplarda ‘Burada cami vardı, caminin yanında bir de medrese vardı.’ diyorlardı, hani medresesi?” dedik.

“Tamam hocam” dedi yaşlılar,“burada medrese vardı, yıkıldı.” dediler.

Medrese, mektep demek.Mektep yıkılır mı?

Bir zamanlar -güzel bir müessese iken- talebe yetiştirmiş.

Medreseleri yıkmışız. Mektepleri yıkmışız.Camileri yıkmışız. Vakıfları yağmalamışız.

Yani dedelerimizin eserlerini korumasını bilmiyoruz.

Bursa’nın eski valisi,eski müftüsünü çağırmış. Demiş ki;

“İçinde cemaat olmayan, namaz kılınmayan camilerinbir listesi isteniyor, çıkart müftü efendi, getir.”

Müftü efendi bakmış,müezzini olmayan, imamı olmayan,kapısı kapalı kaç tane cami varsa bir uzun liste yapmış,valiye getirmiş. Vali şöyle listeye bakmış, sayfasını çevirmiş, bakmış;

“Çok da uzun bir liste yapmışsın be hocaefendi...”demiş.

Hoca efendinin aklı o zaman başına gelmiş, yüreği cız etmiş, yanmış. Onların hepsi sonra yıkılmış.Yani ihtiyaç fazlası diye yıkılmış.

Muhterem kardeşlerim.

Tarihî eserlere, ecdat yâdigarına hürmet edelim.Kabristanlar da tarihî eserdir. Onların da,orada yatan kimseler oranın sahipleridir, onlar davacı olurlar. Bir çeşme vakfedildi mi, herhangi bir eser vakfedildi mi onu değiştirene Allah lanet eder.Vakfedilen şeyi, vakfedenin şartına göre idare etmek mecburiyeti vardır.

Meseleyi [şuradan] açtık:

Peygamber Efendimiz bayram namazına, ailesinin tüm fertlerini götürüyordu.Mescid-i Nebevî'nin kadınlar kısmı vardı, oraya götürüyordu. Şimdi bizim camilerimizde kadınlar kısmı eksikliği var.

“Hocam çok güzel bir cami yaptık, gel gör mimarisini...”

Hemen soruyorum;

“Kadınlar kısmı var mı?”

“İşte hocam üst kat var...” bilmem ne.

Öyle uydurmaca şeye, benim içim tatmin olmuyor.

Üst kat ama nereden giriyor? Girişi serbest mi? Kadınlar rahatça girip çıkabilir mi?Kadınların abdest alacağı yer var mı,abdest tazeleyeceği yer var mı?

Yok. O zaman yok sayılır. O bakımdan, büyük bir eksiklik.

Eskiler bunu nasıl düşünmüşler anlayamıyorum, bilemiyorum.Bazı camilerde böyle kafesli kısımlar var arka taraflarda,tam ihmal edilmemiş ama... Biraz da...Camiye bayram namazında hiç hanım götürmeyiz,hanımlar evde durur.

Ama Peygamber Efendimiz ne yaparmış?

Ailesinden hiç kimseyi bırakmazmış,götürürmüş.

Demek ki bizde sünnet-i seniyyeden farklı bir tatbikat var.Değiştirmemiz lazım.Her halimizi sünnete uydurmamız lazım.

Allahu Teâlâ hazretleri hepinizden razı olsun.

Fâtiha-ı şerîfe mea’l-Besmele.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
16.04.1997 - Arafat Duası
26.05.202626 dk 16 sn
13.11 1995 - Mehmed Zahid Kotku Kabri Başında Dua
26.07.202512 dk 48 sn
28.05.1999 - Fatih Sultan Mehmed'in Kişiliği, Fetih Ruhu
28.11.202350 dk 52 sn
02.11.2000 - Ramazanın İlk Gecesinin Fazileti, Kadir Gecesi, İftar Ettirmek
28.11.202342 dk 46 sn
00.12.2000 - Orucun Önemi, Orucu Zedeleyen Şeyler, Oruçlunun Mükafatı
28.11.202322 dk 7 sn
29.12.1999 - Kul Hakkı, Deccal, Veda Haccı
28.11.202316 dk 24 sn
29.06.1985 - Bayram Kutlamaları, Ramazan Sonrası, Şevval Orucu
28.11.202332 dk 17 sn
29.05.1987 - Ramazandan Sonraki Halimiz
28.11.202358 dk 16 sn
28.12.1999 - İtikaf
28.11.202344 dk 11 sn
27.11.2000 - Ramazan Ayının Başı, Sahur Vakti, İbadet
28.11.202318 dk 20 sn
26.05.1995 - Aşure Günü, Nafile Oruçlar
05.07.202518 dk 7 sn
26.04.1990 - Ramazandan Sonra İbadetlere Dikkat, Mümin Kardeşine Memnun Etmek, Bayram, Ariflerin Özellikleri
20.03.202629 dk 12 sn
24.03.1993 - Ramazanda Kazanılan Mükafatlar, Aileye Verilen Önem, Ramazan Sonrası İbadetler
28.11.202331 dk 39 sn
22.11.1999 - Berat Kandili
02.02.202640 dk 4 sn
21.12.2000 - İtikaf, Çocuk Yetiştirme
28.11.202315 dk 25 sn
21.01.1990 - Peygamber Efendimizin Yemin Etmesi, Bayram Namazına Gitmesi, Hutbesi, Zemzemin Faziletleri, Ailenin Önemi
28.11.202323 dk 21 sn
20.06.1985 - Bayram Namazı Öncesi, Ramazandan Sonra, Şevval Orucu, İmanın Tadı, Ramazan Bayramı
28.11.202334 dk 4 sn
19.06.2000 - Kuran Kıraati
28.11.202316 dk 5 sn
18.04.1997 - Kurban Bayramı, Yardımlaşma, Hac Manzaraları
26.05.202630 dk 23 sn
17.12.2000 - Gece Namazı, Ramazandan Sonra Alışkanlıkların Devam Etmesi
28.11.202337 dk 27 sn
16.05.1997 - Muharrem, Aşure Gününün Önemi, Orucun Fazileti, Muharremde Neler Yapılmalı
28.11.202323 dk 24 sn
16.05.1997 - Aşure Günü
28.11.202328 dk 32 sn
16.01.1999 - Sabah Ve İkindi Namazlarının Önemi
28.11.202322 dk 14 sn
15.12.2000 - İtikaf Fazileti
28.11.202323 dk 7 sn
15.12.1999 - Müminin Güzelliği, Hikmet, Kardeşin İhtiyacını Görmek
28.11.202339 dk
15.07.1990 - Tevhid, Namaz, Zekat
28.11.202323 dk 11 sn
14.01.1999 - Kadir Gecesi
28.11.202339 dk 46 sn
13.12.2000 - Cennet Ve Oruç
28.11.202333 dk 34 sn
13.01.1999 - İslamda Kardeşlik
28.11.202335 dk 30 sn
11.01.1998 - Ramazandan Sonra Hali Muhafaza Etmek
28.11.202332 dk 53 sn
10.01.2001 - Güzel Ahlak Sahibi Olmak, Zikir
28.11.202323 dk 19 sn
07.12.2000 - Oruç Tutmak, İftar Ettirmek
28.11.202326 dk 29 sn
07.01.2000 - Ramazanın Son Günü
28.11.202331 dk 49 sn
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Peygamber Efendimiz
28.05.202627 dk 34 sn
05.07.1990 - Hac, Mazlumun Günahını Almak, Dürüst Olmak, Güvenilir Olmak, Sözünde Durmak
28.11.202316 dk 16 sn
05.04.1992 - Ramazandan Sonra, Ramazanın Mükafatı, Sünneti Seniyye
28.11.202340 dk 41 sn
05.04.1992 - Ramazandan Sonra, Ramazanın Mükafatı, Sünneti Seniyye, Ahmet Ziyaüddin Gümüşhanevi
28.11.202356 dk 20 sn
05.02.1992 - Güzel Ahlakın Önemi
28.11.202315 dk 26 sn
05.01.1998 - Ramazanda Takva Sahibi Olmak
28.11.202321 dk 56 sn
04.00.0000 - Allahın Seveceği Kullar
28.11.202343 dk 30 sn
03.12.2000 - Orucun Mükafatı, Oruç Adabı
28.11.202324 dk 7 sn
00.12.2000 - İftarı Suyla Açmak, Sahura Kalmak, Yalan Yere Yemin, Gıybet
28.11.202322 dk 34 sn
00.12.2000 - Cennetin Ramazan Ayında Süslenmesi
28.11.202335 dk 4 sn
00.00.2000 - Ramazanda Sahura Kalkmak, Hilalin Görünmesi
28.11.202314 dk 3 sn
00.00.2000 - Ramazan, İftar Ettirmek
28.11.202342 dk 4 sn
00.00.2000 - İftar Ettirmek, Oruçlunun Yanında Yemek
28.11.202316 dk 5 sn
00.00.1999 - Ramazan, Orucun Faydaları
28.11.202322 dk 2 sn
00.00.1999 - Güzel Ahlak, Münafığın Alametleri
28.11.202322 dk 13 sn
00.00.0000 - İyi Ve Kötü Huy, Toplum Ahlakı, Kullara İyilik, Kullara Kötülük
28.11.202328 dk 16 sn
26.12.2000 Ramazandan Sonrası, Allahın Adını Anarak Birşey İstemek, Münafığa Efendi Demek, İyilik
20.04.202324 dk 8 sn
27.07.1996 Peygamber Efendimizin Soyu, Peygamber Özellikleri
03.09.202547 dk 7 sn
Mahmud Esad Coşan Hocaefendinin Çeşitli Sohbetlerinden Mehmed Zahid Kotku
18.09.202029 dk 19 sn
25.10.1995 - M. Zahid Kotku Hocaefendinin Hayatı
04.06.202057 dk 9 sn
13.11.2000 - M. Zahid Kotku Hocaefendinin Özellikleri, Şemaili, Kerametleri
18.09.202028 dk 58 sn
13.11.1999 - Hak Din İslam, Sünnete Uygun Müslümanlık, Tasavvuf
04.06.202044 dk 25 sn
13.11.1994 - Alimlerin Önemi
15.07.202642 dk 34 sn
13.11.1993 - M.Zahid Kotku Hocaefendi Anma Programı
04.06.202031 dk 25 sn
13.11.1992 - M.Zahid Kotku Hocaefendi ve Teslimiyet
26.07.202539 dk 41 sn
06.11.1997 - Recebin Önemi, Tevbe Etmek, Regaip Kandili
25.12.202548 dk 16 sn
06.00.0000 - Receb, Şaban, Ramazan, Regaip Kandili, Recebin İlk Günü ve Cuma Gecesi
18.02.202143 dk 2 sn
28.09.2000 - Regaip Kandili, Receb Ayının Faziletleri
18.02.202129 dk 38 sn
14.09.1999 - Recebin İlk Cuma Gecesi
18.02.202147 dk 46 sn
13.03.1986 - Recep Ayı
25.12.202533 dk 57 sn
09.01.1992 - Recep Ayının Faziletleri, Üç aylar
18.02.202134 dk 13 sn
08.12.1994 - Regaib Kandili, Recebin Önemi, İlk Cuması
18.02.202138 dk 5 sn
25.12.1996 - Berat Kandilinin Önemi, Affedilemeyenler
25.03.202131 dk 47 sn
22.11.1999 - Berat Kandili, Duhan Suresi
06.03.202340 dk 4 sn
20.11.1988 - Berat Kandili, Sevap Kazanmak
25.03.202124 dk 33 sn
14.12.1997 - Berat Kandili, Affedilecek ve Edilmeyecek Olanlar
17.03.202238 dk 9 sn
11.03.1990 - Berat Kandilinin Önemi, İhyası ve Ramazana Hazırlık
25.03.202151 dk 41 sn
10.11.2000 - Berat Kandili
25.03.202160 dk 30 sn
10.11.2000 - Berat Kandili, Allahı Zikretmek, Tevbe Etmek
25.03.202128 dk 23 sn
04.05.1985 - Berat Kandilinin Faziletleri
25.03.202138 dk 45 sn
03.12.1998 - Berat Kandilinde Duaların Kabul Oluşu
25.03.202136 dk 53 sn
00.00.1987 - Berat Kandili, Berat Kandilini İdrak Etmek
17.03.202227 dk 37 sn
31.01.1992 - Mirac Kandilinde Oruç Tutmanın Sevabı
08.03.202118 dk 50 sn
28.04.1984 - Miraçta Peygamberimizin Yaşadıkları
08.03.202152 dk 33 sn
27.05.2000 - Mirac Gecesinde Görülenler, Faiz, Namaz
08.03.202119 dk 7 sn
26.11.1997 - Mirac Hadisesi
17.02.202337 dk 53 sn
24.10.2000 - Mirac, İsra Hadisesi, Kandili İdrak Etmek
08.03.202148 dk 26 sn
19.12.1995 - Mirac Hediyeleri
15.01.202652 dk 52 sn
19.01.1993 - Mirac Kandili
08.03.202151 dk 41 sn
15.02.1981 - Peygamberimizin İsra ve Mirac, Miraçta Gördükleri
08.03.202122 dk 2 sn
06.04.1986 - Mirac Kandilinin Önemi, İsra Hadisesi, Oruç ve Nefis Terbiyesi
06.02.202433 dk 50 sn
30.09.1990 - Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
26.09.202339 dk 52 sn
29.08.1993 - Peygamber Efendimiz, Mevlid Kandili
04.06.202035 dk 13 sn
19.09.1991 - Mevlid Kandili, Peygamberimizin Dünyaya Teşrifi
24.08.202637 dk 43 sn
15.07.1997 - Mevlid Kandili, Mekke
04.06.202058 dk 16 sn
14.11.1986 - Mevlid Kandili, Peygamberimizin Hadis Yolu Oluşu
04.06.202043 dk 32 sn
14.06.2000 - Mevlid Kandili
04.06.202018 dk 16 sn
10.10.1989 - Peygamber Sevgisi, Sünnete Uymak
04.06.202063 dk 22 sn
08.08.1995 - Mevlid Kandili
24.08.202642 dk 22 sn
25.01.1998 - Kadir Gecesi
04.06.202030 dk 36 sn
23.12.2000 - Kadir Gecesinin Önemi, Kuran-ı Kerim
04.06.202034 dk 23 sn
20.03.1993 - Kadir Gecesinin ve Ramazanın Önemi, Rahmetten Ümit Kesmemek
04.06.202041 dk 26 sn
15.06.1985 - Kadir Gecesi, Halis Niyet
04.06.202038 dk 20 sn
15.02.1996 - Kadir Gecesinin Ramazanın 27.Günü Olması
04.06.202028 dk 10 sn
14.01.1999 - Kadir Gecesinin İhyası
04.06.202040 dk 20 sn
07.07.1983 - Dua
04.06.202032 dk 20 sn
03.01.2000 - Kadir Gecesi
04.06.202050 dk 56 sn
29.05.1998 - Fetih
04.06.202050 dk 51 sn
29.05.1995 - Fatih ve Fetih Ruhu
04.06.202037 dk 2 sn
29.05.1990 - Vatan, Fatih ve Fetih
04.06.202045 dk 19 sn
28.05.1999 - Fatih Sultan Mehmet'in Çevresi,Fetih Ruhu
04.06.202047 dk 17 sn
29.05.1987 - Ramazan Bayramı, Takva, İman, Ramazandan Sonraki Halimiz
04.06.202033 dk 52 sn
21.01.1990 - Zemzemin Taşınması, Peygamber Efendimizin Özellikleri
04.06.202023 dk 21 sn
20.06.1985 - Bayram Kutlamaları, Ramazandaki Sevaplar, Ramazan Sonrası, Şevval Orucu
10.04.202431 dk 38 sn
09.02.1997 - Bayram Tebriği, Sadaka Vermek, Şevval Oruçları, Bayram Sonrası
31.03.202528 dk 16 sn
08.01.2000 - Bayram Tebriği, Bayramdan Sonra Oruç Tutmak
21.03.202621 dk 7 sn
06.05.1990 - Bayramda Def Çalınması, Cumaya Temiz Gitmek, Peygamber Sevgisi
04.06.202028 dk 26 sn
28.04.1996 - Kurban Bayramı, Kurban Kesmenin Fazileti
27.05.202626 dk 11 sn
18.04.1997 - Kurban Bayramı, Salatu Selam, Ziyaret Etmek, Sadaka Vermek
04.06.202027 dk 57 sn
17.04.1998 - Hac Sonrası, Büyük Mescitlerde İbadet, Avrupa Ülkeleri
02.08.202036 dk 52 sn
17.03.2000 - Kurban Bayramı, Kurban Kesmenin Fazileti
07.06.202525 dk 32 sn
05.04.1998 - Kurban Bayramı, Ziyaretleşme, Hediyeleşme
28.05.202623 dk 45 sn
01.07.1990 - Arefe Günü, Arafatta Dua, Hac, Kalb Temizliği
15.06.202430 dk 29 sn
AKRA